Boşanmanın ekonomik sonuçları arasında en çok tartışılan konulardan biri, yükümlünün gelirini aşan ya da zamanla taşınamaz hale gelen nafaka tutarlarıdır. Nafaka bir kez belirlendikten sonra değişmez bir yük olarak kalmaz; koşullar değiştiğinde azaltılması istenebilir.
Bu yazıda nafakanın hangi ölçütlerle belirlendiğini, azaltma davasının şartlarını, Anayasa Mahkemesi’nin fahiş nafakaya ilişkin bireysel başvuru kararını, anlaşmalı boşanmada kabul edilen nafakanın durumunu ve dava sürecini ele alıyoruz.
- Dayanak nedir?
- Yoksulluk nafakası için TMK m. 176/4; iştirak nafakası için TMK m. 331; yardım ve tedbir nafakası için ilgili hükümler.
- Hangi hallerde?
- Yükümlünün gelirinin düşmesi, yeni bakım yükümlülükleri, alacaklının gelirinin artması ya da hakkaniyetin gerektirmesi.
- Azaltma ne zamandan geçerli?
- Kural olarak dava tarihinden itibaren. Dava sürerken mevcut nafaka ödenmeye devam etmelidir.
- Fahiş nafaka anayasal sorun mu?
- Anayasa Mahkemesi, gelir araştırılmadan belirlenen ve yükümlünün gelirini aşan nafakayı Anayasa m. 17’nin ihlali saymıştır.
Nafaka nedir, azaltma davası ne işe yarar?
Nafaka, ekonomik olarak zor durumda kalan kişinin geçimini sağlamak ve mağduriyetini gidermek için hükmedilen düzenli maddi destek yükümlülüğüdür. Eşler, çocuklar ve belirli durumlarda hısımlar için bağlanabilir. Türü; tarafların ekonomik durumuna, kusuruna ve çocuğun velayetine göre değişir. Nafaka türlerinin genel çerçevesi için nafaka nedir, nafaka türleri nelerdir yazımıza bakabilirsiniz.
Nafaka, kararın verildiği tarihteki koşullara göre belirlenir. Yıllar içinde yükümlü işini kaybedebilir, emekli olabilir, ağır bir hastalığa yakalanabilir ya da yeni bir aile kurabilir. Alacaklı ise çalışmaya başlayabilir veya mal edinebilir. Bu durumda nafakanın yeni koşullara uyarlanması için açılan dava, nafakanın azaltılması davasıdır. Kanuni dayanakları şunlardır:
- Yoksulluk nafakası: Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde irat biçiminde ödenen nafakanın azaltılması istenebilir (TMK m. 176/4).
- İştirak nafakası: Durumların değişmesi halinde hakim, istem üzerine katkı miktarını yeniden belirler veya kaldırır (TMK m. 331).
- Tedbir ve yardım nafakası: Değişen koşullara göre bu nafakalar da yeniden belirlenebilir; ayrıntılar tedbir nafakası ve yardım nafakası yazılarımızda.
Azaltma ile kaldırma birbirine yakın, ama sonuçları farklı iki taleptir. Azaltmada nafaka devam eder, yalnızca tutarı düşer. Kaldırmada ise yükümlülük tamamen sona erer. Kaldırmanın şartları nafakanın kaldırılması davası yazımızda ayrıca anlatılmıştır.
Nafaka miktarı hangi ölçütlerle belirlenir?
Azaltma talebinin haklı olup olmadığını anlamak için önce nafakanın nasıl belirlendiğini bilmek gerekir. Hakim, takdir yetkisini kullanırken özellikle şu ölçütleri dikkate alır:
- Ekonomik durum ve gelir: Tarafların maaşı, kira geliri, ticari kazancı, malvarlığı ve borçları.
- Kusur durumu: Yoksulluk nafakasında alacaklının kusurunun daha ağır olmaması gerekir (TMK m. 175). Kusurun etkisi boşanma davasında kusur yazımızda anlatılmıştır.
- Sosyal ve kişisel durum: Yaş, sağlık, eğitim, çalışma imkanı ve bakmakla yükümlü olunan kişiler.
- Çocuğun menfaati: İştirak nafakasında çocuğun yaşı, eğitim ve sağlık ihtiyaçları belirleyicidir.
- Yaşam standardı ve geçim koşulları: Evlilik süresince sürdürülen yaşam düzeyi ve tarafların yaşadığı yerin geçim maliyeti.
Bu ölçütlerden biri veya birkaçı esaslı biçimde değiştiğinde, nafakanın yeniden değerlendirilmesi gündeme gelir. Mahkeme, nafakanın belirlendiği tarihteki durum ile dava tarihindeki durumu karşılaştırır.
Nafakanın azaltılması hangi hallerde istenebilir?
Azaltma sebepleri iki grupta toplanabilir: yükümlünün ödeme gücündeki düşüş ve alacaklının ihtiyacındaki azalma. Hakkaniyet ise her iki grubu tamamlayan genel ölçüttür.
| Azaltma sebebi | Örnek | Mahkemenin bakışı |
|---|---|---|
| Yükümlünün gelir kaybı | İşten çıkarılma, iflas, işyerinin kapanması | Kalıcı ve belgelenmiş düşüş aranır; gelirini kasten azaltan yükümlü korunmaz. |
| Emeklilik | Maaşın emekli aylığına düşmesi | Gelirdeki önemli düşüş azaltma sebebidir. |
| Ağır hastalık | Çalışma gücünün kaybı, yüksek tedavi giderleri | Sağlık raporlarıyla ispat edilirse güçlü sebep. |
| Yeni bakım yükümlülükleri | Yeniden evlenme, yeni çocuk, yaşlı anne baba veya engelli kardeşin bakımı | Tek başına kaldırma sebebi sayılmaz; azaltmada dikkate alınır. |
| Alacaklının gelirinin artması | Düzenli işe girme, kira geliri, miras | Yoksulluk tamamen kalkmamışsa azaltma; kalkmışsa kaldırma. |
Yükümlünün mali durumunun kötüleşmesi
Nafaka, kararın verildiği andaki ekonomik koşullara göre belirlendiğinden, sonradan yükümlü için ağır bir yüke dönüşebilir. İş kaybı, gelir kaybı, iflas, emeklilik, ağır hastalık ve çalışma gücünün yitirilmesi en sık karşılaşılan sebeplerdir. Yükümlünün yeniden evlenmesi ve yeni evlilikten çocuk sahibi olması da nafakayı kendiliğinden sona erdirmez; ancak yükümlünün bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısı arttığı için azaltma sebebi olabilir (TMK m. 176/4).
Yargıtay uygulamasında, yükümlünün işini kaybettiği, sağlık sorunları nedeniyle çalışamadığı ve gelirinde ciddi düşüş olduğu durumlarda mahkemenin güncel durumu gözeterek azaltma veya kaldırma kararı vermesi gerektiği kabul edilmektedir.
Alacaklının durumunun iyileşmesi
Daha önce çalışmayan alacaklının düzenli bir işe girmesi, emekli aylığı bağlanması, miras yoluyla mal edinmesi ya da kira geliri elde etmeye başlaması, nafakanın yeniden değerlendirilmesini gerektirir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, asgari ücret düzeyinde gelir elde etmenin kural olarak yoksulluğu ortadan kaldırmadığını kabul eder. Bu nedenle alacaklının düşük ücretli bir işe girmesi çoğu zaman kaldırma yerine azaltma sonucunu doğurur. Çalışan eşin nafaka hakkı çalışan kadın veya erkek nafaka alabilir mi yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Hakkaniyet
Kanun, mali durumdaki değişikliğin yanında hakkaniyeti de bağımsız bir sebep olarak sayar. Örneğin nafakanın ödendiği süre, evliliğin kısa sürmüş olması, alacaklının genç ve çalışabilecek durumda olmasına rağmen iş aramaması gibi hususlar, mahkemenin takdirinde azaltma yönünde etkili olabilir. Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafakaya ilişkin iptal kararında sayılan evlilik süresi, yaş, sağlık ve çalışma imkanı gibi ölçütler de hakkaniyet değerlendirmesinde tartışılmaya başlanmıştır.
Çocuk için ödenen nafaka azaltılabilir mi?
İştirak nafakasının azaltılması da mümkündür, ancak mahkemeler bu taleplere daha dikkatli yaklaşır. Çünkü çocuğun ihtiyaçları kural olarak yaşla birlikte artar ve iştirak nafakasında ilk ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine güçleri oranında katlanmakla yükümlüdür; bu nedenle mahkeme, yalnızca nafaka ödeyen ebeveynin değil, velayet sahibi ebeveynin gelirini de dikkate alır.
Uygulamada iştirak nafakasının azaltılması en çok şu durumlarda gündeme gelir:
- Yükümlü ebeveynin gelirinin esaslı biçimde düşmesi: İşsizlik, ağır hastalık veya emeklilik nedeniyle ödeme gücünün belirgin şekilde azalması.
- Yükümlünün yeni çocuklarının olması: Yükümlünün yeni evliliğinden doğan çocuklara da bakmakla yükümlü olması, ödeme gücünü ve çocuklar arasında hakkaniyetli dağılımı etkiler.
- Velayet sahibi ebeveynin gelirinin önemli ölçüde artması: Çocuğun giderlerine diğer ebeveynin daha fazla katlanabilecek duruma gelmesi.
- Çocuğun kendi gelirinin olması: Çocuğun malvarlığından gelir elde etmesi veya ergin olmaya yakın yaşta düzenli bir gelire kavuşması.
Örnek: İki çocuğu için toplam nafaka ödeyen bir baba, işyerinin kapanması nedeniyle bir yıldır düzenli gelirden yoksundur ve yeni evliliğinden bir çocuğu daha olmuştur. Mahkeme, babanın güncel gelirini, annenin gelirini ve çocukların yaşlarına göre ihtiyaçlarını araştırarak nafakayı indirebilir. Ancak çocuğun asgari ihtiyaçlarını karşılamayacak bir tutara inilmesi beklenmemelidir. Çocuğun velayeti nafaka ödeyen ebeveyne geçerse, iştirak nafakasının tamamen kaldırılması gündeme gelir (TMK m. 331).
Fahiş nafaka ve Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararı
Uygulamada mahkemelerin nafakayı belirlerken çoğunlukla talep edenin ihtiyacına odaklandığı, yükümlünün mali gücünün ise ikinci planda kaldığı eleştirisi sık dile getirilir. Gelirle orantısız nafaka kararlarının sosyal ve ekonomik etkileri şöyle özetlenebilir:
- Ekonomik çöküş ve geçim zorluğu: Gelirini aşan nafaka ödemek zorunda kalan yükümlü, kendi temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelebilir.
- Adalet algısının zedelenmesi: Yeterli araştırma yapılmadan verilen kararlar, yargıya ve itiraz yollarına duyulan güveni azaltır.
- Eşitlik tartışmaları: Fahiş ve süresiz nafaka kararları, kadın erkek eşitliği ekseninde yoğun tartışmalara yol açmaktadır.
- Ekonomik bağımsızlığın zedelenmesi: Çalışabilecek durumdaki alacaklının uzun süre nafakaya bağımlı kalması, çalışma isteğini azaltabilir.
Olay ve başvurucunun iddiaları
Anayasa Mahkemesi’nin Aralık 2019’da Resmi Gazete’de yayımlanan İbrahim Acar kararı bu alanda bir dönüm noktası sayılır. Başvurucu 2011’de boşanmış, dört çocuk babasıdır. Eski eşinin 2014’te açtığı artırım davasında Konya 4. Aile Mahkemesi, eski eşe aylık 250 TL, üniversitede okuyan çocuğa 300 TL, diğer üç çocuğun her birine 150 TL olmak üzere toplam 1.000 TL nafakaya hükmetmiştir. Başvurucu ise bir hastanede şirket çalışanı olarak asgari ücretle aylık 950 TL kazandığını, yani toplam nafakanın gelirini aştığını ve geçinemediğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, maddi ve manevi varlığını koruma hakkının (Anayasa m. 17) ve eşitlik ilkesinin (Anayasa m. 10) ihlal edildiğini, gelirine ilişkin yeterli inceleme yapılmadığını iddia etmiştir. Yerel mahkemenin ekonomik durumu ayrıntılı araştırmadığı, kolluk araştırmasıyla yetindiği, bu araştırmada başvurucunun memur olarak gösterildiği ve gelirinin tespit edilemediği anlaşılmıştır. Başvurucu asgari ücretle çalıştığını mahkemede açıkça beyan etmesine rağmen, işvereni ve geliri araştırılmamış, iddialarına gerekçeli bir cevap verilmemiştir.
Karar ve ortaya koyduğu ilkeler
Anayasa Mahkemesi, yeterli araştırma yapılmadan belirlenen ve yükümlünün gelirini aşan nafakanın maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkını ihlal ettiğine karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyayı aile mahkemesine göndermiştir. Karardan nafaka davalarına yön veren şu ilkeler çıkar:
Anayasa Mahkemesi’nin her nafaka şikayetinde ihlal bulmadığını da belirtmek gerekir. Süresiz nafakanın kaldırılması talebi reddedilen bir başvurucunun başvurusu, derece mahkemelerinin tarafların ekonomik durumunu incelediği ve süre şikayetinin yargılama sırasında hiç ileri sürülmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulunmuştur. Bu da şikayetlerin önce derece mahkemelerinde açıkça dile getirilmesinin önemini gösterir.
Anlaşmalı boşanmada kabul edilen nafaka azaltılabilir mi?
Anlaşmalı boşanmada nafakanın miktarı tarafların ortak iradesiyle belirlenir ve hakimin onayıyla hüküm altına alınır. Bu nafaka bağlayıcıdır; yükümlü, sırf pişman olduğu için azaltma isteyemez. Ancak olağan hayat akışı içinde mali veya sosyal durumlar esaslı biçimde değişmişse protokolle belirlenen nafakanın da azaltılması istenebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29.11.2017 tarihli, 2017/3-1532 E., 2017/1465 K. sayılı kararı bu konuda yol göstericidir. 2009 yılındaki anlaşmalı boşanma protokolüyle kararlaştırılan aylık 2.000 TL yoksulluk nafakasının kaldırılması istenmiştir. Genel Kurul, mahkemenin tarafların boşanma tarihindeki ve bugünkü mali durumlarını karşılaştırması ve tam kaldırma yerine kısmi bir indirimin hakkaniyete uygun olup olmadığını değerlendirmesi gerektiğini belirtmiştir. Uygulamada, nafaka serbest iradeyle kabul edilmiş olsa bile yükümlünün ekonomik durumu ağır biçimde bozulmuş ve alacaklı geçimini sağlayabilecek duruma gelmişse azaltma veya kaldırma yönünde karar verilebileceği kabul edilmektedir. Protokolün hazırlanmasına ilişkin ayrıntılar anlaşmalı boşanma protokolü yazımızda.
Kaldırma mı, azaltma mı istenmeli?
Yükümlü çoğu zaman nafakanın tamamen kaldırılmasını ister. Ancak kaldırma şartları her zaman oluşmaz. Hukuk Genel Kurulu, yukarıda anılan 2017 tarihli kararında “çoğun içinde az da vardır” ilkesine dayanarak, kaldırma talebinin azaltma talebini de kapsadığını kabul etmiştir. Bu nedenle kaldırma şartları gerçekleşmese bile mahkeme, koşullar elveriyorsa nafakayı azaltabilir.
Bunun tersine örnek de vardır. Hukuk Genel Kurulu’nun 14.11.2019 tarihli, 2017/3-1013 E., 2019/1180 K. sayılı kararında, kendi kusuru olmaksızın düzenli geliri olmayan bir duruma düşen yükümlü ile asgari ücretin üzerinde düzenli işi ve geliri bulunan alacaklının durumu karşılaştırılmış ve nafakanın dava tarihinden itibaren kaldırılması uygun bulunmuştur. Kararda azaltma yönünde karşı oylar da bulunması, sınırın somut olaya göre çizildiğini gösterir. Dilekçede asıl talebin kaldırma, terditli talebin azaltma olarak açıkça yazılması, uygulamada en güvenli yoldur.
Dava süreci
Nafakanın azaltılması davası da her çeşit nafaka davası gibi basit yargılama usulüne tabidir (HMK m. 316/1-ç). Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Dava, kural olarak davalı nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesinde açılır.
- Değişikliği belgeleyinİşten çıkış belgesi, SGK hizmet dökümü, emeklilik belgesi, sağlık raporları, yeni evlilik ve çocuk kayıtları gibi belgeleri toplayın.
- Alacaklının durumunu araştırınAlacaklının çalışıp çalışmadığı, kira geliri veya malvarlığı edinip edinmediği konusunda bildiklerinizi delillendirin; kayıtların celbini isteyin.
- Dilekçeyi hazırlayınTalep edilen yeni tutarı, kaldırma ve azaltma taleplerinin ilişkisini, gerekçelerinizi ve delillerinizi açıkça yazın.
- Sosyal ekonomik durum araştırmasıMahkeme, kolluk, SGK, tapu, banka ve vergi kayıtları aracılığıyla her iki tarafın güncel durumunu araştırır. Eksik araştırma itiraz sebebidir.
- Karar ve kanun yollarıKarar kesinlik sınırını aşıyorsa istinaf ve temyiz yoluna başvurulabilir. Anayasal bir hak ihlali iddiası varsa, olağan kanun yolları tüketildikten sonra 30 gün içinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir.
Dava açılırken nispi harç ve gider avansı yatırılır; harç uygulamada mevcut nafaka ile talep edilen nafaka arasındaki yıllık fark üzerinden hesaplanır. Yargılamanın süresi mahkemenin iş yüküne ve sosyal ekonomik durum araştırmasının ne kadar sürdüğüne göre değişir. Bu araştırmanın eksiksiz yapılması, kararın istinaf ve temyiz aşamasında bozulmaması için de önemlidir.
Azaltma kararı kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm doğurur. Dava açılmadan önceki dönem için azaltma istenemez. Bu nedenle değişiklik ortaya çıktığında davayı geciktirmemek gerekir.
Dava sürerken ödemeyi kesmeyin. Azaltma davası açmak, mevcut kararın icrasını durdurmaz. Ödenmeyen nafaka için ilamlı takip yapılabilir ve nafaka kararına uymama İİK m. 344 kapsamında tazyik hapsi sonucunu doğurabilir. Kaldırma veya azaltma davası açılmışsa, icra ceza mahkemesi tazyik hapsine ilişkin kararı bu davanın sonuna bırakabilir. Ayrıntılar için nafaka alacağının icra yoluyla tahsili yazımıza bakabilirsiniz.
Yoksulluk nafakasının süresine ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı 30.06.2027’de yürürlüğe girecektir. Bu karar mevcut nafakaları kendiliğinden azaltmaz veya sona erdirmez; azaltma için bugün de TMK m. 176/4’teki şartlara dayanmak gerekir. Geçiş dönemine ilişkin ayrıntılar süresiz nafaka yazımızda.
Sık yapılan hatalar
- Gelir düştüğü için nafakayı kendi kendine eksik ödemek veya tamamen kesmek.
- Gelir kaybını belgelememek; yalnızca “geçinemiyorum” beyanıyla yetinmek.
- Gelirini kasten düşürmek, örneğin işten kendi isteğiyle ayrılmak; mahkeme bu durumu yükümlü aleyhine değerlendirebilir.
- Dilekçede yalnızca kaldırma isteyip azaltmayı terditli talep olarak açıkça yazmamak.
- İlk derece mahkemesinde gelir araştırmasının eksik yapıldığını ileri sürmeyip bunu ilk kez bireysel başvuruda dile getirmek.
- Değişiklik ortaya çıktıktan sonra yıllarca beklemek; azaltma geriye dönük işlemez.
Sık sorulan sorular
İşimi kaybettim, nafakayı ödemeyi bırakabilir miyim?
Hayır. Mahkeme kararı değişmedikçe nafaka borcu devam eder. İşsizliğinizi belgeleyerek azaltma veya kaldırma davası açmanız gerekir; azaltma kararı kural olarak dava tarihinden itibaren geçerli olur.
Yeniden evlendim ve çocuğum oldu, nafaka azalır mı?
Yükümlünün yeniden evlenmesi nafakayı kendiliğinden sona erdirmez. Ancak yeni aile ve çocuk nedeniyle artan bakım yükümlülükleri, ödeme gücünüzü etkilediği ölçüde azaltma sebebi olarak değerlendirilebilir.
Ödediğim nafaka gelirimden fazla, ne yapabilirim?
Azaltma davası açarak gelirinizin ayrıntılı biçimde araştırılmasını isteyebilirsiniz. Anayasa Mahkemesi, gelir araştırılmadan belirlenen ve yükümlünün gelirini aşan nafakayı maddi ve manevi varlığı koruma hakkının ihlali saymıştır.
Anlaşmalı boşanmada kendi rızamla kabul ettiğim nafakayı azaltabilir miyim?
Koşullar esaslı biçimde değişmişse evet. Yargıtay, protokolle belirlenen nafakada da boşanma tarihindeki ve bugünkü mali durumların karşılaştırılmasını ve gerekirse indirim yapılmasını kabul etmektedir.
Kaldırma davası açtım, mahkeme sadece azaltabilir mi?
Evet. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kaldırma talebinin azaltma talebini de içerdiğini kabul eder. Kaldırma şartları oluşmasa bile mahkeme koşullar elveriyorsa nafakayı indirebilir.
Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu AvukatBüromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Online Görüşme Planla