Deniz ticaretinde haklı olmak yetmez; hakkı zamanında ileri sürmek gerekir. Türk Ticaret Kanunu’nun Beşinci Kitabı, kara ticaretine göre çok daha kısa süreler öngörür: yük hasarında bir yıl, çatmada iki yıl, gemi alacaklısı hakkında bir yıl. Bu sürelerin bir kısmı zamanaşımı, bir kısmı hak düşürücü süredir ve ikisinin sonuçları birbirinden farklıdır.
Bu yazıda taşıma, navlun, çarter ve gemi kirası, çatma, kurtarma, müşterek avarya, gemi alacaklısı hakkı, sorumluluğun sınırlandırılması ve geminin ihtiyati haczinden sonraki süreleri tek tek ele alıyor, ihbar sürelerini ve sürelerin nasıl kesildiğini veya durduğunu açıklıyoruz. Yazının ortasındaki büyük özet tablo, bir dosyada ilk bakılacak başvuru listesi olarak hazırlandı.
- En sık karşılaşılan süre?
- Yük hasarı, kaybı ve gecikmesinde taşıyana karşı bir yıllık hak düşürücü süre; eşyanın teslim edildiği veya teslim edilmesi gereken günden başlar (TTK m. 1188).
- Sözleşme alacakları?
- Navlun, sürastarya, çarter ve gemi kirasından doğan alacaklar muaccel oldukları tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir (TTK m. 1246).
- Deniz kazaları?
- Çatmada iki yıl, kurtarma ücretinde iki yıl, müşterek avarya garame payında bir yıl.
- Süre nasıl korunur?
- Dava, icra takibi veya tahkim yoluyla yargı yoluna başvurarak. Dava şartı arabuluculukta başvurudan son tutanağa kadar süreler işlemez.
Zamanaşımı ile hak düşürücü süre arasındaki fark
Bir talebin süresinde ileri sürülüp sürülmediği sorulduğunda önce sürenin niteliği belirlenmelidir. Kanun bazen bunu açıkça yazar; TTK m. 1188’in kenar başlığı “hak düşürücü süre”, m. 1246, 1285 ve 1297’nin metni ise “zamanaşımı” ifadesini kullanır.
Deniz ticaretinde bu ayrımın iki önemli istisnası vardır. Birincisi, TTK m. 1188/4 bir yıllık hak düşürücü sürenin, dava sebebi doğduktan sonra yapılan bir anlaşmayla uzatılabileceğini açıkça kabul eder. Uygulamada taşıyan veya P&I kulübünden alınan “süre uzatımı” yazıları bu hükme dayanır. İkincisi, dava şartı olan arabuluculukta başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez (6325 sayılı Kanun m. 18/A).
Ayrıca TTK m. 1189, davacıyı oyalayarak sürenin geçmesine yol açan davalının bu süreye dayanamayacağını öngörür. Bu durumda süre, davacının oyalandığını öğrendiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. Hüküm dürüstlük kuralının deniz taşımasındaki somut bir uygulamasıdır; ancak oyalamanın ispatı davacıya düşer ve bu hükme güvenerek beklemek risklidir.
Yük taşımasında ihbar ve dava süreleri
Deniz yoluyla taşınan eşyanın zıya, hasar veya gecikmesi nedeniyle taşıyana karşı ileri sürülecek talepler, kısa ve birbirini izleyen sürelere bağlıdır. Taşıyanın sorumluluğu ve tazminatın hesabı yük hasarı, kayıp ve gecikme tazminatı yazımızın konusudur; burada yalnızca süreleri ele alıyoruz.
- Hasar ihbarıZıya veya hasar açıkça belliyse en geç teslim sırasında, açıkça belli değilse teslimden itibaren üç gün içinde taşıyana yazılı olarak bildirilmelidir. Bildirim yapılmazsa eşyanın sözleşmeye uygun teslim edildiği karine olarak kabul edilir; talep hakkı düşmez, ancak ispat yükü ağırlaşır (TTK m. 1185).
- Gecikme ihbarıGecikmeden doğan zararlar için bildirim, teslimden itibaren altmış gün içinde yapılmalıdır; bu bildirim yapılmazsa gecikme tazminatı istenemez (TTK m. 1185).
- Kayıp saymaEşya, teslim süresinin bitiminden itibaren aralıksız altmış gün içinde teslim edilmezse hak sahibi eşyayı kaybolmuş sayabilir (TTK m. 1178).
- Bir yıllık hak düşürücü süreTaşıyana karşı zıya, hasar ve gecikme talepleri, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmazsa düşer. Süre, eşyanın veya bir kısmının teslim edildiği, hiç teslim edilmemişse teslim edilmesi gereken günden başlar (TTK m. 1188/1-2).
- Rücu için ek süreSorumlu tutulan kişinin (örneğin akdi taşıyanın fiili taşıyana karşı) rücu davası, bir yıllık süre dolduktan sonra da açılabilir; ancak tazminatı ödediği veya aleyhine açılan davanın dilekçesini tebliğ aldığı tarihten itibaren doksan gün içinde açılmazsa bu hak da düşer (TTK m. 1188/3).
Kanunun gerekçesine göre “yargı yoluna başvuru” kavramı dava açmayı, karşı davayı, icra takibini, tahkime başvuruyu ve ceza davasına katılmayı kapsar. Yalnızca taşıyana ihtarname göndermek veya hasar tespiti yaptırmak süreyi korumaz.
Yük sigortacısı, tazminatı ödedikten sonra sigortalının haklarına halef olur ve taşıyana karşı onun yerine geçer. Halefiyet yeni bir süre başlatmaz: sigortacı da sigortalının tabi olduğu bir yıllık süreyle bağlıdır. Sigorta tazminatının geç ödendiği dosyalarda bu süre çoğu zaman sigortacının ödeme yapmasından önce dolmak üzeredir; süre uzatımı alınması veya yargı yoluna başvurulması erken planlanmalıdır.
Navlun, çarter ve gemi kirası alacakları
TTK m. 1246, m. 1188 hükmü saklı kalmak üzere, deniz ticareti sözleşmelerinden doğan alacakları bir yıllık zamanaşımına bağlar. Bu süre gemi kirası, zaman çarteri ve navlun sözleşmelerinden (yolculuk çarteri ve kırkambar sözleşmesi dahil) doğan alacaklar için uygulanır ve alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işler.
- Navlun alacağı: Navlunun ödenmesi gereken tarih, sözleşmeye göre belirlenir. “Navlun yüklemede ödenir” kaydı varsa süre bu tarihten, teslimde ödenecekse teslimden başlar. Ayrıntılar için navlun sözleşmesi yazımıza bakabilirsiniz.
- Sürastarya ücreti: Bekleme süresinin sona ermesiyle veya sözleşmede öngörülen hesap tarihinde muaccel olur; çoğu zaman navluna göre daha geç muaccel olduğundan süreleri ayrı ayrı izlemek gerekir.
- Zaman çarteri ücreti (hire): Genellikle on beş günlük veya aylık taksitlerle peşin ödenir. Her taksit için zamanaşımı ayrı işler; ilk taksitlerin süresi son taksitlerden önce dolar. Bkz. zaman çarteri sözleşmesi.
- Gemi kirası: Çıplak gemi kirasında da kira bedeli ve geminin iadesine ilişkin talepler bir yıllık zamanaşımına tabidir; geri verilen gemideki hasar talepleri için muacceliyet tarihi somut olaya göre belirlenir.
Bu kısa süre, kara ticaretindeki beş yıllık veya on yıllık genel sürelere alışkın tacirler için en sık sürpriz yaratan kuraldır. Çarter partilerde ayrıca sözleşmesel süreler de bulunabilir; örneğin yaygın formlarda sürastarya talebinin belgeleriyle birlikte belirli bir süre içinde bildirilmesi şartı yer alır. Bu tür sözleşmesel süreler kanuni zamanaşımına ek olarak işler ve tahkim yerinin hukukuna göre değerlendirilir.
Çatma, kurtarma ve müşterek avarya
Çatma
Çatmaya dayanan her türlü tazminat istemi, çatmanın meydana geldiği günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Birden fazla geminin kusuruyla oluşan çatmada fazla ödeme yapan donatanın diğerlerine karşı rücu hakkı ise ödemenin yapıldığı tarihten başlayarak bir yılda zamanaşımına uğrar (TTK m. 1297). Bu süreler 1910 tarihli Brüksel Çatma Sözleşmesi ile uyumludur. Kusur oranları ve sorumluluk için gemi kazalarında (çatma) hukuki sorumluluk yazımıza bakabilirsiniz.
Geminin başka bir gemiye çarpmadan, örneğin rıhtıma, iskeleye veya bir liman tesisine zarar vermesi halinde çatma hükümleri uygulanmaz; bu taleplerde genel haksız fiil hükümleri uygulanır ve zamanaşımı, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her halde fiilden itibaren on yıldır (TBK m. 72).
Kurtarma
Kurtarma ücreti ve özel tazminat talepleri, kurtarma faaliyetinin sona erdiği günden itibaren iki yıl içinde ileri sürülmelidir (TTK m. 1319). Bu düzenleme, Türkiye’nin taraf olduğu 1989 tarihli Uluslararası Kurtarma Sözleşmesiyle uyumludur. Sözleşme, talebin yöneltildiği kişinin süre içinde yapacağı bir beyanla sürenin uzatılabileceğini ve rücu davalarında ek süre tanınabileceğini de öngörür. Kurtarma ücretinin belirlenmesi denizde kurtarma yazımızın konusudur.
Müşterek avarya
Müşterek avarya garame payı alacakları bir yılda zamanaşımına uğrar; süre, geminin paylaştırmanın yapılacağı yere (kural olarak yolculuğun sona erdiği limana) vardığı tarihten itibaren işlemeye başlar (TTK m. 1285). Taraflar York-Anvers Kurallarını (2016) kararlaştırmışsa kurallar ayrıca kendi sürelerini öngörür: müşterek avarya talebinin dayanak belgeleriyle birlikte, ortak deniz serüveninin sona ermesinden itibaren on iki ay içinde dispeççiye bildirilmesi (Kural E) ve garame payı alacağının dispeçin düzenlenmesinden itibaren bir yıl, her halde serüvenin sona ermesinden itibaren altı yıl içinde dava edilmesi (Kural XXIII). Kurallar, uygulanacak emredici hukukla çatıştığı ölçüde uygulanmaz. Garame taahhütnamesi (average bond) ve garanti mektupları da süre bakımından ayrıca incelenmelidir. Ayrıntılar için müşterek avarya yazımıza bakabilirsiniz.
Gemi alacaklısı hakkı ve gemi ipoteği
TTK m. 1320’de sayılan alacaklar (gemi adamı alacakları, ölüm ve bedensel zararlar, kurtarma ücreti, liman, kanal ve kılavuzluk resimleri, geminin işletilmesinden doğan haksız fiil zararları ve müşterek avarya garame payları) gemi üzerinde kanuni rehin hakkı verir. Bu rehin hakkı, alacağın kendisinden çok daha kısa sürede sona erer.
- Kural: Gemi alacaklısı hakkı, alacağın doğumundan itibaren bir yıl içinde gemi ihtiyaten haczedilip cebri icra yoluyla satılmazsa sona erer (TTK m. 1326).
- Gemi adamı alacakları: Süre, gemi adamının gemiden ayrıldığı tarihten başlar.
- Durma ve kesilme: Alacaklının gemiyi ihtiyaten haczettirmesinin hukuken mümkün olmadığı süre hesaba katılmaz; bunun dışında süre durmaz ve kesilmez. Dava açmak veya icra takibi başlatmak tek başına rehin hakkını korumaz.
- Müşterek avarya garame payları: Kanun bu alacaklar için ayrıca daha kısa özel süreler öngörür; garame payına dayanarak gemiye başvurulacaksa bu süreler ayrıca kontrol edilmelidir.
Bu yapı, 1993 tarihli Gemi Alacakları ve İpotekleri Hakkında Milletlerarası Sözleşme ile büyük ölçüde paraleldir; ancak Türkiye bakımından bu Sözleşmeye katılım süreci tamamlanmamıştır ve uygulanacak kurallar TTK’dır. Alacağın kendisi (örneğin gemi adamının ücret alacağı) kendi zamanaşımı süresine tabi olmaya devam eder; bir yılın dolmasıyla yalnızca gemi üzerindeki rehin hakkı ve sıra önceliği kaybedilir. Hangi alacakların gemi alacaklısı hakkı verdiği ve sıralama için deniz alacakları ve gemi alacaklısı hakkı yazımıza bakabilirsiniz.
Gemi ipoteğinde durum farklıdır: ipotek sicilde kayıtlı kaldığı sürece alacağın zamanaşımına uğraması ipoteği düşürmez ve alacaklı ipotekli gemiden alacağını almaya devam edebilir. Tescil edilmemiş kanuni ipotekler ise alacaklının malike karşı istem hakkı zamanaşımına uğrayınca düşer. Ayrıntılar gemi ipoteğinin sona ermesi yazımızdadır.
Sorumluluğun sınırlandırılması ve ihtiyati haciz süreleri
Donatanın sorumluluğunu 1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Sorumluluğun Sınırlandırılması Sözleşmesi (LLMC) ve 1996 Protokolü çerçevesinde sınırlandırma hakkı (TTK m. 1328 vd.) bir zamanaşımı kuralı içermez. Sınırlama, alacaklının talebine karşı bir savunma olarak veya sınırlama fonu kurularak ileri sürülür; alacaklının talebi ise kendi zamanaşımı veya hak düşürücü süresine tabi kalır. Fonun kurulması, fona başvuracak alacaklıların taleplerini ileri sürme biçimini etkiler; bu yüzden fon kurulduğunda alacaklılar mahkemenin ilan ve başvuru sürelerini ayrıca izlemelidir.
Geminin ihtiyati haczinde ise süreler çok kısadır ve kaçırılmaları haczin kendiliğinden kalkmasına yol açar:
- Kararın icrası: İhtiyati haciz kararı, verildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki veya geminin bulunduğu yerdeki icra dairesinden istenmelidir; aksi halde karar kendiliğinden kalkar (TTK m. 1364).
- Esas hakkında takip veya dava: Dava açılmadan önce verilen ihtiyati haciz kararı uygulandıktan sonra alacaklı, haczin uygulanmasından (haciz yokluğunda yapılmışsa haciz tutanağının tebliğinden) itibaren yedi gün içinde takip başlatmalı veya dava açmalıdır (İİK m. 264).
- İtiraz: Borçlu ve ilgili üçüncü kişiler ihtiyati hacze, kanunda gösterilen yedi günlük süre içinde itiraz edebilir (İİK m. 265).
Esas uyuşmazlık yabancı mahkemede veya tahkimde görülecekse, bu yedi günlük sürenin nasıl uygulanacağı ve hangi işlemin yeterli sayılacağı tartışmalıdır. Türkiye’nin taraf olduğu ve Türkiye bakımından 11.12.2019’da yürürlüğe giren 1999 tarihli Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Milletlerarası Sözleşme, haczi veren mahkemenin esas hakkında yetkili olmadığı durumlarda alacaklıya yetkili mahkemede veya tahkimde dava açması için bir süre belirlenmesini öngörür. Usulün ayrıntıları için geminin ihtiyati haczi yazımıza bakabilirsiniz.
Büyük özet tablo
| Talep | Süre | Başlangıç | Nitelik | Dayanak |
|---|---|---|---|---|
| Açık hasar ihbarı | En geç teslimde | Teslim anı | İhbar; yapılmazsa karine | TTK m. 1185 |
| Gizli hasar ihbarı | 3 gün | Teslim | İhbar; yapılmazsa karine | TTK m. 1185 |
| Gecikme ihbarı | 60 gün | Teslim | Yapılmazsa gecikme tazminatı istenemez | TTK m. 1185 |
| Yük zıya, hasar, gecikme tazminatı | 1 yıl | Teslim veya teslim edilmesi gereken gün | Hak düşürücü; sonradan anlaşmayla uzatılabilir | TTK m. 1188 |
| Taşıyanın rücu davası | 90 gün | Ödeme veya dava dilekçesinin tebliği | Hak düşürücü | TTK m. 1188/3 |
| Navlun, sürastarya, çarter, gemi kirası alacakları | 1 yıl | Alacağın muacceliyeti | Zamanaşımı | TTK m. 1246 |
| Çatma tazminatı | 2 yıl | Çatma günü | Zamanaşımı | TTK m. 1297 |
| Çatmada donatanlar arası rücu | 1 yıl | Ödeme günü | Zamanaşımı | TTK m. 1297 |
| Rıhtım, liman tesisi gibi çatma dışı haksız fiil | 2 yıl / 10 yıl | Öğrenme / fiil | Zamanaşımı | TBK m. 72 |
| Kurtarma ücreti | 2 yıl | Kurtarmanın sona ermesi | Kanuni süre; beyanla uzatılabilir | TTK m. 1319; 1989 Sözleşmesi |
| Müşterek avarya garame payı | 1 yıl | Geminin paylaştırma yerine varışı | Zamanaşımı | TTK m. 1285 |
| Müşterek avarya bildirimi (YAR 2016) | 12 ay | Deniz serüveninin sona ermesi | Sözleşmesel | Kural E |
| Gemi alacaklısı hakkı (kanuni rehin) | 1 yıl | Alacağın doğumu; gemi adamında gemiden ayrılış | Hak sona erer; durmaz, kesilmez | TTK m. 1326 |
| İhtiyati haciz kararının icrası | 3 iş günü | Karar tarihi | Kaçırılırsa karar kalkar | TTK m. 1364 |
| Haciz sonrası takip veya dava | 7 gün | Haczin uygulanması veya tutanağın tebliği | Kaçırılırsa haciz kalkar | İİK m. 264 |
| Sorumluluğun sınırlandırılması | Ayrı süre yok | – | Talebin kendi süresi uygulanır | TTK m. 1328 vd.; LLMC |
Tablodaki süreler genel kurallardır. Uyuşmazlığa yabancı hukuk uygulanıyorsa veya esas hakkında yabancı mahkeme ya da tahkim yetkiliyse, o hukukun süreleri (örneğin Lahey-Visby Kurallarına tabi bir konişmentoda bir yıllık süre) ayrıca kontrol edilmelidir.
Sürelerin kesilmesi ve durması
Zamanaşımına tabi deniz ticareti alacaklarında kesilme ve durma, Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre belirlenir.
Kesilme
Zamanaşımı; borçlunun borcu ikrar etmesiyle (kısmi ödeme, faiz ödemesi, rehin veya kefil göstermesi gibi) ve alacaklının dava açması, def’i ileri sürmesi, icra takibi başlatması, iflas masasına başvurması veya hakem önünde dava açmasıyla kesilir (TBK m. 154). Yargılama sürerken tarafların her yargılama işlemi ve hakimin her kararıyla zamanaşımı yeniden işlemeye başlar (TBK m. 156). Kesilmeyle birlikte yeni bir süre başlar; alacak bir senede bağlanmış veya mahkeme kararıyla belirlenmişse yeni süre on yıldır (TBK m. 157).
Durma
TBK m. 153, zamanaşımının işlemediği halleri sayar. Bunlardan deniz ticareti bakımından en önemlisi, alacağın bir Türk mahkemesinde ileri sürülmesi olanağı bulunmadığı sürece zamanaşımının işlemeyeceğidir. Bunun yanında dava şartı arabuluculukta başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez.
Yetkisiz veya görevsiz mahkemede açılan dava
Dava, mahkemenin yetkisizliği veya görevsizliği ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık nedeniyle reddedilmiş ve bu arada zamanaşımı dolmuşsa, alacaklıya altmış günlük ek süre tanınır (TBK m. 158). Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra iki hafta içinde dosyanın gönderilmesi talep edilirse dava ilk açıldığı tarihte açılmış sayılır (HMK m. 20). Deniz ticareti davalarında görevli mahkeme meselesi sık tartışıldığından bu iki kural önemlidir; konu görevli ve yetkili mahkeme yazımızda ayrıca ele alınmıştır.
Hak düşürücü sürelerde kesilme kuralları işlemez. TTK m. 1188’deki bir yıllık süre ihtarname, hasar tespiti veya yazışmayla korunamaz. Süreyi korumanın yolları yargı yoluna başvurmak, dava şartı arabuluculuğa başvurmak ya da karşı taraftan yazılı süre uzatımı almaktır.
Sık yapılan hatalar
- Navlun veya kira alacağı için genel beş yıllık sürenin uygulanacağını düşünüp bir yıllık zamanaşımını kaçırmak.
- Zaman çarterinde her taksitin ayrı muaccel olduğunu gözden kaçırmak.
- Yük hasarında ihtarname göndererek bir yıllık hak düşürücü sürenin korunduğunu sanmak.
- Süre uzatımını sözlü ya da e-postada belirsiz ifadelerle almak; uzatımın kimi bağladığını (taşıyan, donatan, P&I kulübü) netleştirmemek.
- Gemi alacaklısı hakkının, alacak için dava açmakla korunacağını düşünmek; gemiyi bir yıl içinde haczettirmemek.
- İhtiyati haciz kararını üç iş günü içinde icraya koymamak veya haczin ardından yedi gün içinde takip ya da dava açmamak.
- Müşterek avaryada TTK’daki bir yıllık süre ile York-Anvers Kurallarındaki bildirim ve dava sürelerini birlikte izlememek.
Sık sorulan sorular
Yük hasarı için taşıyana ne kadar sürede dava açmalıyım?
Eşyanın teslim edildiği veya teslim edilmesi gereken günden itibaren bir yıl içinde yargı yoluna başvurmanız gerekir (TTK m. 1188). Bu süre hak düşürücüdür; ihtarname süreyi korumaz. Dava şartı arabuluculuğa başvuru ise süreyi korur.
Taşıyan “süreyi uzatırız” dedi; bu geçerli mi?
Dava sebebi doğduktan sonra yapılan anlaşmayla bir yıllık süre uzatılabilir (TTK m. 1188/4). Uzatmanın yazılı olması, uzatılan tarihin açıkça belirtilmesi ve uzatmayı verenin taşıyanı bağlama yetkisinin bulunması önemlidir.
Navlun alacağım ne zaman zamanaşımına uğrar?
Navlunun muaccel olduğu tarihten itibaren bir yılda (TTK m. 1246). Sürastarya ve zaman çarteri ücreti gibi diğer sözleşme alacakları için de aynı süre geçerlidir; her alacak kendi muacceliyet tarihinden itibaren ayrı hesaplanır.
Çatmadan doğan tazminat davası için süre nedir?
Çatma gününden itibaren iki yıl. Donatanlar arasındaki rücu talepleri için süre, ödeme gününden itibaren bir yıldır (TTK m. 1297).
Gemi adamıyım; ücretim için gemiye ne zamana kadar başvurabilirim?
Gemi alacaklısı hakkınız, gemiden ayrıldığınız tarihten itibaren bir yıl içinde gemi ihtiyaten haczedilip cebri icra yoluyla satılmazsa sona erer (TTK m. 1326). Ücret alacağınızın kendisi ise daha uzun süreye tabi olabilir; ancak gemi üzerindeki öncelikli rehin hakkını kaybedersiniz.
Arabuluculuk süreci süreleri durdurur mu?
Dava şartı arabuluculukta, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Başvurunun süre dolmadan yapılması gerekir.
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla