Borçlar Hukuku

Kefalet Sözleşmesi: Geçerlilik Şartları ve Kefilin Sorumluluğu

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu · Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu
Yayın: 1 Kasım 2026 · Son güncelleme: 1 Kasım 2026 · 20 dk okuma
Kefalet Sözleşmesi: Geçerlilik Şartları ve Kefilin Sorumluluğu

Bir yakınınızın kredisine, bir arkadaşınızın kira sözleşmesine ya da ortağı olduğunuz şirketin borcuna kefil olmak, çoğu zaman bir imzayla yapılan ama yıllarca sonuç doğurabilen bir taahhüttür. Kefil, borçlu borcunu ödemezse alacaklıya karşı kendi malvarlığıyla sorumlu olur. Kanun bu nedenle kefalet sözleşmesini sıkı şekil şartlarına bağlamış ve kefile önemli korumalar tanımıştır.

Bu yazıda kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını, eşin rızasını, adi ve müteselsil kefalet ayrımını, kefilin sorumluluğunun sınırlarını, ödeme yapan kefilin borçluya rücuunu ve kefaletin sona ermesini anlatıyoruz. Kefil olmayı düşünenler kadar, kefile başvurmak isteyen alacaklılar için de pratik bir rehber sunmayı amaçlıyoruz.

Kısaca
Geçerlilik şartı nedir?
Yazılı şekil; kefilin sorumlu olacağı azami miktarın, kefalet tarihinin ve varsa müteselsil kefil olduğunun kefilin kendi el yazısıyla yazılması (TBK m. 583).
Eşin rızası gerekir mi?
Evet, kural olarak eşin yazılı rızası en geç sözleşme anında alınmalıdır; ticari işletme ve şirketle ilgili bazı kefaletler istisnadır (TBK m. 584).
Alacaklı doğrudan kefile gidebilir mi?
Adi kefalette kural olarak hayır; müteselsil kefalette borçlu temerrüde düşüp ihtar sonuçsuz kalınca gidebilir.
Kefalet ne zaman biter?
Asıl borç sona erince; gerçek kişilerin verdiği kefalet her halde sözleşmeden itibaren on yıl geçince (TBK m. 598).

Kefalet sözleşmesi nedir?

Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 581). Sözleşmenin tarafları kefil ile alacaklıdır; borçlu bu sözleşmenin tarafı değildir. Kefalet bu yönüyle bir kişisel güvencedir: Alacaklı, borçlunun malvarlığının yanında kefilin malvarlığına da başvurabilir. Rehin ise belirli bir mal üzerinde kurulan ayni bir güvencedir; bu konu rehin yazımızda ele alınmıştır.

Asıl borca bağlılık

Kefalet, var olan ve geçerli bir borca bağlıdır. Asıl borç hiç doğmamışsa ya da geçersizse kefalet de hüküm doğurmaz; asıl borç sona erince kefalet de sona erer. Gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de kefil olunabilir; banka kredilerindeki limit kefaletleri buna örnektir. Yanılma veya ehliyetsizlik sebebiyle borçluyu bağlamayan bir borca, bunu bilerek kefil olan kişi ise bu borçtan sorumlu olur.

Kefalet ile benzer kurumlar

  • Garanti sözleşmesi: Garanti veren, borçlunun borcuna bağlı olmaksızın bir sonucun gerçekleşmesini üstlenir. Ancak gerçek kişilerin kişisel güvence amacıyla yaptığı, başka ad taşıyan sözleşmelere de kefaletin şekil, ehliyet ve eşin rızasına ilişkin hükümleri uygulanır (TBK m. 603). “Garanti” başlıklı bir belge imzalatmak bu korumayı ortadan kaldırmaz.
  • Borca katılma: Borca katılan kişi borçlunun yanına ikinci bir borçlu olarak girer; kefil ise ikincil bir sorumluluk üstlenir. Ayrım için borcun üstlenilmesi yazımıza bakabilirsiniz.
  • Aval: Bono, poliçe ve çekte “kefil” ya da “aval” kaydıyla atılan imza, kambiyo hukukuna tabi bir aval sayılır. Yargıtay uygulamasında aval, kefaletin şekil şartlarına tabi tutulmamaktadır; kefalette eşin rızasını arayan TBK m. 584’ün avalde uygulanmayacağı da içtihadı birleştirme kararıyla kabul edilmiştir.

Geçerlilik şartları: Şekil

Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz (TBK m. 583/1). Kanun bununla da yetinmemiş, kefilin bazı unsurları kendi el yazısıyla yazmasını şart koşmuştur.

Kefilin el yazısıyla yazması gerekenler

Kefilin, kefalet sözleşmesinde sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır (TBK m. 583/1). Uygulamada bu, örneğin “500.000 TL’ye kadar müteselsil kefilim, 15.10.2026” ifadesinin kefil tarafından elle yazılıp imzalanması anlamına gelir.

  • Yetki ve vaat: Başkasına kendi adına kefil olma konusunda özel yetki vermek ve kefil olma vaadinde bulunmak da aynı şekil şartlarına bağlıdır (TBK m. 583/2). Kefil olmak için verilen vekaletnamede azami miktar ve tarih yer almalıdır.
  • Sonraki değişiklikler: Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz (TBK m. 583/3).
  • Kısmi sınırlama: Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir kısmıyla sınırlandırabilir (TBK m. 583/2).

Yargıtay uygulamasında azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefalet ifadesinin kefilin el yazısıyla yazılmasının mutlaka arandığı; matbu metnin veya başkası tarafından doldurulan boşlukların yeterli görülmediği kabul edilmektedir. Azami miktar gösterilmemişse, kefil “müteselsil kefil” sıfatıyla imza atmış olsa bile kefalet geçersizdir. Şekle aykırılık mahkemece kendiliğinden gözetilir; bununla birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, şekil şartlarının emredici olduğunu ancak kamu düzeninden sayılmadığını ve kanun yoluna başvurmayan taraf aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamayacağını kabul ettiği kararlar da bulunmaktadır.

Eşin rızası

Eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır (TBK m. 584/1). Sonradan verilen onay, rızası olmadan kurulmuş kefaleti geçerli hale getirmez.

  • Rızanın biçimi: Rıza yazılı olmalıdır. Eşin kefalet metnini “muvafakat ediyorum” diyerek imzalaması uygulamada yeterli görülmektedir; ayrı bir belge zorunlu değildir. Rızanın hangi kefalete ilişkin olduğu açıkça anlaşılmalıdır.
  • Yeniden rıza gereken değişiklikler: Kanun, kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına, adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızasını aramaz (TBK m. 584/2). Bu sonuçlardan birini doğuran değişikliklerde ise eşin rızası yeniden alınmalıdır.
  • Anayasaya uygunluk: Anayasa Mahkemesi, eşin rızası şartını düzenleyen TBK m. 584/1’in ve m. 603’teki eşin rızasına yapılan atfın Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir (AYM 26.12.2013, E.2013/57, K.2013/162; RG 12.12.2014, 29203).

Eşin rızasının aranmadığı haller

6455 sayılı Kanun’la 28.03.2013 tarihinde eklenen TBK m. 584/3 bazı kefaletleri bu şartın dışında tutar. Bunlar özetle şunlardır:

  • Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortağı ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilen kefaletler,
  • Esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından mesleki faaliyetleriyle ilgili olarak verilen kefaletler,
  • 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamındaki kredilerde verilen kefaletler,
  • Tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilen kefaletler.

Bu istisnalar uygulamada dar yorumlanır; şirket ortağının verdiği kefaletin gerçekten şirketin finansmanıyla ilgili olduğu somut olarak ortaya konmalıdır. Şirketin ortağı olmayan bir yakının şirket kredisine verdiği kefalette eşin rızası aranmaya devam eder. Eşin rızası kuralı aile konutunun devri ve ipoteklenmesinde de benzer bir koruma amacı taşır; bu konu aile konutunun eşin rızası olmadan devri yazımızda anlatılmıştır.

Adi kefalet ve müteselsil kefalet

Kefilin alacaklıya karşı ne zaman ve hangi sırayla sorumlu olacağı, kefaletin türüne göre değişir. Sözleşmede “müteselsil” ifadesi kefilin el yazısıyla yazılmamışsa kefalet adi kefalet sayılır.

Adi kefalet (TBK m. 585) Müteselsil kefalet (TBK m. 586)
Alacaklı kefile ne zaman başvurur? Önce borçluya başvurmalıdır; borçlu hakkında kesin aciz belgesi alınması, Türkiye’de takibin imkansızlaşması veya önemli ölçüde güçleşmesi, borçlunun iflası ya da konkordato mehli verilmesi halinde doğrudan kefile Borçlu ifada gecikmiş ve ihtar sonuçsuz kalmışsa veya borçlu açıkça ödeme güçsüzlüğü içindeyse, borçluyu takip etmeden ve taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefile
Rehinle güvenceli alacak Kefil, alacağın önce rehinden tahsil edilmesini isteyebilir (borçlunun iflası veya konkordato mehli hariç) Teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni varsa önce rehin paraya çevrilir; hakim rehnin yetersiz olacağını önceden belirlemişse veya borçlu iflas etmiş ya da konkordato mehli almışsa önce kefile gidilebilir
Kefil için anlamı İkincil ve daha korunaklı sorumluluk Borçluyla neredeyse aynı sırada sorumluluk

Yalnızca açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, alacaklı ancak kesin aciz belgesi alınması, Türkiye’de takibin imkansızlaşması veya konkordatonun kesinleşmesi halinde kefile başvurabilir. Sözleşmede alacaklının önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğu da kararlaştırılabilir (TBK m. 585/3).

Müteselsil kefile başvurmanın şartlarının kefil lehine bir savunma olduğu da unutulmamalıdır. Yargıtay uygulamasında, borçluya önceden ihtar gönderilmemiş olmasının kefil tarafından ileri sürülmesi gereken bir def’i olduğu, kefil bunu ileri sürmezse mahkemenin kendiliğinden davayı bu gerekçeyle reddedemeyeceği kabul edilmektedir.

Birden fazla kişi aynı borca birlikte kefil olabilir (birlikte kefalet, TBK m. 587). Kefilin borcuna da ayrıca kefil olunabilir (kefile kefil) ya da ödeme yapan kefilin borçluya rücuu için kefil olunabilir (rücua kefil, TBK m. 588).

Kefilin sorumluluğunun kapsamı

Kefil her durumda ancak kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur (TBK m. 589/1). Aksi kararlaştırılmamışsa ve her durumda bu azami miktarla sınırlı olmak üzere kefil şunlardan sorumludur (TBK m. 589/2):

  • Asıl borç ve borçlunun kusurunun veya temerrüdünün kanuni sonuçları,
  • Takip ve dava giderleri: Alacaklının borçluya karşı açtığı dava ve takiplerin giderleri; ancak alacaklı, kefile bu giderleri önleyebileceği uygun bir zamanda bildirimde bulunmuşsa,
  • Faiz: Geçmiş bir yılın işlemiş ve cari yılın işlemeye başlamış sözleşme faizleri.

Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun yalnızca kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur (TBK m. 589/3). Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hale gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 589/4).

Örnek

Bir kişi, arkadaşının şirket kredisine 500.000 TL azami miktarla müteselsil kefil olmuştur. Şirket temerrüde düştüğünde banka 650.000 TL anapara, 120.000 TL faiz ve 30.000 TL takip gideri talep eder. Toplam 800.000 TL olsa bile kefilin sorumluluğu 500.000 TL ile sınırlıdır. Sözleşmede ayrıca kararlaştırılmış bir cezai şart kefilden istenemez.

Kefile karşı takip

  • Erken muacceliyet: Borçlunun iflası nedeniyle asıl borç muaccel olsa bile alacaklı, kefili borcun başlangıçtaki muacceliyet tarihinden önce takip edemez (TBK m. 590/1).
  • Teminat göstererek durdurma: Kefil, her türlü kefalette, eşdeğer teminat göstererek mevcut rehinler paraya çevrilinceye, borçlu hakkında kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararı verilinceye kadar takibin durdurulmasını hakimden isteyebilir (TBK m. 590/2).
  • İhbara bağlı borçlar: Asıl borcun muacceliyeti bir ihbara bağlıysa, kefil için süre ihbarın kefile tebliğiyle işlemeye başlar (TBK m. 590/3).

Kefilin savunmaları ve alacaklının yükümlülükleri

Kefil, borçlunun veya mirasçılarının sahip olduğu ve borçlunun ödeme güçsüzlüğüne dayanmayan bütün def’ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi, bunları ileri sürmekle de yükümlüdür; asıl borçlu bir def’iden vazgeçmiş olsa bile kefil onu ileri sürebilir (TBK m. 591). Zamanaşımı def’i bunun tipik örneğidir.

Alacaklının da kefile karşı yükümlülükleri vardır. Rehin ve diğer güvenceleri kefilin zararına azaltırsa kefilin sorumluluğu da aynı oranda azalır; ödeme yapan kefile borç senetlerini ve teminatları teslim etmekle yükümlüdür (TBK m. 592). Asıl borçlu anapara, yarım yıllık faiz veya yıllık anapara taksitlerini altı ay boyunca ödemezse alacaklı bunu kefile bildirmek zorundadır; borçlunun iflası veya konkordato talebi halinde alacağını kaydettirip durumu kefile bildirmelidir. Bu yükümlülüklere uymayan alacaklı, kefilin uğradığı zarar ölçüsünde kefile karşı haklarını kaybeder (TBK m. 594).

Kefilin hakları ve borçluya rücu

Kefil, kefil olduğu borç için borçludan bazı şartlarla güvence isteyebilir; borç muaccel olmuşsa borçtan kurtarılmasını da talep edebilir. Bu hak, özellikle borçlunun kefile karşı yükümlülüklerine aykırı davranması, temerrüde düşmesi, yerleşim yerini başka ülkeye taşıması veya mali durumunun önemli ölçüde kötüleşmesi hallerinde doğar (TBK m. 595).

Borcu ödeyen kefil, ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur; bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir (TBK m. 596/1). Kefil, kefalet kurulduğu anda mevcut olan veya borçlunun bu alacak için sonradan özel olarak verdiği rehin ve teminatlara da geçer. Kefil ile borçlu arasındaki ilişkiden doğan talep ve def’iler saklıdır.

  1. Ödemeyi belgeleyinÖdemeyi banka kanalıyla ve açıklamalı yapın; alacaklıdan ödeme belgesi ile borç senetlerini ve teminat belgelerini isteyin.
  2. Borçluya bildirinÖdeme yapan kefil bunu borçluya bildirmelidir. Bildirmezse ve borçlu ödemeden habersiz olarak alacaklıya bir daha öderse, kefil borçluya rücu hakkını kaybeder; alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanabilir (TBK m. 597).
  3. Rücu takibi veya davası açınKefil, borçluya karşı ödediği tutar için icra takibi başlatabilir veya dava açabilir. Rücu alacağının zamanaşımı, kefilin alacaklıya ödeme yaptığı anda başlar (TBK m. 596/5).

Dava açılamayan bir borcu veya yanılma ya da ehliyetsizlik nedeniyle borçluyu bağlamayan bir borcu ödeyen kefilin borçluya rücu hakkı yoktur (TBK m. 596/6). Borçlunun def’ilerinden habersiz ödeme yapan kefil rücu hakkını korur; ancak borçlu, kefilin bu def’ileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kefil bu ölçüde rücu hakkını kaybeder (TBK m. 591/3).

Kefaletin sona ermesi

  • Asıl borcun sona ermesi: Asıl borç hangi sebeple olursa olsun sona ererse kefil de borcundan kurtulur (TBK m. 598/1).
  • On yıllık azami süre: Gerçek kişiler tarafından verilmiş her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren on yıl geçmekle kendiliğinden sona erer. Kefalet daha uzun süre için verilmiş olsa bile, uzatılmadıkça veya yeni bir kefalet verilmedikçe kefil ancak on yıllık süre içinde takip edilebilir (TBK m. 598/3-4).
  • Uzatma: Süre, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı beyanıyla, en çok on yıllık yeni bir süre için uzatılabilir; uzatma beyanı en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce verilebilir (TBK m. 598/5).
  • Kefaletten dönme: Henüz doğmamış bir borca kefil olan kişi, sözleşmeden sonra borçlunun mali durumu önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun dürüstlük kuralına göre varsaydığından çok daha kötü olduğu anlaşılmışsa, borç doğmadıkça alacaklıya yazılı bildirimde bulunarak kefaletten her zaman dönebilir. Bu durumda alacaklının kefalete güvenmesinden doğan zararını gidermekle yükümlüdür (TBK m. 599).
  • Süreli kefalet: Süreli kefalette kefil, sürenin sonunda borcundan kurtulur (TBK m. 600).
  • Süresiz kefalet: Asıl borç muaccel olduğunda kefil, alacaklıdan bir ay içinde borçluya karşı dava açmasını ve takibe geçmesini, varsa rehni paraya çevirmesini ve takibi önemli bir ara vermeden sürdürmesini isteyebilir. Adi kefil bu talebi her zaman, müteselsil kefil ise kanunda öngörülen hallerde yapabilir. Muacceliyet alacaklının ihbarına bağlıysa kefil, kefaletin kurulmasından bir yıl sonra bu ihbarın yapılmasını isteyebilir. Alacaklı bu taleplere uymazsa kefil borcundan kurtulur (TBK m. 601).
  • Çalışanlara kefalet: Bir çalışan için verilen süresiz kefalette kefil, her üç yılda bir, ertesi yılın sonunda geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshedebilir (TBK m. 602).

Şirketten ayrılmak kefaleti kendiliğinden bitirmez. Şirket ortaklığından ayrılan veya yöneticilikten çekilen kişinin verdiği kefalet sona ermez. Kredi limiti gibi sürekli ilişkilerde ayrılıştan sonra doğacak borçlar için bankayla yazılı bir ibra veya kefaletin sona erdirilmesi anlaşması yapılmalıdır. Kefaletten tek taraflı dönme ise ancak TBK m. 599’daki şartlarla, yani borçlunun mali durumu sözleşmeden sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya sanıldığından çok daha kötü olduğu anlaşılmışsa ve borç henüz doğmamışsa mümkündür.

Kira ve banka kredisi kefaletinde dikkat edilecekler

Kira kefaleti: Kira sözleşmesine kefil olan kişi için de TBK m. 583 ve 584 uygulanır; azami miktar ve tarih kefilin el yazısıyla yazılmalıdır. Yargıtay uygulamasında, kefaletin süresi belirtilmemişse kefilin sorumluluğunun kira sözleşmesinin başlangıç süresiyle sınırlı tutulduğu, uzayan kira dönemleri için ayrıca şekle uygun bir taahhüt arandığı görülmektedir. Kira ilişkisine özgü konular ileride kira yazılarımızda ayrıca ele alınacaktır.

Banka kredisi kefaleti: Genel kredi sözleşmelerinde kefalet çoğunlukla müteselsil ve limitlidir. Limit, kefilin el yazısıyla yazılan azami miktardır; kredi limitinin sonradan artırılması kefili ancak şekle uygun yeni bir beyanla bağlar. Faiz ve gecikme faizi sözleşmedeki oranlara göre işler; sözleşmede oran yoksa uygulanacak oranlar için ticari işlerde faiz yazımıza bakabilirsiniz. Tüketici kredisine kefil olan kişi de tüketici mevzuatının korumasından yararlanabilir.

Başvuru ve dava yolu

Alacaklı açısından

  1. Borçluya ihtarMüteselsil kefile başvurmadan önce borçluyu noter ihtarnamesiyle temerrüde düşürün; ihtarın sonuçsuz kaldığını belgeleyin.
  2. Kefile bildirimTakip giderlerinden kefili sorumlu tutabilmek ve TBK m. 594’teki yükümlülüğü yerine getirmek için kefile de yazılı bildirim yapın.
  3. Takip veya davaKefile karşı ilamsız icra takibi başlatılabilir. Kefil itiraz ederse itiraz tebliğden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açılabilir; itiraz haksız bulunursa alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı istenebilir (İİK m. 67).
  4. GüvenceKefilin mal kaçırma riski varsa ve alacak muaccelse ihtiyati haciz talep edilebilir.

Kefil açısından

  • İtiraz ve menfi tespit: Şekil eksikliği, eş rızasının yokluğu, azami miktarın aşılması veya on yıllık sürenin dolması gibi sebeplerle ödeme emrine yedi gün içinde itiraz edin; gerekirse borçlu olmadığınızın tespiti için menfi tespit davası açın.
  • Def’ileri ileri sürün: Asıl borcun zamanaşımına uğradığı, ödendiği veya geçersiz olduğu gibi borçluya ait def’ileri ileri sürmek kefilin hem hakkı hem yükümlülüğüdür.
  • Görevli mahkeme: Kural olarak asliye hukuk mahkemesi. Banka ve diğer kredi kuruluşlarının kredilerinden doğan uyuşmazlıklar ile tarafların ticari işletmesiyle ilgili kefaletlerde asliye ticaret mahkemesi; tüketici kredisine verilen kefaletlerde tüketici mahkemesi görevli olabilir.
  • Arabuluculuk: Ticari dava niteliğindeki para alacaklarında ve itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m. 5/A). Tüketici davalarında da arabuluculuk dava şartıdır. Ticari veya tüketici niteliği taşımayan kefalet uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk yoktur.
  • Yetki: Davalının yerleşim yeri (HMK m. 6) ve sözleşmenin ifa yeri (HMK m. 10) mahkemeleri; icra takibinde İİK m. 50 uyarınca aynı kurallar uygulanır.
  • Harç ve ispat: Nispi karar ve ilam harcı (2026 için binde 68,31) alınır. Kefalet zaten yazılı şekle tabi olduğundan sözleşmenin kendisi temel delildir; imzaya veya el yazısına itirazda imza ve yazı incelemesi yapılır.

Sık yapılan hatalar

  • Matbu kefalet formunu, azami miktar ve tarih boşlukları başkası tarafından doldurulmak üzere imzalamak.
  • Eşin rızası alınmadan kefil olmak ya da rızayı sözleşmeden sonra almaya çalışmak.
  • Kredi limiti artırıldığında kefilden yeni bir yazılı beyan almamak.
  • Şirketten ayrılınca kefaletin kendiliğinden sona erdiğini düşünmek.
  • Müteselsil kefile başvurmadan önce borçluya ihtar göndermemek.
  • Borcu ödeyen kefilin ödemeyi borçluya bildirmemesi ve alacaklıdan senetleri ve teminatları teslim almaması.
  • On yıllık süre dolmak üzereyken kefaleti şekle uygun biçimde uzatmamak.
Kefil olduğunuz bir borç için size mi başvuruldu?
Kefaletin geçerliliğini, sorumluluğunuzun sınırını ve rücu imkanınızı birlikte inceleyelim.

Sık sorulan sorular

Kefalet sözleşmesini imzaladım ama miktar yazmadım, sorumlu muyum?

Azami miktar ve kefalet tarihi kefilin el yazısıyla yazılmamışsa kefalet geçersizdir (TBK m. 583/1). Bu durumda kefil olarak sorumluluğunuz doğmaz; ödeme emri gelirse süresinde itiraz edin.

Eşim benden habersiz kefil oldu, kefalet geçerli mi?

İstisnalar dışında eşin yazılı rızası en geç sözleşme anında alınmalıdır; alınmamışsa kefalet geçersizdir. Ancak eşiniz kayıtlı bir ticari işletmenin sahibi veya şirketin ortağı ya da yöneticisi olarak işletme veya şirketle ilgili kefil olmuşsa rıza aranmaz.

Alacaklı borçluya gitmeden bana başvurabilir mi?

Müteselsil kefilseniz, borçlu temerrüde düşüp ihtar sonuçsuz kaldığında veya borçlu açıkça ödeme güçsüzlüğü içindeyse başvurabilir. Adi kefilseniz kural olarak önce borçluya başvurulmalıdır.

Borcu ödedim, parayı borçludan nasıl geri alırım?

Ödediğiniz miktar oranında alacaklının yerine geçersiniz. Ödemeyi borçluya bildirin, alacaklıdan senet ve teminat belgelerini alın ve borçluya karşı icra takibi başlatın veya dava açın. Rücu alacağının zamanaşımı ödeme tarihinden işlemeye başlar.

Kefaletten nasıl kurtulabilirim?

Asıl borç sona erince kefalet de sona erer. Gerçek kişi kefilin sorumluluğu sözleşmeden itibaren on yıl sonra kendiliğinden biter. Henüz doğmamış borçlar için, borçlunun mali durumu bozulmuşsa kefaletten dönebilirsiniz; süresiz kefalette de alacaklıdan takip yapmasını isteyebilirsiniz.

Senedin arkasına kefil olarak attığım imza da kefalet mi?

Bono, poliçe veya çek üzerindeki kefil imzası kambiyo hukukuna göre aval sayılır. Avalde kefaletin el yazısı ve eş rızası şartları uygulanmaz; avalist, senet borçlusu gibi kambiyo takibine muhatap olabilir.

Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Yazı hakkında
Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Borçlar Hukuku
Tamer KulaçoğluHukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu Avukat

Büromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.

Online Görüşme Planla
Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Bize ulaşın; konunuzu doğru avukatla görüşmenizi sağlayalım.

Bize Ulaşın