Mal rejiminin tasfiyesi miras paylaşımının ön şartı olarak değerlendirilebilir.
Sağ kalan eşin mirasçılığı, miras payının belirlenmesi, saklı pay hakkı ve mal rejiminden kaynaklanan haklarının miras paylaşımına etkisi Türk Medeni Kanunu’nda ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.
Eşlerden birinin vefat etmesi ile sağ kalan eş, ölen eşinin yasal mirasçısı olur. Sağ kalan eş, yasal miras hakkının yanı sıra, evlilik nedeniyle eşlerin ortak sahip olduğu mallar üzerinde de aile hukukundan doğan bir alacak hakkına sahiptir. Dolayısıyla, sağ kalan eşin miras payının tam ve doğru olarak belirlenebilmesi için öncelikle eşler arasındaki mal rejiminin tasfiye edilmesi; tereke borcu niteliğindeki tasfiye alacağının ayrılmasından sonra kalan net tereke üzerinden miras paylarının hesaplanması gerekmektedir.
Bu yazımızda; sağ kalan eşin miras payının nasıl belirlendiğini, mal rejimi ile miras ilişkisini, aile konutuna ilişkin haklarını ve uygulamada sık karşılaşılan uyuşmazlıkları ele alacağız.
Yazı İçeriği
- 1. Sağ Kalan Eşin Yasal Mirasçılığı
- 2. Sağ Kalan Eşin Miras Payı
- 3. Sağ Kalan Eşin Saklı Pay Hakkı
- 4. Mal Rejimi ile Miras Payı Arasındaki İlişki
- 5. Sağ Kalan Eşin Aile Konutu ve Ev Eşyası Üzerindeki Hakları
- 6. Sağ Kalan Eş Bakımından Denkleştirme ve İade Talepleri
- 7. Sağ Kalan Eşin Miras Payına ilişkin Davalarda Yargılama Süreci
1. Sağ Kalan Eşin Yasal Mirasçılığı
Sağ kalan eşin yasal mirasçılığı Türk Medeni Kanunu’nun 499. maddesinde düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu’na göre sağ kalan eş, miras bırakanın ölümü ile birlikte kanundan doğan yasal mirasçılık sıfatını kendiliğinden kazanmaktadır.
Sağ kalan eşin mirasçılığı, kan hısımlarının mirasçılığından farklı bir hukuki niteliğe sahiptir. Eş, zümre mirasçısı olmamakla birlikte; miras bırakanın altsoyu, anne ve babası veya diğer zümre mirasçıları ile birlikte mirasçı olabilmektedir. Bu nedenle sağ kalan eşin miras payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişiklik göstermektedir.
Sağ kalan eşin miras hakkı yalnızca yasal miras payı ile sınırlı değildir. Eş ayrıca saklı pay hakkına, mal rejiminden kaynaklanan alacak haklarına, aile konutuna ilişkin taleplere ve terekeye yönelik bazı koruyucu haklara da sahip olabilmektedir.
Avukatla Online Görüş
Sağ kalan eşin miras payı konusunda online hukuki danışmanlık
2. Sağ Kalan Eşin Miras Payı
Sağ kalan eşin miras payı, miras bırakan ile birlikte mirasçı olan zümreye göre değişiklik göstermektedir. Türk Medeni Kanunu’nda sağ kalan eşin miras payı özel olarak düzenlenmiş olup; eşin altsoy, ikinci zümre veya üçüncü zümre mirasçıları ile birlikte mirasçı olması halinde farklı oranlar öngörülmüştür.
Sağ kalan eş, zümre mirasçısı olmamakla birlikte her zümre ile birlikte mirasçı olabilir. Bu nedenle eşin miras payının belirlenebilmesi için öncelikle miras bırakanın hangi yasal mirasçılarının bulunduğunun tespit edilmesi gerekir.
| Birlikte Mirasçı Olduğu Kişiler | Sağ Kalan Eşin Miras Payı |
| Altsoy ile birlikte | 1/4 |
| İkinci zümre mirasçıları ile birlikte | 1/2 |
| Üçüncü zümre mirasçıları ile birlikte | 3/4 |
| Başka mirasçı bulunmaması halinde | Mirasın tamamı |
2.1. Altsoy ile Birlikte Mirasçılık
Miras bırakanın çocukları, torunları veya onların altsoyunun bulunması halinde sağ kalan eş, terekenin dörtte biri oranında mirasçı olur. Kalan kısım ise altsoy arasında eşit şekilde paylaşılır.
Çocuklardan birinin miras bırakandan önce vefat etmiş olması halinde, ilgili pay halefiyet ilkesi gereği kendi altsoyuna geçer.
2.2. İkinci Zümre ile Birlikte Mirasçılık
Miras bırakanın altsoyunun bulunmaması halinde sağ kalan eş, ikinci zümre mirasçıları ile birlikte mirasçı olur. İkinci zümre; anne, baba, kardeşler ve onların altsoyundan oluşmaktadır.
Bu durumda sağ kalan eş terekenin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Kalan yarı ise ikinci zümre mirasçıları arasında paylaşılır.
2.3. Üçüncü Zümre ile Birlikte Mirasçılık
Birinci ve ikinci zümrede hiçbir mirasçının bulunmaması halinde sağ kalan eş, üçüncü zümre mirasçıları ile birlikte mirasçı olur. Üçüncü zümre; büyük anne, büyükbaba, amca, hala, dayı, teyze ve onların altsoyunu kapsamaktadır.
Bu durumda sağ kalan eş terekenin dörtte üçü üzerinde hak sahibi olur. Kalan dörtte birlik kısım üçüncü zümre mirasçıları arasında paylaşılır.
2.4. Sağ Kalan Eşin Mirasın Tamamına Hak Kazanması
Miras bırakanın altsoyu, anne ve babası, kardeşleri, büyük anne ve büyükbabası ile onların altsoyunun bulunmaması halinde sağ kalan eş mirasın tamamına hak kazanır.
Bu durumda eş, miras bırakanın tek yasal mirasçısı haline gelir ve terekenin tamamı sağ kalan eşe geçer. Ancak sağ kalan eşin mirasın tamamına hak kazanabilmesi için miras bırakan tarafından atanmış mirasçı veya geçerli bir ölüme bağlı tasarruf bulunmaması gerekir.

3. Sağ Kalan Eşin Saklı Pay Hakkı
Türk miras hukukunda miras bırakanın tasarruf özgürlüğü sınırsız değildir. Kanun koyucu, miras bırakanın en yakın mirasçılarının belirli oranlardaki miras haklarını koruma altına almak amacıyla saklı pay kurumunu düzenlemiştir. Sağ kalan eş de Türk Medeni Kanunu’nda saklı paylı mirasçılar arasında sayılmıştır.
Sağ kalan eşin saklı pay oranı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişiklik göstermektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesine göre:
| Birlikte Mirasçı Olduğu Kişiler | Sağ Kalan Eşin Saklı Payı |
| Altsoy veya ikinci zümre ile birlikte mirasçı ise | Yasal miras payının tamamı |
| Üçüncü zümre ile birlikte veya tek başına mirasçı ise | Yasal miras payının 3/4’ü |
Buna göre sağ kalan eş, altsoy veya ikinci zümre ile birlikte mirasçı olduğunda yasal miras payının tamamı üzerinde saklı pay hakkına sahiptir. Sağ kalan eşin üçüncü zümre ile birlikte veya tek başına mirasçı olması halinde ise saklı pay oranı yasal miras payının 3/4’ü olarak uygulanmaktadır.
3.1. Saklı Payın İhlali Halinde Açılabilecek Davalar
Miras bırakanın yaptığı ölüme bağlı tasarruflar veya sağlararası kazandırmalar nedeniyle sağ kalan eşin saklı payının ihlal edilmesi halinde çeşitli hukuki yollara başvurulabilmektedir.
Bu durumda en sık başvurulan dava türü tenkis davasıdır. Tenkis davası ile saklı payı ihlal eden kazandırmaların kanuni sınıra çekilmesi ve saklı paylı mirasçının eksik kalan miras hakkının tamamlanması amaçlanmaktadır.
Bunun yanında somut olayın özelliklerine göre muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, vasiyetnamenin iptali davası veya miras sözleşmesinin iptali davası gibi farklı dava türleri de gündeme gelebilmektedir.
Özellikle miras bırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz devirleri, bağış işlemleri veya mal kaçırma amacı taşıyan muvazaalı işlemler uygulamada sağ kalan eşin saklı pay hakkını ihlal eden uyuşmazlıkların başında gelmektedir.
4. Mal Rejimi ile Miras Payı Arasındaki İlişki
Sağ kalan eşin miras hakkı yalnızca yasal miras payından ibaret değildir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşler arasında başka bir mal rejimi kararlaştırılmamışsa, edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanmaktadır.
Bu rejimde, evlilik birliği içerisinde edinilen mallar üzerinde eşlerin katılma alacağı hakkı bulunmaktadır. Evliliğin ölüm nedeniyle sona ermesi halinde sağ kalan eş, öncelikle mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağını almakta, ardından kalan tereke üzerinden ayrıca miras payına hak kazanmaktadır.
Bu nedenle miras paylaşımından önce eşler arasındaki mal rejiminin tasfiye edilmesi gerekir. Uygulamada en sık karşılaşılan yanlışlıklardan biri, sağ kalan eşin yalnızca miras payı bulunduğunun düşünülmesidir. Oysa özellikle taşınmazların edinilmiş mal niteliğinde olduğu durumlarda sağ kalan eşin katılma alacağı, miras payından çok daha yüksek olabilmektedir.
4.1. Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi
1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu ile birlikte, eşler arasında yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiştir. Eşler arasında noterde yapılmış başka bir mal rejimi sözleşmesi bulunmadığı sürece bu rejim uygulanmaktadır.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde, eşlerin evlilik birliği süresince emek ve çalışmaları karşılığında elde ettikleri malvarlığı değerleri kural olarak edinilmiş mal sayılmaktadır. Buna karşılık miras yoluyla kazanılan mallar, bağışlanan malvarlığı değerleri ve kişisel kullanım eşyaları kişisel mal niteliğindedir.
Türk Medeni Kanunu’na göre edinilmiş mallar özellikle aşağıdaki malvarlığı değerlerini kapsamaktadır:
- Çalışma karşılığı edinilen mallar: Bir eşin maaşı, ücret geliri, ticari kazancı veya mesleki faaliyetleri nedeniyle elde ettiği gelirler edinilmiş mal sayılmaktadır.
- Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumları tarafından yapılan ödemeler: Emekli maaşı, kıdem tazminatı, sosyal yardım ödemeleri ve benzeri ödemeler edinilmiş mal kapsamında değerlendirilmektedir.
- Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar: Bir eşin çalışma gücünü kaybetmesi nedeniyle kendisine ödenen maddi tazminatlar edinilmiş mal niteliğindedir.
- Kişisel malların gelirleri: Bir eşe ait kişisel maldan elde edilen kira gelirleri, faiz gelirleri veya benzeri ekonomik getiriler edinilmiş mal sayılmaktadır.
- Edinilmiş malların yerine geçen değerler: Edinilmiş bir malın satılması, devredilmesi veya başka bir malvarlığı değerine dönüşmesi halinde elde edilen yeni değerler de edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir.
Evliliğin ölüm nedeniyle sona ermesi halinde ise sağ kalan eş, edinilmiş malların artık değeri üzerinde katılma alacağı hakkına sahip olmaktadır. Bu nedenle miras paylaşımına geçilmeden önce hangi malların edinilmiş mal niteliğinde olduğunun doğru şekilde belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.
Konuya ilişkin detaylı bilgi için “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Mal Paylaşımı” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
4.2. Sağ Kalan Eşin Katılma Alacağı ve Miras Payı
Evliliğin ölüm nedeniyle sona ermesi halinde, sağ kalan eş edinilmiş malların artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahip olur. Bu hak bakımından eşin çalışıp çalışmaması veya malların edinilmesine doğrudan katkı sağlayıp sağlamaması önem taşımamaktadır.
Sağ kalan eşin katılma alacağı, terekenin öncelikli borçları arasında kabul edilmektedir. Bu nedenle öncelikle katılma alacağı hesaplanarak sağ kalan eşe verilmekte, ardından kalan tereke üzerinden yasal miras payı hesaplanmaktadır.
Örneğin evlilik sırasında edinilmiş bir taşınmazın bulunduğu durumda, sağ kalan eş önce taşınmazın edinilmiş mala ilişkin kısmı bakımından katılma alacağına hak kazanmakta; daha sonra kalan tereke üzerinden ayrıca miras payı almaktadır.
5. Sağ Kalan Eşin Aile Konutu ve Ev Eşyası Üzerindeki Hakları
Türk Medeni Kanunu, sağ kalan eşin yalnızca miras payını değil; evlilik birliğinin korunmasına yönelik bazı özel haklarını da güvence altına almıştır. Özellikle aile konutu ve ev eşyası üzerindeki haklar, sağ kalan eşin ölüm sonrasında barınma ve yaşam düzeninin korunmasını amaçlayan özel düzenlemeler arasında yer almaktadır.
Bu kapsamda sağ kalan eş, belirli şartların varlığı halinde aile konutunun ve ev eşyasının kendisine özgülenmesini talep edebilmekte; bazı durumlarda intifa, oturma veya mülkiyet hakkı kurulmasını isteyebilmektedir. Uygulamada özellikle miras paylaşımı sırasında aile konutuna ilişkin uyuşmazlıklar sıkça gündeme gelmektedir.
5.1. Aile Konutunun Özgülenmesi Talebi
Aile konutu, eşlerin evlilik birliği süresince birlikte yaşadıkları ve aile yaşamının merkezi niteliğinde olan taşınmazı ifade etmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 240. maddesi uyarınca sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmek amacıyla aile konutu üzerinde kendisine özgüleme yapılmasını talep edebilir. Bu talep kapsamında sağ kalan eş;
- Aile konutu üzerinde mülkiyet hakkı,
- İntifa hakkı,
- Oturma hakkı
tanınmasını isteyebilmektedir. Mahkeme, somut olayın özelliklerine, terekenin durumuna ve diğer mirasçıların haklarına göre değerlendirme yaparak uygun bir karar vermektedir. Özellikle sağ kalan eşin barınma ihtiyacının korunması uygulamada büyük önem taşımaktadır.
5.2. Ev Eşyası Üzerindeki Haklar
Sağ kalan eş, birlikte yaşanılan konutta bulunan ev eşyaları bakımından da bazı özel haklara sahiptir. Bu hakların amacı, eşin ölüm sonrasında günlük yaşamını sürdürebilmesini sağlamaktır.
Mahkeme, miras paylaşımı sırasında ev eşyalarının sağ kalan eşe bırakılmasına karar verebilir. Özellikle kişisel kullanım niteliği taşıyan ve ortak yaşamın devamı açısından önem arz eden eşyalar bakımından sağ kalan eş lehine değerlendirme yapılabilmektedir.
5.3. Aile Konutunun Miras Paylaşımındaki Durumu
Aile konutu, çoğu durumda terekeye dahil en önemli malvarlığı unsurlarından biridir. Bu nedenle miras paylaşımı sırasında aile konutunun kime bırakılacağı uygulamada en sık uyuşmazlık konusu yapılan meselelerden biridir. Sağ kalan eşin aile konutu üzerindeki talepleri değerlendirilirken;
- Mal rejiminin tasfiyesi,
- Katılma alacağı,
- Miras payı,
- Diğer mirasçıların hakları
birlikte dikkate alınmaktadır. Özellikle aile konutunun edinilmiş mal niteliğinde olması halinde, sağ kalan eşin katılma alacağı ile miras payı birlikte değerlendirilmekte ve buna göre paylaşım yapılmaktadır.
Sağ kalan eşin aile konutu veya ev eşyası üzerinde hak talep etmesi, bunların kendisine bedelsiz şekilde bırakılacağı anlamına gelmez. Aile konutunun değeri, somut olayın özelliklerine göre sağ kalan eşin katılma alacağına veya miras payına mahsup edilmekte; değerin bu hakları aşması halinde ise aradaki farkın diğer mirasçılara ödenmesi gerekebilmektedir.
6. Sağ Kalan Eş Bakımından Denkleştirme ve İade Talepleri
Miras bırakanın sağlığında bazı mirasçılara yaptığı karşılıksız kazandırmalar belirli şartlarda denkleştirmeye tabi tutulabilmektedir. Denkleştirme, mirasçılar arasında eşitliğin sağlanmasını amaçlayan ve özellikle altsoy arasındaki miras paylaşımında önem taşıyan bir miras hukuku kurumudur.
Sağ kalan eş de somut olayın özelliklerine göre denkleştirme ve iade taleplerinden etkilenebilmekte; bazı durumlarda bu talepleri ileri sürebilmekte, bazı durumlarda ise kendisine yöneltilen taleplerle karşılaşabilmektedir. Özellikle miras bırakanın sağlığında yaptığı yüksek değerli taşınmaz devirleri, bağışlar ve mal kaçırma niteliğindeki işlemler uygulamada önemli uyuşmazlıklara neden olmaktadır.
Denkleştirme ve iade talepleri, çoğu zaman muris muvazaası, tenkis ve terekenin paylaşılması davaları ile birlikte değerlendirilmektedir. Bu nedenle sağ kalan eşin hak ve yükümlülüklerinin somut olayın özelliklerine göre dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.
6.1. Denkleştirme Kavramı
Denkleştirme, miras bırakanın sağlığında yasal mirasçılarından bazılarına yaptığı karşılıksız kazandırmaların, miras paylaşımı sırasında terekeye iade edilerek mirasçılar arasında eşitliğin sağlanmasını amaçlayan bir miras hukuku kurumudur. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen denkleştirme hükümleri ile miras bırakanın bazı mirasçılar lehine yaptığı kazandırmaların paylaşım sırasında dikkate alınması hedeflenmektedir.
Denkleştirme yükümlülüğü özellikle altsoy bakımından önem taşımaktadır. Miras bırakanın çocuklarına yaptığı bağışlar, taşınmaz devirleri, iş kurma amacıyla yaptığı kazandırmalar veya yüksek tutarlı parasal yardımlar belirli şartlarda denkleştirmeye tabi tutulabilmektedir.
6.2. Denkleştirmeye Tabi Kazandırmalar
Miras bırakanın sağlığında yaptığı her kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Denkleştirme kapsamında değerlendirilebilmesi için kazandırmanın miras payına mahsuben yapılmış olması veya bu yönde iradenin bulunması gerekir. Uygulamada özellikle:
- Taşınmaz devri,
- Karşılıksız para transferleri,
- İş kurma amacıyla yapılan destekler,
- Borçtan kurtarma işlemleri,
- Yüksek değerli bağışlar
denkleştirme uyuşmazlıklarına konu olabilmektedir. Miras bırakanın kazandırmayı açıkça denkleştirme dışında bıraktığını belirtmesi halinde ise bazı durumlarda denkleştirme hükümleri uygulanmayabilmektedir.
6.3. Sağ Kalan Eşin Denkleştirme Talep Hakkı
Sağ kalan eş, miras paylaşımı sırasında diğer yasal mirasçılara yapılan kazandırmaların denkleştirilmesini talep edebilir. Özellikle terekeye dahil olması gereken bazı malvarlığı değerlerinin miras bırakan tarafından sağlığında belirli mirasçılara devredilmiş olması halinde, sağ kalan eş denkleştirme hükümlerine dayanarak paylaşımın yeniden hesaplanmasını isteyebilmektedir.
Bu durum özellikle miras bırakanın bazı çocuklarına taşınmaz devretmesi veya yüksek miktarda ekonomik destek sağlaması halinde uygulamada önem kazanmaktadır.
6.4. Sağ Kalan Eşe Karşı İleri Sürülebilecek Talepler
Sağ kalan eş de bazı durumlarda denkleştirme taleplerinin muhatabı olabilir. Özellikle miras bırakan tarafından sağ kalan eşe yapılan yüksek değerli kazandırmaların miras payına mahsuben yapıldığının iddia edilmesi halinde, diğer mirasçılar tarafından denkleştirme talebinde bulunulabilmektedir.
Bu nedenle sağ kalan eşe yapılan kazandırmaların niteliği, bağış mı yoksa eşler arasındaki mal rejiminden kaynaklanan bir hak mı olduğu somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmektedir.
6.5. İade Yükümlülüğü ve Hesaplama Yöntemi
Denkleştirmeye tabi kazandırmaların belirlenmesi halinde, ilgili kazandırmalar terekeye iade edilerek paylaşım hesabına dahil edilmektedir. Buradaki “iade”, her zaman aynen geri verme anlamına gelmemekte; çoğu durumda kazandırmanın değerinin miras payından mahsup edilmesi şeklinde uygulanmaktadır.
Denkleştirme hesabında kazandırmanın niteliği, yapıldığı tarih, ekonomik değeri ve miras bırakanın iradesi dikkate alınmaktadır. Özellikle taşınmaz devri içeren uyuşmazlıklarda bilirkişi incelemeleri uygulamada büyük önem taşımaktadır.
6.6. Muris Muvazaası ve Tenkis Davaları ile İlişkisi
Denkleştirme uyuşmazlıkları çoğu zaman muris muvazaası ve tenkis davaları ile birlikte gündeme gelmektedir. Özellikle miras bırakanın bazı mirasçılar lehine yaptığı taşınmaz devirlerinin gerçekte bağış niteliğinde olduğunun iddia edilmesi halinde, muris muvazaası hükümleri de uygulanabilmektedir.
Bunun yanında yapılan kazandırmaların sağ kalan eşin saklı payını ihlal etmesi halinde tenkis davası açılması da mümkündür. Bu nedenle uygulamada denkleştirme, tenkis ve muris muvazaası davaları çoğu zaman birbiriyle bağlantılı şekilde değerlendirilmektedir.
7. Sağ Kalan Eşin Miras Payına ilişkin Davalarda Yargılama Süreci
Sağ kalan eşin miras hakkına ilişkin uyuşmazlıklar, çoğu zaman miras paylaşımı, tapu işlemleri, saklı pay ihlalleri, muris muvazaası ve mal rejiminin tasfiyesi gibi farklı hukuki süreçlerle birlikte gündeme gelmektedir. Bu nedenle sağ kalan eşin haklarının korunabilmesi için görevli mahkemenin doğru belirlenmesi, delillerin eksiksiz sunulması ve yargılama sürecinin usule uygun yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Uygulamada özellikle miras payının belirlenmesi, aile konutu üzerindeki haklar, taşınmaz devirleri ve terekeye ilişkin uyuşmazlıklar bakımından farklı dava türleri gündeme gelebilmektedir.
7.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Sağ kalan eşin mirasçılığından kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli ve yetkili mahkeme, açılacak davanın niteliğine göre değişmektedir. Mal rejiminden kaynaklanan
- Katılma alacağı,
- Değer artış payı alacağı
- Katkı payı alacağı
davalarında ise görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Buna karşılık;
- Tapu iptal ve tescil davaları,
- Muris muvazaası davaları,
- Tenkis davaları,
- Ortaklığın giderilmesi davaları,
- Terekeye ilişkin ayni hak uyuşmazlıkları
bakımından görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Yetki bakımından ise mirasa ilişkin birçok dava miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde açılabilmektedir. Ancak taşınmazın aynına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi söz konusu olabilmektedir.
7.2. Deliller ve İspat Araçları
Sağ kalan eşin en sık karşılaştığı uyuşmazlıkların başında terekeye dahil taşınmazlara ilişkin davalar gelmektedir. Özellikle miras bırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz devirleri, aile konutunun paylaşımı, muris muvazaası iddiaları ve ortaklığın giderilmesi davaları uygulamada önemli yer tutmaktadır.
Bunun yanında terekeye dahil malvarlığının eksik gösterilmesi, bazı malvarlığı değerlerinin gizlenmesi veya üçüncü kişiler adına kayıtlı hale getirilmesi gibi durumlarda da çeşitli dava ve tespit talepleri gündeme gelebilmektedir.
Sağ kalan eşin miras hukukundan kaynaklanan haklarını ileri sürebilmesi için iddialarını hukuka uygun delillerle ispat etmesi gerekmektedir.Uyuşmazlığın niteliğine göre;
- Nüfus kayıtları,
- Veraset ilamı,
- Tapu kayıtları,
- Banka kayıtları,
- Noter işlemleri,
- Tanık anlatımları,
- Bilirkişi raporları,
- Yazılı belgeler ve dijital kayıtlar
Delil olarak kullanılabilmektedir. Özellikle muris muvazaası, tenkis ve katılma alacağı uyuşmazlıklarında ispat faaliyetinin kapsamı oldukça geniş olabilmektedir. Bu nedenle delillerin eksiksiz şekilde toplanması ve usulüne uygun sunulması büyük önem taşımaktadır.
7.3. Harç ve Yargılama Giderleri
Sağ kalan eşin miras hukukundan kaynaklanan talepleri bakımından açılacak davalarda, davanın niteliğine göre farklı harç ve yargılama giderleri gündeme gelmektedir.
Mirasçılık belgesi alınmasına ilişkin işlemler maktu harca tabi iken; tapu iptal ve tescil davaları, muris muvazaası davaları, tenkis davaları ve katılma alacağı davalarında dava değerine göre nispi harç uygulanabilmektedir. Yargılama giderleri kapsamında;
- Başvuru harcı,
- Peşin harç,
- Tebligat giderleri,
- Bilirkişi ücretleri,
- Keşif giderleri,
- Tanık giderleri,
gibi kalemler yer almaktadır. Yargılama sonunda ise kural olarak haksız çıkan taraf, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaktadır.
7.4. Avukatlık Ücreti
Yargılama sonunda mahkeme tarafından hükmedilen karşı vekâlet ücreti, davada haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan taraf lehine hükmedilmektedir. Özellikle muris muvazaası, tapu iptal ve tescil, tenkis ve katılma alacağı davaları gibi dava konusunun para veya malvarlığı değeri ile ölçülebildiği uyuşmazlıklarda vekâlet ücreti nispi olarak belirlenmektedir.
Bunun yanında taraflar arasında yapılan avukatlık sözleşmesinde kararlaştırılan avukatlık ücreti de çoğu zaman dava değeri üzerinden nispi şekilde belirlenmektedir. Ancak mahkemece hükmedilen karşı vekâlet ücreti ile taraflar arasında kararlaştırılan sözleşmesel avukatlık ücreti birbirinden farklı hukuki niteliktedir.
7.5. Kanun Yolları (İstinaf ve Temyiz)
Miras hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda verilen mahkeme kararları, kural olarak üst mahkemelerin denetimine tabidir. Özellikle muris muvazaası, tapu iptal ve tescil, tenkis, katılma alacağı ve terekeye ilişkin uyuşmazlıklarda verilen kararlar bakımından istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulabilmektedir.
- İstinaf Süreci: İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurulabilir.
- Temyiz Süreci: Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yoluna başvurulabilmektedir. Ancak temyiz incelemesi, kanunda öngörülen parasal sınır ve diğer yasal şartlara tabidir.
Not: Tapu iptal ve tescil davaları gibi taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda, mahkeme kararı verilmiş olsa dahi istinaf ve temyiz süreçleri tamamlanıp karar kesinleşmeden tapuda tescil işlemi gerçekleştirilemez.
Avukatla Online Görüş
Sağ kalan eşin miras payı konusunda online hukuki danışmanlık


The content of the article is so practical that I saved it! There are similar resources on my website, welcome to visit
Babam öldükten sonra miras düşen evi Annemin üzerine yaptık. Annem de bir kaç yıl sonra evi bizden habersiz erkek kardeşimin üzerine verdi, devretti. İtiraz edersem bu evden bana pay, miras düşer mi? Annem şuan sağ
Thank you for this well-written guide. I’ve been struggling with this for days. Your article explained things in a way I could actually understand. Everything worked perfectly after following your steps. Much appreciated!
Babam, annemden ayrıldıktan sonra ikinci evliliğini yapmıştı. Bu kadın, babamdan önce vefat etti. Babam da 5 yıl sonra vefat etti. Kadının üzerine, evlendikten sonra bir ev alınmıştı. Kadının hiç çocuğu yoktu. Ayrıca, kadının babasından da üzerine bir tarla geçmişti. Kadının iki erkek kardeşi vardı, ancak onlar da kadından önce vefat etmişlerdi. Fakat kardeşlerinin çocukları hayatta.
Babam, bu kadının tüm mirasından ne kadar pay alır? Ayrıca kadın vefat edince veraset ilamı çıkartılmış ancak tapuya bildirilmemiş. Kadının babasından kalan tarlayı da kendi üzerlerine paylaştırarak intikal ettirmemişler. Bu durumda yasal olarak hangi yolları izlememiz gerekir?
Merhaba,
İkinci evliliğimi yaptım ve ilk evliliğimden bir çocuğum var, ancak ikinci evliliğimden çocuğum yok.
İkinci evliliğim sırasında bir ev ve bir araba satın aldık. Ev eşimin, araba ise benim üzerime kayıtlı.
Bu mal paylaşımı bilinçli olarak yapılmadı, doğal gelişti.
Benim sormak istediğim, eşlerden birinin vefatı durumunda miras paylaşımı nasıl olur?
Üzerinde mal bulunan eş, vasiyet yoluyla tasarrufta bulunabilir mi?
Vasiyet verildiğinde, malın mülkiyet hakkı nasıl şekillenir?
Vasiyet edilen mal, mirasçıların haklarını kısıtlamadan satılabilir veya devredilebilir mi?
Şimdiden teşekkür ederim.
Merhaba,
Eşimle birlikte 2 çocuğumuz var ve eşimin önceki evliliğinden bir kızı bulunuyor. Eğer ben eşimden önce vefat edersem, miras hukuku gereği mal paylaşımı nasıl yapılır?
Benim üzerime kayıtlı olan mallar, eşime ve çocuklarıma nasıl bölüştürülür? Eşim, kendisine geçen mirası daha sonra vefat ettiğinde, önceki evliliğinden olan kızı da bu mirastan hak sahibi olacak mı?
Şimdiden teşekkür ederim. Saygılarımla.
Merhaba,
Eşim vefat etti ve evlilik birliği içinde satın aldığımız ev eşimin üzerine kayıtlıydı.
Bir çocuğumuz var. Eşimin anne ve babası, eşimin adına kayıtlı olan bu evden miras hakkı talep edebilir mi?
Evi biz evliyken aldık, bu durumda eşimin ailesi paylaşım talep edebilir mi?
Teşekkürler.
Ağabeyim (19.10.2021) vefat etti , babam hayatta , annem 1994 te vefat etti.
Ağabeyim ve eşinin çocukları olmadı.
Ağabeyim vefatından 2-3 yıl önce aldıkları evi eşinin üzerine tapu etti.
Yengemin vefatında (veya vefatından önce) bu evin tamamının yengemin kardeşlerine kalmasını istemiyoruz.
Bizim bu evden hisse almamız mümkün mü? Mümkünse, nasıl bir yol izlememiz gerekir?
Kadına anne ve babasından miras kalan bir evde, vefatı halinde çocukları doğal mirasçı olurken, sağ kalan eşi de mirasçı sayılır mı? Sağ kalan eş, başka biriyle evlendiğinde mirasçılık durumu değişir mi?
Merhaba,
Anne ve babam sağ ve mahkeme kararıyla evin yarısı anneme, yarısı babama verilmişti. Daha sonra babam kendi payını kendi parasıyla abime sattı ve şu anda evin yarısı anneme, yarısı abime ait.Ailem, şu an bu evi satmak istiyor. Babam evi sattığı için mirasçı olamıyorum, ancak annemin payı üzerinde miras hakkım olur mu? Annem, benim rızam veya imzam olmadan kendi payını satabilir mi?
Ayrıca, babam ve annem ben çocukken (yaklaşık 6 yaşımdayken) ayrıldı. Şu anda yetişkinim ve annemle yaşıyorum. Annem ve abim, evi müteahhite vermeyi düşünüyor. Bu durumda bana herhangi bir söz hakkı veya miras hakkı doğar mı?
Teşekkürler.
Merhaba, annem ikinci evliliğini yaptı ve eşi 19 Nisan 2024 tarihinde vefat etti.
Veraset ilamında mal paylaşımı 8 pay olarak belirlenmiş ve anneme 2 pay verilmiş.
Annemin bu evde sürekli olarak yaşamaya devam edebilmesi için ne yapması gerekiyor?
Merhaba,
Eşlerden biri vefat ettiğinde, ölen kişinin tüm mal varlığının sağ kalan eşe miras kalması için ne yapılması gerekir? Yasal miras paylaşımında diğer mirasçılar varsa, eşin tamamını alabilmesi mümkün müdür? Bunun için vasiyetname, miras sözleşmesi veya başka bir hukuki işlem gerekir mi?
Teşekkürler.
Merhaba,
Çocuğu olmayan kız kardeşimin eşi vefat ettiğinde, kalan mal varlığının tamamının kız kardeşime geçmesi için ne yapılması gerekir? Yasal miras paylaşımına göre, diğer mirasçılar devreye girer mi? Kız kardeşimin eşinin tüm mal varlığını alabilmesi için farklı bir hukuki işlem gerekli midir?
Merhaba,
Annem bir ay önce vefat etti. Yoğun bakımda kaldığı üç aylık süreçte, abim annemin adına bir araba satın aldı. Bu durumda, annemin vefatından sonra o araç miras kapsamında değerlendirilir mi? Kardeşlerin bu araç üzerinde miras hakkı var mı?
Teşekkür ederim.
Merhabalar teyzemin çocuğu yok. Eşi vefat etti. Eşinden 90 ağaç zeytin ağacı bir de ev kaldı. Bu varlıkları eşinin 3 kardeşiyle müşterek tapulu teyzemin eşi vefat ettikten 3 ay sonra teyzemin eşinin diğer kardeşleri bu varlıklar üzerinde hak iddia ediyorlar. Zeytinleri bölmek evi ya satalım yada tapusunu bizim Üzerimize ver diyerek teyzemi evden çıkarmaya çalışıyorlar. Bu durumda teyzemin ne yapması gerekiyor? Evini satmak ve evinden çıkmak istemiyor. Teyzem zeytinleri bölelim hakkınızı alın ama beni evimden çıkarmayın diyor. Bu noktada mal paylaşımı nasıl olur? Teyzem ne yapmalı? Bu konuda kanunlar nasıl işler?
Mal varlıklarımız ev, araba eşimin üzerinde bulunmaktadır. Kardeşlerim ve yeğenlerim hak iddia edebilir mi?
Merhabalar halamın evliliğinde hiç çocukları olmadı ve halam vefat etti. halama babadan kalan mirasta çocukları olmadığı halde eşi mirasçı olabiliyor mu?
Merhaba Babam 1984 de öldü. 2 kardeşiz fakat annemin başka adamdan 2 kız çocuğu daha var ama o zamanlarda hala evli oldukları için benim babam üzerine yazılmışlar. Yani resmiyette 4 kardeşinde soy isim aynı fakat biyolojik olarak 2 kardeş başka babadan. Herkesin bilmesine rağmen mirastan hak ediyorlar. böyle olunca hak etmemeleri için nasıl bir yol izlenmeli öyle bir hakkım var mı?
Annem 2017 tarihinde öldü. Babam hayatta. Babamın adına kayıtlı 3 adet daire vardı. Babam daireleri sattı biz 5 kardeşiz üç kardeşe verdiğinin yarısını abimle bana verdi.
Abim ve ben dava açabilir miyiz?
Merhabalar dayım 4 ay önce vefat etti, 2000 li yıllarda kendisine, anneme ve anneanneme dedemden miras kaldı, bu miras ile anneannem dayıma kendi payından yardımda bulunarak ev aldı. kendi evini de anneme 2014 yılında verdi. anneannem hala sağ. dayım 2015 yılında bir kadın ile evlendi bu kadın 2018 yılında bizlerden gizli evi kendi üstüne yaptırdı. dayım öldükten sonra öğrendik ve kendisi ile aynı apt da oturuyoruz yakışıksız hareketler ve yalanlarından dolayı kendisine dava açacağız ama o da bizim oturduğumuz ev üzerinden dava açabileceğini söylemişti. kendisinin bizim oturduğumuz ev için hakkı var mı ?