Aile Hukuku

Boşanmada Mal Kaçırma: Eşin Malvarlığını Devretmesi ve Hukuki Yollar

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu · Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu
Yayın: 1 Kasım 2026 · Son güncelleme: 1 Kasım 2026 · 17 dk okuma
Boşanmada Mal Kaçırma: Eşin Malvarlığını Devretmesi ve Hukuki Yollar

Boşanma kararı verilmeden önce ya da dava sürerken eşlerden birinin evini akrabasına devretmesi, banka hesaplarını boşaltması veya şirket payını üçüncü bir kişiye aktarması, uygulamada “mal kaçırma” olarak adlandırılır. Amaç çoğu zaman diğer eşin mal paylaşımında alacağı payı azaltmaktır. Kanun bu tür işlemlere karşı hem tasfiye hesabında hem de üçüncü kişilere karşı çeşitli yollar öngörür.

Hangi yolun kullanılacağı, işlemin ne zaman yapıldığına, karşılıklı mı karşılıksız mı olduğuna ve malı kimin edindiğine göre değişir. Bu yazıda mal kaçırma sayılan işlemleri, TMK m. 229 ve 241 kapsamındaki korumayı, muvazaa ve tasarrufun iptali davalarını, boşanma sürecinde alınabilecek tedbirleri ve mal kaçırmanın nasıl ispatlanacağını anlatıyoruz.

Kısaca
Dava açılmadan önce yapılan devir ne olur?
Son bir yıldaki karşılıksız kazandırmalar ve katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler, mal hiç devredilmemiş gibi tasfiye hesabına eklenir (TMK m. 229).
Malı alan kişiye de dava açılabilir mi?
Eşin malvarlığı alacağı karşılamazsa eksik kalan kısım, karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiden istenebilir; süre öğrenmeden itibaren 1 yıl, her halde 5 yıldır (TMK m. 241).
Önceden ne yapılabilir?
Boşanma davasında geçici önlem, evlilik sürerken TMK m. 199 kapsamında tasarruf kısıtlaması, tasfiye davasında ihtiyati tedbir ve aile konutu şerhi istenebilir.
Sahte satışlara karşı?
Muvazaa iddiasıyla dava açılabilir; aciz belgesi gerekmez.

Mal kaçırma nedir, hangi işlemler bu kapsamdadır?

Kanunda “mal kaçırma” adıyla bir kurum yoktur. Kavram, bir eşin mal rejiminin tasfiyesinde diğer eşin hakkını azaltmak amacıyla malvarlığını küçültmeye, gizlemeye veya değerini düşük göstermeye yönelik işlemlerini anlatmak için kullanılır. Uygulamada en sık karşılaşılan örnekler şunlardır:

  • Taşınmaz devri: Evin, arsanın veya dükkanın anne, baba, kardeş veya yakın bir arkadaşa bağışlanması ya da gerçek değerinin çok altında bir bedelle satılmış gibi gösterilmesi.
  • Banka hesaplarının boşaltılması: Dava öncesinde yüklü miktarda nakit çekilmesi, paranın yakınların hesabına aktarılması, döviz veya altına çevrilip saklanması.
  • Araç ve hareketli mal devri: Araçların akrabalar adına tescil ettirilmesi.
  • Şirket payının devri: Ortaklık paylarının düşük bedelle devredilmesi, şirket karının dağıtılmayıp şirkette bırakılması veya şirketin bilançosunun zararda gösterilmesi.
  • Yapay borç yaratma: Gerçekte olmayan senetler veya borç ikrarlarıyla edinilmiş malların borçlu gösterilmesi.
  • Değer düşürme: Malların uzun süreli ve düşük bedelli kira sözleşmeleri veya intifa haklarıyla yüklenerek sürüm değerinin azaltılması.

Bu işlemlerin hepsi hukuken geçersiz değildir. Bir eş, rejim sürerken kendi malı üzerinde tasarruf edebilir (TMK m. 223). Sorun, işlemin diğer eşin katılma alacağını azaltma amacı taşıması veya rıza olmadan yapılan karşılıksız bir kazandırma olmasıdır. Kanun bu durumda çoğu zaman işlemi iptal etmez; değeri tasfiye hesabına ekleyerek diğer eşin alacağını korur.

Zamanlama neden belirleyicidir?

Edinilmiş mallara katılma rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olarak sona erer (TMK m. 225/2). Tasfiyeye girecek mallar bu tarihteki durumlarına göre belirlenir. Bu nedenle bir devrin dava tarihinden önce mi sonra mı yapıldığı, başvurulacak yolu doğrudan etkiler.

İşlemin zamanı Başlıca hukuki yol Not
Rejim sürerken, herhangi bir tarihte TMK m. 229/1-2: katılma alacağını azaltma kastıyla devir Kastın ispatı gerekir; bedelli devirler de kapsamda olabilir.
Dava tarihinden önceki son bir yıl TMK m. 229/1-1: rıza olmadan yapılan karşılıksız kazandırma Kast aranmaz; olağan hediyeler hariç.
Boşanma davası açıldıktan sonra Tedbir, muvazaa davası; tasfiyede malın değeri Rejim sona erdiğinden TMK m. 229 uygulanmaz.
Her dönem, sahte (muvazaalı) işlemler Muvazaa iddiası; şartları varsa tasarrufun iptali Dördüncü kişiler bakımından da ispat gerekir.

Yargıtay, boşanma davası açıldıktan sonra yapılan satışların, mal rejimi sona erdikten sonra gerçekleştiği için TMK m. 229 kapsamında eklenecek değer sayılamayacağına karar vermiştir (Yargıtay 2. HD, 04.04.2022, 2021/5633 E., 2022/3253 K.). Doktrinde, dava tarihinde mevcut olup sonradan elden çıkarılan malın, tasfiye anında mevcutmuş gibi karara en yakın sürüm değeriyle hesaba katılması gerektiği savunulmaktadır. Kanuna göre mallar, rejimin sona erdiği andaki durumlarına göre ayrıldığından (TMK m. 228), dava tarihinde eşin malvarlığında bulunan bir mal, sonradan satılsa bile tasfiyeye konu olmaya devam eder ve değeri katılma hesabında dikkate alınır. Bu nedenle dava sonrası devirlerde asıl risk, satış bedelinin ortadan kaldırılması ve alacağın fiilen tahsil edilememesidir.

Eklenecek değerler (TMK m. 229)

TMK m. 229, mal kaçırmaya karşı en önemli korumadır. Aşağıdaki işlemler, edinilmiş mallara değer olarak eklenir; yani mal hiç elden çıkmamış gibi artık değer hesabına katılır:

  1. Son bir yıldaki karşılıksız kazandırmalarEşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar. Bağış, borçtan kurtarma veya bedelsiz devir bu kapsamdadır; kast ayrıca aranmaz.
  2. Alacağı azaltma kastıyla yapılan devirlerEşin rejimin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler. Burada zaman sınırı yoktur, ancak kastın ispatı gerekir. Gerçek değerinin çok altında yapılan satışlar da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Eklenecek değerler, malın devredildiği tarihteki değeri esas alınarak hesaplanır (TMK m. 235/2). Bu uyuşmazlıklarda verilen karar, davanın kendilerine ihbar edilmiş olması koşuluyla kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir (TMK m. 229/2). Bu nedenle tasfiye davasında malı devralan kişiye davanın ihbar edilmesi hayati önemdedir; ihbar yapılmamışsa ileride üçüncü kişiye karşı başvuru zorlaşır.

Kastın ispatında mahkemeler şu olguları birlikte değerlendirir: devrin yakın akrabaya yapılması, boşanma davasından kısa süre önce gerçekleşmesi, bedelin ödendiğine dair banka kaydı bulunmaması, satış bedelinin gerçek değerin çok altında olması, devreden eşin malı kullanmaya devam etmesi ve tarafların ekonomik durumlarının satın almaya elverişli olmaması. Gerçek bir satış yapıldığı ve bedelin ödendiği anlaşılırsa, kast ispatlanamadığından TMK m. 229 uygulanmaz.

Malı alan üçüncü kişiye karşı dava (TMK m. 241)

Eklenecek değerler hesaba katıldıktan sonra borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamıyorsa, alacaklı eş veya mirasçıları, hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarı isteyebilir (TMK m. 241/1).

  • Sınır: Üçüncü kişinin sorumluluğu, devraldığı değerle ve eksik kalan miktarla sınırlıdır. Yargıtay, üçüncü kişinin devralmadığı malvarlığı nedeniyle hükmedilen katılma alacağından sorumlu olmayacağını vurgular (Yargıtay 2. HD, 04.04.2022, 2021/5633 E., 2022/3253 K.).
  • Süre: Dava hakkı, alacaklı eşin haklarının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde rejimin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle düşer (TMK m. 241/2). Bu süreler hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.
  • Uygulanacak kurallar: Bu sürelere ve yetki kurallarına ilişkin hükümler dışında mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümler kıyasen uygulanır (TMK m. 241/3).

Beş yıllık üst sınıra dikkat. Katılma alacağı için 10 yıllık zamanaşımı olması, üçüncü kişiye karşı TMK m. 241 davasının da o kadar bekleyebileceği anlamına gelmez. Rejimin sona erdiği dava tarihinden itibaren beş yıl dolmadan, gerekirse tasfiye davasının sonucu beklenmeden, bu davanın da açılması gerekebilir.

Muvazaa ve tasarrufun iptali

Mal kaçırma çoğu zaman gerçek bir satış gibi gösterilen sahte işlemlerle yapılır. Örneğin koca, boşanma davasından önce evini kardeşine satmış gibi tapuda devreder, ancak bedel ödenmez ve evde oturmaya devam eder. Bu durumda işlem muvazaalıdır: taraflar, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan bir görünüş yaratmışlardır. Sözleşmenin yorumunda, tarafların kullandığı sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır (TBK m. 19).

Muvazaa iki türlü olabilir. Mutlak muvazaada taraflar hiçbir işlem yapmak istemez; devir tamamen görünüştedir. Nispi muvazaada ise görünüşteki satışın arkasında gizli bir bağış vardır. Her iki durumda da diğer eş, katılma alacağı henüz kesinleşmemiş olsa bile muvazaa iddiasıyla dava açmakta hukuki yarara sahiptir.

Yargıtay’ın bu konudaki yaklaşımı şöyle özetlenebilir:

  • Takip ve aciz belgesi gerekmez: Muvazaa davası açmak için icra takibi yapılmış ve aciz belgesi alınmış olması gerekmez (Yargıtay 17. HD, 12.01.2016, 2015/17713 E., 2016/195 K.).
  • Tapu iptali yerine haciz ve satış: Dava kişisel bir hakka dayandığından mahkeme çoğu zaman tapuyu iptal etmek yerine, İİK m. 283/1’i kıyasen uygulayarak malın haczedilip satılabileceğine karar verir (Yargıtay 4. HD, 13.12.2004, 2004/6067 E., 2004/14091 K.). Hukuk Genel Kurulu da eşten mal kaçırmaya ilişkin bir muvazaa davasında aynı yaklaşımı benimsemiştir (Yargıtay HGK, 16.04.2025, 2023/618 E., 2025/231 K.).
  • Boşanma ve tasfiye sonucunun beklenmesi: Muvazaa ispatlansa bile haciz ve satış kararı için alacağın belirlenmesi gerekir; boşanma ve tasfiye davalarının sonucu beklenir; katılma alacağı davası bekletici mesele yapılır, alacak çıkmazsa muvazaa davası reddedilir (Yargıtay 4. HD, 14.07.2005, 2005/8923 E., 2005/8209 K.; Yargıtay HGK, 16.04.2025, 2023/618 E., 2025/231 K.).
  • Dördüncü kişiler: Mal üçüncü kişiden başka birine devredilmişse, muvazaanın bu dördüncü kişi bakımından da ispatlanması gerekir; aksi halde iyiniyetli edinen korunur (Yargıtay 17. HD, 20.06.2017, 2016/11791 E., 2017/7010 K.).

Katılma alacağı ilamı alındıktan sonra yapılan icra takibinde alacak tahsil edilemezse, borçlunun alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla yaptığı tasarruflara karşı tasarrufun iptali davası da açılabilir (İİK m. 277 vd.). Bu dava için kural olarak kesin veya geçici aciz belgesi gerekir ve dava, iptali istenen tasarruftan itibaren beş yıllık hak düşürücü süreye tabidir (İİK m. 284). Bu davanın ayrıntıları icra hukukunun konusudur.

Mal kaçırmayı önlemek için tedbirler

En etkili yol, mal kaçırma gerçekleşmeden önce tedbir almaktır. Boşanma sürecinin farklı aşamalarında farklı tedbirler gündeme gelir:

  • Boşanma davasında geçici önlemler (TMK m. 169): Boşanma davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan ve özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakımına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır. Ancak ileride hükmedilecek tazminat veya nafakanın tahsilini güvenceye almak amacıyla boşanma davasında eşin mallarına tedbir konulması tartışmalıdır: ihtiyati tedbir kural olarak uyuşmazlık konusu hakkında verilebildiğinden bu tür tedbirlere karşı çıkan görüşler bulunmaktadır. Boşanma dosyasında konulan tedbir, karar kesinleşince kendiliğinden kalkar. Bu nedenle mal kaçırma riskine karşı aşağıdaki tasfiye davası tedbiri ve TMK m. 199 kısıtlaması daha güvenli yollardır.
  • Tasarruf yetkisinin kısıtlanması (TMK m. 199): Ailenin ekonomik varlığını korumak veya evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüğü yerine getirmek gerektiğinde hakim, eşin istemiyle belirli malvarlığı değerleri üzerindeki tasarrufun diğer eşin rızasına bağlanmasına karar verir ve taşınmazlarda bunu tapuya re’sen şerh ettirir. Bu kısıtlama yalnızca evlilik sürerken istenebilir; boşanma kesinleşince talep konusuz kalır (Yargıtay HGK, 08.02.2022, 2019/440 E., 2022/85 K.). Kısıtlama, karşılanması gereken yükümlülüğün miktarıyla sınırlı olmalıdır (Yargıtay 2. HD, 09.11.2017, 2016/21131 E., 2017/12499 K.) ve ayrı bir dava olarak harcı yatırılarak istenmelidir.
  • Tasfiye davasında ihtiyati tedbir: Mal rejiminin tasfiyesi davası boşanma davası açıldıktan sonra açılabilir ve bu dosyada belirli taşınmaz veya araçların devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir istenebilir (HMK m. 389 vd.). Mahkemeler çoğu zaman teminat ister. Tasfiye davası, boşanmanın kesinleşmesi beklenerek görülür.
  • Aile konutu şerhi (TMK m. 194): Aile konutu, diğer eşin açık rızası olmadan devredilemez. Tapuya aile konutu şerhi verdirilmesi, iyiniyetli alıcı savunmasının önüne geçer. Şerh yoksa da rızasız devir geçersizdir; Yargıtay’ın son yıllardaki kararlarında ilk alıcının iyiniyet korumasından yararlanamayacağı, ancak yolsuz tescile iyiniyetle güvenen sonraki alıcının korunabileceği kabul edilmektedir (Yargıtay 2. HD, 10.02.2025, 2025/674 E., 2025/1154 K.). Konu tartışmalı olduğundan şerh, en güvenli önlem olmaya devam eder. TMK m. 194 koruması evlilik sürdükçe geçerlidir; boşanma kesinleşince rızasız işlem geçerlilik kazanır ve devam eden tapu iptali davası konusuz kalır (Yargıtay 2. HD, 01.06.2026, 2026/3109 E., 2026/5688 K.). Ayrıntı için aile konutu şerhi ve aile konutunun rızasız devri nedeniyle tapu iptali yazılarımıza bakabilirsiniz.
  • Mahkeme kararıyla mal ayrılığı (TMK m. 206): Evlilik devam ederken diğer eş malvarlığını tehlikeye düşürüyor veya malvarlığı, gelir ve borçları hakkında bilgi vermekten kaçınıyorsa, mal ayrılığına geçilmesi istenebilir. Bu yol, rejimi dava tarihinde sona erdirir.

Tedbir taleplerinin dava açılırken dilekçede yer alması ve tedbir konulacak malların tapu, plaka ve hesap bilgileriyle açıkça gösterilmesi gerekir. Boşanma davasının açılması ve tedbir talepleri için boşanma davası nasıl açılır yazımıza bakabilirsiniz.

Mal kaçırma nasıl ispatlanır?

Mal kaçırma iddiası, iddia eden eş tarafından ispatlanır. Diğer eşin malvarlığını tam olarak bilmeyen eş için ilk adım, mahkeme aracılığıyla kayıtların toplanmasıdır. Tasfiye davasında şu kurumlara yazı yazılması istenebilir:

TaşınmazTapu müdürlükleriDava tarihindeki ve geriye dönük tapu kayıtları, satış ve bağış işlemleri, işlem bedelleri ve alıcıların kimlikleri.
ParaBankalarHesap hareketleri, kredi kayıtları, kiralık kasalar, yatırım ve döviz hesapları; özellikle dava öncesi dönemdeki büyük çekimler.
Taşıt ve şirketTrafik ve ticaret siciliAraç tescil ve devir kayıtları; şirket ortaklıkları, pay devirleri, genel kurul kararları ve bilançolar.
GelirSGK ve vergi dairesiÇalışma ve gelir kayıtları, işyeri bilgileri, beyan edilen kazançlar; yaşam standardıyla gelir arasındaki uyumsuzluk.

Toplanan kayıtlar, boşanma davasının açılma tarihiyle karşılaştırılarak değerlendirilir. Devirden sonra malın kimin kullanımında olduğu, satış bedelinin hangi hesaba geçtiği ve alıcının bu parayı nereden bulduğu tanık beyanları ve banka kayıtlarıyla desteklenir. Dava öncesinde çekilen yüklü paralarda, paranın aile ihtiyacı için harcanıp harcanmadığı ya da başka bir mala dönüşüp dönüşmediği araştırılır. Yapay borç iddialarında ise borcun gerçekliğini ve edinilmiş mallarla ilgisini ispat yükü, borcun düşülmesini isteyen eştedir.

Mal kaçırma şüphesinde adım adım

  1. Malvarlığını belgeleyinTapu, araç ruhsatı, banka hesap bilgileri, şirket bilgileri, kira sözleşmeleri gibi bildiğiniz tüm bilgileri ve belgeleri bir araya getirin.
  2. Aile konutu şerhini değerlendirinAile konutu diğer eş adına kayıtlıysa tapuya aile konutu şerhi konulmasını isteyin.
  3. Tedbirleri zamanında isteyinEvlilik sürerken TMK m. 199 kapsamındaki kısıtlamayı, dava açtıktan sonra tasfiye dosyasında ihtiyati tedbiri talep edin.
  4. Tasfiye davasını açın ve ihbar edinBoşanma davasından sonra tasfiye davasını açın; mal devredilmişse davayı malı devralan kişiye ihbar ettirin (TMK m. 229/2).
  5. Süreleri takip edinÜçüncü kişiye karşı TMK m. 241 davası için öğrenmeden itibaren bir yıl ve dava tarihinden itibaren beş yıllık süreyi; muvazaa ve tasarrufun iptali yollarını birlikte planlayın.

Tasfiye hesabının genel kuralları edinilmiş mallara katılma rejimi, hesaplama yöntemi ise boşanmada mal paylaşımı ve katılma alacağı hesabı yazılarımızda anlatılıyor.

Sık yapılan hatalar

  • Mal kaçırma şüphesine rağmen tedbir talebinde bulunmadan boşanma davasının sonucunu beklemek.
  • Tasfiye davasını, malı devralan üçüncü kişiye ihbar ettirmemek.
  • TMK m. 241’deki bir ve beş yıllık hak düşürücü süreleri, katılma alacağının 10 yıllık zamanaşımıyla karıştırmak.
  • Nafaka ve tazminatın güvencesi için yalnızca boşanma dosyasındaki genel tedbire güvenmek; bu tedbir tartışmalıdır ve karar kesinleşince kalkar.
  • Muvazaa davasında doğrudan tapunun kendi adına tescilini istemek; dava kişisel bir hakka dayanır.
  • Dava öncesi para çekimlerini banka kayıtlarıyla göstermeden yalnızca tanık beyanına dayanmak.
Eşinizin mal kaçırdığından mı şüpheleniyorsunuz?
Hangi tedbirlerin ve davaların sizin için uygun olduğunu, sürelerinizi kaçırmadan online görüşmede değerlendirelim.

Sık sorulan sorular

Eşim boşanma davasından üç ay önce evini annesine bağışladı; ne yapabilirim?

Rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde rızanız olmadan yapılan karşılıksız kazandırma, kast aranmaksızın tasfiye hesabına eklenir (TMK m. 229). Tasfiye davasını annesine ihbar ettirmeniz gerekir. Eşinizin malvarlığı alacağınızı karşılamazsa eksik kısmı annesinden isteyebilirsiniz (TMK m. 241).

Eşim evi satmış ama parasını aldığını söylüyor; yine de hak talep edebilir miyim?

Satış gerçekse ve bedel ödendiyse, satış bedeli veya onunla edinilen değerler tasfiyede hesaba katılır. Satışın sahte olduğu ya da alacağınızı azaltmak kastıyla düşük bedelle yapıldığı ispatlanırsa malın değeri eklenecek değer olarak hesaba girer.

Boşanma davası açtıktan sonra eşim aracını sattı; bu mal kaçırma sayılır mı?

Dava açıldıktan sonra rejim sona erdiğinden TMK m. 229 uygulanmaz; ancak dava tarihinde eşinizin malvarlığında bulunan araç tasfiyeye girmeye devam eder ve değeri hesaba katılır. Böyle durumların önlenmesi için tasfiye davasında ihtiyati tedbir istenmesi önemlidir.

Muvazaa davası için boşanmanın bitmesini beklemem gerekir mi?

Hayır. Katılma alacağınız henüz belirlenmemiş olsa da dava açabilirsiniz. Ancak mahkeme, haciz ve satış kararı verebilmek için boşanma ve tasfiye davalarının sonucunu bekler.

Eşimin tüm mallarına tedbir konulabilir mi?

Genellikle hayır. TMK m. 199 kapsamındaki kısıtlama karşılanması gereken yükümlülük miktarıyla sınırlıdır; tasfiye davasındaki ihtiyati tedbir de dava konusu alacakla orantılı olmalı ve belirli mallar gösterilmelidir.

Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Yazı hakkında
Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Aile Hukuku
Tamer KulaçoğluHukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu Avukat

Büromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.

Online Görüşme Planla
Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Bize ulaşın; konunuzu doğru avukatla görüşmenizi sağlayalım.

Bize Ulaşın