Tapusuz taşınmazlar, tapu siciline kayıtlı olmayan ve çoğu zaman zilyetlik yoluyla kullanılan taşınmazlardır. Uygulamada bu taşınmazların haricen satılması ve zilyetliğin devredilmesi oldukça yaygındır. Ancak resmi tapu kaydı bulunmaması nedeniyle, satışın geçerliliği, zilyetliğin ispatı, kadastro süreci ve mülkiyet uyuşmazlıkları bakımından çeşitli hukuki sorunlar ortaya çıkabilmektedir.
Özellikle aynı taşınmazın birden fazla kişiye devredilmesi, sınır uyuşmazlıkları ve kadastro tespitleri uygulamada sıkça karşılaşılan sorunlar arasında yer almaktadır. Bunun yanında tapusuz taşınmazlarda zilyetliğin korunması ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyet kazanılması da büyük önem taşımaktadır.
Bu yazımızda, tapusuz taşınmazların devri, geçerlilik şartları, hukuki sonuçları ve uygulamada ortaya çıkan uyuşmazlıklar ele alınmıştır.
Yazı İçeriği
1. Tapusuz Taşınmaz Nedir?
Tapusuz taşınmaz, tapu siciline kayıtlı olmayan ve çoğu zaman zilyetlik yoluyla kullanılan taşınmazları ifade etmektedir. Bu tür taşınmazlarda resmi tapu kaydı bulunmamakla birlikte, kişiler taşınmaz üzerinde fiili hakimiyet kurarak kullanımını sürdürebilmektedir.
Özellikle kadastro görmemiş bölgelerde veya geçmişten beri fiilen kullanılan bazı taşınmazlarda tapu kaydı bulunmamasına rağmen zilyetliğe dayalı çeşitli hak iddiaları ortaya çıkabilmektedir. Ancak tapusuz taşınmazlarda resmi tapu kaydı bulunmaması, mülkiyetin ispatı ve taşınmazın devri bakımından önemli hukuki sorunlara yol açabilmektedir.
1.1. Zilyetlik ve Tapusuz Taşınmaz İlişkisi
Tapusuz taşınmazlarda en önemli hukuki unsur zilyetliktir. Zilyetlik, bir eşya üzerinde fiili hakimiyet kurulması anlamına gelmektedir. Tapusuz taşınmazlarda kişiler çoğu zaman taşınmazı fiilen kullanmak, ekip biçmek, üzerinde yapı yapmak veya sınırlarını belirlemek suretiyle zilyetlik kurmaktadır.
Bu nedenle tapusuz taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklarda:
- Fiili kullanım,
- Taşınmaz üzerindeki hakimiyet,
- Kullanım süresi,
- Zilyetliğin devamlılığı
büyük önem taşımaktadır. Özellikle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyet kazanılması bakımından da zilyetlik temel unsurlardan biridir.
1.2. Tapulu ve Tapusuz Taşınmaz Arasındaki Fark
Tapulu taşınmazlarda mülkiyet hakkı tapu siciline yapılan tescil ile kazanılırken, tapusuz taşınmazlarda resmi tapu kaydı bulunmamaktadır. Bu nedenle tapulu taşınmazların devri resmi şekilde tapuda yapılırken, tapusuz taşınmazlarda çoğu zaman zilyetliğin devri ve fiili teslim söz konusu olmaktadır.
Ayrıca tapulu taşınmazlarda tapu kaydı güçlü bir mülkiyet karinesi oluştururken, tapusuz taşınmazlarda hak iddiaları çoğu zaman fiili kullanım ve zilyetlik olgularına dayanmaktadır.
Bu nedenle tapusuz taşınmazlar bakımından:
- İspat sorunları,
- Sınır uyuşmazlıkları,
- Kadastro tespitleri,
- Birden fazla kişinin hak iddia etmesi
uygulamada daha sık ortaya çıkmaktadır.
2. Tapusuz Taşınmazların Hukuki Niteliği
Tapusuz taşınmazlarda resmi tapu kaydı bulunmamakla birlikte, bu taşınmazlar üzerinde fiili kullanım ve zilyetliğe dayalı çeşitli hak iddiaları ortaya çıkabilmektedir. Özellikle kadastro görmemiş taşınmazlarda kişiler uzun yıllar boyunca taşınmazı kullanmak, ekip biçmek veya üzerinde yapı bulundurmak suretiyle fiili hakimiyet kurabilmektedir.
Ancak tapusuz taşınmazların hukuki durumu, taşınmazın niteliğine göre değişiklik göstermektedir. Özellikle kamu malları, ormanlar, meralar ve kıyılar bakımından özel kurallar uygulanmaktadır.
2.1. Mülkiyet Hakkı Bakımından Değerlendirme
Tapusuz taşınmazlarda resmi tapu kaydı bulunmaması, taşınmaz üzerinde hiçbir hak bulunmadığı anlamına gelmez. Özellikle uzun süreli zilyetlik ve fiili kullanım, belirli şartların varlığı halinde mülkiyet kazanımına dayanak oluşturabilmektedir.
Bununla birlikte tapusuz taşınmazlarda mülkiyet hakkının ispatı, tapulu taşınmazlara göre daha güçtür. Çünkü resmi tapu kaydı bulunmadığından, hak iddiaları çoğu zaman zilyetlik ve fiili kullanım olgularına dayanmaktadır.
2.2. Zilyetliğin Korunması
Tapusuz taşınmazlarda en önemli hukuki koruma zilyetliğe ilişkindir. Taşınmazı fiilen kullanan ve üzerinde hakimiyet kuran kişi, belirli şartlar altında hukuken korunabilmektedir.
Bu kapsamda zilyetliğe yönelik haksız müdahalelere karşı:
- El atmanın önlenmesi,
- Müdahalenin men’i,
- Ecrimisil,
- 3091 sayılı kanun kapsamında koruma
gibi hukuki imkanlar gündeme gelebilmektedir.
2.3. Kadastro Görmemiş Taşınmazlar
Kadastro görmemiş taşınmazlarda resmi mülkiyet tespiti henüz yapılmamış olduğundan, fiili kullanım ve zilyetlik büyük önem taşımaktadır. Özellikle taşınmazı uzun yıllardır kullanan kişiler, kadastro çalışmaları sırasında hak iddiasında bulunabilmektedir.
Bu nedenle kadastro süreci, tapusuz taşınmazlar bakımından mülkiyetin belirlenmesinde önemli rol oynamaktadır.
2.4. Kamu Malları Bakımından Durum
Tapusuz taşınmazların tamamı özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte değildir. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bazı taşınmazlar, kamu malı niteliğinde olduğundan özel mülkiyete geçirilemez.
Bu nedenle bir taşınmazın tapusuz olması tek başına zilyetlikle mülkiyet kazanılabileceği anlamına gelmemektedir.
2.5. Orman, Mera ve Kıyı Alanlarının Hukuki Durumu
Ormanlar, meralar, yaylaklar, kışlaklar ve kıyılar özel koruma altında bulunan kamu malları arasında yer almaktadır. Bu tür taşınmazlar üzerinde uzun süreli fiili kullanım bulunsa dahi, kural olarak özel mülkiyet kazanılması mümkün değildir.
Özellikle orman ve mera niteliğindeki taşınmazlar bakımından kazandırıcı zamanaşımı hükümleri uygulanmamakta; uygulamada bu taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklar sıkça dava konusu olmaktadır.
3. Tapusuz Taşınmazların Devri Nasıl Yapılır?
Tapusuz taşınmazlarda resmi tapu kaydı bulunmadığından, tapulu taşınmazlarda olduğu gibi tapu müdürlüğünde resmi satış işlemi yapılması mümkün değildir. Bu nedenle uygulamada tapusuz taşınmazların devri çoğu zaman zilyetliğin devri ve fiili teslim yoluyla gerçekleştirilmektedir.
Özellikle harici satış sözleşmeleri, adi yazılı belgeler ve fiili kullanımın devri uygulamada sıkça karşılaşılan yöntemlerdir. Ancak bu işlemler resmi tapu devri niteliğinde olmadığından, ileride çeşitli uyuşmazlıklara neden olabilmektedir.
3.1. Zilyetliğin Devri Yoluyla Satış
Tapusuz taşınmazların devrinde en temel unsur zilyetliğin devredilmesidir. Zilyetlik, taşınmaz üzerindeki fiili hakimiyetin başka kişiye geçirilmesi anlamına gelmektedir.
Bu nedenle uygulamada tapusuz taşınmaz satışları çoğu zaman:
- Taşınmazın fiilen teslim edilmesi,
- Kullanımın devralana bırakılması,
- Taşınmaz üzerindeki hakimiyetin geçirilmesi
şeklinde gerçekleşmektedir.
3.2. Harici Satış Sözleşmeleri
Tapusuz taşınmazlar çoğu zaman taraflar arasında düzenlenen harici satış sözleşmeleri ile devredilmektedir. Bu sözleşmeler genellikle adi yazılı şekilde yapılmakta olup, tarafların satış iradesini ve taşınmazın devrine ilişkin anlaşmayı göstermektedir.
Ancak tapusuz taşınmazlarda yapılan harici satışlar, resmi tapu devri niteliğinde değildir. Bu nedenle özellikle:
- Aynı taşınmazın birden fazla kişiye satılması,
- Sınır uyuşmazlıkları,
- Mirasçılarla yaşanan ihtilaflar
uygulamada sıkça ortaya çıkmaktadır.
3.3. Fiili Teslimin Önemi
Tapusuz taşınmazlarda fiili teslim büyük önem taşımaktadır. Çünkü resmi tapu kaydı bulunmadığından, taşınmaz üzerindeki fiili kullanım ve hakimiyet çoğu zaman hak iddiasının temelini oluşturmaktadır.
Bu nedenle taşınmazın:
- Devralana teslim edilmesi,
- Kullanımın fiilen bırakılması,
- Sınırların gösterilmesi,
- Taşınmaz üzerindeki hakimiyetin geçirilmesi
uygulamada önemli deliller arasında kabul edilmektedir.
3.4. Yazılı Belge Düzenlenmesi
Her ne kadar tapusuz taşınmaz devrinde resmi şekil şartı bulunmasa da, uygulamada uyuşmazlık yaşanmaması bakımından yazılı belge düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır.
Özellikle:
- Satış bedeli,
- Taşınmazın sınırları,
- Kullanım durumu,
- Teslim tarihi
gibi hususların yazılı hale getirilmesi, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlamaktadır.
3.5. Noter İşlemleri Gerekli Midir?
Tapusuz taşınmazların devri bakımından noter işlemi yapılması zorunlu değildir. Çünkü ortada resmi tapu devrine konu olabilecek kayıtlı bir taşınmaz bulunmamaktadır.
Bununla birlikte uygulamada taraflar, satış ilişkisini belgelemek amacıyla noter huzurunda çeşitli sözleşmeler veya beyanlar düzenleyebilmektedir. Ancak noter işlemi yapılması, tek başına taşınmaz mülkiyetinin resmi olarak devredildiği anlamına gelmemektedir.
4. Tapusuz Taşınmaz Devrinin Geçerlilik Şartları
Tapusuz taşınmazların devrinde resmi tapu işlemi bulunmamakla birlikte, yapılan devrin hukuken sonuç doğurabilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir. Özellikle zilyetliğin devri, tarafların devir iradesi ve taşınmaz üzerindeki fiili hakimiyetin devralana geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Uygulamada çoğu uyuşmazlık, taşınmazın kim tarafından kullanıldığı, fiili teslimin gerçekleşip gerçekleşmediği ve tarafların gerçek iradesinin ne olduğu noktasında ortaya çıkmaktadır.
4.1. Devredenin Zilyet Olması
Tapusuz taşınmazın devredilebilmesi için, devreden kişinin taşınmaz üzerinde fiili hakimiyet kurmuş olması gerekir. Başka bir ifadeyle devredenin taşınmazın zilyedi olması önem taşımaktadır.
Taşınmaz üzerinde fiili kullanım ve hakimiyeti bulunmayan kişinin yaptığı devir işlemleri uygulamada ciddi uyuşmazlıklara yol açabilmektedir.
4.2. Devir İradesinin Bulunması
Tapusuz taşınmaz devrinin geçerli olabilmesi için tarafların taşınmazın devri konusunda karşılıklı iradelerinin bulunması gerekir. Tarafların taşınmazın kullanımını ve zilyetliğini devretme konusunda anlaşmış olmaları önemlidir.
Bu irade uygulamada çoğu zaman:
- Harici satış sözleşmeleri,
- Yazılı belgeler,
- Tanık beyanları,
- Fiili kullanım durumu
ile ortaya konulmaktadır.
4.3. Taşınmazın Belirlenebilir Olması
Devre konu taşınmazın belirli veya belirlenebilir olması gerekir. Özellikle sınırları belli olmayan veya hangi alanın devredildiği anlaşılamayan taşınmazlar bakımından uygulamada ciddi uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir.
Bu nedenle:
- Taşınmazın sınırlarının gösterilmesi,
- Bulunduğu yerin açık şekilde belirtilmesi,
- Kullanım alanının belirlenmesi
önem taşımaktadır.
4.4. Fiili Hakimiyetin Devralana Geçirilmesi
Tapusuz taşınmaz devrinde en önemli unsurlardan biri fiili hakimiyetin devralana geçirilmesidir. Çünkü resmi tapu devri bulunmadığından, zilyetliğin ve kullanımın fiilen devredilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu kapsamda taşınmazın:
- Teslim edilmesi,
- Kullanımın devralana bırakılması,
- Taşınmaz üzerindeki hakimiyetin geçirilmesi
uygulamada devrin gerçekleştiğinin önemli göstergeleri arasında kabul edilmektedir.
4.5. Hukuka ve Ahlaka Aykırılık Bulunmaması
Tapusuz taşınmaz devrinin hukuken korunabilmesi için işlemin hukuka ve ahlaka aykırı olmaması gerekir. Özellikle kamu malları, ormanlar, meralar ve özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazlar bakımından yapılan devir işlemleri hukuki koruma görmemektedir.
Benzer şekilde muvazaalı işlemler, dolandırıcılık amacı taşıyan satışlar veya hukuka aykırı kullanım ilişkileri de çeşitli uyuşmazlıklara neden olabilmektedir.
5. Tapusuz Taşınmazlarda Zilyetliğin Korunması
Tapusuz taşınmazlarda resmi tapu kaydı bulunmasa da, taşınmaz üzerindeki fiili hakimiyet ve zilyetlik hukuken belirli ölçüde korunmaktadır. Özellikle taşınmazı fiilen kullanan kişinin zilyetliğine yönelik haksız müdahaleler, çeşitli dava ve idari başvuru yolları ile önlenebilmektedir.
Bu nedenle tapusuz taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklarda çoğu zaman mülkiyet hakkından ziyade zilyetliğin korunmasına ilişkin hükümler uygulama alanı bulmaktadır.
5.1. Zilyetliğe Yapılan Müdahaleler
Tapusuz taşınmazlarda en sık karşılaşılan sorunlardan biri, taşınmazı fiilen kullanan kişinin zilyetliğine yapılan müdahalelerdir. Özellikle:
- Taşınmaza izinsiz girilmesi,
- Kullanımın engellenmesi,
- Sınırların değiştirilmesi,
- Taşınmazın başkası tarafından kullanılmaya başlanması
uygulamada sıkça görülmektedir. Bu tür müdahaleler karşısında zilyetliğin korunmasına ilişkin hukuki yollar gündeme gelebilmektedir.
5.2. El Atmanın Önlenmesi Davası
Tapusuz taşınmazı fiilen kullanan kişi, zilyetliğine yönelik haksız müdahalelerin sona erdirilmesi amacıyla el atmanın önlenmesi davası açabilmektedir.
Bu dava ile:
- Müdahalenin durdurulması,
- Taşınmazın kullanımının engellenmesinin önlenmesi,
- Fiili hakimiyetin korunması
amaçlanmaktadır. Özellikle uzun süredir devam eden fiili kullanım durumlarında bu dava uygulamada büyük önem taşımaktadır.
5.3. Ecrimisil Talepleri
Tapusuz taşınmazın haksız şekilde kullanılması halinde, taşınmazı fiilen kullanan kişi belirli şartların varlığı halinde ecrimisil talebinde bulunabilmektedir.
Ecrimisil, haksız kullanım nedeniyle oluşan kullanım tazminatı niteliğinde olup; özellikle taşınmazın başkası tarafından izinsiz kullanılması halinde gündeme gelmektedir.
5.4. 3091 Sayılı Kanun Kapsamında Koruma
Tapusuz taşınmazlarda zilyetlik, 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında da korunabilmektedir.
Bu kapsamda taşınmaza yönelik haksız müdahalelerin önlenmesi amacıyla idari makamlara başvuru yapılabilmekte ve belirli şartların varlığı halinde müdahalenin kaldırılmasına karar verilebilmektedir.
Uygulamada özellikle uzun süren dava süreçlerine alternatif olarak bu yol sıkça kullanılmaktadır.
5.5. Zilyetliğin İspatı
Tapusuz taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklarda en önemli konulardan biri zilyetliğin ispatıdır. Resmi tapu kaydı bulunmadığından, fiili kullanım ve hakimiyet çeşitli delillerle ortaya konulmaktadır.
Bu kapsamda:
- Tanık beyanları,
- Vergi kayıtları,
- Elektrik ve su abonelikleri,
- Ekim ve kullanım durumu,
- Fotoğraflar,
- Keşif ve bilirkişi incelemesi
uygulamada sıkça başvurulan deliller arasında yer almaktadır.
6. Kazandırıcı Zamanaşımı ile Mülkiyet Kazanılması
Tapusuz taşınmazlarda uzun süreli ve belirli şartlara uygun zilyetlik, bazı durumlarda mülkiyet kazanımına dayanak oluşturabilmektedir. Özellikle kadastro görmemiş veya tapu kaydı bulunmayan taşınmazlarda, taşınmazı malik sıfatıyla uzun yıllar boyunca kullanan kişiler bakımından kazandırıcı zamanaşımı hükümleri önem taşımaktadır.
Ancak kazandırıcı zamanaşımı ile mülkiyet kazanılabilmesi için, taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte olması ve kanunda aranan şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
6.1. Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı
Tapusuz taşınmazlarda en sık uygulama alanı bulan kurum olağanüstü kazandırıcı zamanaşımıdır. Türk Medeni Kanunu m. 713 kapsamında, tapu kaydı bulunmayan veya maliki belirlenemeyen taşınmazların belirli şartlarla kazanılması mümkün olabilmektedir.
Özellikle taşınmazın uzun yıllar boyunca malik gibi kullanılması ve zilyetliğin kesintisiz şekilde devam etmesi büyük önem taşımaktadır.
Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı ile Taşınmaz Mülkiyetinin Kazanılması başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
6.2. Zilyetlik Süresi ve Şartları
Kazandırıcı zamanaşımı ile mülkiyet kazanılabilmesi için zilyetliğin belirli süre boyunca aralıksız ve çekişmesiz devam etmesi gerekir.
Bu kapsamda zilyetliğin:
- Malik sıfatıyla sürdürülmesi,
- Fiili hakimiyetin devam etmesi,
- Açık ve sürekli olması,
- Başkasının üstün hakkına dayanmaması
önem taşımaktadır. Özellikle fiili kullanımın uzun süre boyunca devam ettiğinin ispatı uygulamada büyük önem taşımaktadır.
6.3. İyiniyet Şartı
Tapusuz taşınmazlarda uygulama alanı bulan olağanüstü kazandırıcı zamanaşımında, kural olarak olağan zamanaşımındaki anlamda bir tapu kaydı ve iyiniyet şartı aranmamaktadır.
Ancak somut olayın özellikleri, kullanım şekli ve zilyetliğin niteliği mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilmektedir.
6.4. Mülkiyet Kazanımının Sonuçları
Kazandırıcı zamanaşımı şartlarının gerçekleşmesi halinde, zilyet taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı kazanabilmektedir. Bu durumda taşınmazın tapuya tescili gündeme gelmekte ve kişi adına mülkiyet kaydı oluşturulabilmektedir.
Ancak bu sonucun doğabilmesi için çoğu zaman mahkeme kararı ile tescil işleminin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
6.5. Tapu İptal ve Tescil Davası İlişkisi
Kazandırıcı zamanaşımına dayalı mülkiyet iddiaları uygulamada çoğu zaman tapu iptal ve tescil davaları ile gündeme gelmektedir. Özellikle tapu kaydı bulunmayan veya malik hanesi açık bırakılmış taşınmazlar bakımından, zilyetliğe dayalı tescil talepleri mahkeme önüne taşınabilmektedir.
Bu tür davalarda:
- Zilyetlik süresi,
- Fiili kullanım,
- Taşınmazın niteliği,
- Kadastro kayıtları,
- Bilirkişi incelemesi ve keşif
büyük önem taşımaktadır.


Mrb İzmir de hazine yerinde tapusuz olarak babaannem oturmakta ve burayı bana bırakmak istiyor. Bunun için nasıl bir yol izlememiz gerekmektedir?
Merhaba iyi günler dilerim.
Babamdan kalan bir dükkan var. Tapusuz ve binada 40 daire daha var. tapusuz babam 20 yıl önce mütahitten noter den devir almış. Biz emlak vergisini ödüyoruz. Kanun karşısında ne kadar hak sahibiyiz.
35 sene önce babam 10 dönümlük bir tarladan sözleşme imzalayarak 400 m2 yer almış ve ev yaptırarak kiraya vermiştir.Her sene emlak çöp vb. vergileri ödemiştir.Bu arada bizim gibi 10 kişi daha bu tarladan alarak ev yaptırmışır.10 yıl önce bu 10 kişiden 1’si bu tarlanın tamamını almış ve imar geçirtmiştir.Şimdi tapunuzu vermesi için bizden çok yüksek bir para istemektedir.Yasal olarak nasıl bir yol izlememiz lazımdır.
merhabalar 2010 yılında babam evin bir göz odasını dükkana çevirdi.belediyeden proje çizimi rusatında ev ile dükkan ayrı olarak tekrar çizildi.fakat ikisinin tapusu da bir daha ayıramadık. tapuya gittiğimizde her kat malikinin buna imzası gerekli dediler .biz herkesten aldık sadece bir kişinin imzası yok.o yüzden ev ile dükkan tapusu ayrılmadı.ne yapılabilir lütfen yardımcı olurmusunuz . ev sahibinin ev ile dükkanın hisse devri ile bu işlem olabilirmi..
Evvela geçmiş olsun konuya dair en önemli nokta şudur birincisi yapı kayıt belgesi resmi bir kurumun yada kişinin belirleyip onayladığı bir belge değildir sadece vatandaşın beyanı dayanarak hazırlanan bir belgedir yani yapı kayıt belgenizin olması sizin yapınızın tamamen ruhsatlandırıldığı yada dokunulmaz olduğu anlamına gelmez aksine yapı kayıt belgesinde yalan yada yanlış beyanda bulunulması bir suç unsurudur. İkinci nokta ise tapusuz arazilerde eğer mahal üzerinde kadastral işlem yapılmışsa muhtar satışının hiç bir hükmü yoktur satış sadece ihale yoluyla tapu yada milli emlak müdürlüklerince yapılmaktadır. Burada ana nokta ilk alım hakki zilliyet inde olan kişiye aittir şayet kişi alım hakkını kullanmaz ise rayiç bedel üzerinde ihaleye giren kişi satın almayı yapar
Merhaba babamızdan kalma 1976 yılında alınmış 120 mkarelik zilliyet senetli arsamız var ve tapuya gittik oradan 90 yıllarda tapu kadosronun geçtiği ve biz şimdi hiç bir şey yapamayacağımızı söylediler bunu kanunen nasıl yol izlemeliyiz
Merhabalar. Yerel bir idare tapusu kendinde olmayan bir arsayı (mili emlakdan tapu devrini yapmadan) ihaleyle satışa çıkarıyor ve satıyor. Satışta da garantörlük vaat ediyor. (Muhtemelen icradan kaçırıyor) Vatandaş olarak bunun ne kadar yasal olabileceğini merak ediyorum. Şimdiden teşekkür ederim.