İki veya daha çok geminin çarpışması, Türk Ticaret Kanunu’nda “çatma” olarak adlandırılır (TTK m. 1286). Çatma halinde gemilere ve gemilerde bulunan insanlara veya eşyaya verilen zararın tazmininde TTK’nın çatma hükümleri uygulanır. Bir geminin, gemi niteliğinde olmayan bir cisme, örneğin deniz kenarındaki bir binaya veya iskeleye çarpması halinde ise çatma hükümleri uygulanmaz; bu durumda Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümlerine başvurulur.
Bu yazıda gemi kazalarında hukuki sorumluluğu ele alıyoruz: çatma hükümlerinin hangi durumlarda uygulandığını, kusur durumuna göre çatma türlerini, kılavuzun kusurunun etkisini, dava öncesi delil tespitini, tazminat davasını, sorumluluğun sınırlandırılmasını ve zamanaşımı sürelerini anlatıyoruz.
- Kim sorumlu?
- Kusurlu geminin donatanı. Her iki gemi kusurluysa donatanlar kusurları oranında sorumludur.
- Kusur karinesi var mı?
- Hayır. Çatmada kusurun saptanmasında herhangi bir karine dikkate alınmaz (TTK m. 1294); kusuru zarar gören ispat eder.
- Bedensel zararda?
- Kusurlu donatanlar ölüm ve yaralanmadan doğan zararlardan müteselsilen sorumludur (TTK m. 1290).
- Süre?
- Çatmadan itibaren 2 yıl; donatanlar arası rücuda ödemeden itibaren 1 yıl (TTK m. 1297).
Çatma hükümleri ne zaman uygulanır?
TTK’nın çatmaya ilişkin hükümlerinin uygulanabilmesi için çarpışan veya birbirine zarar veren araçların gemi olması zorunludur. Gemi kavramı TTK m. 931’de geniş biçimde tanımlanmıştır. Çarpışan gemilerin ticaret gemisi olması gerekmez; kanun gemiler arasında bir ayrım yapmamıştır. Çarpışan gemi bir ticaret gemisi olabileceği gibi özel amaçlı bir gemi, yat veya savaş gemisi de olabilir. Yatların da gemi sayıldığına ilişkin açıklamalar için gemi ve yatların yabancı ülkelerde tescili yazımıza bakabilirsiniz.
- Seyir hali şart değildir: Gemilerin demirli olması veya limana bağlı bulunması halinde de çatma hükümleri uygulanır.
- Sözleşme ilişkisi: Çatma hükümleri taşıma sözleşmelerinden ve diğer her türlü sözleşmeden doğan borçları etkilemez (TTK m. 1296). Örneğin çarpışan gemiler arasında bir römorkaj sözleşmesi varsa, öncelikle sözleşme hükümleri uygulanır. Yük sahibinin kendi taşıyanına karşı talepleri de kural olarak taşıma sözleşmesine göre değerlendirilir; bu konuda navlun sözleşmesi yazımıza bakabilirsiniz.
- Gemi olmayan cisme çarpma: İskele, rıhtım, şamandıra veya kıyıdaki yapılara verilen zararlarda TBK’nın haksız fiil hükümleri (TBK m. 49 vd.) uygulanır.
TTK yalnızca çatmanın hukuki sorumluluk, yani tazminat boyutunu düzenler. Çatma sonucu meydana gelen ölüm, yaralanma ve malvarlığı zararları nedeniyle Türk Ceza Kanunu’na göre cezai sorumluluk da doğabilir. Geminin denize elverişli bulundurulmasına ilişkin yükümlülüklere aykırı davrananlar bakımından 4922 sayılı Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanun uyarınca yaptırımlar gündeme gelebilir.
Çatma türleri
Çatmadan doğan hukuki sorumluluk, tarafların kusur durumuna göre değişir. Bu nedenle çatma genellikle dört başlık altında incelenir. TTK’daki bu düzen, 1910 tarihli Brüksel Çatma Sözleşmesi’nin esaslarıyla uyumludur.
Kusursuz çatma
TTK m. 1287’ye göre umulmayan bir hal veya mücbir sebep yüzünden meydana gelen ya da neden ileri geldiği anlaşılamayan çatmalar kusursuz çatmadır. Bu durumda çarpışan gemilerden hiçbirine kusur yüklenemez. Kanundaki düzenlemeye göre kusursuz çatma üç halde söz konusu olur:
- Umulmayan hal: Gerekli dikkat ve özen gösterilmesine rağmen önceden anlaşılıp önlenmesi mümkün olmayan olaylardır. Bir olayın umulmayan hal olup olmadığı, meydana geliş şartlarına göre değerlendirilir. Örneğin dümencinin manevra sırasında aniden bayılması veya dümenin yedek sistemler dahil kilitlenmesi umulmayan hal sayılabilir.
- Mücbir sebep: Genellikle doğa olayları gibi tarafların kontrol alanı dışında gerçekleşen, önceden tahmin edilmesi ve önlenmesi mümkün olmayan olaylardır. Gelişen teknoloji sayesinde hava durumu artık çok önceden ve isabetli biçimde tahmin edilebilmektedir. Bu nedenle bir hava olayının mücbir sebep sayılabilmesi için öngörülememiş olması veya gerekli tüm çabaya rağmen çatmanın önlenememiş olması gerekir.
- Nedeni anlaşılamayan çatma: Çatmanın sebebi tespit edilemiyorsa taraflara kusur yüklenmesi mümkün değildir.
Kusursuz çatma için gemilerin seyirde veya demirde olmasının önemi yoktur. Kanun, demirdeyken meydana gelen çatmada da aynı kuralın uygulanacağını açıkça belirtmiştir. Seyir halindeki bir gemi demirdeki bir gemiye çarpsa bile, çatma bu üç halden biri nedeniyle gerçekleşmişse kusursuz çatmadan söz edilir; seyirdeki gemi doğrudan kusurlu kabul edilmez.
Kusursuz çatmada gemilerin veya gemilerde bulunan insanların ya da eşyanın uğradığı zarara, zarara uğrayan kişi katlanır. Gemiye gelen zarara geminin donatanı, yüke gelen zarara yükün maliki katlanır. Bu, kimseye kusur yüklenemeyişinin doğal sonucudur. Uygulamada bu zararlar çoğunlukla tekne ve yük sigortaları tarafından karşılanır.
Bir tarafın kusuruyla çatma
TTK m. 1288’e göre çatma, gemilerden yalnızca birinin donatanının veya gemi adamlarının kusurundan ileri gelmişse zararı o geminin donatanı tazmin etmek zorundadır.
Denizcilik bakımından kusur, geminin sevk ve idaresi sırasında yapılması gerekenlerin yapılmaması veya yapılmaması gerekenlerin yapılmasıdır. Hatalı manevra, aşırı sürat, rotanın hatalı belirlenmesi, gözcülük eksikliği veya gerekli ses ve ışık işaretlerinin verilmemesi bu kapsamdadır. Kusurun değerlendirilmesinde Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü (COLREG) kuralları esas alınır. Kusur, geminin denize elverişli bulundurulmamasından da kaynaklanabilir. Örneğin bakımsızlık nedeniyle demiri kopan ve sürüklenerek çatmaya yol açan geminin donatanı kusurlu kabul edilebilir.
Donatanın sorumlu tutulabilmesi için kusurun varlığı yeterli değildir; kusurlu davranış ile zarar arasında illiyet bağı da bulunmalıdır. Donatanın veya gemi adamlarının kusurundan kaynaklanmayan zararlar donatandan istenemez. Ayrıca çatmada kusurun saptanmasında herhangi bir karine dikkate alınmaz (TTK m. 1294). Bu nedenle “çarpan gemi kusurludur” gibi bir varsayımdan hareket edilemez; kusur somut delillerle ortaya konmalıdır.
Kılavuzun kusuru
TTK m. 1291 kılavuzun kusurunun çatmaya etkisini ayrıca düzenler. Sonuç, kılavuzun türüne göre değişir:
| Kılavuz türü | Sevk ve idare kimde? | Kılavuzun kusurundan doğan çatmada |
|---|---|---|
| Zorunlu danışman kılavuz | Kaptanda; kaptan kılavuzun önerilerine uyup uymamakta serbesttir | Donatan sorumludur |
| İsteğe bağlı kılavuz | Kaptanda | Donatan sorumludur |
| Zorunlu sevk kılavuzu | Kılavuzda; geminin yönetimini kaptandan devralır | Donatan sorumlu değildir; sorumluluk kılavuz ve onu istihdam eden kuruluşa yönelir |
Ortak kusurlu çatma
Çatma, çarpışan gemilerin tamamının donatanlarının veya gemi adamlarının kusurundan ileri gelmişse ortak kusurlu çatma söz konusudur. Bu durumda kanun, malvarlığı zararları ile bedensel zararları farklı kurallara bağlamıştır.
Malvarlığı zararları (TTK m. 1289)
Donatanlar, çatma yüzünden gemilerin veya gemide bulunan eşyanın uğradığı zarardan kusurlarının ağırlığı oranında sorumludur. Kusur oranları saptanamazsa veya kusurlar eşit ağırlıkta görünürse taraflar eşit oranda sorumlu olur. Önemli bir nokta şudur: malvarlığı zararlarında donatanların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu müteselsil değildir. Zarar gören yük sahibi, her donatana karşı ancak o donatanın kusuru oranında talepte bulunabilir. Hasarlı geminin limana çekilme ve onarım giderleri, onarım süresince gemi adamlarına ödenen ücretler ve yoksun kalınan kazanç bu tür zararlara örnektir.
Bedensel zararlar (TTK m. 1290)
Kusurlu gemilerin donatanları, gemilerde bulunan kişilerin çatma yüzünden ölümünden, yaralanmasından veya sağlığının bozulmasından doğan zararlardan müteselsilen sorumludur. Zarar gören kişi veya yakınları, zararın tamamı için çatmaya karışan donatanlardan herhangi birine başvurabilir. Donatanlar kendi aralarında ise kusurları oranında sorumludur; zararın tamamını ödeyen donatan, ödediğini diğerlerine kusurları oranında rücu edebilir. Rücuda da kusur oranı saptanamıyorsa eşit paylaşım esastır.
| Zarar türü | Zarar görene karşı | Donatanlar arasında |
|---|---|---|
| Gemi ve eşya zararı | Her donatan yalnızca kendi kusur oranında | Kusur oranında; saptanamazsa eşit |
| Ölüm, yaralanma, sağlığın bozulması | Tüm kusurlu donatanlar müteselsilen | Kusur oranında rücu |
Kıyasen çatma
TTK m. 1286/2’ye göre “Geminin, bir manevrayı yapmak veya yapmamak yahut seyir kurallarına uymamak suretiyle başka bir gemiye veya gemide bulunan insanlara veya eşyaya çatma olmaksızın zarar vermesi halinde de, çatma hakkındaki hükümler uygulanır.” Fiilen bir çarpışma olmaksızın başka bir gemiye zarar verilmesi halinde de çatma hükümlerine dayanılabilir; buna kıyasen çatma denir.
Örneğin hatalı manevra yapan bir gemiye çarpmamak için kaçarken karaya oturan veya başka bir gemiye çarpan geminin zararından, hatalı manevrayı yapan gemi sorumlu tutulabilir. Aşırı süratle seyreden bir geminin yarattığı dalganın limanda bağlı teknelere zarar vermesi de bu kapsamda değerlendirilebilir. İki gemi arasında temas olmasa da zarar doğmuştur ve zarara yol açan geminin sorumlu tutulması hakkaniyete uygundur.
Dava öncesi delil tespiti
Çatmada deliller hızla kaybolur: gemiler limandan ayrılır, onarım başlar, seyir kayıtları değişebilir. Bu nedenle zaman kaybetmeden delil tespiti istenmesi, zararın ve kusurun doğru belirlenmesi bakımından büyük önem taşır. Kanun koyucu bu ihtiyacı öngörerek TTK m. 1292’de çatmaya özgü delil tespiti hükümleri getirmiştir; genel hükümler ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 400 vd.’de yer alır.
- Mahkemeye başvuruDelil tespiti, çatmanın meydana geldiği yerdeki deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesinden istenir. Böyle bir mahkeme yoksa aynı yerdeki asliye ticaret mahkemesi, o da yoksa ticari davalara bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesi yetkilidir.
- Gemilere bildirimMahkeme, çatmaya karışan her geminin kaptanına veya temsilcisine tespitin yapılacağı gün ve saati bildirir.
- Tespit ve raporBildirilen gün ve saatte tespit yapılır ve rapor düzenlenir. Rapor; hasarları, seyir kayıtlarını, elektronik verileri ve tanık beyanlarını kapsayabilir.
- Kusur oranlarıTespit raporunda gemilerin kusur oranları belirtilmez. Kusur oranları ancak dava aşamasında yargılamanın konusu olur; ancak erken yapılan tespit, davada kusurun doğru belirlenmesine büyük katkı sağlar.
Çatma nedeniyle tazminat davası
Çatma sonucu meydana gelen zararlar için tazminat davası açılabilir.
- Davacı: Zarara uğrayan kişi; yani donatan, yük sahipleri, yolcular, gemi adamları ve ölüm halinde destekten yoksun kalan yakınlar. Zararı ödeyen sigortacı da halefiyet yoluyla dava açabilir.
- Davalı: Kusurlu geminin donatanı ve kusurlu gemi adamları. Çatma zorunlu sevk kılavuzunun kusurundan ileri gelmişse, kılavuza ve onu istihdam eden kuruluşa karşı dava açılabilir. Gemiyi kendi adına işleten zaman çartereri gibi kişilerin konumu ayrıca değerlendirilmelidir; bu konuda zaman çarteri sözleşmesi yazımıza bakabilirsiniz.
- İspat yükü: Zarara uğradığını iddia eden kişidedir. Kusur karinesi bulunmadığından kusur, zarar ve illiyet bağı birlikte ispat edilmelidir.
- Görevli mahkeme ve arabuluculuk: Çatmadan doğan davalar asliye ticaret mahkemesinde, varsa deniz ticareti davalarına bakmakla görevlendirilmiş mahkemede görülür. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda, dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır (TTK m. 5/A).
Alacağın güvence altına alınması için çatmaya karışan geminin ihtiyati haczi de istenebilir. Geminin işletilmesinin sebep olduğu ziya veya hasar ile ölüm ve bedensel zarar talepleri “deniz alacağı” sayılır (TTK m. 1352). Gemilerin ihtiyati haczi kural olarak teminat gösterilmesine bağlıdır ve geminin limandan ayrılmadan önce hızlı hareket edilmesini gerektirir. Gemi üzerindeki ipotek gibi diğer teminat hakları için gemi ipoteği yazımıza bakabilirsiniz.
Sorumluluğun sınırlandırılması
TTK m. 1296, donatanın sorumluluğunun sınırlandırılmasına ilişkin hükümlerin saklı olduğunu belirtir. Buna göre kusurlu gemi donatanı, çatmadan doğan sorumluluğunu 1996 Protokolü ile değişik 1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Sorumluluğun Sınırlandırılması Hakkında Uluslararası Sözleşme (LLMC) uyarınca sınırlandırabilir. TTK’da bu konudaki hükümler m. 1328 vd.’de yer alır.
Sınırlandırma, geminin tonajına göre hesaplanan bir üst sınırla sorumluluğu kısıtlar ve donatanın bir sınırlama fonu kurmasıyla işletilebilir. Ancak zarar, sorumluluğu sınırlamak isteyen kişinin zarara yol açmak kastıyla veya pervasızca ve böyle bir zararın muhtemelen meydana geleceği bilinciyle yaptığı kişisel bir fiil veya ihmalden doğmuşsa sınırlandırma hakkı kaybedilir.
Çatmada zamanaşımı
TTK m. 1297 uyarınca çatmaya dayanan her türlü tazminat istemi, çatmanın meydana geldiği günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Donatanların birbirine karşı rücu hakları ise ödemenin yapıldığı tarihten başlayarak bir yılda zamanaşımına uğrar.
İki yıl kısa bir süredir. Delil tespiti, bilirkişi incelemesi, arabuluculuk ve yabancı donatanın tespiti zaman alır. Kanun, sürenin başlangıcını zararın öğrenildiği tarihe göre belirlememiş, doğrudan çatma gününe bağlamıştır.
Sık yapılan hatalar
- Çatmadan sonra delil tespiti istemeden gemilerin limandan ayrılmasına izin vermek.
- Çarpan geminin kendiliğinden kusurlu sayılacağını düşünmek; TTK m. 1294 kusur karinesini dışlar.
- Malvarlığı zararında tüm zararı tek bir donatandan istemek; bu zararlarda sorumluluk müteselsil değildir.
- Zorunlu sevk kılavuzunun kusurundan doğan çatmada donatanı hedef almak.
- Arabuluculuk sürecini ve iki yıllık zamanaşımını birlikte planlamamak.
Sık sorulan sorular
Gemi kazasında zararı kim öder?
Kusurlu geminin donatanı. Her iki gemi de kusurluysa gemi ve eşya zararlarından donatanlar kusurları oranında, ölüm ve yaralanmadan doğan zararlardan ise müteselsilen sorumludur.
Demirli gemiye çarpılması halinde de çatma hükümleri uygulanır mı?
Evet. Gemilerin demirli veya limana bağlı olması çatma hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Kusur ise somut olaya göre belirlenir; kanunda kusur karinesi yoktur.
Gemi iskeleye çarparsa hangi hükümler uygulanır?
Çatma hükümleri yalnızca gemiler arasındaki çarpışmalarda uygulanır. İskele, rıhtım veya kıyıdaki yapılara verilen zararlarda Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümleri uygulanır.
Kılavuz kaptan hata yaparsa donatan sorumlu mudur?
Danışman kılavuz ve isteğe bağlı kılavuzun kusurundan donatan sorumludur. Zorunlu sevk kılavuzunun kusurundan ise donatan sorumlu değildir.
Çatma nedeniyle tazminat davası açma süresi ne kadar?
Çatmanın meydana geldiği günden itibaren iki yıl. Donatanlar arasındaki rücu talepleri için süre, ödeme tarihinden itibaren bir yıldır.
Dava açmadan önce arabulucuya gitmek gerekir mi?
Konusu para alacağı veya tazminat olan ticari davalarda arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Delil tespiti ve ihtiyati haciz gibi geçici hukuki korumalar için bu şart aranmaz.
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla