İdare Hukuku

İdari İşlemin İptali Sonrası Tam Yargı Davası

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu · Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu
Yayın: 22 Eylül 2020 · Son güncelleme: 1 Kasım 2026 · 14 dk okuma
İdari İşlemin İptali Sonrası Tam Yargı Davası

İdari işlemler, idari makamların kamu yararı amacıyla ve tek taraflı iradeleriyle yaptığı işlemlerdir. Bir idari işlemin amaç, yetki, şekil, konu veya sebep unsurlarından en az biri hukuka aykırıysa işlem iptal davasıyla ortadan kaldırılabilir. Ancak iptal kararı, işlemin uygulandığı süre boyunca doğan zararları kendiliğinden gidermez. İptal kararından sonra zarar gören kişinin önünde, bu zararın tazmini için açılacak bir tam yargı davası yolu vardır.

Bu yazıda, bir idari işlemin iptalinden sonra açılacak tam yargı davasını ele alıyoruz: İYUK m. 12’nin sunduğu seçenekleri, dava süresinin hangi tarihten başladığını, idarenin iptal kararından sonraki yükümlülüklerini ve hangi zararların istenebileceğini. Tam yargı davasının genel kuralları için idareye karşı tazminat (tam yargı) davası rehberimize bakabilirsiniz.

Kısaca
Dayanak?
İYUK m. 12: önce iptal davası açıp kararın tebliği üzerine dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir.
Süre?
İptal kararının ya da kanun yolunda verilecek kararın tebliğinden, işlemin icrasından doğan zararlarda icra tarihinden itibaren 60 gün.
Başka seçenek var mı?
Evet. Doğrudan tam yargı davası ya da iptal ve tam yargı davası birlikte de açılabilir.
Kusur şart mı?
İptal kararı hukuka aykırılığı ortaya koyduğundan hizmet kusuru büyük ölçüde sabittir; kusursuz sorumluluk halleri ayrıca uygulanabilir.

Tam yargı davası ve iptal davası ilişkisi

Tam yargı davası, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan ve idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu öngören ilkenin yargısal karşılığıdır. Zarar maddi olabileceği gibi, kişilik haklarının ihlaline bağlı manevi zarar da olabilir. Bu yönüyle tam yargı davası, hukuk mahkemelerindeki maddi ve manevi tazminat davalarının idari yargıdaki karşılığıdır.

İptal davası ise işlemin hukuka aykırılığını tespit eder ve işlemi geriye etkili olarak ortadan kaldırır. İki dava birbirini tamamlar: iptal davasıyla hukuka aykırılık giderilir, tam yargı davasıyla bu aykırılığın yol açtığı zarar karşılanır.

Neden önce iptal davası?

İdari işlemler hukuka uygunluk karinesinden yararlanır. Bu nedenle bir işlem hukuka aykırı olsa bile iptal edilinceye kadar uygulanmaya devam eder. Uygulamada zarar gören kişi önce işlemin iptalini ister; iptal kararı alındıktan sonra, işlemin uygulandığı süre boyunca uğradığı zararın tazmini için tam yargı davası açar. Bu yol, hukuka aykırılığın kesin bir yargı kararıyla tespit edilmesini sağladığı için zarar davasını kolaylaştırır.

İYUK m. 12: dört farklı yol

İYUK m. 12, haklarını ihlal eden bir idari işlem nedeniyle ilgililere birden fazla seçenek tanır. Danıştay kararlarında da tam yargı davasının, birbirinden bağımsız dört farklı aşamada ve şekilde açılabileceği kabul edilmektedir:

1. yolDoğrudan tam yargı davasıHakları ihlal eden işlem için, iptal davası açma süresi içinde, iptal istemeden yalnızca tazminat istenir. Mahkeme işlemin hukuka uygunluğunu bu davada inceler.
2. yolİptal ve tam yargı birlikteAynı dilekçeyle hem işlemin iptali hem de zararın tazmini istenir.
3. yolİptal kararından sonraÖnce iptal davası açılır; bu davada verilen kararın ya da kanun yollarında verilecek kararın tebliğinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açılır.
4. yolİşlemin icrasından sonraİşlemin uygulanması nedeniyle doğan zarar için, icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açılır. Bu durumda İYUK m. 11’deki idareye başvuru yolları da kullanılabilir.

Hangi yolun seçileceği, zararın ortaya çıkış zamanına ve kapsamının belli olup olmadığına göre değişir. Zarar işlem anında belliyse birlikte açmak hızlı bir çözüm sunar. Zarar işlemin uygulandığı süre boyunca büyüyorsa, örneğin görevden uzaklaştırılan bir memurun maaş kaybı gibi, iptal kararını beklemek zararın tam olarak hesaplanmasını kolaylaştırır.

Doğrudan tam yargı davası açıldığında mahkeme, iptal istenmemiş olsa bile işlemin hukuka uygunluğunu önce kendisi inceler ve tazminat talebini bu incelemeye göre karara bağlar. Bu yol, iptal davası süresi kaçırılmadan kullanılmalıdır; iptal davası açma süresi geçtikten sonra yalnızca tazminat istemek, işlem kesinleştiği için çoğu zaman sonuç vermez.

Dava açma süresi

Genel dava açma süresi idare mahkemelerinde 60 gün, vergi mahkemelerinde 30 gündür (İYUK m. 7). İptal kararından sonra açılacak tam yargı davasında bu süre şu tarihlerden birinden başlar:

  • İptal kararının tebliği: İlk derece mahkemesinin iptal kararının tebliğini izleyen günden itibaren.
  • Kanun yolunda verilecek kararın tebliği: İlgili, istinaf veya temyiz sonucunu bekleyerek bu aşamada verilen kararın tebliğinden itibaren de dava açabilir.
  • İşlemin icrası: İşlemin uygulanmasından doğan zararlar için icra tarihinden itibaren.

İptal kararı tebliğ edildiğinde süreyi not edin. Kanun yolu sonucunu beklemek mümkündür; ancak hangi tebliğin esas alınacağı konusunda tereddüt varsa, ilk derece iptal kararının tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açmak en güvenli yoldur.

İptal kararının uygulanması için idareye başvurulması ve idarenin zararı karşılamaması da ayrı bir işlem doğurur. İdareye m. 11 uyarınca başvurulursa işlemeye başlamış dava süresi durur; idare otuz gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır ve süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Süresi geçmiş taleplerin hangi durumlarda yeniden canlandığı dava açma süresinin canlanması yazımızda anlatılmıştır.

İptal davası reddedilirse ne olur?

İptal davasının sonucu, tam yargı davası açma hakkını ortadan kaldırmaz; ancak davanın kaderini doğrudan etkiler. İptal davası reddedilmiş ve işlemin hukuka uygun olduğu kesinleşmişse, aynı işlemin hukuka aykırılığına dayanan bir tazminat talebi kesin hüküm nedeniyle başarılı olamaz. Bu durumda tazminat ancak idarenin kusursuz sorumluluğunu doğuran bir hal bulunuyorsa, örneğin hukuka uygun bir kamu faaliyetinin belirli kişilere olağan dışı ve özel bir külfet yüklemesi gibi, gündeme gelebilir.

İptal davası kabul edilmişse işlemin hukuka aykırılığı kesinleşir. Tam yargı davasında tartışma esas olarak zararın varlığı, miktarı ve işlemle zarar arasındaki illiyet bağı üzerinde yoğunlaşır.

İptal kararından sonra idarenin yükümlülüğü

İYUK m. 28’e göre idare, Danıştay, bölge idare mahkemesi, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ilişkin kararlarının gereğini gecikmeksizin işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak suretiyle yerine getirmek zorundadır. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden itibaren otuz günü geçemez.

İptal kararı geriye etkilidir; idare, işlem hiç yapılmamış gibi bir durum yaratmakla yükümlüdür. Bu nedenle bazı zararları, ayrı bir tazminat kararına gerek olmadan kendiliğinden gidermesi gerekir. Örneğin iptal edilen bir görevden alma veya atama işleminden sonra memurun eski görevine dönmesi ve yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi, iptal kararının uygulanmasının bir parçasıdır. İdare bunu yapmazsa ilgili, bu haklar için tam yargı davası açabilir. Kararın hiç ya da geç uygulanması halinde izlenecek yollar idari yargı kararlarının uygulanmaması yazımızda anlatılmıştır.

İdarenin sorumluluk türleri

Kusurlu sorumluluk: hizmet kusuru

İdarenin sorumluluğunun asıl kaynağı hizmet kusurudur. Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi ya da kötü işlemesi halinde gündeme gelir. Hukuka aykırı olduğu için iptal edilen bir idari işlem, çoğu zaman hizmetin kötü işlediğini gösterir.

Kusursuz sorumluluk

Kusursuz sorumlulukta kusur aranmaz; zarar ile idari eylem veya işlem arasında illiyet bağı bulunması yeterlidir. Dayanağını sosyal risk, kamu külfetleri karşısında eşitlik, hakkaniyet ve nesafet ilkeleri oluşturur. Başlıca üç ilke uygulanır:

  • Risk (tehlike) ilkesi: Özel bir riskin yol açtığı zararlar, kamu görevlilerinin meslek kazaları, kamu hizmetinde kullanılan tehlikeli araçların verdiği zararlar ve toplantı ve gösteri yürüyüşleri sırasında doğan zararlar.
  • Kamu külfetleri karşısında eşitlik (fedakarlığın denkleştirilmesi): Kamu yararı için yürütülen hukuka uygun bir faaliyetin belirli kişilere özel ve olağan dışı bir zarar vermesi. Genellikle bayındırlık ve imar işlerinde görülür.
  • Sosyal risk ilkesi: Zarar ile idari eylem arasında doğrudan illiyet bağı bulunmasa da toplumsal bir riskin gerçekleşmesi nedeniyle zararın toplumca paylaşılması. Genellikle terör olaylarında uygulanmıştır.

Bu ilkelerin hangi olaylarda nasıl uygulandığı idarenin hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluğu yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Kimler dava açabilir, neler istenebilir?

İptal davasını, işlemle menfaati ihlal edilen herkes açabilir. Tam yargı davası ise yalnızca dava konusu işlem veya eylem nedeniyle kişisel hakkı doğrudan ihlal edilen kişiler tarafından açılabilir. Bu nedenle bir imar planının iptalini sağlayan komşu, kendi malvarlığında somut bir zarar doğmadıkça tazminat isteyemez. İptal kararından yararlanmak, tam yargı davası açma hakkı için tek başına yeterli sayılmaz; davacı kendi hakkının ihlal edildiğini ve uğradığı zararı ortaya koymalıdır.

Davacı vefat etmişse dava hakkı mirasçılarına geçer. İşlemden doğrudan etkilenen şirketler de tüzel kişi olarak tam yargı davası açabilir. Aşağıdaki tablo, iptal kararından sonra sık açılan tam yargı davalarında hangi zarar kalemlerinin istendiğini özetler.

Uygulamadan örnekler

İptal edilen işlem İstenebilecek tazminat
Memurun görevden alınması, nakli veya disiplin cezası Yoksun kalınan maaş ve diğer parasal haklar, nakil giderleri, manevi tazminat
İşyeri ruhsatının iptali veya işyerinin kapatılması İşyerinin kapalı kaldığı sürede yoksun kalınan kazanç, sabit giderler
Yapı ruhsatının iptali veya yıkım kararı Yapılan masraflar, yıkılan yapının bedeli, kira kaybı
İhale işleminin hukuka aykırı biçimde iptali Teklif hazırlama giderleri ve ispat edilebilen diğer zararlar

Zarar nasıl hesaplanır?

Tam yargı davasında zarar, işlemin uygulandığı tarih ile iptal kararının uygulandığı tarih arasındaki dönem esas alınarak hesaplanır. Davacının amacı, işlem hiç yapılmamış olsaydı bulunacağı mali duruma kavuşmaktır.

  • Fiili zarar: İşlem nedeniyle yapılmak zorunda kalınan giderler. Nakil nedeniyle taşınma masrafları, kapatılan işyerinin sabit giderleri, yıkılan yapının bedeli bu kapsamdadır.
  • Yoksun kalınan kazanç: İşlem yapılmasaydı elde edilecek gelir. Memurlarda bu, maaş, ek ödeme ve diğer parasal hakların toplamıdır; işletmelerde ise vergi beyannameleri ve defter kayıtlarıyla ortaya konan kazanç kaybıdır.
  • Manevi zarar: Hukuka aykırı işlemin kişide yarattığı üzüntü ve itibar kaybı. Özellikle disiplin cezaları, görevden almalar ve kamuoyu önünde yapılan işlemlerde gündeme gelir. Miktarın belirlenmesi ve talebin artırılması için idari yargıda manevi tazminat yazımıza bakabilirsiniz.

Zarar miktarı çoğu zaman mahkemenin görevlendirdiği bilirkişi tarafından hesaplanır. Bu nedenle dava açılırken zararın kesin tutarını bilmek gerekmez; makul bir tutarla dava açılıp bilirkişi raporundan sonra talep bir kez artırılabilir. Faiz talebi de unutulmamalıdır; Danıştay uygulamasında faiz kural olarak idareye başvuru tarihinden, başvuru yoksa dava tarihinden işletilir.

Görevli ve yetkili mahkeme

İptal kararından sonra açılacak tam yargı davasında görevli mahkeme kural olarak idare mahkemesidir; vergi uyuşmazlıklarında vergi mahkemesi görevlidir. İptal davası ilk derece olarak Danıştay’da görülmüşse, buna bağlı tam yargı davası da Danıştay’ın görev alanına girebilir.

Yetkili mahkeme İYUK m. 36’ya göre belirlenir. Bu maddenin ilk kuralı, zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözmeye yetkili mahkemedir. Uygulamada bu, iptal davasına bakan ya da bakmaya yetkili olan idare mahkemesi anlamına gelir. Kamu görevlilerinin atama, nakil ve görevden uzaklaştırma işlemlerinde İYUK m. 33, imar, ruhsat ve yıkım gibi taşınmazlarla ilgili işlemlerde İYUK m. 34’teki özel yetki kuralları dikkate alınır. İptal davasının genel şartları ve yetki kuralları için idari işlemlere itiraz ve iptal davası yazımıza bakabilirsiniz.

Başvuru ve dava yolu

  1. İptal kararının tebliğ tarihini kaydedinKararın size ve idareye tebliğ edildiği tarihleri belgeleyin. Süre, kararın size tebliğini izleyen günden başlar.
  2. İdareye başvurunKararın uygulanmasını ve zararınızın ödenmesini yazılı olarak isteyin. İdare 30 gün içinde kararın gereğini yerine getirmek zorundadır.
  3. Zararı hesaplayınMaaş bordroları, hesap dökümleri, faturalar, kira sözleşmeleri, defter kayıtları gibi belgelerle zararın kalemlerini ortaya koyun. Kesin tutar belli değilse makul bir tutarla dava açıp bilirkişi raporundan sonra talebi bir kez artırabilirsiniz (İYUK m. 16/4).
  4. Davayı açınİşlemi yapan idarenin yetkili olduğu idare mahkemesinde, süre içinde tam yargı davası açın. Dilekçede maddi ve manevi tazminatı ayrı ayrı gösterin ve faiz talebinizi yazın.
  5. Kanun yollarını izleyin2026 yılında açılan davalarda konusu 55.000 TL’yi geçmeyen davalardaki kararlar kesindir; 486.000 TL’ye kadar olan davalar tek hakimle görülür.

Gerekli belgeler

  • Yargı kararları: İptal kararı, varsa istinaf ve temyiz kararları ile tebliğ belgeleri.
  • İşlem ve uygulama belgeleri: İptal edilen işlem, işlemin uygulandığını gösteren yazılar, idareye yapılan başvuru ve idarenin cevabı.
  • Zarar belgeleri: Maaş bordroları, hizmet cetveli, fatura ve makbuzlar, kira sözleşmeleri, vergi beyannameleri, defter kayıtları, banka dökümleri.
  • Manevi zararı destekleyen belgeler: Sağlık raporları, basın haberleri, sosyal çevrede yaşanan etkileri gösteren tanık bilgileri.

Sık yapılan hatalar

  • İptal kararının tebliğinden sonra 60 günlük süreyi kaçırıp kanun yolu sonucunu beklemenin her durumda güvenli olduğunu düşünmek.
  • İptal kararından sonra idarenin kendiliğinden ödeme yapacağına güvenip dava açmamak.
  • Zararın kalemlerini ve hesabını gösteren belgeleri dosyaya sunmamak.
  • Faiz talebini dilekçeye yazmamak.
  • İptal davası reddedildiği halde aynı hukuka aykırılık iddiasıyla tazminat istemek.
İptal kararı aldınız, zararınız hala karşılanmadı mı?
Süreleri ve talep edebileceğiniz zarar kalemlerini online görüşmede birlikte değerlendirelim.

Sık sorulan sorular

İptal ve tam yargı davası aynı anda açılabilir mi?

Evet, aynı dilekçeyle birlikte açılabilir. Önce iptal davası açıp kararın tebliğinden sonra tam yargı davası açmak da mümkündür.

İptal kararından sonra tam yargı davası ne zaman açılmalı?

İptal kararının ya da kanun yolunda verilecek kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde. İşlemin icrasından doğan zararlarda süre icra tarihinden başlar.

İdarenin kusurlu olması şart mı?

Hayır. Kusursuz sorumluluk hallerinde kusur olmasa da tazminata hükmedilebilir. İptal kararı ise çoğu zaman hizmet kusurunu zaten ortaya koyar.

Tam yargı davasını kimler açabilir?

Dava konusu işlem veya eylem nedeniyle kişisel hakkı doğrudan ihlal edilenler. İptal davasında menfaat ihlali yeterliyken tam yargı davasında hak ihlali aranır.

Tam yargı davasından önce idareye başvuru zorunlu mu?

İdari eylem nedeniyle zarar gören için zorunludur (İYUK m. 13). İdari işlem nedeniyle zarar gören ise doğrudan dava açabilir; isterse önce idareye başvurabilir.

Kararlara karşı üst mahkemeye gidilebilir mi?

Parasal sınırlar içinde gidilebilir. 2026 yılında açılan davalarda istinaf için kesinlik sınırı 55.000 TL, temyiz sınırı 1.661.000 TL’dir.

Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Yazı hakkında
Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
İdare Hukuku
Tamer KulaçoğluHukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu Avukat

Büromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.

Online Görüşme Planla
Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Bize ulaşın; konunuzu doğru avukatla görüşmenizi sağlayalım.

Bize Ulaşın