İcra Haczi Süreci ve Borçluya Etkileri
Haciz, borçlunun ödemediği bir borç nedeniyle, alacaklının talebi üzerine icra müdürlüğü aracılığıyla borçlunun malvarlığına hukuken el konulmasını ifade eder. Haciz işlemleri, İcra ve İflas Kanunu’nda ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.
Uygulamada; hangi malların haczedilebileceği, haczin nasıl ve ne zaman yapılacağı, borçlunun hangi haklara sahip olduğu ve hangi durumlarda hacze itiraz edilebileceği hususları, en sık yanlış bilinen ve hatalı uygulamalara konu olan alanlardır. Özellikle haczedilemeyen mallar, meskeniyet iddiası, maaş haczi, yediemin uygulaması ve üçüncü kişilere ait malların haczi konularında ciddi tereddütler yaşanmaktadır.
Bu yazımızda; haczin ne anlama geldiğini, haciz işlemiyle karşılaşıldığında borçluyu nelerin beklediğini, icra memurunun yetkilerini ve sınırlarını, haciz sırasında en sık karşılaşılan uygulama sorunlarını ve hak kaybına yol açabilecek hataları, mevzuat ve yerleşik uygulama çerçevesinde sade ve anlaşılır bir şekilde ele alınmaktadır.
Yazı İçeriği
1. Haciz Kavramı ve Hukuki Niteliği
1.1. Haczin Tanımı
Haciz, kesinleşmiş bir icra takibi sonucunda borcunu ödemeyen borçlunun, alacaklının alacağının cebri icra yoluyla tahsil edilebilmesini sağlamak amacıyla, borçluya ait malvarlığı değerleri üzerinde hukuken tasarruf yetkisinin sınırlandırılması işlemidir. Haciz, borçlunun malvarlığına fiilen el konulması şeklinde gerçekleştirilebileceği gibi, ilgili sicil ve kayıt sistemlerine haciz şerhi işlenmesi suretiyle de uygulanabilir.
Haczin temel amacı, borçlunun malvarlığını ortadan kaldırmak değil; bu malvarlığını paraya çevirme aşamasına hazırlamak ve alacaklının alacağını güvence altına almaktır. Bu yönüyle haciz, cebri icra sürecinin zorunlu ve geçici bir aşamasını oluşturur.
İcra takibinin kesinleşmiş olması, icra dairesine kendiliğinden haciz yetkisi vermez. Haciz işlemi, ancak alacaklının açık ve usulüne uygun talebi üzerine gerçekleştirilebilir. Alacaklının haciz talebinde bulunabilmesi için borçlunun mal beyanında bulunmuş olması da şart değildir.
1.2. İcra ve İflas Kanunu’nda Hacze İlişkin Temel Düzenlemeler
Haciz işlemi, İcra ve İflas Kanunu’nun 78 ve devamı maddelerinde ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. İİK m. 78/2 hükmü uyarınca, alacaklı, ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren bir yıl içinde haciz talep etmek zorundadır. Bu süre içinde haciz talep edilmemesi hâlinde icra dosyası işlemden kaldırılır.
Bununla birlikte, dosyanın işlemden kaldırılması takibin iptali sonucunu doğurmaz. Alacak zamanaşımına uğramadığı sürece, alacaklı tarafından dosya yenilenerek yeniden haciz talebinde bulunulması mümkündür. Bu husus, İİK m. 78/5 hükmü ile açıkça güvence altına alınmıştır.
Borçlunun icra takibine itiraz etmesi hâlinde, itirazın kaldırılması veya iptali davasında verilecek kararın kesinleşmesine kadar geçen süre, bir yıllık haciz talep süresinin hesabında dikkate alınmaz (İİK m. 78/2).
Haciz talebi, icra takibini yürüten icra dairesine yazılı olarak yapılabileceği gibi, sözlü olarak da ileri sürülebilir; bu durumda talebin icra müdürlüğü tarafından tutanağa geçirilmesi gerekir. Ayrıca alacaklı, haciz talebiyle birlikte haczin uygulanabilmesi için gerekli olan harç ve giderleri de yatırmakla yükümlüdür.
Yetki bakımından kural olarak icra dairesi, yalnızca kendi yetki çevresi içinde bulunan malvarlığı değerleri üzerinde haciz işlemi yapabilir. Borçlunun başka bir icra dairesinin yetki alanında bulunan malları bakımından, ilgili icra dairesine talimat gönderilerek haciz gerçekleştirilir (İİK m. 79).
Öte yandan, borçlunun ücret ve maaş alacakları bakımından malın bulunduğu yer önem arz etmez. Bu tür alacaklar için borçlunun çalıştığı işverene doğrudan haciz müzekkeresi yazılması mümkündür (İİK m. 83).
2. Haciz Türleri
İcra ve İflas Hukukunda haciz, takip sürecinin hangi aşamasında uygulandığına ve dayandığı hukuki sebebe göre farklı türlere ayrılmaktadır. Uygulamada en sık karşılaşılan haciz türleri kesin haciz ve ihtiyati hacizdir.
2.1. Kesin Haciz
Kesin haciz, icra takibinin kesinleşmesinden sonra, alacaklının talebi üzerine borçlunun malvarlığına uygulanan haciz türüdür. Kesin haczin en belirgin özelliği, paraya çevirme aşamasına doğrudan geçişe elverişli olmasıdır.
İcra ve İflas Kanunu’nun 78. maddesi uyarınca, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi ve takibin kesinleşmesinin ardından alacaklı, bir yıl içinde haciz talep edebilir. Kesin haciz, bu talep üzerine icra dairesi tarafından gerçekleştirilir. İcra dairesinin, takip kesinleşmiş olsa dahi kendiliğinden haciz yapma yetkisi bulunmamaktadır.
Kesin haciz konulan mallar, satış talebi üzerine paraya çevrilerek elde edilen bedelden alacaklının alacağı karşılanır. Bu yönüyle kesin haciz, cebri icra sürecinin sonuç doğurmaya elverişli aşamasını temsil eder.
2.2. İhtiyati Haciz
İhtiyati haciz, henüz kesinleşmiş bir icra takibi bulunmaksızın, alacaklının alacağını tehlikeye düşüren hâllerin varlığı durumunda başvurulan, geçici nitelikte bir hukuki koruma tedbiridir.
İhtiyati haciz, İcra ve İflas Kanunu’nun 257 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İİK m. 257 uyarınca, para alacağına ilişkin olarak;
- Alacağın muaccel olması veya muaccel olmamakla birlikte borçlunun yerleşim yerinin bulunmaması ya da mal kaçırma ihtimalinin mevcut olması hâllerinde, alacaklı, mahkemeden ihtiyati haciz kararı talep edebilir.
- İhtiyati haciz kararı, icra dairesi tarafından değil, mahkeme tarafından verilir. Bu karar, alacaklıya borçlunun malları üzerinde geçici bir güvence sağlar. Ancak ihtiyati haciz, tek başına satış ve paraya çevirme yetkisi vermez. İhtiyati haciz kararı uygulandıktan sonra alacaklı, 7 gün içinde esas takibe geçmek (ödeme emri göndermek) zorundadır. Aksi halde ihtiyati haciz hükümsüz kalır.
Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için İhtiyati Haciz Nedir? Şartları ve Sonuçları başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
2.3. İhtiyati Haciz ile Kesin Haciz Arasındaki Farklar
İhtiyati haciz ile kesin haciz arasındaki temel farklar şu şekilde özetlenebilir:
- Dayanak: İhtiyati haciz, mahkeme kararıyla; kesin haciz ise icra dairesi tarafından alacaklının talebi üzerine uygulanır.
- Zamanlama: İhtiyati haciz, icra takibinden önce veya takip devam ederken uygulanabilirken; kesin haciz, yalnızca icra takibinin kesinleşmesinden sonra uygulanabilir.
- Hukuki Nitelik: İhtiyati haciz, geçici bir koruma tedbiri niteliğindedir. Kesin haciz ise paraya çevirmeye elverişli, sonuç doğuran bir icra işlemidir.
- Sonuçları: İhtiyati haciz, tek başına satış yetkisi vermez; kesin haciz ise satış ve paylaştırma aşamasının önünü açar.
Bu farklılıklar, uygulamada haciz türlerinin doğru belirlenmesini ve hukuki yolun isabetli seçilmesini zorunlu kılmaktadır.
3. Hangi Mal ve Haklar Haczedilebilir?
İcra ve İflas Hukukunda haczin konusu, kural olarak borçlunun malvarlığına dâhil olan ve paraya çevrilmesi mümkün bulunan tüm mal, hak ve alacaklardır. Ancak hangi mal ve hakların haczedilebileceği, İcra ve İflas Kanunu’nda ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; bazı malvarlığı değerleri ise tamamen veya kısmen haciz dışında bırakılmıştır.
Genel ilke, haczedilebilirliktir. Haczedilemeyen mal ve haklar ise kanunda açıkça sayılmış olup istisnai nitelik taşır.
3.1. Taşınır Malların Haczi
Borçluya ait taşınır mallar, İcra ve İflas Kanunu’nun 85. maddesi uyarınca haczedilebilir. Taşınır malların haczi, borçlunun fiili hâkimiyeti altında bulunan mallara fiilen el konulması suretiyle gerçekleştirilir ve haciz tutanağı düzenlenir.
Taşınır mallar bakımından haczin uygulanabilmesi için malın borçluya ait olması yeterlidir; malın borçlunun zilyetliğinde bulunması, uygulamada mülkiyet karinesi doğurur. Ancak bu karine kesin olmayıp, üçüncü kişiler tarafından İstihkak Davasıileri sürülebilir.
Haciz sırasında, taşınır malların ekonomik değer taşıması ve paraya çevrilmeye elverişli olması gerekir. Değeri bulunmayan veya satış giderlerini karşılamayacağı açık olan malların haczi, ölçülülük ilkesine aykırı kabul edilmektedir.
3.2. Taşınmaz Malların Haczi
Borçluya ait taşınmaz mallar da haczin konusunu oluşturur. Taşınmaz haczi, taşınmazın tapu siciline haciz şerhi işlenmesi suretiyle gerçekleştirilir. Bu husus, İİK m. 91 kapsamında düzenlenmiştir.
Taşınmazın borçlu adına tapuda kayıtlı olması haciz için yeterlidir. Haciz şerhi ile birlikte borçlunun taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisi sınırlandırılır; ancak mülkiyet borçlu üzerinde kalmaya devam eder. Hacizli taşınmazın üçüncü kişilere devri mümkün olmakla birlikte, haciz taşınmazı satın alan üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmeye devam eder.
Taşınmaz haczinde dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri, meskeniyet iddiasıdır. Borçlunun ve ailesinin barınma ihtiyacını karşılayan tek konutun haczi, kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde sınırlamalara tabidir. Bu konu ayrıca ele alınmalıdır.
3.3. Alacak ve Hakların Haczi
Borçlunun üçüncü kişilerden olan alacakları ile çeşitli hakları da haczedilebilir. Bu kapsamda; banka hesaplarındaki para, kira alacakları, ücret ve maaş alacakları, ticari alacaklar ile fikri haklardan doğan gelirler haczin konusunu oluşturabilir.
Alacak ve hakların haczi, İİK m. 89 uyarınca üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilmesi suretiyle gerçekleştirilir. Haciz ihbarnamesi ile üçüncü kişiye, borçluya olan borcunu icra dairesine ödemesi veya borçluya ödeme yapmaması ihtar edilir.
Ücret ve maaş alacakları bakımından ise İİK m. 83 hükmü uygulanır. Buna göre borçlunun maaşının haczi ancak kanunda öngörülen oranlar dâhilinde mümkündür. Bu tür alacaklar bakımından haciz, borçlunun çalıştığı işverene yazılan haciz müzekkeresi ile uygulanır.
3.4. Üçüncü Kişiler Nezdindeki Malvarlığı Değerleri
Borçluya ait olmakla birlikte üçüncü kişiler nezdinde bulunan malvarlığı değerleri de haczedilebilir. Bu tür hacizlerde, malın fiilen kimin elinde bulunduğu değil, hukuken kime ait olduğu esas alınır.
Üçüncü kişiler nezdindeki malvarlığı değerlerinin haczi, çoğunlukla İİK m. 89 kapsamında yürütülmekte olup, üçüncü kişinin borçluya olan borcu veya borçluya ait malı elinde bulundurması hâlinde söz konusu olur. Üçüncü kişinin, haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz etmemesi hâlinde, borçluya olan borcu kabul etmiş sayılması gibi ciddi hukuki sonuçlar doğabilmektedir.
4. Haczedilemeyen Mal ve Haklar
İcra ve İflas Hukukunda genel kural, borçlunun malvarlığına dâhil olan tüm mal ve hakların haczedilebilir olmasıdır. Ancak borçlunun ve ailesinin insan onuruna uygun yaşamını sürdürebilmesini sağlamak, temel ihtiyaçlarını korumak ve sosyal dengeyi gözetmek amacıyla bazı mal ve haklar tamamen veya kısmen haciz dışında bırakılmıştır.
Haczedilemeyen mal ve haklara ilişkin düzenlemeler, İcra ve İflas Kanunu’nun 82 ve 83. maddelerinde yer almaktadır.
4.1. İİK m. 82 Kapsamındaki Mutlak Haczedilmezlik Halleri
İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesi, borçlunun ekonomik ve sosyal varlığını sürdürebilmesi için zorunlu olan bazı mal ve hakların mutlak surette haczedilemeyeceğini hükme bağlamıştır. Bu kapsamda haczedilmezlik, borçlunun rızası bulunsa dahi geçerliliğini korur.
İİK m. 82 uyarınca haczedilemeyen başlıca mal ve haklar şunlardır:
- Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerine ait kişisel eşya ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyası
- Borçlunun mesleğini icra edebilmesi için gerekli olan alet, edevat ve araçlar,
- Borçlunun ve ailesinin geçimini sağlayan hayvanlar ve bunlara ait yemler,
- Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacak ihtiyacı,
- Devlet tarafından bağlanan ve kanunen haczedilmesi yasaklanan yardım ve sosyal ödemeler,
- Borçlunun haline münasip tek konutu (mesken), kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak kaydıyla.
Bu mallar üzerinde konulan hacizler, hukuka aykırı haciz niteliğinde olup, şikâyet yoluyla kaldırılabilir.
Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için Haczedilemeyen Mallar (İİK 82) başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
4.2. Kısmen Haczedilebilen Mal ve Haklar
Bazı mal ve haklar ise tamamen haciz dışında bırakılmamış; yalnızca belirli bir kısmının haczedilmesine izin verilmiştir. Bu düzenlemelerin temel amacı, alacaklının alacağını tahsil etme hakkı ile borçlunun asgari geçim ihtiyacı arasında denge kurmaktır.
Bu kapsamda özellikle;
- Ücret, maaş, yevmiye ve her türlü gelir,
- Emekli aylıkları (Nafaka, SGK Prim borçları veya borçlunun rızasıyla sınırlı olarak diğer alacaklar yönünden)
kural olarak İİK m. 83 uyarınca haczedilebilir olmakla birlikte, borçlunun geçimini sağlayacak kısmı haciz dışında bırakılmak zorundadır. Borçlunun maaşının en fazla dörtte biri haczedilebilmekte; nafaka alacakları bu sınırlamanın dışında tutulmaktadır.
4.3. Haczedilmezlik İddiasının İleri Sürülmesi
Haczedilmezlik iddiası, borçlu tarafından haciz sırasında veya haciz işleminden sonra ileri sürülebilir. Bu iddia, icra müdürlüğüne yapılacak başvuru ile veya doğrudan icra mahkemesine şikâyet yoluyla gündeme getirilebilir.
Haczedilmezlik iddiasının ileri sürülmesi, kural olarak süreye tabidir. Borçlu, haczin öğrenilmesinden itibaren yasal süre içinde şikâyet yoluna başvurmak zorundadır. Aksi hâlde haciz kesinleşir ve sonradan bu iddianın ileri sürülmesi mümkün olmayabilir.
Ancak mutlak haczedilmezlik hâllerinde, süreye bağlı olmaksızın her zaman şikâyet yoluna başvurulabileceği kabul edilmektedir. Bu husus, uygulamada ve Yargıtay içtihatlarında istikrarlı şekilde benimsenmiştir.
5. Üçüncü Kişilere Ait Malların Haczi ve İstihkak İddiası
İcra takiplerinde haciz işlemleri kural olarak borçluya ait malvarlığı değerleri üzerinde uygulanır. Ancak uygulamada, borçlunun fiili hâkimiyeti altında bulunan bazı malların gerçekte üçüncü kişilere ait olması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu hâllerde, üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının korunması amacıyla istihkak müessesesi öngörülmüştür.
Üçüncü kişilere ait malların haczi hâlinde izlenecek usul ve başvuru yolları, İcra ve İflas Kanunu’nun 96 ve devamı maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için İstihkak Davası başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
5.1. Zilyetlik ve Mülkiyet Ayrımı
Haciz sırasında, haczedilen malın kime ait olduğu çoğu zaman zilyetlik esas alınarak belirlenir. İcra ve İflas Hukukunda, haciz anında malın borçlunun zilyetliğinde bulunması, mülkiyetin borçluya ait olduğu yönünde karine oluşturur. Ancak bu karine kesin olmayıp, aksinin ispatı mümkündür.
Zilyetlik, fiili hâkimiyeti; mülkiyet ise hukuki aidiyeti ifade eder. Bu nedenle bir malın borçlunun elinde bulunması, her zaman o malın borçluya ait olduğu anlamına gelmez. Özellikle kiralama, ödünç, emanet veya aile bireyleri arasındaki kullanım ilişkilerinde bu ayrım büyük önem taşır.
Uygulamada, üçüncü kişilerin mülkiyet iddialarını yazılı belgeyle ispatlamaları, istihkak iddiasının kabulü bakımından belirleyici olmaktadır.
5.2. İstihkak İddiasının İleri Sürülmesi
Üçüncü kişi, kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü bir malın haczedilmesi hâlinde, istihkak iddiasında bulunabilir. İstihkak iddiası, haciz sırasında icra memuruna sözlü olarak ileri sürülebileceği gibi, hacizden sonra icra müdürlüğüne yazılı başvuru yoluyla da yapılabilir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 96. maddesi uyarınca, istihkak iddiası üzerine icra memuru durumu tutanak altına alır ve taraflara bildirir. Alacaklı veya borçlu, bu iddiaya belirlenen süre içinde itiraz edebilir. İtiraz edilmemesi hâlinde, istihkak iddiası kabul edilmiş sayılır ve haciz kaldırılır.
İstihkak iddiasının süresinde ve usulüne uygun şekilde ileri sürülmemesi, üçüncü kişinin mülkiyet hakkının zedelenmesine yol açabileceğinden, uygulamada bu aşama kritik öneme sahiptir.
5.3. İstihkak Davası Süreci
Alacaklı veya borçlu tarafından istihkak iddiasına itiraz edilmesi hâlinde, uyuşmazlık istihkak davası yoluyla çözülür. İstihkak davası, İcra ve İflas Kanunu’nun 97 ve 97/a maddeleri kapsamında düzenlenmiş olup, icra mahkemesinde görülür.
İstihkak davasında ispat yükü, kural olarak istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişiye aittir. Üçüncü kişi, haczedilen malın kendisine ait olduğunu güçlü ve inandırıcı delillerle ortaya koymak zorundadır. Aksi hâlde haciz geçerliliğini korur.
Dava sonucunda istihkak iddiasının kabul edilmesi hâlinde, haciz kaldırılır ve mal üçüncü kişiye iade edilir.
6. Haciz İşleminde Borçlunun Hakları ve Yükümlülükleri
Haciz işlemi, her ne kadar alacaklının alacağını cebri icra yoluyla tahsil etmesine hizmet etse de, bu süreçte borçlunun temel haklarının korunması ve haczin kanuna uygun şekilde gerçekleştirilmesi zorunludur. İcra ve İflas Hukukunda haciz, sınırsız bir yetki olmayıp; kanunla çizilmiş çerçeve içinde, ölçülülük ve hukuka uygunluk ilkeleri gözetilerek uygulanmalıdır.
6.1. İcra Memurunun Yetki ve Sorumlulukları
Haciz işlemi, icra müdürü veya icra memuru tarafından yürütülür. İcra memurunun yetkileri, İcra ve İflas Kanunu’nun 79 ve 85. maddeleri başta olmak üzere ilgili hükümlerle sınırlandırılmıştır.
İcra memuru, haciz sırasında yalnızca haczedilebilir mal ve haklar üzerinde işlem yapabilir; haczedilmesi açıkça yasaklanmış olan mal ve haklar üzerinde haciz uygulayamaz. Ayrıca haciz işlemi, borçlunun kişilik haklarını ihlal etmeyecek, ölçüsüz müdahaleye yol açmayacak şekilde gerçekleştirilmelidir.
İcra memuru, haciz sırasında tarafsız davranmak, işlemleri usulüne uygun şekilde tutanak altına almak ve haciz işleminin sınırlarını aşmamakla yükümlüdür. Kanuna aykırı şekilde gerçekleştirilen haciz işlemleri, şikâyet yoluyla denetime tabidir ve hukuki sorumluluk doğurabilir.
6.2. Borçlunun Haciz Sırasındaki Hakları
Borçlu, haciz işlemi sırasında pasif bir konumda olmayıp, kanundan doğan çeşitli haklara sahiptir. Bu kapsamda borçlu;
- Haczedilmezlik iddiasında bulunma,
- Haciz tutanağını inceleme ve itirazlarını tutanağa geçirtme,
- Hukuka aykırı haciz işlemlerine karşı icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurma,
- Ölçüsüz ve keyfi uygulamalara karşı korunma
haklarına sahiptir.
Borçlunun haciz sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Ancak haciz sırasında borçlunun veya temsilcisinin hazır bulunması, hakların etkin şekilde kullanılabilmesi bakımından önem arz edebilir.
Borçlu, haciz işlemi sırasında icra memurunun görevini yerine getirmesini engelleyemez; ancak hukuka aykırı olduğunu düşündüğü işlemlere karşı kanuni yollara başvurma hakkını saklı tutar.
6.3. Hukuka Aykırı Hacizler
Kanunda açıkça haczedilemeyeceği düzenlenmiş olan mal ve haklar üzerinde haciz uygulanması veya haczin yetki, süre ve usul kurallarına aykırı şekilde gerçekleştirilmesi hâlinde, hukuka aykırı haciz söz konusu olur.
Hukuka aykırı haciz işlemlerine karşı borçlu, İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurabilir. Şikâyet süresi, kural olarak haczin öğrenilmesinden itibaren yedi gündür. Ancak mutlak haczedilmezlik hâllerinde, süreye bağlı olmaksızın her zaman şikâyet yoluna başvurulabileceği kabul edilmektedir.
Hukuka aykırı haczin tespiti hâlinde, icra mahkemesi haczin kaldırılmasına karar verir. Ayrıca hukuka aykırı haciz nedeniyle borçlunun zarara uğraması durumunda, genel hükümler çerçevesinde tazminat sorumluluğu da gündeme gelebilir.
7. Hacze Karşı Başvuru ve İtiraz Yolları
Haciz işlemleri, icra organları tarafından yürütülen idari nitelikte işlemler olmakla birlikte, bu işlemlerin kanuna aykırı olması hâlinde borçluya ve ilgililere çeşitli başvuru ve itiraz yolları tanınmıştır. İcra ve İflas Hukukunda hacze karşı başvurular, esas itibarıyla şikâyet müessesesi üzerinden yürütülmekte olup, bu yol sıkı süre ve usul kurallarına tabidir.
7.1. İcra Mahkemesine Şikâyet
İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca, icra dairelerinin kanuna aykırı veya olaya uygun olmayan işlemlerine karşı icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurulabilir. Haciz işlemleri de bu kapsamda şikâyete konu edilebilmektedir.
Şikâyet yoluna başvurulabilecek başlıca hâller şunlardır:
- Haczedilmesi yasak olan mal ve haklar üzerine haciz konulması,
- Haczin yetkisiz icra dairesi tarafından yapılması,
- Haczin usul ve şekil kurallarına aykırı şekilde gerçekleştirilmesi,
- Ölçülülük ilkesine aykırı, açıkça orantısız haciz uygulanması.
Şikâyet, icra işlemini yapan icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesine yapılır. Şikâyet incelemesi, kural olarak dosya üzerinden yapılmakta olup, icra mahkemesi haczin kaldırılmasına, düzeltilmesine veya şikâyetin reddine karar verebilir.
Şikâyet yolunun kabulü hâlinde verilen kararlar kesin nitelikte olup, kural olarak istinaf veya temyiz incelemesine tabi değildir.
7.2. Süreye Bağlı İtirazlar
Haciz işlemlerine karşı başvuru yolları, büyük ölçüde süreye bağlıdır. İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca, şikâyet süresi kural olarak yedi gündür. Bu süre, ilgilinin haciz işlemini öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Süresi içinde şikâyet yoluna başvurulmaması hâlinde, haciz işlemi kesinleşir ve sonradan bu işleme karşı şikâyet yoluna başvurulması mümkün olmaz. Bu nedenle haciz işlemlerinde sürelerin titizlikle takip edilmesi büyük önem taşır.
Bununla birlikte, istisnai durumlar (meskeniyet, çiftçinin aleti vb) hariç olmak üzere haczedilmezlik hâllerinde süre sınırlaması uygulanmaz. Kanunen haczedilmesi açıkça yasak olan mal ve haklar üzerine konulan hacizler bakımından, borçlu veya ilgili üçüncü kişiler tarafından her zaman şikâyet yoluna başvurulabileceği kabul edilmektedir. Bu konuda hak kaybına uğranılmaması için hukuki destek alınması tavsiye olunur.

