Sahte belge nedeniyle tapu iptali ve tescil davası, taşınmazın sahte vekâletname, sahte kimlik, sahte imza veya benzeri hukuka aykırı belgeler kullanılarak devredilmesi halinde açılan dava türüdür. Bu dava ile gerçeğe aykırı şekilde oluşturulan tapu kaydının iptal edilmesi ve taşınmazın gerçek hak sahibi adına yeniden tescil edilmesi talep edilir.
Uygulamada özellikle sahte vekâletname düzenlenerek taşınmazın satılması, malik adına sahte imza atılması veya tapu müdürlüğüne sahte belge sunulması gibi durumlar sıkça uyuşmazlık konusu olmaktadır. Bu tür işlemler hukuken geçerli kabul edilmez ve yapılan tescil, yolsuz tescil niteliğinde sayılır.
Bu yazımızda; sahte belge kavramının ne olduğu, hangi durumlarda tapu işlemlerinin geçersiz sayılacağı, sahte belgenin nasıl ispat edileceği ile davanın sonuçları ayrıntılı şekilde ele alınacaktır.
Yazı İçeriği
- 1. Sahte Belge Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası Nedir?
- 2. Sahte Belge Hangi Durumlarda Söz Konusu Olur?
- 3. Sahte Belge Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davasının Hukuki Dayanağı
- 4. Sahte Belge Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davasının Tarafları
- 5. Sahte Belge Nedeniyle Açılan Davada Zamanaşımı Var mı?
- 6. Sahte Belge Nedeniyle Tapu İptali Davasında Yargılama Süreci
- 7. Sahte Belge Nedeniyle Açılan Davanın Sonuçları
1. Sahte Belge Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası Nedir?
Sahte belge nedeniyle tapu iptali ve tescil davası, taşınmaz devrinin gerçeğe aykırı belgeler kullanılarak yapılması halinde açılan ve tapu kaydının iptal edilerek taşınmazın gerçek hak sahibi adına yeniden tescil edilmesini amaçlayan dava türüdür.
Bu tür davalarda tapu işlemi, hukuken geçerli bir irade beyanına dayanmadığı için baştan itibaren geçersiz kabul edilir. Sahte belgeye dayanılarak yapılan tescil işlemleri, Türk Medeni Kanunu anlamında yolsuz tescil niteliğindedir.
- Sahte Belge Kavramı
Sahte belge, gerçeğe aykırı şekilde düzenlenen veya başkası adına hukuka aykırı biçimde oluşturulan belgedir. Bu belgeler:
- Tamamen sahte olarak düzenlenmiş olabilir
- Gerçek bir belgenin değiştirilmesi suretiyle oluşturulmuş olabilir
- Yetkisiz kişiler tarafından hazırlanmış olabilir
Tapu işlemlerinde kullanılan sahte belgeler, işlemin hukuki temelini ortadan kaldırır ve yapılan tescilin geçersiz sayılmasına yol açar.
- Hangi Durumlarda Tapu İşlemi Geçersiz Sayılır?
Tapu işleminin geçerli olabilmesi için, işlem yapan kişinin gerçek iradesine ve hukuka uygun belgelere dayanması gerekir. Sahte belge kullanılarak yapılan işlemlerde bu şartlar sağlanmadığı için tapu işlemi geçersiz sayılır.
Özellikle:
- Sahte vekâletname ile yapılan satışlar
- Sahte kimlik kullanılarak gerçekleştirilen işlemler
- Malik adına sahte imza atılması
- Tapu müdürlüğüne sahte belge sunulması
gibi durumlarda yapılan tesciller hukuken geçerli değildir.
- Sahte Belge ile Yapılan Satış İşleminin Hukuki Sonucu
Sahte belgeye dayanılarak yapılan satış işlemleri, hukuken geçerli bir irade açıklamasına dayanmadığı için baştan itibaren hükümsüzdür. Bu nedenle yapılan işlem, geçerli bir mülkiyet devri sonucu doğurmaz.
Bu durumda tapu kaydı iptal edilerek taşınmazın gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilebilir.
- Resmi Belgede Sahtecilik ile Tapu İptal Davası Arasındaki İlişki
Sahte belge kullanılması, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturabilir. Bu nedenle aynı olay hem ceza hukuku hem de özel hukuk bakımından sonuç doğurur.
Ancak tapu iptal ve tescil davası ile ceza davası birbirinden bağımsızdır. Ceza davası açılmış olması, tapu iptal davasının açılmasına engel değildir. Mahkeme, ceza soruşturması veya kovuşturmasındaki delilleri dikkate alarak kendi değerlendirmesini yapar.
2. Sahte Belge Hangi Durumlarda Söz Konusu Olur?
Sahte belge kullanılması, tapu işlemlerinde çoğu zaman üçüncü kişilerin kimliğinin veya yetkisinin gerçeğe aykırı şekilde gösterilmesi yoluyla ortaya çıkar. Bu durumlarda yapılan satış veya devir işlemleri, hukuken geçerli bir iradeye dayanmadığı için yolsuz tescil niteliğinde kabul edilir.
Uygulamada sahte belgeye dayalı tapu iptal davaları çoğunlukla aşağıdaki durumlarda gündeme gelmektedir.
2.1. Sahte Vekâletname ile Taşınmazın Satılması
Uygulamada en sık karşılaşılan durumlardan biri, taşınmaz malikine aitmiş gibi düzenlenen sahte vekâletname ile taşınmazın üçüncü kişilere satılmasıdır. Bu durumda satış işlemi, gerçek malikin bilgisi ve iradesi dışında gerçekleştirilir.
Sahte vekâletnameye dayanılarak yapılan satış işlemleri hukuken geçersizdir ve bu işlem sonucunda yapılan tapu tescili iptal edilebilir.
2.2. Sahte Kimlik Kullanılarak Satış Yapılması
Bazı durumlarda sahte kimlik kullanılarak gerçek malik yerine başka bir kişi tapu işlemi yapabilir. Özellikle kimlik bilgilerinin ele geçirilmesi veya benzer kimlik bilgilerine sahip kişiler üzerinden işlem yapılması bu tür uyuşmazlıklara yol açmaktadır.
Bu şekilde yapılan işlemler, gerçek malik tarafından yapılmış sayılmayacağından hukuken geçerli kabul edilmez.
2.3. Malik Adına Sahte İmza Atılarak Satış Yapılması
Tapu işlemlerinde kullanılan belgelerde malik adına sahte imza atılması da sahte belge kapsamında değerlendirilir. Bu tür durumlarda imzanın gerçek olup olmadığı genellikle bilirkişi incelemesi ile tespit edilir.
İmzanın sahte olduğunun belirlenmesi halinde, yapılan satış işlemi geçersiz sayılır ve tapu kaydının iptaline karar verilebilir.
2.4. Tapu Müdürlüğüne Sahte Belge Sunulması
Tapu işlemlerinde kullanılan belgelerin sahte olması da işlemin geçersiz sayılmasına neden olur. Özellikle sahte nüfus kayıt örneği, sahte veraset ilamı veya sahte yetki belgesi sunulması bu kapsamda değerlendirilir.
Bu tür belgeler kullanılarak yapılan işlemler, hukuki dayanağı bulunmadığı için yolsuz tescil niteliği taşır.
2.5. Yetkisiz Kişinin Taşınmazı Devretmesi
Taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan bir kişinin satış işlemi yapması da sahte belge kapsamında değerlendirilebilir. Örneğin vekâlet yetkisi sona ermiş bir kişinin veya hiç yetkisi bulunmayan bir kişinin taşınmazı devretmesi halinde yapılan işlem geçersiz sayılır.
Bu durumda yapılan tescil işlemi hukuken geçerli bir mülkiyet devri sonucu doğurmaz.
2.6. Sahte Mahkeme Kararı veya Sahte Resmi Belge ile Tescil Yapılması
Bazı durumlarda taşınmazın devri için sahte mahkeme kararı, sahte icra belgesi veya sahte resmi yazı kullanıldığı görülebilir. Bu tür belgeler hukuken geçerli olmadığından, bu belgelere dayanılarak yapılan tesciller de geçersiz sayılır.
Bu durumda tapu kaydı iptal edilerek taşınmazın gerçek hak sahibi adına yeniden tesciline karar verilebilir.
3. Sahte Belge Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davasının Hukuki Dayanağı
Sahte belgeye dayanılarak yapılan tapu işlemleri, hukuken geçerli bir irade açıklamasına dayanmadığı için yolsuz tescil niteliğindedir. Bu nedenle sahte belge kullanılarak oluşturulan tapu kayıtları, gerçek hak sahibinin talebi üzerine dava yoluyla iptal edilebilir.
Bu tür davaların hukuki dayanağını başta Türk Medeni Kanunu hükümleri olmak üzere, tapu siciline güven ilkesi ve mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin temel hukuk kuralları oluşturur.
3.1. Türk Medeni Kanunu m.1025 (Yolsuz Tescil)
Türk Medeni Kanunu’nun 1025. maddesine göre, bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse, hak sahibi bu tescilin düzeltilmesini dava edebilir. Sahte belgeye dayanılarak yapılan tapu işlemleri de bu kapsamda yolsuz tescil olarak kabul edilir.
Bu nedenle sahte vekâletname, sahte imza veya sahte kimlik kullanılarak yapılan tesciller, gerçek hak sahibinin açacağı tapu iptal ve tescil davası ile ortadan kaldırılabilir.
3.2. Tapu Siciline Güven İlkesi ve İstisnaları
Tapu siciline güven ilkesi, tapuda kayıtlı bir hakkı iyiniyetle kazanan kişilerin korunmasını amaçlar. Ancak bu ilke mutlak değildir ve özellikle sahte belgeye dayanan işlemlerde sınırsız şekilde uygulanmaz.
Eğer taşınmazı devralan kişi, işlemin sahte belgeye dayandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, iyiniyetli sayılmaz ve tapu kaydı iptal edilebilir. Buna karşılık taşınmazın daha sonra iyiniyetli bir üçüncü kişiye devredilmiş olması halinde, bu kişinin mülkiyet hakkı korunabilir.
Bu durumda tapunun iptali mümkün olmayabilir ve gerçek hak sahibinin tazminat talep etmesi gündeme gelebilir.
3.3. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ile Özel Hukuk İlişkisi
Sahte belge kullanılması, Türk Ceza Kanunu kapsamında resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturabilir. Bu nedenle aynı olay hem ceza hukuku hem de özel hukuk bakımından sonuç doğurur.
Ancak ceza davası ile tapu iptal ve tescil davası birbirinden bağımsızdır. Ceza davasında verilen karar, hukuk mahkemesi bakımından bağlayıcı olmamakla birlikte, önemli bir delil niteliği taşıyabilir.
3.4. Mülkiyet Hakkının Korunması İlkesi
Mülkiyet hakkı, Anayasa ve kanunlar tarafından korunan temel bir haktır. Bu nedenle gerçek malik, sahte belge kullanılarak elinden alınan taşınmazını dava yoluyla geri isteyebilir.
Bu ilke gereği, hukuka aykırı şekilde oluşturulan tapu kayıtlarının düzeltilmesi ve gerçek hak sahibinin mülkiyet hakkının korunması hukuk düzeninin temel amaçlarından biridir.
4. Sahte Belge Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davasının Tarafları
Sahte belge nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında tarafların doğru belirlenmesi, davanın sağlıklı şekilde yürütülmesi bakımından büyük önem taşır. Bu davalarda kural olarak taşınmazın gerçek maliki veya mirasçıları davacı; sahte belge kullanarak taşınmazı devralan kişi veya sonradan devralan malik ise davalı konumunda yer alır.
Özellikle taşınmazın birden fazla kişiye devredilmiş olması veya el değiştirmiş bulunması halinde, davanın doğru kişilere yöneltilmesi davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
4.1. Davayı Kimler Açabilir?
Sahte belge nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, sahte belge kullanılarak yapılan işlem nedeniyle mülkiyet hakkı ihlal edilen kişiler tarafından açılabilir.
Bu kapsamda davayı açabilecek kişiler başlıca şunlardır:
- Taşınmazın gerçek maliki
- Mirasçılar
- Vasi veya kayyım
- Yasal temsilci
- Hukuki yararı bulunan diğer kişiler
Özellikle taşınmaz malikinin vefat etmiş olması halinde, dava mirasçılar tarafından açılır. Vesayet altındaki kişiler bakımından ise dava, kural olarak vasi veya kayyım tarafından yürütülür.
4.2. Dava Kime Karşı Açılır?
Sahte belge nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davası, kural olarak taşınmazı sahte belgeye dayanarak devralan kişiye karşı açılır. Ancak taşınmazın daha sonra başka kişilere devredilmiş olması halinde, davanın son malik veya taşınmaz üzerinde hak sahibi olan kişilere yöneltilmesi gerekir.
Bu kapsamda dava şu kişilere karşı açılabilir:
- Taşınmazı devralan kişi
- Sonraki malik veya üçüncü kişiler
- Sahte belgeyi kullanan kişi
- Taşınmaz üzerinde ayni hak sahibi olan kişiler
Zorunlu Dava Arkadaşlığı Bulunan Durumlar
Bazı hallerde davanın birden fazla kişiye birlikte yöneltilmesi gerekir. Özellikle:
- Taşınmazın birden fazla kişiye devredilmiş olması
- Taşınmazın paylı mülkiyet halinde bulunması
- Taşınmaz üzerinde ayni hak tesis edilmiş olması
gibi durumlarda davanın tüm ilgililere karşı açılması zorunludur. Aksi halde dava usulden reddedilebilir.
5. Sahte Belge Nedeniyle Açılan Davada Zamanaşımı Var mı?
Sahte belge nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında, kural olarak zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Bunun nedeni, sahte belgeye dayanılarak yapılan tapu işlemlerinin hukuken geçerli bir iradeye dayanmadığı için yolsuz tescil niteliğinde olmasıdır.
5.1. Kural Olarak Zamanaşımı Bulunmaması
Sahte belgeye dayanılarak yapılan tapu işlemleri hukuken geçersiz kabul edildiğinden, bu işlemler sonucu oluşan tapu kaydının iptali için belirli bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Bu nedenle gerçek malik veya mirasçıları, sahtecilik olayını yıllar sonra öğrenmiş olsalar dahi tapu iptal ve tescil davası açabilirler.
Bu kapsamda:
- İşlemin üzerinden uzun süre geçmiş olması
- Taşınmazın yıllardır devralan kişi tarafından kullanılıyor olması
- Hak sahibinin uzun süre dava açmamış olması
tek başına davanın reddi sonucunu doğurmaz.
5.2. Sahtecilik Suçunun Süre Bakımından Etkisi
Sahte belge kullanılması çoğu zaman ceza soruşturmasına konu olur ve resmi belgede sahtecilik suçu kapsamında değerlendirilir. Ceza soruşturması veya ceza davasının bulunması, tapu iptal ve tescil davası açılmasına engel değildir.
Ancak ceza soruşturması sırasında elde edilen bilirkişi raporları, ifade tutanakları ve diğer deliller, hukuk davası bakımından önemli bir delil niteliği taşıyabilir. Bu nedenle ceza dosyası, çoğu zaman tapu iptal davasının sonucunu doğrudan etkileyen güçlü bir delil kaynağıdır.
6. Sahte Belge Nedeniyle Tapu İptali Davasında Yargılama Süreci
Sahte belge nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davaları, taşınmaz mülkiyetine ilişkin ayni haklara dayanan davalar olduğundan belirli bir usul çerçevesinde yürütülür.
6.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Sahte belge nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Yetki bakımından ise dava, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmak zorundadır. Bu kural kesin yetki niteliğinde olup tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez. Bu nedenle dava, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır.
6.2. İhtiyati Tedbir Talebi
Sahte belgeye dayalı tapu iptal davalarında en kritik hususlardan biri, dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesinin önlenmesidir. Bu nedenle dava açılırken veya yargılama sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmesi büyük önem taşır.
Mahkeme, davacının haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi halinde tapu kaydına satış ve devir yasağı şerhi konulmasına karar verebilir. Bu tedbir, davanın sonucunun etkisiz hale gelmesini önleyen önemli bir hukuki koruma aracıdır.
6.3. Sahte Belge Davasında İspat ve Deliller
Sahte belge nedeniyle açılan tapu iptal davalarında davacı, tapu işleminin sahte belgeye dayandığını ispat etmekle yükümlüdür. Bu nedenle davanın sonucunu belirleyen en önemli unsur, sunulan delillerin niteliği ve yeterliliğidir.
Uygulamada bu davalarda en sık başvurulan deliller şunlardır:
- Adli tıp veya bilirkişi raporları
- İmza ve yazı incelemeleri
- Tapu işlem dosyası ve resmi belgeler
- Tanık beyanları
- Ceza soruşturması dosyası ve delilleri
- Kamera kayıtları ve diğer teknik deliller
Mahkeme, bu delilleri birlikte değerlendirerek belgenin sahte olup olmadığını ve yapılan işlemin hukuki geçerliliğini belirler.
6.4. Harç ve Yargılama Giderleri
Sahte belge nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davaları, kural olarak nispi harca tabi davalar arasında yer almaktadır. Bu nedenle dava açılırken taşınmazın değeri üzerinden hesaplanan harç ödenmesi gerekir.
Yargılama sürecinde ayrıca:
- Bilirkişi ücreti
- Keşif giderleri
- Tebligat giderleri
- Tanık giderleri
gibi çeşitli yargılama giderleri ortaya çıkabilir. Dava sonunda bu giderler kural olarak davayı kaybeden tarafa yükletilir.
6.5. Vekâlet Ücreti
Sahte belge nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında dava sonunda davayı kazanan taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca karşı vekâlet ücretine hükmedilir. Bu davalar nispi harca tabi olduğundan, vekâlet ücreti de nispi olarak belirlenir.
Taraflar ile avukat arasında yapılan sözleşmeye bağlı olarak ayrıca sözleşmesel vekâlet ücreti de gündeme gelebilir.
6.6. Kanun Yolları (İstinaf ve Temyiz)
Sahte belge nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurulabilir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde istinaf yoluna başvurulması mümkündür.
İstinaf incelemesi sonucunda verilen kararlar da, kanunda belirlenen parasal sınırın üzerinde olması halinde temyiz yoluna başvurulabilir.
7. Sahte Belge Nedeniyle Açılan Davanın Sonuçları
Sahte belge nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında mahkeme, tapu işleminin sahte belgeye dayandığını tespit ederse, yapılan temlik işleminin hukuken geçersiz olduğuna karar verir. Bu durumda hukuka aykırı şekilde oluşmuş tapu kaydı iptal edilir ve taşınmazın gerçek hak sahibi adına yeniden tesciline hükmedilir.
Ancak davanın sonucu yalnızca tapu kaydının iptali ile sınırlı değildir. Taşınmazın üçüncü kişilere devredilmiş olması veya iyiniyetli üçüncü kişilerin korunması gibi durumlarda, tapunun iptali yerine tazminata hükmedilmesi de söz konusu olabilir.
7.1. Tapu Kaydının İptali
Mahkeme, taşınmaz devrinin sahte belgeye dayandığını tespit ederse, yapılan satış veya devir işlemi hukuken geçersiz sayılır ve bu işleme dayanılarak oluşturulan tapu kaydı iptal edilir.
Tapu kaydının iptali ile birlikte hukuka aykırı şekilde yapılan mülkiyet devri ortadan kaldırılmış olur.
7.2. Taşınmazın Gerçek Malik Adına Tescili
Tapu kaydının iptaline karar verilmesi halinde, mahkeme taşınmazın gerçek hak sahibi adına yeniden tesciline hükmeder. Bu durumda taşınmaz, sahte işlem yapılmadan önceki malik adına geri döner.
Gerçek malikin vefat etmiş olması halinde ise taşınmaz, mirasçıları adına miras payları oranında tescil edilir.
7.3. Tazminat Talep Edilmesi
Bazı durumlarda tapu kaydının iptali mümkün olmayabilir. Özellikle taşınmazın tapu siciline güvenerek iyiniyetle devralan üçüncü kişiye geçmiş olması halinde, tapunun iptali yerine tazminat talep edilmesi gündeme gelir.
Bu durumda gerçek hak sahibi:
- Taşınmazın bedelini
- Uğradığı zararı
- Kullanım kaybını
tazminat olarak talep edebilir.
7.4. Ceza Sorumluluğunun Gündeme Gelmesi
Sahte belge kullanılması, çoğu zaman Türk Ceza Kanunu kapsamında resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturur. Bu nedenle sahte belgeye dayalı tapu işlemleri, yalnızca özel hukuk bakımından değil; ceza hukuku bakımından da sonuç doğurabilir.
Bu durumda:
- savcılık tarafından ceza soruşturması başlatılabilir
- sorumlular hakkında ceza davası açılabilir
- mahkeme tarafından hapis veya adli para cezasına hükmedilebilir
Ancak ceza davasının açılmış olması, tapu iptal ve tescil davasının açılmasına engel değildir. Her iki süreç birbirinden bağımsız şekilde yürütülebilir.
İlgili Yazılar
Konuyla ilgili benzer nitelikteki yazılara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
- Yolsuz Tescil Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası
- Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası
- İnançlı İşleme Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davası
- Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası
- Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir? Hangi Hallerde Açılır?
- Resmi Belgede Sahtecilik Suçu


Benzer bir davam oldu. 5 yıl sonrasında tapumu geri aldım. Fakat taşınmaz sahtekarın üzerindeyken 20 den fazla icra gelmiş ve bunlardan kurtulamıyorum. Öneriniz var mı?
Sahte vekaletname ile taşınmazım satıldı. Alan ve satan kişiler yakalandı ve ceza davası devam etmekte. uzun uğraşlar sonucu 6 yılın sonunda sulh mahkemesi hakimi ceza davasının sonucuna gerek kalmadan taşınmazı tekrar adıma tescil edilmesine karar verdi fakat üzerinde bir çok icra ve tedbir bulunmakta. Tedbirlerden biri de ceza davasının koyduğu tedbir. Sonuçlanmadan tedbir iptal edilmez usul böyle diyorlar. 6 yıl oldu ve hala taşınmazı geri alamadım. Ne önerirsiniz
Web Tapu’dan gelen SMS mesajıyla, memleketimde adıma bir intikal işlemi yapıldığını öğrendim. Başka şehirde çalışıyorum ve o tapu dairesine yaklaşık 20 yıldır hiç gitmedim. Hisseli taşınmazlarla ilgili bu işlemin akrabalar veya emlakçılar tarafından yapılmış olabileceğinden şüpheleniyorum.
Bu sahtekârlığı nereye bildirebilirim? Hakkımı korumak için ne yapabilirim?
Selamlar, kısaca anlatmak gerekirse; 26.970 m² miktarlı “Cevizlik” mevkiine ilişkin tapu kaydı üzerinde 1960 yılında maliklere karşı tapu iptal davası sürerken, bu taşınmazın 6.870 m²’lik bölümü hakkında maliklerin birinci derece akrabası tarafından 1961 yılında farklı bir mevkii adı kullanılarak Hazineye ve köy muhtarlığına karşı tescil davası açılmıştır.
Açılan bu dava sonucunda, 6.870 m²’lik bölüm davacı adına yerel mahkeme kararıyla tescil edilmiş ve 1962 yılında tapu verilmiştir. Buna karşılık “Cevizlik” mevkiili taşınmaza ilişkin asıl dava ise 1966 yılında maliklerin lehine kesin hükümle sonuçlanmıştır. Ancak tapu maliklerinin, ayrı açılan tescil davasından haberleri olmadığı için bu davaya herhangi bir itirazları olmamıştır.
Nitekim malikler, 1980 yılında söz konusu tescilden haberdar olduktan sonra dava açmış; ancak dava, ispat edilemediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Buna rağmen kesin karar alınmamıştır. 2009 yılında kadastro çalışmaları başladığında, maliklerin mirasçıları tarafından yeniden dava açılmış; babalarının 1980 yılında açtığı ve reddedilen davanın henüz itiraz süresi içinde olduğu anlaşılınca dosya Yargıtay’a taşınmıştır. Yargıtay da kararı bozarak davayı kadastro mahkemesindeki dosya ile birleştirmiştir.
Şimdi buradaki temel mesele şu: Bu durum yolsuz tescil kapsamında değerlendirilebilir mi? Böyle bir durumda nasıl bir hukuki yol izlenmelidir?
Ankara Gölbaşı Şafak Mahallesi’nde 405 metrekare arsamız bulunmaktadır. Biz bu arsayı kardeşler arasında anlaşmazlık olduğundan dolayı mahkemeye verdik. Ancak duyduk ki bizim haberimiz olmadan oraya ev yapılmış. Üstelik taşınmaz zaten mahkemedeydi. Bu nasıl olabiliyor? Yardımcı olursanız sevinirim.