Bir sözleşme imzalandığında taraflar, karşı tarafın üstlendiği edimi zamanında ve gereği gibi yerine getireceğine güvenir. Bu güven boşa çıktığında, yani mal teslim edilmediğinde, hizmet eksik verildiğinde ya da iş ayıplı yapıldığında, uğranılan zararın giderilmesi için başvurulacak temel yol sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat davasıdır.
Türk Borçlar Kanunu bu sorumluluğu, borçlunun kusurunu karine olarak kabul eden ve alacaklıyı ispat bakımından görece rahatlatan bir sistemle düzenler. Bu yazıda tazminatın şartlarını, olumlu ve olumsuz zarar ayrımını, zararın nasıl hesaplandığını, sorumluluğu sınırlayan sözleşme kayıtlarının geçerliliğini ve davanın hangi mahkemede, hangi sürede açılacağını ele alıyoruz.
- Dayanak nedir?
- TBK m. 112: Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kusursuz olduğunu ispat etmedikçe alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür.
- Kim neyi ispat eder?
- Alacaklı sözleşmeyi, aykırılığı, zararı ve illiyet bağını ispat eder. Kusursuzluğu ispat yükü borçludadır.
- Hangi zarar istenir?
- Sözleşme ayakta kalıyorsa olumlu zarar (ifa menfaati), sözleşmeden dönülmüşse olumsuz zarar. Kişilik hakkı zedelenmişse manevi tazminat da mümkündür.
- Süre?
- Kural olarak on yıl (TBK m. 146); kira bedelleri, vekalet ve eser alacakları gibi bazı alacaklarda beş yıl (TBK m. 147). Ayıpta özel kısa süreler vardır.
Sözleşmeye aykırılık sorumluluğunun dayanağı
TBK m. 112’ye göre borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Bu hüküm, sözleşmeden doğan tüm borçlar için genel sorumluluk normudur. Satış, eser, kira, hizmet veya isimsiz bir sözleşme fark etmeksizin, özel bir düzenleme bulunmayan her durumda uygulanır.
Borçlu, genel olarak her türlü kusurundan sorumludur. Sorumluluğun kapsamı işin özel niteliğine göre belirlenir; iş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa sorumluluk daha hafif değerlendirilir (TBK m. 114/1). Örneğin bir arkadaşının eşyasını karşılıksız taşıyan kişinin özen yükümlülüğü, bu işi ücret karşılığında yapan bir nakliyecininkinden daha hafif değerlendirilir. Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler de kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine uygulanır (TBK m. 114/2); tazminatın belirlenmesi, indirilmesi ve manevi tazminat bakımından bu atıf büyük önem taşır.
Yapma borcu ifa edilmezse alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya üçüncü bir kişi tarafından yerine getirilmesi için hakimden izin isteyebilir; yapmama borcuna aykırılıkta ise aykırılığın sonuçlarının ortadan kaldırılmasını talep edebilir (TBK m. 113). Bu yollar, tazminat talebinin yanında ya da ona alternatif olarak kullanılabilir.
Tazminatın şartları
- Geçerli bir sözleşme: Taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi bulunmalıdır. Şekil eksikliği nedeniyle geçersiz bir sözleşmeye dayanarak ifa veya ifa yerine tazminat istenemez; bu durumda iade talepleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre çözülür.
- Borca aykırılık: Edimin hiç ifa edilmemesi, geç ifa edilmesi ya da kötü ifa edilmesi (ayıplı, eksik veya sözleşmeye uygun olmayan ifa). Koruma, bilgilendirme ve sır saklama gibi yan yükümlülüklerin ihlali de borca aykırılıktır.
- Zarar: Alacaklının malvarlığında, iradesi dışında meydana gelen azalma. Zarar yoksa tazminat da yoktur; Yargıtay, sözleşmeye aykırılık bulunsa bile gerçek bir zarar ispat edilemeyen talepleri reddetmektedir.
- İlliyet bağı: Zarar, borca aykırılığın uygun bir sonucu olmalıdır. Aykırılık olmasaydı zarar yine doğacak idiyse borçlu sorumlu tutulmaz.
- Kusur: Kusur karine olarak kabul edilir. Alacaklı borçlunun kusurunu ispat etmek zorunda değildir; kusursuz olduğunu ispat yükü borçludadır.
Geç ifa durumunda özel kurallar devreye girer: borçlunun temerrüde düşürülmesi, gecikme tazminatı ve para borçlarında temerrüt faizi. Bu ayrıntıları borçlu temerrüdü ve alacaklının hakları yazımızda anlattık.
Hangi zararlar istenebilir?
Olumlu zarar, alacaklının sözleşmeyi ayakta tutup ifa yerine tazminat istediği hallerde gündeme gelir (TBK m. 112, 125/2). Satın alınan malın teslim edilmemesi yüzünden aynı malın daha pahalıya başka yerden alınması, kiralanan işyerinin teslim edilmemesi yüzünden yoksun kalınan kazanç bu kapsamdadır. Olumsuz zarar ise sözleşmeden dönülmesi halinde istenir (TBK m. 125/3): noter ve ekspertiz masrafları, sözleşme için kullanılan kredinin masrafları ve sözleşme yüzünden geri çevrilen daha uygun bir teklif gibi. Dönmenin sonuçlarını sözleşmeden dönme ve sözleşmenin feshi yazımızda ayrıntılı ele aldık.
Sözleşmeye aykırılıkta manevi tazminat
Sözleşmeye aykırılık çoğu zaman yalnızca malvarlığına zarar verir ve bu durumda manevi tazminat istenemez. Ancak aykırılık aynı zamanda kişinin vücut bütünlüğünü, sağlığını, onurunu ya da özel hayatını zedelemişse durum değişir. Hatalı bir tıbbi müdahale, düğün organizasyonunun son anda iptal edilmesi ya da kişisel verilerin sözleşmeye aykırı biçimde ifşa edilmesi bu tür örneklerdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da sözleşmeye aykırılığın kişilik haklarını zedelediği hallerde manevi tazminata hükmedilebileceğini kabul etmektedir. Ayıplı bir ürünün satılması veya kargodaki ticari bir ürünün kaybolması gibi yalnızca ekonomik sonuç doğuran ihlallerde ise manevi tazminat talepleri uygulamada reddedilmektedir. Miktarın belirlenmesine ilişkin ölçütler için manevi tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.
Zarar nasıl hesaplanır?
Zararın kapsamını ve miktarını alacaklı ispat eder. Miktarın tam olarak ispatı mümkün değilse hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararı hakkaniyete uygun olarak belirler (TBK m. 50/2, m. 114/2 yollamasıyla). Uygulamada hesap çoğu zaman bilirkişi incelemesiyle yapılır.
- Somut hesap: Alacaklının gerçekten yaptığı ikame alım veya satış esas alınır. Teslim edilmeyen malı başka bir satıcıdan daha yüksek fiyata alan alıcı, aradaki farkı ister.
- Soyut hesap: İkame işlem yapılmamışsa, sözleşme fiyatı ile ifa gününde piyasa fiyatı arasındaki fark esas alınır. Piyasası olan mal ve hizmetlerde kullanılır.
- Yarar denkleştirmesi: Alacaklının aykırılık sayesinde elde ettiği yararlar ya da kaçındığı giderler tazminattan düşülür. Tazminat, sözleşme ifa edilseydi ulaşılacak değeri aşamaz.
- Zararı azaltma külfeti: Alacaklı, zararın artmasını önlemek için makul önlemleri almalıdır. Bunu ihmal ederek artan zarar tazminattan indirilebilir (TBK m. 52).
Bir atölye, tonu 10.000 TL’den 100 ton çelik satın almış ve 300.000 TL avans ödemiştir. Satıcı teslim etmeyince atölye aynı malı tonu 12.500 TL’den başka bir firmadan almıştır. Sözleşmeyi ayakta tutup ifa yerine tazminat isterse: avansın iadesi (300.000 TL) + fiyat farkı 250.000 TL + teslim gecikmesi yüzünden kaçırdığı siparişin ispatlanan karı. Satıcıya ödenmeyecek olan 15.000 TL nakliye bedeli ikame alımda da ödenmemişse hesaba katılmaz; ödenmişse fark olarak eklenir. Atölye bunun yerine sözleşmeden dönerse avansın iadesini ve sözleşme için yaptığı masrafları isteyebilir; fiyat farkını isteyemez.
Kar kaybı, en çok tartışılan kalemdir. Mahkemeler, varsayıma dayalı kazanç iddialarını kabul etmez; karın, olayların olağan akışına göre elde edileceğinin ticari defterler, önceki dönem gelirleri, kaçırılan siparişlere ilişkin yazışmalar gibi somut verilerle gösterilmesini bekler.
Sorumluluğu sınırlayan kayıtlar ve indirim sebepleri
Sorumsuzluk anlaşmaları
Taraflar, borçlunun sorumluluğunu sözleşmeyle önceden sınırlayabilir; ancak bu serbestlik sınırsız değildir (TBK m. 115):
- Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmalar kesin hükümsüzdür.
- Borçlunun hizmet sözleşmesinden doğan borcundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan her türlü anlaşma kesin hükümsüzdür.
- Uzmanlık gerektiren ve ancak kanun veya yetkili makamlarca verilen izinle yürütülebilen bir hizmet, meslek veya sanatta (bankacılık, sağlık, avukatlık gibi) hafif kusurdan sorumsuzluk anlaşmaları da kesin hükümsüzdür.
Matbu sözleşmelere konulan sorumluluk sınırlamaları ayrıca genel işlem koşullarına ilişkin denetime tabidir (TBK m. 20-25); tüketici sözleşmelerinde haksız şart denetimi de uygulanır.
Yardımcı kişilerin fiilleri
Borçlu, borcun ifasını ya da borçtan doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişilere veya çalışanları gibi yardımcı kişilere bırakmışsa, bu kişilerin işin yapılması sırasında verdikleri zarardan kendi verdiği zarar gibi sorumludur (TBK m. 116). Yüklenicinin taşeronu, hastanenin hekimi ya da nakliyecinin şoförü bu kapsamdadır.
Tazminattan indirim
Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa hakim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir (TBK m. 52, m. 114/2 yollamasıyla). Uygulamada bu ilke “müterafik kusur” olarak anılır. Örneğin teslim aldığı malzemenin kusurunu fark ettiği halde üretimde kullanmaya devam eden alıcının zararından, kendi payına düşen oran indirilir. Sözleşmede ayrıca bir cezai şart kararlaştırılmışsa, alacaklı hiç zarara uğramamış olsa bile cezayı isteyebilir; zararı cezayı aşıyorsa aşan kısmı ancak borçlunun kusurunu ispat ederek ayrıca talep edebilir (TBK m. 180/2).
Sözleşme ve haksız fiil sorumluluğunun yarışması
Aynı olay hem sözleşmeye aykırılık hem de haksız fiil oluşturabilir. Kiralanan dairedeki kusurlu tesisat nedeniyle yaralanan kiracı ya da ameliyatta zarar gören hasta, hem sözleşmeye hem haksız fiile dayanabilir. Bu durumda hakim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkanı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir (TBK m. 60).
| Ölçüt | Sözleşmeye aykırılık | Haksız fiil |
|---|---|---|
| Kusurun ispatı | Kusur karine; borçlu kusursuzluğunu ispat eder | Kural olarak zarar gören kusuru ispat eder |
| Zamanaşımı | Kural olarak 10 yıl (bazı sözleşmelerde 5 yıl) | Öğrenmeden itibaren 2 yıl, her halde fiilden itibaren 10 yıl; suç ise ceza zamanaşımı |
| Temerrüt ve faiz başlangıcı | İhtar, kesin vade veya takip/dava tarihi | Fiil tarihi |
| Yardımcı kişi | TBK m. 116; borçlu, yardımcısının fiilinden kendi fiili gibi sorumlu | TBK m. 66; adam çalıştıran, gereken özeni gösterdiğini ispat ederek kurtulabilir |
Bu nedenle dava dilekçesinde her iki dayanağın olgularıyla birlikte ileri sürülmesi yararlıdır. Haksız fiil sorumluluğunun şartları için haksız fiil nedeniyle tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.
Zamanaşımı
Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat alacakları kural olarak on yıllık genel zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Kira bedelleri ve diğer dönemsel edimler; vekalet, komisyon ve acentelik sözleşmelerinden doğan alacaklar; ticari simsarlık ücreti dışındaki simsarlık alacakları ile yüklenicinin ağır kusuru dışındaki eser sözleşmesi alacakları gibi bazı alacaklar için süre beş yıldır (TBK m. 147). Ayıba dayalı taleplerde ise süreler çok daha kısadır: satış sözleşmesinde kural olarak teslimden itibaren iki yıl (TBK m. 231), taşınmaz yapı satışında mülkiyetin geçmesinden itibaren beş yıl (TBK m. 244/3); eser sözleşmesinde de benzer süreler vardır (TBK m. 478).
Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Borçlunun borcu ikrar etmesi, dava açılması veya icra takibi yapılmasıyla kesilir (TBK m. 154). Hakim zamanaşımını kendiliğinden dikkate almaz; davalının süresi içinde zamanaşımı def’ini ileri sürmesi gerekir.
Başvuru ve dava yolu
- Delilleri koruyunSözleşme, sipariş formları, teslim tutanakları, faturalar, yazışmalar ve fotoğraflar toplanmalıdır. Ayıplı iş veya hasarlı mal söz konusuysa, durum değişmeden önce mahkemeden delil tespiti istemek bilirkişi tartışmasını baştan çözer.
- İhtarname gönderinAykırılığı, uğradığınız zararı ve talebinizi bildiren bir noter ihtarnamesi, hem borçluyu temerrüde düşürür hem de faiz başlangıcını belirler. Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminatta faiz, kural olarak temerrüt tarihinden işler.
- Arabuluculuk şartını kontrol edinHer iki taraf da tacirse ve uyuşmazlık ticari işletmeleriyle ilgiliyse, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat talepleri için arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m. 5/A). Tüketici işlemlerinde (6502 s. K. m. 73/A), iş sözleşmelerinde (7036 s. K. m. 3) ve kira ilişkilerinde (HUAK m. 18/B) de zorunlu arabuluculuk vardır. Tacir olmayan kişiler arasındaki tazminat davalarında zorunluluk yoktur.
- Görevli ve yetkili mahkemeGenel görevli mahkeme asliye hukuk; ticari davalarda asliye ticaret, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi, iş sözleşmelerinde iş mahkemesi, kira uyuşmazlıklarında sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Davalının yerleşim yeri (HMK m. 6) ve sözleşmenin ifa edileceği yer (HMK m. 10) mahkemeleri yetkilidir; davayı haksız fiile de dayandırıyorsanız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 16).
- Talebi doğru kurunZararın kesin miktarı bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacaksa, alacağın bir kısmını kısmi dava olarak açıp tahkikat sona erinceye kadar bir defaya mahsus artırmak mümkündür (HMK m. 109/4). 31 Temmuz 2026’dan itibaren belirsiz alacak davası açılamamaktadır; ayrıntılar için belirsiz alacak davasının kaldırılması ve kısmi dava yazımıza bakabilirsiniz.
- Harç ve güvenceTazminat davaları nispi harca tabidir; 2026’da karar ve ilam harcı binde 68,31 olup dörtte biri dava açılırken peşin alınır. Borçlunun mal kaçırma ihtimali varsa ihtiyati haciz talep edilebilir.
Tazminat miktarı yargılama sonucunda belirlenecek nitelikteyse alacak likit sayılmaz. Bu nedenle tazminat alacağı için icra takibi yapılıp itirazın iptali davası açılsa bile, Yargıtay uygulamasına göre bu tür alacaklarda icra inkar tazminatına çoğu zaman hükmedilmez. Doğrudan tazminat davası açmak, bu tür uyuşmazlıklarda genellikle daha sade bir yoldur.
Sık yapılan hatalar
- Sözleşmeden döndükten sonra olumlu zararı, yani sözleşme ifa edilseydi elde edilecek karı talep etmek.
- Kar kaybını somut verilerle desteklemeden, tahmini rakamlarla talep etmek.
- Ayıplı ifada ihbar ve özel zamanaşımı sürelerini kaçırıp genel on yıllık süreye güvenmek.
- Zararı azaltmak için makul önlemleri almamak, örneğin ikame alımı gereksiz yere geciktirmek.
- Sözleşmedeki sorumsuzluk kaydını sorgusuz kabul etmek; ağır kusurda bu kayıtlar geçersizdir.
- Ticari bir tazminat davasını arabulucuya başvurmadan açmak.
Sık sorulan sorular
Karşı tarafın kusurunu ispat etmem gerekir mi?
Hayır. Sözleşmeye aykırılıkta kusur karine olarak kabul edilir. Siz sözleşmeyi, aykırılığı, zararınızı ve illiyet bağını ispat edersiniz; borçlu sorumluluktan kurtulmak için kusursuz olduğunu ispat etmek zorundadır.
Olumlu zarar ile olumsuz zarar arasındaki fark nedir?
Olumlu zarar, sözleşme gereği gibi ifa edilseydi bulunacağınız durumla bugünkü durumunuz arasındaki farktır. Olumsuz zarar ise sözleşme hiç yapılmasaydı bulunacağınız durumla bugünkü durumunuz arasındaki farktır ve sözleşmeden dönüldüğünde istenir.
Sözleşmeye aykırılık nedeniyle manevi tazminat istenebilir mi?
Aykırılık kişilik haklarınızı, örneğin sağlığınızı, onurunuzu veya özel hayatınızı zedelemişse evet. Yalnızca ekonomik kayba yol açan ihlallerde manevi tazminat kural olarak kabul edilmez.
Sözleşmedeki “hiçbir zarardan sorumlu değiliz” kaydı geçerli mi?
Ağır kusur için geçersizdir. Uzmanlık gerektiren ve izne bağlı faaliyetlerde (banka, hastane, avukat gibi) hafif kusur için de geçersizdir (TBK m. 115). Matbu sözleşmelerde ayrıca genel işlem koşulları denetimi uygulanır.
Dava açmak için ne kadar sürem var?
Kural olarak on yıl. Kira bedelleri, vekalet ve eser alacakları gibi bazı alacaklarda beş yıl, ayıba dayalı taleplerde ise daha kısa özel süreler uygulanır. Olay aynı zamanda haksız fiilse iki yıllık süreyi de göz önünde bulundurun.
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla