Ticaret ve Şirketler Hukuku

Cari Hesap Sözleşmesi: Şartları, İşleyişi ve Alacağın Tahsili

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu · Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu
Yayın: 24 Şubat 2020 · Son güncelleme: 1 Kasım 2026 · 16 dk okuma
Cari Hesap Sözleşmesi: Şartları, İşleyişi ve Alacağın Tahsili

Cari hesap, sürekli iş ilişkisi içinde olan tarafların gereksiz ödeme ve takas işlemleriyle uğraşmasını önleyen, ticari hayata pratiklik kazandıran bir ödeme aracıdır. Taraflar karşılıklı alacak ve borçlarını ortak bir hesapta toplar; hesap kesildikten sonra ortaya çıkan bakiye, lehine olan tarafa ödenir. Bir tarafın alacağı diğer tarafın borcuyla karşılandığından cari hesabın bir güvence işlevi de vardır.

Ancak uygulamada “cari hesap” denilen her ilişki, Türk Ticaret Kanunu’ndaki cari hesap sözleşmesi değildir. Bu yazıda cari hesap sözleşmesinin kurulma şartlarını, hangi alacakların hesaba geçirilebileceğini, hesap devrelerini, bakiyenin tespiti ve itiraz süresini, faiz ve bileşik faizi, sözleşmenin sona ermesini ve bakiye alacağının tahsilini TTK m. 89-101 çerçevesinde ele alıyoruz.

Kısaca
Şekil?
Cari hesap sözleşmesi yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz (TTK m. 89/2).
Yazılı sözleşme yoksa?
İlişki “açık hesap” sayılır; cari hesaba özgü sonuçlar doğmaz.
Bakiyeye itiraz süresi?
Hesap cetvelini alan taraf bir ay içinde noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imzalı yazıyla itiraz etmezse bakiyeyi kabul etmiş sayılır.
Zamanaşımı?
Sözleşmenin sona ermesinden itibaren beş yıl (TTK m. 101).

Cari hesap nedir?

TTK m. 89/1 cari hesabı şöyle tanımlar: iki kişinin, aralarındaki iş ilişkisinden doğacak alacaklarını teker teker istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirdikleri ve hesap kesildikten sonra çıkacak artan tutarı isteyebilecekleri sözleşme. Tanımın özü, tarafların her alacağı ayrı ayrı talep etmekten vazgeçmesidir. Hesaba geçen kalemler bağımsızlığını kaybeder ve hesabın bir parçası haline gelir.

Cari hesabın iki temel işlevi vardır. İlki ödeme kolaylığıdır: sürekli mal alıp satan iki işletme, her fatura için ayrı ödeme yapmak yerine dönem sonunda yalnızca farkı öder. İkincisi güvencedir: taraflardan birinin alacağı, diğerinin ona olan borcuyla dengelenir ve hesap kesilinceye kadar bu denge korunur.

Cari hesap ile açık hesap farkı

Ticari defterlerde tutulan “cari hesap ekstresi” ya da fatura bazlı hesap takibi, tek başına TTK anlamında cari hesap sözleşmesi oluşturmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığında taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap olarak değerlendirileceğini kabul etmiştir (HGK, 2017/19-1634 E., 2018/683 K.). Açık hesapta her fatura ayrı bir alacaktır ve kendi vade, faiz ve zamanaşımı kurallarına tabidir.

Taraflar ve şekil şartı

Kanunda cari hesabın taraflarına ilişkin özel bir sınırlama yoktur. Taraflar gerçek veya tüzel kişi olabilir; sözleşme tacirler arasında yapılabileceği gibi tacir olmayanlar arasında da yapılabilir. Cari hesap TTK’da düzenlendiğinden, tacir olmayanlar arasındaki cari hesap ilişkisi de TTK m. 3 uyarınca ticari iş sayılır ve ticari işlere ilişkin hükümler uygulanır. Aynı nedenle cari hesaptan doğan uyuşmazlıklar, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın mutlak ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemesinde görülür (TTK m. 4/1-a).

Sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulur. TTK m. 89/2’ye göre sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz. Yazılı şekil bir geçerlilik şartıdır; yalnızca ispat aracı değildir. Bu nedenle uyuşmazlık halinde hakim, yazılı sözleşmenin varlığını kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür. Yazılı sözleşmeye irade bozukluğu (yanılma, aldatma, korkutma) halinde geçersizlik hükümleri de uygulanır.

Yazılı sözleşmede nelere yer verilmeli?

Kanun cari hesabın temel kurallarını düzenler; ancak pek çok konuyu tarafların sözleşmesine bırakır. Uyuşmazlıkları azaltmak için sözleşmede şu konuların açıkça yazılması yararlıdır:

  • Kapsam: Hangi iş ilişkisinden doğan alacakların hesaba geçeceği, hangilerinin hariç tutulacağı ve sözleşmeden önce doğmuş alacakların durumu.
  • Hesabı tutan taraf: Kayıtları kimin tutacağı ve hesap cetvelinin hangi yolla, hangi adrese bildirileceği.
  • Hesap devresi: Kapatma tarihleri; bileşik faiz öngörülüyorsa en az üç aylık dönemler.
  • Faiz ve komisyon: Hesaba geçen kalemlere ve bakiyeye işleyecek faiz oranı, varsa komisyon ve masraflar.
  • Kambiyo senetleri: Senetlerin hangi koşulla hesaba alınacağı ve karşılıksız kalırsa nasıl işlem yapılacağı.
  • Süre ve fesih: Sözleşme süresi, fesih bildirim süresi ve şekli.
  • Teminatlar: Bakiye alacağı için kefalet, rehin veya teminat senedi gibi güvenceler.

Banka cari hesapları

Bankaların kredi açma sözleşmeleri çoğu zaman cari hesap kaydı içerir. Bu kayıtlar banka ile müşteri arasında borç ve alacakların mahsubuna, hesabın çekle işletilmesine imkan tanır ve nakit hareketini azaltır. Kredili mevduat hesapları ve kredi kartı hesapları da benzer biçimde işler. Ancak banka cari hesaplarının TTK m. 89 anlamında cari hesap sözleşmesi niteliği taşıyıp taşımadığı tartışmalıdır. Bankacılık mevzuatı ve tüketici mevzuatı bu ilişkilere özel kurallar getirdiğinden, banka hesaplarındaki faiz ve bileşik faiz uygulamaları ayrıca değerlendirilmelidir.

Hangi alacaklar hesaba geçirilebilir?

Kanun, hesaba geçirilemeyecek alacakları sayma yolunu seçmiştir. Kural olarak taraflar arasındaki iş ilişkisinden doğan bütün alacaklar hesaba geçirilebilir. İstisnalar şunlardır:

  • Takas edilemeyen alacaklar: Kanunen takası mümkün olmayan alacaklar hesaba geçirilemez (TTK m. 93). Nafaka ve haczedilemeyen ücret alacakları bu türdendir.
  • Belirli amaca özgülenen para ve mallar: Belirli bir amaca harcanmak veya emre hazır tutulmak üzere teslim edilen para ve mallardan doğan alacaklar hesaba geçirilemez (TTK m. 93).
  • Sözleşmeden önce doğmuş alacaklar: Kural olarak hesaba geçirilmez; tarafların onayıyla hesaba kaydedilebilir (TTK m. 90/1-b). Bu şekilde kaydedilen alacak, aksi kararlaştırılmadıkça yenilenmiş sayılmaz. Yargıtay da önceden doğmuş alacakların yazılı anlaşmayla hesaba alınabileceğini kabul etmiştir (11. HD, 16.04.1974, 1974/820 E., 1974/1363 K.).
  • Komisyon ücreti ve giderleri: Komisyon sözleşmesinden doğan ücret ve her türlü giderin, cari hesap bulunsa bile hesap kapanmadan istenebileceği kabul edilir (TTK m. 92).
  • Sözleşmeyle hariç tutulanlar: Taraflar hesaba geçmeyecek başka alacakları da sözleşmeyle belirleyebilir.

Hesaba genellikle para alacakları geçer; para dışındaki alacakların kaydedilmesinin önünde de bir engel yoktur. Kural olarak muaccel alacaklar kaydedilir, çünkü yalnızca bunlar ifa ve takas konusu yapılabilir. Şarta bağlı alacaklar da hesaba kaydedilebilir; ancak hesap kapatılırken şartın gerçekleşmiş olması gerekir, gerçekleşmemişse alacak hesaptan çıkarılır. Kambiyo senetleri ise tahsil kabiliyeti bulunması kaydıyla hesaba geçirilebilir. Senet bedeli tahsil edilemezse senede ilişkin kayıt hesaptan silinir ve hamil senetten doğan haklarını kullanabilir. Bonoların şekil şartları için bononun zorunlu unsurları yazımıza bakabilirsiniz.

Sözleşme süresi ve hesap devresi

Cari hesapta iki ayrı süre vardır ve bunlar sıklıkla karıştırılır:

Uzun süreSözleşme süresiCari hesap ilişkisinin bütün olarak devam ettiği süre. Belirli veya belirsiz olabilir. Belirli süreli sözleşme sürenin dolmasıyla, belirsiz süreli sözleşme taraflardan birinin fesih bildirimiyle sona erer.
Kısa süreHesap devresiİki hesap kapatma tarihi arasındaki süre. Tarafların kalemleri kaydettiği ve ayrı ayrı istemekten vazgeçtiği dönemdir. Bir sözleşme süresi içinde birden fazla hesap devresi bulunur.

Taraflar hesap devresini serbestçe belirleyebilir. Hesap devresi sözleşmeyle veya ticari örf ve adetle belirlenemiyorsa her takvim yılının son günü hesap kapatma günü sayılır (TTK m. 94). Bu durumda ilk hesap devresi, sözleşmenin yapıldığı günden yıl sonuna kadar olan süredir; bu süre bir yıldan kısa olabilir. Sonraki devreler birer yıldır. Bankacılık uygulamasında hesapların üçer aylık dönemlerle (31 Mart, 30 Haziran, 30 Eylül, 31 Aralık) kapatılması yaygındır.

Cari hesap nasıl işler?

Cari hesabın işleyişi üç aşamada gerçekleşir:

  1. Hesaba geçirmeTaraflar karşılıklı alacaklarını hesaba yazar. Hesaba geçirilen alacak artık ayrıca talep ve dava edilemez; o alacak hakkında zamanaşımı da işlemez.
  2. TakasHesap devresinin sonunda hesaba geçen alacaklar kendiliğinden takas edilir. Ayrıca bir takas beyanına gerek yoktur. Az olan tutar kadar alacaklar sona erer; sonuçta borçlu çıkan tarafın yalnızca fark kadar borcu kalır.
  3. Bakiyenin tespiti ve kabulüHesap kapatılır, borç ve alacak kalemleri arasındaki fark belirlenir ve karşı tarafa bildirilir. Bakiyenin kabulüyle bu tutar kesinleşir.

Bir örnekle açıklayalım: A şirketi, B şirketine yıl içinde toplam 900.000 TL tutarında mal satmış; B şirketi de A şirketine 650.000 TL tutarında nakliye hizmeti vermiş olsun. Hesap devresi takvim yılı ise yıl sonunda iki tarafın alacakları kendiliğinden takas edilir ve A lehine 250.000 TL ara bakiye çıkar. Sözleşme devam ediyorsa bu tutar ödenmez; yeni yılın hesabına A’nın alacağı olarak ilk kalem şeklinde geçer. Sözleşme sona ermişse aynı tutar nihai bakiye olur ve A, ödenmesini isteyebilir.

Hesap devam ettiği sürece hesaba geçen kalemler bölünmez bir bütün oluşturur (TTK m. 97). Hesap kesilinceye kadar taraflardan hiçbiri diğerinin alacaklısı ya da borçlusu sayılmaz. Bu nedenle tek tek kalemler ayrıca dava edilemez, takibe konu yapılamaz, temlik edilemez ve haczedilemez. Yargıtay da sözleşme sona ermeden tarafların birbirinin alacaklısı veya borçlusu olmadığını, bakiyenin ancak dönem sonunda belirlenebileceğini kabul etmiştir (12. HD, 31.10.2003, 2003/17436 E., 2003/21297 K.).

Bakiye türü Ne zaman belirlenir? Ödenmesi istenebilir mi?
Ara bakiye Her hesap devresinin sonunda Hayır. Yeni devreye ilk kalem olarak devreder.
Nihai bakiye Sözleşme sona erdiğinde Evet. Lehine bakiye çıkan taraf ödenmesini isteyebilir.

Bakiyenin tespiti, kabulü ve bir aylık itiraz süresi

Kanunda bakiyenin ne zaman ve nasıl tespit edileceği düzenlenmiş, kimin tespit edeceği ise öngörülmemiştir. Hakim görüşe göre bakiye, hesabı tutan tarafça tespit edilir ve karşı tarafa bildirilir. Hesabı kimin tutacağı sözleşmeyle belirlenebilir; banka cari hesaplarında hesabı banka tutar.

Bakiyenin tespiti, ancak kabul edildiğinde hukuki sonuç doğurur. Kabul için kanunda bir şekil şartı öngörülmemiştir; kabul yazılı, sözlü veya örtülü olabilir. Ancak kanun, susmanın sonucunu da düzenler: hesap devresinin sonunda artan tutarı gösteren hesap cetvelini alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imzalı yazıyla itiraz etmezse bakiyeyi kabul etmiş sayılır.

Bir aylık süreyi kaçırmayın. Hesap cetveline e-postayla ya da telefonla itiraz etmek, kanunun saydığı yollardan biri olmadığından ispat sorunu doğurur. İtirazı noter, taahhütlü mektup veya güvenli elektronik imzalı yazıyla yapın ve itiraz ettiğiniz kalemleri tek tek gösterin.

Kabul edilmiş bakiye de mutlak olarak kesinleşmez. Hesap hataları ve yanılmaları, hesaba geçirilmemesi gereken ya da haksız olarak geçirilen kalemler ve tekrarlanan kayıtlar için dava açılabilir; bu davalar da TTK m. 101’deki beş yıllık zamanaşımına tabidir.

Faiz ve bileşik faiz

Hesaba geçirilen kalemlere faiz işletilip işletilmeyeceği sözleşmeye ve ticari örf ve adete bağlıdır. Taraflar faiz oranını, komisyonu ve hesap devrelerini sözleşmeyle belirleyebilir. Ticari işlerde faiz oranı serbest olduğundan oran konusunda kanuni bir üst sınır yoktur.

Cari hesap, bileşik faizin uygulanabildiği istisnai hallerden biridir. TTK m. 8/2 ve m. 96’ya göre faizin anaparaya eklenmesi suretiyle bileşik faiz, ancak üç aydan aşağı olmamak şartıyla dönemsel olarak yürütülebilir; uygulamada tarafların tacir olması da aranır. Yargıtay, borçlunun durumunun ağırlaştırılmasını önlemek amacıyla bileşik faiz uygulanan hesap devresinin üç aydan kısa kararlaştırılamayacağını kabul etmektedir. Bakiye kesinleştikten sonra borçlu ödemezse temerrüt faizi işler; ticari işlerde bu faiz avans oranından istenebilir. Oranlar ve 2026 yılındaki değişiklikler için ticari işlerde faiz yazımıza bakabilirsiniz.

Haciz ve sözleşmenin sona ermesi

Bakiyenin haczi

Taraflardan birinin alacaklısı, borçlunun cari hesaptaki bakiyesini haczettirebilir. Haciz halinde hesap haciz tarihi itibarıyla kapatılır ve bakiye belirlenir (TTK m. 100/1). Haczedilen taraf haczi on beş gün içinde kaldırtmazsa karşı taraf sözleşmeyi feshedebilir. Hacizden sonra hesaba yeni kalem eklenemez; hacizden önce doğmuş kalemler ise kaydedilebilir. Haciz koyan alacaklı, bakiyenin ödenmesini ancak hesap devresinin sonunda isteyebilir.

Sona erme sebepleri

  • Sürenin dolması: Belirli süreli sözleşme, kararlaştırılan sürenin dolmasıyla sona erer (TTK m. 98).
  • Fesih bildirimi: Süre belirlenmemişse sözleşme taraflardan birinin fesih bildirimiyle sona erer. Fesih hakkı dürüstlük kuralına uygun kullanılmalıdır; karşı tarafı zor durumda bırakacak ani fesihler tazminat sorumluluğu doğurabilir.
  • İflas: Taraflardan birinin iflası sözleşmeyi sona erdirir (TTK m. 98).
  • Haciz: Haczin on beş gün içinde kaldırılmaması karşı tarafa fesih hakkı verir (TTK m. 100/2).
  • Ölüm veya kısıtlılık: Taraflardan biri sözleşme süresi içinde ölür veya kısıtlanırsa, her iki taraf ve kanuni temsilcileri ile halefleri on gün önceden haber vermek şartıyla sözleşmeyi feshedebilir; bakiyenin ödenmesi hesap devresinin sonuna kalır (TTK m. 99).

Sözleşmenin sona erdiği ispat edilmeden nihai bakiye muaccel olmaz. Yargıtay, sürenin dolması veya fesih bildirimi ispatlanmadan başlatılan takipte alacağın henüz muaccel olmadığını kabul etmiştir (11. HD, 20.04.1989, 1988/10067 E., 1989/2386 K.). Bu nedenle bakiye alacağını talep etmeden önce sözleşmenin sona erdiğini gösteren fesih bildirimini usulüne uygun yapmak gerekir.

Bakiye alacağının tahsili ve zamanaşımı

TTK m. 101’e göre cari hesabın tasfiyesi, kabul edilen veya mahkeme kararıyla belirlenen artan tutar ve faiz alacakları, hesap hata ve yanılmaları, hesaba geçirilmemesi gereken veya haksız olarak geçirilen kalemler ile tekrarlanan kayıtlara ilişkin davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Hesaba kaydedilen alacaklar kendi başlarına daha uzun veya daha kısa bir zamanaşımına tabi olsalar bile, devre veya sözleşme sonunda belirlenen bakiye alacağı beş yıllık süreye tabidir.

Bakiye alacağının tahsili için izlenecek yol genellikle şöyledir:

  1. Sözleşmeyi sona erdirinBelirsiz süreli sözleşmede fesih bildirimini noter aracılığıyla yapın; sona erme tarihini belgelendirin.
  2. Hesap cetvelini bildirinNihai bakiyeyi gösteren cetveli ispat edilebilir bir yolla karşı tarafa gönderin ve bir aylık itiraz süresini takip edin.
  3. Temerrüde düşürünBakiyenin ödenmesi için süre veren bir ihtarname gönderin; faiz başlangıcını netleştirin.
  4. Arabulucuya başvurunCari hesaptan doğan para alacakları mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. 1 Eylül 2023’ten beri itirazın iptali davaları da açıkça bu kapsamdadır. Ayrıntılar için ticari davalarda zorunlu arabuluculuk yazımıza bakabilirsiniz.
  5. Takip veya davaAnlaşma sağlanamazsa ilamsız takip ve itiraz halinde itirazın iptali davası ya da doğrudan alacak davası yoluna gidilir. Takip ve dava türlerinin ayrıntısı usul ve icra yazılarımızın konusudur.

Davada en önemli deliller yazılı cari hesap sözleşmesi, hesap cetvelleri ve tebliğ belgeleri, mutabakat yazıları ve tarafların ticari defterleridir. Yazılı sözleşme bulunmuyorsa ilişki açık hesap olarak değerlendirileceğinden faturalar, irsaliyeler ve ödeme belgeleri öne çıkar. Faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edildiği sonucunu doğurur (TTK m. 21/2). Ortaklar arasındaki cari hesap ilişkileri, örneğin ortağın şirkete borç vermesi ya da şirketten para çekmesi ise ayrıca değerlendirilmelidir; bu konuda şirket ortakları arasındaki uyuşmazlıklar yazımıza bakabilirsiniz.

Sık yapılan hatalar

  • Yazılı sözleşme yapmadan, yalnızca muhasebe kayıtlarına dayanarak cari hesap ilişkisi kurulduğunu sanmak.
  • Hesap cetveline bir ay içinde kanunda sayılan yollardan biriyle itiraz etmemek.
  • Hesap devam ederken tek tek faturalar için takip başlatmak.
  • Sözleşmeyi sona erdirmeden nihai bakiyeyi talep etmek.
  • Üç aydan kısa dönemlerle bileşik faiz uygulamak.
  • Sözleşmeden önce doğmuş alacakları yazılı onay almadan hesaba kaydetmek.
  • Bakiye alacağının beş yıllık zamanaşımını sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren takip etmemek.
Cari hesap alacağınızı tahsil edemiyor musunuz?
Sözleşmenizi, hesap cetvellerini ve tahsil seçeneklerinizi online görüşmede birlikte değerlendirelim.

Sık sorulan sorular

Muhasebede tuttuğumuz cari hesap, TTK’daki cari hesap sözleşmesi sayılır mı?

Tek başına sayılmaz. Cari hesap sözleşmesi yazılı yapılmadıkça geçerli değildir. Yazılı sözleşme yoksa ilişki açık hesap olarak değerlendirilir ve her fatura kendi kurallarına tabi olur.

Tacir olmayan biriyle cari hesap sözleşmesi yapılabilir mi?

Evet. Kanun tarafların tacir olmasını aramaz. Ancak sözleşme TTK’da düzenlendiğinden ilişki ticari iş sayılır ve uyuşmazlıklar asliye ticaret mahkemesinde görülür.

Hesap cetveline itiraz etmezsem ne olur?

Cetveli aldığınız tarihten itibaren bir ay içinde noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imzalı yazıyla itiraz etmezseniz bakiyeyi kabul etmiş sayılırsınız. Hesap hataları için ise beş yıllık süre içinde dava açılabilir.

Cari hesap devam ederken bakiyeyi isteyebilir miyim?

Hayır. Hesap devresi sonunda çıkan ara bakiye yeni devreye aktarılır ve ödenmesi istenemez. Ödeme ancak sözleşme sona erdiğinde ortaya çıkan nihai bakiye için talep edilebilir.

Cari hesap alacağı için dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Evet. Cari hesaptan doğan uyuşmazlıklar mutlak ticari dava sayılır; konusu para alacağı olan taleplerde dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.

Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Yazı hakkında
Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Ticaret ve Şirketler Hukuku
Tamer KulaçoğluHukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu Avukat

Büromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.

Online Görüşme Planla
Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Bize ulaşın; konunuzu doğru avukatla görüşmenizi sağlayalım.

Bize Ulaşın