Miras hukuku, bir kişinin ölümü veya gaipliğine karar verilmesi halinde malvarlığının kimlere, hangi oranlarda ve hangi usulle geçeceğini düzenleyen hukuk dalıdır. Türk hukukunda bu alanın temel kaynağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 495 ile 682. maddeleri arasındaki miras hükümleridir.
Bu yazı, miras hukukuna ilk kez bakan okur için bir harita niteliğindedir. Temel kavramları, kimlerin mirasçı olduğunu, mirasbırakanın vasiyet özgürlüğünün sınırlarını, ölümden sonra atılması gereken ilk adımları ve en sık karşılaşılan davaları özetliyoruz. Her konunun ayrıntısı için ilgili yazımıza yönlendirme yapıyoruz.
- Miras ne zaman geçer?
- Ölüm anında, kendiliğinden ve bir bütün olarak. Mirasçının ayrıca bir işlem yapması gerekmez (TMK m. 599).
- Kimler mirasçıdır?
- Vasiyetname yoksa altsoy, ana-baba ve onların altsoyu, büyük ana-babalar ve onların çocukları ile sağ kalan eş. Hiçbiri yoksa Devlet.
- Vasiyetle herkes mirastan çıkarılabilir mi?
- Hayır. Altsoyun, ana-babanın ve eşin saklı payı vardır; bu pay ancak kanundaki sebeplerle elden alınabilir.
- İlk süre hangisi?
- Borçlu bir terekede mirası reddetmek için kural olarak ölümün öğrenilmesinden itibaren 3 ay.
Miras hukukunun temel kavramları
Miras hukukunda aynı kelimeler gündelik dildekinden daha dar anlamda kullanılır. Bir uyuşmazlığı doğru okumak için önce şu kavramları ayırmak gerekir:
- Miras ve tereke: Ölen kişinin ölüm anındaki aktif ve pasif malvarlığının bütünüdür. Taşınmazlar, banka hesapları, araçlar, şirket payları ve alacaklar terekenin aktifini; borçlar pasifini oluşturur. Mirasın net değeri, aktiflerden borçların düşülmesiyle bulunur. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar, örneğin nafaka hakkı veya mirasbırakanın kendisinin ileri sürmediği manevi tazminat istemi, kural olarak terekeye girmez.
- Mirasbırakan (muris): Ölümüyle mirası açılan kişidir. Vasiyetname yapmış olsun ya da olmasın, malvarlığı mirasçılarına geçen kişi mirasbırakandır.
- Mirasçı: Terekenin bütününe veya bir payına kanun ya da ölüme bağlı tasarruf gereği hak kazanan kişidir.
- Yasal mirasçı: Mirasçılığını doğrudan kanundan alan kişidir. Mirasbırakan vasiyetname bırakmamışsa veya bıraktığı tasarruf geçersizse miras yasal mirasçılara kalır.
- Atanmış mirasçı: Vasiyetname veya miras sözleşmesiyle terekenin tamamına ya da oransal bir payına mirasçı yapılan kişidir. Yasal mirasçı olmayan bir kişi, bir dernek veya vakıf da atanmış mirasçı olabilir.
- Vasiyet alacaklısı: Mirasçı olmadan, terekeden belirli bir malın veya paranın kendisine verilmesini isteyebilen kişidir. Atanmış mirasçıdan farkı, terekenin borçlarından sorumlu olmamasıdır.
Miras, mirasbırakanın ölümü anında açılır ve mirasçılar terekeyi o anda kanun gereği bir bütün olarak kazanır. Buna külli halefiyet denir (TMK m. 599). Mirasçı olabilmek için mirasın açıldığı anda sağ olmak ve mirasçı olabilme ehliyetine sahip olmak gerekir. Ana rahmindeki çocuk, sağ doğmak koşuluyla mirasçı olur.
Ölümlerin sırası mirasın kime geçeceğini değiştirebilir. Örneğin aynı trafik kazasında koca on dakika önce, karısı on dakika sonra ölmüşse, kocanın mirası önce sağ kalan eşe geçer; o da öldüğünde, bu pay karısının mirasçılarına intikal eder. Hangisinin önce öldüğü ispatlanamıyorsa, hepsi aynı anda ölmüş sayılır ve birbirlerine mirasçı olamaz (TMK m. 29/2).
Kimler mirasçı olur?
Türk hukuku kan hısımlarının mirasçılığında zümre sistemini benimser. Önceki zümrede tek bir mirasçı bile varsa sonraki zümre mirasçı olamaz. Bir zümre içinde mirasbırakandan önce ölen kişinin yerini, kendi altsoyu alır (halefiyet).
Sağ kalan eş, zümre mirasçısı olmamakla birlikte, hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre değişen bir pay alır:
| Eşle birlikte mirasçı olanlar | Eşin payı | Kalan pay |
|---|---|---|
| Altsoy (çocuklar, torunlar) | 1/4 | 3/4 altsoya |
| Ana-baba ve onların altsoyu | 1/2 | 1/2 ana-baba zümresine |
| Büyük ana-babalar ve çocukları | 3/4 | 1/4 üçüncü zümreye |
| Bu zümrelerde kimse yoksa | Tamamı | Yok |
Eşin mirasçılığı yalnızca resmi evliliğe dayanır; dini nikah, nişanlılık ve birlikte yaşama mirasçılık sağlamaz. Boşanma kararı kesinleşince eşler birbirine yasal mirasçı olamaz ve aksi anlaşılmadıkça önceki vasiyetnamelerle sağlanan haklarını da kaybeder (TMK m. 181/1). Mahkemenin verdiği ayrılık kararı ise mirasçılığı sona erdirmez. Eşin miras payından önce mal rejiminin tasfiye edildiğini ve eşin katılma alacağının terekeden ayrıldığını da unutmamak gerekir. Eşin payı ve konut üzerindeki hakları için sağ kalan eşin miras payı yazımıza, tüm zümrelere ilişkin rakamlı örnekler için yasal mirasçılar ve miras payları yazımıza bakabilirsiniz.
Evlatlık ve Devlet
Evlatlık, evlat edinene öz çocuk gibi mirasçı olur; aynı zamanda kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Bu ilişki tek yönlüdür: evlat edinen ve onun hısımları evlatlığa mirasçı olamaz. Örneğin evlat edinenin babası öldüğünde evlatlık, bu kişiye torun sıfatıyla mirasçı olmaz. Mirasçısı bulunmayan kişinin mirası ise Devlete kalır; Devlet tereke borçlarından yalnızca edindiği tereke değerleriyle sınırlı sorumludur.
Mirastan yoksunluk
Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs eden, onu ölüme bağlı tasarruf yapmaktan ya da yaptığı tasarruftan dönmekten engelleyen veya vasiyetnameyi kasten ortadan kaldıran kişi mirastan yoksun olur (TMK m. 578). Yoksunluk kendiliğinden sonuç doğurur; ayrıca dava açmaya gerek yoktur. Mirasbırakan yoksunu affederse yoksunluk ortadan kalkar. Yoksun olanın altsoyu, yoksun mirasbırakandan önce ölmüş gibi mirasçı olur.
Saklı pay ve tasarruf özgürlüğü
Mirasbırakan, malvarlığı üzerinde vasiyetname veya miras sözleşmesiyle tasarruf edebilir. Ancak bu özgürlük sınırsız değildir. Kanun, bazı yakın mirasçılar için saklı pay ayırır; mirasbırakan bu payları kanundaki istisnalar dışında ortadan kaldıramaz. Saklı paylar dışında kalan kısma tasarruf edilebilir kısım denir ve mirasbırakan bunu dilediği kişiye bırakabilir.
| Saklı paylı mirasçı | Saklı pay oranı (TMK m. 506) |
|---|---|
| Altsoy | Yasal miras payının yarısı |
| Ana ve baba | Her biri için yasal miras payının dörtte biri |
| Sağ kalan eş (altsoy veya ana-baba zümresiyle) | Yasal miras payının tamamı |
| Sağ kalan eş (diğer hallerde) | Yasal miras payının dörtte üçü |
Kardeşlerin saklı payı, 2007 yılında yapılan değişiklikle kaldırılmıştır. Bugün altsoyu, ana-babası ve eşi bulunmayan bir kişi tüm malvarlığını kardeşleri dışında birine bırakabilir.
Saklı payı zedeleyen bir vasiyet veya bağış, kendiliğinden geçersiz olmaz. Saklı paylı mirasçı tenkis davası açmazsa tasarruf olduğu gibi uygulanır. Dava, saklı payın zedelendiğini öğrenmeden itibaren 1 yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinden itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır (TMK m. 571).
Ölüme bağlı tasarruflar
Mirasbırakan, mirasının kanundaki düzenden farklı paylaştırılmasını ölüme bağlı tasarruflarla sağlar. Kanun iki tür ölüme bağlı tasarruf tanır: tek taraflı olan vasiyetname ve iki taraflı olan miras sözleşmesi.
Vasiyetname
Vasiyetname tek taraflı bir işlemdir; lehine tasarruf yapılan kişinin onayı aranmaz ve mirasbırakan dilediği zaman vasiyetnamesinden dönebilir. Kanun üç şekil öngörür:
- Resmi vasiyetname: Noter, sulh hakimi veya yetkili bir resmi memur önünde, iki tanığın katılımıyla düzenlenir (TMK m. 532).
- El yazılı vasiyetname: Baştan sona mirasbırakanın el yazısıyla yazılır, düzenlendiği yıl, ay ve gün gösterilir ve imzalanır (TMK m. 538).
- Sözlü vasiyetname: Yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, salgın hastalık veya savaş gibi olağanüstü durumlarda, iki tanığa yapılan beyanla düzenlenir (TMK m. 539).
Vasiyetnameden dönme; yeni bir vasiyetname yapmak, vasiyetnameyi yok etmek veya vasiyetnameyle bağdaşmayan yeni bir tasarruf yapmakla olur. Kaza ya da üçüncü kişinin kusuruyla yok olan ve içeriği tam olarak tespit edilemeyen vasiyetname hükümsüz kalır; varsa tazminat istemleri saklıdır. Şekle aykırı bir vasiyetname bile, iptal davası açılıp kabul edilinceye kadar hüküm doğurur. Türlerin karşılaştırması için vasiyetname nedir ve nasıl yapılır yazımıza bakabilirsiniz.
Miras sözleşmesi
Miras sözleşmesi, mirasbırakanın sağlığında karşı tarafla yaptığı ve resmi vasiyetname şeklinde düzenlenen ölüme bağlı bir sözleşmedir. Taraflardan biri sözleşmeden tek başına dönemez; sözleşme ancak tarafların yazılı anlaşmasıyla ortadan kaldırılabilir. Karşı tarafın üstlendiği edimi (ivazı) yerine getirmemesi gibi kanunda sayılan hallerde tek taraflı dönme mümkündür. Lehine tasarruf yapılan kişinin mirasbırakandan önce ölmesi, mirastan yoksun olması veya sözleşmedeki şartın gerçekleşmesi gibi hallerde sözleşme hükümsüz kalabilir. Mirastan feragat da ancak miras sözleşmesiyle yapılabilir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi
Bu sözleşmeyle bakım alacaklısı, malvarlığını veya bir kısmını bakım borçlusuna devreder; borçlu da onu ölünceye kadar bakıp gözetmeyi üstlenir. Sözleşme, miras sözleşmesinin şekline uygun yapılmadıkça geçerli olmaz; devletçe tanınmış bir bakım kurumuyla yapılan sözleşmelerde yazılı şekil yeterlidir (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 612). Sözleşme; taraflardan birinin dönmesi veya feshi, bakım borçlusunun ölümü veya iflası ve tarafların anlaşması gibi hallerde sona erer. Uygulamada bu sözleşmeler muris muvazaası iddiasıyla da sıkça dava konusu olur.
Tasarrufların iptali, tenkis ve muris muvazaası
Bir mirasçı, mirasbırakanın yaptığı bir işlemin kendi hakkını zedelediğini düşünüyorsa üç farklı yol vardır. Hangisinin seçileceği, işlemdeki sakatlığın türüne bağlıdır.
- İptal davası: Ölüme bağlı tasarruf, mirasbırakanın ehliyetsizliği, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama gibi irade sakatlıkları, içeriğinin hukuka veya ahlaka aykırılığı ya da şekle aykırılık nedeniyle iptal edilebilir (TMK m. 557). Davayı, tasarruf iptal edilirse yararlanacak mirasçı veya vasiyet alacaklısı açar ve iptal kararı yalnızca davayı açan bakımından sonuç doğurur. Süre, öğrenmeden itibaren 1 yıl; her halde vasiyetnamenin açılmasından, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren iyiniyetli davalılara karşı 10 yıl, iyiniyetli olmayanlara karşı 20 yıldır (TMK m. 559). Süre geçmiş olsa da hükümsüzlük, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
- Tenkis davası: Geçerli bir tasarruf saklı payı zedeliyorsa, yalnızca saklı payı zedelenen mirasçı açabilir. Tasarruf iptal edilmez; davacının saklı payını karşılayacak oranda indirilir. Diğer mirasçıların payı bu davadan etkilenmez.
- Muris muvazaası davası: Mirasbırakan, mirasçılarından mal kaçırmak için gerçekte bağışladığı bir taşınmazı tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermişse, mirasçılar muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açabilir. Bu davada Yargıtay’ın 1.4.1974 tarihli içtihadı birleştirme kararı esas alınır ve dava bir süreye bağlı değildir.
Mirasçılığın sona erdiği haller
Bir kişinin yasal mirasçı olması, mirası mutlaka alacağı anlamına gelmez. Mirasçılık, mirasbırakanın iradesiyle, mirasçının kendi iradesiyle veya kanundan doğan bir sebeple sona erebilir.
Mirasçılıktan çıkarmada sebebin ölüme bağlı tasarrufta somut olarak gösterilmesi gerekir; “bana bakmadı” gibi genel ifadeler yetersiz kalabilir. Çıkarılan kişi mirastan pay alamaz ve tenkis davası açamaz. Sebep gösterilmemişse veya ispat edilemezse tasarruf, çıkarılanın saklı payı dışında yerine getirilir. Çıkarılan mirasçının altsoyu ise, çıkarılan kişi mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir (TMK m. 511).
Mirasın reddinde süre, yasal mirasçılar için ölümü öğrendikleri tarihten, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat ederlerse bu tarihten; atanmış mirasçılar için ise tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten başlar. Süresinde reddetmeyen mirasçı mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden acizliği açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır; buna hükmen ret denir (TMK m. 605/2). Ret usulü, süreleri ve hatalı uygulamaların sonuçları için reddi miras nasıl yapılır yazımıza bakabilirsiniz.
Ölümden sonra atılacak ilk adımlar
Bir yakınınızı kaybettikten sonraki ilk aylarda bazı işlemler kesin sürelere bağlıdır. Aşağıdaki sıra, hak kaybı yaşamamak için genel bir çerçeve sunar:
- Mirasçılık belgesini alınTapu, banka ve vergi işlemlerinin tamamı mirasçılık belgesi (veraset ilamı) ile yürür. Çekişmesiz durumlarda noterden, diğer hallerde sulh hukuk mahkemesinden alınır (TMK m. 598). Ayrıntılar için veraset ilamı nasıl alınır yazımıza bakabilirsiniz.
- Vasiyetname olup olmadığını araştırınVasiyetnameyi bulan kişi, onu derhal sulh hakimine teslim etmek zorundadır; teslim etmeyen bundan doğan zarardan sorumludur. Sulh hakimi vasiyetnameyi teslim aldıktan sonra bir ay içinde açar ve ilgililere okur. İptal ve tenkis süreleri bu tarihle bağlantılıdır.
- Terekenin aktif ve pasifini tespit edinTapu kayıtları, banka hesapları, araçlar, şirket payları ve borçlar araştırılmalıdır. Borçların varlıkları aşma ihtimali varsa 3 aylık ret süresi içinde karar verilmelidir.
- Veraset ve intikal vergisi beyannamesini verinÖlüm ve mirasçılar Türkiye’deyse beyanname ölümden itibaren 4 ay içinde verilir; yurt dışı bağlantılı durumlarda süre 4, 6 veya 8 aydır (7338 sayılı Kanun m. 9).
- Tapuda intikali yapınTaşınmazlar mirasçılık belgesi ve vergi ilişiksizlik yazısıyla mirasçılar adına elbirliği mülkiyeti olarak tescil edilir. Mirasçılar anlaşırsa doğrudan paylı mülkiyete geçiş veya bir mirasçı adına tescil de yapılabilir.
Miras ortaklığı ve paylaşma
Birden çok mirasçı varsa, paylaşma yapılıncaya kadar aralarında miras ortaklığı kurulur ve tereke üzerinde elbirliği mülkiyeti doğar (TMK m. 640). Bu dönemde hiçbir mirasçının belirli bir mal üzerinde bağımsız payı yoktur; terekeyle ilgili tasarruflar kural olarak bütün mirasçıların oybirliğiyle yapılır. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh hukuk mahkemesi ortaklığa, paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Ortaklık iki yolla sona erer. Birincisi, mirasçıların yazılı bir miras taksim sözleşmesi yapmasıdır (TMK m. 676). Bu sözleşmenin noterde yapılması şart değildir, ancak yasal ve atanmış tüm mirasçıların katılması ve oybirliğiyle anlaşması gerekir. İkincisi, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi veya mahkeme yoluyla paylaşmadır. Paylı mülkiyette her paydaşın payı, aksi belirlenmedikçe eşittir ve paydaş kendi payını devredebilir, rehnedebilir; payı alacaklılarınca haczedilebilir (TMK m. 688).
Her mirasçı, sözleşme veya kanun gereği ortaklığı sürdürme yükümlülüğü yoksa, her zaman paylaşma isteyebilir (TMK m. 642). Anlaşma sağlanamazsa ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası açılır; taşınmaz aynen bölünemiyorsa açık artırmayla satılarak bedeli paylaştırılır. Bu davalardan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (6325 sayılı Kanun m. 18/B). Paylaşma isteminin bir süreye bağlı olmadığını da hatırlatalım.
Mirasbırakanın borçlarından sorumluluk
Mirasçılar terekenin varlıklarıyla birlikte borçlarını da devralır. Mirası reddetmeyen mirasçı, tereke borçlarından terekeyle birlikte kendi kişisel malvarlığıyla da sorumludur.
- Müteselsil sorumluluk: Alacaklı, tereke borcunun tamamını mirasçılardan birinden veya birkaçından isteyebilir (TMK m. 641). Payından fazlasını ödeyen mirasçı, diğerlerine rücu eder.
- Paylaşmadan sonra: Mirasçılar paylaşmadan sonra da tereke borçlarından bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludur. Bu sorumluluk paylaşmadan, daha sonra muaccel olan alacaklarda muacceliyet tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle sona erer (TMK m. 681). Alacaklı, borcun paylaşmada bir mirasçıya bırakılmasına rıza göstermişse diğer mirasçılar sorumluluktan kurtulur.
- Sorumluluktan kurtulma: Borçtan sorumlu olmak istemeyen mirasçı mirası süresinde reddetmeli veya resmi defter tutulmasını istemelidir.
Başvuru ve dava yolu
Miras uyuşmazlıklarında hangi mercie, hangi süre içinde başvurulacağı davanın türüne göre değişir. Mirasın paylaşılması, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisi, miras sebebiyle istihkak ve terekenin yönetimine ilişkin davalarda mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (6100 sayılı HMK m. 11). Taşınmazın aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davalarında ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 12).
| İşlem veya dava | Mercii | Süre |
|---|---|---|
| Mirasçılık belgesi | Noter veya sulh hukuk | Süre yok |
| Mirasın reddi | Sulh hukuk | 3 ay |
| Vasiyetnamenin iptali | Asliye hukuk | 1 yıl; her halde 10 yıl, iyiniyetli olmayana karşı 20 yıl |
| Tenkis | Asliye hukuk | 1 yıl; her halde 10 yıl |
| Miras sebebiyle istihkak | Asliye hukuk | 1 yıl; her halde 10 yıl, iyiniyetli olmayana karşı 20 yıl |
| Muris muvazaası | Asliye hukuk | Süre yok |
| Ortaklığın giderilmesi | Sulh hukuk (önce arabulucu) | Süre yok |
Bu tablo yalnızca bir özettir. Sürelerin başlangıç anları ve istisnaları için mirasta zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yazımız bütün davaları tek tabloda topluyor. Dava devam ederken taşınmazın üçüncü kişilere devrini önlemek için ihtiyati tedbir istenebilir ve tapu kaydına şerh konulabilir. 2026 yılı itibarıyla asliye hukuk mahkemesinde başvurma harcı 732,00 TL’dir; para ile ölçülebilen davalarda ayrıca dava değerinin binde 68,31’i oranında nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin alınır.
Miras uyuşmazlıklarında hukuki destek
Miras hukuku, usul kurallarına sıkı sıkıya bağlı bir alandır. Muris muvazaası, tenkis, reddi miras ve ortaklığın giderilmesi gibi davalarda bir usul hatası veya kaçırılan bir süre, haklı olunan bir talebin kaybedilmesine yol açabilir. Bu nedenle mirasçılar ve mirasını planlamak isteyen kişiler çoğu zaman bir avukattan şu konularda destek alır:
- Danışmanlık: Mirasçıların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi; saklı pay, tereke borçları, reddi miras ve vasiyetname kaynaklı risklerin önceden değerlendirilmesi.
- Kurumlar önünde işlemler: Mirasçılık belgesinin alınması, tapu müdürlüğünde intikal, bankalardaki hesapların mirasçılara ödenmesi ve vergi dairesi işlemleri.
- Veraset ve intikal vergisi: Vergi yükümlülüğünün ve matrahın belirlenmesi, istisnaların değerlendirilmesi, beyannamenin süresinde verilmesi ve taksitle ödeme planı.
- Ölüme bağlı tasarrufların hazırlanması: Vasiyetname, miras sözleşmesi, mirastan feragat sözleşmesi, miras taksim sözleşmesi ve ölünceye kadar bakma sözleşmesinin hazırlanması; ileride doğabilecek iptal ve tenkis risklerinin önceden azaltılması.
- Uzlaşma ve dava takibi: Paylaşma anlaşmazlıklarında müzakere; tereke tespiti, ortaklığın giderilmesi, muris muvazaası, tenkis, vasiyetnamenin iptali ve mirasın reddi süreçlerinde delillerin değerlendirilmesi ve yargılamanın takibi.
Uyuşmazlık çoğu zaman taşınmaz, aile konutu veya şirket payı gibi değerli bir varlık etrafında doğar. Mirasçılar arasında uzlaşma sağlanabiliyorsa yazılı bir taksim sözleşmesi, mahkeme sürecine göre çok daha hızlı ve masrafsız bir çözüm sunar.
En kısa süre üç aydır. Tereke borçlu olabilir, ancak bunu öğrenmeden önce mirası reddetme süresi dolabilir. Ölümden hemen sonra tapu, banka ve icra kayıtlarını araştırmak bu riski azaltır.
Sık yapılan hatalar
- Vasiyetname olmadığı için mirasın kendiliğinden eşit paylaşılacağını düşünmek; eşin payı ve mal rejimi tasfiyesi bu hesabı değiştirir.
- Saklı payı zedelenen mirasçının tenkis davası açmadan tasarrufun kendiliğinden geçersiz olacağını sanması.
- Tereke borçlarını araştırmadan mirası kabul eden davranışlarda bulunmak ve 3 aylık ret süresini kaçırmak.
- Miras taksim sözleşmesini bazı mirasçıları dışarıda bırakarak veya sözlü olarak yapmak.
- Mirasçılardan birinin terekedeki bir malı tek başına satabileceğini düşünmek.
Sık sorulan sorular
Miras hukuku neyi düzenler?
Bir kişinin ölümü veya gaipliği halinde malvarlığının kimlere, hangi oranlarda ve hangi usulle geçeceğini; mirasçıların hak ve borçlarını, vasiyetname ve miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarrufları ve bunlara karşı açılabilecek davaları düzenler.
Kaç tür mirasçı vardır?
İki tür: mirasçılığını kanundan alan yasal mirasçılar ve vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle mirasçı yapılan atanmış mirasçılar. Belirli bir malın verilmesini isteyebilen vasiyet alacaklısı ise mirasçı sayılmaz.
Birinci, ikinci ve üçüncü derece mirasçılar kimlerdir?
Birinci zümre altsoydur (çocuklar, torunlar, evlatlık). İkinci zümre ana-baba ve onların altsoyu, yani kardeşler ve yeğenlerdir. Üçüncü zümre büyük ana-babalar ve onların çocukları, yani amca, hala, dayı ve teyzedir. Önceki zümrede mirasçı varsa sonraki zümre mirasçı olamaz.
Boşanma davası sürerken eş ölürse ne olur?
Mirasçılardan biri davaya devam edebilir. Sağ kalan eşin kusuru ispatlanırsa, eş yasal mirasçı olamaz. Boşanma kararı kesinleşmişse eşler birbirine mirasçı olmaz; ayrılık kararı ise mirasçılığı etkilemez.
Devlet ne zaman mirasçı olur?
Mirasbırakanın altsoyu, ana-baba zümresi, büyük ana-baba zümresi, sağ kalan eşi ve atanmış mirasçısı yoksa miras Devlete geçer. Devlet tereke borçlarından yalnızca edindiği tereke değerleriyle sınırlı sorumludur.
Mirasçılar, mirasbırakanın borçlarını ödemek zorunda mı?
Mirası reddetmeyen mirasçılar tereke borçlarından kendi malvarlıklarıyla ve müteselsilen sorumludur. Bu sorumluluk paylaşmadan sonra da 5 yıl devam eder. Borçlu bir terekede sorumluluktan kurtulmanın yolu, 3 aylık süre içinde mirası reddetmektir.
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla