Borçlar Hukuku

Borcun Üstlenilmesi: Şartları ve Hukuki Sonuçları

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu · Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu
Yayın: 1 Kasım 2026 · Son güncelleme: 1 Kasım 2026 · 16 dk okuma
Borcun Üstlenilmesi: Şartları ve Hukuki Sonuçları

Bir borcun başka biri tarafından üstlenilmesi, günlük hayatta sanıldığından çok daha sık karşılaşılan bir işlemdir. Kredili bir dükkanı devralan kişi kredi borcunu da üstlenir, bir işletmeyi satın alan şirket işletmenin borçlarıyla birlikte devralır, bir proje ortağı diğerinin sözleşmesini devralarak işe devam eder.

Borçlar Kanunu bu işlemleri “borcun üstlenilmesi” başlığı altında, borçlu değişikliğinin alacaklının iradesi dışında gerçekleşmemesi ilkesine göre düzenler. Bu yazıda iç ve dış üstlenmeyi, borçlu değiştiğinde teminatların ve savunmaların akıbetini, malvarlığı veya işletme devrinde borçlardan kimin sorumlu olduğunu ve sözleşmenin devrini anlatıyoruz.

Kısaca
Alacaklının rızası gerekir mi?
Eski borçlunun borçtan kurtulması için evet. Borçlu değişikliği ancak alacaklı ile üstlenen arasında yapılan dış üstlenme sözleşmesiyle gerçekleşir (TBK m. 196).
Şekle bağlı mı?
Hayır. Borcun üstlenilmesi kanunda özel bir şekle bağlanmamıştır; ispat için yazılı yapılması önerilir.
Kefil sorumlu kalır mı?
Kefil ve rehin veren üçüncü kişi, borcun üstlenilmesine yazılı rıza göstermedikçe sorumlu kalmaz (TBK m. 198).
İşletme devrinde ne olur?
Devralan, devrin bildirimi veya ilanından itibaren borçlardan sorumlu olur; devreden de iki yıl müteselsilen sorumlu kalır (TBK m. 202).

Borcun üstlenilmesi nedir?

Borcun üstlenilmesi, mevcut bir borç ilişkisinde borçlunun değişmesini veya borçlunun borçtan kurtarılmasını amaçlayan sözleşmelerin genel adıdır. Kanun iki ayrı sözleşme öngörür. İlki borçlu ile üstlenen arasında yapılan iç üstlenme, ikincisi alacaklı ile üstlenen arasında yapılan dış üstlenme sözleşmesidir. Borçlunun gerçekten değişmesi, yani eski borçlunun borçtan kurtulup yerine yenisinin geçmesi, yalnızca dış üstlenmeyle olur.

Alacaklının rızası burada belirleyicidir. Alacak, borçlunun ödeme gücüne ve güvenilirliğine göre kurulmuştur. Alacaklının bilgisi dışında ödeme gücü zayıf bir kişinin borçlu yapılması alacaklıyı korumasız bırakacağından, kanun borçlu değişikliğini alacaklının kabulüne bağlamıştır. Alacaklı değişikliğinde ise durum tersidir: alacağın devrinde borçlunun rızası aranmaz.

Üstlenmeye konu olabilecek borçlar geniştir. Henüz doğmamış ama doğması beklenen borçlar, şarta bağlı borçlar, çekişmeli borçlar, bir borcun yalnızca bir kısmı ve zamanaşımına uğramış borçlar üstlenilebilir. Üstlenme, borcun kaynağını ve içeriğini değiştirmez; borç aynı kalır, yalnızca borçlu değişir.

Bu yönüyle borcun üstlenilmesi, yenilemeden de ayrılır. Yenilemede taraflar mevcut borcu sona erdirip yerine yeni bir borç kurar ve bunun için açık bir yenileme iradesi gerekir (TBK m. 133). Borcun üstlenilmesinde ise eski borç sona ermez, aynı borç yeni borçluya geçer; bu nedenle borcun teminatları, faiz ve cezai şart gibi bağlı hakları kural olarak devam eder. Yenilemenin sonuçları için borcun sona ermesi yazımıza bakabilirsiniz.

Benzer kurumlardan farkı

Kurum Eski borçlunun durumu Yeni kişinin durumu
Dış üstlenme Borçtan kurtulur Asıl borçlu olur
İç üstlenme Alacaklıya karşı borçlu kalır Yalnızca borçluya karşı sorumludur
Borca katılma Borçlu kalır Eski borçluyla birlikte, müteselsilen borçlu olur (TBK m. 201)
Kefalet Asıl borçlu kalır Asıl borca bağlı, ikincil bir sorumluluk üstlenir
Üçüncü kişinin fiilini üstlenme Borç ilişkisi değişmez Fiil gerçekleşmezse zararı öder (TBK m. 128)

Kefalet ile borcun üstlenilmesi arasındaki fark özellikle önemlidir; çünkü kefalet sıkı şekil şartlarına bağlıdır. Bir kişinin “borcu ben öderim” sözünün kefalet mi, borca katılma mı olduğu, sözleşmenin amacına ve kişinin kendi menfaatine bakılarak belirlenir. Bir gerçek kişinin kişisel güvence vermek amacıyla başka ad altında yaptığı sözleşmelere de kefaletin şekil, kefil olma ehliyeti ve eşin rızasına ilişkin hükümleri uygulanır (TBK m. 603). Kefaletin şartları için kefalet sözleşmesi yazımıza bakabilirsiniz.

İç üstlenme: borçluyu borçtan kurtarma taahhüdü

İç üstlenmede üstlenen, borçluya karşı onu borcundan kurtarmayı taahhüt eder (TBK m. 195). Bu taahhüt iki şekilde yerine getirilir: üstlenen ya borcu alacaklıya bizzat öder ya da alacaklının da kabulünü sağlayarak borçlunun yerine geçer.

İç üstlenme sözleşmesi alacaklıyı bağlamaz. Alacaklı, borcun ödenmesini yine eski borçludan isteyebilir; üstlenene doğrudan başvurma hakkı, dış üstlenme yapılmadıkça doğmaz. Eski borçlu, alacaklıya ödemek zorunda kalırsa iç ilişkideki taahhüdü yerine getirmeyen üstlenenden ödediğini ve zararını ister. Borçlu, iç üstlenme sözleşmesinden doğan kendi borçlarını, örneğin üstlenme karşılığında ödemeyi taahhüt ettiği bedeli ifa etmedikçe üstlenenden borçtan kurtarılmayı isteyemez. Borçtan kurtarılmadığı sürece üstlenenden teminat isteyebilir (TBK m. 195).

Örnek

Kemal, bankaya 500.000 TL kredi borcu bulunan dükkanını Selin’e satar. Selin, satış sözleşmesinde kredi borcunu kendisinin ödeyeceğini taahhüt eder. Banka bu anlaşmayı kabul etmedikçe borçlu Kemal’dir. Selin taksitleri ödemezse banka Kemal’e başvurur; Kemal ödediği tutarı ve masraflarını Selin’den talep eder.

Dış üstlenme: borçlunun değişmesi

Dış üstlenme, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılan ve üstlenenin eski borçlunun yerine geçerek onu borçtan kurtardığı sözleşmedir (TBK m. 196). Eski borçlunun bu sözleşmeye katılması veya onay vermesi gerekmez.

Öneri ve kabul

Dış üstlenme önerisi doğrudan üstlenenden gelebileceği gibi, iç üstlenme sözleşmesinin üstlenen veya onun yetkisiyle eski borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesi de öneri sayılır. Alacaklının kabulü açık olabileceği gibi örtülü de olabilir. Alacaklının üstlenenin yaptığı ödemeyi çekince koymadan kabul etmesi veya borçlu değişikliğine onay anlamına gelen başka bir işlem yapması örtülü kabul sayılır.

Önerinin bağlayıcılığı ve süre

Borcun üstlenilmesine ilişkin öneri alacaklı tarafından her zaman kabul edilebilir. Ancak üstlenen veya eski borçlu, kabul için bir süre koyabilir; alacaklı bu süre sonuna kadar susarsa öneri reddedilmiş sayılır. Öneri kabul edilmeden yeni bir iç üstlenme sözleşmesi yapılır ve bu yeni üstlenen de alacaklıya öneride bulunursa, önceki öneren önerisiyle bağlı olmaktan kurtulur (TBK m. 197).

Alacaklının kabulünü belgeleyin. Devralanın taksitleri bir süre ödemesi, alacaklının kendiliğinden borçlu değişikliğini kabul ettiği anlamına gelmeyebilir. Eski borçlu, borçtan kurtulduğunu ispat edebilmek için alacaklıdan yazılı bir onay almalıdır.

Borçlu değişikliğinin sonuçları

Bağlı haklar ve teminatlar

Eski borçlunun kişiliğine bağlı olanlar dışındaki bağlı haklar, borçlu değişikliğinden etkilenmez. Faiz, cezai şart ve borçlunun kendi verdiği rehin gibi haklar devam eder. Buna karşılık kefil ile rehin veren üçüncü kişi, ancak borcun üstlenilmesine yazılı olarak rıza göstermişlerse sorumlu kalır (TBK m. 198). Kefil, yeni borçlunun ödeme gücünü bilmeden onun borcuna güvence vermiş sayılmaz.

Örnek

Banka, Kemal’in kredi borcunun Selin tarafından üstlenilmesini kabul eder. Krediye kefil olan Mert bu değişikliğe yazılı rıza vermemiştir. Kemal borçtan kurtulur, Selin yeni borçlu olur; ancak Mert’in kefaleti de sona erer. Bankanın teminatsız kalmamak için kabulden önce Mert’in yazılı rızasını alması gerekir.

Savunmalar

Borcu üstlenen, eski borçlunun borç ilişkisinden doğan savunmalarını alacaklıya karşı ileri sürebilir: borcun hiç doğmadığı, ifa edildiği, zamanaşımına uğradığı gibi. Eski borçlunun kişisel savunmalarını ise ileri süremez. Üstlenen, eski borçlu ile arasındaki iç üstlenme ilişkisinden doğan savunmaları da alacaklıya karşı kullanamaz (TBK m. 199). Örneğin dükkanın ayıplı çıkması nedeniyle Selin’in Kemal’e karşı hakları olması, bankaya kredi borcunu ödememesine gerekçe olamaz.

Üstlenme sözleşmesinin hükümsüz kalması

Dış üstlenme sözleşmesi geçersiz sayılır veya ortadan kalkarsa, eski borç bütün bağlı haklarıyla birlikte yeniden doğar; iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları ise korunur. Alacaklı ayrıca, sözleşmenin hükümsüz kalması ve teminatların kaybı nedeniyle uğradığı zararı, kusursuz olduğunu ispat edemeyen üstlenenden isteyebilir (TBK m. 200). Sözleşmenin hangi hallerde geçersiz olduğu için sözleşmenin geçersizliği yazımıza bakabilirsiniz.

Rehinli bir taşınmazın devriyle birlikte rehinle güvence altındaki borcun üstlenilmesi için Medeni Kanun’da ayrıca özel kurallar bulunur. İpotekle ilgili bu konuya Gayrimenkul Hukuku yazılarımızda yer vereceğiz.

Malvarlığı veya işletmenin devralınması

Bir malvarlığının ya da işletmenin aktif ve pasifleriyle birlikte devralınması, borçların tek tek alacaklı onayıyla üstlenilmesine gerek bırakmayan özel bir üstlenme türüdür (TBK m. 202). Bu hükmün amacı, işletmeyi devralanın borçları da üstlenmesini sağlarken alacaklıların devirden zarar görmesini önlemektir.

  • Devralanın sorumluluğu: Devralan, devri alacaklılara bildirdiği veya ilan ettiği andan başlayarak devralınan malvarlığının veya işletmenin borçlarından alacaklılara karşı sorumlu olur. İlan, ticari işletmelerde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerlerinde Türkiye genelinde dağıtılan bir gazetede yapılır.
  • Devredenin sorumluluğu: Önceki borçlu iki yıl süreyle yeni borçlu ile birlikte müteselsilen sorumlu kalır. Bu süre muaccel borçlar için bildirim veya ilan tarihinden, sonradan muaccel olacak borçlar için muacceliyet tarihinden başlar.
  • Bildirim yapılmazsa: Devralan bildirim veya ilan yükümlülüğünü yerine getirmedikçe devredenin iki yıllık süresi işlemeye başlamaz (TBK m. 202/4).
  • Diğer sonuçlar: Bu yolla gerçekleşen üstlenmenin sonuçları dış üstlenmenin sonuçlarıyla aynıdır; borçla ilgili savunmalar ve teminatlar için yukarıdaki kurallar uygulanır.
Örnek hesap

Bir kafe işletmesi tüm aktif ve pasifleriyle devredilir ve devir 1 Mart 2026’da Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. Devir tarihinde muaccel olan 120.000 TL’lik tedarikçi borcu için devreden 1 Mart 2028’e kadar, vadesi 1 Eylül 2026’da gelen 80.000 TL’lik borç için ise 1 Eylül 2028’e kadar devralanla birlikte sorumludur. Alacaklı bu süreler içinde ikisinden birine veya ikisine birden başvurabilir.

Ticari işletme devrinde Türk Ticaret Kanunu’nun işletme devrine ilişkin hükümleri de uygulanır; işçilik alacakları için İş Kanunu m. 6, kamu alacakları için ilgili özel kanunlar ayrıca sorumluluk öngörür. Yargıtay uygulamasında, kısa aralıklarla yapılan ve aynı kişilerin kontrolündeki şirketler arasında gerçekleşen devirlerde gerçek bir devir bulunmadığı, şirketler arasındaki organik bağ nedeniyle devralanların borçtan müteselsilen sorumlu tutulabileceği kabul edilmektedir. Alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik devirlere karşı ayrıca tasarrufun iptali davası yolu açıktır.

İşletmelerin birleşmesi ve biçim değiştirmesi

İşletmelerin aktif ve pasiflerinin karşılıklı devralınması suretiyle birleşmesi halinde de alacaklılar, malvarlığı devrindeki kurallara göre korunur; birleşen işletmelerin alacaklılarının hakları yeni işletmeye karşı devam eder. Aynı kural, tek kişi işletmesinin bir kollektif veya komandit şirkete dönüştürülmesi gibi biçim değişikliklerinde de uygulanır (TBK m. 203). Ticaret şirketlerinin birleşmesi, bölünmesi ve tür değiştirmesi ise Türk Ticaret Kanunu’ndaki özel hükümlere tabidir.

Sözleşmenin devri ve sözleşmeye katılma

Borcun üstlenilmesi tek bir borcu, alacağın devri tek bir alacağı konu alır. Bir sözleşmedeki tarafın bütün hak ve borçlarıyla birlikte değişmesi ise sözleşmenin devridir (TBK m. 205). Sözleşmenin devri; devreden, devralan ve sözleşmede kalan diğer taraf arasında yapılan bir anlaşmadır ve devredenin sözleşmenin tarafı olmaktan doğan bütün hak ve borçlarını devralana geçirir.

  • Kalan tarafın rızası: Sözleşmede kalan tarafın rızası şarttır. Devreden ile devralan arasında yapılan ve kalan tarafın önceden izin verdiği veya sonradan onayladığı devir anlaşmaları da sözleşmenin devri hükümlerine tabidir.
  • Şekil: Sözleşmenin devri, devredilen sözleşmenin şekline tabidir. Örneğin resmi şekle bağlı bir sözleşme ancak resmi şekilde devredilebilir. Kanundan doğan halefiyet halleri ve diğer özel hükümler saklıdır.
  • Uygulamadaki örnekler: Kira sözleşmesinin devri, inşaat sözleşmesinde yüklenicinin değişmesi, tedarik ve bayilik sözleşmelerinin devri. İşyeri kiralarında kiracı, kiraya verenin yazılı rızasıyla sözleşmeyi devredebilir; kiraya veren haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamaz ve devreden kiracı, kira sözleşmesinin bitimine kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olur (TBK m. 323).

Sözleşmeye katılma ise mevcut tarafın yanına yeni bir tarafın eklenmesidir; eski taraf sözleşmede kalmaya devam eder. Katılan kişi, yanında yer aldığı tarafla birlikte onun hak ve borçlarına sahip olur; aksi kararlaştırılmadıkça ikisi, sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçludur. Sözleşmeye katılma da katılınan sözleşmenin şekline tabidir (TBK m. 206). Tek bir borca katılma ise katılan ile alacaklı arasında yapılan bir sözleşmeyle olur; katılan ve borçlu alacaklıya karşı müteselsilen sorumludur ve eski borçlu borçtan kurtulmaz (TBK m. 201).

Başvuru ve dava yolu

Üstlenilen borç ödenmediğinde alacaklının kime ve hangi yolla başvuracağı, yapılan üstlenmenin türüne bağlıdır. İç üstlenmede eski borçluya, dış üstlenmede yeni borçluya, malvarlığı devrinde iki yıllık süre içinde ikisine birden başvurulabilir.

  1. Belgeleri toplayınÜstlenme sözleşmesi, alacaklının kabulünü gösteren yazışma veya onay, işletme devrinde devir sözleşmesi ve sicil ilanı, asıl borcu doğuran sözleşme ve faturalar.
  2. İhtar gönderinBorçluya noter kanalıyla ödeme ihtarı gönderin. Vadesi belirli olmayan borçlarda ihtar temerrüdü başlatır ve faiz bu tarihten işler.
  3. Arabuluculuğu kontrol edinAsıl borç ticari bir işten doğmuşsa ve konusu bir miktar paraysa dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur (TTK m. 5/A). Tüketici, iş ve kira uyuşmazlıkları da kendi kanunlarına göre dava şartı arabuluculuğa tabidir. Ayrıntılar için dava şartı arabuluculuk yazımıza bakabilirsiniz.
  4. Takip veya davaİlamsız icra takibi başlatılabilir; itiraz halinde itirazın iptali davası açılır. Doğrudan alacak davası da mümkündür. Alacak davasının genel işleyişi için alacak davası rehberimize bakabilirsiniz.

Görevli ve yetkili mahkeme: Malvarlığının veya işletmenin devralınmasından (TBK m. 202-203) doğan davalar, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın mutlak ticari davadır ve asliye ticaret mahkemesinde görülür (TTK m. 4/1-c). Diğer üstlenmelerde görev, üstlenilen borcun kaynağına göre asliye hukuk, asliye ticaret veya tüketici mahkemesidir. Dava, davalının yerleşim yerinde (HMK m. 6) veya sözleşmenin ifa yerinde (HMK m. 10) açılabilir.

Zamanaşımı: Borcun üstlenilmesi, borcun zamanaşımı süresini kendiliğinden değiştirmez; borç, kaynağına bağlı süreye tabi olmaya devam eder. Ancak üstlenme vesilesiyle borçlunun borcu tanıması zamanaşımını keser (TBK m. 154/1). Süreler için borçlar hukukunda zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.

Harç, ihtiyati haciz ve ispat: Para alacağı davaları nispi harca tabidir (2026 yılında binde 68,31; dörtte biri peşin). Borçlunun mal kaçırma ihtimali varsa vadesi gelmiş alacak için ihtiyati haciz istenebilir. Üstlenmenin ve alacaklının kabulünün ispatı, iddia edenin üzerindedir; işlem tarihinde geçerli senetle ispat sınırını (2026 yılında 41.000 TL) aşan işlemler kural olarak senetle ispat edilir (HMK m. 200).

Sık yapılan hatalar

  • Borcu bir başkasına devrettiği için alacaklıya karşı borçtan kurtulduğunu sanmak; alacaklı kabul etmedikçe eski borçlu sorumludur.
  • Alacaklının kabulünü yazılı belgelememek ve birkaç taksitlik ödemeyi örtülü kabul saymak.
  • Borçlu değişikliğini kabul ederken kefilin ve rehin veren üçüncü kişinin yazılı rızasını almamak.
  • İşletme devrinde ilanı yapmamak; bu durumda devredenin iki yıllık sorumluluk süresi hiç başlamaz.
  • Devralan olarak işletmenin bilinmeyen borçlarını araştırmadan aktif ve pasifleriyle devir almak.
  • Resmi şekle bağlı bir sözleşmeyi adi yazılı bir belgeyle devretmeye çalışmak.
Bir borcu veya işletmeyi devralmak üzere misiniz?
Üstlenme sözleşmesini, alacaklı onayını ve işletme devrindeki sorumluluk risklerini online görüşmede birlikte değerlendirelim.

Sık sorulan sorular

Borcumu başkasına devrettim; alacaklı yine benden isteyebilir mi?

Alacaklı borçlu değişikliğini kabul etmediyse evet. Aranızdaki anlaşma bir iç üstlenmedir ve yalnızca sizi devralana karşı korur. Ödemek zorunda kalırsanız devralana rücu edebilirsiniz.

Borcun üstlenilmesi için noter veya resmi şekil gerekir mi?

Kural olarak hayır. Kanun borcun üstlenilmesi için özel bir şekil öngörmez. Uyuşmazlık çıkması ihtimaline karşı yazılı yapılması ve alacaklının kabulünün belgelenmesi önerilir.

Kredi borcu başkasına geçince kefil sorumlu olmaya devam eder mi?

Kefil, borcun üstlenilmesine yazılı olarak rıza göstermemişse sorumlu kalmaz. Aynı kural, borç için kendi malını rehin veren üçüncü kişi bakımından da geçerlidir.

Bir işletmeyi devraldım; eski borçlardan sorumlu muyum?

İşletmeyi aktif ve pasifleriyle devraldıysanız, devrin alacaklılara bildirildiği veya ilan edildiği andan itibaren işletme borçlarından sorumlusunuz. Devreden de iki yıl boyunca sizinle birlikte sorumlu kalır.

Sözleşmenin devri ile borcun üstlenilmesi arasındaki fark nedir?

Borcun üstlenilmesi tek bir borcun borçlusunu değiştirir. Sözleşmenin devrinde ise taraf, sözleşmeden doğan bütün hak ve borçlarıyla birlikte değişir ve bunun için sözleşmede kalan tarafın rızası gerekir.

Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Yazı hakkında
Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Borçlar Hukuku
Tamer KulaçoğluHukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu Avukat

Büromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.

Online Görüşme Planla
Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Bize ulaşın; konunuzu doğru avukatla görüşmenizi sağlayalım.

Bize Ulaşın