Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı, tapu siciline kayıtlı olmayan veya tapuda kayıtlı olmakla birlikte malikinin belirlenemediği ya da uzun süredir hukuken ortada bulunmadığı taşınmazlarda, belirli şartların gerçekleşmesi halinde mülkiyetin zilyet tarafından kazanılmasını sağlayan istisnai bir kazanım yoludur. Bu kurum, Türk hukukunda taşınmaz mülkiyetinin yalnızca tapu siciline bağlı olarak değil, fiili hâkimiyetin uzun süre devam etmesi halinde de kazanılabileceğini kabul eden önemli bir düzenleme niteliğindedir.
Bu yazımızda, olağanüstü kazandırıcı zamanaşımının hukuki niteliği, uygulanma şartları, zilyetlik ve süre unsurları detaylı olarak ele alınacaktır.
Yazı İçeriği
- 1. Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı Nedir?
- 2. Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı ile Mülkiyet Kazanmanın Şartları
- 3. Zilyetlik Kavramı ve Özellikleri
- 4. Kazandırıcı Zamanaşımı ile Mülkiyet Kazanılamayacak Taşınmazlar
- 5. Kazandırıcı Zamanaşımı Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davasının Tarafları
- 6. Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımında Süre
- 7. Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımına Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davası
- 8. Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımına Dayalı Davanın Sonuçları
1. Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı Nedir?
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı, tapu siciline kayıtlı olmayan veya tapuda kayıtlı olmakla birlikte malikinin belirlenemediği ya da uzun süredir hukuken ortada bulunmadığı taşınmazlarda, belirli şartların gerçekleşmesi halinde mülkiyetin zilyet tarafından kazanılmasını sağlayan istisnai bir kazanım yoludur. Bu kurumda, taşınmaz üzerindeki fiili hâkimiyetin uzun süre boyunca malik sıfatıyla sürdürülmesi, belirli bir sürenin sonunda mülkiyet hakkının kazanılmasına yol açmaktadır.
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı, özellikle tapu sicilinin bulunmadığı, sağlıklı tutulmadığı veya fiili durum ile sicil kayıtlarının örtüşmediği hallerde, mülkiyet ilişkilerinde belirsizliğin ortadan kaldırılmasını ve hukuki güvenliğin sağlanmasını amaçlayan önemli bir düzenlemedir.
1.1. Türk Medeni Kanunu’ndaki Yeri (TMK m. 713)
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı, Türk Medeni Kanunu m. 713 hükmünde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre; tapu siciline kayıtlı olmayan taşınmazlar ile tapuda kayıtlı olmakla birlikte maliki belirlenemeyen veya uzun süre önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş kişiler adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde, malik sıfatıyla, çekişmesiz ve kesintisiz olarak yirmi yıl süreyle zilyet bulunan kişi, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mülkiyet hakkını kazanabilir.
1.2. Olağan Zamanaşımı ile Farkı
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile olağan kazandırıcı zamanaşımı arasında temel farklar, tapu kaydının varlığı, süre ve iyi niyet şartı bakımından ortaya çıkmaktadır. Olağan kazandırıcı zamanaşımında tapu sicilinde mevcut bir kayıt bulunması ve zilyedin iyi niyetli olması gerekirken; olağanüstü kazandırıcı zamanaşımında kural olarak tapu kaydı bulunmaz veya mevcut kayıt hukuken işlevsizdir ve iyi niyet şartı aranmaz.
Buna karşılık olağan kazandırıcı zamanaşımında öngörülen süre on yıl iken, olağanüstü kazandırıcı zamanaşımında bu süre yirmi yıldır. Bu yönüyle olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı, daha uzun süreli fiili hâkimiyete dayanan ve daha sınırlı uygulama alanına sahip olan bir kazanım yolu niteliğindedir. Konuyla ilgili daha detaylı bilgi almak için Olağan kazandırıcı Zamanaşımı ile Taşınmaz Mülkiyetinin Kazanılması başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
2. Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı ile Mülkiyet Kazanmanın Şartları
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı, taşınmaz üzerindeki fiili hâkimiyetin uzun süre boyunca devam etmesine hukuki sonuç bağlayan istisnai bir mülkiyet kazanım yoludur. Bu yolla mülkiyetin kazanılabilmesi için, kanunda öngörülen şartların tamamının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Söz konusu şartlar, esas itibarıyla tapu sicilinin bulunmadığı veya hukuki işlevini yerine getiremediği durumlarda, fiili durumu hukuken tanıma ve mülkiyet ilişkilerinde belirsizliği ortadan kaldırma amacına hizmet etmektedir.
Bu çerçevede, Türk Medeni Kanunu m. 713 kapsamında mülkiyet kazanımının söz konusu olabilmesi için aşağıda yer alan şartların somut olay bakımından dikkatle değerlendirilmesi gerekir.
2.1. Tapu Kaydının Bulunmaması veya Malikinin Belirli Olmaması
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımının uygulanabilmesi için öncelikle taşınmazın tapu siciline hiç kayıtlı olmaması ya da tapuda kayıtlı olmakla birlikte malikinin belirli olmaması gerekir. Bu şart, kurumun en ayırt edici unsurudur.
Bu kapsamda;
- Tapusuz taşınmazlar,
- Malik hanesi boş bırakılmış kayıtlar,
- Malikinin kim olduğu tespit edilemeyen taşınmazlar,
- Malikinin uzun süre önce ölmüş olması ve mirasçılarının belirlenememesi,
- Hakkında gaiplik kararı verilmiş kişiler adına kayıtlı taşınmazlar
olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına konu olabilecek taşınmazlar arasında yer almaktadır.
Buna karşılık, tapu sicilinde malik açıkça belirli olan ve hukuki varlığı devam eden kişiler adına kayıtlı taşınmazlar bakımından kural olarak bu yolun uygulanması mümkün değildir.
2.2. Malik Sıfatıyla Zilyetlik
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımının en temel unsurlarından biri, zilyedin taşınmaz üzerinde malik gibi davranmasıdır. Malik sıfatıyla zilyetlik, yalnızca taşınmazın fiilen kullanılması anlamına gelmemekte; aynı zamanda o taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisine sahip bir malik gibi hareket edilmesini ifade etmektedir.
Bu kapsamda;
- Taşınmazın ekip biçilmesi,
- Üzerine yapı yapılması veya mevcut yapının kullanılması,
- Taşınmazdan ekonomik yarar sağlanması,
- Üçüncü kişilerin müdahalesinin engellenmesi,
- Taşınmazla ilgili vergilerin ödenmesi
gibi fiiller, malik sıfatıyla zilyetliğin en önemli göstergeleri arasında yer almaktadır.
Buna karşılık, kira, ödünç veya hizmet ilişkisine dayalı kullanım gibi başkası adına zilyetlik halleri, bu şartın gerçekleştiğinden söz edilebilmesi için yeterli değildir.
2.3. Zilyetliğin Kesintisiz ve Çekişmesiz Olması
Zilyetliğin, zamanaşımı süresi boyunca kesintisiz ve çekişmesiz şekilde devam etmesi gerekir. Bu şart, zilyetliğin sürekliliğini ve hukuken güvence altına almaktadır.
Kesintisizlik, zilyetliğin fiilen devam etmesini ifade eder. Zilyedin taşınmaz üzerindeki hâkimiyetini kaybetmesi veya taşınmazın bir başkası tarafından malik sıfatıyla kullanılmaya başlanması halinde, zamanaşımı süreci kesilecektir.
Çekişmesizlik ise, zilyetliğe karşı ciddi ve sürekli bir itirazın veya uyuşmazlığın bulunmamasını ifade eder. Özellikle taşınmaz üzerinde mülkiyet iddiasıyla açılan davalar veya fiili müdahaleler, bu şartın ortadan kalkmasına neden olabilir.
2.4. 20 Yıllık Zamanaşımı Süresinin Dolması
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımında öngörülen süre yirmi yıldır. Bu sürenin, zilyetliğin malik sıfatıyla kazanıldığı andan itibaren kesintisiz şekilde devam etmesi gerekir.
Yirmi yıllık sürenin dolmasıyla birlikte, diğer şartların da varlığı halinde mülkiyet hakkı kanun gereği kazanılmış olur. Bu noktada herhangi bir mahkeme kararına gerek olmaksızın mülkiyetin kazanıldığı kabul edilmekle birlikte, uygulamada bu durumun tapu siciline yansıtılabilmesi için dava açılması zorunlu hale gelmektedir.
2.5. İyi Niyet Şartının Aranıp Aranmadığı
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımında, olağan kazandırıcı zamanaşımından farklı olarak iyi niyet şartı aranmaz. Zilyedin taşınmaz üzerindeki hâkimiyetinin hukuka uygun olup olmadığına ilişkin subjektif inancı, bu yolla mülkiyet kazanımı bakımından belirleyici değildir.
Bu durum, olağanüstü kazandırıcı zamanaşımının esas itibarıyla fiili duruma ve uzun süreli zilyetliğe değer veren bir kurum olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla zilyedin kötü niyetli olması, diğer şartların gerçekleşmesi halinde mülkiyet kazanımına engel teşkil etmez.
3. Zilyetlik Kavramı ve Özellikleri
Zilyetlik, bir eşya üzerinde fiili hâkimiyet kurulmasını ifade eden temel bir hukukî kavramdır. Taşınmaz hukukunda zilyetlik, özellikle kazandırıcı zamanaşımı bakımından belirleyici bir rol oynamakta; mülkiyetin kazanılıp kazanılmadığının tespitinde esas alınan unsurların başında gelmektedir.
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı bakımından zilyetlik, yalnızca fiili kullanım anlamına gelmemekte; taşınmaz üzerinde malik gibi davranmayı, yani taşınmazı kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde tasarrufta bulunma iradesini de içermektedir. Bu nedenle zilyetliğin varlığı ve niteliği, somut olayın özelliklerine göre dikkatle değerlendirilmelidir.
3.1. Malik Sıfatıyla Zilyetlik
Malik sıfatıyla zilyetlik, kişinin taşınmaz üzerinde kendisini malik olarak görerek hareket etmesi ve buna uygun fiili davranışlarda bulunmasıdır. Bu kapsamda zilyet, taşınmazı kullanmakta, ondan ekonomik yarar sağlamakta ve üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı korumaktadır.
Örneğin taşınmazın ekip biçilmesi, üzerine yapı yapılması, kiraya verilmesi veya uzun süre boyunca kesintisiz şekilde kullanılması, malik sıfatıyla zilyetliğin en önemli göstergeleri arasında yer almaktadır.
Buna karşılık, başkası adına zilyetlik söz konusu olduğunda (örneğin kiracı veya intifa hakkı sahibi), kişi taşınmazı kullanmakla birlikte malik sıfatıyla hareket etmemektedir. Bu nedenle bu tür zilyetlikler, kazandırıcı zamanaşımı bakımından yeterli değildir.
3.2. Asli ve Fer’i Zilyetlik Ayrımı
Zilyetlik, asli ve fer’i zilyetlik olarak ikiye ayrılmaktadır. Asli zilyet, taşınmaz üzerinde kendi adına ve malik gibi tasarrufta bulunan kişidir. Fer’i zilyet ise, taşınmazı bir hukuki ilişkiye dayanarak başkası adına kullanan kişidir.
Örneğin bir taşınmazı kiraya veren kişi asli zilyet konumundayken, kiracı fer’i zilyet durumundadır. Benzer şekilde ödünç alan, intifa hakkı sahibi veya hizmet ilişkisi çerçevesinde taşınmazı kullanan kişiler de fer’i zilyet olarak kabul edilir.
Kazandırıcı zamanaşımı bakımından esas olan, asli zilyetliktir. Fer’i zilyetliğin varlığı, tek başına mülkiyet kazanımı sonucunu doğurmaz.
3.3. Zilyetliğin Kazanılması ve Devri
Zilyetlik, taşınmaz üzerinde fiili hâkimiyet kurulması ile kazanılır. Bu hâkimiyet doğrudan kurulabileceği gibi, önceki zilyetten devralınmak suretiyle de elde edilebilir.
Zilyetliğin devri, özellikle zamanaşımı süresinin hesaplanması bakımından önem taşımaktadır. Zira bazı durumlarda önceki zilyedin süresi, yeni zilyedin süresi ile birlikte değerlendirilebilmekte ve böylece zamanaşımı süresi tamamlanabilmektedir.
Ancak bu durumun kabul edilebilmesi için, zilyetliğin malik sıfatıyla devralınmış olması ve zilyetlikte hukuki ve fiili bir sürekliliğin bulunması gerekir.
3.4. Zilyetliğin Kesilmesi Halleri
Zilyetliğin kesilmesi, kazandırıcı zamanaşımı bakımından en önemli risklerden biridir. Zira zilyetliğin kesilmesi halinde zamanaşımı süresi de kesilecek ve süre yeniden işlemeye başlayacaktır.
Zilyetliğin kesilmesine yol açan başlıca haller şunlardır:
- Taşınmaz üzerindeki fiili hâkimiyetin kaybedilmesi
- Taşınmazın bir başkası tarafından malik sıfatıyla kullanılmaya başlanması
- Taşınmaz üzerinde mülkiyet iddiasıyla dava açılması
- Zilyedin taşınmaz üzerindeki tasarruf iradesini ortadan kaldıran fiili veya hukuki engellerin ortaya çıkması
Buna karşılık, geçici nitelikteki engeller veya zilyetliğin kısa süreli kesintiye uğraması, her durumda zamanaşımını kesen bir etki doğurmaz. Bu nedenle zilyetliğin kesilip kesilmediği, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
4. Kazandırıcı Zamanaşımı ile Mülkiyet Kazanılamayacak Taşınmazlar
Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyet kazanımı her taşınmaz bakımından mümkün değildir. Özellikle kamu yararına tahsis edilmiş veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlar, özel mülkiyete konu edilemeyeceğinden, bu taşınmazlar üzerinde kazandırıcı zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.
- Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerler : Anayasa ve ilgili mevzuat uyarınca, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde özel mülkiyet kurulması mümkün değildir. Bu nedenle bu tür taşınmazlar bakımından kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyet kazanılamaz.
- Ormanlar : Ormanlar, kamu malı niteliğinde olup özel mülkiyete konu edilemez. Bu nedenle orman niteliği taşıyan taşınmazlar üzerinde kazandırıcı zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.
- Meralar : Mera, yaylak ve kışlak gibi taşınmazlar da kamu malları arasında yer almakta olup, bunlar üzerinde özel mülkiyet kazanılması mümkün değildir.
- Kıyılar : Kıyılar, herkesin ortak kullanımına açık olup devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu nedenle kıyı niteliğindeki taşınmazlar üzerinde kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyet kazanılamaz.
- Diğer Kamu Malları : Yol, meydan, park gibi kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlar da kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemez. Bu taşınmazlar üzerinde zilyetlik ne kadar uzun sürerse sürsün mülkiyet kazanımı söz konusu olmaz.
5. Kazandırıcı Zamanaşımı Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davasının Tarafları
Kazandırıcı zamanaşımına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında tarafların doğru belirlenmesi, davanın esası kadar önemli bir usul meselesidir. Yanlış hasım gösterilmesi, davanın usulden reddine veya yargılamanın uzamasına yol açabilir. Bu nedenle davacı ve davalı tarafların somut olayın özelliklerine göre dikkatle tespit edilmesi gerekir.
5.1. Davayı Kimler Açabilir?
Kazandırıcı zamanaşımına dayanarak mülkiyet iddiasında bulunan kişiler, tapu iptal ve tescil davası açabilir. Bu kapsamda:
- Taşınmazı fiilen kullanan ve zilyetlik iddiasında bulunan kişi
- Zilyedin vefatı halinde mirasçıları
- Taşınmaz üzerinde birlikte zilyet olan kişiler
- Mülkiyet kazanımında hukuki yararı bulunan kişiler
dava açma hakkına sahiptir.
5.2. Dava Kime Karşı Açılır?
Dava, kural olarak taşınmazın tapu sicilinde malik olarak görünen kişiye karşı açılır. Ancak taşınmazın hukuki durumuna göre davalı taraf genişleyebilir:
- Tapuda malik görünen kişi
- Taşınmazın Hazine adına kayıtlı olması halinde Hazine
- Belediye sınırları içinde kamuya ait olduğu iddia edilen taşınmazlarda ilgili belediye
- Taşınmaz üzerinde hak iddia eden diğer kişiler
Özellikle tapusuz taşınmazlar veya kamuya ait olduğu ileri sürülen yerlerde, davanın Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine yöneltilmesi uygulamada büyük önem taşır. Aksi halde eksik hasım nedeniyle davanın reddi söz konusu olabilir.
6. Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımında Süre
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımında mülkiyetin kazanılabilmesi, zilyetliğin belirli bir süre boyunca devam etmesine bağlıdır. Bu süre, taşınmaz üzerindeki fiili hâkimiyetin uzun süre korunmasını ve bu durumun hukuk düzeni tarafından tanınmasını sağlayan temel unsurdur. Nitekim Türk Medeni Kanunu m. 713 uyarınca, mülkiyetin kazanılabilmesi için zilyetliğin yirmi yıl boyunca kesintisiz ve çekişmesiz şekilde sürdürülmesi gerekir.
Sürenin doğru şekilde belirlenmesi ve hesaplanması, uygulamada en çok uyuşmazlık yaratan konuların başında gelmektedir. Bu nedenle sürenin başlangıcı, kesilmesi ve hesaplanmasına ilişkin hususlar ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
6.1. Sürenin Başlangıcı
Zamanaşımı süresi, zilyedin taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla fiili hâkimiyet kurduğu andan itibaren işlemeye başlar. Bu noktada önemli olan, zilyetliğin sadece fiilen başlaması değil; aynı zamanda malik gibi tasarruf iradesiyle kurulmuş olmasıdır.
Örneğin bir taşınmazın kiracı sıfatıyla kullanılmaya başlanması, zamanaşımı süresini başlatmaz. Buna karşılık kişinin taşınmazı sahiplenerek, malik gibi kullanmaya başlaması ile birlikte süre işlemeye başlar.
6.2. Sürenin Kesilmesi
Zilyetliğin kesilmesi, zamanaşımı süresinin de kesilmesi sonucunu doğurur. Bu durumda daha önce geçen süreler dikkate alınmaz ve zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar.
Zilyetliğin kesilmesine yol açabilecek başlıca haller şunlardır:
- Taşınmaz üzerindeki fiili hâkimiyetin kaybedilmesi
- Taşınmazın bir başkası tarafından malik sıfatıyla kullanılmaya başlanması
- Taşınmaz üzerinde mülkiyet iddiasına dayalı dava açılması
- Zilyedin taşınmaz üzerindeki tasarruf iradesini ortadan kaldıran durumların ortaya çıkması
Bu nedenle zilyetliğin sürekliliği, zamanaşımı bakımından kritik öneme sahiptir.
6.3. Sürenin Durması
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımında, borçlar hukukunda olduğu gibi zamanaşımının durmasına ilişkin genel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kural olarak sürenin durmasından söz edilmez.
Bununla birlikte uygulamada bazı hallerde zilyetliğin geçici olarak kullanılamaması (örneğin doğal afetler veya kısa süreli fiili engeller) söz konusu olabilir. Bu tür durumlar, zilyetliğin tamamen ortadan kalkmasına yol açmadığı sürece, zamanaşımı süresini kesen bir etki doğurmaz.
7. Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımına Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davası
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile mülkiyet, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesiyle birlikte kazanılmış sayılmakla birlikte, bu durumun tapu siciline yansıtılabilmesi için uygulamada tapu iptal ve tescil davası açılması gerekmektedir. Bu dava, fiili durum ile tapu sicili arasındaki uyumsuzluğu gidermeye yönelik olup, zilyedin kazandığı mülkiyet hakkının hukuken tanınmasını ve sicile geçirilmesini amaçlamaktadır.
7.1. Davanın Hukuki Niteliği
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına dayalı tapu iptal ve tescil davası, mülkiyet hakkının kazanılmasına değil, kazanılmış olan hakkın tespit edilerek tapu siciline yansıtılmasına hizmet eder. Bu nedenle dava, kural olarak tespit edici (açıklayıcı) niteliktedir.
Mahkeme, mülkiyet hakkını kurmaz; yalnızca kanun gereği kazanılmış olan hakkın varlığını tespit eder ve buna uygun şekilde tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verir.
7.2. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.
Yetkili mahkeme ise, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda kesin yetki kuralı uygulanmakta olup, dava yalnızca taşınmazın bulunduğu yerde açılabilir.
7.3. İspat Yükü ve Deliller
Bu davada ispat yükü davacıya aittir. Davacı, olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı şartlarının tamamının gerçekleştiğini ispat etmek zorundadır.
Uygulamada en sık başvurulan deliller şunlardır:
- Tanık beyanları
- Kadastro ve tapu kayıtları
- Vergi kayıtları ve resmi belgeler
- Elektrik, su ve abonelik kayıtları
- Fotoğraflar ve kullanım belgeleri
- Keşif ve bilirkişi incelemesi
- Muhtarlık ve belediye kayıtları
Özellikle tanık beyanları ile fiili kullanımın desteklenmesi, bu tür davalarda belirleyici rol oynamaktadır.
7.4. İhtiyati Tedbir
Dava sürecinde taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi veya mevcut durumun korunması amacıyla ihtiyati tedbir talep edilebilir.
Bu kapsamda, tapu kaydına şerh verilmesi veya taşınmazın devrinin kısıtlanması yönünde tedbir kararı verilmesi, davacının hak kaybına uğramasını önleyici niteliktedir.
7.5. Harç ve Vekâlet Ücreti
Tapu iptal ve tescil davaları, ayni hakka ilişkin davalar olduğundan, dava değeri taşınmazın değeri üzerinden belirlenir ve harç buna göre hesaplanır.
Yargılama sonunda davanın kabulü halinde, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti kural olarak davalıya yükletilir. Davanın reddi halinde ise bu giderler davacı üzerinde bırakılır.
7.6. Kanun Yolları
Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararlar, şartların varlığı halinde istinaf ve devamında temyiz incelemesine konu olabilir.
Bu nedenle, özellikle zilyetlik ve süre şartlarının doğru şekilde ispatlanması, kararın üst yargı denetiminden geçebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
8. Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımına Dayalı Davanın Sonuçları
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda, mahkeme tarafından verilecek karar, taşınmazın mülkiyetine ilişkin hukuki durumu kesin olarak belirlemektedir. Bu kapsamda davanın kabulü veya reddine göre ortaya çıkacak sonuçlar farklılık göstermektedir.
8.1. Tapu Kaydının İptali ve Davacı Adına Tescil
Davanın kabulü halinde mahkeme, taşınmaza ilişkin mevcut tapu kaydının iptaline ve taşınmazın davacı adına tesciline karar verir.
Bu durumda:
- Tapu sicilindeki önceki kayıt ortadan kalkar
- Taşınmaz, davacı adına tescil edilir
- Davacı, taşınmazın maliki sıfatını kazanır
Mahkeme kararı, tapu sicilinde yapılacak işlem için hukuki dayanak teşkil eder ve kararın kesinleşmesi ile birlikte tapu müdürlüğü tarafından gerekli tescil işlemi gerçekleştirilir.
8.2. Pay Oranına Göre Tescil
Bazı durumlarda taşınmaz üzerinde birden fazla kişinin birlikte zilyetliği söz konusu olabilir. Bu gibi hallerde mahkeme, zilyetliğin kapsamı ve tarafların fiili kullanım oranlarını dikkate alarak taşınmazın paylı mülkiyet şeklinde tesciline karar verebilir.
Bu durumda taşınmaz belirlenen oranlarda paylaştırılır ve her davacı kendi payı oranında malik olur
8.3. Davanın Reddi Halinde Sonuçlar
Davanın reddedilmesi halinde, davacının kazandırıcı zamanaşımına dayalı mülkiyet iddiası kabul edilmemiş olur. Bu durumda:
- Mevcut tapu kaydı geçerliliğini korur
- Davacı mülkiyet hakkı kazanamaz
- Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti davacıya yükletilir
Davanın reddi, özellikle zilyetliğin ispat edilememesi veya zamanaşımı şartlarının oluşmaması halinde söz konusu olmaktadır.
8.4. Kararın Kesinleşmesi ve Tapu Siciline Etkisi
Mahkeme kararının kesinleşmesi ile birlikte, karar tapu müdürlüğüne gönderilerek sicilde gerekli işlemler yapılır. Bu aşamadan sonra taşınmazın mülkiyeti, tapu siciline uygun şekilde davacı adına geçmiş olur.
Bu yönüyle mahkeme kararı, mevcut hukuki durumu ortaya koyan ve tapu sicilini buna uygun hale getiren bir fonksiyon görmektedir.

