Aile Hukuku

Uluslararası Çocuk Kaçırma: Lahey Sözleşmesi ve Çocuğun İadesi

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu · Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu
Yayın: 1 Kasım 2026 · Son güncelleme: 1 Kasım 2026 · 18 dk okuma
Uluslararası Çocuk Kaçırma: Lahey Sözleşmesi ve Çocuğun İadesi

Farklı ülkelerde yaşayan ya da farklı uyruklardan gelen ebeveynlerin ayrılığı, çocuğun hangi ülkede büyüyeceği sorusunu da beraberinde getirir. Ebeveynlerden biri çocuğu diğerinin rızası olmadan başka bir ülkeye götürür veya tatil dönüşü geri getirmezse, hukuk bu durumu uluslararası çocuk kaçırma olarak adlandırır. Bu terim çoğu zaman bir suç faili akla getirse de olayların büyük kısmında kaçıran kişi çocuğun kendi annesi veya babasıdır.

Bu yazıda 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi’nin hangi durumlarda uygulandığını, Türkiye’de başvurunun nasıl yapıldığını, 5717 sayılı Kanun uyarınca iade davasının nasıl yürüdüğünü, sürelerin önemini, iadenin hangi hallerde reddedilebileceğini ve kaçırma riskine karşı alınabilecek önlemleri anlatıyoruz. Yazı hem çocuğu Türkiye’ye getirilen ebeveynler hem de çocuğu Türkiye’den yurt dışına götürülen ebeveynler için yol göstermeyi amaçlıyor.

Kısaca
Hangi kural uygulanır?
1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi ve Türkiye’de 5717 sayılı Kanun.
Kime başvurulur?
Merkezi makam olan Adalet Bakanlığına (Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü) veya çocuğun bulunduğu ülkenin merkezi makamına.
Süre neden önemli?
Haksız götürmeden itibaren bir yıl içinde başvurulursa çocuk kural olarak derhal iade edilir. Bir yıldan sonra çocuğun yeni çevresine uyum sağladığı ispatlanırsa iade reddedilebilir.
Velayet de çözülür mü?
Hayır. İade davası yalnızca çocuğun mutad meskenine dönüp dönmeyeceğini belirler; velayet o ülkenin mahkemesinde görülür.

Uluslararası çocuk kaçırma nedir?

Lahey Sözleşmesi’ne göre bir çocuğun götürülmesi veya alıkonulması iki koşul birlikte varsa haksızdır (m. 3). İlk koşul, bu davranışın çocuğun hemen önce mutad meskeninin bulunduğu devletin hukukuna göre bir kişiye, kuruma veya başka bir kuruluşa ait velayet hakkını ihlal etmesidir. İkinci koşul, bu velayet hakkının götürme veya alıkoyma anında tek başına ya da birlikte fiilen kullanılıyor olması ya da götürme olmasaydı kullanılacak olmasıdır. Velayet hakkı kanundan, bir yargısal veya idari karardan ya da o devlet hukukuna göre geçerli bir anlaşmadan doğabilir.

Sözleşme’de “velayet hakkı” geniş anlaşılır ve özellikle çocuğun yerleşim yerini belirleme hakkını kapsar (m. 5). Bu nedenle üç tipik durumla karşılaşılır:

  • Evlilik devam ederken götürme: Evli ebeveynler velayeti birlikte kullanır. Ebeveynlerden birinin, diğerinin rızası olmadan çocuğu başka bir ülkeye götürmesi, diğerinin velayet hakkını ihlal eder.
  • Ortak velayette götürme: Boşanmadan sonra ortak velayet kararı varsa ebeveynlerden birinin çocuğu tek başına yurt dışına yerleştirmesi de haksız götürme sayılır.
  • Tatil dönüşü alıkoyma: Çocuk diğer ebeveynin izniyle tatile götürülmüş, ancak dönüş tarihinde geri getirilmemişse haksız alıkoyma söz konusu olur. Uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur.

Velayeti tek başına elinde bulunduran ebeveynin çocuğu başka bir ülkeye taşıması ise kural olarak Sözleşme anlamında kaçırma oluşturmaz; diğer ebeveynin kişisel ilişki hakkının nasıl korunacağı ayrıca değerlendirilir. Bazı ülkelerin hukukunda velayeti olmayan ebeveynin taşınmaya onay verme hakkı da velayet hakkı sayılabildiğinden, bu konuda çocuğun mutad meskeninin bulunduğu ülkenin hukuku belirleyicidir.

Sözleşme hangi durumlarda uygulanır?

Lahey Sözleşmesi, 25 Ekim 1980 tarihinde kabul edilmiştir. Türkiye Sözleşme’yi 21.01.1998’de imzalamış, onaylanması 3.11.1999 tarihli ve 4461 sayılı Kanunla uygun bulunmuştur. Sözleşme metni, Bakanlar Kurulu kararıyla birlikte 15.02.2000 tarihli ve 23965 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış; Türkiye bakımından 1 Ağustos 2000’de yürürlüğe girmiştir. 5717 sayılı Kanun da 1 Ağustos 2000’den sonra meydana gelen olaylara uygulanır. Sözleşme’nin uygulanması için şu koşullar aranır:

  1. YaşÇocuk 16 yaşını doldurmamış olmalıdır. Çocuk 16 yaşına girdiğinde Sözleşme uygulanmaz (m. 4).
  2. Mutad meskenÇocuk, velayet hakkının ihlalinden hemen önce bir akit devlette mutad olarak yaşıyor olmalıdır. Mutad mesken; çocuğun okuluna, sosyal bağlarına ve günlük yaşamının merkezine göre belirlenir. Vatandaşlık tek başına belirleyici değildir.
  3. Akit devletlerÇocuğun mutad meskeninin bulunduğu devlet ile götürüldüğü veya alıkonulduğu devlet, Sözleşme’ye taraf olmalı ve Sözleşme bu iki devlet arasında yürürlükte bulunmalıdır.
  4. HaksızlıkGötürme veya alıkoyma, yukarıda açıklanan anlamda velayet hakkını ihlal etmelidir.

Çocuk Sözleşme’ye taraf olmayan bir ülkeye götürülmüşse Lahey mekanizması işlemez. Bu durumda o ülkenin iç hukuku, varsa ikili adli yardımlaşma anlaşmaları ve diplomatik yollar devreye girer. Türkiye ayrıca 1996 tarihli Lahey Çocukların Korunması Sözleşmesi’ne de taraftır; bu Sözleşme Türkiye bakımından 1 Şubat 2017’de yürürlüğe girmiştir ve velayet ile koruma tedbirlerinde yetki, uygulanacak hukuk ve kararların tanınması konularını düzenler.

Türkiye’de merkezi makam ve başvuru

Sözleşme’nin işleyişi her ülkenin belirlediği merkezi makamlar üzerinden yürür. Türkiye’de merkezi makam Adalet Bakanlığıdır (5717 s.K. m. 3, 4). Kanun metninde birim olarak eski adıyla Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü anılır; görev bugün Bakanlığın Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Merkezi makam, yetkili Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla çocuğun bulunduğu yeri tespit eder, çocuğun zarar görmemesi için geçici önlemlerin alınmasını sağlar, çocuğun gönüllü olarak iadesini veya sorunun sulh yoluyla çözümünü dener ve gerekirse dava açılmasını sağlar (m. 5).

Velayet hakkının ihlal edildiğini ileri süren kişi, çocuğun mutad meskeninin bulunduğu devletin veya herhangi bir akit devletin merkezi makamına başvurabilir (Sözleşme m. 8; 5717 s.K. m. 7). Türkiye’de yaşayan bir ebeveyn, çocuğu yurt dışına götürülmüşse Türkiye’deki merkezi makama başvurur; başvuru, çocuğun bulunduğu ülkenin merkezi makamına iletilir.

  1. Başvuru formu ve belgelerBaşvuranın ve çocuğun kimlik bilgileri, çocuğun doğum belgesi, evlilik veya boşanma kararı, velayet kararı veya velayet hakkını gösteren belgeler, çocuğun bulunduğu yere ilişkin bilgiler, olayın nasıl gerçekleştiğine dair açıklama ve varsa fotoğraf.
  2. TercümeBelgelerin, başvurunun gönderileceği ülkenin dilinde veya kabul ettiği dilde tercümesi.
  3. İletimMerkezi makam başvuruyu inceler ve karşı ülkenin merkezi makamına iletir.
  4. Gönüllü iade ve sulhKarşı ülke makamları çocuğun yerini tespit eder ve önce gönüllü iadeyi dener.
  5. DavaGönüllü iade sağlanamazsa çocuğun bulunduğu ülkenin mahkemesinde iade davası görülür.

Çocuk Türkiye’ye getirildiyse: iade davası

Yurt dışında mutad meskeni bulunan bir çocuk Türkiye’ye haksız olarak getirilmiş veya Türkiye’de alıkonulmuşsa iade davası 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun’a göre görülür (RG 04.12.2007, sayı 26720).

  • Davayı kim açar? İade davası, merkezi makam adına Cumhuriyet başsavcılığı tarafından açılır (m. 7). Başvuran ebeveyn ayrıca avukat aracılığıyla davaya katılabilir.
  • Görevli ve yetkili mahkeme: Aile mahkemesi görevlidir. Başvuru tarihinde çocuğun bulunduğu veya koruma altına alındığı yer mahkemesi yetkilidir (m. 6).
  • Sulhe teşvik: Mahkeme, esasa ilişkin karar vermeden önce tarafları uzman desteğiyle sulhe teşvik eder (m. 8).
  • Usul: Davalar basit yargılama usulüne göre, öncelikle ve ivedilikle görülür (m. 9). Adli tatilde de görülmeye devam eder (m. 16).
  • Geçici koruma: Dava sonuçlanana kadar mahkeme, çocuğun bir akraba, güvenilir bir aile, kurum veya hastane yanına yerleştirilmesine karar verebilir (m. 10). Başvurana dava sürerken çocukla kişisel ilişki de tanınabilir (m. 11).
  • Masraflar: Bu davalar harçtan muaftır (m. 27). Başvuran adli yardımdan yararlanabilir (m. 28). Türkiye, Sözleşme’nin 26. maddesinin 3. fıkrasına çekince koyduğundan mahkeme masrafları, avukatlık ücreti ve çocuğun dönüş masrafları kural olarak Devlet tarafından karşılanmaz.
  • Kanun yolu: Merkezi makam, başvuran veya karşı taraf karara karşı kanun yoluna başvurabilir (m. 17). Karar kesinleştikten sonra yerine getirilir.

Yabancı uyruklu eşle evlilik ve boşanmada yetkili mahkeme ile uygulanacak hukuk konularını yabancı uyruklu eşten boşanma davası yazımızda ele aldık.

Süreler: altı hafta ve bir yıl kuralı

Lahey sisteminin temel fikri hızdır. Zaman geçtikçe çocuk yeni ortamına alışır ve iade çocuğu ikinci kez yerinden etmek anlamına gelir. Bu nedenle Sözleşme iki önemli süre öngörür.

Süre Kural Dayanak
Altı hafta Mahkeme başvurudan itibaren altı hafta içinde karar vermezse başvuran veya merkezi makam gecikmenin nedenlerini sorabilir. Sözleşme m. 11
Bir yıl içinde başvuru Haksız götürme veya alıkoymadan itibaren bir yıl geçmeden başvurulmuşsa çocuğun derhal iadesine karar verilir. Sözleşme m. 12/1
Bir yıldan sonra başvuru Çocuğun yeni çevresine uyum sağladığı ispatlanmadıkça iade yine emredilir. Sözleşme m. 12/2
16 yaş Çocuk 16 yaşını doldurunca Sözleşme uygulanmaz. Sözleşme m. 4

Beklemek aleyhinize işler. Karşı tarafın “dönecek” sözüne güvenerek aylarca beklemek, bir yıllık süreyi tüketebilir ve çocuğun yeni çevresine uyum sağladığı savunmasını güçlendirir. Çocuğun dönmeyeceği anlaşıldığı anda merkezi makama başvurun.

İadenin reddedilebileceği durumlar

Sözleşme’nin amacı çocuğun derhal iadesidir; istisnalar dar yorumlanır. İade ancak şu hallerde reddedilebilir:

  • Velayet hakkının fiilen kullanılmaması (m. 13/1-a): Başvuran, götürme anında velayet hakkını fiilen kullanmıyorsa.
  • Rıza veya sonradan kabul (m. 13/1-a): Başvuran götürmeye önceden rıza göstermiş veya sonradan bunu kabul etmişse. Rızanın açık ve kesin olması gerekir; belirli süreli tatil izni, yerleşmeye rıza anlamına gelmez.
  • Ağır tehlike (m. 13/1-b): İadenin çocuğu bedensel veya ruhsal bir tehlikeye maruz bırakacağına ya da başka bir şekilde katlanılmaz bir duruma sokacağına dair ciddi bir risk varsa.
  • Çocuğun itirazı (m. 13/2): Görüşlerinin dikkate alınmasını uygun kılacak yaş ve olgunluğa ulaşmış çocuk iadeye karşı çıkıyorsa. Sözleşme bunun için sabit bir yaş belirlemez.
  • Yeni çevreye uyum (m. 12/2): Başvuru bir yıldan sonra yapılmışsa ve çocuğun yeni çevresine uyum sağladığı ispatlanmışsa.
  • Temel haklar (m. 20): İade, Türkiye’nin insan hakları ve temel özgürlüklere ilişkin temel ilkelerine aykırı düşecekse.

Ağır tehlike istisnasının uygulanması

Ağır tehlike istisnası en sık ileri sürülen ve en tartışmalı savunmadır. Ebeveynler arasındaki olağan anlaşmazlıklar, çocuğun bir ülkede daha iyi eğitim alacağı düşüncesi veya yaşam standardı farkı bu istisna için yeterli değildir. Ciddi ve somut bir riskin delillerle ortaya konulması gerekir.

Yargıtay kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir yıllık süre içinde başvurulan bir olayda, sosyal inceleme raporu, tanık beyanları ve sağlık kayıtlarıyla babanın çocuğa fiziksel şiddet uyguladığının ve çocuğa ilgisiz kaldığının sabit olduğunu tespit etmiştir. Daire, iadenin çocuğu bedensel ve ruhsal tehlikeye maruz bırakacağı gerekçesiyle iade talebinin reddedilmesi gerektiğine karar vererek istinaf mahkemesinin iade kararını bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 20.11.2017, 2017/6098 E., 2017/12945 K.).

Anayasa Mahkemesi ise bir başka olayda, ağır tehlike iddiasının ispatlanamadığı ve mahkemenin uzman raporlarını, çocuğun beyanlarını ve tanıkları değerlendirerek ilgili ve yeterli gerekçe gösterdiği bir iade kararında aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir (AYM, A.H. Başvurusu, 2022/53856, 07.01.2025, RG 02.10.2025). Bu iki karar, sonucun büyük ölçüde delillerin gücüne bağlı olduğunu gösterir.

Şiddet iddiası bulunan dosyalarda güvenlik her şeyden önce gelir. Türkiye’de acil durumda 112 Acil Çağrı Merkezi, ALO 183 ve KADES uygulaması aracılığıyla yardım istenebilir; 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma kararları için uzaklaştırma kararı yazımıza bakabilirsiniz. Yurt dışındaysanız bulunduğunuz ülkenin acil çağrı numarasını ve Türkiye’nin dış temsilciliklerini arayabilirsiniz.

İade davası ve velayet davası ilişkisi

İade davası velayet davası değildir. Mahkeme yalnızca çocuğun mutad meskeninin bulunduğu ülkeye dönüp dönmeyeceğine karar verir. Velayetin kime verileceği, çocuğun mutad meskeninin bulunduğu ülkenin mahkemelerinde belirlenir. Bu ilke hem Sözleşme’de hem 5717 sayılı Kanun’da güvence altına alınmıştır:

  • Velayet esasına girilmez: Haksız götürme bildirildikten sonra, çocuğun iade edilmemesine karar verilinceye kadar götürülen ülkenin mahkemeleri velayetin esası hakkında karar veremez (Sözleşme m. 16; 5717 s.K. m. 12).
  • İade kararı velayet kararı değildir: Çocuğun iadesine ilişkin karar, velayet hakkının esası hakkında bir karar sayılmaz (Sözleşme m. 19).
  • Sonradan alınan velayet kararı: İade başvurusundan sonra Türkiye’de alınan bir velayet kararı, tek başına iade talebinin reddi için sebep oluşturmaz (5717 s.K. m. 13).
  • Bekletici mesele: İade davası sürerken açılan velayet davası, iade davasının sonucu beklenerek ertelenir; davalar birleştirilmişse ayrılır ve önce iade davası karara bağlanır (5717 s.K. m. 14, 15).

Bu nedenle çocuğu Türkiye’ye getiren ebeveynin hızla Türk mahkemesinde velayet davası açması, iade davasını engellemez. Velayet ölçütleri ve ortak velayetin tanınması konularını boşanmada çocuğun velayeti ve boşanmada ortak velayet yazılarımızda ele aldık.

İade kararının yerine getirilmesi ve tedbirler

İade ve kişisel ilişki kararları, 7343 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerden sonra 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun Dördüncü Kısmı uyarınca, teslim emri gönderilmeden Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yerine getirilir (5717 s.K. m. 18-23). Teslim sırasında psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci veya rehber öğretmen bulunur. Kolluk, müdürlüğün yazılı talebi üzerine yardım etmekle yükümlüdür. Uzman, teslimin çocuğun bedensel veya ruhsal gelişimini ağır biçimde tehlikeye düşüreceğini bildirirse müdürlük, tehlike ortadan kalkıncaya kadar teslimi erteler. Çocuk yalnızca başvuranın veya onun belirlediği kişi ya da kurum temsilcisinin huzurunda teslim edilir.

Mahkeme, dava sonuçlanıncaya ve karar yerine getirilinceye kadar çocuğun yeniden kaçırılmasını önlemek için şu tedbirlere karar verebilir (5717 s.K. m. 24):

  • Çocuğun yurt dışına çıkışının yasaklanması.
  • Çocuk adına pasaport verilmesinin veya yenilenmesinin durdurulması; mevcut pasaportun alınması.
  • Okul ve nüfus kayıtlarında değişiklik yapılmasının durdurulması.
  • Çocuğun belirli aralıklarla kontrol edilmesi.

İcra sırasında çocuğu saklayan, iadeden sonra çocuğu yeniden kaçıran veya bunlara yardım eden kişiler hakkında 5395 sayılı Kanun’un 41/F maddesindeki disiplin hapsi hükümleri uygulanır (5717 s.K. m. 25).

Ceza hukuku boyutu ve sınır ötesi kişisel ilişki

Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesine göre velayet hakkı kendisinden alınmış olan ana veya babadan biri ya da üçüncü derece dahil kan hısımlarından biri, 16 yaşını doldurmamış bir çocuğu velayet hakkına sahip kişinin yanından kaçırır veya alıkoyarsa üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülür. Fiil cebir veya tehditle işlenirse ya da çocuk 12 yaşını doldurmamışsa ceza bir kat artırılır. Bu hükmün, velayeti kaldırılmış kişiye yönelik olduğuna dikkat etmek gerekir; velayeti devam eden evli bir ebeveynin çocuğu yurt dışına götürmesi her zaman bu suçu oluşturmaz. Lahey iade süreci ise ceza soruşturmasından bağımsız işler.

Lahey Sözleşmesi, iadenin yanında sınır ötesi kişisel ilişki hakkının etkili biçimde kullanılmasını da düzenler (m. 21). Farklı ülkede yaşayan ebeveyn, kişisel ilişkinin düzenlenmesi veya korunması için de merkezi makama başvurabilir; 5717 sayılı Kanun bu talepleri iade davasındaki usule tabi tutar (m. 11). Kişisel ilişkinin genel kurallarını çocukla kişisel ilişki kurma davası yazımızda anlattık.

Kaçırma riskine karşı önlemler

Çocuğun yurt dışına götürülmesinden endişe ediyorsanız risk gerçekleşmeden önlem almak, sonradan iade davası yürütmekten çok daha kolaydır.

  • Yurt dışı çıkış yasağı: Boşanma veya velayet davası sürerken ya da dava açmadan önce, aile mahkemesinden çocuğun yurt dışına çıkışının yasaklanmasını isteyebilirsiniz.
  • Pasaport işlemleri: Çocuğun pasaportu ve kimlik belgelerinin nerede tutulacağını, yeni pasaport çıkarılmasının ve yurt dışı seyahatlerinin hangi izinle yapılacağını protokolde veya kararda açıkça düzenletin.
  • Yazılı ve süreli izin: Tatil için yurt dışı izni veriyorsanız gidiş ve dönüş tarihlerini, adresi ve iletişim bilgilerini içeren yazılı ve süreli bir izin verin. Bu belge, ileride “kalıcı yerleşmeye rıza” iddiasına karşı önemli bir delildir.
  • Belge arşivi: Çocuğun okul kaydı, sağlık kayıtları, kira sözleşmesi gibi mutad meskeni gösteren belgelerin ve çocuğun güncel fotoğraflarının kopyalarını saklayın.
  • Erken başvuru: Çocuk dönüş tarihinde gelmezse beklemeden merkezi makama başvurun.

Sık yapılan hatalar

  • Karşı tarafın dönüş vaatlerine güvenerek bir yıllık süreyi geçirmek.
  • Çocuğu Türkiye’ye getirdikten sonra açılan velayet davasının iade davasını durduracağını düşünmek.
  • Ebeveynler arasındaki olağan anlaşmazlıkları veya yaşam standardı farkını “ağır tehlike” olarak ileri sürmek; somut delil sunmamak.
  • Tatil izni verirken dönüş tarihini yazılı olarak belirlememek.
  • Çocuğu kendi imkanlarıyla geri kaçırmaya çalışmak. Bu davranış yeni bir haksız götürme oluşturur ve hem iade hem velayet sürecini olumsuz etkiler.
  • Çocuğun götürüldüğü ülkenin Sözleşme’ye taraf olup olmadığını kontrol etmeden işlem başlatmak.
Çocuğunuz yurt dışına mı götürüldü ya da geri getirilmedi mi?
Sürelerin önemli olduğu bu süreçte başvuru ve iade adımlarını online görüşmede birlikte planlayalım.

Sık sorulan sorular

Eşim çocuğumuzu benim iznim olmadan yurt dışına götürdü, ne yapmalıyım?

Çocuğun götürüldüğü ülke Lahey Sözleşmesi’ne tarafsa, Türkiye’deki merkezi makam olan Adalet Bakanlığına veya o ülkenin merkezi makamına başvurabilirsiniz. Bir yıl içinde başvurmanız, iade için en güçlü konumu sağlar.

Evliyiz ve velayet ikimizde; yine de kaçırma sayılır mı?

Evet. Evlilik devam ederken velayet birlikte kullanılır. Ebeveynlerden birinin diğerinin rızası olmadan çocuğu başka bir ülkeye götürmesi, diğerinin velayet hakkını ihlal eder.

İade davasında velayet de belirlenir mi?

Hayır. İade davası yalnızca çocuğun mutad meskenine dönüp dönmeyeceğini belirler. Velayet, mutad meskenin bulunduğu ülkenin mahkemesinde görülür.

Çocuk Türkiye’de kalmak isterse iade reddedilir mi?

Görüşlerinin dikkate alınmasını uygun kılacak yaş ve olgunluğa ulaşmış çocuğun itirazı iadenin reddi için bir sebep olabilir. Sözleşme bunun için sabit bir yaş belirlemez; mahkeme çocuğun görüşünün kendi iradesine dayanıp dayanmadığını değerlendirir.

Lahey davası ne kadar sürer?

Sözleşme, mahkemenin altı hafta içinde karar vermesini hedefler. Türkiye’de bu davalar öncelikle ve ivedilikle, adli tatilde de görülür; ancak kanun yolu aşamalarıyla birlikte süre dosyaya göre uzayabilir.

Çocuğun yurt dışına çıkarılmasını önceden engelleyebilir miyim?

Evet. Aile mahkemesinden çocuğun yurt dışına çıkışının yasaklanmasını isteyebilirsiniz. Protokolde veya kararda pasaport ve yurt dışı seyahat izni konularının açıkça düzenlenmesi de riski azaltır.

Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Yazı hakkında
Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Aile Hukuku
Tamer KulaçoğluHukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu Avukat

Büromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.

Online Görüşme Planla
Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Bize ulaşın; konunuzu doğru avukatla görüşmenizi sağlayalım.

Bize Ulaşın