Borçlar Hukuku

Borçlu Temerrüdü ve Alacaklının Hakları

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu · Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu
Yayın: 30 Mayıs 2021 · Son güncelleme: 1 Kasım 2026 · 19 dk okuma
Borçlu Temerrüdü ve Alacaklının Hakları

Borcun zamanında ve sözleşmeye uygun biçimde ifa edilmemesi, alacaklının ihtarıyla birlikte hukuken yeni bir durum yaratır: borçlu temerrüdü. Vadenin geçmesi çoğu zaman tek başına yetmez; kanunda açıkça düzenlenen istisnai haller saklı kalmak üzere, borçlunun ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir. Temerrüt gerçekleştiğinde ise alacaklının önünde kanunun seçimlik olarak sıraladığı birden fazla yol açılır.

Bu yazıda borçlu temerrüdünün şartlarını, ihtarın ne zaman gerektiğini, gecikme tazminatı ile temerrüt faizinin farkını ve karşılıklı sözleşmelerde alacaklının seçimlik haklarını ele alıyoruz. Yazının sonunda, alacağını tahsil etmek isteyen okur için ihtarnameden icra takibine kadar izlenecek yolu da özetledik.

Kısaca
Temerrüt ne zaman oluşur?
Borç muaccel olduğunda ve alacaklı ihtar çektiğinde (TBK m. 117/1). Kesin vadeli borçlarda ihtara gerek yoktur; vade günü geçince borçlu kendiliğinden temerrüde düşer.
Borçlunun kusuru aranır mı?
Temerrüdün oluşması için aranmaz. Kusur, gecikme tazminatı ve faizi aşan zarar istenirken önem kazanır; kusursuzluğu ispat yükü borçludadır.
Para borcunda ne istenir?
Temerrüt faizi. Alacaklının zararını ispat etmesi gerekmez. 31 Temmuz 2026’dan beri kanuni faiz oranı yıllık %31’dir.
Karşılıklı sözleşmede seçenekler?
Süre verildikten sonra ifa ve gecikme tazminatı, ifadan vazgeçip olumlu zarar ya da sözleşmeden dönüp olumsuz zarar (TBK m. 123-125).

Borçlu temerrüdü nedir?

Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesinin birinci fıkrası temel kuralı koyar: “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.” Buna göre temerrüt, vadesi gelmiş bir borcun alacaklının ifa talebine rağmen yerine getirilmemesiyle ortaya çıkan hukuka aykırı gecikme halidir.

Temerrüt, borç ilişkisini sona erdirmez. Borçlu borcunu ifa etmekle yükümlü olmaya devam eder; ancak bu andan itibaren sorumluluğu ağırlaşır. Para borçlarında temerrüt faizi işlemeye başlar, diğer borçlarda gecikmeden doğan zararlar tazmin edilir ve karşılıklı sözleşmelerde alacaklı sözleşmeden dönme gibi daha köklü haklar kazanır. Bu nedenle temerrüdün hangi gün gerçekleştiği, faiz başlangıcından tazminat hesabına kadar birçok sonucu doğrudan belirler.

Temerrüdün şartları

Borcun muaccel olması

Muacceliyet, alacaklının borcun ifasını isteyebildiği, borçlunun da ifa etmek zorunda olduğu andır. Vadesi gelmemiş bir borç için temerrüt söz konusu olamaz. Vade sözleşmede belirlenmemişse borç, kural olarak doğumuyla birlikte muaccel olur; ancak bazı sözleşmelerde kanun özel bir bekleme süresi öngörür. Örneğin vadesi kararlaştırılmamış bir ödünç para borcunda borçlu, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe parayı geri vermek zorunda değildir (TBK m. 392). Bu konuyu ödünç (borç para) verme sözleşmesi yazımızda ayrıntılı ele aldık.

Alacaklının ihtarı

İhtar, alacaklının borçluya borcu ifa etmesini istediğini bildiren tek taraflı bir beyandır. Kanun ihtar için bir şekil öngörmemiştir; sözlü, yazılı, e-posta ya da mesajla yapılan bir talep de ihtar niteliği taşır. İspat kolaylığı için uygulamada noter aracılığıyla ihtarname gönderilir. İhtar, borçluya ulaştığı anda sonuç doğurur; tebliğ edilemeyen bir ihtarname borçluyu temerrüde düşürmez.

Alacaklı dava açmadan önce ihtar çekmemişse, uygulamada borçlu en geç icra takibinin başlatıldığı ya da davanın açıldığı tarihte temerrüde düşmüş kabul edilir. Bu durumda faiz de ancak bu tarihten itibaren istenebilir. Önceden ihtar çekmek, faiz başlangıcını öne alarak alacaklıya somut bir kazanç sağlar.

İfanın hala mümkün olması

Temerrüt, geç de olsa ifa edilebilecek borçlar için söz konusudur. İfa imkansız hale gelmişse temerrüt hükümleri yerine imkansızlık hükümleri uygulanır. Örneğin belirli bir cep telefonunun satışını içeren bir sözleşmede telefon teslimden önce çalınmışsa, alacaklının borçluyu temerrüde düşürmesinin bir anlamı kalmaz; borçlunun sorumluluğu TBK m. 136 vd. hükümlerine göre belirlenir.

Kusur aranmaz

Temerrüdün oluşması için borçlunun kusurlu olması gerekmez. Borçlu, gecikmede kusuru olmadığını ileri sürerek temerrüde düşmekten kurtulamaz. Kusurun önemi temerrüdün sonuçlarında ortaya çıkar: temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispat eden borçlu gecikme tazminatından ve faizi aşan zarardan sorumlu tutulmaz. Temerrüt faizi ise kusurdan bağımsız olarak işler.

İhtar gerekmeyen haller

TBK m. 117/2, bazı durumlarda borçlunun ihtara gerek kalmadan, kendiliğinden temerrüde düşeceğini düzenler:

  • Birlikte belirlenen ifa günü: Tarafların ifa gününü tereddüde yer bırakmayacak biçimde kararlaştırması (kesin vade). “30 Kasım 2026 günü”, “Kasım ayının son günü” ya da “sözleşmenin imzalanmasından sonraki onuncu gün” gibi kayıtlar bu niteliktedir. Bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşer.
  • Bildirimle belirlenen gün: İfa günü, sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak ya da taraflardan birinin usulüne uygun bildirimiyle belirlenmişse, o günün geçmesiyle temerrüt oluşur.
  • Haksız fiil: Haksız fiilden doğan tazminat borcunda borçlu, fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşer. Faiz bu nedenle olay tarihinden itibaren istenebilir.
  • Sebepsiz zenginleşme: Temerrüt, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte oluşur. Zenginleşen iyiniyetliyse temerrüt için ayrıca bildirim şarttır.

“Ay sonuna kadar”, “işin bitiminde” ya da “en kısa sürede” gibi ifadeler, hangi günün kastedildiği konusunda tereddüt yaratıyorsa kesin vade sayılmayabilir. Böyle bir sözleşmede ihtar çekmek, faiz başlangıcı tartışmasını baştan ortadan kaldırır. Haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme taleplerinde faiz başlangıcı bu nedenle sözleşmeden doğan alacaklardan farklı hesaplanır.

Gecikme tazminatı

Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 118). Alacaklı, borcun ifasını ve gecikme tazminatını birlikte isteyebilir. Yargıtay uygulamasında gecikme tazminatının, ifa davasında istenmemiş olsa bile ayrı bir davayla, hatta ifadan sonra da talep edilebileceği kabul edilmektedir.

Gecikme tazminatı kapsamında istenebilecek başlıca zarar kalemleri şunlardır:

  • Gecikme nedeniyle yapılan masraflar: Ek nakliye, depolama, ihtarname ve takip giderleri gibi.
  • Üçüncü kişilere ödenen tazminatlar: Örneğin malı zamanında alamadığı için kendi müşterisine cezai şart ödemek zorunda kalan alıcının bu ödemesi.
  • Değer kaybı: Temerrüt süresince edimin değerinin düşmesinden doğan zarar.
  • Yoksun kalınan kar: Zamanında teslim edilmeyen bir işyerinin kira geliri ya da üretime alınamayan makinenin getirisi gibi.

Gecikme tazminatında alacaklı zararını ve miktarını ispat etmek zorundadır; borçlunun kusuru ise karine olarak kabul edilir ve kusursuzluğu ispat yükü borçludadır. Temerrüt, borçlunun sorumluluğunu beklenmedik hallere kadar genişletir: temerrüde düşen borçlu, kusursuz olduğunu ya da borç zamanında ifa edilseydi bile beklenmedik halin ifa konusuna zarar vereceğini ispat etmedikçe, beklenmedik halden doğan zarardan da sorumludur (TBK m. 119).

Para borçlarında temerrüt faizi

Para borcunun ifasında temerrüde düşen borçlu, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür (TBK m. 120). Temerrüt faizini gecikme tazminatından ayıran iki temel özellik vardır: borçlunun kusuru aranmaz ve alacaklının bir zarara uğradığını ispat etmesi gerekmez. Faiz, temerrüt tarihinden borcun ödendiği güne kadar işler.

Oran nasıl belirlenir?

Sözleşmede temerrüt faizi oranı kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir. Ticari olmayan işlerde bu oran kanuni faiz oranıdır. 7589 sayılı Kanun’la (RG 31.07.2026) 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi değiştirilmiş ve kanuni faiz, TCMB’nin önceki yılın son günü uyguladığı reeskont oranının %80’i olarak belirlenmiştir. Buna göre kanuni faiz oranı 1 Haziran 2024 ile 30 Temmuz 2026 arasında yıllık %24, 31 Temmuz 2026’dan itibaren yıllık %31’dir. Ticari işlerde alacaklı daha yüksek olan avans faizini isteyebilir; 2026 için bu oran yıllık %39,75’tir. Ticari faizin ayrıntıları ve dönemsel oran tablosu için ticari işlerde faiz yazımıza bakabilirsiniz.

Örnek hesap

200.000 TL’lik borcun kesin vadesi 1 Ağustos 2026, ödeme tarihi 30 Ekim 2026 olsun. Sözleşmede oran yoksa ve iş ticari değilse 90 günlük temerrüt faizi: 200.000 × %31 × 90 / 365 = yaklaşık 15.288 TL. Alacaklının bu tutarı alabilmek için herhangi bir zarar ispat etmesi gerekmez.

Sözleşmeyle belirlenen oranın sınırı

Taraflar temerrüt faizini sözleşmeyle kararlaştırabilir; ancak bu oran, kanuni orana göre belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz (TBK m. 120/2). Kanuni faizin %31 olduğu dönemde sözleşmeyle konulabilecek azami temerrüt faizi yıllık %62’dir. Akdi faiz için sınır ise kanuni oranın yüzde elli fazlasıdır (TBK m. 88/2), yani aynı dönemde %46,5. Sözleşmede yalnızca akdi faiz kararlaştırılmış ve bu oran kanuni orandan yüksekse, temerrüt faizi olarak da akdi faiz oranı uygulanır (TBK m. 120/3). Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir (TTK m. 8/1).

Faiz, irat ve bağışlanan bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu ise ancak takip veya dava tarihinden başlayarak temerrüt faizi öder (TBK m. 121).

Faizi aşan zarar

Alacaklının zararı temerrüt faizini aşıyorsa, borçlu kusursuz olduğunu ispat etmedikçe bu aşkın zararı da gidermekle yükümlüdür (TBK m. 122). Burada gecikme tazminatındaki koşullar aranır: alacaklı faizi aşan zararını somut olarak ispat etmeli, borçlu da kusurlu olmalıdır. Aşkın zararın miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa hakim, davacının istemi üzerine esas hakkında karar verirken bu miktara da hükmeder.

Karşılıklı sözleşmelerde seçimlik haklar

Satış, eser ya da kira gibi karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüde düştüğünde alacaklının hakları genişler. Kanun bu hakları bir sıra içinde düzenlemiştir.

Önce uygun bir süre verilmelidir

Alacaklı, borçluya borcunu ifa etmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir sürenin verilmesi için hakime başvurabilir (TBK m. 123). Süre, borcun niteliğine göre makul olmalıdır; birkaç günlük bir süre bir para borcu için yeterli olabilirken bir inşaatın tamamlanması için yetersiz kalır. Uygulamada temerrüt ihtarı ve süre verme aynı noter ihtarnamesinde birlikte yapılır.

Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur (TBK m. 124):

  • Sürenin sonuçsuz kalacağı açıksa: Borçlunun durumu veya tutumu, süre vermenin etkisiz kalacağını gösteriyorsa. Örneğin borçlu ifa etmeyeceğini açıkça bildirmiş ya da faaliyetini tamamen durdurmuşsa.
  • İfa yararsız hale gelmişse: Borçlunun temerrüdü yüzünden ifa alacaklı için artık bir yarar sağlamıyorsa. Düğün tarihinden sonra teslim edilecek gelinlik bunun tipik örneğidir.
  • Kesin vade varsa: Belirli bir zamanda ya da süre içinde ifa edilmemesi halinde ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa.

Yargıtay, bu hallerden biri bulunmadıkça süre verilmeden yapılan dönme ve feshi hukuka aykırı saymaktadır. Süre verme adımını atlayan alacaklı, haklı olduğu bir uyuşmazlıkta kendisini haksız fesheden taraf konumunda bulabilir.

Üç seçimlik hak (TBK m. 125)

Verilen süre içinde de ifa edilmezse veya süre verilmesi gerekmiyorsa alacaklı şu üç yoldan birini seçebilir:

Seçimlik hak Sözleşmenin akıbeti İstenebilecek tazminat
İfa ve gecikme tazminatı (m. 125/1) Sözleşme ayakta kalır, borçlu ifaya zorlanır Gecikmeden doğan zarar
İfadan vazgeçip olumlu zarar (m. 125/2) Sözleşme ayakta kalır; ifa talebi tazminata dönüşür Olumlu (müspet) zarar: sözleşme gereği gibi ifa edilseydi alacaklının bulunacağı durum ile mevcut durumu arasındaki fark
Sözleşmeden dönme (m. 125/3) Sözleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkar; edimler iade edilir Olumsuz (menfi) zarar: sözleşme hiç yapılmasaydı bulunulacak durum ile mevcut durum arasındaki fark

İkinci ve üçüncü yol için alacaklının ifadan ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini hemen bildirmesi gerekir. Bu bildirim yapılmadıkça alacaklının ifa talebini sürdürdüğü kabul edilir. Dönme halinde taraflar karşılıklı ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilir. Borçlu temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğan zararın giderilmesini de isteyebilir. Dönmenin sonuçlarını sözleşmeden dönme ve sözleşmenin feshi yazımızda, olumlu ve olumsuz zararın hesabını sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat davası yazımızda ayrıntılı anlattık.

Sürekli edimli sözleşmelerde fesih

İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde (örneğin bir bakım, danışmanlık ya da tedarik sözleşmesinde) geçmişe etkili dönme yerine ileriye etkili fesih söz konusu olur. Alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir (TBK m. 126).

Hangi hakkı seçmek daha avantajlı?

Seçim, alacaklının edime hala ihtiyacı olup olmadığına ve olumlu ile olumsuz zararın büyüklüğüne bağlıdır. Gecikmiş edimi hala istiyorsanız ifa ve gecikme tazminatını birlikte talep etmek çoğu zaman en doğru yoldur. Edimin artık önemi kalmamışsa, iki zarar kaleminin eksiksiz ve doğru tespit edilmesi belirleyici olur:

  • Olumlu zarar daha büyükse: m. 125/2’deki ifa yerine tazminat yolu genellikle daha avantajlıdır. Örneğin 1.000.000 TL’ye satın aldığınız ve teslim edilmeyen bir makinenin piyasa değeri 1.300.000 TL’ye çıkmışsa, bedeli ödeyip fark olan 300.000 TL’yi ve kar kaybınızı isteyebilirsiniz.
  • Olumsuz zarar daha büyükse: m. 125/3’teki sözleşmeden dönme daha uygun olabilir. Örneğin ödediğiniz peşinatı geri almak, sözleşme için yaptığınız nakliye, kurulum ve finansman giderlerini istemek ve başka bir satıcıyla anlaşmak sizin için daha yararlıysa.

Seçimlik hakkın kullanılması yenilik doğuran bir irade beyanıdır ve karşı tarafa ulaştıktan sonra kural olarak geri alınamaz. Bu nedenle karar, tutarlar hesaplanmadan ve belgeler toplanmadan verilmemelidir. Sözleşmede bir cezai şart varsa, seçilen hakkın cezai şartla ilişkisi de ayrıca değerlendirilmelidir.

Borçlu açısından: temerrütten kurtulma yolları

Temerrüt iddiasıyla karşılaşan borçlunun ileri sürebileceği savunmalar da vardır:

  • İfa imkansızlığı: Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşmışsa borç sona erer (TBK m. 136). Ancak borçlu, imkansızlığı alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararı gidermekle yükümlü olur.
  • Ödemezlik def’i: Karşılıklı sözleşmelerde, kendi borcunu ifa etmemiş ya da ifayı önermemiş olan taraf, karşı tarafın ifasını isteyemez (TBK m. 97). Kendi edimini sunmayan alacaklı, borçluyu temerrüde düşürmüş sayılmaz.
  • Alacaklı temerrüdü: Alacaklı, usulüne uygun olarak önerilen ifayı haklı bir sebep olmadan kabul etmez veya kendisine düşen hazırlık işlemlerini yapmazsa temerrüde düşen alacaklıdır (TBK m. 106 vd.). Borçlu bu durumda edimi tevdi ederek borcundan kurtulabilir.
  • Aşırı ifa güçlüğü: Sözleşme kurulduktan sonra öngörülemeyen olağanüstü bir değişiklik edimler arasındaki dengeyi borçlu aleyhine aşırı ölçüde bozmuşsa, borçlu sözleşmenin uyarlanmasını isteyebilir. Bu yol, mahkeme kararıyla işleyen ayrı bir davadır.

Başvuru ve dava yolu

  1. Sözleşmeyi ve vadeyi inceleyinKesin vade var mı, ihtar gerekiyor mu, sözleşmede temerrüt faizi ya da cezai şart kararlaştırılmış mı? Faiz başlangıcı ve izlenecek yol bu sorulara göre belirlenir.
  2. Noter ihtarnamesi gönderinİhtarnamede borcun miktarını, ifa için verdiğiniz uygun süreyi ve süre içinde ifa edilmezse kullanacağınız seçimlik hakkı açıkça yazın. Tebliğ şerhini saklayın; temerrüt tarihi ve süre hesabı buna göre yapılır.
  3. Dava şartı arabuluculuğu kontrol edinTicari davalarda konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat talepleri ile itirazın iptali davalarında (TTK m. 5/A), tüketici uyuşmazlıklarında (6502 s. K. m. 73/A) ve kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda (HUAK m. 18/B) dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Tacir olmayan iki kişi arasındaki adi bir alacak için zorunlu arabuluculuk yoktur; ihtiyari arabuluculuğa her zaman başvurulabilir.
  4. İcra takibi veya davaPara alacaklarında ilamsız icra takibi hızlı bir yoldur; takip talebinde asıl alacağın yanında işlemiş faizi ve işleyecek faiz oranını ayrı ayrı gösterin. Borçlu itiraz ederse bir yıl içinde itirazın iptali davası açılabilir. Doğrudan dava yolunu seçecekseniz alacak davası rehberimize bakabilirsiniz.
  5. Görevli ve yetkili mahkemeyi belirleyinGenel görevli mahkeme asliye hukuk; ticari davalarda asliye ticaret, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi görevlidir. Davalının yerleşim yeri mahkemesinin yanında (HMK m. 6) sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 10). Para borçları kural olarak alacaklının yerleşim yerinde ifa edileceğinden (TBK m. 89), alacaklı kendi yerleşim yerinde de dava açabilir veya takip başlatabilir.
  6. Zamanaşımını izleyinSözleşmeden doğan alacaklarda genel süre on yıldır (TBK m. 146); faiz ve kira gibi dönemsel edimlerde beş yıldır (TBK m. 147/1). Zamanaşımı, borçlunun borcu ikrar etmesi, dava açılması veya icra takibi başlatılmasıyla kesilir (TBK m. 154).

Faizi talep etmeyi unutmayın. Mahkeme taleple bağlıdır (HMK m. 26); dava dilekçesinde ya da takip talebinde istenmeyen faize kendiliğinden hükmedilmez. Faiz türünü (kanuni, ticari avans ya da sözleşmesel), başlangıç tarihini ve oranını açıkça yazın.

Sık yapılan hatalar

  • Vadesi belirsiz bir borçta ihtar çekmeden faiz istemek ve faiz başlangıcını dava tarihine kaptırmak.
  • Tebliğ edilemeyen ihtarnameye dayanarak temerrüt tarihi hesaplamak.
  • Karşılıklı sözleşmede uygun süre vermeden ve TBK m. 124’teki hallerden biri bulunmadan sözleşmeyi feshetmek.
  • Seçimlik hakkı kullanırken ifadan vazgeçildiğini hemen bildirmemek ya da hem ifayı hem dönmeyi aynı anda istemek.
  • Olumlu ve olumsuz zararı hesaplamadan dönme kararı vermek.
  • Sözleşmeye kanuni sınırı aşan bir temerrüt faizi yazıp tamamının tahsil edilebileceğini sanmak; aşan kısım kanuni sınıra indirilir.
Alacağınız zamanında ödenmedi mi?
Sözleşmenizi ve yazışmalarınızı birlikte inceleyelim; ihtarname, faiz hesabı ve en uygun seçimlik hak konusunda online görüşmede yol haritası çıkaralım.

Sık sorulan sorular

Vade geçti, borçlu kendiliğinden temerrüde düşer mi?

Vade tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirli bir gün olarak kararlaştırılmışsa evet. Aksi halde alacaklının ihtar çekmesi gerekir. İhtar yoksa borçlu en geç takip veya dava tarihinde temerrüde düşmüş sayılır.

İhtarname mutlaka noterden mi gönderilmeli?

Hayır. Kanun ihtar için şekil öngörmez; e-posta veya mesajla yapılan talep de ihtardır. Noter ihtarnamesi, ihtarın içeriğini ve tebliğ tarihini tartışmasız biçimde ispat ettiği için tercih edilir.

Temerrüt faizi için zararımı ispat etmem gerekir mi?

Hayır. Para borçlarında temerrüt faizi, zarar ve kusur aranmadan işler. Yalnızca faizi aşan bir zarar istiyorsanız bu zararı ve borçlunun kusurunu ispat etmeniz gerekir (TBK m. 122).

Sözleşmeye istediğim temerrüt faizini yazabilir miyim?

Ticari olmayan işlerde hayır. Sözleşmesel temerrüt faizi kanuni oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz; 31 Temmuz 2026’dan beri bu sınır yıllık %62’dir. Ticari işlerde oran serbestçe belirlenir.

Borçlu ifa etmezse sözleşmeden hemen dönebilir miyim?

Kural olarak önce uygun bir süre vermeniz gerekir. Borçlunun ifa etmeyeceği açıksa, ifa sizin için yararsız hale gelmişse ya da kesin vade kararlaştırılmışsa süre vermeden dönebilirsiniz (TBK m. 124).

Borçlu kusursuzsa hiçbir şey isteyemez miyim?

Temerrüt faizi ve ifa talebi kusurdan bağımsızdır. Borçlu kusursuzluğunu ispat ederse yalnızca gecikme tazminatı, faizi aşan zarar ve dönme halinde olumsuz zarar talepleri ortadan kalkar.

Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Yazı hakkında
Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Borçlar Hukuku
Tamer KulaçoğluHukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu Avukat

Büromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.

Online Görüşme Planla
Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Bize ulaşın; konunuzu doğru avukatla görüşmenizi sağlayalım.

Bize Ulaşın