Denizde tehlikeye düşen bir gemiye ya da yüke yardım eden kişi, bu emeğinin karşılığını kurtarma ücreti olarak talep edebilir. Bu hak, deniz ticaretinin en eski kurumlarından biridir; amacı, denizde zor durumda kalan mal ve canlara yardım edilmesini teşvik etmektir. Kurtarma ücreti, kurtarılan değerden pay alan, kanun gereği öncelikli bir alacaktır.
Bu yazıda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1298 ila 1319. maddeleri ve Türkiye’nin taraf olduğu 1989 Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi çerçevesinde kurtarmanın ne olduğunu, ücretin hangi şartlarla doğduğunu, nasıl hesaplandığını, kimden istenebileceğini ve alacağın nasıl güvence altına alınacağını ele alıyoruz. Gemi sahipleri, yük ilgilileri, sigortacılar ve kurtarma hizmeti veren işletmeler için temel noktaları bir arada bulacaksınız.
- Kurtarma nedir?
- Seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye düşmüş bir su aracına veya başka bir mala yardım etmek için yapılan her türlü fiil ve hareket (TTK m. 1298/1).
- Ücret ne zaman doğar?
- Kural olarak faydalı bir sonuç elde edildiğinde. Sonuç yoksa ücret de yoktur (TTK m. 1304).
- Kim öder?
- Kurtarma tamamlandığı anda kurtarılan geminin ve diğer malların malikleri, kurtarılan değerleri oranında (TTK m. 1306).
- Süre?
- Kurtarma faaliyetinin sona erdiği günden itibaren iki yıl (TTK m. 1319).
Kurtarma nedir?
TTK m. 1298/1’e göre seyrüsefere elverişli sularda veya başka herhangi bir suda tehlikeye uğramış bulunan bir su aracının veya diğer bir malın kurtarılması için yapılan her fiil veya hareket, kurtarma faaliyeti oluşturur. Tanım bilinçli olarak geniş tutulmuştur. Yedekleme, yangın söndürme, karaya oturan gemiyi yüzdürme, yük aktarma, sızıntıyı durdurma ve gemiyi güvenli bir limana götürme gibi işlemlerin her biri koşulları varsa kurtarma sayılabilir.
Eski 6762 sayılı Kanun döneminde “kurtarma” ile “yardım” birbirinden ayrılır ve farklı sonuçlara bağlanırdı. Gemi, mürettebatın kontrolünden çıkmışsa kurtarma, mürettebat gemide kalıp destek alıyorsa yardım söz konusuydu. 6102 sayılı TTK, 1989 Sözleşmesi’ni esas alarak bu ayrımı kaldırmış ve tek bir “kurtarma faaliyeti” kavramı benimsemiştir. Bugün belirleyici olan, kanundaki şartların gerçekleşip gerçekleşmediğidir; yardımın nasıl adlandırıldığı sonucu etkilemez.
Kurtarılabilecek değerler
Kanun, “gemi” ile birlikte “diğer mal” kavramını da tanımlar (TTK m. 1298/2). Gemi, seyir yeteneği olan her türlü gemi, tekne veya yapıyı kapsar; diğer mal ise kıyıya kalıcı ve kasıtlı olarak bağlanmamış her türlü eşyayı ve risk altındaki navlunu içerir. Böylece yalnızca gemi değil, gemideki yük, yakıt ve navlun alacağı da kurtarılan değerin parçası olur.
Kurtarma sayılmayan durumlar
- Sabit veya yüzer platformlar: Deniz yatağındaki kaynakların aranması, çıkarılması veya üretimiyle uğraşan ve yerinde bulunan sabit ya da yüzer platformlar ile hareketli açık deniz sondaj birimleri kapsam dışındadır (TTK m. 1298/3).
- Karşı koymaya rağmen yapılan faaliyet: Gemi malikinin veya kaptanın, ya da gemide bulunmayan başka bir malın malikinin açık ve makul olarak karşı koymasına rağmen yürütülen faaliyetler kurtarma sayılmaz (TTK m. 1298/4-a).
- Gemide çalışanların hizmeti: Gemide çalışan kişilerin kendi görevleri kapsamında yaptığı işler kural olarak kurtarma ücreti doğurmaz (TTK m. 1298/4-b).
- Önceden yapılmış sözleşmenin ifası: Tehlike doğmadan önce kurulmuş bir sözleşmenin, örneğin bir yedekleme sözleşmesinin olağan ifası kurtarma değildir (TTK m. 1298/4-c). Ancak hizmet, sözleşmenin öngördüğü sınırları aşan olağanüstü bir nitelik kazanırsa kurtarma gündeme gelebilir.
Hukuki çerçeve: TTK ve 1989 Sözleşmesi
Kurtarma hukuku uzun süre 1910 tarihli Brüksel Sözleşmesi’ne dayandı. Bu sözleşme, özellikle yüklü tankerlerin yol açtığı çevre felaketleri karşısında yetersiz kaldı. Çünkü “sonuç yoksa ücret yok” ilkesine sıkı biçimde bağlı olduğundan, malın kurtarılma ihtimali düşük ama çevreye zarar verme ihtimali yüksek gemilere müdahale etmeyi kurtaranlar açısından cazip olmaktan çıkarıyordu. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) bünyesinde 28 Nisan 1989’da Londra’da kabul edilen Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi bu boşluğu doldurmak için hazırlandı ve çevre zararını önleme çabasını ödüllendiren bir sistem getirdi.
TTK’nın 1298 ila 1319. maddeleri, 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girerken bu Sözleşme esas alınarak düzenlendi. Türkiye ise Sözleşme’ye katılmayı 6480 sayılı Kanun ile uygun buldu. Katılma işlemi 27 Haziran 2014’te tamamlandı ve Sözleşme Türkiye bakımından 27 Haziran 2015’te yürürlüğe girdi. Türkiye, Sözleşme’nin 30. maddesinin tanıdığı imkanla iç sular ile kültürel ve arkeolojik varlıklara ilişkin durumlar bakımından çekince koymuştur.
Yabancılık unsuru taşımayan kurtarma faaliyetlerine TTK hükümleri uygulanır. Yabancılık unsuru taşıyan bir kurtarmada, Türk mahkemesi önüne gelen uyuşmazlıklarda Türkiye’nin taraf olduğu 1989 Sözleşmesi öne çıkar. TTK hükümleri Sözleşme’ye paralel olduğundan sonuç çoğu zaman aynıdır; ancak çekince konusu alanlar ve sözleşmenin seçtiği hukuk ayrıca kontrol edilmelidir.
Kurtarma bölümü, kurtaranın kanundan doğan bir kurtarma yükümlülüğü bulunduğu durumlara ve aynı malike ait gemiler arasındaki kurtarmalara da uygulanır (TTK m. 1299). Örneğin kurtaran ve kurtarılan gemi aynı şirkete aitse, kurtaran geminin mürettebatı ve yük ilgilileri bakımından kurtarma ücreti yine gündeme gelebilir.
Kurtarma ücretinin şartları
Her yardım kurtarma ücreti doğurmaz. Ücretin doğması için aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
“Sonuç yoksa ücret yok” (no cure, no pay) ilkesi kurtarma hukukunun temel taşıdır. Gemiyi saatlerce yedekleyen ama sonunda batmasını önleyemeyen bir kurtaran, masraflarını kurtarma ücreti olarak isteyemez. Faydalı sonuç kısmi de olabilir: gemi batsa bile yükün bir kısmı kurtarılmışsa, ücret o kısım üzerinden hesaplanır. Bu ilke emredici değildir; taraflar sözleşmeyle günlük ücret veya sabit bedel gibi farklı bir ödeme düzeni kararlaştırabilir (TTK m. 1302/1).
Kurtarma sözleşmesi
Kurtarma, bir sözleşmeye dayanmadan da yapılabilir; ancak uygulamada çoğu operasyon önceden ya da operasyon sırasında imzalanan bir sözleşmeyle yürütülür. Uluslararası alanda en yaygın kullanılan metin Lloyd’s Open Form (LOF) olarak bilinen standart sözleşmedir. Bu tür formlar genellikle ücretin sonradan tahkim yoluyla belirleneceğini öngörür.
Kaptanın sözleşme yapma yetkisi
Kaptan, gemiyi kurtarmak için malik adına kurtarma sözleşmesi yapmaya yetkilidir; bu yetki, yetkili mahkeme veya tahkim şartı kararlaştırmayı da kapsar (TTK m. 1300/1). Kaptan veya gemi maliki, gemideki malların malikleri adına da kurtarma sözleşmesi yapabilir (TTK m. 1300/2). Bu kural, tehlike anında yük ilgililerine tek tek ulaşmanın imkansızlığı karşısında konmuştur. Sonuç olarak yük sahibi, kendisinin imzalamadığı bir kurtarma sözleşmesiyle bağlı olabilir.
Sözleşmenin uyarlanması veya iptali
Tehlike anında imzalanan sözleşmeler çoğu zaman eşit pazarlık gücüne dayanmaz. Bu nedenle TTK m. 1301, iki durumda sözleşmenin veya bazı hükümlerinin iptalini ya da değiştirilmesini mümkün kılar:
- Baskı veya yanıltma: Sözleşme yanlış yönlendirme veya tehlikenin etkisi altında yapılmış ve hükümleri hakkaniyete aykırıysa.
- Orantısızlık: Sözleşmede kararlaştırılan ücret, gerçekte verilen hizmete oranla aşırı yüksek veya aşırı düşükse.
Kurtarma hükümlerinin çoğu sözleşmeyle değiştirilebilir. Ancak sözleşmenin uyarlanmasına ve iptaline ilişkin TTK m. 1301 emredicidir (TTK m. 1302/2). Taraflar “ücrete hiçbir itiraz yapılmayacaktır” gibi bir kayıtla bu korumayı ortadan kaldıramaz. Operasyon bittikten sonra ücretin belirlendiği anlaşmaların da bu hükme göre uyarlanabileceği öğretide savunulmaktadır.
Tarafların yükümlülükleri
1989 Sözleşmesi’ne paralel olarak kurtaran, kurtarma faaliyetini gereken özenle yürütmek, çevre zararını önlemek veya azaltmak için de özen göstermek, gerektiğinde başka kurtaranlardan yardım istemek ve makul bir talep olduğunda diğer kurtaranların müdahalesini kabul etmekle yükümlüdür. Gemi maliki ve kaptan ise kurtaranla tam iş birliği yapmak, çevre zararını önlemek için özen göstermek ve gemi güvenli bir yere getirildiğinde kurtaranın makul talebi üzerine gemiyi teslim almakla yükümlüdür. Bu yükümlülüklere aykırılık, ücretin belirlenmesinde ve tazminat taleplerinde dikkate alınır.
Kurtarma ücreti nasıl belirlenir?
Taraflar ücreti sözleşmeyle kararlaştırmamışsa, ücret mahkeme veya hakem tarafından belirlenir. TTK m. 1305, 1989 Sözleşmesi’nin 13. maddesine karşılık gelen ölçütleri sayar. Bu ölçütler kurtarmayı teşvik etme amacı gözetilerek, sıralamadan bağımsız biçimde birlikte değerlendirilir:
- Kurtarılan değer: Kurtarılan geminin ve diğer malların kurtarma sonrasındaki değeri.
- Çevre zararını önlemedeki başarı: Kurtaranın çevreye zararı önleme veya azaltmadaki beceri ve çabası.
- Başarının derecesi: Kurtaranın elde ettiği sonucun kapsamı.
- Tehlikenin niteliği ve derecesi: Gemi ve yükün ne ölçüde risk altında olduğu.
- Kurtaranın emeği: Geminin, malların ve insan hayatının kurtarılmasındaki beceri ve çaba.
- Zaman, gider ve zarar: Kurtaranın harcadığı zaman ile katlandığı masraf ve zararlar.
- Kurtaranın maruz kaldığı risk: Kurtaranın ve ekipmanının karşı karşıya kaldığı sorumluluk ve diğer riskler.
- Hizmetin hızı ve ekipmanın elverişliliği: Hizmetin ne kadar çabuk verildiği, kullanılan gemi ve ekipmanın uygunluğu, kurtaranın hazırlık durumu ve değeri.
Ücret, faiz ve yargılama giderleri hariç olmak üzere, kurtarılan geminin ve diğer malların değerini aşamaz. Kurtarılan değer çoğu zaman uyuşmazlığın ana konusudur. Bu nedenle operasyon biter bitmez bağımsız bir eksper aracılığıyla gemi ve yükün değerini tespit ettirmek, ileride doğacak tartışmaları büyük ölçüde azaltır.
Ücreti kim öder?
Kurtarma ücretini, kurtarma tamamlandığı anda kurtarılan geminin ve diğer malların malikleri öder. Gemi ve diğer mallar farklı kişilere aitse ücret, kurtarılan değerleri oranında paylaştırılır (TTK m. 1306). Bu kurala göre ücretin borçlusu mülkiyete bakılarak belirlenir; geminin kim tarafından işletildiği bu bakımdan belirleyici sayılmaz.
Yargıtay uygulamasında, TTK m. 1306’ya dayanılarak kurtarma ücretinin kurtarılan geminin maliki tarafından ödenmesi gerektiği, gemi maliki sıfatı bulunmayan gemi acentesinin ise yalnızca acentelik ilişkisi nedeniyle kurtarma ücretinden sorumlu tutulamayacağı kabul edilmektedir. Davayı açmadan önce geminin sicildeki malikini belirlemek bu nedenle önemlidir.
Kurtaranlar arasında paylaşım ve ücretin kaybı
Aynı operasyona birden fazla kurtaran katılmışsa ücret, yukarıdaki ölçütler esas alınarak aralarında paylaştırılır. Bir gemi tarafından yapılan kurtarmada ücretin gemi maliki ile kaptan ve gemi adamları arasında nasıl paylaşılacağı da ayrıca önem taşır. Kurtaranın kendi kusuru veya ihmali kurtarmayı gerekli ya da daha güç hale getirmişse, yahut kurtaran hile veya başka bir dürüstlük dışı davranışta bulunmuşsa ücret azaltılabilir veya tamamen kaldırılabilir. Ücretin borçlusu, paylaşımı ve kaybı TTK’nın 1304 ila 1311. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Çevre zararı ve özel tazminat
1989 Sözleşmesi’nin getirdiği en önemli yenilik, çevreye zarar tehdidi oluşturan gemilerde kurtaranın emeğinin karşılıksız kalmamasıdır. Kurtaran, bu tür bir gemi veya yük için kurtarma faaliyetinde bulunmuş, ancak faydalı sonuç elde edemediği için ücret alamamış ya da aldığı ücret masraflarını karşılamıyorsa, gemi malikinden özel tazminat isteyebilir (TTK m. 1312).
| Kurtarma ücreti | Özel tazminat | |
|---|---|---|
| Doğma şartı | Faydalı sonuç | Çevreye zarar tehdidi oluşturan gemi veya yük için yapılan faaliyet; sonuç aranmaz |
| Borçlu | Gemi ve mal malikleri, kurtarılan değer oranında | Yalnızca gemi maliki |
| Hesaplama | Kurtarılan değer ve ölçütlere göre | Kurtaranın masrafları; çevre zararı önlenmiş veya azaltılmışsa artırılabilir |
| Müşterek avarya | Koşulları varsa müşterek avaryaya girebilir | Müşterek avaryaya girmez (TTK m. 1312/7) |
Özel tazminat, kural olarak kurtaranın makul masraflarına eşittir. Kurtaran çevre zararını önlemiş veya azaltmışsa tazminat, 1989 Sözleşmesi’ne paralel olarak masrafların yüzde otuzuna kadar artırılabilir; mahkeme hakkaniyet gerektiriyorsa bu artışı masrafların yüzde yüzüne kadar çıkarabilir. Kurtaranın ihmali çevre zararının önlenmesine engel olmuşsa özel tazminat azaltılabilir veya hiç verilmeyebilir. Kurtaran aynı operasyon için hem ücret hem özel tazminat almaya hak kazanırsa yalnızca aradaki fark ödenir.
Uygulamada özel tazminat hesabının yol açtığı uyuşmazlıkları azaltmak için, kurtarma ve P&I sigortacıları arasında geliştirilen ve LOF’a eklenebilen SCOPIC şartı yaygın biçimde kullanılır. Bu şart, kurtaranın ekipman ve personel giderlerini önceden belirlenmiş tarifeler üzerinden hesaplayan bir sistem kurar. Özel tazminatın müşterek avaryaya girmemesinin pratik sonuçları için müşterek avarya yazımıza bakabilirsiniz.
İnsan hayatının kurtarılması
Denizde can kurtarmak bir hukuki ve ahlaki yükümlülüktür. Her kaptan, kendi gemisini ve içindekileri ciddi tehlikeye sokmamak şartıyla, denizde kaybolma tehlikesi altında bulunan herkese yardım etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük 1989 Sözleşmesi’nde, Denizde Can Emniyeti Sözleşmesi’nde (SOLAS) ve ulusal mevzuatta yer alır.
Kurtarılan kişilerden kurtarma ücreti istenemez. Bu kural, insan hayatının malvarlığı değeri gibi ölçülemeyeceği düşüncesine dayanır. Bununla birlikte, aynı olayda can kurtaran kişi, gemiyi veya malı kurtaran kişiye ödenen ücretten ya da özel tazminattan hakkaniyete uygun bir pay alma hakkına sahiptir. Örneğin batmakta olan bir gemiden mürettebatı tahliye eden bir balıkçı teknesi, gemiyi yedekleyerek limana çeken kurtarma römorkörünün aldığı ücretten pay isteyebilir.
Kamu kurtarması ve re’sen kurtarma
Kurtarma hizmeti yalnızca özel işletmelerce verilmez. Türkiye’de Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, özellikle Türk Boğazları ve büyük limanlarda kurtarma, yedekleme ve acil müdahale hizmetlerini yürütür. Ayrıca liman başkanları, 618 sayılı Limanlar Kanunu’nun 7. maddesi ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde seyir, can, mal veya çevre güvenliği tehlikeye girdiğinde mahkeme kararı beklemeden gemi hakkında gerekli tedbirleri aldırabilir. Bu durumda gemi, malikin rızası aranmadan güvenli bir yere çekilebilir.
Kanundan doğan bir kurtarma yükümlülüğü bulunan kişiler de kurtarma hükümlerinden yararlanabilir (TTK m. 1299). Kamu otoritesinin talimatıyla yapılan bir kurtarmada da kurtaran, kural olarak ücret ve özel tazminat talep edebilir. Re’sen kurtarmada malikin itiraz imkanı daralır; ancak ücretin aşırı olduğu yönündeki itirazlar TTK m. 1301 çerçevesinde ileri sürülebilir.
Kurtarma alacağının güvencesi
Kurtarma ücreti, kanunun özel olarak koruduğu alacaklardandır. Kurtaran, alacağını tahsil edebilmek için birkaç güvenceye sahiptir:
- Gemi alacaklısı hakkı: Kurtarma ücreti alacakları, gemi üzerinde kanuni rehin hakkı veren gemi alacakları arasında sayılmıştır (TTK m. 1320/1-c). Bu hak sicile tescil gerekmeden doğar ve gemi el değiştirse bile gemiyi takip eder.
- İpoteklerden önce gelme: Kurtarma ücreti gibi gemi alacakları, sicile kayıtlı ipoteklerden önce ödenir (TTK m. 1323). Bu nedenle kurtarma alacağı, gemiyi finanse eden bankalar açısından da önem taşır.
- Kurtarılan malın alıkonması: Kurtarılan gemi ve diğer mallar, kurtarmanın tamamlanmasından sonra getirildikleri ilk liman veya yerden, kurtaranın alacakları için yeterli teminat gösterilinceye kadar kurtaranın rızası olmaksızın uzaklaştırılamaz (TTK m. 1315/3).
- İhtiyati haciz: Kurtarma ücreti bir deniz alacağıdır; bu nedenle gemi, alacağın güvencesi olarak ihtiyaten haczedilebilir.
Rehin hakkı bir yılda düşebilir. Gemi alacaklısı hakkı, kural olarak alacağın doğumundan itibaren bir yıl içinde gemi ihtiyaten haczedilip cebri icra yoluyla satılmazsa sona erer (TTK m. 1326). Teminat alınmadan gemi limandan ayrılırsa alacağın tahsili ciddi biçimde zorlaşır.
Hangi alacakların deniz alacağı ve gemi alacağı sayıldığı ile aralarındaki sıra için deniz alacakları ve gemi alacaklısı hakkı, haczin usulü için geminin ihtiyati haczi yazılarımıza bakabilirsiniz. Gemi malikinin kurtarma ücreti dahil bazı alacaklar için sorumluluğunu sınırlandırıp sınırlandıramayacağı da ayrıca değerlendirilmelidir; bu konu donatanın sorumluluğunun sınırlandırılması yazımızda ele alınmıştır.
Süreç ve zamanaşımı
Kurtarmadan doğan alacaklarda süreler kısadır ve delil, olayın hemen ardından kaybolmaya başlar. Kurtaran açısından izlenecek yol genellikle şöyledir:
- Olayı belgeleyinTehlikenin niteliğini, hava ve deniz koşullarını, kaptanla yapılan yazışmaları, liman başkanlığı talimatlarını ve kullanılan ekipmanı kayıt altına alın. Seyir defteri, AIS verisi, VHF kayıtları ve fotoğraflar en önemli delillerdir.
- Değer tespiti yaptırınKurtarılan gemi ve yükün değerini kurtarma tamamlandığı anda bağımsız bir eksper aracılığıyla belirleyin. Gerekirse mahkemeden delil tespiti isteyin.
- Teminat isteyinGemi ve yük limandan ayrılmadan önce yeterli teminat talep edin. Teminat çoğu zaman P&I kulübü veya sigortacı tarafından verilen bir teminat mektubu şeklinde olur.
- Gerekirse ihtiyati haciz isteyinTeminat verilmezse gemi alacaklısı hakkına dayanarak gemi hakkında ihtiyati haciz kararı alın.
- Ücret talebini yöneltinSözleşmede tahkim şartı varsa tahkime, yoksa yetkili mahkemeye başvurun. Davada kurtarılan değer, ölçütler ve masraflar ayrıntılı biçimde ortaya konmalıdır.
Kurtarma faaliyeti ve enkaz kaldırma işlerinden doğan bütün alacaklar, sözleşmeye dayansın dayanmasın iki yılda zamanaşımına uğrar. Süre, kurtarma alacaklarında kurtarma faaliyetinin sona erdiği gün, enkaz kaldırma giderlerinde ise enkaz kaldırma işinin tamamlandığı gün başlar. Alacağın yöneltildiği kişi, süre dolmadan alacaklıya yapacağı bir beyanla süreyi bir veya birden fazla kez uzatabilir (TTK m. 1319).
Kurtarma uyuşmazlıklarında görevli ve yetkili mahkemeyi belirlemek için deniz ticareti uyuşmazlıklarında görevli ve yetkili mahkeme yazımıza bakabilirsiniz. Çatma sonrası verilen kurtarma hizmetlerinde kusurlu geminin sorumluluğu ise gemi kazalarında hukuki sorumluluk yazımızda ayrıca ele alınmıştır.
Sık yapılan hatalar
- Kurtarma tamamlandıktan sonra teminat almadan gemi veya yükün limandan ayrılmasına izin vermek.
- Kurtarılan değeri zamanında tespit ettirmemek ve değer tartışmasını yıllar sonra mahkemeye bırakmak.
- Ücreti gemi acentesinden veya işletenden istemek; borçlunun kurtarma anındaki malik olduğunu gözden kaçırmak.
- Tehlike anında imzalanan aşırı ücretli bir sözleşmenin değiştirilemeyeceğini düşünmek.
- İki yıllık zamanaşımını ve bir yıllık rehin süresini takip etmemek.
- Önceden var olan bir yedekleme sözleşmesinin ifasını kurtarma sanıp ayrıca kurtarma ücreti istemek.
Sık sorulan sorular
Kurtarma başarısız olursa kurtaran hiçbir şey alamaz mı?
Kural olarak faydalı sonuç yoksa kurtarma ücreti doğmaz. Ancak çevreye zarar tehdidi oluşturan bir gemi veya yük için çalışılmışsa, kurtaran gemi malikinden masraflarını karşılayan özel tazminat isteyebilir. Taraflar sözleşmeyle sonuçtan bağımsız bir ücret de kararlaştırabilir.
Kaptanın imzaladığı kurtarma sözleşmesi yük sahibini bağlar mı?
Evet. Kaptan veya gemi maliki, gemideki malların malikleri adına da kurtarma sözleşmesi yapmaya yetkilidir. Yük sahibi, kurtarılan yükün değeri oranında ücrete katılır.
Fahiş bir kurtarma ücretine itiraz edilebilir mi?
Evet. Sözleşme tehlikenin etkisi altında yapılmış ve hakkaniyete aykırıysa ya da ücret verilen hizmete oranla aşırı yüksekse, mahkeme veya hakem sözleşmeyi iptal edebilir veya değiştirebilir. Bu hüküm emredicidir.
Denizde insan hayatı kurtaran kişi ücret isteyebilir mi?
Kurtarılan kişilerden ücret istenemez. Ancak aynı olayda gemi veya mal da kurtarılmışsa, can kurtaran kişi mal kurtarana ödenen ücretten hakkaniyete uygun bir pay talep edebilir.
Kurtarma ücreti için dava açma süresi ne kadar?
Kurtarma faaliyetinin sona erdiği günden itibaren iki yıl. Borçlu, süre dolmadan yapacağı bir beyanla bu süreyi uzatabilir. Gemi üzerindeki rehin hakkının bir yıl içinde haciz ve satışla kullanılması gerektiği de unutulmamalıdır.
Kurtarma ücreti geminin ipoteğinden önce mi ödenir?
Evet. Kurtarma ücreti gemi alacaklısı hakkı veren alacaklardandır ve sicile kayıtlı ipoteklerden önce gelir.
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla