Kesinleşmiş bir mahkeme kararı, kural olarak artık tartışılamaz. Hukuk düzeni ise bazı ağır durumlarda bu kesinliğin adalete feda edilmemesi için bir kapı açık bırakmıştır: yargılamanın iadesi, kesinleşmiş bir kararın kanunda sayılan sebeplerle yeniden ele alınmasını sağlayan olağanüstü kanun yoludur.
Sahte bir belgeye dayanılarak kaybedilen bir dava, karardan sonra ortaya çıkan ve sonucu değiştirecek bir belge ya da yalan tanıklıkla kurulmuş bir hüküm, bu yolun tipik örnekleridir. Ancak sebepler sınırlı sayılmıştır, süreler kısadır ve mahkeme sebebin varlığını titizlikle inceler. Bu yazıda yargılamanın iadesinin hangi kararlara karşı, hangi sebeplerle ve hangi sürelerde istenebileceğini, başvurunun nasıl yapıldığını ve diğer yollardan farkını ele alıyoruz.
- Hangi kararlara karşı?
- Kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş kararlara karşı (HMK m. 374).
- Hangi sebeplerle?
- Yalnızca HMK m. 375’te sayılan sebeplerle; sahte belge, sonradan ele geçen belge, yalan tanıklık, hile, çelişkili kararlar ve AİHM ihlal kararı gibi.
- Süre ne kadar?
- Sebebin ortaya çıktığı veya öğrenildiği tarihten itibaren üç ay; her halde kararın kesinleşmesinden itibaren on yıl (HMK m. 377).
- Nereye başvurulur?
- İadesi istenen kararı veren mahkemeye, ayrı bir dava olarak (HMK m. 378).
Yargılamanın iadesi nedir?
Bir karar, kanun yolları tüketildiğinde ya da süresinde kullanılmadığında kesinleşir ve kesin hüküm etkisi kazanır. Aynı taraflar arasında aynı konuda yeniden dava açılamaz ve hüküm herkes için bağlayıcı hale gelir. Bu kural hukuki güvenliğin temelidir. Yargılamanın iadesi ise bu kuralın sınırlı bir istisnasıdır: kararın, yargılamanın kendisini sakatlayan ağır bir kusur nedeniyle adaletsiz biçimde kurulduğu durumlarda kesin hükmün otoritesi geri çekilir.
Bu nedenle yargılamanın iadesi, istinaf ve temyizden farklı bir mantıkla işler. İstinaf ve temyiz, kararın hukuka uygunluğunu genel olarak denetleyen olağan kanun yollarıdır. Yargılamanın iadesinde ise kararın hatalı olduğunu ileri sürmek yetmez; kanunda sayılan sebeplerden birinin varlığı ispat edilmelidir. Yargıtay da iade sebeplerinin sınırlı olarak sayıldığını ve kıyas yoluyla genişletilemeyeceğini istikrarlı biçimde vurgular. Ceza ve idari yargıdaki karşılığı nedeniyle bu kurum uygulamada “yargılamanın yenilenmesi” adıyla da anılır.
Ceza yargılamasında yargılamanın yenilenmesi (CMK m. 311 vd.) ve idari yargıda yargılamanın yenilenmesi (İYUK m. 53) ayrı kanunlarda düzenlenmiştir; bu yazı hukuk davalarına ilişkindir. Hakem kararlarına karşı yargılamanın iadesi ise HMK m. 443’te ayrıca düzenlenmiştir.
Hangi kararlara karşı istenebilir?
Yargılamanın iadesi, kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş kararlara karşı istenebilir (HMK m. 374). Bu şart iki tür kararı kapsar:
- Kesin olarak verilen kararlar: Parasal sınırın altında kaldığı için istinaf veya temyiz yolu kapalı olan kararlar ile bölge adliye mahkemesinin veya Yargıtay’ın verdiği kesin kararlar.
- Kesinleşmiş kararlar: Kanun yolu süresi geçirilen ya da kanun yolu incelemesi sonunda kesinleşen kararlar.
Karar henüz kesinleşmemişse, aynı itirazlar istinaf veya temyiz yoluyla ileri sürülmelidir; derdest bir kanun yolu varken yargılamanın iadesi istenemez. Yargılamanın iadesi, davayı sona erdiren nihai kararlara karşı kullanılır; yargılama sırasında verilen ara kararlar için bu yola gidilemez. Mahkeme ön incelemede, iadesi istenen kararın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını kendiliğinden araştırır (HMK m. 379).
Yargılamanın iadesi sebepleri ve süreleri
İade sebepleri HMK m. 375/1’de sınırlı olarak sayılmıştır. Süre her sebep için üç aydır, ancak sürenin başladığı an sebebe göre değişir (HMK m. 377/1).
| Sebep (HMK m. 375/1) | Açıklama | Üç aylık sürenin başlangıcı |
|---|---|---|
| (a) Mahkemenin kuruluşu | Mahkemenin kanuna uygun biçimde teşekkül etmemiş olması. | Bu durumun öğrenilmesi |
| (b) Yasak veya reddedilen hakim | Davaya bakması yasak olan ya da hakkındaki ret talebi kesin olarak kabul edilen hakimin karar vermesi veya karara katılması. | Kararın asile veya gerçek vekil ya da temsilciye tebliği |
| (c) Yetkisiz temsil | Davanın, vekil veya temsilci olmayan kişilerin huzuruyla görülüp karara bağlanması. | Kararın asile veya gerçek vekil ya da temsilciye tebliği |
| (ç) Sonradan ele geçen belge | Elde olmayan sebeplerle yargılama sırasında elde edilemeyen bir belgenin karardan sonra ele geçirilmesi. | Belgenin elde edilmesi |
| (d) Sahte belge | Karara esas alınan belgenin sahteliğine karar verilmesi veya sahteliğin mahkeme ya da resmi makam önünde ikrar edilmesi. | Ceza kararının kesinleşmesi ya da kovuşturma yapılamadığının veya soruşturmanın sonuçsuz kaldığının öğrenilmesi |
| (e) Yalan tanıklık | Karara esas alınan tanık beyanının yalan olduğunun karardan sonra sabit olması. | Aynı (ceza kararına bağlı) |
| (f) Bilirkişi veya tercüman | Bilirkişinin veya tercümanın hükme esas alınan hususta kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. | Aynı (ceza kararına bağlı) |
| (g) Yalan yemin | Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin sabit olması. | Aynı (ceza kararına bağlı) |
| (ğ) Dayanak hükmün kalkması | Karara esas alınan başka bir hükmün kesinleşmiş bir kararla ortadan kalkması. | Dayanak hükmün ortadan kalktığının öğrenilmesi |
| (h) Hile | Lehine karar verilen tarafın, karara etki eden hileli bir davranışta bulunması. | Hilenin öğrenilmesi |
| (ı) Çelişkili kararlar | Aynı taraflar arasında, aynı konu ve sebeple verilmiş kesin hükme aykırı ikinci bir kararın verilip kesinleşmesi. | Süre, ilamın zamanaşımı süresine eşittir (HMK m. 377/2) |
| (i) AİHM kararı | Kararın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ederek verildiğinin AİHM’in kesinleşmiş kararıyla tespiti ya da AİHM’e yapılan başvurunun dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon nedeniyle düşürülmesi. | AİHM kararının tebliği |
Yalan tanıklık, bilirkişi veya tercümanın gerçeğe aykırı beyanı ve yalan yemin sebeplerine dayanılabilmesi için bu durumun kesinleşmiş bir ceza mahkumiyetiyle belirlenmiş olması gerekir. Delil yetersizliği dışındaki bir nedenle, örneğin failin ölümü veya zamanaşımı nedeniyle kovuşturma yapılamamış ya da mahkumiyet kararı verilememişse ceza kararı aranmaz; bu durumda sebep, yargılamanın iadesi davasında ispat edilir (HMK m. 375/2).
On yıllık üst sınır
Üç aylık süreler ne zaman başlarsa başlasın, yargılamanın iadesi her halde kararın kesinleşmesinden itibaren on yıl içinde istenmelidir (HMK m. 377/1). Bu kuralın iki özel durumu vardır. Anayasa Mahkemesi 21.06.2022 tarihli, E.2022/7, K.2022/79 sayılı kararıyla on yıllık sınırı AİHM kararına dayanan başvurular yönünden iptal etmiştir (Resmi Gazete 01.07.2022); bu sebepte üç aylık süre, AİHM kararının tebliğinden itibaren işler. Çelişkili kararlar sebebinde ise süre ayrıca düzenlenmiştir ve ilamın zamanaşımı süresine eşittir (HMK m. 377/2).
Sürelerin hesaplanmasında genel kurallar uygulanır; süreler hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Ayrıntı için hukuk davalarında süreler yazımıza bakabilirsiniz.
En sık başvurulan sebep: karardan sonra ele geçen belge
Uygulamada en çok ileri sürülen, ancak en sık reddedilen sebep, karardan sonra ele geçirilen belgedir. Kanun bu sebebi bilerek dar tutmuştur; aksi halde her dava, kaybeden tarafın yeni bir belge bulmasıyla yeniden açılabilirdi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre bu sebebe dayanılabilmesi için şu şartlar birlikte aranır:
- Belge yargılama sırasında var olmalıdır: Karardan sonra düzenlenmiş bir belge bu kapsama girmez.
- Elde olmayan sebeplerle sunulamamış olmalıdır: Belgenin mücbir sebeple ya da lehine karar verilen tarafın eylemiyle yargılama sırasında elde edilememiş olması gerekir. Özen gösterilseydi bulunabilecek bir belge, örneğin herkese açık bir tapu kaydı, tek başına iade sebebi değildir.
- Karardan sonra ele geçirilmiş olmalıdır.
- Sonucu değiştirecek nitelikte olmalıdır: Belge, yargılama sırasında sunulsaydı kararın başka türlü verilmesini sağlayacak etkide olmalıdır.
Hukuk Genel Kurulu’nun 2023 tarihli bir kararında, tapu kaydındaki bir şerhin tek başına “elde edilemeyen belge” sayılmayacağı, ancak mahkemenin yazısına resmi dairenin gerçeğe aykırı biçimde “kayıt yok” cevabı vermesi halinde elde olmayan sebebin oluşabileceği kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, sebebin her olayın koşullarına göre değerlendirildiğini gösterir. Delillerin yargılama sırasında eksiksiz sunulmasının önemi için ispat yükü ve deliller yazımıza bakabilirsiniz.
Üçüncü kişilerin hükmün iptalini istemesi
Yargılamanın iadesi kural olarak davanın taraflarına tanınmış bir yoldur. HMK m. 376 ise davanın tarafı olmayan bazı kişilere de özel bir imkan tanır: davacı ve davalı, bir üçüncü kişiyi, çoğunlukla bir alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla aralarında anlaşarak dava açmış ve hüküm elde etmişlerse, tarafların alacaklıları ile aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, kendilerine karşı yapılan bu hile nedeniyle hükmün iptalini isteyebilir.
Tipik örnek, borçlunun mallarını alacaklılardan kaçırmak için yakınıyla danışıklı bir dava yürütmesi, davayı kabul etmesi ve kanun yollarına başvurmadan kararın kesinleşmesini sağlamasıdır. Bu talep de ayrı bir dava olarak açılır. Yargıtay, hile iddiasının soyut kalmamasını, somut ve geçerli delillerle desteklenmesini arar; mahkemenin, tarafların birlikte hareket edip etmediğini araştırmadan davayı reddetmesini ise eksik inceleme sayar.
Başvuru usulü
- Doğru mahkemeyi belirleyinTalep, iadesi istenen kararı veren mahkemede incelenir (HMK m. 378/1). Bu kural kesindir; görev kurallarındaki sonraki değişiklikler de kararı veren mahkemenin yetkisini ortadan kaldırmaz. Mahkeme kapatılmışsa işlerini devralan mahkeme görevlidir. Çelişkili kararlar sebebinde talep, ikinci kararı veren mahkemeye yapılır.
- Dava dilekçesi ve harçYargılamanın iadesi ayrı ve bağımsız bir davadır; eski dosyanın devamı sayılmaz, ayrı esasa kaydedilir. Dilekçede iade sebebi, sürenin ne zaman başladığı ve deliller açıkça gösterilir. Başvurma harcı ile peşin karar ve ilam harcı yatırılır.
- TeminatMahkeme, karşı tarafın uğrayabileceği zararlara karşılık talepte bulunandan uygun bir teminat göstermesini isteyebilir (HMK m. 378/2). Teminatın gerekip gerekmediği ve miktarı mahkemenin takdirindedir.
- Ön incelemeMahkeme tarafları davet edip dinler; talebin süresinde yapılıp yapılmadığını, kararın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını ve ileri sürülen sebebin kanunda sayılan sebeplerden olup olmadığını kendiliğinden inceler. Bu şartlardan biri eksikse talebi esasa girmeden reddeder (HMK m. 379).
- Esasın incelenmesiŞartlar tamamsa mahkeme iade sebebinin gerçekten var olup olmadığını inceler. Sebebin varlığını ispat yükü talepte bulunandadır.
- Yeniden yargılama ve kararSebep sabit görülürse mahkeme yeniden yargılama yapar ve sonucuna göre eski kararı onar, kısmen veya tamamen değiştirir (HMK m. 380/1). Verilen yeni karar, eski kararın bütün nüshalarına şerh verilir.
Bazı sebeplerde yeniden yargılamaya gerek kalmaz. Davanın, vekil veya temsilci olmayan kişilerin huzuruyla ve ilgili tarafın açık ya da örtülü onayı olmaksızın görülmesi halinde ve çelişkili kararlar sebebinde talep kabul edilirse, mahkeme hükmün iptaline karar verir (HMK m. 380/2). Çelişkili kararlarda ilk kesin hüküm zaten yürürlükte olduğundan ikinci kararın iptali yeterlidir.
Yargılamanın iadesi talebi üzerine verilen karar yeni bir karardır ve kendi niteliğine göre istinaf ve temyiz yollarına tabidir. Kanun yolu bakımından kararın verildiği tarih esas alınır.
Üç ay kısa bir süredir. Sahte belge veya yalan tanıklık gibi sebeplerde süre, ceza kararının kesinleşmesiyle başlar; ceza dosyasının sonucunu yakından takip etmek gerekir. Sonradan ele geçen belgede ise süre, belgenin elde edildiği gün işlemeye başlar.
İcraya etkisi
Yargılamanın iadesi davası, hükmün icrasını durdurmaz (HMK m. 381). Mahkeme, davanın veya hükmün niteliğine ve diğer koşullara göre gerekli görürse, talep üzerine ve teminat karşılığında icranın durdurulmasına karar verebilir. İade sebebi bir mahkeme kararına dayanıyorsa, örneğin belgenin sahteliği ceza mahkemesince tespit edilmişse, teminat aranmaz.
Yeniden yargılama sonunda eski karar değiştirilirse yeni karar eski kararın yerine geçer. Eski karar daha önce icra edilmişse, icranın eski hale iadesi yoluyla ödenen paranın veya teslim edilen malın geri alınması gündeme gelir (İİK m. 40 kıyasen).
Uygulamadan örnekler
Aşağıdaki örnekler, iade sebeplerinin somut olaylarda nasıl değerlendirildiğini göstermek için basitleştirilmiştir.
- Sahte senet: Bir alacak davası, davacının sunduğu senede dayanılarak kabul edilmiş ve karar kesinleşmiştir. Davalının şikayeti üzerine yürütülen ceza yargılamasında senedin sahte olduğu tespit edilir ve mahkumiyet kararı kesinleşir. Davalı, ceza kararının kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde yargılamanın iadesini isteyebilir. İade sebebi bir mahkeme kararına dayandığı için icranın durdurulması talebinde teminat aranmaz.
- Sonradan bulunan ödeme belgesi: Davalı, borcu ödediğini ileri sürmüş, ancak banka kayıtlarını yargılama sırasında sunamamıştır. Mahkemenin bankaya yazdığı müzekkereye “kayıt bulunamadı” cevabı verilmiş, belge karardan sonra arşivde bulunmuştur. Bu durumda belgenin elde olmayan sebeple sunulamadığı kabul edilebilir. Davalı ödeme dekontunu kendi dosyalarında bulmuş, yalnızca yargılama sırasında aramayı ihmal etmişse ise iade sebebi oluşmaz.
- Danışıklı dava: Borçlu, taşınmazını alacaklılardan kaçırmak için yakınının açtığı tapu iptali davasını kabul etmiş ve kararın kesinleşmesini sağlamıştır. Borçlunun alacaklısı, HMK m. 376 uyarınca hükmün iptalini isteyebilir; ancak tarafların birlikte hareket ettiğini somut delillerle ortaya koyması gerekir.
Size usulüne uygun tebligat yapılmadan yürütülmüş ve “kesinleşmiş” görünen bir karar, çoğu zaman yargılamanın iadesi konusu olmaz. Usulsüz tebligatta muhatap, tebliğden haberdar olduğu tarihte tebliği yapılmış sayılır (7201 sayılı Kanun m. 32); bu nedenle kanun yolu süresi öğrenme tarihinden itibaren işler ve karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ayrıntı için tebligat ve usulsüz tebligat yazımıza bakabilirsiniz.
Diğer yollardan farkı
Yargılamanın iadesi, kesinleşmiş kararlara karşı kullanılabilen tek yol değildir. Hangi yolun uygun olduğu, kararın durumuna ve ileri sürülen kusurun türüne göre değişir.
| Yol | Hangi karara karşı? | Ne için? |
|---|---|---|
| İstinaf ve temyiz | Kesinleşmemiş kararlar | Kararın usul veya esas yönünden hukuka aykırılığı; süre tebliğden itibaren iki hafta. |
| Yargılamanın iadesi | Kesin veya kesinleşmiş kararlar | Yalnızca HMK m. 375’te sayılan ağır sebepler; üç ay ve on yıl. |
| Kanun yararına temyiz | Temyiz edilmeden kesinleşmiş kararlar | Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı başvurur; bozma tarafların durumunu etkilemez (HMK m. 363). |
| Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararı | Kanun yolları tüketilmiş kararlar | Temel hak ihlali tespit edilirse dosya yeniden yargılama için ilgili mahkemeye gönderilir (6216 sayılı Kanun m. 50/2). |
| Tavzih ve tashih | Her aşamadaki karar | Belirsiz hükmün açıklanması veya yazı, hesap gibi maddi hataların düzeltilmesi; kararın esası değişmez (HMK m. 304, 305). |
Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru sonunda verilen ihlal kararları, HMK m. 375’te ayrıca sayılmamıştır; bu kararların gereği, 6216 sayılı Kanun’a göre ihlal kararını gönderdiği mahkemece yapılan yeniden yargılamayla yerine getirilir. AİHM kararlarında ise yol, HMK m. 375/1-i’deki iade sebebidir. Kesinleşmenin ve kesinleşme şerhinin anlamı ile tavzih ve tashih için kesin hüküm yazımızı, olağan kanun yolları için istinaf ve temyiz yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
- Kararın yanlış olduğunu düşünmeyi iade sebebi sanmak; delil değerlendirmesine yönelik itirazlar bu yolla ileri sürülemez.
- Yargılama sırasında özen gösterilseydi bulunabilecek bir belgeye dayanmak.
- Üç aylık sürenin başlangıcını yanlış hesaplamak ya da ceza dosyasının sonucunu takip etmemek.
- Talebi eski dosyaya dilekçe olarak vermek; yargılamanın iadesi ayrı bir davadır ve harcı ayrıca yatırılır.
- Davanın açılmasının icrayı kendiliğinden durduracağını düşünmek.
Sık sorulan sorular
Yargılamanın iadesi ile yargılamanın yenilenmesi aynı şey mi?
Evet. 1086 sayılı eski Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu “yargılamanın iadesi” ifadesini kullanıyordu; 6100 sayılı HMK de aynı adı korumuştur. Uygulamada ve ceza yargılamasında “yargılamanın yenilenmesi” ifadesi de kullanılır.
Yargıtay’ın onadığı bir karar için iade talebini nereye yapmalıyım?
Talep, iadesi istenen kararı veren mahkemeye yapılır. Yargıtay’ın onama kararıyla kesinleşen ilk derece kararında bu mahkeme ilk derece mahkemesidir; bölge adliye mahkemesi esas hakkında yeniden karar vermişse talep bölge adliye mahkemesine yapılır.
Davada tanık olarak dinlenen kişinin yalan söylediğini sonradan öğrendim. Ne yapabilirim?
Önce yalan tanıklık için ceza soruşturması başlatılması gerekir. Tanığın yalan tanıklıktan mahkumiyeti kesinleştiğinde, kesinleşmeden itibaren üç ay içinde yargılamanın iadesi istenebilir. Delil yokluğu dışındaki bir nedenle kovuşturma yapılamamışsa, yalan tanıklık iade davasında ispat edilebilir.
Teminat her zaman istenir mi?
Hayır. Yargılamanın iadesi davasında teminat istenip istenmeyeceği mahkemenin takdirindedir. İcranın durdurulması talebinde ise teminat kural olarak zorunludur; iade sebebi bir mahkeme kararına dayanıyorsa aranmaz.
On yıl geçtiyse hiçbir yol kalmaz mı?
Kural olarak kalmaz. AİHM kararına dayanan başvurularda on yıllık üst sınır Anayasa Mahkemesi kararıyla kaldırılmıştır. Çelişkili kararlar sebebinde ise süre, ilamın zamanaşımı süresine göre belirlenir.
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla