201411.24
0
6

Doktorların Tıbbi Uygulama Hatalarından Doğan Cezai Sorumlulukları

Komplikasyon – Malpraktis Ayırımı 

Her tıbbi müdahale, hasta açısından, belirli bir risk oluşturmaktadır. Hekimlik uygulamalarının doğasından kaynaklanan bu riskler hekim tarafından gerekli tüm dikkat ve özen gösterilmiş olsa bile kaçınılmaz bir sonuç olarak ortaya çıkmaktadır. Komplikasyon olarak tanımlanan bu sonuçtan hekimlerin sorumlu tutulabilmesi hukuken mümkün değildir. Ancak tıbbi müdahalede bulunan hekim, komplikasyonu zamanında fark etmez ya da fark ettiği halde gerekli önlemleri almaz ise komplikasyon, malpraktise dönüşür.

Hekimin, hastanın standart tedavisini yaparken, vekâlet akdinden kaynaklanan, özen yükümlülüğünü ihlal ederek, beceriksizliği ya da ihmali ile hastaya zarar vermesi ise malpraktis olarak tanımlanmaktadır.

Tıbbi Uygulama Hatasında, Hekimin Cezai Sorumluluğu 
Hekimler hakkında tıbbi uygulama nedeni ile oluşan zararlar, ceza Cumhuriyet Başsavcılılarınca yürütülmektedir. Bu çalışmada tıbbi uygulama hataları nedeni ile hekimler hakkında yürütülebilecek ceza soruşturmaları ve olası sonuçları üzerinde durulacaktır.

Tıbbi uygulama hataları ile ilgili olarak hekimler hakkında yürütülen ceza soruşturmalarında sonuç olarak aynı kanun hükümleri uygulanmakta ise de, kamuda çalışan hekimlerle özel sağlık kuruluşlarında ya da bağımız olarak çalışan hekimler arasında soruşturmaya başlanma şekilleri farklılık göstermektedir. Özel hastanelerde veya kendi muayenehanelerinde çalışan hekimler hakkında tıbbi kötü uygulama iddiası ile ilgili bir şikâyette bulunduğunda, Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından derhal soruşturmaya başlamaktadır.

Kamu sektöründe çalışan hekimler hakkında, adli soruşturma başlatılabilmesi ise 4483 sayılı yasa gereği mülki amirliklerce haklarında ‘’Soruşturma İzni’’ verilmesine bağlıdır. Kamuda çalışan hekimler için önce idari bir soruşturma yürütülmekte, bu soruşturma sonucunda mülki amirden ‘’Soruşturma İzni’’ alınmaktadır.

Hekimin Cezai Sorumluluğu Ve Kanuni Dayanakları

Hekimin cezai sorumluluğu genel olarak hekimlerin görevlerini ifa ederken işleyebilecekleri suç tiplerini ifade etmektedir. Hekimin, cezai sorumluluğundan bahsedebilmek için, öncelikle hekimin, tıbbi müdahaleye uyan ve TCK’da suç olarak düzenlenen hukuka aykırı bir hareketi bulunmalıdır.

Hekimler hakkında tıbbi uygulama hataları nedeniyle ceza yargılaması, ortaya çıkan sonucun ölüm/yaralama olmasına göre 5237 sayılı kanunun 85 ve 89. maddelerine göre yapılmaktadır. Anılan maddelerde taksirle yaralamaya ve ölüme sebebiyet verme filleri düzenlenmektedir. Her iki maddedeki ortak unsur suçun oluşması için taksirin varlığı ön şarttır. Tıp alanında taksir, hasta/hekim ilişkisinde hekimlik bilgisi ve becerisine sahip bir hekimin tıbbi uygulama sırasında hekimlik mesleğinin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışı nedeniyle hastanın, bir zarar görmesi şeklinde ortaya çıkacaktır.

Hekimin tıbbi uygulama hatası nedeni ile cezai sorumluluğu ile ilgili ceza soruşturmaları yargıya, Taksirle Öldürme, Taksirle yaralama olarak ya da kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi suç tipleri olarak yansıdığından bu suç tipleri üzerinde durulması gerekmektedir. Bu nedenle, tıbbi uygulama hatası nedeniyle ortaya çıkan sonuca yargılama iki farklı maddeye göre yapılacaktır:

  1. Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme

Suçun maddi unsuru, ölüm olayının gerçekleşmiş olmasıdır. Ölümün hekimin gerekli dikkat ve özeni göstermemiş olması nedeniyle gerçekleşmiş olması ise suçun manevi unsurunu oluşturmaktadır. Hekime bu madde nedeniyle ceza verilebilmesi suçun manevi unsurunun yani ölüm olayının hekimlik mesleğinin gerektirdiği dikkat ve özenin gösterilmemiş olması nedeniyle gerçekleştiğinin tespit edilmesine bağlıdır. Kanunda bu suç için öngörülen ceza miktarı 3 ile 6 yıl arası hapis cezasıdır.

  1. Taksirle Yaralamaya Sebebiyet Verme

Suçun maddi unsuru, hastanın yaralanmasıdır. Yaralanmanın hekimlik mesleğinin gerektirdiği dikkat ve özenin gösterilmemiş olması nedeniyle ortaya çıkması ise suçun manevi unsurunu oluşturmaktadır. Maddede düzenlenen suç bilinçli taksir hali hariç olmak üzere takibi şikâyete bağlı bir suçtur. Bir suçun takibinin şikâyete bağlı olması hekim hakkında soruşturmaya başlanabilmesi için mağdurun şikâyet etmesi gerektiğini ifade etmektedir Kanunda bu suç için öngörülen ceza miktarı 3 aydan 1 yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır.

Suçun mağdurun beden bütünlüğüne etkisine göre nitelikli hallerini düzenleyen diğer maddelerinde ise daha ağır cezalar öngörülmüştür. 5237 sayılı Türk Ceza kanununda bu suç tipi için öngörülmüş özel bir hafifletici bir neden de mevcut değildir.

Zira 5237 sayılı yasanın Belli haklardan Yoksun Bırakılma başlıklı 53. maddesinin 6. Fıkrasında,

‟… Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar…‟ 

düzenlemesine yer verilmiş bulunmaktadır. Düzenlemeye göre atılı suçu işleyen hekim hakkında 3 ay ila 3 yıl arasında mesleki faaliyetten men edilme cezası verilebilmektedir.

Sonuç olarak, hekimlik mesleğinin özgür olarak ifa edilmesi gereken bir meslek olması sebebiyle; hekimlerin, meslek icraları esnasında, gereken titizliği göstermediği yönünde bir şüphenin varlığı halinde bile hastanın, hekim hakkında hukuki süreci başlatmasının önem arz edeceği kanaatindeyiz.

Yorum Yapın

Eposta adresiniz yayınlanmayacak.İşeretli alanları doldurmak zorunludur. *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.