Aile Hukuku

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu · Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu
Yayın: 13 Aralık 2016 · Son güncelleme: 1 Kasım 2026 · 16 dk okuma
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası

Türk Medeni Kanunu’nun 165. maddesine göre eşlerden biri akıl hastası olur ve bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi koşuluyla diğer eş boşanma davası açabilir. Bu sebep, hasta eşin kusuruna dayanmaz; kanun, iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalık karşısında sağlıklı eşi evliliği sürdürmeye zorlamamayı amaçlar.

Her akıl hastalığı boşanma için yeterli değildir. Hastalığın derecesi, iyileşme ihtimali ve evlilik birliğinin sürdürülemezliği ayrı ayrı ortaya konmalıdır. Bu yazının konusu, evlilik sırasında ortaya çıkan ya da ağırlaşan akıl hastalığına dayalı boşanmadır. Evlenmeye engel olan akıl hastalığı ise evliliğin iptali konusudur ve aşağıda yalnızca karşılaştırma amacıyla kısaca ele alınmıştır.

Kısaca
Dayanak nedir?
TMK m. 165. Hastalık, ortak hayatı diğer eş için çekilmez kılmalı ve geçmesine olanak bulunmamalıdır.
Hangi rapor gerekir?
Resmi sağlık kurulu raporu. Özel hekim raporu tek başına yetmez.
Süre var mı?
Hayır. Şartlar devam ettiği sürece dava her zaman açılabilir.
Hasta eş davada nasıl temsil edilir?
Dava ehliyeti yoksa vesayet makamına bildirilir ve atanan vasi davaya katılır.

Akıl hastalığı nedir?

Akıl hastalığı; kişinin düşünce, duygu ve davranışlarını etkileyen, günlük yaşamı sürdürme yetisini zayıflatan psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Uygulamada şizofreni, paranoya, ağır bipolar bozukluk, ağır obsesif kompulsif bozukluk ve demans gibi tanılar bu kapsamda değerlendirilir. Depresyon gibi rahatsızlıklar ise çoğu zaman tedaviyle kontrol altına alınabildiğinden, tek başına bu madde için yeterli görülmez.

Her akıl hastalığı, kişinin medeni haklarını kullanmasını engellemez ya da evliliği çekilmez kılmaz. Yargıtay da psikolojik sorunlara dayanan davaların TMK m. 165 kapsamına girmediğini belirtmiştir (2. HD 2015/10413 E., 2016/1525 K.). Belirleyici olan; hastalığın ağırlığı, kalıcılığı ve ortak hayata etkisidir. Tanının adı tek başına sonuç doğurmaz. Bu nedenle mahkeme, her dosyada hastalığın niteliğini uzman sağlık kurullarına inceletir.

Akıl hastalığı yaşayan bir eşle evliliği sürdürmek, çoğu zaman uzun yıllar süren bir bakım ve fedakarlık sürecidir. Kanun bu sürecin sonunda boşanma imkanı tanırken hasta eşi de korur: Dava ehliyeti, temsil ve maddi güvence konularında özel kurallar uygulanır.

Boşanma davasının şartları

TMK m. 165’teki koşulların hepsinin birlikte bulunması gerekir. Biri eksikse dava reddedilebilir.

Birinci şartAkıl hastalığının varlığıEşlerden biri, tıbben akıl hastalığı olarak nitelenen bir rahatsızlığa sahip olmalıdır.
İkinci şartOrtak hayatın çekilmezliğiHastalık yüzünden ortak hayat, davacı eş için çekilmez hale gelmiş olmalıdır.
Üçüncü şartİyileşmezlikHastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmelidir.
UygulamadaEvlilik içinde ortaya çıkmaHastalığın evlilik sırasında ortaya çıkmış ya da ağırlaşmış olması beklenir; önceden bilinen hastalıkta dava zorlaşır.

Hastalığın evlilik sırasında ortaya çıkması

Uygulamada TMK m. 165, evlilik sırasında ortaya çıkan hastalıklar için kullanılır. Hastalık evlenmeden önce de var idiyse ve diğer eş bunu bilerek evlendiyse, aynı hastalığa dayanılarak açılan davanın kabul edilme ihtimali düşüktür. Hastalık evlilikten önce var olduğu halde eş bunu sonradan öğrenmişse ya da hastalık evlilik içinde ağırlaşmışsa, iki yol gündeme gelir: evliliğin iptali (butlan) davası veya boşanma davası. Hangi yolun seçileceği, sürelere ve somut olaya göre belirlenir.

Ortak hayatın çekilmez hale gelmesi

Akıl hastalığı mutlak bir boşanma sebebi değildir; hastalığın varlığı tek başına yetmez. Kanun, hastalığın evlilik birliğini ne ölçüde etkilediğini takdir etme yetkisini hakime bırakmıştır. Saldırgan tutumlar, şiddet eğilimi, çevreye zarar verme, eşin ve çocukların güvenliğini sürekli tehlikeye sokma, ortak hayatı sürdürmeyi imkansız kılan davranış değişiklikleri bu değerlendirmede dikkate alınır. Her olay kendi özelliklerine göre incelenir; aynı tanı bir evlilikte çekilmezlik yaratırken başka bir evlilikte yaratmayabilir.

Hastalığın geçmesinin mümkün olmaması

Mahkemenin boşanmaya karar verebilmesi için hastalığın kalıcı olduğunun, yani geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi zorunludur. Tedaviyle iyileşmesi mümkün olan bir hastalık nedeniyle bu maddeye dayanılarak boşanma kararı verilemez.

Resmi sağlık kurulu raporu

TMK m. 165 davalarında en kritik delil, resmi sağlık kurulu raporudur. Yargıtay bu rapora ilişkin şu ilkeleri yerleşik olarak uygular:

  • Raporu kim verir? Tam teşekküllü devlet veya üniversite hastanelerinin sağlık kurulları ya da Adli Tıp Kurumu. Özel hekim, özel psikiyatrist veya tek bir bilirkişi raporu yeterli değildir; bu raporlara dayanılarak verilen kararlar bozma sebebi olabilir.
  • Raporda ne yazmalı? Hastalığın tanısı ve özellikle “geçmesine olanak bulunmadığı”. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, raporda bu yönde açık bir tespit bulunmadığı hallerde yeniden rapor alınmadan verilen kararı eksik inceleme saymıştır (2014/10881 E., 2014/21734 K.).
  • Yetersiz rapor: Adli Tıp raporunda iyileşmezlik konusunda açıklama bulunmadığı bir dosyada Daire, raporu hüküm kurmaya yeterli görmemiş ve tam teşekküllü bir devlet veya üniversite hastanesinden yeni rapor alınmasını istemiştir (2018/3075 E., 2018/7120 K.).
  • Tanık yetmez: Şizofreni tanısının bulunduğu ancak raporda hastalığın geçip geçmeyeceğinin belirtilmediği bir davada Yargıtay, sonuca salt tanık beyanlarıyla ulaşılamayacağını vurgulamıştır (2013/22120 E., 2014/4922 K.).
  • Güncellik: Rapor güncel olmalıdır. Eski tarihli bir rapor yeterli görülmeyebilir ve hakim yeni rapor isteyebilir.

Davadan önce resmi sağlık kurulu raporu alınmış olması şart değildir. Rapor yoksa mahkeme, davalının muayene edilmesi için resmi bir sağlık kuruluna sevk yapar. Ancak davacının elindeki hastane kayıtları ve tedavi belgeleri, bu sevkin gerekçesini oluşturur. Rapor dosyaya geldikten sonra taraflar rapora itiraz edebilir; eksik veya çelişkili bulunan bir rapor için mahkemeden ek rapor alınmasını isteyebilir.

İspat ve deliller

Davacı eş, evliliğin hastalık nedeniyle çekilmez hale geldiğini ispatlamakla yükümlüdür. Boşanma davalarında hakim, sebebin ispatlandığına vicdani kanaat getirmedikçe boşanmaya karar veremez ve delilleri serbestçe takdir eder (TMK m. 184). Her türlü delil kullanılabilir:

  • Sağlık kurulu raporu: Adli Tıp Kurumu veya resmi hastane raporu; gerektiğinde üniversite hastanelerinin psikiyatri bölümlerinden ek rapor.
  • Tıbbi kayıtlar: Hastane yatışları, tedavi geçmişi, ilaç kullanımı, acil servis kayıtları.
  • Olay kayıtları: Kolluğa yapılan şikayetler, darp raporları, koruma kararları.
  • Tanık beyanları: Aile bireyleri, yakın çevre ve komşular; hastalığın günlük hayata ve evliliğe etkisini anlatabilir.
  • Davranışların dışa yansıması: Sosyal yaşamda, çalışma hayatında ve aile içinde ortaya çıkan değişiklikler.

Sağlık kayıtları özel nitelikli kişisel veridir. Davacı eş, diğer eşin hastane kayıtlarına kendisi ulaşamıyorsa, bu kayıtların hangi kurumda bulunduğunu dilekçesinde belirterek mahkeme aracılığıyla getirtilmesini isteyebilir. Kayıtların izinsiz yollarla elde edilmesi ise hukuka aykırı delil sorununa yol açabilir (HMK m. 189/2).

Tanık beyanları, hastalığın ortak hayata etkisini, yani çekilmezliği göstermek için önemlidir. Hastalığın varlığı ve iyileşmezliği ise sağlık kurulu raporuyla tespit edilmelidir.

Davalının ehliyeti ve vasi atanması

Akıl hastalığı nedeniyle açılan davada davalı eşin haklarını koruyabilmesi önemlidir. Mahkeme, davalının dava ehliyetinin bulunup bulunmadığını kendiliğinden araştırmak zorundadır. Bu araştırma, hastalığın derecesine ve davalının kendini savunup savunamayacağına göre yapılır.

  1. Sağlık kurulu incelemesiMahkeme önce davalının akıl hastası olup olmadığını ve ayırt etme gücünü resmi sağlık kurulu raporuyla tespit ettirir.
  2. Vesayet makamına bildirimRapor, davalının kendini savunamayacağını gösteriyorsa aile mahkemesi durumu vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesine bildirir. Akıl hastalığı nedeniyle işlerini göremeyen ergin kısıtlanabilir ve kendisine vasi atanır (TMK m. 405).
  3. Vasinin davaya katılmasıVasi atandıktan sonra davalı adına işlemler vasi tarafından yürütülür; dava, taraf teşkili sağlanarak toplanan delillere göre sonuçlandırılır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.06.2007 tarihli, 2006/20487 E., 2007/9650 K. sayılı kararı bu sırayı açıkça belirler: Davalının akıl hastası olup olmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmeli, hastalık varsa vesayet makamına bildirilmeli ve atanan vasi davaya katılmalıdır. Eksik inceleme ve hatalı taraf teşkiliyle verilen karar bozma sebebidir.

Dava açılır açılmaz doğrudan vasi atanması söz konusu değildir; önce hastalığın derecesi ve davalının ehliyeti araştırılır. Ayrıca Yargıtay, akıl hastası kadının vasisinin, aynı kadının akıl hastalığına dayanarak onun adına TMK m. 165 uyarınca boşanma davası açamayacağını belirtmiştir (22.02.2018, 2016/11732 E., 2018/2366 K.).

Genel sebebe (TMK 166/1) dayanılabilir mi?

Yargıtay’a göre akıl hastası eşin iradi olmayan davranışları nedeniyle ona kusur yüklenemez. Genel sebeple boşanma kararı verilebilmesi için ise davalının az da olsa kusurlu olması gerekir. Bu nedenle hastalığı tespit edilmiş bir eşe karşı yalnızca TMK m. 166/1’e dayanılarak açılan dava reddedilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 14.01.2013 tarihli, 2012/13045 E., 2013/285 K. sayılı kararında, akıl hastası davalının davranışları iradi olmadığından kusurlu sayılamayacağını belirterek genel sebeple verilen boşanma kararını bozmuştur. Daire aynı ilkeyi 19.02.2018 tarihli, 2016/12019 E., 2018/2138 K. sayılı kararında da tekrarlamıştır. Genel sebebin şartları için şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma yazımıza bakabilirsiniz.

Dava genel sebeple açıldıktan sonra yargılama sırasında eşin akıl hastası olduğu anlaşılırsa, davacı ıslah yoluyla davasını TMK m. 165’e dayandırabilir. Islah, tahkikat sona erinceye kadar ve bir kez yapılabilir. Hastalık baştan biliniyorsa, davanın en başından TMK m. 165’e dayandırılması daha doğru olur.

Konu Akıl hastalığı (TMK 165) Genel sebep (TMK 166/1) Evliliğin iptali
Ne zaman? Hastalık evlilikte ortaya çıkmış veya ağırlaşmış Birlik temelinden sarsılmış Hastalık evlenme sırasında var
Kusur gerekir mi? Hayır Davalının az da olsa kusuru gerekir Hayır
Kilit delil Resmi sağlık kurulu raporu Tanık ve belgeler Evlenme tarihindeki duruma ilişkin rapor
Süre Yok Yok Nispi butlanda öğrenmeden 6 ay, her halde 5 yıl

Evlenmeye engel akıl hastalığı ile farkı

Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemez (TMK m. 133). Evlenmeye engel bir akıl hastalığı varken yapılan evlilik mutlak butlanla batıldır (TMK m. 145). Hastalık evlenme sırasında diğer eşten gizlenmişse, aldatma nedeniyle nispi butlan da gündeme gelebilir (TMK m. 150). Bu yollar için evliliğin iptali davası yazımıza bakabilirsiniz.

Velayet, kişisel ilişki ve mali sonuçlar

Velayet ve kişisel ilişki

Velayet, çocuğun üstün yararı gözetilerek belirlenir ve sağlıklı bir ortam sağlayabilecek ebeveyne verilmesi esastır. Hastalık çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa, mahkeme velayeti diğer ebeveyne verme eğilimindedir. Hastalığın şiddeti ve çocuğa etkisi; resmi sağlık kurulu raporu, pedagog ve psikolog raporlarıyla değerlendirilir. Velayet ölçütleri için boşanmada çocuğun velayeti yazımıza bakabilirsiniz.

Hasta ebeveynin çocukla kişisel ilişkisi de çocuğun güvenliği ve huzuru gözetilerek düzenlenir. Seçenekler arasında uzman gözetiminde kısa süreli ziyaret, denetimli görüşme ve çocuğun huzurunu ciddi biçimde tehlikeye düşüren durumlarda kişisel ilişkinin sınırlandırılması veya kaldırılması bulunur. Ayrıntılar çocukla kişisel ilişki kurma yazımızda.

Tazminat ve nafaka

Akıl hastası eşe kusur yüklenemediğinden, davacı eşin ondan maddi veya manevi tazminat istemesi kural olarak sonuç vermez; çünkü TMK m. 174 tazminatı kusurlu taraftan istenebilir kılar. Buna karşılık hasta eş, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecekse ve kusuru daha ağır değilse yoksulluk nafakası isteyebilir (TMK m. 175). Hasta eşin bakım ihtiyacı ve geliri olmaması, nafakanın belirlenmesinde önem taşır. Uygulamada, başkasının yardımına muhtaç durumdaki akıl hastası bir eşin diğer eşe yoksulluk nafakası ödemesinin hakkaniyete aykırı olacağı da kabul edilmektedir.

Anayasa Mahkemesi’nin TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresini iptal eden kararı 30.06.2027’de yürürlüğe girecektir. Bu tarihten sonra nafakanın süresinin belirlenmesinde, alacaklının sağlık durumu ve çalışma imkanı gibi ölçütlerin önem kazanması beklenmektedir.

Boşanma yerine ayrılık kararı

Hasta eşle evliliği sürdürmekte zorlanan ancak boşanmaya henüz hazır olmayan eş için kanun bir ara çözüm sunar. Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma yerine ayrılık da isteyebilir (TMK m. 167). Hakim, şartlar gerçekleşmiş olsa bile ortak hayatın yeniden kurulma olasılığını görürse boşanma yerine ayrılığa karar verebilir (TMK m. 170). Ayrılık kararı bir yıldan üç yıla kadar verilir (TMK m. 171) ve bu sürenin sonunda ortak hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden her biri boşanma isteyebilir (TMK m. 172).

Ayrılık, özellikle hastalığın seyrinin henüz netleşmediği ya da yeni bir tedavi sürecinin başladığı durumlarda düşünülebilecek bir yoldur. Ancak iyileşmezliğin resmi rapora bağlandığı bir dosyada ayrılık kararı, süreci uzatmaktan başka bir sonuç doğurmayabilir. Ayrılık süresince evlilik devam ettiğinden, eşlerin birbirine karşı yardım yükümlülüğü ve hasta eşin bakımına ilişkin sorumluluklar da sürer.

Evlilik sürerken eşler birbirine yardımcı olmakla yükümlüdür (TMK m. 185). Hasta eşin bakımı ve tedavisi için gerekli giderler bu yükümlülük kapsamında değerlendirilir. Boşanmadan sonra bu yükümlülük sona erer; hasta eşin korunması ise yoksulluk nafakası, vesayet ve sosyal güvenlik kurumları aracılığıyla sağlanır.

Görevli mahkeme, yetki ve süre

Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). Hasta eş bir bakım kurumunda kalıyorsa, onun yerleşim yerinin belirlenmesi ayrıca önem taşıyabilir.

Akıl hastalığına dayalı boşanma davası için kanunda bir dava açma süresi öngörülmemiştir. Hastalık evliliği çekilmez kıldığı sürece dava her zaman açılabilir. Dava dilekçesi ve aşamalar için boşanma davası nasıl açılır yazımıza bakabilirsiniz.

Güvenlik tehlikesi varsa beklemeyin. Hastalık nedeniyle siz veya çocuklarınız için ciddi bir tehlike oluşmuşsa 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayın. Hasta eşin tedaviye ulaşması için sağlık kuruluşlarıyla iletişime geçmek, hem onun hem de ailenin korunması açısından önemlidir. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirleri, uygulayanın hastalığı olsa da istenebilir.

Sık yapılan hatalar

  • Özel bir psikiyatristten alınan raporla yetinmek; resmi sağlık kurulu raporu istememek.
  • Raporda hastalığın “geçmesine olanak bulunmadığı” ifadesinin yer alıp almadığını kontrol etmemek.
  • Hastalığı bilinen eşe karşı davayı yalnızca genel sebebe dayandırmak.
  • Hasta eşten maddi ve manevi tazminat talep etmek.
  • Hastalığın ortak hayata etkisini gösterecek tanıkları ve olay kayıtlarını sunmamak.
Eşinizin hastalığı evliliği sürdürülemez mi kıldı?
Rapor süreci, vasi atanması ve davanın doğru sebebe dayandırılması konusunda online görüşmede birlikte yol haritası çıkaralım.

Sık sorulan sorular

Eşimin depresyonu var; akıl hastalığı nedeniyle boşanabilir miyim?

Tedaviyle iyileşebilen rahatsızlıklar TMK m. 165 için yeterli değildir. Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerekir. Yargıtay, psikolojik sorunlara dayanan davaların bu madde kapsamına girmediğini belirtmiştir.

Özel doktordan aldığım rapor yeterli mi?

Hayır. Rapor, tam teşekküllü devlet veya üniversite hastanesinin sağlık kurulundan ya da Adli Tıp Kurumu’ndan alınmalıdır. Elinizdeki özel raporlar ise mahkemenin sevk kararına dayanak olabilir.

Eşimin hastalığı evlenmeden önce de vardı; ne yapabilirim?

Hastalığı sonradan öğrendiyseniz evliliğin iptali gündeme gelebilir; nispi butlanda dava, öğrenmeden itibaren altı ay ve her halde evlenmeden itibaren beş yıl içinde açılmalıdır. Hastalık evlilikte ağırlaştıysa boşanma yolu da değerlendirilebilir.

Hasta eşime nafaka ödemek zorunda kalır mıyım?

Olabilir. Hasta eşe kusur yüklenemediğinden, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecekse yoksulluk nafakası isteyebilir. Miktar, onun ihtiyacına ve sizin mali gücünüze göre belirlenir.

Boşanmak yerine ayrılık isteyebilir miyim?

Evet. Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse ayrılık isteyebilir. Mahkeme bir yıldan üç yıla kadar ayrılığa karar verebilir; bu süre sonunda ortak hayat kurulamamışsa eşlerden her biri boşanma isteyebilir. Ayrılık süresince evlilik ve eşlerin yardım yükümlülüğü devam eder.

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası açmanın süresi var mı?

Hayır. Kanunda bu sebep için bir dava açma süresi yoktur. Hastalık evliliği çekilmez kıldığı sürece dava açılabilir.

Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Yazı hakkında
Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Aile Hukuku
Tamer KulaçoğluHukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu Avukat

Büromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.

Online Görüşme Planla
Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Bize ulaşın; konunuzu doğru avukatla görüşmenizi sağlayalım.

Bize Ulaşın