Ceza Hukuku

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Cezası (TCK 109)

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu · Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu
Yayın: 1 Kasım 2026 · Son güncelleme: 1 Kasım 2026 · 14 dk okuma
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Cezası (TCK 109)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, bir insanın dilediği yere gitme veya bulunduğu yerden ayrılma özgürlüğünün hukuka aykırı olarak elinden alınmasıdır. Kamuoyunda “alıkoyma” veya “kaçırma” olarak bilinen bu fiil, TCK m. 109’da düzenlenir ve kullanılan araçlara, mağdurun kimliğine ve failin amacına göre ağırlaşan cezalarla yaptırıma bağlanır.

Bu yazıda suçun unsurlarını, temel ve nitelikli hallerini, cinsel amaçla işlenmesini, yağma ve cinsel saldırı gibi suçlarla ilişkisini, TCK m. 110’daki etkin pişmanlık imkanını ve soruşturma ile kovuşturma sürecini; mağdur ve şüpheli açısından ayrı ayrı ele alıyoruz.

Kısaca
Temel ceza nedir?
Bir yıldan beş yıla kadar hapis; cebir, tehdit veya hile kullanılmışsa iki yıldan yedi yıla kadar hapis (TCK m. 109/1-2).
Şikayete bağlı mı?
Hayır. Savcılık re’sen soruşturur; şikayetten vazgeçme davayı düşürmez.
Uzlaştırma var mı?
Hayır. Suç, CMK m. 253’teki uzlaştırma listesinde yer almaz.
Etkin pişmanlık?
Soruşturma başlamadan, mağdura zarar vermeden ve kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakan failin cezası üçte ikisine kadar indirilir (TCK m. 110).

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma nedir?

TCK m. 109/1’e göre bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Suç, kanunun “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Korunan hukuki değer, Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti, yani kişinin hareket ve yer değiştirme özgürlüğüdür.

Suç iki biçimde işlenebilir: kişinin bir yere gitmesini engellemek veya kişiyi bir yerde kalmaya zorlamak. Bir odaya kapatmak, araca bindirip istemediği yere götürmek, bir yerden ayrılmasına fiilen engel olmak bu suçun tipik görünümleridir.

Suçun unsurları

  • Serbest hareketli suç: Kanun, hürriyetten yoksun bırakmanın hangi araçla yapılacağını sınırlamamıştır. Kapıyı kilitlemek, fiziksel engel oluşturmak veya kişiyi araçla götürmek suçu oluşturabilir.
  • Kesintisiz suç: Suç, yoksunluk devam ettiği sürece işlenmeye devam eder. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göre suç için yer ve süre sınırı yoktur; sürenin kısa olması suçu ortadan kaldırmaz, ancak hareketin ağırlığı ve ciddiyetiyle birlikte cezanın belirlenmesinde dikkate alınır.
  • Hukuka aykırılık: Kanunun verdiği bir yetkiye dayanan kısıtlamalar, örneğin şartları oluşmuş bir yakalama veya gözaltı, bu suçu oluşturmaz. Yetkinin sınırlarının aşılması ise suçu gündeme getirebilir.
  • Kast: Genel kast yeterlidir; failin hangi saikle hareket ettiği suçun oluşmasını etkilemez, cezanın belirlenmesinde dikkate alınır.

Suçun faili de mağduru da herkes olabilir. Mağdurun çocuk, eş veya üstsoy olması ya da failin kamu görevlisi olması nitelikli hal olarak ayrıca düzenlenmiştir. Mağdurun, özgürlüğünün kısıtlandığının farkında olması kural olarak aranır; ancak bilinci kapalı bir kişinin bir yerde tutulması gibi durumlar da somut olaya göre suç oluşturabilir.

Mağdurun rızası, suçun oluşmasını engeller. Ancak zihinsel yetersizliği nedeniyle kendini savunamayan veya fiilin anlamını kavrayamayan kişilerin rızası hukuken geçerli kabul edilmez.

Cezası ve nitelikli haller

Hal Sonuç Dayanak
Temel hal 1 yıl – 5 yıl hapis TCK m. 109/1
Fiilin işlenmesi için veya işlenmesi sırasında cebir, tehdit veya hile kullanılması 2 yıl – 7 yıl hapis TCK m. 109/2
Silahla; birden fazla kişi tarafından birlikte; kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle; kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak; üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı; çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi Birinci ve ikinci fıkraya göre verilecek ceza bir kat artırılır TCK m. 109/3
Suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması Ayrıca bin güne kadar adli para cezası TCK m. 109/4
Suçun cinsel amaçla işlenmesi Yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır TCK m. 109/5

Cebir, tehdit veya hile en geç yoksunluk hali sona erinceye kadar kullanılmış olmalıdır. Hilenin, mağdurun iradesini etkileyecek nitelikte olması gerekir. Bu süreçte gerçekleşen ve basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen yaralanma, Yargıtay’a göre m. 109/2’deki cebrin unsuru sayıldığından ayrıca cezalandırılmaz. Buna karşılık suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri gerçekleşirse, ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır (m. 109/6). Bu konuda kasten yaralama suçu yazımıza bakabilirsiniz.

Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme halinin uygulanması için en az iki kişinin müşterek fail olarak hareket etmesi gerekir. Yalnızca azmettirme veya yardım etme şeklindeki katılım bu artırımı uygulatmaz. Ekonomik kayıp halinde ise failin bu sonuca yönelik bir kastının bulunması aranmaz.

Suçun cinsel amaçla işlenmesi

Hürriyetten yoksun kılmanın cinsel amaçla işlenmesi, cezayı yarı oranında artıran bağımsız bir nitelikli haldir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında “cinsel amaç” kavramı yalnızca cinsel arzunun tatmini ile sınırlı yorumlanmamış, kişinin cinsel özgürlüğüne yönelik bir tehlikenin bulunmasının yeterli olduğu kabul edilmiştir. Bununla birlikte, cinsel amacın varlığı kesin delillerle ortaya konamıyorsa “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca bu artırım uygulanmaz.

Cinsel amaçla hürriyetten yoksun kılma ile birlikte bir cinsel suç da işlenmişse, her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilmesi gündeme gelir. Cinsel suçlar için cinsel saldırı suçu yazımıza bakabilirsiniz.

Diğer suçlarla ilişkisi

Hürriyetten yoksun kılma çoğu zaman başka bir suçun aracı olarak ortaya çıkar. Bu durumlarda hangi suçlardan ceza verileceği, yoksunluğun amaç suçun işlenmesi için zorunlu olan süreyi aşıp aşmadığına göre belirlenir.

Amaç suç için zorunlu süreTek suçCinsel saldırı veya yağma gibi bir suçun icrası sırasında, o suçun işlenmesi için zorunlu olan kısa süreli tutma ayrı bir suç oluşturmaz.
Zorunlu süreyi aşanAyrı suçAmaç suçtan önce veya sonra özgürlüğün ayrıca kısıtlanması halinde m. 109’dan da ayrıca ceza verilir.
TCK m. 148-149YağmaMağdurun malını almak için zorla başka bir yere götürülmesi hem yağma hem de hürriyetten yoksun kılma suçunu oluşturabilir. Bkz. yağma suçu.
TCK m. 106, 108Tehdit ve cebirTehdit veya cebir hürriyetten yoksun kılmanın aracı olarak kullanılmışsa m. 109/2 uygulanır; ayrıca tehdit veya cebir suçundan ceza verilmez.

Bir çocuğun, velayet veya vesayet hakkına sahip kişilerin yanından kaçırılması ya da alıkonulması gibi bazı durumlar ise TCK m. 234’teki “çocuğun kaçırılması ve alıkonulması” suçu kapsamında ayrıca düzenlenmiştir. Hangi suçun uygulanacağı, çocuğun yaşı ve fiilin işleniş biçimine göre belirlenir.

Etkin pişmanlık (TCK m. 110)

TCK m. 110’a göre m. 109’daki suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakırsa, cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Yargıtay bu indirimin şartlarını şöyle yorumlamaktadır:

  1. Suç tamamlanmış olmalıİcra hareketleri sürerken yapılan bırakma, TCK m. 36’daki gönüllü vazgeçme kapsamında değerlendirilir.
  2. Soruşturma başlamadan bırakılmalıSoruşturma, suç şüphesinin savcılıkça öğrenilmesiyle başlar. Bundan sonraki bırakma etkin pişmanlık sayılmaz; takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilebilir.
  3. Bırakma kendiliğinden olmalıMağdurun kaçması, kolluğun müdahalesi veya polis çalışması sonucunda bırakma bu şartı karşılamaz. Bırakmanın nedeni ise önemli değildir.
  4. Güvenli bir yer seçilmeliMağdur, toplum içine kolayca dönebileceği bir yerde bırakılmalıdır. Gece vakti ıssız bir yerde bırakma bu şartı karşılamaz.
  5. Mağdurun şahsına zarar verilmemeliYargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.06.2025 tarihli, 2022/144 E., 2025/289 K. sayılı kararına göre cebir ancak suçun işlenmesi için zorunlu olduğu ölçüde kullanılmışsa indirim uygulanabilir; mağdura bunun ötesinde ayrı bir şiddet uygulanmışsa şahsına zarar verilmiş sayılır ve indirim yapılamaz.

Etkin pişmanlığın diğer suçlardaki görünümü için ceza davalarında etkin pişmanlık yazımıza bakabilirsiniz.

Hukuka uygunluk nedenleri ve özel durumlar

Bir kişinin özgürlüğünün kısıtlanması her zaman suç oluşturmaz. Kanunun verdiği bir yetkiye dayanan ve sınırları içinde kalan kısıtlamalar hukuka uygundur. Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar şunlardır:

  • Herkes tarafından yakalama: CMK m. 90/1’e göre suçüstü halinde veya kaçma ihtimali bulunan kişi, kimliği hemen belirlenemiyorsa, herkes tarafından geçici olarak yakalanabilir. Örneğin bir mağazada hırsızlık yaparken yakalanan kişinin kolluk gelene kadar tutulması bu kapsamdadır. Ancak yakalanan kişi derhal kolluğa teslim edilmelidir; makul süreyi aşan veya cezalandırma amacı taşıyan alıkoyma suç oluşturabilir.
  • Kolluk ve adli makamların işlemleri: Kanuni şartları oluşmuş yakalama, gözaltı ve tutuklama hukuka uygundur. Şartları bulunmadan veya kanuni süreleri aşarak özgürlüğün kısıtlanması ise kamu görevlisi bakımından bu suçu ve nitelikli halini gündeme getirebilir. Gözaltı süreleri için yakalama ve gözaltı yazımıza bakabilirsiniz.
  • Sağlık ve bakım hizmetleri: Kendisi veya başkaları için tehlike oluşturan kişilerin, mevzuatta öngörülen usullerle bir sağlık kuruluşunda tutulması hukuka uygundur. Usule aykırı tutma ise suç oluşturabilir.
  • Velayet ve gözetim: Velinin çocuğunu korumak amacıyla makul sınırlar içinde gözetim altında tutması hukuka uygundur. Bu sınırın aşılması ve çocuğun uzun süre kapatılması gibi davranışlar suç oluşturabilir.
  • Alacak tahsili veya disiplin amacı: Borçluyu ödeme yapana kadar bir yerde tutmak, çalışanı işyerinden çıkarmamak veya bir kişiyi “konuşmak için” zorla araca bindirmek gibi davranışlar, haklı bir alacak veya meşru bir amaç bulunsa bile hukuka uygun kabul edilmez.

Hukuka uygunluk nedenlerinin şartlarının aşılması halinde, sınırın korku, heyecan veya telaş nedeniyle aşılıp aşılmadığı da TCK m. 27 kapsamında değerlendirilebilir.

Yaptırım ve usul

  • Şikayet: Suç şikayete bağlı değildir. Savcılık ihbar, kolluk tespiti veya başka bir yolla öğrendiği anda re’sen soruşturma başlatır. Mağdurun şikayetinden vazgeçmesi davayı düşürmez.
  • Uzlaştırma ve ön ödeme: Uygulanmaz.
  • Görevli mahkeme: Görev, nitelikli hallerle birlikte ulaşılan cezanın üst sınırına göre belirlenir. Üst sınırı on yılı aşmayan haller, örneğin temel hal ve m. 109/2, asliye ceza mahkemesinde görülür. Cebir, tehdit veya hile ile birlikte m. 109/3 artırımı uygulanan haller gibi üst sınırı on yılı aşanlar ağır ceza mahkemesinin görevindedir.
  • Dava zamanaşımı: Temel halde 8 yıl, m. 109/2 ve üst sınırı beş yılı aşan diğer hallerde 15 yıl (TCK m. 66). Suç kesintisiz olduğu için zamanaşımı, yoksunluğun sona erdiği günden itibaren işlemeye başlar.
  • HAGB, erteleme, adli para cezası: Temel halde ve alt sınırdan verilen cezalarda şartları varsa HAGB ve erteleme mümkündür. Kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi ise bir yıl veya daha az süreli cezalarda gündeme gelebilir.
  • Kanun yolu: Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf; ağır ceza mahkemesinin görevine giren hallerde bölge adliye mahkemesi kararına karşı iki hafta içinde temyiz.

Mağdur veya yakını iseniz

  1. Derhal kolluğa haber verinYoksunluk devam ediyorsa 112’yi arayın. Kolluk, suçüstü halinde hemen müdahale eder.
  2. Delilleri koruyunMesajları, arama kayıtlarını, konum bilgilerini ve olay yerindeki kamera kayıtlarını silinmeden savcılığa iletin. Olayı gören kişilerin bilgilerini not edin.
  3. Adli muayeneye gidinCebir kullanıldıysa yaralanmaların raporlanması, hem m. 109/2’nin hem de ayrı yaralama suçunun ispatı açısından önemlidir.
  4. Koruma tedbiri isteyinFail eş, eski eş veya aile bireyi ise 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma ve yaklaşmama tedbirleri talep edilebilir.
  5. Davaya katılınKamu davası açıldıktan sonra katılan sıfatıyla yargılamaya dahil olabilir ve tazminat taleplerinizi ayrıca hukuk mahkemesinde ileri sürebilirsiniz.

Şüpheli veya sanık iseniz

Hürriyetten yoksun kılma iddiaları çoğu zaman aile içi tartışmalar, ilişki sorunları, alacak-borç anlaşmazlıkları veya iş yerindeki olaylar sonrasında gündeme gelir. Savunmada şu noktalar değerlendirilir:

  • Yoksunluğun bulunmaması: Mağdurun ayrılma imkanının fiilen bulunduğu, engellemenin gerçek bir kısıtlama niteliği taşımadığı.
  • Rıza: Mağdurun bulunduğu yerde kendi iradesiyle kaldığı.
  • Nitelikli hallerin unsurları: Silahın kullanılıp kullanılmadığı, cebir veya hilenin yoksunlukla bağlantısı, müşterek faillik şartlarının oluşup oluşmadığı.
  • Cinsel amaç: Bu artırımın kesin delillerle desteklenip desteklenmediği.
  • Etkin pişmanlık: Mağdurun soruşturma başlamadan, zarar görmeden ve kendiliğinden bırakılıp bırakılmadığı.

İfade öncesinde müdafi ile görüşmek ve gerekirse susma hakkını kullanmak önemlidir. Şüphelinin hakları için şüpheli ve sanık hakları yazımıza bakabilirsiniz.

Sık yapılan hatalar

  • Olayın aile içinde yaşandığı gerekçesiyle “şikayetten vazgeçince dosya kapanır” düşüncesiyle hareket etmek; suç re’sen soruşturulur.
  • Kısa süreli bir alıkoymanın suç oluşturmayacağını varsaymak.
  • Alacak tahsili veya bir tartışmayı “çözmek” amacıyla kişiyi bir yerde tutmanın hukuka uygun olduğunu düşünmek.
  • Mağdur açısından: yaralanmaları zamanında raporlatmamak ve dijital izleri kaybetmek.
  • Şüpheli açısından: etkin pişmanlık şartlarını ve özellikle soruşturma öncesi bırakma şartını bilmemek.
Hürriyetten yoksun kılma suçlamasıyla mı karşılaştınız?
Suçun niteliği, nitelikli haller ve etkin pişmanlık imkanını dosyanız üzerinden değerlendirelim.

Sık sorulan sorular

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmanın cezası nedir?

Temel halde bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Cebir, tehdit veya hile kullanılırsa iki yıldan yedi yıla kadar hapis verilir. Silahla, birden fazla kişiyle veya eşe ya da çocuğa karşı işlenmesi gibi hallerde ceza bir kat, cinsel amaçla işlenmesi halinde yarı oranında artırılır.

Birkaç dakikalık alıkoyma da suç mudur?

Evet. Yargıtay’a göre suç için süre sınırı yoktur. Sürenin kısalığı suçu ortadan kaldırmaz, ancak cezanın belirlenmesinde dikkate alınır.

Şikayetten vazgeçilirse dava düşer mi?

Hayır. Suç şikayete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında da yer almaz.

Mağduru serbest bırakmak cezayı etkiler mi?

Soruşturma başlamadan, mağdura zarar vermeden ve kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakan failin cezası üçte ikisine kadar indirilir. Soruşturma başladıktan sonra yapılan bırakma bu indirimi sağlamaz.

Eşini evden çıkarmayan kişi bu suçu işlemiş olur mu?

Eşin evden ayrılmasının hukuka aykırı biçimde engellenmesi bu suçu oluşturabilir. Eşe karşı işlenmesi nitelikli haldir ve ceza bir kat artırılır.

Hırsızlık yapan birini kolluk gelene kadar tutmak suç mu?

Suçüstü halinde herkes, kişiyi kolluk gelinceye kadar geçici olarak yakalayabilir (CMK m. 90/1). Kişinin derhal kolluğa teslim edilmesi gerekir. Makul süreyi aşan, cezalandırma veya alacak tahsili amacı taşıyan alıkoyma ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturabilir.

Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Yazı hakkında
Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Ceza Hukuku
Tamer KulaçoğluHukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu Avukat

Büromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.

Online Görüşme Planla
Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Bize ulaşın; konunuzu doğru avukatla görüşmenizi sağlayalım.

Bize Ulaşın