Ödenmeyen bir fatura, geri verilmeyen borç para, iade edilmeyen depozito ya da tahsil edilemeyen bir tazminat: hepsinin ortak noktası, alacaklının elinde ödenmesi gereken bir para alacağı bulunması ve borçlunun ödememesidir. Bu durumda başvurulacak en temel yol, alacak davası olarak bilinen eda davasıdır.
Alacak davası basit görünse de, davanın doğru mahkemede, doğru zamanda ve doğru delillerle açılması sonucu doğrudan belirler. Bu yazıda alacak davasının şartlarını, icra takibi ve itirazın iptali davasıyla farkını, zorunlu arabuluculuğun hangi alacaklarda arandığını, görevli ve yetkili mahkemeyi, zamanaşımını, ispat kurallarını ve dava masraflarını sade bir rehber halinde ele alıyoruz.
- Hangi mahkeme?
- Genel kural asliye hukuk mahkemesidir. Ticari alacaklarda asliye ticaret, tüketici alacaklarında tüketici mahkemesi, kira alacaklarında sulh hukuk, işçilik alacaklarında iş mahkemesi görevlidir.
- Arabulucu şart mı?
- Ticari, tüketici, iş ve kira alacaklarında evet. Tacir olmayan iki kişi arasındaki alacaklarda zorunlu değildir.
- Süre?
- Dava açma süresi yoktur; zamanaşımı vardır. Sözleşmeden doğan alacaklarda kural olarak on yıldır.
- Masraf?
- Nispi karar ve ilam harcı binde 68,31’dir; dörtte biri dava açılırken peşin ödenir (2026). Ayrıca başvurma harcı ve gider avansı yatırılır.
Alacak davası nedir?
Alacak davası, davacının davalıdan belirli bir miktar paranın ödenmesine karar verilmesini istediği davadır. Usul hukukundaki adıyla bir eda davasıdır: davacı, davalının belirli bir parayı ödemeye mahkum edilmesini ister. Mahkemenin verdiği hüküm ilamlı icra yoluyla doğrudan yerine getirilebilir.
Alacağın kaynağı farklı olabilir:
- Sözleşme: Satış bedeli, hizmet veya eser bedeli, kira, ödünç para, depozito, avans iadesi.
- Haksız fiil: Trafik kazası, iş kazası veya bir başkasının malına verilen zarar nedeniyle tazminat.
- Sebepsiz zenginleşme: Yanlış hesaba gönderilen para, geçersiz bir sözleşme nedeniyle yapılan ödeme.
- Kanun: Rücu alacakları, ortaklar arası denkleştirme, nafaka benzeri kanundan doğan para borçları.
Alacağın kaynağı, zamanaşımı süresinden faiz başlangıcına ve görevli mahkemeye kadar birçok konuyu belirler. Bu nedenle dava dilekçesinde alacağın hangi hukuki ilişkiden doğduğu, olgularıyla birlikte açıkça anlatılmalıdır.
Hangi dava türü seçilmeli?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu, alacaklıya talebini farklı biçimlerde ileri sürme imkanı verir:
- Eda davası (HMK m. 105): Alacağın tamamının ödenmesi istenir. Miktar belliyse en sade yoldur.
- Kısmi dava (HMK m. 109): Bölünebilen bir alacağın yalnızca bir kısmı dava edilir. Kalan kısım için hak kaybı olmaz; ancak zamanaşımı kural olarak yalnızca dava edilen kısım için kesilir. 7589 sayılı Kanunla eklenen HMK m. 109/4’e göre, alacağın bir kısmı dava edilmişse talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; bu durumda zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
- Belirsiz alacak davası: HMK m. 107, 7589 sayılı Kanunla 31 Temmuz 2026’dan itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davalarında eski hüküm uygulanmaya devam eder. Ayrıntılar için belirsiz alacak davasının kaldırılması ve kısmi davada talep artırımı yazımıza bakabilirsiniz.
- Tespit davası (HMK m. 106): Alacağın varlığının veya bir hukuki ilişkinin tespiti istenir. Eda davası açılabilecek durumlarda hukuki yarar bulunmadığı için kural olarak tercih edilmez.
- Terditli dava ve davaların yığılması (HMK m. 110, 111): Birbirinden bağımsız birden fazla alacak aynı dilekçede birlikte istenebilir; asıl talebin kabul edilmemesi ihtimaline karşı ikinci bir talep de sıralı olarak ileri sürülebilir.
Dava açıldıktan sonra talep miktarı ya da olgular ıslah yoluyla bir defaya mahsus değiştirilebilir (HMK m. 176). Yargıtay’ın 2026’da yayımlanan bir içtihadı birleştirme kararına göre, dava dilekçesinde hiç yer almayan yeni bir talep kısmen ıslah yoluyla davaya eklenemez; bunun için tamamen ıslah gerekir. Bu nedenle tüm alacak kalemlerinin baştan dilekçede gösterilmesi önemlidir.
İcra takibi mi, alacak davası mı?
Para alacağının tahsili için iki ana yol vardır: doğrudan alacak davası açmak ya da önce ilamsız icra takibi başlatmak. İlamsız takipte borçluya ödeme emri gönderilir; borçlu yedi gün içinde itiraz etmezse takip kesinleşir ve dava açmadan haciz aşamasına geçilir. Borçlu itiraz ederse takip durur ve alacaklının bu itirazı ortadan kaldırması gerekir.
| Yol | Ne zaman? | Süre | Özellik |
|---|---|---|---|
| Alacak davası | Doğrudan, takip yapmadan | Zamanaşımı içinde | Karar ilamlı icrayla yerine getirilir; icra inkar tazminatı yoktur |
| İtirazın iptali davası (İİK m. 67) | Takibe itiraz edildikten sonra | İtirazın tebliğinden itibaren 1 yıl | Kabulde takip kaldığı yerden devam eder; alacak likitse en az %20 icra inkar tazminatı |
| İtirazın kaldırılması (İİK m. 68) | Alacak imzası ikrar edilmiş veya noterce onaylanmış bir belgeye dayanıyorsa | İtirazın tebliğinden itibaren 6 ay | İcra mahkemesinde, belge üzerinden hızlı inceleme |
| Menfi tespit ve istirdat (İİK m. 72) | Borçlunun açtığı dava | İstirdatta ödemeden itibaren 1 yıl | Borçlu, borçlu olmadığının tespitini veya ödediğinin iadesini ister |
Takip yolu, borçlunun itiraz etmeme ihtimali yüksekse ya da alacak belgeye dayalı ve likitse avantajlıdır: hem hızlıdır hem de haksız itiraz eden borçlu icra inkar tazminatıyla karşılaşır. Uyuşmazlığın çetin olduğu, bilirkişi incelemesi gerektiren ya da miktarın tartışmalı olduğu durumlarda ise doğrudan dava açmak süreci sadeleştirir. İtirazın iptali davasının ayrıntıları için itirazın iptali davası yazımıza bakabilirsiniz.
Dava şartı arabuluculuk
Bazı alacak davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava, herhangi bir işlem yapılmadan usulden reddedilir.
| Alacak türü | Dayanak | Arabuluculuk süresi |
|---|---|---|
| Ticari alacak ve tazminat; ticari itirazın iptali, menfi tespit, istirdat | TTK m. 5/A | 6 hafta, en fazla 2 hafta uzatma |
| Tüketici alacakları (hakem heyeti sınırının üstü) | 6502 s. K. m. 73/A | 3 hafta, en fazla 1 hafta uzatma |
| İşçi ve işveren alacakları | 7036 s. K. m. 3 | 3 hafta, en fazla 1 hafta uzatma |
| Kira ilişkisinden doğan alacaklar | HUAK m. 18/B | 3 hafta, en fazla 1 hafta uzatma |
| Tacir olmayan kişiler arasındaki diğer alacaklar | Zorunluluk yok | İhtiyari arabuluculuk mümkün |
Arabulucuya başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı durur. Son tutanağın aslı veya onaylı örneği dava dilekçesine eklenir. Anlaşma sağlanırsa anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi alınarak ilam niteliğinde belge haline gelir; taraflar, avukatları ve arabulucu tarafından birlikte imzalanan belgede bu şerh aranmaz (HUAK m. 18). Ayrıntılar için dava şartı arabuluculuk yazımıza bakabilirsiniz.
Görevli ve yetkili mahkeme
Görev
Alacak davalarında görev, alacağın miktarına göre belirlenmez; davanın konusu ve tarafların niteliğine göre belirlenir.
- Asliye hukuk mahkemesi: Genel görevli mahkemedir (HMK m. 2). Kanunda başka bir mahkemeye bırakılmayan tüm alacak davaları burada görülür.
- Asliye ticaret mahkemesi: Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili alacaklar ile kanunda sayılan mutlak ticari davalar (TTK m. 4, 5).
- Tüketici mahkemesi: Tüketici işlemlerinden doğan alacaklar. 2026 yılı için değeri 186.000 TL’nin altındaki uyuşmazlıklarda önce tüketici hakem heyetine başvurulması zorunludur.
- Sulh hukuk mahkemesi: Kira ilişkisinden doğan alacak davaları dahil kira uyuşmazlıkları (HMK m. 4).
- İş mahkemesi: İşçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinden doğan alacaklar.
Yetki
Genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (HMK m. 10). Para borçları, aksi kararlaştırılmamışsa alacaklının yerleşim yerinde ifa edildiğinden (TBK m. 89), sözleşmeden doğan bir para alacağı için alacaklı kendi yerleşim yerinde de dava açabilir. Haksız fiilden doğan davalarda fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 16). Yetki sözleşmesi ise yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapılabilir (HMK m. 17). Tüketici, davasını kendi yerleşim yerinde açabilir.
Zamanaşımı
Alacak davası açmak için kanunda belirli bir dava açma süresi öngörülmemiştir; ancak alacak zamanaşımına uğramışsa borçlu ödemekten kaçınabilir. Başlıca süreler şunlardır:
- Genel süre: Kanunda aksine bir hüküm yoksa on yıl (TBK m. 146).
- Beş yıllık süre: Kira bedelleri, anapara faizleri ve diğer dönemsel edimler; vekalet, komisyon ve acentelik sözleşmelerinden doğan alacaklar; yüklenicinin ağır kusuru dışındaki eser sözleşmesi alacakları gibi (TBK m. 147).
- Haksız fiil: Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her halde fiilden itibaren on yıl; fiil aynı zamanda suçsa daha uzun olan ceza zamanaşımı (TBK m. 72).
- Sebepsiz zenginleşme: Geri isteme hakkının öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her halde zenginleşmeden itibaren on yıl (TBK m. 82).
- Kambiyo senetleri: Bonoda vadeden itibaren üç yıl; çekte ibraz süresinin bitiminden itibaren altı ay.
Zamanaşımı, borçlunun borcu ikrar etmesi, dava açılması veya icra takibi başlatılmasıyla kesilir ve yeniden işlemeye başlar (TBK m. 154). Hakim zamanaşımını kendiliğinden dikkate almaz; davalının bunu süresi içinde savunma olarak ileri sürmesi gerekir. Tüm süreler, durma ve kesilme sebepleri için borçlar hukukunda zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.
İspat ve deliller
Kural olarak alacağının varlığını ve miktarını davacı ispat eder (TMK m. 6, HMK m. 190). Borcun ödendiğini ise ödeme iddiasında bulunan borçlu ispat etmelidir.
Senetle ispat zorunluluğu
Bir hakkın doğumu, devri, değiştirilmesi, ikrarı veya itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları tarihteki değeri kanundaki sınırı geçiyorsa senetle ispatı gerekir (HMK m. 200). Bu sınır 2025’te 33.000 TL, 2026’da 41.000 TL’dir ve işlemin yapıldığı tarihteki tutar esas alınır. Sınırı aşan bir alacak tanıkla ispat edilemez; senede karşı iddialar da tanıkla ispat edilemez (HMK m. 201). Karşı taraf açıkça muvafakat ederse tanık dinlenebilir.
Senetle ispat kuralının istisnaları vardır: iddiayı muhtemel gösteren ve karşı tarafça verilmiş ya da gönderilmiş bir belge (yazılı delil başlangıcı) varsa tanık dinlenebilir (HMK m. 202). Eşler, alt ve üst soy, kardeşler, kayınbaba, kaynana, gelin ve damat arasındaki işlemler ile senet alınmasının fiilen imkansız olduğu hallerde de tanık dinlenebilir (HMK m. 203).
Uygulamada güçlü deliller
- Yazılı sözleşme ve senet: İmzası inkar edilmeyen her belge kesin delildir.
- Fatura ve ticari defterler: Tacirler arasında usulüne uygun tutulmuş ticari defterler, sahibi lehine delil olabilir (HMK m. 222).
- Banka kayıtları: Havale ve EFT dekontları ödemeyi kanıtlar; ancak ödemenin sebebini tek başına kanıtlamaz. Açıklama kısmında ödemenin nedenini yazmak bu nedenle önemlidir. Bu konuyu ödünç (borç para) verme sözleşmesi yazımızda Yargıtay kararıyla birlikte anlattık.
- E-posta ve mesajlar: Borçlunun borcu kabul ettiği yazışmalar, en azından yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilebilir. Ekran görüntüsü yerine cihaz incelemesi veya bilirkişi raporuyla desteklenmeleri güvenlidir.
- Yemin: Başka delili kalmayan taraf, karşı tarafa yemin teklif edebilir. Yemin kesin delildir.
Harç ve masraflar
Alacak davaları nispi harca tabidir: harç, dava edilen miktar üzerinden hesaplanır. 2026 yılı için karar ve ilam harcı binde 68,31’dir; bunun dörtte biri dava açılırken peşin, kalanı karar sonrasında ödenir. Asliye mahkemelerinde ayrıca 732 TL başvurma harcı alınır ve tebligat ile bilirkişi masrafları için gider avansı yatırılır.
500.000 TL’lik bir alacak davasında karar ve ilam harcı 500.000 × 0,06831 = 34.155 TL‘dir. Dava açılırken bunun dörtte biri olan 8.538,75 TL peşin harç ile 732 TL başvurma harcı ve gider avansı ödenir. Davayı kazanan taraf, ödediği harç ve masrafları ile kanuni vekalet ücretini karşı taraftan alır.
Maddi durumu yargılama giderlerini karşılamaya elverişli olmayan kişiler adli yardım talep edebilir. Harçlar her yıl yeniden belirlendiğinden dava tarihindeki tarifeye bakılmalıdır.
Dava süreci adım adım
- İhtarnameBorçluya noter aracılığıyla ihtarname göndermek, borçluyu temerrüde düşürür ve faiz başlangıcını belirler. Faiz türü ve oranı için ticari işlerde faiz yazımıza bakabilirsiniz; 31 Temmuz 2026’dan beri kanuni faiz yıllık %31’dir.
- ArabuluculukAlacak dava şartı arabuluculuğa tabiyse, yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna başvurulur. Anlaşma olmazsa son tutanakla dava açılır.
- Güvence altına almaBorçlunun mal kaçırma ihtimali varsa, vadesi gelmiş ve rehinle güvence altına alınmamış para alacağı için ihtiyati haciz istenebilir (İİK m. 257). Dava açılmadan önce alınan ihtiyati haczin uygulanmasından itibaren yedi gün içinde dava açılmalı veya takip yapılmalıdır. Ayrıntılar için ihtiyati haciz yazımıza bakabilirsiniz.
- Dava dilekçesiDilekçede tarafları, alacağın kaynağını, miktarını, faiz talebini (türü, başlangıcı, oranı) ve delilleri açıkça gösterin. Davalı, dilekçenin tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevap verir; bu süre gerekçeyle en fazla bir ay uzatılabilir.
- Ön inceleme ve tahkikatMahkeme uyuşmazlık konularını belirler, tarafları sulhe teşvik eder, delilleri toplar ve gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırır. Bilirkişi raporuna tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir.
- Karar ve kanun yolları2026’da açılan davalarda 50.000 TL’yi aşan kararlara karşı istinaf, 682.000 TL’yi aşan istinaf kararlarına karşı temyiz yolu açıktır. Süreler kararın tebliğinden itibaren ikişer haftadır. Kesinleşmesi beklenmeden ilam icraya konulabilir; ancak para alacağına ilişkin ilamların icrası, kanun yoluna başvurulup teminat gösterilmesi halinde ertelenebilir.
Dava açma sürecinin genel işleyişi için hukuk davası nasıl açılır rehberimize bakabilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
- Ticari, tüketici, iş veya kira alacağında arabulucuya başvurmadan dava açmak.
- Faiz talebini dilekçeye yazmamak; mahkeme talep edilmeyen faize hükmetmez.
- Senetle ispat sınırını aşan ve belgeye dayanmayan bir alacağı yalnızca tanıkla ispat etmeye çalışmak.
- Kısmi dava açıp kalan kısmın zamanaşımını izlememek.
- Borçlunun itirazından sonra bir yıllık itirazın iptali süresini kaçırmak; bu durumda takip düşer ve yalnızca genel alacak davası yolu kalır.
- Borçlunun malvarlığını araştırmadan dava açmak; kazanılan bir hüküm, haczedilecek mal yoksa tahsil edilemez.
Sık sorulan sorular
Alacak davası hangi mahkemede açılır?
Genel kural asliye hukuk mahkemesidir. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili alacaklarda asliye ticaret, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi, kira alacaklarında sulh hukuk, işçilik alacaklarında iş mahkemesi görevlidir.
Alacak davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Ticari, tüketici, iş ve kira ilişkisinden doğan alacaklarda zorunludur. Tacir olmayan iki kişi arasındaki ödünç para gibi alacaklarda zorunlu değildir; isterseniz ihtiyari arabuluculuğa başvurabilirsiniz.
Önce icra takibi mi yapmalıyım, dava mı açmalıyım?
Alacak belgeye dayalı ve miktarı belliyse icra takibi daha hızlıdır ve haksız itirazda icra inkar tazminatı imkanı verir. Miktar tartışmalıysa ve bilirkişi incelemesi gerekecekse doğrudan dava açmak çoğu zaman daha uygundur.
Alacak davası ne kadar sürer?
Süre, mahkemenin iş yüküne, tanık ve bilirkişi incelemesine ihtiyaç olup olmadığına ve kanun yollarına gidilip gidilmediğine göre önemli ölçüde değişir. Belgeye dayalı, miktarı belli alacaklarda süreç daha kısa olur; istinaf ve temyiz aşamaları ilk derece yargılamasına eklenir.
Belirsiz alacak davası hala açılabilir mi?
Hayır. HMK m. 107, 31 Temmuz 2026’dan itibaren yürürlükten kaldırıldı. Miktarı tam bilinmeyen alacaklar için kısmi dava açılıp talep, tahkikat sona erinceye kadar bir defaya mahsus artırılabilir (HMK m. 109/4).
Tanıkla alacağımı ispat edebilir miyim?
İşlemin yapıldığı tarihteki senetle ispat sınırının (2026’da 41.000 TL) altındaki alacaklar için evet. Sınırı aşan alacaklarda yazılı delil başlangıcı, yakın akrabalık gibi kanuni istisnalar veya karşı tarafın açık muvafakati yoksa tanık dinlenmez.
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla