Vergi Hukuku

Şirket Ortaklarının ve Kanuni Temsilcilerin Vergi Borçlarından Sorumluluğu

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu · Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu
Yayın: 1 Kasım 2026 · Son güncelleme: 1 Kasım 2026 · 16 dk okuma
Şirket Ortaklarının ve Kanuni Temsilcilerin Vergi Borçlarından Sorumluluğu

Sermaye şirketleri tüzel kişiliğe sahiptir ve kural olarak borçlarından kendi malvarlığıyla sorumludur. Vergi hukuku bu kurala önemli bir istisna getirir: şirketten tahsil edilemeyen vergi ve diğer amme alacakları, belirli şartlarla şirketin müdürlerinden, yönetim kurulu üyelerinden ve limited şirket ortaklarından istenebilir. Uygulamada bu sorumluluk çoğu zaman yıllar önce ayrılınan bir şirket için gelen ödeme emriyle fark edilir.

Bu yazıda kanuni temsilcilerin ve şirket ortaklarının şirketin vergi borçlarından hangi hükümlere göre, hangi şartlarla ve hangi sınırlar içinde sorumlu olduğunu; idarenin izlemesi gereken sırayı ve kişisel olarak gönderilen bir ödeme emrine karşı hangi savunmaların yapılabileceğini ele alıyoruz.

Kısaca
Kim sorumlu tutulur?
Kanuni temsilciler (limited şirket müdürleri, anonim şirket yönetim kurulu üyeleri) ve limited şirket ortakları. Anonim şirket pay sahipleri sırf ortaklık sıfatıyla sorumlu tutulmaz.
Hangi hükümler?
VUK m. 10, 6183 sayılı Kanun m. 35 (ortaklar) ve mükerrer m. 35 (kanuni temsilciler).
Önce şirket mi?
Evet. Alacağın şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemediği ya da edilemeyeceği tespit edilmelidir.
Nasıl itiraz edilir?
Kişisel olarak gönderilen ödeme emrine karşı tebliğden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesinde dava açılır.

Sorumluluğun üç dayanağı

Şirket borcu nedeniyle gerçek kişilere başvurulmasının yasal dayanakları üç ayrı hükümde yer alır. Hükümler birbirine benzese de kapsadıkları alacaklar, aradıkları şartlar ve sorumluluğun sınırı farklıdır. Ödeme emrine karşı savunma hazırlanırken ilk yapılacak iş, idarenin hangi hükme dayandığını tespit etmektir.

VUK m. 10, tüzel kişilerin vergi ödevlerinin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceğini öngörür. Kanuni temsilciler bu ödevleri yerine getirmedikleri için tüzel kişinin malvarlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, ödevleri yerine getirmeyenlerin malvarlığından alınır. Hüküm, temsilcinin ödevlerini yerine getirmemesi ile alacağın tahsil edilememesi arasında bir bağ arar; doktrinde ve yargı kararlarında kusura dayalı bir sorumluluk olarak değerlendirilir.

6183 sayılı Kanun mükerrer m. 35, tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcilerin şahsi malvarlıklarından tahsil edileceğini düzenler. Bu hükümde kusur şartı aranmaz. Uygulamada vergi dışındaki amme alacakları, örneğin idari para cezaları için bu hükme dayanılır.

6183 sayılı Kanun m. 35 ise yalnızca limited şirket ortaklarına ilişkindir. Ortaklar, şirketten tahsil edilemeyen amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumludur.

VUK m. 10 6183 mük. m. 35 6183 m. 35
Kimler? Kanuni temsilciler Kanuni temsilciler Limited şirket ortakları
Hangi alacaklar? Vergi ve buna bağlı alacaklar (gecikme faizi, gecikme zammı vb.) Diğer amme alacakları Tüm amme alacakları
Kusur şartı Aranır (ödevlerin yerine getirilmemesi) Aranmaz Aranmaz
Sorumluluğun sınırı Görev dönemine ait alacaklar Görev dönemine ait alacaklar Sermaye hissesi oranı
Ön şart Alacağın şirketten tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin anlaşılması

Vergi dışındaki amme alacakları için kanuni temsilciye gönderilen ödeme emirlerine karşı açılan davalarda da görevli yargı yeri idari yargıdır. Uyuşmazlık Mahkemesi, 22.09.2025 tarihli E.2025/424, K.2025/574 sayılı kararında, şirketin idari para cezaları için kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davanın, uyuşmazlığın yalnızca tahsil sürecine yönelik olması nedeniyle idari yargıda görüleceğine hükmetmiştir.

Sosyal güvenlik prim borçları bu yazının konusu dışındadır; bu borçlarda şirket ortaklarının ve yöneticilerin sorumluluğu 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesindeki ayrı bir rejime tabidir.

Kanuni temsilci kimdir?

Kanuni temsilci, şirketi kanun veya esas sözleşme gereği temsil etmeye yetkili kişidir. Limited şirketlerde bu kişi müdür veya müdürlerdir; anonim şirketlerde ise yönetim kurulu üyeleridir. Anonim şirketlerde temsil yetkisi esas sözleşme ve iç yönergeyle bir veya birkaç murahhas üyeye ya da müdüre devredilmişse (TTK m. 367, 370), sorumluluk yetkinin devredildiği kişiler üzerinde yoğunlaşabilir.

Limited şirketMüdürKanuni temsilci olarak VUK m. 10 ve mükerrer m. 35 kapsamında, görev dönemine ait alacaklardan sorumludur. Aynı zamanda ortaksa m. 35 de ayrıca gündeme gelir.
Limited şirketOrtakMüdür olmasa bile şirketten tahsil edilemeyen alacaktan sermaye hissesi oranında sorumludur (6183 m. 35).
Anonim şirketYönetim kurulu üyesiTemsil yetkisine sahip olduğu dönemde kanuni temsilci sıfatıyla sorumludur. Yetkinin kapsamı ticaret sicili kayıtlarından belirlenir.
Anonim şirketPay sahibiSırf pay sahibi olması nedeniyle şirketin amme borçlarından sorumlu tutulmaz. Kanuni temsilci sıfatı da varsa o sıfatla sorumlu olabilir.

Kanuni temsilci sıfatının başlangıç ve bitiş tarihleri, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yapılan ilanlara göre belirlenir. Görevden ayrıldığı halde bu durumu tescil ve ilan ettirmeyen kişi, idareye karşı kanuni temsilci olmaya devam ediyormuş gibi değerlendirilebilir. Bu nedenle istifa veya azil halinde tescil işlemlerinin takibi büyük önem taşır. İstifa eden müdürün noter aracılığıyla şirkete bildirimde bulunması, istifanın tescili için başvurduğunu belgelemesi ve banka imza yetkilerinin kaldırılmasını sağlaması, ileride görev döneminin ispatında en güçlü delilleri oluşturur.

Danıştay 13. Dairesi’nin E.2019/2517, K.2022/1457 sayılı kararında, kanuni temsilci sayılabilmek için şirketin bütün işlemlerinde temsil yetkisine sahip olunması gerektiği vurgulanmıştır. Yalnızca belirli bankacılık işlemleriyle sınırlı imza yetkisi verilen bir çalışan, bu anlamda kanuni temsilci sayılmaz.

Sicil kaydı ile fiili durumun birbirinden ayrıldığı haller de uygulamada sık görülür. Şirketi fiilen bir başkası yönettiği halde müdür olarak sicilde görünen kişi, kural olarak idareye karşı kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutulur. Kişinin şirketle hiçbir bağı olmadığı, adının kullanıldığı veya imzalarının sahte olduğu iddiaları ise ancak güçlü delillerle ileri sürülebilir; ceza soruşturması dosyaları ve bilirkişi incelemeleri bu noktada belirleyici olabilir. Sicilde hiç görünmeyen fiili yöneticinin VUK m. 10 ve mükerrer m. 35 kapsamında takip edilmesi ise tartışmalıdır ve uygulamada sınırlı kalmaktadır; bu kişilerin sorumluluğu daha çok ceza hukuku ve genel hükümler çerçevesinde gündeme gelir.

Sorumluluğun şartları

Kanuni temsilcinin ve ortağın sorumluluğu asli bir sorumluluk niteliği taşımaz. Asıl borçlu şirkettir ve idare önce şirketten tahsil yoluna gitmek zorundadır. Bu ikincil yapı, yargı kararlarında ve Anayasa Mahkemesi içtihadında açıkça vurgulanmaktadır.

Alacak şirket nezdinde kesinleşmiş olmalıdır

Kanuni temsilciye veya ortağa başvurulabilmesi için alacağın önce şirket adına usulüne uygun tarh ve tebliğ edilmiş, kesinleşmiş ve vadesinde ödenmemiş olması gerekir. Şirkete yapılan tebligatın usulsüz olması ya da tarhiyata açılan davanın devam etmesi, kanuni temsilci hakkındaki takibi de hukuka aykırı kılar. Bu noktada vergi tebligatı ve usulsüz tebligat yazımızda anlattığımız kurallar doğrudan uygulanır.

Şirketten tahsil imkansızlığı tespit edilmelidir

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 18.05.2022 tarihli E.2020/1580, K.2022/597 sayılı kararında, kanuni temsilciye ödeme emri düzenlenmeden önce şirket hakkında 6183 sayılı Kanun’daki takip yollarının tüketilmesi, şirketin malvarlığının araştırılması ve alacağın şirketten tahsil edilemeyeceğinin somut olarak ortaya konulması gerektiğine hükmetmiştir. Malvarlığı araştırması yapılmadan, yalnızca “şirket adreste bulunamadı” tespitine dayanılarak kanuni temsilciye başvurulması hukuka aykırıdır. Şirketin iflası söz konusuysa, Danıştay 9. Dairesi’nin E.2020/2784, K.2021/2502 sayılı kararında iflas sürecinin tamamlanması beklenmeden kanuni temsilciye gidilemeyeceği kabul edilmiştir.

Görev dönemi

Kanuni temsilci, yalnızca bu sıfatı taşıdığı ve şirketin işlemlerine yön verebileceği döneme ait alacaklardan sorumludur. Göreve başlamadan önce doğmuş ve vadesi geçmiş borçlar için yeni müdürün sorumlu tutulması tartışmalıdır. Farklı dönemlerde farklı kişiler görev yapmışsa, sorumluluğun kime ait olduğu somut olayda ayrıca belirlenir.

Anayasa Mahkemesi

Anayasa Mahkemesi, 26.11.2025 tarihli E.2025/55, K.2025/240 sayılı kararıyla 6183 sayılı Kanun mükerrer m. 35’in birinci fıkrasındaki “Tüzel kişilerle” ibaresini Anayasa’ya aykırı bulmamış ve iptal talebini oy çokluğuyla reddetmiştir (RG 18.03.2026). Kararda sorumluluğun ikincil nitelikte olduğu, idarenin önce tüzel kişiden tahsil yoluna gitmesi gerektiği, temsilcinin şirketin işlemlerine etki edebildiği dönemle sınırlı tutulduğu ve asıl borçluya rücu hakkının bulunduğu vurgulanmıştır. Mahkeme daha önce, 19.03.2015 tarihli E.2014/144, K.2015/29 sayılı kararıyla, 5766 sayılı Kanun’la getirilen ve sorumluluğu farklı dönemlere yayan bazı düzenlemeleri iptal etmişti.

Limited şirket ortaklarının sorumluluğu

Limited şirket ortağı, müdür olmasa ve şirket yönetimine hiç katılmasa bile, şirketten tahsil edilemeyen amme alacağından sermaye hissesi oranında sorumludur (6183 m. 35). Örneğin şirkette yüzde 20 payı bulunan bir ortağa, tahsil edilemeyen 500.000 TL’lik alacak için en fazla 100.000 TL ve buna bağlı fer’iler istenebilir. Ödeme emrinde alacağın tamamının istenmesi, payı aşan kısım için iptal sebebidir.

  • Hisse devri: Hissesini devreden ortak, devir tarihinden önceki dönemlere ait amme alacaklarından devralanla birlikte sorumlu olmaya devam eder. Devir sözleşmesinde yer alan “şirket borçları devralana aittir” türünden kayıtlar idareyi bağlamaz.
  • Dönem uyuşmazlığı: Alacağın doğduğu ve ödenmesi gereken dönemlerde hisse sahipleri farklı kişilerse, bu dönemlerin hisse sahipleri birlikte sorumlu tutulabilir.
  • Tarihler: Ortaklığın başlangıcı ve sona ermesi, ticaret sicili tescil ve ilan tarihlerine göre belirlenir.

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, 11.12.2018 tarihli E.2013/1, K.2018/1 sayılı kararıyla, kanuni temsilci ile ortak arasında bir takip sırası bulunmadığına karar vermiştir (RG 20.06.2019). İdare, şirketten tahsil imkansızlığını tespit ettikten sonra kanuni temsilciye gitmeden doğrudan ortağa da başvurabilir; ikisine aynı anda da başvurabilir. Kararın karşı oy yazıları, kusuru bulunmayan ortağın bu şekilde takip edilmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını belirtmiştir. Anonim şirket pay sahipleri ise 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi kapsamında değildir.

Tasfiye edilen ve terk edilen şirketler

Şirketin tasfiye edilerek ticaret sicilinden silinmesi, vergi borçlarını ortadan kaldırmaz. VUK m. 10’daki düzenlemeye göre tasfiye öncesi dönemlere ilişkin kanuni temsilcilerin sorumluluğu tasfiyeyle sona ermez. Sicilden silinmiş bir şirketin tasfiye öncesi dönemine ilişkin tarhiyat, kanuni temsilciler adına müteselsilen yapılabilir. Tasfiye dönemine ilişkin alacaklardan ise tasfiye memurları sorumludur; ancak bu sorumluluk, ortaklara dağıtılan tutarla sınırlıdır.

Uygulamada sık görülen bir durum, faaliyetini bırakıp terk eden ancak kapanış işlemlerini tamamlamayan şirketlerdir. Bu şirketler adına sonradan yapılan tarhiyat ve takipler, yıllar sonra eski müdürlere ve ortaklara ödeme emri olarak yansır. Kapanış işlemlerinin eksiksiz yapılması, ilerideki sorumluluğu sınırlamanın en etkili yoludur.

Sicilden silinmiş şirket adına tarhiyat yapılamayacağı için, bu durumda ihbarname doğrudan kanuni temsilciler adına düzenlenir. Bu, kanuni temsilciye ödeme emri aşamasından daha geniş bir savunma imkanı tanır: ihbarnameye karşı açılacak davada sorumluluğun şartlarıyla birlikte tarhiyatın esası da tartışılabilir. İnceleme raporundaki tespitler, matrah farkının hesabı ve kesilen cezalar bu davada denetlenir. Dava süresi, ihbarnamenin tebliğinden itibaren 30 gündür.

Vergi cezaları, faiz ve gecikme zammı

VUK m. 10, kanuni temsilcinin sorumluluğunu “vergi ve buna bağlı alacaklar” ile tanımlar. Gecikme faizi, gecikme zammı ve tecil faizi gibi fer’i alacaklar bu kapsamdadır. Gecikme zammı oranı 13.11.2025’ten bu yana aylık yüzde 3,7’dir; eski yıllara ait bir şirket borcu için gelen ödeme emrinde fer’i alacakların vergi aslını aşabilmesi bu nedenledir. Oran Cumhurbaşkanı kararıyla değiştirilebildiğinden hesaplamada her dönemin oranı ayrıca kontrol edilmelidir. Vergi cezalarının kanuni temsilciden istenip istenemeyeceği ise cezaların şahsiliği ilkesi nedeniyle tartışmalıdır. Uygulamada ödeme emirlerinde vergi ziyaı cezasına da yer verildiği ve yargı kararlarının bu konuda farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir. Bu nedenle ödeme emrindeki alacak kalemlerinin tek tek incelenmesi gerekir. Cezanın kendisine ilişkin savunmalar için vergi ziyaı cezası ve cezanın iptali yazımıza bakabilirsiniz.

Kanuni temsilci veya ortak sıfatıyla ödeme yapan kişi, ödediği tutar için asıl borçlu olan şirkete rücu edebilir. Rücu hakkı, Anayasa Mahkemesi’nin 2025 tarihli kararında sorumluluğun ölçülülüğünü destekleyen bir unsur olarak değerlendirilmiştir. Ancak şirketin malvarlığı yoksa bu hak fiilen sonuçsuz kalabilir.

Ödeme emrine karşı dava ve savunma noktaları

Kanuni temsilci ve ortaklara karşı tahsil işlemi, kendi adlarına düzenlenen bir ödeme emriyle başlar. Ödeme emrine karşı tebliğden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesinde dava açılabilir (6183 m. 58). Davanın reddi halinde eskiden uygulanan yüzde 10 zam, Anayasa Mahkemesi’nin 21.04.2022 tarihli, 2021/119 E., 2022/48 K. sayılı kararıyla iptal edildiğinden artık uygulanmaz. Ödeme emri davasının genel kuralları için ödeme emrine karşı iptal davası yazımıza bakabilirsiniz.

  1. Dayanağı belirleyinÖdeme emrinde hangi hükme (VUK m. 10, mükerrer m. 35 veya m. 35) dayanıldığını ve hangi sıfatla takip edildiğinizi tespit edin.
  2. Sıfat ve dönemi kontrol edinTicaret sicili kayıtlarıyla, alacağın ait olduğu dönemde kanuni temsilci veya ortak olup olmadığınızı ve görevinizin ne zaman sona erdiğini belgeleyin.
  3. Şirket aşamasını sorgulayınŞirkete ödeme emri tebliğ edilip edilmediğini, malvarlığı araştırmasının yapılıp yapılmadığını ve tahsil imkansızlığının nasıl tespit edildiğini dava dosyasında idareden isteyin.
  4. Kesinleşmeyi inceleyinAlacağın şirket nezdinde usulüne uygun tebliğ edilip kesinleştiğini, zamanaşımına uğrayıp uğramadığını kontrol edin. Süre hesabı için tarh ve tahsil zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.
  5. Tutarı denetleyinOrtaksanız payınızı aşan, kanuni temsilciyseniz görev döneminiz dışında kalan ve ceza niteliğindeki kalemleri ayrıca itiraz konusu yapın.
  6. Yürütmenin durdurulmasını isteyinHaciz riskine karşı dava dilekçesinde yürütmenin durdurulmasını da talep edin.

Bir örnek üzerinden düşünelim. 2018 ile 2021 yılları arasında bir limited şirketin müdürü olan ve şirkette yüzde 30 payı bulunan bir kişi, 2021 yılında hem müdürlükten istifa etmiş hem de paylarını devretmiş olsun. 2026 yılında kendisine, şirketin 2022 ve 2023 yıllarına ait KDV borçları için kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri gönderilmiştir. Bu kişi, istifası ve pay devri ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmişse, görev dönemi dışında kalan bu borçlar için kanuni temsilci olarak sorumlu tutulamaz. Pay devri de devir sonrasındaki dönemlere ait borçlar için ortaklık sorumluluğunu sona erdirmiştir. Aynı ödeme emri 2020 yılı borçlarını da içeriyorsa, o dönem için sorumluluk ayrıca incelenir: şirketten tahsil imkansızlığı tespit edilmiş mi, borç şirkete usulüne uygun tebliğ edilmiş mi ve tahsil zamanaşımı dolmuş mu?

İdarenin bakış açısı da göz ardı edilmemelidir. Kanuni temsilci sorumluluğu, tüzel kişilik perdesinin vergi kaybı için kullanılmasını önlemeyi amaçlar. Şirket malvarlığının ortaklara aktarıldığı, faaliyetin başka bir şirket üzerinden sürdürüldüğü durumlarda mahkemeler idarenin takibini genellikle hukuka uygun bulmaktadır. Bu nedenle savunmanın somut usul eksikliklerine ve belgelere dayandırılması daha sonuç alıcıdır.

Tecil ve haciz

Sorumlu tutulan kişiler de borcu tecil ettirebilir. Haziran 2026’da yayımlanan Tahsilat Genel Tebliği (Seri: B Sıra No: 20), mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme borcunun ödenmesinden sorumlu tutulan kişilerin, ilgili borç tutarı için vergi dairesine yazılı başvuruyla tebliğden yararlanabileceğini öngörmektedir. Ödeme emrinin ardından kişisel malvarlığına konulan hacizler için haciz ve e-haciz işlemlerinin kaldırılması yazımıza bakabilirsiniz.

Sık yapılan hatalar

  • Müdürlükten ayrıldıktan sonra istifayı tescil ve ilan ettirmemek.
  • Hisse devir sözleşmesindeki “borçlar devralana aittir” kaydına güvenmek.
  • Şirkete yapılan tebligatın usulsüzlüğünü kanuni temsilci davasında hiç ileri sürmemek.
  • Payı aşan veya görev dönemi dışında kalan tutarlar için ayrı ayrı itiraz etmemek.
  • 15 günlük dava süresini vergi dairesiyle yazışarak geçirmek.
  • Şirketi kapanış işlemleri yapılmadan terk etmek.

Şirket borcundan kişisel sorumluluk, tüzel kişiliğin sağladığı korumanın vergi alacakları karşısında sınırlı olduğunu gösterir. Bu sınır yine de kanunla çizilmiştir; idarenin şirket aşamasını atlaması, dönemleri karıştırması ya da paydan fazlasını istemesi yargısal denetimle düzeltilebilir.

Şirket borcu için adınıza ödeme emri mi geldi?
Sorumluluğun dayanağını, dönemini ve tutarını belgeleriniz üzerinden online görüşmede değerlendirelim.

Sık sorulan sorular

Anonim şirket ortağı şirketin vergi borcundan sorumlu mu?

Sırf pay sahibi olması nedeniyle sorumlu tutulmaz. 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi yalnızca limited şirket ortaklarını kapsar. Ancak pay sahibi aynı zamanda yönetim kurulu üyesi ise kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu olabilir.

İdare şirkete gitmeden doğrudan bana ödeme emri gönderebilir mi?

Hayır. Önce alacağın şirketten tahsil edilemediği veya edilemeyeceği, malvarlığı araştırmasıyla somut olarak tespit edilmelidir. Bu aşama atlanmışsa ödeme emri iptal edilebilir.

Limited şirkette ortağım ama müdür değilim; ne kadar sorumluyum?

Şirketten tahsil edilemeyen alacağın sermaye hisseniz oranındaki kısmından sorumlusunuz. Alacağın tamamının sizden istenmesi hukuka aykırıdır.

Hisselerimi devrettim; eski dönem borçları için sorumlu muyum?

Devir tarihinden önceki dönemlere ait amme alacaklarından devralanla birlikte sorumluluğunuz devam eder. Devir sözleşmesindeki aksi yöndeki kayıtlar idareyi bağlamaz.

Kanuni temsilci için ödeme emrine dava süresi ne kadar?

Tebliğden itibaren 15 gündür. Dava vergi mahkemesinde açılır; haciz riskine karşı yürütmenin durdurulması da istenmelidir.

Ödediğim borcu şirketten geri isteyebilir miyim?

Evet. Kanuni temsilci veya ortak sıfatıyla ödeme yapan kişi, ödediği tutar için asıl borçlu olan şirkete rücu edebilir.

Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Yazı hakkında
Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Vergi Hukuku
Tamer KulaçoğluHukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu Avukat

Büromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.

Online Görüşme Planla
Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Bize ulaşın; konunuzu doğru avukatla görüşmenizi sağlayalım.

Bize Ulaşın