İhtiyaç kredisi, taşıt kredisi, konut kredisi ya da bir mağazada taksitle alışverişi finanse eden kredi. Hepsinde bankanın hazırladığı uzun bir sözleşme imzalanır ve tüketici çoğu zaman yalnızca aylık taksit tutarına bakar. Oysa kanun, bu sözleşmelerin her aşamasında tüketiciye somut haklar tanır: imzadan önce bilgilendirilme, 14 gün içinde cayma, erken ödemede faiz indirimi, temerrüt halinde ek süre ve satılan mal teslim edilmezse bankaya da başvurabilme.
Bu yazıda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) 22-38. maddeleri, Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği ve konut finansmanına ilişkin düzenlemeler çerçevesinde tüketici kredisi sözleşmesini adım adım ele alıyoruz: ön bilgilendirme ve sözleşmenin içeriği, cayma hakkı, dosya masrafı dahil ücretler, erken ödeme, temerrüt ve muacceliyet, gecikme faizi, kefalet, bağlı kredi, icra takibine itiraz ve borcun yapılandırılması.
- Krediden vazgeçebilir miyim?
- Tüketici kredisinde 14 gün içinde gerekçe göstermeden cayabilirsiniz. Kullandığınız anaparayı ve işleyen faizi cayma bildiriminden sonraki 30 gün içinde ödersiniz.
- Banka borcun tamamını ne zaman isteyebilir?
- Birbirini izleyen en az iki taksidi ödemediyseniz ve size en az 30 gün süre veren yazılı bir uyarı yapıldıysa.
- Gecikme faizi ne kadar olabilir?
- Sözleşmedeki akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçemez ve yalnızca geciken anapara üzerinden işletilir.
- Mal teslim edilmezse banka sorumlu mu?
- Kredi bağlı kredi ise evet. Banka, satıcıyla birlikte, kullandırdığı kredi tutarıyla sınırlı ve bir yıllık süre içinde müteselsilen sorumludur.
Tüketici kredisi nedir, hangi kurallar uygulanır?
TKHK m. 22’ye göre tüketici kredisi sözleşmesi, kredi verenin tüketiciye faiz veya benzeri bir menfaat karşılığında ödemenin ertelenmesi, ödünç veya benzeri bir finansman yoluyla kredi verdiği ya da vermeyi taahhüt ettiği sözleşmedir. İhtiyaç ve taşıt kredileri, kredili mevduat hesabı ve finansman şirketlerinin kredileri bu kapsamdadır. Kredi kartıyla yapılan harcamanın faiz karşılığı üç aydan uzun süre ertelenmesi veya taksitlendirilmesi de tüketici kredisi sayılır; kartın kendisine ilişkin ayrıntılar için kredi kartı işlemlerine itiraz ve bankanın sorumluluğu yazımıza bakabilirsiniz.
Konut edinmek amacıyla kullanılan krediler, konut teminatlı krediler ve bunların yeniden finansmanı ise konut finansmanı sözleşmesi olarak TKHK m. 32-38’de ayrıca düzenlenmiştir. Bu yazıda iki türü birlikte anlatıyor, farklılıkları ayrıca belirtiyoruz.
Uygulanan başlıca düzenlemeler şunlardır:
- TKHK m. 22-31: Tüketici kredisinin tanımı, ön bilgilendirme, cayma, faiz, erken ödeme, temerrüt, kredi bağlantılı sigorta ve bağlı kredi.
- TKHK m. 32-38: Konut finansmanı sözleşmeleri.
- Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği ve Konut Finansmanı Sözleşmeleri Yönetmeliği: Bilgi formları, sözleşmenin zorunlu içeriği, erken ödeme hesaplaması, gecikme faizi ve kredinin devri gibi ayrıntılar.
- TCMB ücret düzenlemesi: TKHK m. 4/3 uyarınca bankalar ve finansal kuruluşlar faiz dışında hangi ücretleri ne kadar alabileceklerini TCMB düzenlemesine göre belirler.
Tüketici kredisi sözleşmesi yazılı olarak veya mesafeli iletişim araçlarıyla kurulmadıkça geçerli değildir. Kredi veren, bu şekle uymadığı için sözleşmenin geçersizliğini sonradan tüketici aleyhine ileri süremez.
Ön bilgilendirme ve sözleşmenin içeriği
Kredi veren, sözleşme kurulmadan makul bir süre önce tüketiciye kredinin koşullarını gösteren sözleşme öncesi bilgi formunu vermek zorundadır (TKHK m. 23). Form en az 12 punto, açık ve anlaşılır olmalı, bir örneği kağıt üzerinde ya da kalıcı veri saklayıcısıyla verilmelidir. Bu form sayesinde farklı bankaların teklifleri karşılaştırılabilir. Kredi talebi reddedilirse tüketici bu durumdan derhal ve ücretsiz olarak bilgilendirilir.
Sözleşmede en az şu bilgiler yer almalıdır: kredinin türü, tarafların bilgileri, süre, toplam kredi tutarı, akdi faiz oranı, efektif yıllık faiz oranı, toplam geri ödeme tutarı, ödeme planı, alınacak ücret ve masraflar, cayma hakkı, gecikme faizi ve temerrüdün sonuçları, teminatlar ve bileşik faiz yasağı. Her türlü ücret ve masraf bilgisi sözleşmenin eki olarak ayrıca yazılı verilmelidir (TKHK m. 4/4).
Akdi faiz oranı, efektif yıllık faiz oranı veya toplam maliyet sözleşmede gösterilmemişse kredi faizsiz kullandırılmış sayılır (TKHK m. 25). Efektif yıllık faiz olduğundan düşük gösterilmişse, akdi faiz bu düşük oranla uyumlu olacak şekilde yeniden belirlenir ve ödeme planı buna göre düzenlenir.
Belirli süreli kredilerde faiz oranı sabittir ve sözleşme süresince tüketici aleyhine değiştirilemez. Belirsiz süreli kredilerde, örneğin kredili mevduat hesabında, faiz artırılacaksa en az 30 gün önceden yazılı bildirim yapılır; tüketici bildirimden itibaren 60 gün içinde borcunu kapatıp krediyi kullanmayı bırakırsa artıştan etkilenmez (TKHK m. 26). Konut finansmanında faiz sabit veya değişken belirlenebilir; sabit faiz tarafların rızası dışında değiştirilemez.
14 günlük cayma hakkı
Tüketici, tüketici kredisi sözleşmesinden 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin cayabilir (TKHK m. 24). Cayma bildiriminin süre içinde kredi verene ulaştırılması yeterlidir. Kredinin tamamı bu süre içinde erken ödenirse ayrıca bildirim yapılmasına gerek kalmaz.
Kredi kullanılmışsa tüketici, cayma bildiriminden sonra en geç 30 gün içinde anaparayı ve kullanım tarihinden geri ödeme tarihine kadar akdi faiz oranıyla hesaplanan faizi öder. Bu sürede ödeme yapılmazsa cayma hakkı kullanılmamış sayılır. Kredi veren, faiz ile kamu kurumlarına veya üçüncü kişilere ödenen masraflar dışında bir bedel isteyemez; fazla alınan ücretler iade edilir.
Kanun, konut finansmanı sözleşmeleri için ayrıca bir cayma hakkı öngörmemiştir. Bu nedenle konut kredisinde imzadan önceki bilgilendirme aşaması daha da önem kazanır.
Ücret ve masraflar: dosya masrafı ne olacak?
Kredi “dosya masrafı” uzun yıllar en çok dava konusu olan kalemlerden biriydi. Bugün tablo daha nettir: tüketici kredilerinde faiz dışında alınabilecek ücret türleri ve sınırları TCMB tarafından belirlenir (TKHK m. 4/3). Uygulamada kredi tahsis ücreti olarak adlandırılan bu kalem için kurallar şunlardır:
- Tahsis ücreti: Bireysel tüketici ve konut kredilerinde kullandırılan anaparanın binde beşini aşamaz.
- Üçüncü kişiye ödenen giderler: Ekspertiz, ipotek veya taşıt rehni tesisi gibi kalemlerde yalnızca üçüncü kişilere ya da kamu kurumlarına gerçekten ödenen tutar yansıtılabilir.
- Onay: Ücret, sözleşmede ve bilgi formunda yer almalı ve tüketicinin onayı alınmalıdır. Onayın alındığını ispat yükü bankadadır.
- Kredi hesabı: Belirli süreli kredi için açılan ve yalnızca kredi işlemlerinde kullanılan hesap için hiçbir ad altında ücret alınamaz (TKHK m. 31).
- Sigorta ve yan ürünler: Tüketicinin açık talebi olmadan kredi bağlantılı sigorta yaptırılamaz; banka sigortasız bir teklif de sunmak zorundadır ve tüketicinin seçtiği şirketin uygun poliçesini kabul eder. Kredi ile ilgisi olmayan bir ürünün satın alınması kredi şartı yapılamaz (TKHK m. 29).
Bu kurallara uygun, sözleşmede açıkça gösterilmiş ve onaylanmış bir tahsis ücreti kural olarak iade edilmez. Sınırı aşan, sözleşmede yer almayan, onayı gösterilemeyen ya da tahsis ücretine ek olarak “istihbarat ücreti” gibi başka adlarla alınan tutarlar ise geri istenebilir. Sözleşmedeki ücret kayıtlarının denetimi için tüketici sözleşmelerinde haksız şartlar yazımıza bakabilirsiniz.
Fazla alınan ücretin iadesi nasıl istenir?
- Dökümü isteyinÖnce bankadan, krediyle ilgili olarak sizden tahsil edilen tüm ücret ve masrafların ayrıntılı dökümünü yazılı olarak isteyin. Hangi kalemin hangi adla ve ne zaman alındığını görmeden talebin tutarını doğru belirleyemezsiniz.
- Yazılı iade talebinde bulununDökümdeki hangi kalemlerin neden iade edilmesi gerektiğini belirterek bankaya yazılı başvurun. Başvurunun tarihini ve içeriğini ispat edebilmek için noter, iadeli taahhütlü posta veya KEP gibi bir yol seçin.
- Hakem heyeti veya mahkemeBanka talebi reddeder ya da yanıt vermezse, tutar 2026 için 186.000 TL’nin altındaysa tüketici hakem heyetine başvurursunuz. Heyete kendi yerleşim yerinizde veya işlemin yapıldığı yerde, örneğin kredinin kullanıldığı şubenin bulunduğu yerde başvurabilirsiniz. Heyet kararı ilam niteliğindedir ve icraya konulabilir. Sınırın üzerindeki taleplerde arabuluculuktan sonra tüketici mahkemesinde dava açılır; dava bankanın bulunduğu yerde veya kendi yerleşim yerinizde açılabilir.
Ücret iadesi taleplerinde Yargıtay uygulamasında on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanmaktadır; bu süre içinde başlatılan icra takibi zamanaşımını keser ve süre yeniden işlemeye başlar. Bankanın tahsil ettiği her kalem iade konusu olmaz: sınırlar içinde kalan ve onaylanmış ücretler ile üçüncü kişilere gerçekten ödenmiş masraflar ayrılmadan açılan bir dava kısmen veya tamamen reddedilebilir. Reddedilen kısım için karşı tarafın vekalet ücretini ödemeniz gerekebileceğinden, talebi kalem kalem hesaplamak önemlidir.
Erken ödeme ve faiz indirimi
Tüketici, vadesi gelmemiş bir veya birden fazla taksidi ya da borcun tamamını erken ödeyebilir. Kredi veren, erken ödenen tutara ilişkin faiz ve diğer maliyet unsurlarında indirim yapmak zorundadır (TKHK m. 27). Yönetmeliğe göre kredinin tamamı kapatılırken kalan anapara ve varsa son taksit tarihinden ödeme gününe kadar işlemiş faiz tahsil edilir; ara ödemede ise kalan anapara üzerinden yeni bir ödeme planı oluşturulur. Tüketici kredisinde ayrıca erken ödeme tazminatı alınmaz.
Konut finansmanında durum farklıdır. Sabit faizli konut kredilerinde erken ödeme tazminatı istenebilir; bu tutar, kalan vadesi 36 ayı aşmayan kredilerde erken ödenen anaparanın yüzde birini, 36 ayı aşanlarda yüzde ikisini geçemez. Değişken faizli konut kredilerinde erken ödeme tazminatı alınamaz (TKHK m. 37).
| Konu | Tüketici kredisi | Konut finansmanı |
|---|---|---|
| Cayma hakkı | 14 gün, gerekçesiz | Kanunda öngörülmemiş |
| Faiz | Belirli süreli kredide sabit | Sabit veya değişken |
| Erken ödeme tazminatı | Alınmaz | Sabit faizde en fazla %1 (kalan vade 36 aya kadar) veya %2; değişken faizde alınmaz |
| Muacceliyet | Ardışık en az 2 taksit ve en az 30 gün süreli uyarı | Aynı koşullar |
| Bağlı kredide bankanın sorumluluğu | TKHK m. 30 | TKHK m. 35 |
Temerrüt, muacceliyet ve gecikme faizi
Taksit ödenmediğinde bankanın elindeki en ağır araç, kalan borcun tamamını bir anda istemektir. Buna muacceliyet denir. TKHK m. 28, bu hakkın kullanılmasını sıkı koşullara bağlar:
- Sözleşmede saklı tutulmuş olmalıMuacceliyet hakkı sözleşmede öngörülmüş olmalıdır.
- Kredi veren kendi edimini yerine getirmiş olmalıKredinin tamamı kullandırılmış olmalıdır.
- Birbirini izleyen en az iki taksit ödenmemiş olmalıTek bir taksidin gecikmesi ya da ardışık olmayan gecikmeler yeterli değildir.
- En az 30 gün süre verilmeliKredi veren, ödenmeyen tutarı ve süre içinde ödenmezse borcun tamamının muaccel olacağını belirterek tüketiciye en az 30 gün süre veren bir muacceliyet uyarısı yapmalıdır. Uyarının yapıldığını ispat yükü kredi verende olduğundan uygulamada uyarı noter, iadeli taahhütlü posta veya kalıcı veri saklayıcısıyla gönderilir.
Muaccel hale gelen taksitlerin hesabında, bu taksitlere düşen faiz, komisyon ve benzeri masraflar dikkate alınmaz. Yani banka borcun tamamını isterken gelecek dönemlerin faizini de talep edemez. Aynı koşullar konut finansmanında da geçerlidir (TKHK m. 34). Taksitli satışlarda ise satıcının muacceliyet hakkı, ödenmeyen taksitlerin satış bedelinin belirli bir oranına ulaşmasına da bağlıdır.
Gecikme faizi konusunda Yönetmelik iki önemli sınır getirir. Gecikme faizi oranı, sözleşmedeki akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçemez. Örneğin akdi faiz aylık yüzde 1 ise gecikme faizi en fazla aylık yüzde 1,30 olabilir. Kredi veren bu sınırı aşarsa, fazla tahsil ettiği tutarı ve bu tutara tahsil tarihinden size geri ödendiği tarihe kadar akdi faizin yüzde otuz fazlası oranında işleyecek faizi ödemek zorundadır. Gecikme faizi yalnızca geç ödenen tutar içindeki anapara üzerinden ve gecikilen gün sayısına göre hesaplanır; hesapta sizin ödemeyi yaptığınız tarih esas alınır. Bu faiz üzerinden doğan vergi ve benzeri yasal yükümlülükler ayrıca yansıtılabilir; bunların oranı zaman içinde değiştiğinden ekstredeki kalemleri ayrı ayrı kontrol edin. Bunlara ek olarak tüketici işlemlerinde, temerrüt hali dahil, bileşik faiz uygulanamaz (TKHK m. 4/7).
Faiz oranlarının bankalar arasında anlaşılarak belirlenmesi ayrıca tazminat sorumluluğu doğurabilir. Rekabet Kurulu’nun 08.03.2013 tarihli, 13-13/198-100 sayılı kararında, on iki bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı faiz ve ücretlerinde anlaşarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal ettiği tespit edilmiştir. Bu karara dayanan tazminat davalarında Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, Kurul kararına karşı açılan iptal davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini kabul etmiştir (25.09.2019 tarihli, 2019/1422 E., 2019/8836 K.). Kararda tespit edilen ihlal dönemi 2007-2011 yıllarını kapsadığından, bugün yeni bir talep için zamanaşımı ciddi bir engel oluşturur.
Ödenmeyen kredi, kredi kayıt sistemlerine de yansır ve ileride kredi kullanmayı zorlaştırır. Bu nedenle ödeme güçlüğü ortaya çıktığında muacceliyet uyarısı gelmeden bankayla iletişime geçmek çoğu zaman en az maliyetli yoldur.
Kefalet ve diğer teminatlar
Bankalar tüketici kredilerinde sıklıkla kefil, ipotek, taşıt rehni veya maaş hesabı üzerinde rehin talep eder. TKHK m. 4/6, kefiller için önemli bir koruma getirir: tüketicinin edimleri için alınan şahsi teminatlar, sözleşmede adı ne olursa olsun adi kefalet sayılır. “Müteselsil kefil” olarak imza atılmış olması bu sonucu değiştirmez.
- Adi kefaletin anlamı: Alacaklı, kural olarak önce asıl borçluya başvurmalıdır. Kefile, ancak kanunda sayılan hallerde, örneğin asıl borçlu hakkında kesin aciz belgesi alınmışsa veya borçlu iflas etmişse başvurabilir (TBK m. 585). Alacak rehinle de güvence altındaysa önce rehnin paraya çevrilmesi gerekir.
- Şekil şartı: Kefalet yazılı yapılmalı; kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihi kefilin kendi el yazısıyla belirtilmelidir (TBK m. 583). Evli kefil için kural olarak eşin yazılı rızası gerekir (TBK m. 584).
- Bilgilendirme: Asıl borçlunun ödemelerinde kanunda öngörülen süreyi aşan bir gecikme olursa alacaklı bunu kefile bildirmek zorundadır; bildirmezse kefilin bu yüzden uğradığı zarar oranında haklarını kaybeder (TBK m. 594).
- Muacceliyet kefile de bildirilmeli: Borcun tamamının muaccel olması 30 gün süre veren bir uyarıya bağlı olduğundan, bu süre kefil bakımından ancak uyarının kefile yapıldığı tarihten işlemeye başlar (TBK m. 590). Uyarı yalnızca asıl borçluya gönderilmişse kefil, borcun tamamı için işletilen temerrüt faizinden ve gecikmeden doğan zararlardan sorumlu tutulmamalıdır. Ticari işlerde kefile borcun ödenmediği ihbar edilmedikçe temerrüt faizi yürütülemeyeceğini düzenleyen TTK m. 7 de bu sonucu destekler.
İpotek ve rehin gibi ayni teminatlarda banka, alacağını öncelikle bu teminatı paraya çevirerek tahsil eder. Konut finansmanında finansal kiralama yöntemi kullanılmışsa, sözleşmenin feshi halinde konut satışa çıkarılır; satış bedeli kalan borcu aşarsa fark tüketiciye ödenir.
Bağlı kredi: satıcı ile bankanın birlikte sorumluluğu
Bir mağazada mobilya alırken, bir galeriden araç satın alırken ya da bir projeden konut alırken krediyi çoğu zaman satıcının anlaşmalı olduğu banka verir. Satıcı malı teslim etmezse veya mal ayıplı çıkarsa tüketici, krediyi ödemeye devam etmek zorunda kalırken satıcıdan alacağını tahsil edemeyebilir. Kredi tutarı satıcıya peşin ödendiği için tüketici, ödemeyi durdurarak kendini koruyamaz; malın hiç teslim edilmemesi, eksik veya ayıplı teslim ve satıcının iflası doğrudan tüketicinin riskine dönüşür. Kanun bu riski bağlı kredi kurumuyla bankaya da paylaştırır.
Bağlı kredi ne zaman vardır?
TKHK m. 30’a göre bağlı kredi, münhasıran belirli bir mal veya hizmetin tedarikine ilişkin sözleşmenin finansmanı için verilen ve iki sözleşmenin objektif açıdan ekonomik bir birlik oluşturduğu kredidir. Ekonomik birlik, aşağıdaki durumlardan en az birinin varlığında kabul edilir:
Yargıtay uygulamasında bağlı kredi; tüketici, satıcı ve kredi veren arasında kurulan, en az iki hukuken bağımsız sözleşmeden oluşan ve çoğu zaman satıcı ile kredi veren arasındaki bir çerçeve anlaşmaya dayanan üç taraflı bir ilişki olarak tanımlanır.
Bankanın sorumluluğu ve sınırları
Mal veya hizmet hiç ya da gereği gibi teslim edilmezse tüketici, satıcıya karşı sözleşmeden dönme veya bedelden indirim hakkını kullanabilir. Bu hakların kullanılmasında satıcı ile kredi veren müteselsilen sorumludur. Bedelden indirim halinde kredi tutarı da aynı oranda düşer ve ödeme planı yeniden düzenlenir. Dönme halinde, o tarihe kadar yapılan ödemelerin iadesinden satıcı ve kredi veren birlikte sorumlu olur.
Bankanın sorumluluğu iki yönden sınırlıdır:
- Süre: Malın teslim tarihinden, mal hiç teslim edilmemişse sözleşmede belirtilen teslim tarihinden itibaren bir yıl.
- Tutar: Kullandırılan kredi miktarı. Peşinat olarak satıcıya doğrudan ödenen kısım için banka sorumlu tutulamaz.
Bu sınırlar içinde bankanın sorumluluğu yalnızca dönme ve bedel indirimiyle sınırlı tutulmamaktadır. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 03.04.2017 tarihli, 2015/17885 E., 2017/3902 K. sayılı kararında banka, bağlı kredi nedeniyle konuttaki eksik işlerin bedelinden sorumlu tutulmuş, kira kaybından ise sorumlu tutulmamıştır. Bankanın hangi kalemlerden sorumlu olacağı bu nedenle somut talebe göre değerlendirilir.
Tüketici satış sözleşmesinden cayar ve bu bildirimi cayma süresi içinde kredi verene de yaparsa, bağlı kredi sözleşmesi de tazminat veya cezai şart ödenmeksizin sona erer (m. 30/3).
Konut kredilerinde bağlı kredi
Konut finansmanında aynı koruma TKHK m. 35 ile düzenlenmiştir: konut teslim edilmez veya gereği gibi teslim edilmezse satıcı ile kredi veren, kullandırılan kredi tutarıyla ve bir yıllık süreyle sınırlı olarak müteselsilen sorumludur. Kredinin başka bir kuruluşa devredilmesi kredi verenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
23.01.2025 tarihli, 2024/705 E., 2025/511 K. sayılı kararda, inşaatı durmuş bir projeden konut alan ve bakiye bedeli müteahhidin anlaşmalı bankasından kredi kullanarak ödeyen tüketicinin davası incelenmiştir. İlk derece mahkemesi, teslim tarihinden sonra bir yıl içinde bankaya başvurulmadığı gerekçesiyle bankayı sorumlu tutmamıştır. Bölge adliye mahkemesi ise krediyi bağlı kredi sayarak bankayı müteahhitle birlikte sorumlu tutmuş; Yargıtay da bu sonucu onamış, yalnızca bankanın yargılama gideri ve vekalet ücretindeki sorumluluğunu kullandırılan kredi tutarına göre sınırlamıştır.
Bankalar bu davalarda genellikle kredinin genel amaçlı bir konut kredisi olduğunu ve satıcıyla aralarında tedarik ilişkisi bulunmadığını, bir yıllık sürenin geçtiğini, tüketicinin dönme hakkını usulüne uygun kullanmadığını ileri sürer. Bu nedenle kredi sözleşmesinde konutun ve satıcının adının geçip geçmediği, kredinin satıcının ofisinde veya yönlendirmesiyle kullanılıp kullanılmadığı, kredinin doğrudan satıcının hesabına ödenip ödenmediği gibi ayrıntılar belirleyici olur. Müteahhide karşı haklar ve konut davalarındaki bağlı kredi uygulaması için müteahhide karşı tüketicinin hakları yazımıza bakabilirsiniz.
İcra takibi ve itiraz
Muacceliyet koşulları gerçekleşip borç ödenmezse banka icra takibine başlar. İpotek veya rehinle güvence altına alınmış kredilerde takip çoğunlukla rehnin paraya çevrilmesi yoluyla, diğerlerinde ilamsız takip yoluyla yapılır.
- İtiraz süresi: İlamsız takipte ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte itiraz sebepleri ve itirazın yapılacağı yer farklıdır; ödeme emrindeki açıklamalar dikkatle okunmalıdır.
- Neye itiraz edilir? Muacceliyet koşullarının oluşmaması, 30 günlük uyarının yapılmamış olması, gecikme faizinin yüzde otuz sınırını aşması, bileşik faiz uygulanması, muaccel taksitlere gelecek dönem faizinin eklenmesi ve sözleşmede yer almayan masraflar en sık itiraz sebepleridir.
- Yetki: Yetki sözleşmesi yalnızca tacirler ve kamu tüzel kişileri arasında geçerli olduğundan (HMK m. 17), kredi sözleşmesindeki “İstanbul icra daireleri yetkilidir” türünden bir kayıt tüketiciyi bağlamaz. Yetki itirazı, ödeme emrine itirazla birlikte yapılmalıdır.
- Bankanın yolları: Banka itirazın kaldırılmasını veya iptalini isteyebilir. Haksız itiraz eden borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir; bu nedenle itirazın gerekçeli ve belgeye dayalı olması önemlidir.
Takipten önce veya sonra, borcun bulunmadığını ya da daha az olduğunu ileri süren tüketici menfi tespit davası açabilir. Tüketici mahkemesinde açılacak bu tür davalarda arabulucuya başvurmak dava şartıdır; ayrıntılar için tüketici davalarında zorunlu arabuluculuk yazımıza bakabilirsiniz. Kredi borcu için verilmiş senetler varsa, bunların geçerliliği ayrıca incelenmelidir; bu konu tüketici senetlerinin geçerliliği ve iadesi yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Borcun yapılandırılması
Ödeme güçlüğüne düşen tüketici için yapılandırma, temerrüdün ağır sonuçlarından kaçınmanın yaygın yoludur. Kanun, bankaya yapılandırma yapma yükümlülüğü getirmez; ancak bankalar uygulamada vade uzatımı, taksit erteleme veya birden fazla borcun tek krediye dönüştürülmesi gibi seçenekler sunar. Bankacılık düzenlemeleri de zaman zaman bu imkanı genişletir.
Yapılandırma yeni bir sözleşme anlamına geldiğinden, ön bilgilendirme ve sözleşme içeriğine ilişkin kurallar burada da uygulanır. Yönetmelik, temerrüde düşmüş tüketiciyle ödemenin ertelenmesi veya borcun yeniden yapılandırılması için yapılan sözleşmelerde fesih usul ve şartlarının da gösterilmesini ister. Yapılandırma teklifini değerlendirirken toplam geri ödeme tutarına, yeni faiz oranına, kefillerin durumuna ve önceki teminatların devam edip etmediğine bakılmalıdır. Kefilin sorumluluğunu ağırlaştıran bir değişiklik, kefilin ayrıca yazılı onayı olmadan kefile karşı ileri sürülemez.
Başvuru yollarının genel haritası ve tüketici mahkemesinde dava süreci için tüketicinin hakları ve başvuru yolları rehberimize bakabilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
- Sözleşme öncesi bilgi formunu ve ücret ekini almadan, yalnızca aylık taksite bakarak imza atmak.
- 14 günlük cayma süresini kaçırmak ya da cayma bildiriminden sonra 30 gün içinde anaparayı ödememek.
- Erken kapamada faiz indirimini kontrol etmemek; konut kredisinde erken ödeme tazminatı sınırını bilmemek.
- Muacceliyet uyarısını görmezden gelmek ve 30 günlük süreyi değerlendirmemek.
- Satıcı malı teslim etmediğinde yalnızca satıcıyla uğraşıp bağlı kredi kapsamında bankaya bir yıl içinde başvurmamak.
- “Müteselsil kefil” yazısı nedeniyle kefilin her durumda doğrudan takip edilebileceğini düşünmek.
Sık sorulan sorular
Kullandığım ihtiyaç kredisinden vazgeçebilir miyim?
Evet. Sözleşmenin kurulmasından itibaren 14 gün içinde gerekçe göstermeden cayabilirsiniz. Krediyi kullandıysanız cayma bildiriminden sonraki 30 gün içinde anaparayı ve bu süre için işleyen akdi faizi ödersiniz. Bunun dışında yalnızca kamu kurumlarına veya üçüncü kişilere ödenen masraflar istenebilir.
Bir taksidi geciktirdim. Banka borcun tamamını isteyebilir mi?
Hayır. Bunun için birbirini izleyen en az iki taksidin ödenmemiş olması ve bankanın size en az 30 gün süre veren bir muacceliyet uyarısı yapması gerekir. Tek taksidin gecikmesinde banka yalnızca o taksidi ve gecikme faizini isteyebilir.
Kredi için ödediğim dosya masrafını geri alabilir miyim?
Sözleşmede gösterilmiş, onaylanmış ve TCMB’nin belirlediği sınır içinde kalan tahsis ücreti kural olarak iade edilmez. Bireysel kredide anaparanın binde beşini aşan, sözleşmede yer almayan veya başka adlarla ayrıca tahsil edilen ücretler için iade talep edebilirsiniz.
Kredi kullanarak aldığım konut teslim edilmedi. Bankaya başvurabilir miyim?
Kredi bağlı kredi niteliğindeyse evet. Banka, müteahhitle birlikte, kullandırdığı kredi tutarıyla ve sözleşmedeki teslim tarihinden itibaren bir yılla sınırlı olarak sorumludur. Kredinin bağlı kredi sayılıp sayılmadığı sözleşmelere ve kredinin kullandırılma biçimine göre belirlenir.
Kefili olduğum kredi ödenmiyor. Banka doğrudan bana başvurabilir mi?
Tüketici kredilerinde alınan kefalet, sözleşmede müteselsil yazsa bile adi kefalet sayılır. Banka kural olarak önce asıl borçluya başvurmalı, size ancak kanunda sayılan hallerde, örneğin borçlu hakkında aciz belgesi alınmışsa başvurabilir.
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla