Deniz yoluyla taşınan bir yük, varma limanına eksik, ıslanmış, kırılmış ya da günlerce geç ulaşabilir. Böyle bir durumda yük ilgilisinin ilk sorusu, zararın kimden ve nasıl isteneceğidir. Türk hukukunda bu sorunun cevabı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) navlun sözleşmesine ilişkin hükümleri içinde, taşıyanın sorumluluğunu düzenleyen 1178 ile 1192. maddeler arasında yer alır.
Bu yazıda taşıyanın hangi zararlardan, hangi dönem için ve hangi esasla sorumlu olduğunu; sorumluluktan kurtulma hallerini, hasar ihbarını, sorumluluk sınırlarını ve bir yıllık hak düşürücü süreyi ele alıyoruz. Son bölümde bir tazminat talebinin uygulamada izlediği yolu adım adım özetliyoruz. Navlun sözleşmesinin kurulması ve ifası için navlun sözleşmesi yazımıza bakabilirsiniz.
- Taşıyan neden sorumlu?
- Eşya kendi hakimiyetinde iken meydana gelen zıya (kayıp), hasar ve teslimdeki gecikmeden (TTK m. 1178).
- Kusur aranır mı?
- Sorumluluk kusura dayanır, ancak kusur karine olarak kabul edilir. Kusursuzluğunu ispat etmek taşıyana düşer (TTK m. 1179).
- Ne kadar tazminat?
- Kural olarak koli veya birim başına 666,67 Özel Çekme Hakkı ya da brüt kilogram başına 2 Özel Çekme Hakkı; hangisi yüksekse (TTK m. 1186).
- Süreler?
- Görülemeyen hasar teslimden itibaren 3 gün, gecikme 60 gün içinde yazılı bildirilir. Dava için süre teslimden itibaren 1 yıldır (TTK m. 1185, 1188).
Hangi kurallar uygulanır?
Deniz yoluyla eşya taşımacılığında taşıyanın sorumluluğu, uluslararası alanda üç temel metinle şekillenmiştir: 1924 tarihli Brüksel Konişmento Sözleşmesi (Lahey Kuralları), bu sözleşmeyi değiştiren 1968 Visby Protokolü ile birlikte anılan Lahey-Visby Kuralları ve 1978 tarihli Hamburg Kuralları. Türkiye 1924 Brüksel Sözleşmesi’ne taraftır; Visby Protokolü ve Hamburg Kuralları’na ise taraf olmamıştır.
TTK hazırlanırken bu metinlerin hepsinden yararlanılmıştır. Kusur karinesi ve teknik kusur istisnası Lahey sisteminden; koli ve kilogram başına sınırlar Visby Protokolü’nden; gecikme sorumluluğu, sebeplerin birleşmesi ve fiili taşıyan kuralları ise büyük ölçüde Hamburg Kuralları’ndan alınmıştır. Bu nedenle TTK’nın sistemi, iki uluslararası rejimin bir karması olarak tanımlanır.
Taşıma yabancılık unsuru taşıyorsa uygulanacak hukuk, konişmentodaki hukuk seçimi kaydına ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) sözleşmelere ilişkin kurallarına göre belirlenir. Konişmentolarda sıkça rastlanan “paramount” kaydı da belirli bir uluslararası rejimi sözleşmeye dahil eder. Türk mahkemelerinde görülen davalarda uyuşmazlıklar ağırlıklı olarak TTK hükümlerine göre çözülmektedir.
Taşıyanın sorumluluğu hangi dönemi kapsar?
TTK m. 1178/1’e göre taşıyan, eşyanın yüklenmesi, elleçlenmesi, istiflenmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında basiretli bir taşıyandan beklenen özeni göstermekle yükümlüdür. Bu özen yükümlülüğü, sorumluluğun ölçüsünü de belirler.
Taşıyan, zararı doğuran olay eşya kendi hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmişse sorumludur (TTK m. 1178/2). Hakimiyet dönemi, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığı anda başlar ve şu anlardan birinde sona erer:
- Gönderilene teslim: Eşyanın gönderilene fiilen teslim edildiği an.
- Emre amade tutma: Gönderilen eşyayı almaktan kaçınırsa, eşyanın onun emrine hazır tutulduğu an.
- Makama veya üçüncü kişiye teslim: Boşaltma limanında yürürlükteki düzenlemeler gereği eşyanın yetkili bir makama ya da üçüncü kişiye teslim edilmesi zorunluysa, bu teslimin yapıldığı an.
Bu sistem uygulamada “limandan limana” sorumluluk olarak anılır. Konteyner taşımalarında eşya çoğu zaman gemiye yüklenmeden günler önce terminalde teslim alınır ve boşaltmadan sonra bir süre sahada bekler. Hasarın bu aşamalarda mı yoksa deniz yolculuğu sırasında mı oluştuğu, sorumluluğun kime ait olduğunu doğrudan etkiler. Kara ve deniz ayağının tek sözleşmeyle üstlenildiği taşımalarda TTK’nın çok türlü taşımaya ilişkin hükümleri de gündeme gelir.
Zıya, hasar ve gecikme
Kanun, taşıyanın sorumlu olduğu zararları üç başlıkta toplar. Her birinin ihbar süresi ve tazminat sınırı farklıdır.
Gecikme zararı, eşyanın kendisinde bir bozulma olmasa bile ortaya çıkabilir. Örneğin sezonluk bir ürünün geç ulaşması nedeniyle satış kaçırılmış ya da üretim hattı durmuş olabilir. Bu tür zararlar gecikme hükümlerine göre ve ayrı bir sınırla tazmin edilir.
Sorumluluğun esası: kusur karinesi
Taşıyanın sorumluluğu kusura dayanır. Ancak kusur karine olarak kabul edildiğinden ispat yükü taşıyana yüklenmiştir. TTK m. 1179’a göre taşıyan, zıya, hasar veya gecikmenin kendisinin ya da adamlarının kusurundan doğmadığını ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Kusursuzluğu ispat edilemeyen her zarar taşıyana ait olur. Taşıyanın adamları kavramına gemi adamları, taşıyanın çalışanları ve sözleşmenin ifasında yararlandığı diğer kişiler girer.
Yük ilgilisinin ispat etmesi gereken ise üç noktadır: eşyanın taşıyana sağlam ve tam olarak teslim edildiği, varma limanında zıya, hasar veya gecikmeyle teslim edildiği ve zararın miktarı. Temiz bir konişmento, eşyanın taşıyana dışarıdan iyi halde teslim edildiği konusunda güçlü bir karine sağlar. Konişmentonun bu işlevi için konişmento yazımıza bakabilirsiniz.
Elverişlilik yükümlülüğü
Taşıyan ayrıca geminin denize, yola ve yüke elverişli olmasını sağlamakla yükümlüdür (TTK m. 1141). Ambar kapaklarındaki bir sızıntı ya da arızalı bir soğutma tesisatı nedeniyle oluşan hasar, kural olarak bu yükümlülüğe aykırılıktan doğar. Elverişsizlik, özenli bir taşıyanın yolculuğun başlangıcına kadar fark edemeyeceği nitelikteyse sorumluluk doğmaz.
Sebeplerin birleşmesi
Zarar, taşıyanın kusuru ile başka bir sebebin birlikte etkisiyle doğmuşsa taşıyan, zararın yalnızca kendi kusuruna bağlanabilen kısmından sorumludur. Kusuruna bağlanamayan kısmı ispat yükü yine taşıyandadır (TTK m. 1183). Örneğin yetersiz ambalaj ile özensiz istif birlikte hasara yol açmışsa, tazminat bu iki sebebin etkisine göre paylaştırılır.
Taşıyan hangi hallerde sorumlu olmaz?
Kanun, genel kusursuzluk ispatının yanında taşıyanı kolaylaştırılmış kurallarla koruyan üç durum öngörür.
Teknik kusur ve yangın
Zarar, geminin sevkine veya başka bir teknik yönetim eylemine ilişkin bir hareketten ya da yangından doğmuşsa taşıyan, yalnızca kendi kişisel kusuru varsa sorumludur (TTK m. 1180). Kaptanın seyir hatası sonucu geminin karaya oturması bu istisnanın tipik örneğidir. Ancak yükün menfaatine alınan önlemler teknik yönetim sayılmaz ve şüphe halinde zararın teknik yönetimden doğmadığı kabul edilir. Ambar havalandırmasının ihmal edilmesi gibi yükle ilgili hatalar bu nedenle istisnanın dışında kalır.
Denizde kurtarma
Taşıyan, denizde can veya eşya kurtarma ya da kurtarma girişiminden doğan zararlardan, müşterek avarya hali saklı kalmak üzere sorumlu değildir. Girişim yalnızca eşya kurtarmaya yönelikse makul bir davranış olması da gerekir (TTK m. 1181). Kurtarma ücreti ve müşterek avarya katkısı ise ayrı rejimlere tabidir.
Kusursuzluk karinesinden yararlanılan haller
TTK m. 1182’ye göre zarar aşağıdaki sebeplerden birinden doğmuşsa taşıyan ve adamları kusursuz sayılır:
- Denizin veya geminin işletilmesine elverişli diğer suların tehlike ve kazaları.
- Harp olayları, karışıklık ve ayaklanmalar, kamu düşmanlarının hareketleri, yetkili makamların emirleri ve karantina sınırlamaları.
- Mahkemelerin el koyma kararları.
- Grev, lokavt veya diğer çalışma engelleri.
- Yükleten, taşıtan veya eşya malikinin ya da bunların temsilci ve adamlarının fiil veya ihmalleri.
- Hacim veya ağırlık bakımından kendiliğinden eksilme, gizli ayıplar ya da eşyanın kendine özgü doğal niteliği.
- Ambalajın veya işaretlerin yetersizliği.
Durumun gereklerine göre zararın bu sebeplerden birinden doğmuş olması muhtemelse, zararın o sebepten doğduğu varsayılır. Karine aksi ispat edilebilir: yük ilgilisi, sebebin taşıyanın sorumlu olduğu bir olaydan kaynaklandığını gösterirse taşıyan sorumluluktan kurtulamaz. Örneğin fırtına bir deniz tehlikesidir; ancak hasar fırtınaya dayanıksız bir istif nedeniyle büyümüşse taşıyanın sorumluluğu devam eder.
Kim talep eder, kime karşı?
Tazminat talebinin doğru kişiye yöneltilmesi, davanın sonucunu belirleyen ilk adımdır.
- Talep hakkı olanlar: Konişmento düzenlenmişse taşıyana karşı haklar konişmentonun meşru hamiline aittir. Taşıtan navlun sözleşmesine dayanabilir. Eşya maliki, sözleşme ilişkisi olmasa da haksız fiile dayanarak talepte bulunabilir.
- Taşıyan: Konişmentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan veya kendi adına imzalatan kişi taşıyan sayılır. Konişmentoda taşıyan açıkça belli değilse donatan taşıyan sayılır (TTK m. 1238). Kendi adına “house” konişmento düzenleyen taşıma işleri organizatörü de bu kurala göre taşıyan konumuna girebilir.
- Fiili taşıyan: Taşıyan, taşımayı kısmen veya tamamen başkasına bıraksa da taşımanın tamamından sorumlu kalır. Fiili taşıyan kendi yaptığı kısımdan sorumludur ve ikisinin sorumluluğu müteselsildir (TTK m. 1191). Taşımanın belirli bir bölümü için taşıyanın sorumsuzluğuna ilişkin bir şart, ancak fiili taşıyan sözleşmede belirtilmişse ve yetkili bir Türk mahkemesinde dava edilebiliyorsa geçerlidir (TTK m. 1192).
- Taşıyanın adamları: Dava kaptana, gemi adamlarına veya taşıyanın diğer adamlarına haksız fiil gerekçesiyle açılsa da kurtulma halleri ve sınırlar onlar için de uygulanır. Toplam tazminat taşıyanın sınırını aşamaz (TTK m. 1190).
- Sigortacı: Yükü sigortalayan şirket, tazminatı ödediği oranda sigortalının haklarına halef olur (TTK m. 1472) ve taşıyana rücu eder. Uygulamada yük hasarı davalarının büyük kısmı bu rücu davalarıdır.
Zaman çarterinde geminin ticari yönetimi çarterere bırakıldığından, taşıma sözleşmesini kimin taşıyan sıfatıyla yaptığı ayrıca incelenmelidir. Konişmentoyu çarterer kendi adına düzenlemişse taşıyan kural olarak çartererdir. Kaptanın imzaladığı konişmentolarda ise taşıyanın kim olduğu, konişmentodaki kayıtlara ve TTK m. 1238’deki kurallara göre belirlenir.
Hasar ihbarı ve tespit
Yük ilgilisinin teslim anında yapacakları, sonraki ispat yükünü belirler. TTK m. 1185 bu konuda kısa ve kesin süreler öngörür.
| Durum | Bildirim süresi | Biçim |
|---|---|---|
| Dışarıdan görülebilen zıya veya hasar | En geç teslim sırasında | Yazılı; zararın genel olarak neden ibaret olduğu belirtilir |
| Dışarıdan görülemeyen zıya veya hasar | Teslimden itibaren aralıksız 3 gün | Yazılı |
| Teslimde gecikme | Teslimden itibaren aralıksız 60 gün | Yazılı |
| Ortak tespit yapılmışsa | Ayrıca bildirim gerekmez | Mahkeme, yetkili makam veya uzman incelemesi |
Süresinde ihbar yapılmaması hakkı tamamen ortadan kaldırmaz. Bu durumda taşıyanın eşyayı taşıma senedinde yazılı haliyle teslim ettiği ve zararın onun sorumlu olmadığı bir sebepten doğduğu karine olarak kabul edilir. Karinenin aksi ispat edilebilir, ancak bu artık yük ilgilisi için çok daha zor bir yoldur. Gecikme bakımından sonuç daha ağırdır: 60 gün içinde bildirilmeyen gecikme zararı için tazminat ödenmez.
Fiili taşıyana yapılan bildirim taşıyana, taşıyana yapılan bildirim fiili taşıyana yapılmış sayılır. Kaptana veya taşıyan adına hareket eden kişiye yapılan bildirim de geçerlidir. Gönderilen, eşyayı teslim almadan önce durumunu, miktarını ve ağırlığını mahkemeye, yetkili makama veya yetkili uzmanlara tespit ettirebilir; mümkünse karşı taraf da incelemeye çağrılır (TTK m. 1184). Masraflar talep edene aittir, ancak taşıyanın sorumlu olduğu bir zarar tespit edilirse taşıyana yüklenir. Mahkeme yoluyla delil tespiti için Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 400 ve devamı maddeleri de kullanılabilir.
Her tutanak ihbar sayılmaz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin 21.06.2021 tarihli, 2020/330 E., 2021/773 K. sayılı kararında, tır şoförü ile depo yetkilisi arasında tutulan tutanak taşıyana yapılmış geçerli bir ihbar olarak kabul edilmemiştir. İhbar, taşıyana veya onun adına hareket eden kişiye yazılı olarak yöneltilmelidir.
Sorumluluk sınırları ve tazminatın hesabı
Taşıyanın sorumlu olduğu durumlarda bile tazminat, kural olarak kanuni sınırlarla sınırlıdır. TTK m. 1186’ya göre zıya ve hasar için taşıyanın sorumluluğu, koli veya birim başına 666,67 Özel Çekme Hakkı ile zıyaa uğrayan veya hasar gören eşyanın brüt ağırlığının kilogramı başına 2 Özel Çekme Hakkı tutarlarından hangisi yüksekse onu aşamaz. Özel Çekme Hakkı, Uluslararası Para Fonu’nun hesap birimidir ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ilan ettiği değer üzerinden Türk lirasına çevrilir.
Basit bir örnek: 10 koliden oluşan ve toplam 5.000 kg ağırlığındaki bir yük tamamen kaybolmuşsa, koli hesabı 6.666,7, ağırlık hesabı 10.000 Özel Çekme Hakkı eder. Taşıyanın azami sorumluluğu, yüksek olan 10.000 Özel Çekme Hakkıdır. Gerçek zarar bu tutarın altındaysa yalnızca gerçek zarar ödenir.
- Tazminatın ölçüsü: Tazminat, eşyanın boşaltıldığı veya boşaltılması gereken yer ve tarihteki değerine göre hesaplanır. Değer borsa fiyatına, yoksa cari piyasa fiyatına, o da yoksa aynı cins ve nitelikteki eşyanın olağan değerine göre belirlenir.
- Konteyner kuralı: Konteyner, palet veya benzeri bir gereçle taşınan eşyada, taşıma senedinde içerik olarak gösterilen her koli ayrı koli sayılır. İçerik gösterilmemişse gereç tek koli kabul edilir. Konişmentoya koli sayısının yazdırılması bu yüzden tazminat tutarını doğrudan etkiler.
- Değer bildirimi: Eşyanın cinsi ve değeri yüklemeden önce bildirilip senede yazılmışsa sınırlar uygulanmaz. Yükleten cinsi veya değeri kasten yanlış bildirmişse taşıyan zıya veya hasardan hiçbir halde sorumlu olmaz.
- Gecikme sınırı: Gecikmeden doğan sorumluluk, geciken eşya için ödenecek navlunun iki buçuk katı ile sınırlıdır ve sözleşmeye göre ödenecek toplam navlunu aşamaz. Zıya ve gecikme birlikte tazmin ediliyorsa toplam tutar, eşyanın tamamen zıyaı halinde ödenecek tutarı geçemez.
- Daha yüksek sınırlar: Taraflar daha yüksek sınırlar kararlaştırabilir. Kanuni sınırların altına inen kayıtlar ise hüküm doğurmaz.
Zararın, taşıyanın kasten veya pervasızca ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlediği bir fiil veya ihmalden doğduğu ispat edilirse taşıyan sınırlardan yararlanamaz (TTK m. 1187). Aynı kural taşıyanın adamları için de geçerlidir. Bu ölçüt ağır kusurdan daha yüksek bir eşiktir ve ispatı zarar görene düşer.
Koli ve kilogram sınırları tek bir taşıma sözleşmesinden doğan talepler içindir. Bunlardan ayrı olarak donatan ve bazı kişiler, bir olaydan doğan tüm alacaklar için 1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Sorumluluğun Sınırlandırılması Sözleşmesi (LLMC) çerçevesinde küresel sınırlama hakkına da sahiptir. İki sistemin ilişkisini donatanın sorumluluğu ve sınırlandırılması yazımızda ele aldık.
Bir yıllık hak düşürücü süre
Zıya, hasar veya gecikme nedeniyle taşıyana karşı ileri sürülecek her türlü tazminat talebi, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmazsa düşer (TTK m. 1188). Süre, eşyanın tamamının veya bir kısmının teslim edildiği tarihte, hiç teslim edilmemişse teslim edilmesi gereken tarihte başlar. Bu bir hak düşürücü süredir: mahkeme süreyi kendiliğinden dikkate alır.
- Yargı yoluna başvuru: Kanun gerekçesine göre dava açmanın yanında karşı dava, icra takibi ve tahkime başvuru da bu kavrama girer. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 05.02.2020 tarihli, 2019/2645 E., 2020/132 K. sayılı kararında icra takibi başlatılmasının da bu anlamda yargı yoluna başvuru sayıldığı kabul edilmiştir.
- Sürenin uzatılması: Taraflar, dava sebebi doğduktan sonra yapacakları bir anlaşmayla süreyi uzatabilir. Uygulamada bu, taşıyandan veya P&I kulübünden yazılı “süre uzatımı” alınarak yapılır.
- Rücu davası: Tazminat ödeyen veya aleyhine dava açılan sorumlu kişi, bir yıllık süre geçmiş olsa da rücu davası açabilir. Bu hak, ödeme veya dava dilekçesinin tebliği tarihinden itibaren 90 gün içinde kullanılmalıdır.
- Oyalama: Talebin yöneltildiği kişi, zarar göreni süreyi kaçıracak şekilde oyalarsa hak düşürücü süre savunmasına dayanamaz. Bu durumda süre, oyalamanın öğrenildiği tarihten itibaren yeniden işler (TTK m. 1189).
Tazminat davası ticari dava niteliğindedir ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olduğundan, dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m. 5/A). Arabuluculuk süresince zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Yine de arabuluculuk başvurusunun sürenin sonuna bırakılmaması gerekir. Deniz ticaretindeki diğer süreler için deniz ticaretinde zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yazımıza bakabilirsiniz.
Tazminat talebi adım adım
- Teslimde durumu kayda geçirinHasar görülüyorsa teslim belgesine çekince yazdırın, fotoğraf çekin ve taşıyana yazılı ihbarda bulunun. Konteynerlerde mühür numarasını ve konteyner teslim belgesindeki kayıtları kontrol edin.
- Bağımsız tespit yaptırınSigorta eksperi veya sörveyör aracılığıyla, mümkünse taşıyanın temsilcisinin de katıldığı ortak bir tespit yaptırın. Gerekirse mahkemeden delil tespiti isteyin.
- Belgeleri toplayınKonişmento, ticari fatura, çeki listesi, yükleme ve tahliye raporları, soğutmalı konteynerde sıcaklık kayıtları ve taşıyanla yapılan tüm yazışmalar zararın ispatı için gereklidir.
- Taşıyanı ve teminatı belirleyinKonişmentoyu kimin taşıyan sıfatıyla düzenlediğini ve fiili taşıyanı tespit edin. Taşıyandan veya P&I kulübünden teminat mektubu istenebilir; alınamazsa geminin ihtiyati haczi gündeme gelir. Ayrıntılar için geminin ihtiyati haczi yazımıza bakabilirsiniz.
- Süreyi güvenceye alınBir yıllık süre dolmadan yazılı süre uzatımı alın ya da arabuluculuk sürecini başlatın.
- Arabuluculuk ve davaAnlaşma sağlanamazsa dava asliye ticaret mahkemesinde açılır. Konişmentodaki yetki veya tahkim kaydı da dikkate alınmalıdır. Görevli ve yetkili mahkeme için deniz ticareti uyuşmazlıklarında görevli ve yetkili mahkeme yazımıza bakabilirsiniz.
Uygulamada konişmentoya konulan sorumsuzluk kayıtları sık tartışılır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 25.02.2020 tarihli, 2018/4517 E., 2020/2010 K. sayılı kararında, güvertede taşınan yükte oluşan hasar için taşıyanın sorumluluğu kabul edilmiş ve konişmentodaki güverte yüküne ilişkin sorumsuzluk kaydına itibar edilmemiştir.
Sık yapılan hatalar
- Hasarlı yükü çekincesiz teslim almak ve yazılı ihbarı 3 günlük süreden sonraya bırakmak.
- Gecikme zararını 60 gün içinde yazılı olarak bildirmemek.
- Davayı fiili taşıyana ya da acenteye açıp konişmentoda taşıyan sıfatıyla görünen kişiyi dışarıda bırakmak.
- Konteynerdeki koli sayısını konişmentoya yazdırmamak ve konteyneri tek koli olarak sınırlamaya terk etmek.
- Bir yıllık hak düşürücü süreyi zamanaşımı gibi kesilebilir sanmak ve süre uzatımını yazılı almamak.
Sık sorulan sorular
Yükteki hasarı teslimden birkaç gün sonra fark ettim, hala talepte bulunabilir miyim?
Evet. Dışarıdan görülemeyen hasar teslimden itibaren aralıksız 3 gün içinde yazılı olarak bildirilebilir. Bu süre de kaçırılmışsa hak düşmez; ancak eşyanın sağlam teslim edildiği karinesi doğar ve aksini ispat etmek size düşer.
Taşıyan zararın tamamını öder mi?
Kural olarak hayır. Tazminat, koli başına 666,67 veya kilogram başına 2 Özel Çekme Hakkından yüksek olanı ile sınırlıdır. Eşyanın değeri yüklemeden önce bildirilip konişmentoya yazılmışsa ya da taşıyan kasten veya pervasızca hareket etmişse sınır uygulanmaz.
Gemi fırtınaya yakalandı; taşıyan sorumluluktan kurtulur mu?
Deniz tehlikeleri, taşıyanın kusursuz sayıldığı haller arasındadır. Ancak hasarın yetersiz istif, ambar kapaklarındaki sızıntı veya geminin elverişsizliği gibi taşıyanın sorumlu olduğu bir sebeple oluştuğu ispat edilirse taşıyan sorumlu olur.
Dava açma süresi ne zaman başlar?
Eşyanın teslim edildiği, hiç teslim edilmemişse teslim edilmesi gereken tarihte başlar ve bir yıldır. Bu süre hak düşürücüdür; taraflar ancak dava sebebi doğduktan sonra yaptıkları bir anlaşmayla süreyi uzatabilir.
Sigorta şirketi zararımı ödedi; taşıyana kim dava açar?
Sigortacı, ödediği tutar oranında sizin haklarınıza halef olur ve taşıyana kendi adına rücu davası açar. Sigortacı da aynı ihbar ve bir yıllık süre kurallarına tabidir; bu nedenle teslimdeki ihbar ve tespitler onun açısından da belirleyicidir.
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla