Bir davayı kazanmak için önce doğru mahkemenin kapısını çalmak gerekir. Hukuk yargılamasında bu soru iki ayrı kavramla cevaplanır: görev, davaya hangi tür mahkemenin bakacağını; yetki ise bu mahkemenin hangi yerdeki mahkeme olacağını belirler. Yanlış mahkemede açılan bir dava aylar sonra usulden reddedilebilir ve ciddi zaman kaybına yol açabilir.
Bu yazıda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve özel kanunlar çerçevesinde görevli ve yetkili mahkemenin nasıl belirlendiğini, kesin yetki hallerini, yetki sözleşmesinin şartlarını ve görevsizlik ya da yetkisizlik kararı verildikten sonra izlenecek yolu ele alıyoruz. Dava açma sürecinin genel yol haritasını ayrıca hukuk davası nasıl açılır yazımızda anlattık.
- Görev ve yetki farkı nedir?
- Görev, davaya hangi tür mahkemenin bakacağını; yetki ise hangi yerdeki mahkemenin bakacağını belirler.
- Genel görevli mahkeme hangisi?
- Kanunda aksine bir düzenleme yoksa asliye hukuk mahkemesi (HMK m. 2).
- Genel yetkili mahkeme hangisi?
- Davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi (HMK m. 6). Kanun bunun yanında başka yerleri de yetkili kılabilir.
- Yanlış mahkemede dava açarsam ne olur?
- Mahkeme görevsizlik veya yetkisizlik kararı verir. Karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde dosyanın gönderilmesini istemezseniz dava açılmamış sayılır.
Görev ve yetki arasındaki fark
Türkiye’de hukuk mahkemeleri, baktıkları işin türüne göre ayrılır: asliye hukuk, sulh hukuk, asliye ticaret, iş, tüketici, aile ve fikri ve sınai haklar mahkemeleri bunların başlıcalarıdır. Hangi davanın bu mahkemelerden hangisinde görüleceği görev sorunudur. Görevli mahkeme belirlendikten sonra, ülkedeki aynı türden mahkemelerden hangi şehir veya ilçedekinin davaya bakacağı ise yetki sorunudur.
Bu ayrımın pratik önemi büyüktür. Görev ve kesin yetki birer dava şartıdır; mahkeme bunları davanın her aşamasında kendiliğinden inceler. Kesin olmayan yetki ise yalnızca davalı süresinde itiraz ederse gündeme gelir; itiraz edilmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir.
Görevli mahkeme nasıl belirlenir?
Mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK m. 1). Görev belirlenirken davacının dilekçesinde ileri sürdüğü vakıalara ve talebin niteliğine bakılır; dava değerinin görev üzerinde etkisi yoktur.
Asliye hukuk mahkemesi: genel görevli mahkeme
Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda ve şahıs varlığına ilişkin davalarda, aksine bir düzenleme bulunmadıkça görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir (HMK m. 2). Diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmayan dava ve işlerde de asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Kısacası, kanunun başka bir mahkemeye vermediği her dava asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Sulh hukuk mahkemesi
Sulh hukuk mahkemeleri, dava değerine bakılmaksızın şu davalara bakar (HMK m. 4):
- Kira ilişkisinden doğan davalar: Kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesi hariç olmak üzere, kira alacağı dahil kira ilişkisinden doğan bütün uyuşmazlıklar ve bunlara karşı açılan davalar.
- Paylaşma ve ortaklığın giderilmesi davaları: Taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar arasındaki ortaklığın giderilmesi.
- Zilyetliğin korunması davaları: Taşınır ve taşınmaz mallarda yalnızca zilyetliğin korunmasına yönelik davalar.
- Kanunla verilen diğer görevler: Örneğin kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıklar ve kanunda aksi öngörülmedikçe çekişmesiz yargı işleri (HMK m. 383).
İhtisas mahkemeleri
Bazı uyuşmazlıklar, özel kanunlarla ihtisas mahkemelerine bırakılmıştır. Bu mahkemelerin kurulmadığı yerlerde ilgili davalara asliye hukuk mahkemesi, o mahkemenin sıfatıyla (örneğin “iş mahkemesi sıfatıyla”) bakar.
| Mahkeme | Baktığı başlıca davalar | Dayanak |
|---|---|---|
| Asliye ticaret | Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili davalar ve tarafların sıfatına bakılmaksızın kanunda sayılan mutlak ticari davalar | TTK m. 4, 5 |
| İş | İşçi ile işveren veya işveren vekili arasındaki iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar ve sosyal güvenlik uyuşmazlıkları | 7036 s. Kanun m. 5 |
| Tüketici | Tüketici işlemleri ve tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklar | 6502 s. Kanun m. 73 |
| Aile | Boşanma, velayet, nafaka, soybağı ve mal rejimi gibi aile hukukundan doğan dava ve işler | 4787 s. Kanun m. 4 |
| Fikri ve sınai haklar | Marka, patent, tasarım ve telif haklarından doğan davalar | SMK m. 156, FSEK m. 76 |
Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki 2019’dan bu yana görev ilişkisidir (TTK m. 5/3). Dolayısıyla ticari bir davanın asliye hukuk mahkemesinde açılması görevsizlik kararına yol açar. Ticari davalarda dava konusu bir miktar paranın ödenmesiyse ayrıca dava şartı arabuluculuk uygulanır (TTK m. 5/A). İcra takibine ilişkin şikayet ve itirazlar ise İcra ve İflas Kanunu uyarınca icra mahkemelerinde incelenir.
Görev belirlenirken tarafların sıfatı ve işlemin niteliği birlikte değerlendirilir. Örneğin iki şirket arasındaki ticari satımdan doğan alacak davası asliye ticaret mahkemesinde, bir şirket ile ürünü kişisel kullanımı için satın alan tüketici arasındaki uyuşmazlık tüketici mahkemesinde, işçinin işverene karşı açtığı kıdem tazminatı davası ise iş mahkemesinde görülür. Aynı olaydan doğan talepler farklı mahkemelerin görev alanına giriyorsa, her talep kendi görevli mahkemesinde ileri sürülmelidir.
Uygulamada en sık tereddüt edilen alanlardan biri tüketici uyuşmazlıklarıdır. Örneğin bir konut kira uyuşmazlığı tüketici işlemi gibi görünse de kira ilişkisinden doğan davalar için özel hüküm bulunduğundan sulh hukuk mahkemesinde görülür. Bir uyuşmazlığa birden fazla kural uygulanabilecek gibi görünüyorsa özel düzenlemenin hangisi olduğu dikkatle belirlenmelidir.
Yetkili mahkeme: genel ve özel yetki kuralları
Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Gerçek kişilerde yerleşim yeri, kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir ve uygulamada adres kayıt sistemindeki adres esas alınır. Tüzel kişilerde ise yerleşim yeri, kural olarak tüzel kişinin merkezidir.
Kanun, genel yetkili mahkemenin yanında bazı davalarda başka yerlerin mahkemelerini de yetkili kılmıştır. Bu durumda davacı, yetkili mahkemelerden birini seçebilir:
- Birden fazla davalı: Dava, davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir (HMK m. 7).
- Geçici olarak başka yerde oturanlar: Uzun süre başka bir yerde çalışan veya öğrenim gören kişilere karşı, oturdukları yer mahkemesinde de dava açılabilir (HMK m. 8).
- Türkiye’de yerleşim yeri olmayanlar: Genel yetkili mahkeme, davalının Türkiye’deki mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesidir. Malvarlığı haklarına ilişkin davalar, uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde de açılabilir (HMK m. 9).
- Sözleşmeden doğan davalar: Sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 10).
- Karşı dava: Asıl davanın görüldüğü mahkemede açılabilir (HMK m. 13).
- Şube işlemleri: Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 14/1).
- Sigorta sözleşmeleri: Can sigortalarında sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın yerleşim yeri; mal sigortalarında malın bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 15).
- Haksız fiil: Haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 16).
Özel kanunlarda da yetki kuralları vardır. Tüketici, davasını kendi yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açabilir (6502 sayılı Kanun m. 73). İş davalarında davalının yerleşim yerinin yanında işin yapıldığı yer mahkemesi de yetkilidir ve bu kurala aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir (7036 sayılı Kanun m. 6).
Kesin yetki halleri
Bazı davalarda kanun, yalnızca belirli bir yerin mahkemesini yetkili kılmıştır. Bu durumlarda davacının seçme hakkı yoktur, taraflar yetki sözleşmesi yapamaz ve davalı itiraz etmese bile mahkeme yetkisizliği kendiliğinden gözetir. Başlıca kesin yetki halleri şunlardır:
- Taşınmazın aynından doğan davalar: Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda, örneğin tapu iptali ve tescil ya da taşınmazda ortaklığın giderilmesi davalarında, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 12).
- Mirastan doğan davalar: Mirasçılık belgesi verilmesi ve terekenin korunması gibi işler ile mirasın paylaşılması, vasiyetnamenin iptali, tenkis ve miras sebebiyle istihkak davalarında ölen kişinin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 11).
- Tüzel kişi ile ortakları arasındaki davalar: Özel hukuk tüzel kişisinin ortakları veya üyeleriyle arasında ortaklık ya da üyelik sıfatından doğan davalarda tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 14/2).
Yetkinin kesin olduğu davalarda mahkeme yetkili olup olmadığını davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisizliğini her zaman ileri sürebilir (HMK m. 19/1). Bu hallerde yapılan yetki sözleşmesi hükümsüzdür (HMK m. 18/1).
Yetki sözleşmesi
Yetki sözleşmesi, tarafların doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık için hangi yer mahkemesinin yetkili olacağını önceden kararlaştırmasıdır. HMK bu imkanı herkese tanımaz: yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri aralarında yetki sözleşmesi yapabilir (HMK m. 17). Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava yalnızca sözleşmeyle belirlenen mahkemede açılabilir; başka bir deyişle yetki sözleşmesi kural olarak diğer yetkili mahkemeleri dışlar.
Yetki sözleşmesinin geçerli olması için şu şartlar gerekir (HMK m. 18):
- Yazılı şekil: Sözleşme yazılı olarak yapılmalıdır. Bu, ayrı bir belge olabileceği gibi asıl sözleşmenin bir maddesi de olabilir.
- Belirli hukuki ilişki: Uyuşmazlığın doğduğu veya doğabileceği hukuki ilişki belirli ya da belirlenebilir olmalıdır. “Taraflar arasındaki tüm uyuşmazlıklar” gibi genel ifadeler yetmez.
- Mahkemenin gösterilmesi: Yetkili kılınan mahkeme veya mahkemeler açıkça gösterilmelidir.
- Serbestçe tasarruf edilebilen konu: Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konularda ve kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılamaz.
Matbu sözleşmelerdeki yetki maddelerine dikkat. Banka, operatör veya satıcının hazırladığı sözleşmelerde yer alan “uyuşmazlıklarda İstanbul mahkemeleri yetkilidir” türünden maddeler, taraflardan biri tacir değilse HMK m. 17 uyarınca geçersizdir. Tüketici ve işçi, kanunun kendilerine tanıdığı yetkili mahkemelerde dava açabilir.
Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, kural olarak iç hukuktaki yer yönünden yetki kurallarıyla belirlenir (5718 sayılı MÖHUK m. 40). Taraflar belirli şartlarla bir yabancı mahkemeyi de yetkili kılabilir (MÖHUK m. 47); ancak iş, tüketici ve sigorta sözleşmelerinde zayıf tarafı koruyan özel kurallar vardır (MÖHUK m. 44 ile 46). Yurt dışında verilen bir kararın Türkiye’de sonuç doğurması için yabancı mahkemenin yetkisi de incelendiğinden, bu konuyu yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi yazımızda ayrıca ele aldık.
Görev ve yetki itirazı
Görev bir dava şartıdır. Mahkeme görevli olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden inceler; taraflar da görevsizliği her zaman ileri sürebilir. Görevsizlik, istinaf ve temyiz aşamalarında da kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle görev itirazı için cevap dilekçesini beklemek gerekmez; ancak sorunun erken ileri sürülmesi tarafların zaman kaybını önler.
Yetki itirazı ise yetkinin kesin olup olmamasına göre farklı kurallara bağlıdır:
- Kesin olmayan yetki: Yetki itirazı bir ilk itirazdır ve cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir (HMK m. 19/2, 116, 117). İtiraz eden taraf yetkili mahkemeyi, birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmek zorundadır; aksi halde itiraz dikkate alınmaz. Davalı süresinde ve usulüne uygun itiraz etmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir (HMK m. 19/4).
- Kesin yetki: Mahkeme kendiliğinden gözetir; taraflar her aşamada ileri sürebilir (HMK m. 19/1).
- Tahkim itirazı: Taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesi varsa davalı bunu da cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak ileri sürmelidir (HMK m. 116).
Görev ve kesin yetki kuralları kanun yolu aşamasında da denetlenir. Bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin görevli ve yetkili olduğu halde görevsizlik veya yetkisizlik kararı verdiğini ya da görevli veya yetkili olmadığı halde davaya baktığını tespit ederse, esası incelemeden kararı kaldırır ve dosyayı ilgili mahkemeye gönderir (HMK m. 353/1-a). Bu, yanlış mahkemede yürütülen yargılamanın bütünüyle tekrarlanması anlamına gelebilir; bu nedenle görev sorununun yargılamanın başında çözülmesi tarafların yararınadır.
Eskiden ilk itirazlar arasında yer alan iş bölümü itirazı, 2020’de 7251 sayılı Kanunla kaldırılmıştır. Bugün ihtisas mahkemeleri ile genel mahkemeler arasındaki ilişkilerin önemli bir kısmı görev ilişkisi olarak düzenlenmiştir.
Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra
Mahkeme görevsiz veya yetkisiz olduğu sonucuna varırsa davayı usulden reddeder ve kararında görevli ya da yetkili mahkemeyi gösterir (HMK m. 19/3). Bu kararla dava sona ermez; dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesi için bir başvuru yapılması gerekir.
- Kanun yoluna başvurmaGörevsizlik ve yetkisizlik kararlarına karşı, dava değeri istinaf sınırını aşıyorsa istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesinin kendi yargı çevresindeki ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verdiği kararlar temyiz edilemez (HMK m. 362/1-c). Süreler ve inceleme için istinaf yazımıza bakabilirsiniz.
- İki hafta içinde dosyanın gönderilmesini istemeTaraflardan biri, karar verildiği anda kesinse tebliğden, kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmişse kesinleşmeden, kanun yoluna başvurulmuşsa başvurunun reddine ilişkin kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini istemelidir (HMK m. 20/1).
- Dosyanın gönderilmesiDosya kendisine gönderilen mahkeme, taraflara kendiliğinden davetiye gönderir ve yargılamaya devam eder (HMK m. 20/2).
- Süre kaçırılırsaİki haftalık süre içinde başvuru yapılmazsa dava açılmamış sayılır ve bu yönde kararı, görevsizlik veya yetkisizlik kararını veren mahkeme kendiliğinden verir.
Dosyanın gönderilmesi süresinde istenirse dava, görevsiz veya yetkisiz mahkemede açıldığı tarihte açılmış sayılır. Böylece zamanaşımının kesilmesi ve hak düşürücü sürenin korunması gibi sonuçlar ortadan kalkmaz. Dava açılmamış sayılırsa ve bu arada zamanaşımı dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir (TBK m. 158).
Görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkeme, kural olarak yargılama giderleri hakkında hüküm kurmaz; giderlere, dosyanın gönderildiği mahkeme kendi vereceği hükümle birlikte karar verir. Dosya gönderilmezse giderler hakkında talep üzerine görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkeme karar verir (HMK m. 331/2).
Yargı yeri belirlenmesi
Yetkili mahkemenin davaya bakmasına hukuki veya fiili bir engel çıkarsa ya da iki mahkeme arasında yargı çevresinin sınırları konusunda tereddüt doğarsa yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulur. Bu yol, iki mahkemenin aynı dava hakkında verdiği görev veya yetkiye ilişkin kararların kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi, yani iki mahkemenin de kendini görevsiz veya yetkisiz sayması halinde de kullanılır. İlk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemesi, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtay karar verir (HMK m. 21, 22). İnceleme dosya üzerinden yapılabilir (HMK m. 23).
Sık yapılan hatalar
- Ticari bir alacak davasını asliye hukuk mahkemesinde ya da kira uyuşmazlığını tüketici mahkemesinde açmak.
- Tacir olmayan bir kişiyle yapılan sözleşmedeki yetki maddesine güvenerek dava yerini seçmek.
- Yetki itirazında yetkili mahkemeyi göstermemek veya itirazı cevap dilekçesi yerine ilk duruşmada ileri sürmek.
- Taşınmaz ve miras davalarındaki kesin yetkiyi gözden kaçırmak.
- Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra dosyanın gönderilmesini iki hafta içinde istememek.
Görev ve yetki uyuşmazlıklarında karşılaşılan sürelerin tamamını hukuk davalarında süreler yazımızda tek tabloda topladık.
Sık sorulan sorular
Davayı kendi yaşadığım şehirde açabilir miyim?
Kural olarak dava, davalının yerleşim yerinde açılır. Ancak haksız fiil davalarında zarar görenin yerleşim yeri, tüketici davalarında tüketicinin yerleşim yeri ve sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri de yetkili olabilir. Hangi kuralın uygulanacağı uyuşmazlığın türüne bağlıdır.
Sözleşmedeki yetki maddesi beni bağlar mı?
Her iki taraf da tacir veya kamu tüzel kişisiyse ve madde yazılı, belirli bir ilişkiye ilişkin ve mahkemeyi açıkça gösteriyorsa bağlar. Taraflardan biri tüketici ya da işçiyse bu tür maddeler kural olarak geçersizdir.
Yanlış mahkemede dava açtım, hakkımı kaybeder miyim?
Hayır, kural olarak kaybetmezsiniz. Mahkeme görevsizlik veya yetkisizlik kararı verir; karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde dosyanın gönderilmesini isterseniz dava ilk açıldığı tarih korunarak doğru mahkemede devam eder.
Yetki itirazını sonradan yapabilir miyim?
Yetki kesin değilse hayır. İtiraz cevap dilekçesinde yapılmalıdır; yapılmazsa davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir. Kesin yetki hallerinde ise itiraz her zaman ileri sürülebilir.
Görevsizlik kararına karşı temyize gidilebilir mi?
İlk derece mahkemesinin görevsizlik kararına karşı istinaf yoluna gidilebilir. Bölge adliye mahkemesinin görev ve yetkiye ilişkin bu kararı ise temyiz edilemez.
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla