Gemi, donatanın malvarlığındaki en değerli unsurlardan biridir ve çoğu zaman bir limanda yalnızca birkaç gün kalır. Gemi Türk karasularından ayrıldığında alacaklının Türkiye’de başvurabileceği bir malvarlığı da çoğunlukla kalmaz. Bu nedenle deniz ticaretinden doğan bir alacağı güvence altına almanın en etkili yolu, gemi henüz limandayken ihtiyati haciz kararı almaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, gemilerin ihtiyati haczini İcra ve İflas Kanunu’ndaki genel ihtiyati haciz hükümlerinden önemli noktalarda ayrılan, kendine özgü bir sistemle düzenlemiştir.
Bu yazıda geminin ihtiyati haczinin şartlarını, hangi gemilerin haczedilebileceğini, alacaklının göstermesi gereken teminatı, yetkili ve görevli mahkemeyi, haczin uygulanmasını, itiraz ve kaldırma yollarını ve haksız haciz halinde tazminat sorumluluğunu ele alıyoruz. Hangi alacakların deniz alacağı sayıldığını ve gemi alacaklısı hakkının sırasını ayrıca deniz alacakları ve gemi alacaklısı hakkı yazımızda inceledik.
- Hangi alacaklar için?
- Yalnızca TTK m. 1352’de sayılan deniz alacakları için. Başka bir alacak için gemi ihtiyaten haczedilemez.
- Teminat gerekir mi?
- Evet. Kural olarak 10.000 Özel Çekme Hakkı (SDR). Gemi adamlarının ücret ve benzeri alacakları için teminat aranmaz.
- Hangi mahkeme?
- Geminin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesi. Türk bayraklı gemilerde sicil yeri gibi ek seçenekler de vardır.
- Kritik süreler?
- Karardan itibaren 3 iş günü içinde uygulatma; haczin uygulanmasından itibaren 1 ay içinde takip veya dava.
Geminin ihtiyati haczi nedir?
İhtiyati haciz, alacaklının alacağını henüz bir mahkeme kararına veya kesinleşmiş bir takibe bağlamadan önce borçlunun malvarlığını güvence altına almak için başvurduğu geçici hukuki korumadır. Gemilerde bu korumanın önemi daha da artar: alacaklı, dava sonuçlanana kadar beklerse geminin başka bir ülkeye gitmesi, satılması veya başka alacaklılar tarafından haczedilmesi ihtimaliyle karşı karşıya kalır.
TTK, gemilerin ihtiyati haczini Beşinci Kitap’ın cebri icraya ilişkin özel hükümlerinde (m. 1350 vd.) düzenler. Gemi hangi bayrağı taşırsa taşısın, haciz, cebri satış ve bunların sonuçları geminin o sırada bulunduğu ülkenin hukukuna tabidir (TTK m. 1350). Türk karasularındaki yabancı bayraklı bir gemi için de Türk hukuku uygulanır. Bu bölümde hüküm bulunmayan konularda ise İcra ve İflas Kanunu (İİK) uygulanır (TTK m. 1351).
Bir deniz alacağını güvence altına almak için gemi hakkında yalnızca ihtiyati haciz kararı verilebilir. Bu alacaklar için ihtiyati tedbir istenemez ve gemi başka bir yolla seferden alıkonulamaz (TTK m. 1353/1). Aynı kural, sözleşmeden veya kanundan doğan bir rehinle güvence altına alınmış deniz alacakları için de geçerlidir (TTK m. 1353/2).
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 11.01.2023 tarihli, 2022/7101 E., 2023/76 K. sayılı kararında bu kuralın sonucunu açıkça ortaya koymuştur. Karara göre deniz alacağı için ayrıca bir seferden men kararı istenemez; ihtiyati haczi veren mahkemenin seferden mene ayrıca karar vermesine de gerek yoktur. Seferden men, ihtiyati haczin doğal sonucudur ve icra müdürü tarafından TTK m. 1366 uyarınca uygulanır.
Uluslararası sözleşmelerle ilişkisi
Gemilerin ihtiyati haczi alanında uzun süre 1952 tarihli Brüksel Sözleşmesi esas alındı. Türkiye bu sözleşmeye taraf olmadı. 6102 sayılı TTK’nın ihtiyati haciz hükümleri ise büyük ölçüde 1999 tarihli Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Cenevre Sözleşmesi örnek alınarak hazırlandı. Türkiye’nin bu sözleşmeye katılması 6904 sayılı Kanun ile uygun bulundu (RG 25.03.2017). Katılım kararı 03.05.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve sözleşme Türkiye bakımından 11.12.2019 tarihinde yürürlüğe girdi.
Türkiye katılım sırasında, devlet gemilerinin bağışıklığına ilişkin 1926 tarihli Brüksel Sözleşmesi ile 1934 tarihli Ek Protokol hükümlerine öncelik tanıma hakkını saklı tutan bir beyanda bulundu. Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin hükümleri, Türk mahkemelerinde iç hukuk kurallarından önce dikkate alınır (MÖHUK m. 1/2). TTK hükümleri 1999 Sözleşmesi ile büyük ölçüde örtüştüğünden uygulamada çoğu zaman aynı sonuca ulaşılır.
İhtiyati haczin şartları
Gemilerin ihtiyati haczinde aranan şartlar, genel ihtiyati hacizden daha belirli ve öngörülebilirdir. Alacaklının mahkemeye sunacağı talepte şu unsurları ortaya koyması gerekir:
- Deniz alacağı: Alacak, TTK m. 1352’de sınırlı sayıda sayılan deniz alacaklarından biri olmalıdır. Geminin işletilmesinin sebep olduğu zararlar, kurtarma, taşıma ve kira sözleşmeleri, yük hasarı, yakıt ve malzeme tedariki, gemi onarımı, liman resimleri, gemi adamı ücretleri, sigorta primleri ve gemi ipoteği bu listede yer alır. Deniz alacağı olmayan bir alacak için gemi ihtiyaten haczedilemez (TTK m. 1353/3).
- Muacceliyet: Vadesi gelmiş deniz alacakları için ayrıca mal kaçırma şüphesi gibi bir haciz sebebi aranmaz. Vadesi gelmemiş deniz alacakları için ise İİK m. 257/2’deki şartların, örneğin borçlunun belli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma ya da kendisinin kaçma hazırlığı içinde olmasının bulunması gerekir (TTK m. 1353/5).
- Yaklaşık ispat: Alacaklının alacağını tam olarak ispat etmesi gerekmez. Alacağın bir deniz alacağı olduğunu ve tutarını mahkemede kanaat uyandıracak delillerle göstermesi yeterlidir (TTK m. 1362).
- Teminat: Alacaklı, kural olarak 10.000 SDR tutarında teminat gösterir (TTK m. 1363). Teminat yatırılmadan talep incelenmez.
- Doğru gemi: Haczedilmek istenen gemi ile alacak arasında kanunda aranan bağlantı bulunmalıdır (TTK m. 1369).
Genel hükümlere göre rehinle güvence altına alınmış alacaklar için ihtiyati haciz istenemez (İİK m. 257/1). Gemilerde bu sınır uygulanmaz. Gemi ipoteği sahibi de deniz alacağı için geminin ihtiyaten haczini isteyebilir (TTK m. 1352/1-v, m. 1353/2). İpotekli alacaklının güvencesinin tehlikeye düşmesi halinde başvurabileceği özel imkanları gemi ipoteği yazımızda ele aldık.
Hangi gemi haczedilebilir?
Geminin ihtiyati haczinde en sık hata yapılan nokta, haczedilecek geminin seçimidir. Alacağın deniz alacağı olmasının yanında, borçlu ile gemi arasında da kanunda öngörülen bağlantı bulunmalıdır. TTK m. 1369, 1999 Sözleşmesi’nin 3. maddesinden alınmıştır.
| Durum | Haczedilebilecek gemi | Dayanak |
|---|---|---|
| Alacağın doğduğu anda geminin maliki alacaktan sorumlu ve haciz sırasında da malik | Alacağın doğduğu gemi | TTK m. 1369/1-a |
| Alacağın doğduğu anda geminin kiracısı alacaktan sorumlu ve haciz sırasında gemiyle bağlantısı sürüyor | Alacağın doğduğu gemi | TTK m. 1369/1-b |
| Alacak gemi ipoteği, gemi rehni veya benzeri bir hakla güvence altında | Güvencenin konusu olan gemi | TTK m. 1369/1-c |
| Alacak gemi alacaklısı hakkı veriyor (TTK m. 1320) | Alacağın doğduğu gemi, malik değişmiş olsa bile | TTK m. 1369/1-e |
| Geminin mülkiyeti veya zilyetliği konusunda uyuşmazlık | Yalnızca uyuşmazlık konusu gemi | TTK m. 1369/1-d ve m. 1369/3 |
| Sorumlu kişi, alacağın doğduğu anda ilgili geminin maliki ya da çıplak, zaman veya sefer kiracısıydı | Bu kişinin haciz sırasında maliki olduğu başka bir gemi | TTK m. 1369/2 |
Son satırdaki imkan, uygulamada “kardeş gemi” haczi olarak bilinir. Alacaklı, alacağın doğduğu gemi Türkiye’ye gelmese bile, aynı sorumlu kişiye ait başka bir gemi Türk limanına uğradığında onu haczettirebilir. Ancak geminin mülkiyetine veya zilyetliğine ilişkin uyuşmazlıklarda kardeş gemi haczedilemez.
Zaman çartereri ve yakıt alacağı örneği
Kanunun sistemini en iyi gösteren örneklerden biri yakıt tedarikidir. Yakıt alacağı bir deniz alacağıdır (TTK m. 1352/1-l). Yakıtı geminin zaman çartereri sipariş etmiş ve gemi maliki bu borçtan sorumlu değilse, alacaklı kural olarak o gemiyi haczettiremez: malik sorumlu olmadığından TTK m. 1369/1-a uygulanmaz, yakıt alacağı da gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar arasında yer almadığından m. 1369/1-e’ye dayanılamaz. Böyle bir durumda zaman çartererinin kendi maliki olduğu başka bir gemi varsa, o gemi m. 1369/2 uyarınca haczedilebilir. Zaman çartererinin donatan karşısındaki konumunu zaman çarteri sözleşmesi yazımızda anlattık.
Transit gemiler ve devlet gemileri
İstanbul ve Çanakkale boğazlarından zararsız geçiş yapan gemiler bakımından Montrö Sözleşmesi’nden doğan yükümlülükler dikkate alınır. Doktrinde aktarılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 14.01.2013 tarihli, 2012/18434 E., 2013/644 K. sayılı kararında, Türk karasularından durmaksızın geçen bir geminin haczi için geminin seferine ara vermesi ve bir Türk limanıyla bağlantı kurması gerektiği değerlendirilmiştir. Devlete ait ve ticari olmayan amaçlarla kullanılan gemiler bakımından ise 1926 tarihli Brüksel Sözleşmesi’nden doğan bağışıklık kuralları saklıdır.
Alacaklının göstereceği teminat
Genel ihtiyati hacizde teminatın miktarını mahkeme takdir eder. Gemilerde ise kanun sabit bir tutar öngörmüştür: deniz alacağını güvence altına almak için geminin ihtiyaten haczini isteyen alacaklı 10.000 Özel Çekme Hakkı (SDR) tutarında teminat gösterir (TTK m. 1363/1). Teminat, haksız çıkan bir haciz nedeniyle borçlunun ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararları güvence altına alır. Uygulamada teminat nakit olarak veya banka teminat mektubu ile gösterilir; teminat yatırılmadan mahkeme talebi incelemez.
- Artırım: Karşı taraf, aynı mahkemeden her zaman teminatın artırılmasını isteyebilir. Mahkeme, geminin seferden alıkonulmasından doğacak günlük işletme giderlerini ve kazanç kaybını dikkate alır. Artırıma karar verilirse ek teminat için süre verilir; süresinde yatırılmazsa ihtiyati haciz kendiliğinden kalkar (TTK m. 1363/2).
- İndirim: Alacaklı da aynı mahkemeden teminatın azaltılmasını isteyebilir (TTK m. 1363/4).
- Muafiyet: TTK m. 1320/1-a kapsamındaki gemi adamı alacakları için, yani ücret, ülkeye geri dönüş giderleri ve sosyal sigorta primleri gibi alacaklar için teminat aranmaz (TTK m. 1363/3).
Teminatın tutarı haksız haciz halinde alacaklının sorumluluğunun üst sınırı sayılmaz. Gemi uzun süre limanda kalırsa günlük zarar 10.000 SDR’yi kısa sürede aşabilir. Bu nedenle karşı tarafın teminat artırımı talebi, uygulamada sık karşılaşılan bir savunma aracıdır.
Yetkili ve görevli mahkeme
Dava açılmadan önce
Esas hakkında henüz dava açılmamışsa ihtiyati haciz kararını verebilecek mahkemeler, geminin bayrağına göre ayrılır:
| Geminin bayrağı | Yetkili mahkeme | Dayanak |
|---|---|---|
| Türk bayraklı | Geminin demirli bulunduğu, şamandıraya veya kazığa bağlandığı, başka bir gemiye yanaştığı ya da kızakta bulunduğu yer mahkemesi. Ayrıca sicile kayıtlı gemilerde sicilin tutulduğu yer, kayıtlı olmayan gemilerde malikin yerleşim yeri, TTK m. 941/3’te öngörülen özel sicile kayıtlı gemilerde kiracının yerleşim yeri mahkemesi | TTK m. 1354 |
| Yabancı bayraklı | Yalnızca geminin Türkiye’de demirli, bağlı, yanaşık veya kızakta bulunduğu yer mahkemesi | TTK m. 1355 |
Esas uyuşmazlık için sözleşmede yabancı bir mahkemenin yetkili kılınmış olması veya tahkim şartı bulunması, Türk mahkemesinden ihtiyati haciz kararı alınmasına engel olmaz (TTK m. 1356). Bu kural, yabancı mahkeme veya tahkim şartı içeren konişmento ve çarter partilere dayanan alacaklar bakımından büyük önem taşır.
Dava açıldıktan sonra
Esas hakkında Türkiye’de dava açılmışsa ihtiyati haciz talepleri davaya bakan mahkemeye yapılır. Esas uyuşmazlık yabancı bir mahkemede veya hakemde görülüyorsa, kesin hüküm verilinceye kadar TTK m. 1354 ve 1355’te belirtilen mahkemeler yetkili kalır (TTK m. 1357). İtirazlar, teminatın değiştirilmesi ve iadesi gibi taleplerde de aynı ayrım geçerlidir (TTK m. 1358).
Görevli mahkeme ve denizcilik ihtisas mahkemeleri
Deniz ticaretine ilişkin davalar ticari davadır ve asliye ticaret mahkemelerinde görülür. Kanun, Hakimler ve Savcılar Kurulu’na deniz ticareti ve deniz sigortasına ilişkin davalara bakmak üzere belirli asliye ticaret mahkemelerini görevlendirme imkanı tanır (TTK m. 5/2). Bu çerçevede İstanbul 17. ve İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemeleri denizcilik ihtisas mahkemesi olarak görev yapmaktadır. Doktrinde, gemilerin ihtiyati haczi taleplerinin de bu mahkemelerin görev alanına girdiği kabul edilir. İhtisas mahkemesi bulunmayan yerlerde talep, geminin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine yapılır. Görevlendirmeler HSK kararlarıyla değişebildiğinden başvurudan önce güncel durum kontrol edilmelidir. Ayrıntılar için deniz ticareti uyuşmazlıklarında görevli ve yetkili mahkeme yazımıza bakabilirsiniz.
Konusu para alacağı olan ticari davalarda arabulucuya başvurmak dava şartıdır. İhtiyati haciz gibi geçici hukuki koruma talepleri için ise bu şart aranmaz; alacaklı arabuluculuk sürecini beklemeden mahkemeye başvurabilir.
Haciz kararının uygulanması
İhtiyati haciz kararının alınması sürecin yalnızca ilk adımıdır. Kararın kısa süre içinde icra dairesi aracılığıyla uygulatılması gerekir.
- Üç iş günü içinde icra dairesine başvurunAlacaklı, karar tarihinden itibaren üç iş günü içinde kararın uygulanmasını istemelidir; aksi halde ihtiyati haciz kendiliğinden kalkar. Süre karar tarihinden itibaren işler; kararın tebliği beklenmez. Başvuru, kararı veren mahkemenin bulunduğu yerdeki veya geminin bulunduğu yerdeki icra dairesine yapılabilir (TTK m. 1364).
- Haciz derhal uygulanırİcra dairesi kararı gecikmeksizin, gerekirse gece ve resmi tatil günlerinde de uygular (TTK m. 1365).
- Gemi seferden men edilir ve muhafaza altına alınırBayrağı ve kayıtlı olduğu sicil ne olursa olsun, icra müdürü gemiyi seferden men eder ve muhafaza altına alır. Gemi bir yediemine bırakılır; yediemine görevleri ve TCK m. 289’daki cezai sorumluluğu bildirilir. Liman başkanlığı, sahil güvenlik ve gümrük gibi ilgili makamlara, geminin kayıtlı olduğu sicile ve yabancı gemilerde bayrak devletinin konsolosluğuna bildirim yapılır (TTK m. 1366).
- Gemi limandan ayrılmışsaTürk bayraklı gemilerde malike veya kiracıya tebligat yapılarak on gün içinde teminat göstermesi ya da gemiyi teslim etmesi istenir. Yabancı bayraklı gemilerde, gemi Türk karasularından çıkıncaya kadar sahil güvenlik birimlerinin yardımı istenebilir (TTK m. 1367).
- Haczin kapsamı ve geminin idaresiHaciz, borçlunun gemiden elde ettiği gelirleri de kapsar. Haciz süresince geminin yönetimi, bakımı ve korunması icra dairesince düzenlenir (TTK m. 1368).
Fiili el koyma şartı küçük deniz araçları için de geçerlidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 01.06.2022 tarihli, 2021/10109 E., 2022/6648 K. sayılı kararında, bağlama kütüğüne kayıtlı bir tekne hakkındaki haczin yalnızca kütüğe şerh edilmesinin yeterli olmadığını, TTK m. 1382 yollamasıyla uygulanan m. 1366 uyarınca teknenin fiilen muhafaza altına alınması gerektiğini belirtmiştir. Yatların tescili ve devri hakkında yat alım satımı ve yat kiralama sözleşmeleri yazımıza bakabilirsiniz.
Haczedilen gemi uzun süre limanda kalırsa, seyir, can ve mal güvenliği veya çevre bakımından risk oluşturabilir. TTK m. 1386/3, tehlike oluşturan haczedilmiş bir geminin icra mahkemesi kararıyla erken satışına imkan verir. 7061 sayılı Kanun ile 2017’de değiştirilen 618 sayılı Limanlar Kanunu m. 7 ise ciddi tehlike halinde liman başkanına, gemi hakkında bir yargısal veya idari tedbir bulunsa bile gemiyi güvenli bir yere aldırma gibi önlemler alma yetkisi tanır.
Haciz sonrası: dava veya takip süresi
Dava veya takipten önce alınan ihtiyati haciz, alacaklının belirli bir süre içinde esasa ilişkin adım atmasını gerektirir. Genel hükümlerde bu süre yedi gündür. Gemiler için kanun bu süreyi uzatmıştır: İİK m. 264’ün birinci ve ikinci fıkralarındaki süreler, gemilerin ihtiyati haczinde bir ay olarak uygulanır (TTK m. 1376).
- Takip veya dava: Alacaklı, haczin uygulanmasından itibaren bir ay içinde icra takibi başlatmalı veya dava açmalıdır.
- Takibe itiraz edilirse: Borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir ay içinde itirazın kaldırılması istenmeli veya itirazın iptali davası açılmalıdır.
Esas hakkında yetki veya tahkim anlaşması yoksa, ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili mahkeme esasa ilişkin davaya da bakabilir (TTK m. 1359). Bu kural, yabancı bayraklı bir gemi Türkiye’de haczedildiğinde Türk mahkemelerinin esas uyuşmazlık bakımından da yetkili olmasını sağlar. Esas uyuşmazlık yabancı bir mahkemede veya hakemde görülmüşse, haczi veren Türk mahkemesi, gemi yargı çevresinde bulunuyorsa ya da serbest bırakma için verilen teminat kendi veznesinde ise yabancı kararın yerine getirilmesinde de görev alabilir (TTK m. 1360).
Bir aylık süreyi takvime işleyin. Süre içinde takip başlatılmaz veya dava açılmazsa ihtiyati haciz kendiliğinden hükümsüz kalır ve gemi limandan ayrılabilir. Esas uyuşmazlık zorunlu arabuluculuğa tabi bir ticari alacaksa, sürenin hangi yolla korunacağı haciz talebinden önce planlanmalıdır.
İhtiyati haciz kararına itiraz
Gemilerin ihtiyati haczi kararları çoğunlukla karşı taraf dinlenmeden verilir. Bu durumda borçlu, haciz sırasında hazır bulunmuşsa hacizden, hazır bulunmamışsa haciz tutanağının tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir (İİK m. 265). İtiraz; mahkemenin yetkisine, ihtiyati haczin şartlarına ve teminata ilişkin olabilir. Gemi hakkında uygulamada en sık ileri sürülen itiraz sebepleri şunlardır:
- Alacağın TTK m. 1352’de sayılan deniz alacaklarından olmadığı,
- Haczedilen gemi ile borçlu arasında TTK m. 1369’da aranan bağlantının bulunmadığı, örneğin borçlunun gemi maliki olmayan bir zaman çartereri olduğu,
- Kararı veren mahkemenin TTK m. 1354 veya 1355 uyarınca yetkisiz olduğu,
- Gösterilen teminatın yetersiz olduğu.
Haciz nedeniyle hakları etkilenen üçüncü kişiler de hacizden öğrendikleri tarihten itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. İtirazı inceleyecek mahkeme, esas hakkında dava açılıp açılmadığına göre belirlenir: dava açılmamışsa veya esas uyuşmazlık yabancı mahkemede ya da hakemde görülüyorsa haczi veren mahkeme, Türkiye’de dava açılmışsa davaya bakan mahkeme yetkilidir (TTK m. 1358).
Geminin serbest bırakılması ve haczin kaldırılması
Haciz, donatan için her gün maliyet doğurur. Bu nedenle kanun, alacaklının güvencesini koruyarak geminin seferine devam etmesini sağlayacak iki ayrı yol öngörmüştür.
| Değerin depo edilmesi (TTK m. 1370) | Teminat karşılığı kaldırma (TTK m. 1371) | |
|---|---|---|
| Ne verilir? | Geminin değeri kadar para ya da taşınmaz ipoteği, gemi ipoteği veya banka teminat mektubu | Alacağın tamamını, faiz ve giderleri karşılayan teminat; geminin değerini aşmamak üzere |
| Haczin durumu | Gemi serbest bırakılır, haciz depo edilen değer üzerinde devam eder | Gemi üzerindeki haciz kaldırılır |
| Diğer deniz alacaklıları | Depo edilen değer geri alınıncaya kadar diğer deniz alacaklıları da bu değer üzerinden hak arayabilir | Teminat yalnızca haczi koyan alacaklının alacağını güvence altına alır |
| Karar mercii | Haczi veren veya esasa bakan mahkeme | Haczi veren mahkeme; takip başlamışsa icra mahkemesi |
Alacaklı ile malik veya kiracı, teminatın türü ve tutarı konusunda anlaşabilir (TTK m. 1372). Uygulamada bu imkan, banka teminat mektubu yerine örneğin bir P&I kulübü taahhüt mektubunun kabul edilmesi gibi çözümlere kapı açar. Teminat göstermek, sorumluluğun kabulü veya savunmalardan ya da sorumluluğu sınırlandırma hakkından feragat anlamına gelmez (TTK m. 1373). Sorumluluğun sınırlandırılması ve sınırlama fonu hakkında donatanın sorumluluğu ve sorumluluğun sınırlandırılması yazımıza bakabilirsiniz. Teminatı veren kişi, sonradan teminatın azaltılmasını, değiştirilmesini veya kaldırılmasını da isteyebilir (TTK m. 1374).
Aynı alacak için yeniden haciz
Aynı alacak için haczedilip teminat karşılığında serbest bırakılan bir gemi, kural olarak yeniden haczedilemez. Ancak teminatın yetersiz kalması, teminatı verenin yükümlülüğünü yerine getirememesi veya geminin makul bir sebep olmaksızın ya da alacaklının rızası dışında serbest bırakılmış olması halinde yeniden haciz mümkündür. Aynı şartlarla borçluya ait başka bir gemi de haczedilebilir. Geminin hukuka aykırı biçimde kaçırılması, serbest bırakma sayılmaz (TTK m. 1375).
Haczin kendiliğinden kalktığı haller
Haciz, bazı durumlarda ayrıca bir karar gerekmeksizin sona erer: karar üç iş günü içinde uygulatılmazsa, mahkemenin artırdığı teminat süresinde yatırılmazsa ve haczin uygulanmasından itibaren bir ay içinde takip başlatılmaz veya dava açılmazsa. Bu sürelerin her biri alacaklı tarafından ayrı ayrı izlenmelidir.
Haksız ihtiyati haciz ve tazminat
Haksız çıkan ihtiyati haciz sahibi, borçlunun ve üçüncü kişilerin haciz yüzünden uğradıkları bütün zararlardan sorumludur (İİK m. 259). Yargıtay uygulamasında, haksız ihtiyati hacizden doğan maddi zarar bakımından alacaklının kusuru aranmamakta; manevi tazminat için ise kusur veya kötüniyet gibi ek şartlar aranmaktadır. Alacaklının sorumluluğu gösterdiği teminat tutarıyla sınırlı değildir.
Gemilerde bu sorumluluğun ağırlığı, haciz süresince doğan zararların büyüklüğünden kaynaklanır. Geminin günlük işletme giderleri, kaçırılan seferler nedeniyle doğan kazanç kaybı, liman ve muhafaza giderleri ile iptal edilen çarter sözleşmeleri bu zararların başında gelir. Kanun teminat artırımında da bu kalemlerin dikkate alınmasını öngörür (TTK m. 1363/2).
Alacağı haksız çıkan alacaklıya karşı açılacak tazminat davasına, ihtiyati haciz kararını veren mahkeme de bakabilir. Esas hakkında Türkiye’de veya yurt dışında görülmekte olan bir dava varsa, bu davanın sonucu tazminat davası için bekletici mesele yapılır (TTK m. 1361).
Sık yapılan hatalar
- Deniz alacağı sayılmayan bir alacak için geminin haczini istemek.
- Borçlu zaman çartereri olduğu halde, maliki sorumlu olmayan gemiyi haczettirmeye çalışmak.
- İhtiyati haciz yerine ihtiyati tedbir veya ayrı bir seferden men kararı talep etmek.
- Karardan itibaren üç iş günü içinde icra dairesine başvurmamak.
- Haczin uygulanmasından itibaren bir ay içinde takip başlatmamak veya dava açmamak.
- Mahkemenin artırdığı teminatı süresinde yatırmamak.
- Bağlama kütüğüne kayıtlı bir teknede haczin kütüğe şerh edilmesini yeterli saymak.
- Haksız haciz riskini teminat tutarıyla sınırlı sanmak.
Sık sorulan sorular
Geminin ihtiyati haczi için kesinleşmiş bir alacak gerekir mi?
Hayır. Alacağın TTK m. 1352’de sayılan bir deniz alacağı olduğunu ve tutarını yaklaşık olarak ispat etmek yeterlidir. Vadesi gelmemiş alacaklar için ayrıca İİK m. 257/2’deki şartlar aranır.
Ne kadar teminat yatırmam gerekir?
Kural olarak 10.000 Özel Çekme Hakkı (SDR). Karşı taraf, geminin günlük işletme giderleri ve kazanç kaybı gerekçesiyle artırım isteyebilir. Gemi adamlarının ücret ve benzeri alacakları için teminat aranmaz.
Yabancı bayraklı bir gemi Türkiye’de haczedilebilir mi?
Evet. Yabancı bayraklı gemi, Türkiye’de demirli, bağlı, yanaşık veya kızakta bulunduğu yer mahkemesinin kararıyla haczedilebilir ve haciz Türk hukukuna tabidir.
Sözleşmede yabancı mahkeme veya tahkim şartı varsa Türkiye’de haciz istenebilir mi?
Evet. Esas uyuşmazlık için yabancı mahkeme veya tahkim şartı bulunması, Türk mahkemesinden ihtiyati haciz kararı alınmasına engel olmaz (TTK m. 1356).
Haczedilen gemi nasıl serbest bırakılır?
Geminin değeri depo edilerek ya da alacak, faiz ve giderleri karşılayan bir teminat gösterilerek. Taraflar teminatın türü ve tutarı üzerinde de anlaşabilir.
Haciz haksız çıkarsa ne olur?
Alacaklı, haciz nedeniyle borçlunun ve üçüncü kişilerin uğradığı zararlardan sorumlu olur. Maddi zarar için kusur aranmaz ve sorumluluk teminat tutarıyla sınırlı değildir.
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla