Mimari eserlerde telif hakları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) ile korunur. Kanun mimarlık eserlerini “güzel sanat eserleri” arasında sayar; sahibinin hususiyetini taşıyan, özgün ve bağımsız mimari ürünler eser kabul edilir ve mimara telif koruması sağlar. Ancak bir yapı aynı zamanda bir taşınmazdır; 3194 sayılı İmar Kanunu başta olmak üzere imar mevzuatına tabidir ve çoğu zaman mimarı ile maliki farklı kişilerdir. Bu durum, mülkiyet hakkı ile eser sahibinin hakları arasında kendine özgü uyuşmazlıklar doğurur.
Bu yazıda bir yapının veya mimari projenin hangi koşullarda eser sayıldığını, mimarın mali ve manevi telif haklarını, malikin yapı üzerinde hangi değişiklikleri mimarın izni olmadan yapabileceğini, yıkım, ad belirtme ve fotoğraflama kurallarını ve ihlal halinde hukuki koruma sağlayan davaları ele alıyoruz. Eser sahibinin genel olarak sahip olduğu haklar için eser sahibinin hakları, korunması ve devri yazımıza bakabilirsiniz.
- Her bina telif korumasından yararlanır mı?
- Hayır. Yapının estetik değer taşıması ve mimarının hususiyetini yansıtması gerekir (FSEK m. 1/B, m. 4). Mimari proje ise inşa edilmeden önce de ilim ve edebiyat eseri olarak korunur (FSEK m. 2/1-3).
- Mimarın telif hakları nelerdir?
- Umuma arz, adın belirtilmesi, değişikliği men ve malike karşı manevi haklar ile işleme, çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim mali hakları. Mali haklar mimarın ölümünden sonra 70 yıl korunur.
- Malik binada değişiklik yapabilir mi?
- Zorunlu ihtiyaçlar için, eserin bütünlüğünü bozmadan ve mimarın itibarını zedelemeden yapabilir. Bu sınırları aşan değişikliği mimar engelleyebilir.
- Hukuki koruma nasıl sağlanır?
- Tecavüzün ref’i ve men’i, tazminat ve ihtiyati tedbir yoluyla; fiil suç oluşturuyorsa şikayet yoluyla. Davalar fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinde görülür.
Bir yapı ne zaman telif korumasından yararlanır?
FSEK’e göre eser; sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan fikir ve sanat ürünleridir (FSEK m. 1/B). Kanun dört eser türü tanır. Mimarlık eserleri, “estetik değeri haiz” güzel sanat eserleri arasında açıkça sayılmıştır (FSEK m. 4/1-3). Dolayısıyla bir yapının FSEK korumasından yararlanması için iki şart birlikte aranır:
- Hususiyet: Yapı, mimarının kişisel yaratıcılığını yansıtmalı; başka yapıların kopyası ya da yalnızca teknik zorunlulukların sonucu olmamalıdır.
- Estetik değer: Güzel sanat eseri sayılabilmek için yapının estetik bir niteliği bulunmalıdır. Salt işlevsel, tip proje niteliğindeki yapılar bu şartı genellikle karşılamaz.
Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre bir mimari eserin güzel sanat eseri sayılabilmesi için estetik değere sahip olması, benzerlerinden ayrışması, özgün ve tek nitelikte olması gerekir. Değerlendirme bilirkişi incelemesiyle yapılır. Bir yapılar topluluğu ya da site söz konusuysa değerlendirme, yapıların oluşturduğu bütün üzerinden yapılır.
Bu ayrım uyuşmazlığın sonucunu belirler. Eser niteliği taşımayan bir yapıda malik, tasarruf yetkisini imar mevzuatının izin verdiği ölçüde dilediği gibi kullanır; mimarın FSEK’e dayalı bir itiraz hakkı doğmaz. Yapı eser sayılıyorsa mülkiyet hakkı ile eser sahibinin hakları arasındaki denge FSEK hükümlerine göre kurulur.
Mimari proje ile mimari eser arasındaki fark
Mimarın emeği iki aşamada korunur. İnşa öncesindeki çizimler, planlar ve projeler FSEK’te “ilim ve edebiyat eserleri” arasında sayılır. Kanun, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projelerini ve mimari maketleri bu kategoride düzenler (FSEK m. 2/1-3). Proje uygulanıp yapı ortaya çıktığında, estetik değer şartını karşılayan yapı bu kez güzel sanat eseri olarak korunur.
| Mimari proje | Mimari eser (yapı) | |
|---|---|---|
| Eser türü | İlim ve edebiyat eseri (FSEK m. 2/1-3) | Güzel sanat eseri (FSEK m. 4/1-3) |
| Aranan şart | Hususiyet | Hususiyet ve estetik değer |
| Tipik ihlal | Projenin izinsiz kopyalanması, başka bir arsada uygulanması, izinsiz tadil edilmesi | Yapıda izinsiz ve bütünlüğü bozan değişiklik, iç mekanın izinsiz çoğaltılması |
| Malik ile ilişki | Projeyi sipariş eden, sözleşmeyle tanınan yetkiler ölçüsünde kullanır | Malik, işlevsel ihtiyaçlar için sınırlı değişiklik yapabilir |
Bir mimarlık eserine ait plan, proje ve krokilerin uygulanması da çoğaltma sayılır (FSEK m. 22/2). Bu nedenle bir projenin mimarın izni olmadan başka bir parselde ya da sözleşme dışında ikinci kez inşa edilmesi, çoğaltma hakkının ihlalidir. Proje aşamasında da eser sahibi, projesinde izinsiz değişiklik yapılmasını engelleyebilir ve tecavüzün ref’i, men’i ve tazminat davaları açabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelen bir uyuşmazlıkta, sözleşmesi feshedilen mimarın projesinin başka mimarlar eliyle uygulanarak inşaatın sürdürüldüğü ileri sürülmüştü. İlk derece mahkemesi intihali kabul edip tecavüzün men’ine karar vermiş, inşaat tamamlandığı için kaldırma talebini reddetmişti. Aynı olay hakkında ceza davası da bulunduğundan Genel Kurul, ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin bekletici sorun yapılması gerektiğine hükmetti (Yargıtay HGK, E. 2017/92, K. 2018/1362, 27.09.2018). Karar, mimari projeye yapılan tecavüzlerde hukuk ve ceza yollarının birbirini nasıl etkileyebileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Eser sahibi kimdir?
Eser sahibi, eseri meydana getiren kişidir; yani projeyi tasarlayan mimardır. Yapının maliki, inşaat şirketi ya da projeyi sipariş eden kişi, yalnızca bu sıfatlarla eser sahibi olmaz. Bir projeyi birden fazla mimar birlikte hazırlamışsa haklar kural olarak birlikte kullanılır.
Mimarın bir büroda ya da şirkette çalışan olarak ürettiği projelerde ayrı bir kural vardır. Memur, işçi ve hizmetlilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki hakları, aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça işveren kullanır (FSEK m. 18/2). Serbest çalışan mimarın işverenine projeyi teslim etmesi, hakların devri anlamına gelmez; devir ve lisans için yazılı bir sözleşme ve hakların tek tek gösterilmesi gerekir (FSEK m. 52).
Mimarın telif hakları: manevi ve mali haklar
Eser niteliği taşıyan bir proje veya yapı üzerinde mimar, FSEK’in tanıdığı iki grup hakka sahiptir. Manevi haklar eser sahibi ile eseri arasındaki kişisel bağı korur ve devredilemez. Mali haklar ise eserden ekonomik olarak yararlanmayı sağlar; yazılı sözleşmeyle devredilebilir veya kullanma izni (lisans) konusu yapılabilir.
Manevi haklar
Mali haklar
- İşleme hakkı (FSEK m. 21): Bir projeden yararlanılarak yeni bir proje veya uyarlama hazırlanması mimarın iznine bağlıdır.
- Çoğaltma hakkı (FSEK m. 22): Projenin kopyalanması ve plan, proje ve krokilerin uygulanarak yapının inşa edilmesi çoğaltmadır (FSEK m. 22/2). Yapının fotoğrafla çoğaltılması da bu hakkın kapsamındadır; kamusal alan istisnası aşağıda anlatılmıştır.
- Yayma hakkı (FSEK m. 23): Projenin veya çoğaltılmış nüshalarının satışa sunulması ya da başka yollarla dağıtılması mimarın iznine bağlıdır.
- Temsil ve umuma iletim hakları (FSEK m. 24, 25): Proje görsellerinin, çizimlerin ve modellerin umumi yerlerde gösterilmesi ya da internet dahil yayın yoluyla kamuya sunulması bu haklara girer.
Mali haklar eser sahibinin hayatı boyunca ve ölümünden sonra 70 yıl korunur; projeyi birden fazla mimar birlikte hazırlamışsa süre, son hayatta kalan eser sahibinin ölümünden itibaren işler (FSEK m. 27). Mimar mali haklarını sipariş veren kişiye, müteahhide veya yapı malikine devredebilir ya da kullanma izni verebilir; bunun için yukarıda belirtilen yazılı sözleşme şartı aranır (FSEK m. 52). Proje sözleşmesinde hangi hakların hangi yapı için ve ne kadar süreyle devredildiğinin açıkça yazılması, ileride doğabilecek tadilat ve ikinci uygulama tartışmalarını önler.
Malik ile mimar arasındaki çatışma
Malik, Türk Medeni Kanunu’na göre taşınmazı üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkisine sahiptir. Mimar ise eserinin bütünlüğünü korumak ister. FSEK bu çatışmayı iki yönden düzenler. Bir yandan eser sahibinin izni olmadıkça eserde kısaltma, ekleme ve başka değişiklikler yapılamaz (FSEK m. 16/1). Öte yandan eserin aslına malik olan kişi, eser sahibiyle arasındaki sözleşme çerçevesinde eser üzerinde tasarrufta bulunabilir; ancak eseri tahrip edemez, yok edemez ve eser sahibinin haklarını ihlal edemez (FSEK m. 17).
Mimari eserin bir resim ya da heykelden farkı, kullanılmak için yapılmış olmasıdır. İçinde yaşanır, çalışılır, zamanla yıpranır ve ihtiyaçlar değişir. Bu işlevsel nitelik, malikin yapabileceği değişikliklerin sınırını diğer eser türlerine göre genişletir. Yargıtay, değişiklik yapılıp yapılamayacağını her somut olayda mülkiyet hakkı ile eser sahibinin hakları arasında bir menfaat dengesi kurarak belirler.
Mimarın izni olmadan değişiklik yapılabilir mi?
FSEK’te yalnızca mimari eserlere özgü, “zorunlu değişiklik izinsiz yapılabilir” şeklinde açık bir hüküm yoktur. Kanun, eser sahibinin izniyle eseri işleyen, çoğaltan veya yayımlayan kişilerin, kullanılan tekniğin zorunlu kıldığı değişiklikleri yapabileceğini kabul eder (FSEK m. 16/2). Mimari eserlerdeki esneklik ise bu kuraldan ve yapının işlevsel niteliğinden hareketle Yargıtay içtihadıyla şekillenmiştir. Yargıtay’a göre malikin yaptığı değişikliğin mimarın haklarını ihlal etmemesi için şu üç koşul birlikte aranır:
Yargıtay, güzel sanat eseri sayılan bir yapıda da değişen ihtiyaçlara göre değişiklik yapılabileceğini kabul eder. Malik, imar mevzuatının izin verdiği ölçüde yapıyı ihtiyaçlarına uyarlayabilir. Estetik nitelik taşımayan bir yapıda ise değişikliğe yalnızca imar mevzuatı açısından müdahale edilebilir; mimarın FSEK’e dayalı bir hakkı bulunmaz.
Eser sahibi, değişikliğe kayıtsız şartsız yazılı izin vermiş olsa bile şeref ve itibarını zedeleyen veya eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan her türlü değişikliği engelleyebilir (FSEK m. 16/3). Bu nedenle malik ile mimar arasındaki sözleşmeye konulan genel nitelikli izin kayıtları, mimarın bu hakkını ortadan kaldırmaz.
Değişiklik zorunlu değilse ya da zorunlu olsa bile eserin bütünlüğünü bozuyor veya estetik yapısına zarar veriyorsa mimar müdahale edebilir. Bu durumda tecavüzün ref’i davası açılabilir; şartları varsa maddi ve manevi tazminat da istenebilir. Değişiklik henüz yapılmadıysa tecavüzün önlenmesi davası ve ihtiyati tedbir gündeme gelir. Bu davaların ayrıntıları için telif hakkı ihlalinde açılabilecek hukuk davaları yazımıza bakabilirsiniz.
Hukuka aykırı değişiklikte mimarın ek talepleri
Güzel sanat eserlerinde, izinsiz değişiklik yapılmışsa eser sahibi, eserin üzerine değişikliğin kendisine ait olmadığını belirten bir ibare konulmasını ya da adının eserden kaldırılmasını isteyebilir. Malikin ve kamunun menfaatlerini önemli ölçüde zedelemiyorsa eserin eski haline getirilmesini de talep edebilir (FSEK m. 67). Mimari eserlerde eski hale getirme talebi, çoğu zaman bu menfaat dengesinde değerlendirilir.
Yapının yıkılması ve tamamen kaldırılması
Yıkım, değişikliğin en ağır biçimidir ve FSEK m. 17 malikin eseri yok edemeyeceğini öngörür. Buna karşılık Yargıtay, mimari eserin işlevsel niteliğini ve mülkiyet hakkını gözeterek, artık ihtiyacı karşılamayan bir yapının malik tarafından tamamen kaldırılabileceğini kabul etmektedir. Uygulamada yıkım çoğu zaman imar mevzuatından ya da yapının güvenliğinden kaynaklanan bir zorunluluğa dayanır.
Önce durumu belgeleyin. Eser niteliği tartışmalı bir yapıda kapsamlı tadilat veya yıkım planlanıyorsa, yapının mevcut halini, değişikliğin gerekçesini ve imar mevzuatı açısından zorunluluğunu belgelemek, ileride doğabilecek bir uyuşmazlıkta malikin elini güçlendirir. Mimar açısından ise değişiklik başlamadan delil tespiti ve ihtiyati tedbir talep etmek, sonradan tazminat davası açmaktan çoğu zaman daha etkilidir.
Mimarın adının belirtilmesi
Eserin sahibinin adıyla umuma sunulup sunulmayacağına karar verme yetkisi eser sahibine aittir (FSEK m. 15). Mimari eserlerde ise özel bir kural vardır: eser niteliğindeki mimari yapılarda eser sahibinin adı, ancak yazılı istemi üzerine ve onun uygun gördüğü malzemeyle yapının görünür bir yerine silinmeyecek şekilde konulur (FSEK m. 15/4).
Diğer eser türlerinde adın belirtilmesi eser sahibinin kendiliğinden kullandığı bir haktır. Mimari eserde ise adın yapıya yazılmasını isteyebilmek için mimarın bunu yazılı olarak talep etmesi gerekir. Mimar adının yanlış gösterildiğini ya da hiç gösterilmediğini ileri sürerek tespit ve düzeltme isteyebilir; mahkeme hükmün ilanına da karar verebilir (FSEK m. 67).
Fotoğraflama ve görüntüleme serbestisi
Bir yapının fotoğrafının çekilmesi FSEK bakımından çoğaltma sayılır ve kural olarak çoğaltma hakkı eser sahibine aittir (FSEK m. 22). Kanun, kamusal alandaki eserler için önemli bir istisna öngörür:
Umumi yollar, caddeler veya meydanlarda daimi olarak bulunan güzel sanat eserlerinin resim, çizim, fotoğraf ve benzeri yollarla çoğaltılması ve yayılması serbesttir. Mimari eserlerde bu serbesti yalnızca dış şekle ilişkindir.
Buna göre kamusal alanda kalıcı olarak bulunan bir yapının dış cephesinin fotoğraflanması ve yayımlanması ihlal oluşturmaz. Yapının iç kısmının fotoğraflanarak çoğaltılması ise bu serbestinin dışında kalır. İç mekanı eser niteliği taşıyan bir yapının içinin mimarın rızası olmadan fotoğraflanıp yayımlanması, çoğaltma ve yayma haklarının ihlali olarak dava konusu yapılabilir. Kar amacı gütmeden ve yalnızca kişisel kullanım için yapılan çoğaltma ise ayrıca serbesttir (FSEK m. 38); bu nedenle uyuşmazlıklar genellikle ticari kullanımda, örneğin reklam, katalog veya yayın amaçlı çekimlerde ortaya çıkar.
| Kullanım | İzin gerekir mi? | Dayanak |
|---|---|---|
| Kamusal alandan dış cephe fotoğrafı | Hayır | FSEK m. 40 |
| İç mekanın kişisel amaçla fotoğraflanması | Kural olarak hayır | FSEK m. 38 |
| İç mekanın reklam, yayın veya katalog için çoğaltılması | Evet, eser niteliği varsa mimarın izni | FSEK m. 22, 23 |
| Projenin başka bir yapıda uygulanması | Evet | FSEK m. 22/2 |
İzinsiz çoğaltma ve yayma, hukuki yaptırımların yanında FSEK m. 71 kapsamında suç da oluşturabilir. Ceza yargılaması hakkında telif hakkı ihlali suçları ve cezai sorumluluk yazımızda ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Mimari eserlerde hukuki koruma: davalar ve diğer yollar
Telif haklarının ihlali FSEK’te “tecavüz” olarak adlandırılır. Mimari eserine veya projesine tecavüz edildiğini düşünen mimar, FSEK’teki hukuk davalarının yanında şartları varsa ceza yoluna da başvurabilir. Davalar, uyuşmazlık konusunun değerine bakılmaksızın fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinde görülür; bu mahkemelerin kurulmadığı yerlerde görevlendirilen asliye hukuk mahkemeleri bakar (FSEK m. 76).
- Tecavüzün ref’i davası (FSEK m. 66): Devam eden ihlalin durdurulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması istenir. Kusur aranmaz.
- Tecavüzün men’i davası (FSEK m. 69): İhlal tehlikesi varsa ya da ihlalin tekrarından endişe ediliyorsa açılır.
- Tazminat (FSEK m. 68, 70): Mali hakların ihlalinde, sözleşme yapılmış olsaydı istenebilecek bedelin üç katına kadar tazminat istenebilir. Kusur varsa maddi tazminat, manevi hakların ihlalinde manevi tazminat ve ihlal edenin elde ettiği karın devri de talep edilebilir.
- İhtiyati tedbir (FSEK m. 77): Dava açılmadan önce veya dava sırasında, örneğin izinsiz bir tadilatın durdurulması istenebilir.
- Ceza yolu (FSEK m. 71, 75): İzinsiz çoğaltma, işleme ve yayma gibi fiiller suçtur; soruşturma şikayete bağlıdır.
Tazminat talepleri bakımından Türk Borçlar Kanunu’ndaki genel zamanaşımı süreleri uygulanır: zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl (TBK m. 72). İhlal sürdüğü sürece ref’i ve men’i talepleri ileri sürülebilir.
Mimarlık hizmetlerinde iç mimari ve mobilya gibi ürün tasarımları da ayrıca SMK kapsamında tasarım olarak tescil edilebilir. Uygulamalı sanat eserlerinin çifte korunması için moda tasarımlarının tescili ve hukuki korunması yazımız fikir verebilir.
Sık yapılan hatalar
- Her binanın kendiliğinden eser sayıldığını düşünmek; estetik değer ve hususiyet bilirkişi incelemesiyle tespit edilir.
- Proje sözleşmesinde mali hakların devrini ve tadilat yetkisini açıkça düzenlememek.
- Mimarın yazılı izni alındığı için her türlü değişikliğin serbest olduğunu sanmak; itibarı zedeleyen değişiklik izinle de yapılamaz.
- Değişiklik tamamlandıktan sonra harekete geçmek; tedbir ve delil tespiti fırsatını kaçırmak.
- Kamusal alandan çekilen dış cephe fotoğraflarını ihlal saymak ya da iç mekan çekimlerinin de aynı serbestiye tabi olduğunu düşünmek.
Mimari eserler, sanat ile kullanımın iç içe geçtiği eserlerdir. Mülkiyet hakkı ile eser sahibinin hakları arasındaki dengeyi kurarken yapının eser niteliğini, değişikliğin zorunluluğunu ve eserin bütünlüğünü birlikte değerlendirmek gerekir.
Sık sorulan sorular
Binamın mimarı, yapacağım tadilata itiraz edebilir mi?
Yapı eser niteliği taşıyorsa ve tadilat zorunlu değilse, eserin bütünlüğünü bozuyorsa ya da mimarın itibarını zedeliyorsa itiraz edebilir. Yapı eser sayılmıyorsa değişiklik yalnızca imar mevzuatına uygunluk bakımından denetlenir.
Mimarın telif hakları devredilebilir mi?
Mali haklar (işleme, çoğaltma, yayma, temsil, umuma iletim) yazılı bir sözleşmeyle ve devredilen haklar tek tek gösterilerek devredilebilir veya lisans konusu yapılabilir (FSEK m. 52). Umuma arz, adın belirtilmesi ve değişikliği men gibi manevi haklar ise devredilemez.
Mimari projemin başka bir yerde kullanıldığını fark ettim. Ne yapabilirim?
Projenin izinsiz uygulanması çoğaltma sayılır (FSEK m. 22/2). Tecavüzün ref’i ve men’i, tazminat ve ihtiyati tedbir talep edebilir, şartları varsa şikayet yoluna da başvurabilirsiniz.
Mimarın adı binaya yazılmak zorunda mı?
Hayır. Mimari eserlerde ad, mimarın yazılı istemi üzerine yapının görünür bir yerine silinmeyecek şekilde konulur (FSEK m. 15/4).
Bir binanın içini fotoğraflayıp sosyal medyada paylaşmak ihlal midir?
Kazanç amacı olmadan yalnızca kişisel kullanım için fotoğraf çekmek serbesttir (FSEK m. 38). Fotoğrafın herkese açık bir hesapta paylaşılması ise umuma iletim niteliği taşıyabileceğinden bu serbestinin dışında kalabilir. İç mekanı eser niteliği taşıyan bir yapının içinin ticari amaçla çoğaltılması ve yayılması ise mimarın iznine bağlıdır; dış cephe için FSEK m. 40’taki serbesti iç mekanı kapsamaz.
Mimari eser üzerindeki telif hakları ne kadar süre korunur?
Mali haklar eser sahibinin hayatı boyunca ve ölümünden sonra 70 yıl süreyle korunur; birlikte hazırlanan projelerde süre son hayatta kalan mimarın ölümünden itibaren işler (FSEK m. 27).
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla