Miras Sözleşmesi, yaşayan bir kişinin malvarlığını ölümünden sonra belirli kişilere veya belirli koşullara göre nasıl dağıtacağını düzenlediği bir hukuki düzenlemeyi ifade eder. Bu tür sözleşmeler, miras bırakan ile mirasçı veya üçüncü bir kişi arasında yapılan anlaşmalar olarak gerçekleşir.
Miras sözleşmesi vasiyetnameden farklı olarak, tek taraflı bir irade açıklamasıyla değil, mirasbırakan ile karşı taraf arasında yapılan bir sözleşme niteliğindedir. Bu nedenle miras sözleşmesi, mirasbırakan bakımından belirli ölçüde bağlayıcılık doğurur ve kural olarak tek taraflı olarak ortadan kaldırılamaz.
Bu yazımızda miras sözleşmesinin türleri, geçerlilik şartları, hukuki sonuçları, sona erme halleri ve iptal sebepleri ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
Yazı İçeriği
- 1. Miras Sözleşmesi Nedir?
- 2. Miras Sözleşmesi Türleri Nelerdir?
- 3. Miras Sözleşmesi Nasıl Yapılır?
- 4. Miras Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları
- 5. Miras Sözleşmesi ile Yapılabilecek Ölüme Bağlı Tasarruflar
- 6. Miras Sözleşmesinin Hüküm ve Sonuçları
- 7. Miras Sözleşmesi Nasıl Sona Erer?
- 8. Miras Sözleşmesinin İptali
1. Miras Sözleşmesi Nedir?
Miras sözleşmesi, Türk Medeni Kanunu’nun 527 ve devamı maddelerinde düzenlenen ölüme bağlı tasarruflardan biridir. Miras sözleşmesi ile mirasbırakan, bir kişiyi mirasçı olarak atayabilir, belirli bir mal bırakabilir veya miras haklarına ilişkin çeşitli düzenlemeler yapabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 527. maddesine göre:
“Mirasbırakan, miras sözleşmesiyle mirasını veya belirli bir malını sözleşme yaptığı kişiye ya da üçüncü bir kişiye bırakabilir.”
Miras sözleşmesi uygulamada sıklıkla miras taksim sözleşmesi ve vasiyetname ile karıştırılmaktadır. Ancak bu kurumlar gerek kuruluş şekilleri gerek tarafları gerekse hukuki sonuçları bakımından birbirinden tamamen farklıdır.
1.1. Miras Sözleşmesi ile Miras Taksim Sözleşmesi Arasındaki Farklar
Miras sözleşmesi, mirasbırakanın sağlığında yapılan ve ölümünden sonra hüküm doğuran bir ölüme bağlı tasarruftur. Buna karşılık miras taksim sözleşmesi, mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılar arasında terekenin paylaşılması amacıyla yapılan bir sözleşmedir.
Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 676. maddesi uyarınca mirasçılar, terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde paylaşma sözleşmesi yapabilirler. Dolayısıyla miras taksim sözleşmesinin tarafları mirasçılar iken, miras sözleşmesinin taraflarından biri mutlaka mirasbırakandır.
| Kriter | Miras Sözleşmesi | Miras Taksim Sözleşmesi |
| Yapıldığı zaman | Mirasbırakan sağ iken | Mirasbırakanın ölümünden sonra |
| Tarafları | Mirasbırakan ve karşı taraf | Mirasçılar |
| Hukuki niteliği | Ölüme bağlı tasarruf | Paylaşım sözleşmesi |
| Amacı | Mirasın gelecekte nasıl intikal edeceğini belirlemek | Terekenin paylaşılmasını sağlamak |
| Hüküm doğurma zamanı | Mirasbırakanın ölümü ile | Sözleşmenin kurulması ile |
1.2. Vasiyetname ile Miras Sözleşmesi Arasındaki Farklar
Vasiyetname ve miras sözleşmesi, mirasbırakanın ölümünden sonra hüküm doğuran ölüme bağlı tasarruflar olmakla birlikte önemli farklılıklar taşır.
Vasiyetname tek taraflı bir hukuki işlem olup mirasbırakan tarafından her zaman değiştirilebilir veya geri alınabilir. Buna karşılık miras sözleşmesi, tarafların karşılıklı iradeleriyle kurulan iki taraflı bir sözleşme olduğundan kural olarak tek taraflı olarak ortadan kaldırılamaz.
| Kriter | Miras Sözleşmesi | Vasiyetname |
| Hukuki niteliği | İki taraflı hukuki işlem | Tek taraflı hukuki işlem |
| Taraf sayısı | En az iki taraf bulunur | Tek taraflıdır |
| Bağlayıcılık | Kural olarak bağlayıcıdır | Her zaman değiştirilebilir |
| Şekli | Resmi şekilde yapılır | Resmi, el yazılı veya sözlü olabilir |
| Tek taraflı olarak geri alınabilir mi? | Kural olarak hayır | Evet |
| Ehliyet şartı | Tam fiil ehliyeti gerekir | Ayırt etme gücüne sahip ve 15 yaşını doldurmuş olmak yeterlidir |
2. Miras Sözleşmesi Türleri Nelerdir?
Türk Medeni Kanunu’nda miras sözleşmeleri esas olarak olumlu miras sözleşmesi ve mirastan feragat sözleşmesi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bununla birlikte miras sözleşmesinin sağladığı hakların sözleşmenin karşı tarafına değil, üçüncü bir kişiye tanınması da mümkündür. Bu nedenle uygulamada üçüncü kişi lehine yapılan miras sözleşmeleri de ayrıca incelenmektedir.
2.1. Olumlu Miras Sözleşmesi
Olumlu miras sözleşmesi, mirasbırakanın sözleşme yoluyla bir kişiyi mirasçı olarak atadığı veya belirli bir mal bırakmayı üstlendiği miras sözleşmesi türüdür. Türk Medeni Kanunu’nun 527. maddesi uyarınca mirasbırakan, mirasını veya belirli bir malını sözleşme yaptığı kişiye ya da üçüncü bir kişiye bırakabilir.
Olumlu miras sözleşmesinde mirasbırakan, sözleşmenin karşı tarafını mirasçı olarak atayabileceği gibi ona belirli bir mal bırakabilir veya üçüncü bir kişi lehine ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Bu sözleşmeler, miras planlamasının en yaygın araçlarından biridir.
Örneğin mirasbırakanın bir taşınmazını ölümünden sonra belirli bir kişiye bırakmayı taahhüt etmesi veya bir kişiyi terekenin tamamı ya da belirli bir payı üzerinde mirasçı olarak ataması olumlu miras sözleşmesine örnek olarak gösterilebilir.
2.2. Olumsuz Miras Sözleşmesi (Mirastan Feragat Sözleşmesi)
Olumsuz miras sözleşmesi, diğer adıyla mirastan feragat sözleşmesi, gelecekte mirasçı olacak kişinin miras hakkından kısmen veya tamamen vazgeçmesini konu alan sözleşmedir. Türk Medeni Kanunu’nun 528. maddesinde düzenlenen bu sözleşme ile mirasçı, mirasbırakanla yaptığı anlaşma kapsamında ileride doğacak miras hakkından feragat eder.
Mirastan feragat sözleşmesi, aile içi malvarlığı planlamasında ve ileride ortaya çıkabilecek miras uyuşmazlıklarının önlenmesinde sıklıkla kullanılmaktadır.
2.2.1. İvazlı Mirastan Feragat Sözleşmesi
İvazlı mirastan feragat sözleşmesinde mirasçı, belirli bir karşılık elde ederek miras hakkından vazgeçmektedir. Bu karşılık para, taşınmaz devri veya ekonomik değeri bulunan başka bir edim şeklinde olabilir.
Örneğin mirasbırakanın çocuğuna bir taşınmaz devretmesi karşılığında çocuğun ileride doğacak miras hakkından feragat etmesi ivazlı mirastan feragat sözleşmesine örnek olarak gösterilebilir.
2.2.2. İvazsız Mirastan Feragat Sözleşmesi
İvazsız mirastan feragat sözleşmesinde ise mirasçı, herhangi bir karşılık almaksızın miras hakkından vazgeçmektedir. Bu durumda feragat tamamen karşılıksız olarak gerçekleştirilmektedir.
İvazsız feragatte mirasçı, ileride mirasçılık sıfatından doğacak haklarını kendi serbest iradesiyle terk etmektedir. Ancak feragatin kapsamı ve altsoya etkisi sözleşmenin içeriğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
3. Miras Sözleşmesi Nasıl Yapılır?
Miras sözleşmesi, tarafların kendi aralarında yapacakları adi yazılı bir sözleşme ile kurulamaz. Türk Medeni Kanunu’nun 545. maddesi uyarınca miras sözleşmesinin geçerli olabilmesi için resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi zorunludur.
TMK Madde 545
“Miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir. Sözleşmenin tarafları, arzularını resmî memura aynı zamanda bildirirler ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalarlar.”
Uygulamada miras sözleşmesi yapmak isteyen kişiler birlikte notere başvururlar. Noter tarafından hazırlanan sözleşmede mirasçı atama, belirli mal bırakma, mirastan feragat veya tarafların kararlaştırdığı diğer ölüme bağlı tasarruflar açıkça düzenlenir.
Miras sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için;
- Mirasbırakanın ve sözleşmenin diğer tarafının resmi memur huzurunda hazır bulunması,
- Tarafların iradelerini resmi memura aynı anda açıklamaları,
- Sözleşmenin resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi,
- İki tanığın hazır bulunması,
- Sözleşmenin taraflar, tanıklar ve resmi memur tarafından imzalanması,
gerekmektedir.
Miras sözleşmesi yapma hakkı mirasbırakan bakımından kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan biridir. Bu nedenle mirasbırakanın sözleşmeyi vekil aracılığıyla yapması mümkün değildir. Mirasbırakanın bizzat resmi memur huzurunda bulunarak iradesini açıklaması gerekir.
4. Miras Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları
Miras sözleşmesinin hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kanunda öngörülen geçerlilik şartlarının eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Miras sözleşmeleri, ölüme bağlı tasarruf niteliği taşımaları nedeniyle adi sözleşmelere göre daha sıkı kurallara tabidir. Özellikle tarafların ehliyeti, sözleşmenin kanunda öngörülen resmi şekilde yapılması ve içeriğinin hukuka uygun olması geçerlilik açısından büyük önem taşımaktadır.
- Fiil Ehliyeti Şartları
Türk Medeni Kanunu’nun 503. maddesi uyarınca miras sözleşmesi yapabilmek için kişinin ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmaması gerekir. Başka bir ifadeyle mirasbırakanın tam fiil ehliyetine sahip olması zorunludur.
Bu nedenle ayırt etme gücünden yoksun kişiler, küçükler ve kısıtlılar miras sözleşmesi yapamazlar. Sözleşmenin karşı tarafı bakımından ise sözleşmenin niteliğine göre genel ehliyet kuralları uygulanır.
- Şekil Şartları
Miras sözleşmesinin geçerliliği resmi şekle uyulmasına bağlıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 545. maddesi gereğince miras sözleşmesinin resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi zorunludur.
Kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmaksızın yapılan miras sözleşmeleri geçersizdir. Miras sözleşmesinin nasıl yapılacağına ilişkin usul kuralları yukarıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
- Hukuka ve Ahlaka Uygunluk
Her sözleşmede olduğu gibi miras sözleşmesinin içeriğinin de hukuka, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmaması gerekir.
Örneğin bir kişinin hukuka aykırı bir fiili gerçekleştirmesi şartına bağlanan tasarruflar veya emredici hukuk kurallarına aykırı hükümler geçersiz kabul edilir.
- Tasarruf Yetkisi ve Saklı Pay Kuralları
Mirasbırakan, miras sözleşmesi ile malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilse de bu yetki sınırsız değildir. Türk Medeni Kanunu’nda altsoy, anne, baba ve sağ kalan eş lehine öngörülen saklı pay kuralları, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü sınırlandırmaktadır.
Bu nedenle miras sözleşmesi ile yapılan tasarrufların saklı paylı mirasçıların haklarını ihlal etmesi halinde, hak sahipleri tarafından tenkis davası açılması mümkün olabilir.
5. Miras Sözleşmesi ile Yapılabilecek Ölüme Bağlı Tasarruflar
Miras sözleşmesi, mirasbırakana malvarlığının ölümünden sonraki akıbetini belirleme konusunda geniş bir tasarruf serbestisi tanımaktadır. Türk Medeni Kanunu uyarınca mirasbırakan, miras sözleşmesi ile çeşitli ölüme bağlı tasarruflarda bulunabilir. Ancak bu tasarrufların saklı pay kuralları ve kanunun emredici hükümleri ile sınırlı olduğu unutulmamalıdır.
- Mirasçı Atama
Mirasbırakan, Türk Medeni Kanunu’nun 527. maddesi uyarınca bir kişiyi mirasçı olarak atayabilir. Atanan kişi, mirasın tamamına veya belirli bir payına hak kazanabilir. Mirasçı olarak atanacak kişinin yasal mirasçı olması zorunlu değildir. Mirasbırakan, akrabası olmayan bir kişiyi veya bir tüzel kişiyi dahi mirasçı olarak atayabilir.
- Belirli Mal Vasiyeti
Mirasbırakan, belirli bir malın veya hakkın ölümünden sonra belirli bir kişiye bırakılmasını kararlaştırabilir. Örneğin bir taşınmazın, motorlu aracın, banka hesabındaki mevduatın veya şirketteki payların belirli bir kişiye bırakılması mümkündür.
- Koşul ve Yükleme Koyma
Mirasbırakan, yaptığı tasarrufları belirli koşullara bağlayabilir veya hak sahiplerine bazı yükümlülükler yükleyebilir.
Örneğin mirasçıya belirli bir kişinin bakımının üstlenilmesi, bir eğitim vakfına bağış yapılması veya aile mezarlığının korunması yükümlülüğü getirilebilir.
- Yedek Mirasçı Atama
Mirasbırakan, ilk olarak atadığı mirasçının herhangi bir nedenle mirası kazanamaması halinde onun yerine geçecek bir yedek mirasçı belirleyebilir. Böylece ilk mirasçının ölmesi, mirası reddetmesi veya mirasçı olamaması halinde mirasın kime geçeceği önceden belirlenmiş olur.
- Art Mirasçı Atama
Mirasbırakan, mirasın önce bir kişiye, daha sonra ise belirlediği başka bir kişiye geçmesini kararlaştırabilir. Bu durumda ilk hak sahibi ön mirasçı, daha sonra mirası devralacak kişi ise art mirasçı olarak adlandırılır.
Art mirasçı ataması özellikle aile malvarlığının belirli bir soy hattında korunmasının amaçlandığı durumlarda tercih edilmektedir.
6. Miras Sözleşmesinin Hüküm ve Sonuçları
Miras sözleşmesi, taraflar arasında sözleşmenin kurulmasıyla birlikte hukuken varlık kazanmakla birlikte, ölüme bağlı tasarruf niteliği taşıması nedeniyle hüküm ve sonuçlarını kural olarak mirasbırakanın ölümü ile doğurur. Miras sözleşmesinin kurulması, taraflar bakımından bazı hukuki sonuçlar meydana getirirken, sözleşmede öngörülen mirasçılık ve kazandırmalar ise ancak mirasın açılmasıyla birlikte uygulama alanı bulur.
6.1. Mirasbırakanın Ölümü ile Hüküm Doğurması
Miras sözleşmesi, düzenlendiği tarihte kurulmuş olmakla birlikte, içerdiği ölüme bağlı tasarruflar mirasbırakanın ölümü ile hüküm ve sonuç doğurur. Başka bir ifadeyle sözleşme yapılmış olsa dahi mirasçı atanan kişi veya lehine belirli mal bırakılan kişi, mirasbırakanın sağlığında herhangi bir miras hakkı elde etmez.
Mirasbırakanın ölümü ile birlikte tereke açılır ve miras sözleşmesinde öngörülen tasarruflar uygulanabilir hale gelir. Bu nedenle miras sözleşmesi, sağlar arası bir kazandırma değil, ölüm sonrası sonuç doğuran bir hukuki işlemdir.
6.2. Mirasbırakan Bakımından Sonuçları
Miras sözleşmesi, mirasbırakan bakımından belirli ölçüde bağlayıcılık doğurur. Vasiyetnameden farklı olarak mirasbırakan, yaptığı miras sözleşmesinden kural olarak tek taraflı olarak dönemez veya sözleşmeyi ortadan kaldıramaz.
Bununla birlikte mirasbırakan, sözleşmenin konusu olan malvarlığı üzerinde sağlığında tasarrufta bulunmaya devam edebilir. Örneğin miras sözleşmesi ile bırakılan bir taşınmazın daha sonra satılması veya devredilmesi mümkündür. Ancak bu tasarrufların dürüstlük kuralına aykırı şekilde sözleşmenin amacını ortadan kaldıracak nitelikte olması halinde çeşitli hukuki uyuşmazlıklar ortaya çıkabilir.
Ayrıca kanunda öngörülen bazı istisnai durumlarda mirasbırakanın miras sözleşmesinden dönme hakkı da bulunmaktadır.
6.3. Mirasçı veya Hak Sahibi Bakımından Sonuçları
Miras sözleşmesi ile mirasçı atanan veya lehine belirli mal bırakılan kişi, mirasbırakanın ölümü ile birlikte sözleşmeden doğan haklarını ileri sürebilir.
Atanmış mirasçı, mirasın açılmasıyla birlikte mirasçılık sıfatını kazanırken; belirli mal vasiyeti alacaklısı ise vasiyet konusu malın kendisine devrini talep etme hakkına sahip olur.
Bununla birlikte miras sözleşmesinden doğan hakların kullanılabilmesi için sözleşmenin geçerli olması ve tasarrufun sonradan ortadan kaldırılmamış olması gerekir.
6.4. Saklı Pay Kuralları ile İlişkisi
Miras sözleşmesi, mirasbırakana geniş bir tasarruf serbestisi tanımakla birlikte bu serbesti sınırsız değildir. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen saklı pay kuralları, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü sınırlandırmaktadır.
Bu nedenle mirasbırakan, miras sözleşmesi ile terekenin tamamını dilediği kişilere bırakamaz. Altsoy, sağ kalan eş ve bazı durumlarda anne ve baba gibi saklı paylı mirasçıların kanunen korunan payları saklıdır.
Miras sözleşmesi ile yapılan tasarruflar, saklı paylı mirasçıların haklarını ihlal ettiği ölçüde tenkis yaptırımına tabi olabilir.
6.5. Tenkis Davasına Etkisi
Miras sözleşmesi ile yapılan kazandırmaların saklı paylı mirasçıların haklarını ihlal etmesi halinde, saklı pay sahibi mirasçılar tenkis davası açabilirler.
Tenkis davası sonucunda mahkeme, saklı payı ihlal eden tasarrufların kanuni sınıra çekilmesine karar verebilir. Bu durum miras sözleşmesi ile yapılan mirasçı atamaları bakımından söz konusu olabileceği gibi belirli mal vasiyetleri bakımından da gündeme gelebilir.
Bu nedenle miras sözleşmesi hazırlanırken saklı pay kurallarının dikkate alınması büyük önem taşımaktadır. Aksi halde mirasbırakanın ölümünden sonra yapılan tasarrufların önemli bir kısmı tenkis davası yoluyla etkisiz hale gelebilecektir.
7. Miras Sözleşmesi Nasıl Sona Erer?
Miras sözleşmesi, vasiyetnameden farklı olarak iki taraflı bir hukuki işlem olduğundan kural olarak tek taraflı irade açıklamasıyla ortadan kaldırılamaz. Bununla birlikte kanun koyucu bazı durumlarda tarafların anlaşmasıyla veya belirli sebeplerin varlığı halinde miras sözleşmesinin sona ermesine imkan tanımıştır.
Miras sözleşmesinin sona ermesi ile birlikte sözleşmeden doğan hak ve yükümlülükler ortadan kalkar. Ancak sona ermenin şekli ve hukuki sonuçları, sona erme sebebine göre farklılık gösterebilir.
7.1. Tarafların Anlaşması ile Sona Erme
Türk Medeni Kanunu’nun 546. maddesi uyarınca taraflar, aralarında yapacakları yazılı bir sözleşme ile miras sözleşmesini her zaman ortadan kaldırabilirler.
Kanun, sona erme anlaşmasının resmi şekilde yapılmasını zorunlu tutmamıştır. Bu nedenle miras sözleşmesini sona erdiren anlaşmanın adi yazılı şekilde yapılması yeterlidir.
Tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile miras sözleşmesi geçmişe etkili olmaksızın sona erer ve sözleşmeden doğan haklar ortadan kalkar.
7.2. Kanunda Öngörülen Sona Erme Halleri
Kanun koyucu bazı özel durumlarda miras sözleşmesinin kendiliğinden veya belirli hukuki olayların gerçekleşmesiyle sona erebileceğini kabul etmiştir.
Örneğin miras sözleşmesi ile lehine tasarrufta bulunulan kişinin mirasbırakandan önce ölmesi halinde, sözleşmenin içeriğine ve tasarrufun niteliğine göre sözleşmenin uygulanması imkânsız hale gelebilir. Benzer şekilde sözleşmenin konusunun ortadan kalkması veya ifasının hukuken imkânsız hale gelmesi de bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesine yol açabilir.
7.3. Miras Sözleşmesinden Dönme
Miras sözleşmesi kural olarak tek taraflı olarak ortadan kaldırılamasa da kanun bazı durumlarda taraflara dönme hakkı tanımıştır.
Türk Medeni Kanunu’nun 547. maddesi uyarınca mirasbırakan, lehine tasarrufta bulunulan kişinin kendisine veya yakınlarından birine karşı mirastan çıkarma sebebi oluşturan bir davranışta bulunması halinde, miras sözleşmesinden tek taraflı olarak dönebilir.
Ayrıca ivazlı miras sözleşmelerinde karşı tarafın üstlendiği edimi yerine getirmemesi veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde de genel sözleşme hukuku ilkeleri çerçevesinde dönme hakkı gündeme gelebilir.
8. Miras Sözleşmesinin İptali
Miras sözleşmesinin kanunda öngörülen şekil ve ehliyet şartlarına aykırı olarak yapılması veya taraf iradelerinin hukuka uygun şekilde oluşmaması halinde iptali gündeme gelebilir. Ancak miras sözleşmesi, hukuka aykırı şekilde yapılmış olsa dahi kendiliğinden hükümsüz hale gelmez. Bu nedenle sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülebilmesi için kural olarak ilgililer tarafından iptal davası açılması gerekir.
Miras sözleşmesinin iptaline ilişkin hükümler Türk Medeni Kanunu’nun 557 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
8.1. İptal Sebepleri
Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesine göre aşağıdaki hallerde miras sözleşmesinin iptali istenebilir:
- Tasarrufun yapıldığı sırada mirasbırakanın tasarruf ehliyetine sahip olmaması,
- Tasarrufun hata, hile, korkutma veya zorlama sonucu yapılmış olması,
- Tasarrufun içeriğinin, bağlandığı koşulların veya yüklemelerin hukuka ya da ahlaka aykırı olması,
- Tasarrufun kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmaksızın yapılmış olması.
Bu sebeplerin varlığı halinde menfaati bulunan kişiler miras sözleşmesinin iptalini talep edebilir.
8.2. İptal Davasını Kimler Açabilir?
Miras sözleşmesinin iptalini, sözleşmenin iptal edilmesinde hukuki yararı bulunan kişiler talep edebilir. Bunlar arasında;
- Yasal mirasçılar,
- Atanmış mirasçılar,
- Vasiyet alacaklıları,
- Saklı paylı mirasçılar,
- Sonraki tarihli ölüme bağlı tasarruftan hak kazanan kişiler
yer alabilir. İptal davası, miras sözleşmesinin geçersizliğinden menfaati etkilenen herkes tarafından açılabilir.
8.3. İptal Davasında Süreler
Türk Medeni Kanunu’nun 559. maddesi uyarınca iptal davası, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.
Her halde bu dava;
- Davalının iyi niyetli olması halinde tasarrufun açılmasından itibaren on yıl,
- Davalının kötü niyetli olması halinde ise tasarrufun açılmasından itibaren yirmi yıl
geçmekle düşer. Bu süreler hak düşürücü nitelikte olup mahkeme tarafından resen dikkate alınır. Bu nedenle iptal sebebinin öğrenilmesinden sonra dava açılması konusunda gecikmemek büyük önem taşımaktadır.

