İcra ve İflas Hukuku kapsamında alacakların tahsili için başvurulan en yaygın yollardan biri ilamsız icra takibidir. Bu takip türünde alacaklı, herhangi bir mahkeme kararına ihtiyaç duymaksızın, yalnızca bir belgeye veya alacak iddiasına dayanarak icra takibi başlatabilir. Uygulamada bu takiplerde sıklıkla, imzalı adi senetler alacağın dayanağı olarak kullanılır.
Her ne kadar adi senet ilamsız icra takibine konu edilebilse de, borçlunun bu senede karşı “imzaya itiraz” etme hakkı bulunmaktadır. Borçlu, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğünde, takip durur. Bu durumda alacaklının, takibin devamını sağlayabilmesi için mahkemeye başvurması gerekir.
İşte bu noktada devreye giren hukuki yol, İcra ve İflas Kanunu’nun 68/a maddesinde düzenlenen “itirazın geçici olarak kaldırılması davası”dır.
Yazı İçeriği
Bu yazıda, itirazın geçici kaldırılması davasının şartları, yargılama süreci ve taraflar açısından doğabilecek hukuki sonuçlar, sade ve sistematik bir şekilde ele alınacaktır.
1. Adi Senetlere Dayalı İcra Takibinde İmzaya İtiraz
Kayıtsız ve şartsız para borcunu içeren senetler denildiğinde ilk akla gelen belgeler genellikle bono, çek ve poliçedir. Ancak uygulamada, tarafların iradesiyle düzenlenen ve kambiyo senedi vasfını taşımayan, yalnızca belirli bir para borcunu içeren adi senetler de bulunmaktadır.
1.1. Adi Senet Kavramı ve Hukuki Niteliği
Adi senet, taraflar arasında bir borç ilişkisini ispatlayan, resmi şekil şartlarına tabi olmayan, ancak imza taşıyan özel nitelikli bir yazılı belgedir. Türk Hukuku’nda adi senetler, resmî senetlerin aksine, noter veya yetkili kamu görevlisi huzurunda düzenlenmemiş, taraflar arasında serbestçe oluşturulmuş belgelerdir.
Bir belgenin adi senet sayılabilmesi için şu unsurları taşıması yeterlidir:
- Yazılı olması,
- Borç ikrarını açıkça içermesi (kayıtsız ve şartsız para borcu olabilir),
- Borçlunun veya borç altına girenin ıslak imzasını taşıması.
Adi senetler, HMK m. 199 ve devamı hükümleri uyarınca, borç ilişkilerinde yazılı delil niteliği taşır ve taraflar arasında ileri sürülen iddiaların ispatında kullanılabilir. Ancak bu senetler, kambiyo senetlerinden farklı olarak İcra ve İflas Kanunu kapsamında doğrudan kambiyo takibine konu edilemez. Bu nedenle, adi senetle alacağını tahsil etmek isteyen alacaklı, yalnızca ilamsız icra takibi – genel haciz yolu (Örnek 7) yoluna başvurabilir.
Uygulamada, sıklıkla şekil şartlarına uygun olmayan bonolar veya çekte zorunlu unsurları taşımayan belgeler, geçerliliğini yitirdikten sonra adi senet olarak değerlendirilir. Bu durumda da belge, kambiyo vasfını kaybetmiş olmakla birlikte, yazılı delil değeri taşıdığı için genel haciz yoluyla takip yapılmasına olanak sağlar.
1.2. İlamsız İcra Takibi Sürecinde İmzaya İtirazın Sonuçları
Alacaklı, adi senede dayanarak genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlattığında, icra dairesi tarafından Örnek 7 ödeme emri düzenlenerek borçluya tebliğ edilir. Borçlu bu ödeme emrine karşı, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde çeşitli yönlerden itirazda bulunabilir. Bu itiraz;
- Borca,
- Faize,
- Yetkiye,
- Takip talebine,
- Ve özellikle senetteki imzaya yönelik olabilir.
İmzaya itiraz, borçlunun, takibe dayanak senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını açıkça ileri sürmesidir. Bu tür bir itiraz, sadece “borca itiraz” beyanı ile yapılamaz; itiraz dilekçesinde veya tutanağında açıkça “imzaya itiraz ediyorum” ifadesine yer verilmelidir. Aksi takdirde, senet üzerindeki imza ikrar edilmiş sayılır ve sadece borca itiraz edilmiş kabul edilir.
İmzaya itiraz edilmesi halinde:
- Takip tamamen durur; alacaklı, ilamsız takip yoluyla haciz işlemlerine devam edemez.
- Alacaklının “itirazın kesin kaldırılması” yoluna başvurması mümkün değildir. Çünkü İİK m.68 uyarınca imzaya itiraz edilen adi senet, artık bu madde kapsamında belge niteliğinde sayılmaz.
- Alacaklı, yalnızca “itirazın geçici kaldırılması” davası açmak suretiyle takibin devamını sağlayabilir (İİK m.68/a).
- Alacaklı bu imza itirazını bertaraf etmek istiyorsa, senedin altındaki imzanın borçluya ait olduğunu yazılı delille ispat etmek zorundadır.
Öte yandan, imzaya açıkça itiraz edilmemesi halinde borçlu daha sonra bu hususu ileri süremez. İtirazın kesin kaldırılması davasında artık imzaya itiraz edilemez, sadece borçla ilgili savunmalar dinlenir. Ancak borçlu, imzaya ilişkin iddiasını ayrıca genel mahkemede açacağı sahtelik (menfi tespit) davası ile ileri sürebilir.
2. İtirazın Geçici Kaldırılması Davasının Şartları
Borçlunun, adi yazılı senede dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine karşı senetteki imzaya açıkça itiraz etmesi halinde, takip durur. Bu durumda, senet artık İcra ve İflas Kanunu m.68 kapsamında “imzası ikrar edilmiş belge” niteliğini kaybeder. Bu nedenle alacaklı, itirazın kesin kaldırılması davası açamaz.
Alacaklının bu durumda başvurabileceği iki hukuki yol bulunmaktadır:
- İtirazın Geçici Kaldırılması Davası (İİK m. 68/a)
- İtirazın İptali Davası (genel hükümlere göre)
İtirazın Geçici Kaldırılması Davası, alacaklının senetteki imzanın borçluya ait olduğunu mahkeme huzurunda yazılı delille ispatlamasına olanak tanıyan ve takibin geçici olarak devamını sağlayan özel bir yoldur.
Davanın Açılabilmesi İçin Gerekli Şartlar
Aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi hâlinde alacaklı, İİK m.68/a kapsamında itirazın geçici kaldırılması davası açabilir:
- Geçerli bir ilamsız icra takibinin başlatılmış olması,
- Takip, adi yazılı senede dayanmalı ve senet kayıtsız şartsız bir para borcu içermelidir,
- Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde senetteki imzaya açıkça itiraz etmiş olmalıdır,
- Alacaklı, itirazın iptali davası açmamış olmalıdır,
- Geçici kaldırma davası, imzaya itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 6 ay içinde açılmalıdır.
Bu şartlardan herhangi birinin eksik olması halinde, mahkeme davayı usulden reddedecektir.
Not: Eğer alacaklı itirazın iptali davası açmışsa, geçici kaldırma davası açılamaz. Bu iki yol birbirini dışlar.
3. Dava Süreci ve İspat Yükü
3.1. İcra Mahkemesinde Yargılama Usulü
İtirazın geçici olarak kaldırılması davası, İcra ve İflas Kanunu m. 68/a hükmü uyarınca icra mahkemesinde ve basit yargılama usulüne göre görülür. Bu usul, delillerin daha çabuk ve sade şekilde değerlendirildiği, yargılamanın hızlandırıldığı bir sistemdir. Taraflar, delillerini ilk dilekçelerinde sunmak zorundadır; sonradan delil bildirmek ancak haklı sebebe dayanıyorsa mümkündür.
3.2. Borçlunun Duruşmaya Katılma Zorunluluğu
İİK m. 68/a gereğince borçlu, geçici kaldırma davasında duruşmaya bizzat katılmakla yükümlüdür. Vekil ile temsil yeterli değildir.
Borçlu duruşmaya mazeretsiz olarak katılmazsa, mahkeme borçlunun itirazını geri almış sayar ve takibin devamına karar verir. Bu düzenleme, borçlunun itirazını ciddi şekilde ileri sürmesini ve alacaklının da keyfi itirazlar nedeniyle mağdur edilmesini önlemeyi amaçlar.
3.3. İmza İncelemesi ve Bilirkişi Süreci
Borçlunun duruşmaya katılması ve imzanın inkar edilmesi halinde mahkeme, senetteki imzanın gerçekten borçluya ait olup olmadığını değerlendirmek üzere dosyayı bilirkişiye gönderebilir.
İmza karşılaştırması yapılırken:
- Borçlunun dosyadaki diğer imzaları,
- Nüfus kayıtlarındaki örnekler,
- Noter veya resmi mercilerdeki imzalar dikkate alınabilir.
Bilirkişi incelemesi sonucunda imzanın borçluya ait olduğunun anlaşılması halinde mahkeme, itirazın geçici olarak kaldırılmasına ve takibin devamına karar verir.
3.4. Sahtelik Davası ile İlişki ve Bekletici Mesele
Borçlu, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmekle birlikte, eğer geçici kaldırma davasında aleyhine karar verilirse, bu karara karşı imzanın sahte olduğu iddiasıyla genel mahkemede “sahtelik davası” açabilir.
Ancak sahtelik davası açılması, tek başına icra mahkemesindeki geçici kaldırma sürecini durdurmaz. Ne var ki borçlunun açtığı sahtelik davası ileride olumlu sonuçlanırsa, bu durum takibin sonlandırılması ve borçlunun haksız yere ödeme yapmışsa istirdat davası açması için hukuki zemin teşkil edebilir.
4. Yaptırımlar ve Tazminatlar
İtirazın geçici kaldırılması davası, yalnızca icra takibinin devamına ilişkin bir karar doğurmakla kalmaz; aynı zamanda, haksız çıkan taraf için cezai ve mali yaptırımları da beraberinde getirir. Bu yaptırımlar hem borçluyu hem de alacaklıyı ilgilendirebilir.
4.1. Para Cezası (İİK m. 68/a-6 ve 7)
Mahkeme, davada senetteki imzanın borçluya ait olduğuna karar verirse, İİK m. 68/a-6 uyarınca borçluyu, takip konusu alacağın %10’u oranında bir para cezasına mahkûm eder. Bu ceza, doğrudan devlet lehine tahsil edilir.
Para cezasına hükmedilmesi için:
- Alacaklının davayı kazanması,
- Borçlunun imza inkârının haksız çıkması yeterlidir.
Ancak şu istisnalar geçerlidir:
- Borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında veya alacaklının senedi sunduğu ilk celsede imzayı kabul ederse, hakkında para cezasına hükmedilmez ve ayrıca yargılama giderleri de yükletilmez (m. 68/a-7).
- Borçlu, karar sonrası borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa, bu cezanın infazı dava sonuna kadar ertelenir ve borçlu davayı kazanırsa para cezası hükümsüz hale gelir.
4.2. Taraflara Tazminat Yükümlülüğü (İİK m. 68/a-8)
İtirazın geçici kaldırılması davasında ayrıca karşı tarafın talebi üzerine tazminata da hükmedilebilir. Amaç, gerek alacaklının haksız takibine, gerekse borçlunun dayanaksız itirazına karşı caydırıcılık sağlamaktır.
Alacaklı Lehine Tazminat Şartları:
- Borçlunun imzaya itirazı haksız olmalı,
- İmzanın borçluya ait olduğu tespit edilmeli,
- Alacaklı tarafından tazminat talep edilmiş olmalı.
Bu durumda borçlu, alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.
Borçlu Lehine Tazminat Şartları:
- Alacaklı, imzası borçluya ait olmayan bir senede dayanarak takip başlatmış olmalı,
- İmzanın borçluya ait olmadığı tespit edilmeli,
- Borçlu tarafından tazminat talep edilmiş olmalı.
Bu durumda alacaklı, borçlu lehine en az %20 oranında tazminat ödemek zorunda kalır. Bu tazminata hükmedilmesi için alacaklının kötüniyeti aranmaz.
4.3. Tazminatların Tahsilinde Erteleme ve Hükümsüzlük
- Taraflardan biri, geçici kaldırma kararından sonra borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmedilen tazminatların tahsili, dava sonuçlanıncaya kadar ertelenir.
- Dava, tazminata mahkûm edilen taraf lehine sonuçlanırsa, daha önce verilen tazminat kararı da kalkar.
5. Borçtan Kurtulma Davası ve Tamamlayıcı Koruma Mekanizmaları
İtirazın geçici olarak kaldırılması davası sonucunda, borçlunun itirazı kaldırılır ve icra takibi devam eder. Ancak bu karar kesin bir hüküm teşkil etmez. Zira borçlu, halen borçlu olmadığını iddia ediyorsa, borçtan kurtulma davası açarak borcunu olmadığını genel mahkemede ispat etme yoluna gidebilir.
5.1. Dava Açma Süresi ve Teminat Şartı (%15 Depozito)
Borçtan kurtulma davası, geçici kaldırma kararının tebliğinden itibaren 7 gün içinde açılmalıdır. Dava, genel mahkemelerde ve basit yargılama usulüne göre görülür.
İcra ve İflas Kanunu gereği, bu davayı açmak isteyen borçlu, takibe konu edilen alacağın %15’i oranında teminat (depozito) yatırmak zorundadır. Bu teminatın amacı, borçlunun keyfi dava açarak alacaklıyı tekrar sürüncemede bırakmasını önlemektir.
Teminat, dava sonunda haksız çıkan borçlu aleyhine verilecek tazminatın karşılığı olarak değerlendirilir; davayı kazanan borçlu yönünden ise iade edilir.
5.2. Dava Sonuçlarının İcra Takibine Etkisi
Borçtan kurtulma davası açılması, icra takibini kendiliğinden durdurmaz. Ancak borçlu, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasını talep edebilir. Mahkeme bu talebi, teminatın varlığı ve davanın ciddiyeti çerçevesinde değerlendirir.
Eğer borçlu, davayı kazanırsa:
- İcra takibi iptal edilir,
- Daha önce yatırdığı teminat kendisine iade edilir,
- Hükmedilmiş olan para cezası ve tazminatlar düşer.
Aksi halde icra takibi devam eder ve borçlu aleyhine verilen karar kesinleşir.
6. Görev, Yetki ve Kararlara İtiraz
6.1. İcra Mahkemesinin Görev Alanı
İtirazın geçici kaldırılması davasına bakmakla görevli mahkeme, İcra ve İflas Kanunu m. 68/a uyarınca icra hukuk mahkemesidir.
İcra mahkemesinin görevi, yalnızca:
- Takibe dayanak senetteki imzanın borçluya ait olup olmadığını,
- Usulüne uygun şekilde yapılmış bir imzaya itiraz bulunup bulunmadığını,
- Tazminat, teminat ve sürelere ilişkin hususları
değerlendirmekle sınırlıdır.
İcra mahkemesi, alacağın hukuki mahiyeti, borcun doğumu ya da sona ermesi gibi esas yönlerden bir hukuki değerlendirme yapmaz. Bu tür ihtilaflar ancak genel mahkemeler nezdinde açılacak itirazın iptali veya borçtan kurtulma davalarıyla çözüme kavuşturulabilir.
6.2. Kararlara Karşı Kanun Yolları (İstinaf – Temyiz)
İcra mahkemesince verilen itirazın geçici kaldırılması ya da reddine ilişkin kararlar, kesin nitelikte değildir. Bu kararlara karşı başvurulabilecek kanun yolları şunlardır:
- İstinaf: Karara karşı, tebliğden itibaren 2 hafta içinde istinaf başvurusu yapılabilir (HMK m. 341). Başvuru, kararı veren mahkeme aracılığıyla yapılır.
- Temyiz: İstinaf incelemesi sonucunda verilen bölge adliye mahkemesi kararına karşı, kanunen temyizi mümkünse, temyiz yolu da açıktır.
İstinaf veya temyiz başvurusu, mahkeme kararının icra takibini durdurmaz. Ancak borçlu, icranın geri bırakılması (tehiri icra) talebinde bulunabilir. Bu talep, istinaf veya temyiz dilekçesiyle birlikte ileri sürülmeli ve genellikle teminat gösterilmesi istenir.

