Eşin rızası olmadan aile konutunun devredilmesi, uygulamada sık karşılaşılan ve ciddi hak kayıplarına yol açabilen hukuki uyuşmazlıklardan biridir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutu üzerinde satış, bağış veya ipotek gibi tasarruf işlemleri yapamaz. Bu kurala aykırı şekilde gerçekleştirilen işlemler, belirli şartların varlığı halinde geçersiz sayılabilir.
Uygulamada sık yapılan hatalardan biri, tapuda aile konutu şerhi bulunmamasının yapılan işlemi otomatik olarak geçerli kıldığı düşüncesidir. Oysa taşınmazın fiilen aile konutu olarak kullanıldığının ispat edilmesi halinde, şerh bulunmasa dahi yapılan devir işlemi iptal edilebilir.
Bu yazımızda; aile konutu kavramı, eşin rızasının hukuki önemi, rıza alınmadan yapılan işlemlerin sonuçları ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
Yazı İçeriği
- 1. Aile Konutu Kavramı ve Hukuki Niteliği
- 2. Aile Konutu Üzerindeki Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırılması
- 3. Eşin Rızası Hangi Şekilde Verilmelidir?
- 4. Eşin Rızası Olmadan Yapılan Devir Hangi Durumlarda Geçersiz Sayılır?
- 5. Eşin Rızası Olmadan Aile Konutunun Devri Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davasının Tarafları
- 6. Aile Konutunun Devri Nedeniyle Açılan Davada Süre Var mı?
- 7. Eşin Rızası Olmadan Aile Konutunun Devri Nedeniyle Açılan Davada Yargılama Süreci
- 8. Eşin Rızası Olmadan Aile Konutunun Devri Nedeniyle Açılan Davanın Sonuçları
1. Aile Konutu Kavramı ve Hukuki Niteliği
Aile konutu, eşlerin birlikte yaşadıkları, günlük hayatlarını sürdürdükleri ve aile yaşamının merkezi olarak kullandıkları konuttur. Bir taşınmazın aile konutu sayılabilmesi için tapuda bu şekilde kayıtlı olması şart değildir; fiilen aile yaşamının sürdürüldüğü yer olması yeterlidir.
Türk Medeni Kanunu, aile konutunun korunmasını sağlamak amacıyla eşlerden birinin tek başına bu konutu satmasını, devretmesini veya ipotek etmesini diğer eşin açık rızasına bağlamıştır. Böylece aile konutu, yalnızca malik olan eşin değil; aile birliğinin korunması bakımından her iki eşin ortak menfaatini ilgilendiren bir değer olarak kabul edilmiştir.
1.1. Bir Taşınmazın Aile Konutu Sayılması İçin Gerekli Şartlar
Bir taşınmazın aile konutu olarak kabul edilebilmesi için bazı temel unsurların birlikte bulunması gerekir. Bu unsurlar, uygulamada mahkemeler tarafından somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Genel olarak aşağıdaki şartların varlığı aranır:
- Eşlerin evlilik birliği içinde birlikte yaşıyor olması
- Taşınmazın fiilen aile yaşamının sürdürüldüğü yer olması
- Konutun süreklilik arz eden bir kullanımının bulunması
- Taşınmazın aile hayatının merkezi niteliğinde olması
Bu şartların bulunması halinde, tapuda aile konutu şerhi bulunmasa bile taşınmaz aile konutu olarak kabul edilebilir.
1.2. Aile Konutu Şerhi Bulunmamasının Davaya Etkisi
Tapuda aile konutu şerhi bulunmaması, taşınmazın aile konutu olmadığı anlamına gelmez. Aile konutu şerhi, aile konutunun varlığını kuran değil; üçüncü kişilere karşı görünür hale getiren bir koruma aracıdır.
Bu nedenle taşınmazın fiilen aile konutu olarak kullanıldığının ispat edilmesi halinde, tapuda şerh bulunmasa dahi eşin rızası olmadan yapılan satış veya devir işlemi iptal edilebilir. Ancak şerh bulunmaması, özellikle taşınmazı devralan üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı değerlendirilirken önem taşıyabilir.
2. Aile Konutu Üzerindeki Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırılması
Aile konutu üzerindeki tasarruf yetkisi, diğer taşınmazlara göre daha sıkı kurallara bağlanmıştır. Türk Medeni Kanunu, aile birliğini ve eşlerin barınma hakkını korumak amacıyla, aile konutu üzerinde yapılacak önemli tasarruf işlemlerini diğer eşin rızasına tabi tutmuştur. Bu düzenleme ile aile konutu, yalnızca malik olan eşin mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen bir mal olmaktan çıkarılmış; aile yaşamının korunması gereken ortak bir değer olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenle eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutunu satamaz, devredemez, bağışlama yapamaz veya ipotek edemez. Bu kurala aykırı şekilde yapılan işlemler, belirli şartların varlığı halinde geçersiz sayılabilir ve tapu kaydının iptali talep edilebilir.
2.1. Türk Medeni Kanunu m.194 Uyarınca Eşin Rızası Şartı
Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesine göre, eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu üzerinde kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu düzenleme, aile konutunun korunmasına yönelik emredici bir hukuk kuralıdır.
Bu nedenle aile konutu üzerinde yapılacak satış, bağış, ipotek veya benzeri tasarruf işlemleri için diğer eşin rızasının alınması zorunludur. Rıza alınmadan yapılan işlemler, hukuken geçerli kabul edilmez ve bu işlemlerin iptali dava konusu yapılabilir.
2.2. Eşin Rızası Olmadan Yapılan İşlemin Hukuki Sonucu
Eşin rızası olmadan aile konutu üzerinde yapılan tasarruf işlemleri, kural olarak diğer eş bakımından bağlayıcı değildir. Bu durumda rızası alınmayan eş, yapılan işlemin iptali ve tapu kaydının düzeltilmesi için dava açabilir.
Ancak bu tür işlemlerin sonucu her zaman aynı olmayabilir. Özellikle taşınmazın üçüncü bir kişiye devredilmiş olması halinde, bu kişinin tapu siciline güvenerek taşınmazı iyiniyetle devralıp devralmadığı önem taşır. Üçüncü kişinin iyiniyetli olması halinde, tapu kaydının iptali mümkün olmayabilir ve dava tazminat talebine dönüşebilir.
3. Eşin Rızası Hangi Şekilde Verilmelidir?
Aile konutu üzerinde yapılacak tasarruf işlemlerinin geçerli olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması zorunludur. Bu rızanın varlığı, işlemin hukuka uygunluğu bakımından belirleyici niteliktedir. Bu nedenle rızanın hangi şekilde verileceği, uygulamada sıkça tartışılan ve davaların sonucunu doğrudan etkileyen bir konudur.
Türk Medeni Kanunu, rızanın mutlaka belirli bir şekle bağlı olarak verilmesini açıkça düzenlememiştir. Ancak Yargıtay uygulamasında, rızanın açık, belirli ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde verilmiş olması aranmaktadır. Bu nedenle rızanın yazılı olarak ve mümkünse resmi şekilde verilmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından büyük önem taşır.
3.1. Açık ve Yazılı Rıza Şartı
Aile konutu üzerinde yapılacak tasarruf işlemleri için verilen rızanın açık ve anlaşılır olması gerekir. Rızanın, hangi taşınmaz için ve hangi işlem bakımından verildiğinin belirli olması zorunludur. Belirsiz veya genel nitelikteki rıza beyanları, çoğu zaman yeterli kabul edilmez.
Bu nedenle uygulamada rızanın yazılı şekilde verilmesi büyük önem taşır. Yazılı rıza, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlar ve işlemin geçerliliği bakımından güçlü bir delil oluşturur.
3.2. Noterde Verilen Rızanın Önemi
Aile konutu üzerindeki tasarruf işlemleri için verilen rızanın noter huzurunda düzenlenmesi zorunlu değildir; ancak noter tarafından düzenlenen veya onaylanan rıza beyanı, hukuki güvenlik bakımından en güçlü yöntemdir.
Noterde verilen rıza, rızanın gerçekten verildiğini, rızanın kapsamını ve rıza tarihini açık şekilde ortaya koyar. Bu nedenle uygulamada çoğu zaman noter onaylı rıza alınması tercih edilmektedir.
3.3. Sonradan Verilen Rızanın Hukuki Sonucu
Eşin rızası, bazı durumlarda işlem yapıldıktan sonra da verilebilir. Sonradan verilen rıza, yapılan işlemi geçerli hale getirebilir. Ancak bu rızanın açık ve kesin şekilde verilmiş olması gerekir.
Özellikle satış işlemi gerçekleştikten sonra diğer eşin açık şekilde işlemi kabul ettiğini beyan etmesi, yapılan işlemin geçerliliğini sağlayabilir. Buna karşılık rızanın açık şekilde verilmediği veya tartışmalı olduğu durumlarda, işlem geçersiz sayılabilir.
4. Eşin Rızası Olmadan Yapılan Devir Hangi Durumlarda Geçersiz Sayılır?
Aile konutu üzerinde yapılan bazı tasarruf işlemleri, diğer eşin açık rızası olmadan gerçekleştirildiğinde hukuken geçersiz sayılabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi, aile konutunun korunması amacıyla eşlerden birinin tek başına bu konut üzerinde önemli tasarruf işlemleri yapmasını sınırlandırmıştır. Bu nedenle aile konutu üzerinde yapılan işlemin türü ne olursa olsun, işlem diğer eşin rızası alınmadan gerçekleştirilmişse iptal edilebilir.
- Aile Konutunun Satış veya Devri
- Aile Konutunun İpotek Edilmesi
- Aile Konutu Üzerinde Sınırlı Ayni Hak Kurulması
Bu tür işlemler, aile konutunun kullanımını veya ekonomik değerini doğrudan etkilediği için diğer eşin rızasına tabi tutulmuştur.
5. Eşin Rızası Olmadan Aile Konutunun Devri Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davasının Tarafları
Eşin rızası olmadan aile konutunun devredilmesi nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında tarafların doğru belirlenmesi, davanın sağlıklı şekilde yürütülmesi bakımından büyük önem taşır. Bu davalarda kural olarak rızası alınmayan eş davacı; taşınmazı devralan kişi ve işlemi yapan eş ise davalı konumunda yer alır.
Taşınmazın birden fazla kişiye devredilmiş olması veya el değiştirmiş bulunması halinde, davanın tüm ilgili kişilere yöneltilmesi gerekir. Aksi halde davanın eksik hasım nedeniyle reddi söz konusu olabilir.
5.1. Davayı Kimler Açabilir?
Eşin rızası olmadan aile konutu üzerinde yapılan tasarruf işlemlerine karşı dava açma hakkı, öncelikle rızası alınmayan eşe aittir. Ancak bazı durumlarda bu hak, diğer ilgililer tarafından da kullanılabilir.
Bu kapsamda davayı açabilecek kişiler şunlardır:
- Rızası alınmayan eş
- Mirasçılar (eşin vefatı halinde)
- Vasi veya kayyım
- Hukuki yararı bulunan diğer kişiler
Özellikle rızası alınmayan eşin vefat etmiş olması halinde, mirasçılar aile konutuna ilişkin hakların korunması amacıyla dava açabilir.
5.2. Dava Kime Karşı Açılır?
Eşin rızası olmadan yapılan devir işlemlerine karşı açılacak tapu iptal ve tescil davası, kural olarak taşınmazı devralan kişiye karşı açılır. Ancak işlemi gerçekleştiren eş ve sonraki maliklerin de davada taraf olması gerekebilir.
Bu kapsamda dava şu kişilere karşı açılabilir:
- Taşınmazı devralan kişi
- Eş (devreden eş)
- Sonraki malik veya üçüncü kişiler
- Taşınmaz üzerinde ayni hak sahibi olan kişiler
Zorunlu Dava Arkadaşlığı Bulunan Durumlar
Bazı hallerde davanın birden fazla kişiye birlikte yöneltilmesi gerekir. Özellikle:
- Taşınmazın birden fazla kişiye devredilmiş olması
- Taşınmazın paylı mülkiyet halinde bulunması
- Taşınmaz üzerinde ipotek veya sınırlı ayni hak kurulmuş olması
gibi durumlarda tüm ilgili kişilerin davaya dahil edilmesi zorunludur.
6. Aile Konutunun Devri Nedeniyle Açılan Davada Süre Var mı?
Aile konutu üzerindeki tasarruf işlemleri bakımından eşin rızasının aranması, emredici bir hukuk kuralıdır.
Bu nedenle rızası alınmayan eşin açacağı tapu iptal ve tescil davaları bakımından kural olarak belirli bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Bu kapsamda:
- İşlemin üzerinden uzun yıllar geçmiş olması
- Taşınmazın yıllardır üçüncü kişi tarafından kullanılıyor olması
- Rızası alınmayan eşin uzun süre dava açmamış olması
tek başına davanın reddi sonucunu doğurmaz.
6.1. Boşanma Davasının Süreye Etkisi
Boşanma davasının açılmış olması, aile konutuna ilişkin hakların ortadan kalktığı anlamına gelmez. Evlilik birliği hukuken devam ettiği sürece aile konutu üzerindeki koruma da devam eder.
Bu nedenle boşanma davasının açılmış olması, tek başına tapu iptal davası açma hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak boşanmanın kesinleşmesi ve eşlerin fiilen ayrı yaşamaya başlaması, taşınmazın aile konutu niteliğinin devam edip etmediği bakımından değerlendirmeye konu olabilir.
Aile konutu koruması, evlilik birliğinin sona ermesiyle (ölüm veya boşanma kararının kesinleşmesi) birlikte hukuken ortadan kalkar.
- Boşanma Durumunda: Boşanma davası kesinleştiği an, taşınmaz artık “aile konutu” niteliğini kaybeder. Bu tarihten sonra açılacak davalar “aile konutu” gerekçesiyle değil, ancak genel hükümlere veya mal rejimi tasfiyesine dayalı olarak açılabilir.
- Ölüm Durumunda: Eşlerden birinin ölümü halinde aile konutu koruması sona erer, bu aşamadan sonra sağ kalan eşin miras hukukundan kaynaklanan hakları (özellikle TMK m. 652 uyarınca özgüleme hakkı) devreye girer.
7. Eşin Rızası Olmadan Aile Konutunun Devri Nedeniyle Açılan Davada Yargılama Süreci
Eşin rızası olmadan aile konutunun devredilmesi nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davaları, taşınmaz mülkiyetine ilişkin ayni haklara dayanan davalar arasında yer alır ve belirli bir usul çerçevesinde yürütülür.
7.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Eşin rızası olmadan aile konutunun devredilmesi nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Yetki bakımından ise dava, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olduğundan, davanın başka bir yerde açılması halinde mahkeme yetkisizlik kararı verebilir.
7.2. İhtiyati Tedbir Talebi
Bu dava türünde en kritik usuli adımlardan biri, dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesinin önlenmesidir. Bu nedenle dava açılırken veya yargılama sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmesi büyük önem taşır.
Mahkeme, davacının haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi halinde tapu kaydına satış ve devir yasağı şerhi konulmasına karar verebilir. Bu tedbir, davanın sonucunun etkisiz hale gelmesini önleyen önemli bir hukuki koruma aracıdır.
7.3. İspat ve Deliller
Eşin rızası olmadan aile konutunun devredildiği iddiasına dayanan davalarda davacı, taşınmazın aile konutu olduğunu ve rızasının bulunmadığını ispat etmekle yükümlüdür.
Bu kapsamda uygulamada en sık başvurulan deliller şunlardır:
- Nüfus kayıtları ve evlilik belgeleri
- İkametgâh kayıtları ve adres bilgileri
- Tanık beyanları
- Tapu kayıtları ve işlem belgeleri
- Elektrik, su ve doğalgaz abonelik kayıtları
- Taraflar arasındaki yazışmalar ve diğer belgeler
Mahkeme, bu delilleri birlikte değerlendirerek taşınmazın aile konutu niteliğini ve rızanın bulunup bulunmadığını belirler.
7.4. Harç ve Yargılama Giderleri
Eşin rızası olmadan aile konutunun devredilmesi nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davaları, kural olarak nispi harca tabi davalar arasında yer almaktadır. Bu nedenle dava açılırken taşınmazın değeri üzerinden hesaplanan harç ödenmesi gerekir.
Yargılama sürecinde ayrıca:
- Bilirkişi ücreti
- Keşif giderleri
- Tebligat giderleri
- Tanık giderleri
gibi çeşitli yargılama giderleri ortaya çıkabilir. Dava sonunda bu giderler kural olarak davayı kaybeden tarafa yükletilir.
7.5. Vekâlet Ücreti
Eşin rızası olmadan aile konutunun devredilmesi nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında dava sonunda davayı kazanan taraf lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca karşı vekâlet ücretine hükmedilir.
Bu davalarda vekâlet ücreti, dava konusu taşınmazın değeri dikkate alınarak nispi şekilde belirlenir.
Ayrıca taraflar ile avukat arasında yapılan sözleşmeye bağlı olarak, sözleşmesel vekâlet ücreti de gündeme gelebilir. Bu ücret, dava sonucuna göre ayrıca talep edilebilir.
7.6. Kanun Yolları (İstinaf ve Temyiz)
Eşin rızası olmadan aile konutunun devredilmesi nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurulabilir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde istinaf yoluna başvurulması mümkündür.
İstinaf incelemesi sonucunda verilen kararlar, kanunda belirlenen parasal sınırın üzerinde olması halinde temyiz yoluna başvurabilir.
8. Eşin Rızası Olmadan Aile Konutunun Devri Nedeniyle Açılan Davanın Sonuçları
Eşin rızası olmadan aile konutunun devredilmesi nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında mahkeme, öncelikle taşınmazın aile konutu olup olmadığını ve tasarruf işlemi sırasında diğer eşin rızasının bulunup bulunmadığını değerlendirir. Bu şartların gerçekleştiğinin tespit edilmesi halinde, yapılan işlemin hukuka aykırı olduğu kabul edilir ve tapu kaydının iptali gündeme gelir.
Ancak davanın sonucu her zaman tapu kaydının iptali ile sınırlı değildir. Taşınmazın üçüncü kişilere devredilmiş olması ve bu kişilerin iyiniyetli sayılması gibi durumlarda, tapu kaydının iptali mümkün olmayabilir ve dava tazminat talebine dönüşebilir.
8.1. Tapu Kaydının İptali
Mahkeme, aile konutunun eşin rızası olmadan devredildiğini tespit ederse, yapılan satış veya devir işlemi hukuka aykırı kabul edilir ve bu işleme dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptaline karar verebilir.
Tapu kaydının iptali ile birlikte hukuka aykırı şekilde yapılan mülkiyet devri ortadan kaldırılmış olur.
8.2. Taşınmazın Eski Malik Adına Tescili
Tapu kaydının iptaline karar verilmesi halinde, mahkeme taşınmazın önceki malik olan devreden eş adına yeniden tesciline hükmeder. Bu durumda taşınmaz, rızası alınmadan yapılan işlemden önceki hukuki duruma geri döner.
Eğer taşınmaz evlilik birliği içinde eşlerden birinin adına kayıtlı ise, iptal kararı sonrasında taşınmaz yine o eş adına tescil edilir. Buradaki amaç, hukuka aykırı şekilde yapılan devrin ortadan kaldırılmasıdır.
8.3. İşlemin Geçersiz Sayılması
Eşin rızası olmadan aile konutu üzerinde yapılan tasarruf işlemleri, hukuken geçerli kabul edilmez ve iptal edilebilir niteliktedir. Bu nedenle mahkeme, yapılan işlemin geçersiz olduğuna karar vererek hukuki sonuçlarını ortadan kaldırabilir.
Bu durumda satış, bağış veya ipotek gibi işlemler hukuki geçerliliğini yitirir ve taraflar işlem yapılmamış gibi önceki hukuki duruma döner.
8.4. Tazminat Talep Edilmesi
Bazı durumlarda tapu kaydının iptali mümkün olmayabilir. Özellikle taşınmazın tapu siciline güvenerek iyiniyetle devralan üçüncü kişiye geçmiş olması halinde, mülkiyet hakkı korunabilir.
Bu durumda rızası alınmayan eş, uğradığı zararın giderilmesi amacıyla tazminat talep edebilir. Tazminat talebi, taşınmazın değerine, kullanım kaybına veya uğranılan diğer maddi zararlara dayanabilir.


Evimiz 2 katlı dubleks bir ev geniş aile olarak yaşıyoruz ev kadının eşinden ve bizden habersiz olarak satılmış bunu öğrenince dava açtık ve kazandık ancak karşı taraf itiraz etti şu an hala davanın bitmesini bekliyoruz oğlumu okula kaydetmek için ikametgah değiştirmek istiyoruz deprem bölgesindeyiz ve evimiz orta hasarlı şu an güçlendirmede. İkameti değiştirmek davaya zarar verir mi
sonuç ve delil
Tapu satış bedeli, eşin banka hesabına geçtiyse, buna itiraz edilebilir mi?
Bir konutun aile konutu olması için ikametgahı olarak kayıtlı olması gerekir mi?
Örneğin evi satan eşin ikametgahı, satılan ev değilse konut aile konutu sayılır mı
Babam kardeşime evi satmak istediğini söylemiş kardeşimde bize geldi babam evi satacak dedi 600 TL istiyor dedi bizde alalım dedik bütün çocukları avukatta hazırlatılan ibraname imza attı ben hasan aslan sağlığımda malımı satıyorum parasında eşit miktarda dağıtıyorum bu satışa çocuklarım şahittir diye imzasını atan parasını aldı bir gün sonra tapuyu verdi aradan geçen 9 ay sonra diğer kardeşim babama evi ucuza sattığını söyleyerek bana dava açtırdı davada bana evin borcu harcı var dedi 10 bin para verdi başka vermedi 600 binde sonra verecek demiş yalan beyanla bana dava açtı satışa şahitlik yapan imzası bulunan iki cocugunuda şahit göstermiş sizce nasıl bir yol izlemeliyim ve bu durumda tapu bozulur mu babamın satış yaparken yaşı 74
Öncelikle merhabalar su an üstünde bulunduğumuz yerin tapu kaydı arsa olarak gözükmekte zamanında buraya 4 katlı bir ev yaptırdık annem ve babamın ortak emekleri sonucu, babam anneme sormadan tapudan satışını 3.bir kişiye devretmiş ama burası arsa olarak gözüküyor yine de buraya tapu iptal davası açabilir miyiz? aile konutu şerhi koydurmadık içinde yaşadığımız ortak tek evimiz çevrede biliyor ve eğer açarsak şu an bu evde hala oturuyoruz babam adama kısmı ödeme yapıyor buranın tapusunu geri alabilmek için, adamda babama paranın tamamını öde tapunu al diyor. Asıl olay babam çocukluk arkadaşı olan kişinin zorlaması ile hiç bir sözleşme düzenlemeden sadece lafta evi tapudan satıp parasını bile görmeden çocukluk arkadaşının hesabına yollatıyor çünkü baştan çocuğunun çok hasta olduğunu söylüyor sana vericem diyor 2 3 aya 10 ay geçti adam kayboldu yok ortada bu tapuyu alan adama da kısmı bir miktar ödüyor babam ben ve annemde daha yeni tesadüfen öğrendik tapu iptali ve ihtiyacı tedbir kararı aldırmak buranın bir başka kişiye daha devredilmemesi için dava açmak istiyoruz ama korktuğum nokta ailemin tek evi burası dava boyunca 3. kişi bizi bu evden atar mı yoksa mahkemede ona göre bir tedbir var mı daha bilmediğim dava sürecinde isime yarayacak konular varsa sizlerden öğrenmek istiyorum ne kadar erken dönerseniz çok memnun olurum ama lütfen yazılı bir açıklama yollayın çünkü çok zor durumdayız psikolojim bozuldu kaç gündür uyuyamıyorum