Hukuk yargılamasında haklı olmak tek başına yetmez; hakkın zamanında ileri sürülmesi gerekir. Bir günlük gecikmeyle verilen cevap dilekçesi, istinaf başvurusu ya da bilirkişi raporuna itiraz, en güçlü davayı bile kaybettirebilir. Usul kanunumuz bu nedenle süreleri büyük bir titizlikle düzenler ve sürenin kaçırılmasına çoğu zaman geri dönüşü olmayan sonuçlar bağlar.
Bu yazı, Dava ve Usul Hukuku dizimizin süreler rehberidir. Sürelerin türlerini, nasıl hesaplandığını, adli tatilin etkisini, süre kaçırıldığında ne olduğunu ve eski hale getirme imkanını anlatıyor; hukuk davalarındaki başlıca süreleri tek bir tabloda topluyoruz. Tablodaki her satır, o konuyu ayrıntılı ele aldığımız yazıya bağlanır.
- Süre ne zaman başlar?
- Kural olarak tebliğden, kanunun öngördüğü hallerde tefhimden (kararın yüze karşı okunmasından) itibaren.
- Kesin süre ne demek?
- Kaçırılırsa o işlemi yapma hakkının ortadan kalktığı süre. Kanundaki süreler kesindir.
- Adli tatil?
- 20 Temmuz–31 Ağustos. Tatilde süre işlemez; son günü tatile rastlayan süre, tatilin bittiği günden itibaren 1 hafta uzar.
- Süreyi kaçırdım, ne yapabilirim?
- Elinizde olmayan bir sebep varsa, engelin kalkmasından itibaren 2 hafta içinde eski hale getirme isteyebilirsiniz.
Süre türleri
Süreler kanunla belirlenir veya hakim tarafından tespit edilir. Hakim, kanunda öngörülen istisnalar dışında kanuni süreleri artıramaz veya kısaltamaz; kendi belirlediği süreleri ise haklı sebeplerle değiştirebilir (HMK m. 90). Bu ayrım, sürenin kaçırılmasının sonucunu da belirler.
Kesin süre içinde yapılmayan işlem için o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar (HMK m. 94/3). Bu nedenle mahkemenin ara kararında sürenin “kesin” olduğu yazıyorsa, o süre kanuni bir süre gibi ciddiye alınmalıdır. Yargıtay, kesin süre verilirken yapılacak işlemin ve yapılmamasının sonuçlarının açıkça gösterilmesini arar; bu şartlar yoksa süre kesin sayılmaz.
Kanun mahkemeye de bazı süreler öngörür. 7589 sayılı Kanun ile 2026’da HMK m. 147’ye eklenen hükme göre iki duruşma arasındaki süre kural olarak üç ayı geçemez; bilirkişi incelemesinin uzaması gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini göstererek daha uzun süre belirleyebilir. Bu tür süreler taraflar için hak kaybı doğurmaz.
Süreler nasıl hesaplanır?
Süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hallerde tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar (HMK m. 91). Hesaplamada şu kurallar uygulanır:
- Gün olarak belirlenen süreler: Tebliğ veya tefhim günü hesaba katılmaz; süre son günün tatil saatinde biter (HMK m. 92/1).
- Hafta, ay veya yıl olarak belirlenen süreler: Başladığı güne karşılık gelen günde biter. Son ayda bu gün yoksa süre o ayın son gününde sona erer (HMK m. 92/2). Örneğin 31 Ocak’ta başlayan bir aylık süre, şubatın son gününde biter.
- Resmi tatiller: Süreye dahildir. Sürenin son günü resmi tatile rastlarsa süre, tatili izleyen ilk iş gününün çalışma saati sonunda biter (HMK m. 93).
- Elektronik tebligat: Tebligat, belgenin elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Belge daha erken açılsa da süre bu tarihten başlar. Tebligat kuralları için tebligat ve usulsüz tebligat yazımıza bakabilirsiniz.
- UYAP üzerinden yapılan işlemler: Uygulamada elektronik ortamda gönderilen dilekçeler için süre, son günün sonuna kadar devam eder. Adliyeye elden verilen dilekçelerde ise mesai saatinin bitimi esas alınır.
- Başlangıç tarihini tespit edinTebliğ mazbatasındaki tarihi ya da e-tebligatta beşinci günün sonunu bulun. Tefhimle başlayan sürelerde duruşma tarihine bakın.
- Süreyi ekleyinİki haftalık sürede, örneğin salı günü yapılan tebliğde süre iki hafta sonraki salı günü biter.
- Tatili kontrol edinSon gün hafta sonuna veya resmi tatile rastlıyorsa ilk iş gününe kaydırın; adli tatil içindeyse aşağıdaki kuralı uygulayın.
- Bir gün önceyi hedefleyinSistem arızası ya da belge eksikliği riskine karşı işlemi son güne bırakmayın.
Adli tatilin sürelere etkisi
Adli tatil her yıl 20 Temmuz’da başlar ve 31 Ağustos’ta sona erer (HMK m. 102). Adli tatile tabi dava ve işlerde tatil içinde süreler işlemez; son günü adli tatile rastlayan süre, ayrıca karar verilmesine gerek olmadan tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzamış sayılır (HMK m. 104). İstinaf ve temyiz süreleri de bu kurala tabidir.
Bazı dava ve işler adli tatilde de görülür ve bunlarda süreler işlemeye devam eder (HMK m. 103). Bunların başlıcaları ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti gibi geçici hukuki korumalar; her türlü nafaka davası ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin işler; işçilerin iş sözleşmesinden doğan davaları; çekişmesiz yargı işleri ve kanunda ivedi sayılan ya da mahkemece ivedi sayılan işlerdir. Adli tatil, icra daireleri ve icra mahkemelerindeki süreleri ve maddi hukuktaki hak düşürücü süreleri etkilemez.
Davanızın türünü kontrol edin. Adli tatilde görülen bir işte, örneğin bir tedbir kararına itirazda, süre tatilde de işler ve bir haftalık uzama uygulanmaz. Davanızın adli tatile tabi olduğunu varsaymadan önce HMK m. 103’teki listeye bakın.
Başlıca süreler tablosu
Aşağıdaki tablo, hukuk davalarında en sık karşılaşılan süreleri bir araya getirir. Süreler yazılı yargılama usulüne göre verilmiştir; basit yargılama usulündeki farklar ayrıca belirtilmiştir.
| İşlem | Süre ve başlangıcı | Dayanak | Ayrıntı |
|---|---|---|---|
| Dava şartı arabuluculuk | Görevlendirmeden itibaren 3 hafta, en fazla 1 hafta uzatma; ticari uyuşmazlıklarda 6 hafta, en fazla 2 hafta uzatma | 6325 s. K. m. 18/A; TTK m. 5/A | Dava şartı arabuluculuk |
| Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra dosyanın gönderilmesi talebi | 2 hafta; talep edilmezse dava açılmamış sayılır | HMK m. 20 | Görevli ve yetkili mahkeme |
| Cevap dilekçesi | Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta; süre içinde istenirse bir defaya mahsus en fazla 1 ay ek süre (basit yargılamada en fazla 2 hafta) | HMK m. 127, 317 | Dilekçeler |
| Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi | Tebliğden itibaren 2’şer hafta (basit yargılamada bu dilekçeler yoktur) | HMK m. 136 | Dilekçeler |
| Gider avansının tamamlanması | Mahkemenin verdiği 2 haftalık kesin süre; tamamlanmazsa dava usulden reddedilir | HMK m. 120/2 | Yargılama giderleri |
| Ön inceleme: eksik belge ve delillerin sunulması | 2 haftalık kesin süre | HMK m. 140/5 | Dava açma ve yargılama süreci |
| Delil avansı | Hakimin verdiği kesin süre; ödenmezse o delilden vazgeçilmiş sayılır | HMK m. 324 | İspat yükü ve deliller |
| Yabancı davacının teminatı | Hakimin verdiği kesin süre; gösterilmezse dava usulden reddedilir | HMK m. 84 vd.; MÖHUK m. 48 | Tanıma ve tenfiz |
| İşlemden kaldırılan dosyanın yenilenmesi | İşlemden kaldırmadan itibaren 3 ay; yenilenmezse dava açılmamış sayılır | HMK m. 150 | Dava açma ve yargılama süreci |
| Kısmi davada talep artırımı | Tahkikatın sona ermesine kadar, bir defaya mahsus | HMK m. 109/4 | Kısmi davada talep artırımı |
| 31.07.2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davasında talebin belirlenmesi | Hakimin vereceği 2 haftalık kesin süre | Mülga HMK m. 107/2 | Belirsiz alacak davasının kaldırılması |
| Islah | Tahkikatın sona ermesine kadar; tamamen ıslahta yeni dava dilekçesi için 1 hafta | HMK m. 177, 180 | Islah |
| Bilirkişinin reddi | Ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç 1 hafta | HMK m. 272 | Bilirkişi raporuna itiraz |
| Bilirkişi raporuna itiraz | Raporun tebliğinden itibaren 2 hafta; süre içinde istenirse bir defaya mahsus en fazla 2 hafta ek süre | HMK m. 281 | Bilirkişi raporuna itiraz |
| Karşı taraf yokluğunda yapılan delil tespitine itiraz | Tebliğden itibaren 1 hafta | HMK m. 403 | Delil tespiti |
| İhtiyati tedbir kararının uygulanmasını isteme | Tefhim veya tebliğden itibaren 1 hafta; istenmezse tedbir kendiliğinden kalkar | HMK m. 393 | İhtiyati tedbir |
| Dava öncesi alınan tedbirden sonra esas davanın açılması | Uygulama talebinden itibaren 2 hafta | HMK m. 397 | İhtiyati tedbir |
| İhtiyati tedbire itiraz | Uygulamadan veya tutanağın tebliğinden itibaren 1 hafta; üçüncü kişiler için öğrenmeden itibaren 1 hafta | HMK m. 394 | İhtiyati tedbir |
| Haksız tedbir nedeniyle tazminat davası | Hükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren 1 yıl | HMK m. 399 | İhtiyati tedbir |
| İstinaf başvurusu | Kararın tebliğinden itibaren 2 hafta; karşı tarafın cevabı tebliğden itibaren 2 hafta | HMK m. 345, 347 | İstinaf |
| Temyiz başvurusu | Kararın tebliğinden itibaren 2 hafta; karşı tarafın cevabı tebliğden itibaren 2 hafta | HMK m. 361 | Temyiz |
| Hükmün tamamlanması | Nihai kararın tebliğinden itibaren 1 ay | HMK m. 305/A | Kesin hüküm |
| Yargılamanın iadesi | Sebebin öğrenilmesinden itibaren 3 ay; her halde kesinleşmeden itibaren 10 yıl | HMK m. 377 | Yargılamanın iadesi |
| Eski hale getirme | Engelin ortadan kalkmasından itibaren 2 hafta | HMK m. 96 | Bu yazıda, aşağıda |
İstinaf ve temyiz sürelerinde ayrıca kararın kanun yoluna elverişli olup olmadığına bakılmalıdır. 2026 yılı için istinaf kesinlik sınırı 50.000 TL, temyiz sınırı 682.000 TL’dir; bu tutarlar her yıl yeniden belirlenir. İstinaf, temyiz ve temyizde duruşma sınırlarında davanın açıldığı tarihteki tutar esas alınır (HMK ek m. 1/2; 7550 sayılı Kanunla 04.06.2025’ten itibaren). 04.06.2025’ten önce verilmiş kararlarda ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kararın verildiği tarihteki sınırı esas almaktadır.
Süre kaçırılırsa ne olur?
Sürenin kaçırılmasının sonucu, işlemin türüne göre değişir. Bazı durumlarda yalnızca o işlem yapılamaz, bazı durumlarda dava tümüyle sona erer:
- Cevap dilekçesi verilmezse: Davalı, dava dilekçesindeki bütün vakıaları inkar etmiş sayılır (HMK m. 128). Ancak savunmasını genişletemez ve yeni vakıa ileri süremez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, cevap vermeyen davalının inkar kapsamında delil gösterebileceğini, ancak yeni vakıa ileri süremeyeceğini (24.06.2021, 2017/11-144 E., 2021/834 K.) ve sonradan ıslah yoluyla zamanaşımı savunmasında bulunamayacağını (06.02.2020, 2017/9-2782 E., 2020/87 K.) kabul etmiştir.
- İstinaf veya temyiz süresi kaçırılırsa: Karar kesinleşir. Süresi geçtikten sonra verilen istinaf dilekçesi, ilk derece mahkemesince reddedilir; bu ret kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir (HMK m. 346).
- Bilirkişi raporuna süresinde itiraz edilmezse: Rapordaki eksikliklerin giderilmesini isteme hakkı büyük ölçüde kaybedilir; mahkeme rapora dayanarak karar verebilir.
- Kesin süre içinde avans veya teminat yatırılmazsa: Gider avansı ve teminatta dava usulden reddedilir; delil avansında ilgili delilden vazgeçilmiş sayılır.
- Tedbir süreleri kaçırılırsa: Tedbir kendiliğinden kalkar ve haksız tedbir tazminatı riski doğabilir.
- Dosya üç ay içinde yenilenmezse: Dava açılmamış sayılır; açılmamış sayılan davadaki talep de hiç yapılmamış sayılır. Bu, zamanaşımı bakımından ağır sonuçlar doğurabilir.
Kesin süre içinde yapılmayan işlem için o işlemi yapma hakkı düşer. Mahkeme bu sonucu resen gözetir; karşı tarafın ayrıca itiraz etmesi gerekmez. Kesin sürenin kaçırılmasına karşı tek kanuni çare, şartları varsa eski hale getirmedir.
Eski hale getirme (HMK m. 95 vd.)
Eski hale getirme, elinde olmayan sebepler yüzünden kanunda belirtilen veya hakimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kişiye, o işlemi süresinde yapılmış gibi yapma imkanı veren bir kurumdur (HMK m. 95/1). Kanun, süre kurallarının katılığını adalet duygusuyla dengelemek için bu yolu öngörmüştür.
Şartları
- Elde olmayan sebep: Süreyi kaçıran kişinin kusuru bulunmamalıdır. Ağır bir hastalık nedeniyle hareket edememe, doğal afet ya da ulaşımın tamamen kesilmesi gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilebilir. Uygulamada iş yoğunluğu, sürenin yanlış hesaplanması ya da avukatın unutkanlığı gibi sebepler kabul görmemektedir.
- Kesin bir sürenin kaçırılmış olması: Kanuni süreler ve hakimin kesin olarak belirlediği süreler bu yola konu olabilir.
- Başka bir yolun bulunmaması: Aynı sonuca eski hale getirme dışında başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa bu yola başvurulamaz (HMK m. 95/2). Örneğin tebligat usulsüzse, muhatabın tebliği öğrendiği tarih tebliğ tarihi sayıldığından çözüm çoğu zaman usulsüz tebligat iddiasıdır.
Süre ve usul
Eski hale getirme, engelin ortadan kalktığı tarihten itibaren iki hafta içinde istenmelidir (HMK m. 96/1). İlk derece ve istinaf yargılamasında talep en geç nihai karar verilinceye kadar yapılabilir; nihai karar bir tarafın yokluğunda verilmişse, tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için karardan sonra da istenebilir (HMK m. 96/2). İstinaf süresinin kaçırılması halinde talep bölge adliye mahkemesinden, temyiz süresinin kaçırılması halinde Yargıtay’dan istenir (HMK m. 98/2).
Talep dilekçesinde, engelin ne olduğu ve bunu gösteren deliller belirtilir; süresinde yapılamayan işlem de talep ile birlikte yapılır. Örneğin cevap süresini kaçıran davalı, eski hale getirme talebine cevap dilekçesini de ekler. Talep kural olarak yargılamanın ertelenmesini gerektirmez ve hükmün icrasını durdurmaz; mahkeme talebi haklı görürse teminat karşılığında yargılamayı erteleyebilir veya icrayı geri bırakabilir.
Zamanaşımı, hak düşürücü süreler ve arabuluculuk
Usul süreleri, dava başladıktan sonra yapılacak işlemlere ilişkindir. Bunların yanında, davanın hiç açılabilip açılamayacağını belirleyen maddi hukuk süreleri vardır:
- Zamanaşımı: Süresi geçen alacak ortadan kalkmaz, ancak borçlu ödemekten kaçınma hakkı kazanır. Hakim zamanaşımını resen gözetmez; davalı bunu süresinde savunma olarak ileri sürmelidir.
- Hak düşürücü süre: Süresi geçen hak tümüyle sona erer ve hakim bunu resen gözetir. Adli tatil bu süreleri uzatmaz.
- Arabuluculuk süreci: Dava şartı arabuluculukta başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez (6325 s. K. m. 18/A). Örneğin işe iade için fesih bildiriminden itibaren bir ay içinde arabulucuya, son tutanaktan itibaren iki hafta içinde mahkemeye başvurulmalıdır (İş Kanunu m. 20).
Kısmi davada artırılan kısım için zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılması (HMK m. 109/4), 2026’da getirilen ve usul ile maddi hukuk sürelerinin kesiştiği önemli bir yeniliktir. Ayrıntısı için belirsiz alacak davasının kaldırılması ve kısmi davada talep artırımı yazımıza bakabilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
- E-tebligatta süreyi, belgenin açıldığı günden ya da adrese düştüğü günden başlatmak; beşinci günün sonunu hesaba katmamak.
- Adli tatilde görülen işlerde de sürenin uzayacağını sanmak.
- Cevap süresi için ek süreyi, iki haftalık süre dolduktan sonra istemek.
- Mahkemenin verdiği kesin süreyi “hakimin süresi” diye önemsememek.
- Bilirkişi raporuna itirazı, rapordan sonraki duruşmaya bırakmak.
- Talep artırımı ya da ıslah için tahkikatın bittiği duruşmayı kaçırmak.
- Eski hale getirme talebinde kaçırılan işlemi aynı anda yapmamak.
- İşlemi son güne, hatta son saate bırakmak.
Sık sorulan sorular
İki haftalık süre nasıl hesaplanır?
Süre, tebliğ gününe karşılık gelen günde biter. Örneğin pazartesi tebliğ edilen bir kararda iki haftalık süre, iki hafta sonraki pazartesi biter. Son gün resmi tatile rastlarsa süre ilk iş gününe uzar.
Adli tatilde istinaf süresi işler mi?
Adli tatile tabi davalarda işlemez; son günü tatile rastlayan süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzar. Nafaka, ihtiyati tedbir ve işçi davaları gibi adli tatilde görülen işlerde ise süre tatilde de işler.
Cevap dilekçesi süresini kaçırırsam davayı kaybeder miyim?
Hayır, otomatik olarak kaybetmezsiniz. Dava dilekçesindeki vakıaları inkar etmiş sayılırsınız. Ancak yeni vakıa ileri süremez ve savunmanızı genişletemezsiniz; zamanaşımı gibi savunmaları da sonradan ileri sürmeniz mümkün olmaz.
E-tebligatta süre ne zaman başlar?
Tebligat, belgenin elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Süre bu tarihten itibaren hesaplanır; belgeyi daha önce açmanız başlangıcı değiştirmez.
Hastalık nedeniyle süreyi kaçırdım, ne yapabilirim?
Hastalık süreyi kaçırmanızı gerçekten engelleyecek ağırlıktaysa, engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde eski hale getirme isteyebilirsiniz. Talebinize sağlık raporunu ekleyin ve kaçırdığınız işlemi de aynı anda yapın.
Mahkemenin verdiği her süre kesin midir?
Hayır. Hakimin verdiği süre, kararda kesin olduğu belirtilip sonuçları ihtar edilmişse kesindir. Kesin olmayan süreyi kaçırana verilen ikinci süre ise kanun gereği kesindir. Kanunda yazan süreler her zaman kesindir.
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla