Bir alacağı tahsil etmek için vadesini beklemek her zaman mümkün olmaz. Alacaklı, alacağını bir bedel karşılığında satabilir, bir borcuna karşılık verebilir ya da bir krediye teminat olarak bankaya devredebilir. Türk Borçlar Kanunu bu işlemi “alacağın devri” adıyla düzenler; uygulamada ve eski kanun döneminden kalma ifadeyle buna “alacağın temliki” de denir.
Alacağın devri, alacaklı değişse de borcun kendisinin değişmediği bir işlemdir. Borçlu aynı borcu, aynı koşullarla, artık yeni alacaklıya öder. Bu yazıda devrin şartlarını, borçlunun nasıl korunduğunu, devredenin neyi garanti ettiğini ve devralınan alacağın nasıl tahsil edileceğini, uygulamada sık karşılaşılan örneklerle anlatıyoruz.
- Borçlunun izni gerekir mi?
- Hayır. Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramadan alacağını devredebilir (TBK m. 183).
- Şekli nedir?
- Devir yazılı yapılmalıdır; yazılı olmayan devir geçersizdir (TBK m. 184). Noter zorunlu değildir.
- Borçlu ne zaman yeni alacaklıya öder?
- Devri öğrendiği andan itibaren. Öğrenmeden önce eski alacaklıya iyiniyetle yaptığı ödeme onu borçtan kurtarır (TBK m. 186).
- Devreden neyi garanti eder?
- Bedel karşılığı devirde alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü; bedelsiz devirde hiçbirini (TBK m. 191).
Alacağın devri nedir, kimler arasında yapılır?
Alacağın devri, alacaklı ile üçüncü bir kişi arasında yapılan ve alacağı bu kişiye geçiren bir tasarruf işlemidir. Alacağını devreden kişiye devreden (temlik eden), alacağı devralan kişiye devralan (temellük eden) denir. Borçlu bu sözleşmenin tarafı değildir; devir onun katılımı olmadan kurulur ve tamamlanır.
Devirden sonra borç ilişkisi aynen devam eder. Borcun tutarı, vadesi, faizi ve borçlunun savunmaları değişmez; yalnızca alacaklının kimliği değişir. Borçlunun değiştiği işlem ise ayrı bir kurumdur ve borcun üstlenilmesi hükümlerine tabidir.
Uygulamada alacağın devriyle en sık şu durumlarda karşılaşılır:
- Faktoring: Satıcı, vadeli fatura alacaklarını bir faktoring şirketine devrederek peşin finansman sağlar. Bu faaliyet 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu çerçevesinde yürütülür.
- Kredi teminatı: İşletme, müşterilerinden olan alacaklarını kullandığı krediye karşılık bankaya devreder.
- İnşaat projeleri: Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenici, arsa sahibinden alacağı bağımsız bölümlere ilişkin hakkını alıcılara devreder.
- Borç ödeme: Borçlu, kendi alacaklısına nakit yerine üçüncü kişiden olan alacağını verir.
- Takipteki alacakların satışı: Bankalar tahsili gecikmiş alacak portföylerini varlık yönetim şirketlerine devreder.
Hangi alacaklar devredilebilir?
Kural, her alacağın devredilebilmesidir. Kanun bu kuralın üç istisnasını sayar: kanun, sözleşme veya işin niteliği devre engel olabilir (TBK m. 183/1). Engel yoksa borçlunun rızası, bilgisi ya da onayı gerekmez.
Kanundan doğan yasaklar
Bazı alacakların devri, alacaklıyı veya ailesini korumak için kanunla sınırlanmıştır. Örneğin işçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlası, nafaka alacakları dışında, başkasına devredilemez (4857 sayılı İş Kanunu m. 35). Sosyal güvenlik mevzuatına göre bağlanan gelir, aylık ve ödenekler de devir ve temlik edilemez (5510 sayılı Kanun m. 93).
Sözleşmeden doğan yasaklar
Alacaklı ile borçlu, alacağın devredilmeyeceğini kararlaştırabilir. Bu yasak tamamen ya da kısmen, belli kişilere karşı ya da belli bir süre için konulabilir. Yasağa rağmen yapılan devir borçluya karşı sonuç doğurmaz; borçlu devralana ödemekle yükümlü olmaz.
Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralan kişiye karşı devrin sözleşmeyle yasaklandığını ileri süremez (TBK m. 183/2). Bu nedenle devir yasağı isteyen borçlu, yasağı imzaladığı senedin ya da borç ikrarının içine yazdırmalıdır.
İşin niteliğinden doğan engeller
Kişiye sıkı sıkıya bağlı alacaklar, niteliği gereği başkasına geçirilemez. Nafaka alacağı, belirli bir kişiye özgü hizmet istemi ya da alacaklının kişiliğiyle bağlantılı talepler bu gruptadır. Devir, borçlunun edimini değiştirecekse de işin niteliği devre engeldir.
Gelecekteki, şarta bağlı ve kısmi alacaklar
Henüz doğmamış ama doğması beklenen alacaklar ile şarta veya vadeye bağlı alacaklar da devredilebilir. Ancak gelecekteki alacak, devir anında yeterince belirlenebilir olmalıdır: borçlusu, kaynağı ve türü bellidir. Bir kişinin ileride doğacak tüm alacaklarını sınırsız şekilde kapsayan devirler, kişinin ekonomik özgürlüğünü aşırı biçimde sınırladığı gerekçesiyle geçersiz sayılır (TMK m. 23). Alacağın yalnızca bir kısmının devri de mümkündür; bu durumda devreden ve devralan, alacağın kendi paylarına düşen kısmı için ayrı ayrı alacaklıdır.
Devrin şekli ve sınırları
Alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır (TBK m. 184). Yazılı şekil, devredenin alacağı devrettiğine ilişkin irade beyanını ve imzasını kapsar. Devralanın ayrıca imza atması kural olarak aranmaz. Noter onayı geçerlilik şartı değildir; yine de tarihin ve imzanın sonradan tartışılmaması için noterden düzenleme veya onay tercih edilir.
Devretme sözü vermek, yani ileride alacağı devretmeyi taahhüt etmek ise herhangi bir şekle bağlı değildir (TBK m. 184). Bu taahhüt yerine getirilmezse karşı taraf, devrin yapılmasını veya tazminat isteyebilir; ancak alacak, yazılı devir yapılmadıkça geçmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tapu iptali ve tescil davası sürerken taşınmaz payının cebri ihaleyle satılması üzerine talebin bedele dönüştüğü bir olayda, ayni hakların alacak devriyle devredilemeyeceğini; ancak bedele dönüşen hakkın para alacağı olarak yazılı şekilde devredilebileceğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK 21.05.2025, 2024/361 E., 2025/337 K.). Aynı kararda dava sürerken yapılan devirde, devralanın davaya HMK m. 125 çerçevesinde devam edebileceği belirtilmiştir.
Benzer şekilde, pay senedi bastırılmamış anonim şirket payları da alacağın devri hükümlerine göre devredilebilir (Yargıtay HGK 12.11.2014, 2014/11-801 E., 2014/891 K.). Kambiyo senetleri ise kural olarak ciro ve teslimle devredilir; senet alacağının temlik yoluyla devri mümkün olsa da bu durumda cironun sağladığı korumalardan yararlanılamaz.
Kanun veya mahkeme kararıyla geçiş ve halefiyet
Alacak, her zaman bir sözleşmeyle geçmez. Kanun veya mahkeme kararı gereğince başkasına geçen alacak, herhangi bir şekle ya da önceki alacaklının rızasına gerek olmadan üçüncü kişilere karşı da hüküm doğurur (TBK m. 185). Mirasçıların murisin alacaklarını kazanması bunun en bilinen örneğidir.
Kanuni geçişin önemli bir türü halefiyettir. Başkasının borcunu ödeyen üçüncü kişi, iki durumda ödediği oranda alacaklının yerine geçer: başkasının borcu için rehnedilmiş bir malı rehinden kurtarıyorsa ve bu mal üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı varsa ya da borçlu, ödeme yapan kişinin alacaklıya halef olacağını ödemeden önce alacaklıya bildirmişse (TBK m. 127). Borcu ödeyen kefilin ve sigortalının zararını ödeyen sigortacının halefiyeti ise kendi özel hükümlerine tabidir. Kefilin halefiyeti için kefalet sözleşmesi yazımıza bakabilirsiniz.
Borçlunun korunması: bildirim, savunmalar ve takas
Devir borçlunun katılımı olmadan yapıldığı için kanun, borçlunun durumunun devir yüzünden kötüleşmemesini sağlayan üç kural getirir.
Bildirimden önce yapılan ödeme
Devir borçluya devreden veya devralan tarafından bildirilmemişse borçlu, önceki alacaklıya iyiniyetle ödeme yaparak borcundan kurtulur (TBK m. 186). Bu durumda devralan borçludan tekrar ödeme isteyemez; parayı alan devredene başvurur. Devri öğrenen borçlu ise artık yalnızca devralana ödeyerek borçtan kurtulabilir. Bu nedenle devirden hemen sonra borçluya yazılı ve tarihi ispatlanabilir bir bildirim yapmak devralanın en önemli işidir.
Alacağın kime ait olduğu çekişmeliyse
Hem devredenin hem devralanın ödeme istediği, alacağın kime ait olduğunun tartışmalı hale geldiği durumda borçlu ödemeden kaçınabilir ve borcunu hakimin belirleyeceği yere tevdi ederek borçtan kurtulabilir. Çekişmeyi bildiği halde taraflardan birine ödeme yapan borçlu, bunun sonuçlarına katlanır (TBK m. 187).
Savunmalar ve takas
Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir (TBK m. 188). Borcun hiç doğmadığı, ödendiği, zamanaşımına uğradığı, ayıplı ifa nedeniyle bedelin indirilmesi gerektiği gibi savunmalar devirle ortadan kalkmaz.
Borçlunun devredene karşı bir alacağı varsa takas da mümkündür. Bu alacak devri öğrendiği anda henüz muaccel olmasa bile, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı zamanda muaccel olacaksa borçlu takas hakkını devralana karşı kullanabilir (TBK m. 188/2). Takasın genel şartları için borcun sona ermesi yazımıza bakabilirsiniz.
Ayşe, Burak’tan 200.000 TL alacaklıdır ve bu alacağı bir finans şirketine devreder. Burak’ın da Ayşe’den, devirden önce doğmuş ve aynı tarihte muaccel olan 50.000 TL’lik bir kira alacağı vardır. Burak, devri öğrendikten sonra şirkete karşı bu alacağı takas edebilir ve şirkete yalnızca 150.000 TL öder. Şirket, eksik kalan 50.000 TL için kendi aralarındaki sözleşmeye ve garanti hükümlerine göre Ayşe’ye başvurur.
Alacakla birlikte geçen haklar
Alacak devredilince ona bağlı öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer; devredenin kişiliğine özgü olanlar bunun dışındadır (TBK m. 189). Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır.
- Teminatlar: Alacağı güvence altına alan rehin, kefalet ve benzeri teminatlar alacakla birlikte geçer. Rehinli alacakların durumu için rehin yazımıza bakabilirsiniz.
- Faiz ve cezai şart: Devir tarihine kadar işlemiş faiz devralana geçer; devirden sonra işleyen faiz zaten yeni alacaklıya aittir. Faiz oranları için ticari işlerde faiz yazımıza bakabilirsiniz.
- Belgeler ve bilgi: Devreden, alacak senedini ve ispata yarayan belgeleri devralana teslim etmek ve alacağın ileri sürülmesi için gereken bilgileri vermekle yükümlüdür (TBK m. 190).
Devredenin garanti sorumluluğu
Devralanın en çok merak ettiği konu, borçlu ödemezse ne olacağıdır. Kanun, devrin bedelli veya bedelsiz olmasına göre ayrım yapar.
| Devrin türü | Devredenin sorumluluğu | Dayanak |
|---|---|---|
| Bir edim karşılığında (bedelli) devir | Devir sırasında alacağın var olmasından ve borçlunun ödeme gücünden sorumludur | TBK m. 191 |
| Bedelsiz devir | Alacağın varlığından da borçlunun ödeme gücünden de sorumlu değildir | TBK m. 191 |
| Kanun gereği geçiş | Garanti sorumluluğu yoktur | TBK m. 191 |
| Borcun ifası için devir | Devralan, borçludan aldığı veya özenle alabileceği tutarı kendi alacağından düşer | TBK m. 192 |
Garanti sorumluluğu doğduğunda devralan, devredenden şu kalemleri isteyebilir: ödediği karşı edimin faiziyle geri verilmesi, devrin giderleri ve borçluya karşı yapılan sonuçsuz takibin giderleri. Devreden kusursuz olduğunu ispat edemezse devralanın diğer zararlarını da öder (TBK m. 193).
Bir işletme, 100.000 TL’lik vadeli fatura alacağını 85.000 TL’ye devreder. Devirden sonra borçlu şirket hakkında iflas kararı verilir ve tahsilat yapılamaz. Devralan, devredenden ödediği 85.000 TL’yi faiziyle, devir giderlerini ve sonuçsuz kalan icra takibinin masraflarını isteyebilir. Aradaki 15.000 TL’lik kazanç kaybı ise ancak devreden kusursuz olduğunu ispat edemezse “diğer zarar” olarak istenebilir.
Garanti kuralları emredici değildir. Uygulamada faktoring ve kredi sözleşmelerinde devredenin borçlunun ödeme gücünden sorumlu olup olmadığı ayrıca ve açıkça düzenlenir. Sözleşmeyi imzalamadan önce bu maddeyi okumak, borçlu ödemezse kimin zarara katlanacağını baştan belirler.
Devir ve icra takibi, konkordato, alacaklıların korunması
Devralan, devraldığı alacak için kendi adına icra takibi başlatabilir; takip talebine temlikname ve borçluya yapılan bildirim eklenir. Takip başladıktan sonra alacak devredilirse, devralan temliknameyi icra dosyasına sunarak takibe alacaklı olarak devam eder. Takip devam ederken borçlunun itiraz ve şikayet hakları aynen korunur.
Konkordato sürecinde ise önemli bir sınır vardır. Konkordato mühletinden önce yapılmış bir gelecekteki alacak devri, alacak mühletten sonra doğmuşsa hükümsüzdür (İİK m. 294/6). Yargıtay, mühletten önce kredi teminatı olarak temlik cirosuyla bankaya verilen çeklerin gelecekteki alacak sayılamayacağını ve bankanın bunları mühletten sonra tahsil edip krediye mahsup edebileceğini kabul etmiştir (Yargıtay 6. HD 09.09.2025, 2025/1755 E., 2025/2890 K.).
Borçlu, alacaklılarından mal kaçırmak için alacaklarını yakınlarına bedelsiz veya düşük bedelle devrederse, zarar gören alacaklılar bu işleme karşı tasarrufun iptali davası açabilir.
Başvuru ve dava yolu
Borçlu ödemezse devralanın izleyeceği yol, alacağın kaynağına göre değişse de genellikle şu sıradadır:
- Devri bildirinBorçluya devri, temliknamenin bir örneğiyle birlikte noter kanalıyla veya iadeli taahhütlü mektupla bildirin. Bildirim, ödemenin size yapılmasını sağlar ve borçlunun iyiniyet savunmasını ortadan kaldırır.
- Ödeme ihtarı gönderinVadesi gelmiş alacak için ödeme ihtarı, borçluyu temerrüde düşürür ve faizin başlangıcını netleştirir (TBK m. 117).
- Arabuluculuk şartını kontrol edinDava şartı arabuluculuk, alacağın doğduğu ilişkiye göre belirlenir: ticari davalarda konusu para olan alacaklar (TTK m. 5/A), tüketici işlemleri (6502 sayılı Kanun m. 73/A), işçi ve işveren uyuşmazlıkları (7036 sayılı Kanun m. 3), kira ilişkileri (HUAK m. 18/B). İki kişi arasındaki adi bir borçta arabuluculuk zorunlu değildir.
- İcra takibi veya davaİlamsız icra takibi başlatılabilir; borçlu itiraz ederse bir yıl içinde itirazın iptali davası açılabilir. Doğrudan alacak davası da mümkündür. Borçlunun mal kaçırma ihtimali varsa vadesi gelmiş ve rehinle güvence altına alınmamış alacak için ihtiyati haciz istenebilir (İİK m. 257).
Görevli ve yetkili mahkeme: Görev, devredilen alacağın kaynağına göre belirlenir. Ticari bir işten doğan alacakta asliye ticaret, tüketici işleminden doğan alacakta tüketici mahkemesi, diğer alacaklarda asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Dava genel olarak davalının yerleşim yerinde (HMK m. 6), sözleşmeden doğan alacaklarda ayrıca sözleşmenin ifa yerinde (HMK m. 10) açılabilir. Para borçlarında ifa yerinin devirle borçlu aleyhine değişip değişmediği tartışılabildiğinden, davalının yerleşim yeri en güvenli seçimdir.
Zamanaşımı: Devir zamanaşımını değiştirmez ve yeniden başlatmaz. Devralan, alacağın kendi kaynağına bağlı süreye tabidir; devreden döneminde işlemiş süre devralan aleyhine de sayılır. Süreler için borçlar hukukunda zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.
Harç ve belgeler: Alacak davası nispi harca tabidir; 2026 yılında nispi karar ve ilam harcı binde 68,31 olup dörtte biri dava açılırken peşin alınır. Dava için temlikname, borçluya bildirim belgesi, alacağın dayandığı sözleşme, faturalar, cari hesap ekstreleri ve yazışmalar hazırlanmalıdır. Devralan, hem devrin yazılı şekilde yapıldığını hem de devredilen alacağın varlığını ispat etmek zorundadır. Hukuki işlemin yapıldığı tarihte geçerli senetle ispat sınırını (2026 yılında 41.000 TL) aşan bir alacağın tanıkla ispatı kural olarak mümkün değildir (HMK m. 200).
Sık yapılan hatalar
- Devri sözlü yapmak veya yalnızca e-posta yazışmasıyla yetinmek; yazılı şekil yoksa devir geçersizdir.
- Devirden sonra borçluya bildirim yapmamak; borçlu bu arada devredene öderse borçtan kurtulur.
- Asıl sözleşmede veya imzalanan senette devir yasağı olup olmadığını kontrol etmemek.
- Devralınan alacağın zamanaşımı süresinin devirle yeniden başladığını sanmak.
- Faktoring veya kredi sözleşmesindeki garanti ve rücu maddelerini okumadan imzalamak.
- Taşınmaz mülkiyetini veya tapudaki bir ayni hakkı temlikname ile devredebileceğini düşünmek.
Sık sorulan sorular
Alacağın devri için borçlunun onayı gerekir mi?
Gerekmez. Borçlunun rızası aranmaz; ancak devrin borçluya bildirilmesi, borçlunun devralana ödeme yapmasını sağlamak için önemlidir. Sözleşmede devir yasağı varsa durum farklıdır.
Temlikname noterde mi düzenlenmelidir?
Hayır. Yazılı şekil yeterlidir. Noter onayı geçerlilik şartı değildir, ancak tarihin ve imzanın ispatını kolaylaştırdığı için tercih edilir.
Devirden haberi olmayan borçlu eski alacaklıya öderse ne olur?
Borçlu iyiniyetle ödediyse borcundan kurtulur. Devralan, ödemeyi alan devredene başvurmak zorunda kalır.
Borçlu ödemezse alacağı devredenden isteyebilir miyim?
Alacağı bir bedel karşılığında devraldıysanız devreden, devir sırasında borçlunun ödeme gücünden sorumludur. Bu durumda ödediğiniz bedeli faiziyle, devir ve sonuçsuz takip giderleriyle birlikte isteyebilirsiniz. Bedelsiz devirde bu hak yoktur.
Kefalet ve rehin de yeni alacaklıya geçer mi?
Evet. Alacağa bağlı rehin, kefalet gibi teminatlar ve işlemiş faizler, devredenin kişiliğine özgü olmadıkça alacakla birlikte devralana geçer.
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla