Mirastan mal kaçırma sebebiyle tapu iptal ve tescil davası, miras bırakanın taşınmazını mirasçılarından bir kısmını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla devretmesi ve bu devrin gerçekte bağış niteliğinde olmasına rağmen tapuda satış gibi gösterilmesi halinde açılan dava türüdür. Bu dava ile, hukuka aykırı şekilde yapılan temlik işleminin geçersizliği ileri sürülerek tapu kaydının iptali ve taşınmazın mirasçılar adına yeniden tescili talep edilir.
Uygulamada özellikle miras bırakanın taşınmazını yalnızca bir mirasçısına devretmesi veya üçüncü bir kişi üzerinden dolaylı şekilde devretmesi halinde, diğer mirasçılar bu işlemin gerçekte mirastan mal kaçırma amacı taşıdığını ileri sürerek dava açabilmektedir.
Bu yazımızda; mirastan mal kaçırma sebebiyle tapu iptal ve tescil davasının hukuki dayanağı, hangi durumlarda açılabileceği ile yargılama süreci ayrıntılı şekilde ele alınacaktır.
Yazı İçeriği
- 1. Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Nedir
- 2. Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Hangi Hallerde Söz Konusu Olur?
- 2.1. Bağışın “Satış” veya “Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi” Altında Gizlenmesi
- 2.2. Satış Bedeli ile Gerçek Değer Arasında Fahiş Fark Bulunması
- 2.3. Bedelin Hiç Ödenmemesi veya Devralanın Ödeme Gücünün Bulunmaması
- 2.4. Murisin Mal Satmak İçin Haklı Bir Sebebinin Bulunmaması
- 2.5. Devrin Mirasçılardan Sadece Birine veya Yakın İlişkideki Üçüncü Kişiye Yapılması
- 3. Muris Muvazaasının Unsurları
- 4. Mirastan Mal Kaçırma Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasının Tarafları
- 5. Mirastan Mal Kaçırma Sebebiyle Açılan Davada Zamanaşımı Var mı?
- 6. Mirastan Mal Kaçırma Sebebiyle Açılan Tapu İptal Davasında Yargılama Süreci
- 7. Mirastan Mal Kaçırma Sebebiyle Açılan Davanın Sonuçları
1. Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Nedir
1.1. Muris Muvazaasının Tanımı
Muris muvazaası, miras bırakanın taşınmazını mirasçılarından bir kısmını miras hakkından mahrum bırakmak amacıyla devretmesi ve bu devri gerçekte bağışlamak istediği halde tapuda satış gibi göstermesi durumunu ifade eder. Bu tür işlemlerde tapuda görünen işlem ile tarafların gerçek iradesi arasında bir uyumsuzluk bulunmaktadır.
Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için Muris Muvazaası Nedir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
1.2. Görünürdeki İşlem ile Gerçek İrade Arasındaki Fark
Muris muvazaasının temel özelliği, tapuda görünen işlem ile tarafların gerçek iradesinin birbirinden farklı olmasıdır. Tapuda satış sözleşmesi yapılmış gibi görünmesine rağmen, gerçekte tarafların amacı taşınmazı bedelsiz olarak devretmek, yani bağışlamaktır. Bu nedenle görünürdeki işlem hukuken geçerli bir satış gibi görünse de, tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için muvazaalı kabul edilir.
Bu nedenle muris muvazaasına dayalı davalarda mahkemeler, yalnızca tapuda yazılı sözleşmeye bakmakla yetinmez; tarafların gerçek amacını, işlem tarihindeki koşulları ve somut olayın özelliklerini birlikte değerlendirir.
1.3. Muris Muvazaasının Hukuki Niteliği
Muris muvazaası, hukuki açıdan nisbi muvazaa (nitelikli muvazaa) olarak kabul edilmektedir. Bu durumda taraflar arasında iki ayrı işlem bulunmaktadır: görünürde yapılan satış sözleşmesi ve gerçekte yapılmak istenen bağış işlemi. Görünürdeki işlem, tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için geçersiz sayılır.
Muris muvazaasında amaç, mirasçıların saklı payını veya miras hakkını dolanmak olduğundan, yapılan işlem dürüstlük kuralına aykırı kabul edilir. Bu nedenle mirasçılar, miras bırakanın yaptığı muvazaalı işlemin geçersizliğini ileri sürerek tapu kaydının iptalini ve taşınmazın miras payları oranında adlarına tescilini talep edebilir.
1.4. Türk Medeni Kanunu Hükümleri ve Dürüstlük Kuralı
Muris muvazaasına ilişkin uyuşmazlıkların hukuki dayanağı, doğrudan tek bir kanun maddesine değil; Türk Medeni Kanunu’nun genel hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına dayanmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı uyarınca, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Miras bırakanın, mirasçılarından bir kısmını miras hakkından mahrum bırakmak amacıyla taşınmazını gerçekte bağışlamak istediği halde satış gibi göstermesi, dürüstlük kuralına aykırı bir davranış olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle muris muvazaasına dayalı işlemler, hukuki görünüm altında yapılmış olsa dahi, hukuken korunmaz.
Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun miras ve mülkiyet hükümleri de muris muvazaası davalarının hukuki temelini oluşturmaktadır. Kanun koyucu, mirasçıların miras hakkının korunmasını esas almış ve miras bırakanın hukuka aykırı işlemlerle bu hakkı dolanmasını hukuk düzeni tarafından korunmayan bir davranış olarak değerlendirmiştir. Bu nedenle muris muvazaasına dayalı işlemlere karşı açılan tapu iptal ve tescil davaları, miras hakkının korunmasına hizmet eden önemli bir hukuki araç niteliği taşımaktadır.
1.5. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (01.04.1974 Tarihli)
Muris muvazaası davalarının en önemli hukuki dayanaklarından biri, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 01.04.1974 tarihli kararında ortaya konulan ilkelerdir. Bu karar ile, miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı muvazaalı temliklerin geçersiz olduğu ve mirasçıların bu işlemlerin iptalini dava yoluyla talep edebileceği açık şekilde kabul edilmiştir.
Anılan içtihadı birleştirme kararında, muris muvazaası nedeniyle açılacak davalarda mirasçıların saklı pay sahibi olup olmamasının önem taşımadığı belirtilmiş; miras hakkı ihlal edilen tüm mirasçıların dava açabileceği kabul edilmiştir. Böylece muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarının hukuki temeli, yargı içtihadı ile açık ve kesin bir şekilde ortaya konulmuştur.
Bu karar, uygulamada muris muvazaası davalarının temel referans noktası olarak kabul edilmekte olup, günümüzde de Yargıtay kararlarında istikrarlı şekilde uygulanmaya devam etmektedir.
2. Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Hangi Hallerde Söz Konusu Olur?
Muris muvazaasının varlığından söz edebilmek için, miras bırakanın yaptığı devir işleminin gerçekte bağış niteliğinde olduğu ve mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıdığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Yargıtay uygulamasında, bu amacın varlığı genellikle belirli olgular ve davranış kalıpları üzerinden tespit edilmektedir.
Bu kapsamda uygulamada muris muvazaasının varlığına işaret eden başlıca durumlar aşağıda sıralanmıştır.
2.1. Bağışın “Satış” veya “Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi” Altında Gizlenmesi
Bu durum, uygulamada en sık rastlanan muris muvazaası örneklerinden biridir. Miras bırakan, gerçekte bir taşınmazı bağışlamak istemekte; ancak diğer mirasçıların ileride dava açmasını zorlaştırmak amacıyla işlemi tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermektedir.
Hukuki Sonuç:
Görünürde yapılan satış veya bakım sözleşmesi, tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için muvazaalı sayılır. Gizli bağış işlemi ise resmi şekil şartına uygun yapılmadığından geçersiz kabul edilir. Bu nedenle tapu kaydının iptali ve taşınmazın mirasçılar adına tescili talep edilebilir.
2.2. Satış Bedeli ile Gerçek Değer Arasında Fahiş Fark Bulunması
Taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli ile işlem tarihindeki gerçek piyasa değeri arasında ciddi bir fark bulunması, muris muvazaasının varlığı bakımından önemli bir karine oluşturur. Özellikle taşınmazın gerçek değerine kıyasla çok düşük bir bedelle devredilmesi, işlemin gerçekte bir satış değil bağış niteliğinde olabileceğini gösterir.
Ancak tek başına düşük bedel bulunması her zaman muvazaa anlamına gelmez. Mahkemeler, bu hususu diğer somut olgularla birlikte değerlendirir.
2.3. Bedelin Hiç Ödenmemesi veya Devralanın Ödeme Gücünün Bulunmaması
Tapuda bir satış bedeli kararlaştırılmış olsa bile, bu bedelin fiilen ödenmemiş olması veya devralan kişinin bu bedeli ödeyebilecek mali güce sahip olmaması, muris muvazaasının önemli göstergelerinden biridir.
Örneğin;
- Satış bedelinin murisin banka hesaplarına hiç girmemiş olması
- Devralan kişinin gelirinin veya malvarlığının bu bedeli karşılayacak düzeyde olmaması
gibi durumlar, işlemin gerçekte bağış niteliğinde olduğunu gösteren güçlü karineler olarak kabul edilmektedir.
2.4. Murisin Mal Satmak İçin Haklı Bir Sebebinin Bulunmaması
Yargıtay uygulamasında, miras bırakanın taşınmazı devretmek için makul ve ekonomik bir sebebinin bulunup bulunmadığı da önemli bir değerlendirme ölçütüdür. Eğer miras bırakanın mali durumu iyi ise, borcu bulunmuyorsa veya nakit ihtiyacı yoksa, buna rağmen en değerli taşınmazlarını devretmesi, işlemin gerçek bir satış olmadığı yönünde değerlendirme yapılmasına yol açabilir.
Bu nedenle mahkemeler, miras bırakanın işlem tarihindeki mali durumu, yaşam koşulları ve ekonomik ihtiyaçlarını somut deliller çerçevesinde incelemektedir.
2.5. Devrin Mirasçılardan Sadece Birine veya Yakın İlişkideki Üçüncü Kişiye Yapılması
Taşınmazın yalnızca belirli bir mirasçıya veya miras bırakan ile yakın ilişki içinde bulunan bir üçüncü kişiye devredilmesi de muris muvazaasının varlığı bakımından dikkate alınan önemli bir göstergedir.
Özellikle;
- Mirasçılardan yalnızca birine yapılan devirler
- Bakım hizmeti veren bir mirasçıya yapılan devrin diğer mirasçıları dışlayacak şekilde gerçekleştirilmesi
- Yakın akraba veya güven ilişkisi bulunan üçüncü kişilere yapılan devirler
gibi durumlarda, işlemin gerçek amacının mirasçılardan mal kaçırmak olup olmadığı somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
3. Muris Muvazaasının Unsurları
Bir işlemin muris muvazaası nedeniyle iptal edilebilmesi için belirli unsurların birlikte gerçekleşmiş olması gerekir. Bu unsurlardan birinin dahi bulunmaması halinde, muris muvazaasından söz edilemez ve açılan dava reddedilebilir. Bu nedenle mahkemeler, her somut olayda aşağıda belirtilen unsurların tamamının mevcut olup olmadığını ayrı ayrı değerlendirir.
3.1. Görünürdeki İşlem (Sözleşme)
Görünürdeki işlem, tarafların dış dünyaya karşı gerçek bir işlem yapmış gibi sundukları sözleşmedir. Muris muvazaasında bu işlem genellikle satış sözleşmesi veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi şeklinde ortaya çıkar.
Bu sözleşme, tapuda geçerli bir işlem yapılmış gibi görünmesine rağmen tarafların gerçek iradesini yansıtmaz. Tarafların amacı gerçekte bağış yapmak olduğu halde, işlem satış veya bakım sözleşmesi olarak gösterildiği için bu görünürdeki işlem muvazaa nedeniyle geçersiz kabul edilir.
3.2. Muvazaa Anlaşması
Muvazaa anlaşması, miras bırakan ile taşınmazı devralan kişi arasında yapılan gizli anlaşmadır. Bu anlaşma ile taraflar, tapuda yapılan işlemin gerçekte hüküm ve sonuç doğurmayacağını veya görünürdeki işlemden farklı bir sonuç doğuracağını kararlaştırırlar.
Başka bir ifadeyle taraflar, dış dünyaya karşı satış yapılmış gibi görünmesine rağmen, gerçekte bağış yapmak konusunda anlaşmışlardır. Bu gizli anlaşma, muris muvazaasının temelini oluşturan en önemli unsurlardan biridir.
3.3. Gizli İşlem (Bağışlama İradesi)
Muris muvazaasında tarafların gerçekte yapmak istedikleri asıl işlem, bağışlama işlemidir. Ancak bu bağış işlemi tapuda açık şekilde bağış olarak yapılmayıp, satış veya başka bir sözleşme görünümü altında gerçekleştirilir.
Bağış işlemi taşınmazlar bakımından resmi şekle tabi olduğundan, bu işlemin tapuda açık şekilde bağış olarak yapılması gerekir. Buna rağmen bağış işlemi satış gibi gösterilerek gizlenmişse, bu gizli işlem şekil şartına uyulmadığı için geçersiz sayılır.
3.4. Mirasçıları Aldatma Kastı (Mal Kaçırma Amacı)
Muris muvazaasını diğer muvazaa türlerinden ayıran en önemli unsur, mirasçıları aldatma kastının bulunmasıdır. Miras bırakanın amacı, mirasçılarından bir kısmını miras hakkından mahrum bırakmak veya miras paylaşımını etkileyerek belirli kişilere avantaj sağlamaktır.
Bu nedenle muris muvazaası davalarında en çok tartışılan konu, miras bırakanın gerçek amacının ne olduğudur. Eğer taşınmaz devri gerçekten bakım karşılığı yapılmışsa, ekonomik bir zorunluluktan kaynaklanıyorsa veya haklı bir sebebe dayanıyorsa, muris muvazaasından söz edilemez.
Başka bir ifadeyle, mirasçıları aldatma kastı ispat edilemediği takdirde muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası reddedilir.
4. Mirastan Mal Kaçırma Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davasının Tarafları
Mirastan mal kaçırma sebebiyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında tarafların doğru belirlenmesi, davanın sağlıklı şekilde yürütülmesi bakımından büyük önem taşır. Bu davalarda kural olarak miras hakkı ihlal edilen mirasçılar davacı, taşınmazı devralan kişi veya sonradan devralan malik ise davalı konumunda yer alır.
Ancak bazı durumlarda davanın birden fazla kişiye karşı açılması veya birden fazla mirasçının birlikte hareket etmesi gerekebilir. Bu nedenle tarafların doğru belirlenmesi, davanın esası kadar usul bakımından da belirleyici bir unsurdur.
4.1. Davayı Kimler Açabilir?
Mirastan mal kaçırma sebebiyle tapu iptal ve tescil davası, miras bırakanın yaptığı muvazaalı işlem nedeniyle miras hakkı ihlal edilen mirasçılar tarafından açılabilir. Bu davayı açabilmek için saklı pay sahibi olmak şart değildir; miras hakkı zedelenen her yasal mirasçı dava açma hakkına sahiptir.
Bu kapsamda davayı açabilecek kişiler başlıca şunlardır:
- Saklı pay sahibi mirasçılar
- Saklı payı bulunmayan mirasçılar
- Atanmış mirasçılar
- Terekeye temsilci atanması halinde temsilci
Ayrıca muris muvazaası davarında, birden fazla mirasçı birlikte dava açabileceği gibi her bir mirasçı tek başına da dava açabilir.
Bu tür davalarda zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından, bir mirasçının tek başına açtığı dava diğer mirasçıları bağlamaz, ancak verilen karar, dava açan mirasçının payı bakımından hüküm ifade eder.
4.2. Dava Kime Karşı Açılır?
Mirastan mal kaçırma sebebiyle açılan tapu iptal ve tescil davası, kural olarak taşınmazı muvazaalı işlemle devralan kişiye karşı açılır. Ancak taşınmazın daha sonra başka bir kişiye devredilmiş olması halinde, davanın son malik veya taşınmaz üzerinde hak sahibi olan kişiye yöneltilmesi gerekir.
Bu kapsamda dava şu kişilere karşı açılabilir:
- Taşınmazı muristen devralan kişi
- Taşınmazı sonradan devralan malik
- Taşınmaz üzerinde ayni hak sahibi olan üçüncü kişiler
Zorunlu Dava Arkadaşlığı Bulunan Durumlar
Bazı hallerde dava, taşınmaz üzerinde hak sahibi olan tüm kişilere birlikte yöneltilmelidir. Özellikle:
- Taşınmazın birden fazla kişiye devredilmiş olması
- Taşınmazın paylı mülkiyet halinde bulunması
- Taşınmaz üzerinde ayni hak tesis edilmiş olması
gibi durumlarda, davanın tüm ilgililere karşı açılması gerekir. Aksi halde dava usulden reddedilebilir.
5. Mirastan Mal Kaçırma Sebebiyle Açılan Davada Zamanaşımı Var mı?
Genel Kural: Muris Muvazaası Davalarında Zamanaşımı Yoktur
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları zamanaşımına tabi değildir. Çünkü bu davalar, hukuka aykırı şekilde yapılan bir tapu kaydının düzeltilmesine yöneliktir ve mülkiyet hakkı süreyle ortadan kalkmaz.
Bu nedenle:
- Murisin ölümünden uzun yıllar geçmiş olması
- Taşınmazın yıllardır devralan kişi tarafından kullanılıyor olması
- Mirasçıların uzun süre sessiz kalmış olması
tek başına davanın reddi sonucunu doğurmaz.
6. Mirastan Mal Kaçırma Sebebiyle Açılan Tapu İptal Davasında Yargılama Süreci
Mirastan mal kaçırma (muris muvazaası) sebebiyle açılan tapu iptal ve tescil davaları, taşınmaz mülkiyetine ilişkin ayni hakka dayanan davalar olduğundan belirli bir usul çerçevesinde yürütülür.
6.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Mirastan mal kaçırma sebebiyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Yetki bakımından ise dava, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmak zorundadır. Bu kural kesin yetki niteliğinde olup tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez. Bu nedenle dava, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır.
6.2. İhtiyati Tedbir Talebi
Muris muvazaası davalarında, dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir talep edilmesi mümkündür. Özellikle dava sürecinde taşınmazın el değiştirmesi ihtimali bulunuyorsa, mahkemeden tapu kaydına satış ve devir yasağı şerhi konulması talep edilebilir.
İhtiyati tedbir talebi, davanın başında veya yargılama sırasında ileri sürülebilir. Mahkeme, davacının haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi halinde, taşınmazın devrini geçici olarak engelleyen bir tedbir kararı verebilir.
6.3. Mirastan Mal Kaçırma Davasında İspat ve Deliller
Muris muvazaası davalarında davacı, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat etmekle yükümlüdür. Ancak bu tür uyuşmazlıklarda doğrudan yazılı bir muvazaa sözleşmesi bulunmadığından, ispat çoğu zaman dolaylı deliller ve olgular üzerinden yapılır.
Uygulamada en sık başvurulan deliller şunlardır:
- Tanık beyanları
- Tapu kayıtları ve resmi belgeler
- Banka kayıtları ve ödeme belgeleri
- Murisin ekonomik durumu ve mali ihtiyaçları
- Taraflar arasındaki ilişki
- Bilirkişi incelemesi ve keşif
Mahkeme, bu delilleri birlikte değerlendirerek murisin gerçek iradesini ve işlemin amacını tespit etmeye çalışır.
6.4. Harç ve Yargılama Giderleri
Mirastan mal kaçırma sebebiyle açılan tapu iptal ve tescil davaları, kural olarak nispi harca tabi davalar arasında yer almaktadır. Bu nedenle dava açılırken, taşınmazın dava değeri üzerinden hesaplanan harç ödenmesi gerekir.
Yargılama sürecinde ayrıca:
- Bilirkişi ücreti
- Keşif giderleri
- Tebligat giderleri
- Tanık giderleri
gibi çeşitli yargılama giderleri ortaya çıkabilir. Dava sonunda bu giderler, kural olarak davayı kaybeden tarafa yükletilir.
6.5. Vekâlet Ücreti
Mirastan mal kaçırma sebebiyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında vekâlet ücreti, dava sonunda mahkemece yaptırılan tespit sonrası belirlenen değer üzerinden nispi (oransal) olarak hüküm altına alınır. Davayı kazanan taraf lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca karşı taraftan vekâlet ücreti tahsil edilmesine karar verilir.
Ayrıca taraflar ile avukat arasında yapılan sözleşmeye bağlı olarak, sözleşmesel vekâlet ücreti de gündeme gelebilir. Bu ücret, dava sonucuna göre ayrıca talep edilebilir.
6.6. Kanun Yolları (İstinaf ve Temyiz)
Tapu iptal ve tescil davalarında verilen kararlar, nihai karar olmayıp üst mahkemelerin denetimine tabidir. Ancak burada taşınmazın aynına ilişkin kararların özel bir durumu mevcuttur:
- İstinaf Süreci: İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurulabilir.
- Temyiz Süreci: İstinaf dairesinin kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz sınırı, her yıl yeniden değerleme oranına göre belirlenen parasal limite tabidir.
İcra Edilebilirlik: Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, kesinleşmeden icra edilemez. Dolayısıyla, mahkemeden iptal kararı alınsa dahi, istinaf ve temyiz süreçleri tamamlanıp karar kesinleşmeden tapuda tescil işlemi yapılamaz.
7. Mirastan Mal Kaçırma Sebebiyle Açılan Davanın Sonuçları
Mirastan mal kaçırma (muris muvazaası) sebebiyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında mahkeme, yapılan devir işleminin muvazaalı olduğuna karar verirse, tapu kaydının iptaline ve taşınmazın mirasçılar adına yeniden tesciline hükmeder. Bu karar ile birlikte, hukuka aykırı şekilde oluşmuş tapu kaydı ortadan kaldırılır ve taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı gerçek hak durumuna uygun hale getirilir.
7.1. Tapu Kaydının İptali
Mahkeme tarafından muris muvazaasının varlığı tespit edilirse, muvazaalı işlem sonucu oluşan tapu kaydı iptal edilir. Bu işlem, hukuka aykırı şekilde yapılan tescilin ortadan kaldırılması anlamına gelir.
Tapu kaydının iptali, murisin yaptığı temlik işleminin geçersiz sayılması sonucunu doğurur ve taşınmaz üzerindeki hukuka aykırı mülkiyet durumu sona erer.
7.2. Taşınmazın Mirasçılar Adına Tescili
Tapu kaydının iptali ile birlikte mahkeme, taşınmazın mirasçılar adına tesciline karar verir. Bu tescil işlemi, mirasçıların yasal miras paylarına göre gerçekleştirilir.
Örneğin muris muvazaası nedeniyle yapılan bir satış işlemi iptal edildiğinde, taşınmaz murisin terekesine dahil edilmiş sayılır ve mirasçılar adına yeniden tescil edilir.
7.3. Pay Oranına Göre Tescil
Muris muvazaasına dayalı davalarda verilen karar, kural olarak davayı açan mirasçı bakımından hüküm ifade eder. Bu nedenle bir mirasçı tek başına dava açmışsa, taşınmazın tamamı değil; yalnızca davacının miras payı oranında iptal ve tesciline karar verilebilir.
Birden fazla mirasçının birlikte dava açması halinde ise taşınmaz, davacı mirasçıların payları oranında adlarına tescil edilir. Bu durum uygulamada sıkça karşılaşılan bir sonuçtur.
7.4. Tazminat Talep Edilmesi
Bazı durumlarda tapu kaydının iptali mümkün olmayabilir. Özellikle taşınmazın tapu siciline güvenerek iyiniyetle devralan üçüncü kişiye geçmiş olması halinde, tapunun iptali yerine tazminat talep edilmesi gündeme gelebilir.
Bu gibi durumlarda mirasçılar:
- Uğradıkları zararın karşılanmasını
- Taşınmazın değeri üzerinden tazminat ödenmesini
talep edebilirler. Bu nedenle muris muvazaası davalarında sonuç, her zaman tapunun iptali şeklinde olmayabilir; somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkabilir.


Merhaba, annemizden kalan bir bahçemiz var ve beş kişiye ait. Benim bankalara borcum olduğu için hisseme haciz kondu. Ben de borcuma karşılık olarak hissemi ablama sattım ve satış işlemini tapuda yaptık. Ancak varlık şirketi hem beni hem de ablamı mahkemeye vermiş. Bundan sonra ne olur? Tapu işlemi iptal edilir mi?