İş sağlığı ve güvenliği, çalışanların işyerinde karşılaşabilecekleri risklere karşı korunmasını amaçlayan ve iş hukukunun en önemli alanlarından birini oluşturan düzenlemeler bütünüdür. Çalışma hayatında meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi, yalnızca çalışanların sağlığının korunması açısından değil, aynı zamanda işyerinde güvenli ve sürdürülebilir bir çalışma ortamının sağlanması bakımından da büyük önem taşır.
Başta 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu m.417 olmak üzere birçok düzenleme, işverenin çalışanları koruma ve gözetme borcunun kapsamını ayrıntılı şekilde belirlemektedir. Bu kapsamda işveren; işyerinde gerekli tüm sağlık ve güvenlik önlemlerini almak, riskleri önceden tespit etmek, çalışanları bilgilendirmek ve gerekli eğitimleri sağlamakla yükümlüdür.
Bu yazımızda, işverenin iş sağlığı ve güvenliği kapsamındaki temel yükümlülüklerini, bu yükümlülüklerin hukuki dayanaklarını ve uygulamada ortaya çıkan sorumlulukları ayrıntılı şekilde ele alacağız.
Yazı İçeriği
- 1. İş Sağlığı ve Güvenliği Kavramı, Amacı ve Hukuki Dayanağı
- 2. İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Kapsamındaki Yükümlülükleri
- 3. İş Kazası Meydana Geldiğinde İşverenin Yükümlülükleri
- 4. İşverenin Yükümlülüklerini İhlal Etmesinin İdari Yaptırımları
- 5. İşverenin Yükümlülüklerini İhlal Etmesinin Hukuki Sonuçları
- 6. İşverenin Yükümlülüklerini İhlal Etmesinin Cezai Sorumluluğu
1. İş Sağlığı ve Güvenliği Kavramı, Amacı ve Hukuki Dayanağı
İş sağlığı ve güvenliği, çalışanların işyerinde karşılaşabilecekleri fiziksel, kimyasal, biyolojik ve psikososyal risklere karşı korunmasını amaçlayan hukuki ve teknik önlemler bütünüdür. Bu düzenlemelerin temel amacı, çalışma hayatında meydana gelebilecek iş kazaları ve meslek hastalıklarını önlemek, çalışanların sağlığını korumak ve işyerlerinde güvenli bir çalışma ortamı sağlamaktır.
1.1. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
Türk hukukunda iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin temel düzenleme 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’dur. 2012 yılında yürürlüğe giren bu kanun ile işyerlerinde çalışanların sağlık ve güvenliğinin korunmasına yönelik kapsamlı bir sistem oluşturulmuştur.
6331 sayılı Kanun’un amacı, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak, mevcut sağlık ve güvenlik şartlarını iyileştirmek ve iş kazaları ile meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik tedbirleri düzenlemektir.
1.2. Türk Borçlar Kanunu m.417 Kapsamında İşverenin Gözetim Borcu
İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklerin bir diğer önemli hukuki dayanağı ise Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinde düzenlenen işverenin gözetim borcudur.
Dolayısıyla işverenin iş sağlığı ve güvenliği konusundaki sorumluluğu yalnızca 6331 sayılı Kanun’dan değil, aynı zamanda iş sözleşmesinden doğan koruma ve gözetme borcundan da kaynaklanmaktadır.
2. İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Kapsamındaki Yükümlülükleri
2.1. İşverenin Temel İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülükleri
İşveren, işyerinde çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak için gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük hem 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hem de Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinde düzenlenen gözetim borcu kapsamında ortaya çıkmaktadır.
İş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğü yalnızca iş kazası meydana geldikten sonra değil, kazaların ve meslek hastalıklarının önlenmesi amacıyla gerekli tedbirlerin önceden alınmasını da kapsar. Bu nedenle işveren, işyerinde çalışanların sağlığını ve güvenliğini tehlikeye düşürebilecek riskleri belirlemek ve bu riskleri ortadan kaldırmak için gerekli önlemleri almak zorundadır.
Bu kapsamda işverenin iş sağlığı ve güvenliği alanındaki temel yükümlülükleri şu şekilde özetlenebilir:
- İşçiyi koruma ve gözetme borcu:
İşveren, işyerinde çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumakla yükümlüdür. Bu borç, işyerinde gerekli önlemlerin alınmasını ve çalışanların zarar görmesini önlemeye yönelik tedbirlerin uygulanmasını kapsar.
- Güvenli çalışma ortamı sağlama yükümlülüğü:
İşveren, işyerinde çalışanların güvenli bir ortamda çalışabilmesini sağlamak zorundadır. İşyerinde kullanılan makine, ekipman ve çalışma yöntemlerinin çalışanların sağlığını tehlikeye düşürmeyecek şekilde düzenlenmesi gerekir.
- İşyerinde gerekli tüm önlemlerin alınması:
İşveren, işin niteliğine ve işyerinin özelliklerine uygun olarak gerekli tüm iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almakla yükümlüdür.
- Organizasyon ve denetim yükümlülüğü:
İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin yalnızca alınmasını değil, aynı zamanda uygulanmasını ve düzenli olarak denetlenmesini de sağlamak zorundadır.
2.2. Risk Değerlendirmesi Yapma Yükümlülüğü
İşverenin iş sağlığı ve güvenliği kapsamındaki en önemli yükümlülüklerinden biri işyerinde risk değerlendirmesi yapılmasını sağlamaktır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca işveren, işyerinde mevcut veya dışarıdan gelebilecek tehlikeleri belirlemek ve bu tehlikelerin çalışanlar üzerindeki etkilerini değerlendirmekle yükümlüdür.
Risk değerlendirmesi sayesinde işyerinde ortaya çıkabilecek tehlikeler önceden tespit edilerek gerekli önlemler alınabilir. İşveren, değerlendirme sonucunda belirlenen riskleri ortadan kaldırmak veya mümkün olmadığı durumlarda riskleri en aza indirecek tedbirleri almak zorundadır.
Risk değerlendirmesi yalnızca bir kez yapılmakla sınırlı değildir. İşyerinde çalışma koşullarının değişmesi, yeni ekipman kullanılması veya iş kazası meydana gelmesi gibi durumlarda risk değerlendirmesinin güncellenmesi gerekir.
2.3. İşçilere İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi Verme Yükümlülüğü
İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilinçli ve güvenli şekilde çalışabilmeleri için gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 17. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.
İş sağlığı ve güvenliği eğitimleri; çalışanlara işyerinde karşılaşabilecekleri riskler, alınması gereken güvenlik önlemleri ve acil durumlarda yapılması gerekenler hakkında bilgi verilmesini kapsar. Bu eğitimlerin çalışanların yapacakları işe ve işyerindeki risklere uygun şekilde verilmesi gerekir.
Ayrıca işveren, yalnızca işe girişte değil; iş değişikliği, yeni ekipman kullanımı veya yeni bir teknolojinin uygulanması gibi durumlarda da çalışanlara gerekli eğitimleri sağlamak zorundadır.
İş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmemesi, meydana gelen bir iş kazasında işverenin kusurlu sayılmasına yol açabilecek önemli bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle işverenlerin çalışanlara düzenli aralıklarla eğitim vermesi ve bu eğitimleri belgelendirmesi büyük önem taşır.
2.4. İşçilere Koruyucu Ekipman Sağlama Yükümlülüğü
İşveren, çalışanların iş kazalarına ve meslek hastalıklarına karşı korunabilmesi için gerekli kişisel koruyucu donanımları sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işverenin temel sorumlulukları arasında yer almaktadır.
İşin niteliğine göre çalışanlara baret, koruyucu gözlük, eldiven, iş ayakkabısı, maske veya benzeri koruyucu ekipmanların sağlanması gerekebilir. İşveren, bu ekipmanların çalışanlara ücretsiz olarak verilmesini ve uygun şekilde kullanılmasını sağlamak zorundadır.
Ayrıca işveren, verilen koruyucu ekipmanların işe uygun, güvenli ve kullanılabilir durumda olmasını sağlamakla da yükümlüdür. Bu nedenle gerekli durumlarda ekipmanların bakımının yapılması ve yenilenmesi gerekir.
Koruyucu ekipmanların sağlanmaması veya çalışanların bunları kullanmasının sağlanmaması, meydana gelen bir iş kazasında işverenin sorumluluğunu artıran önemli bir husus olarak değerlendirilmektedir.
2.5. İşyerinde Denetim ve Gözetim Yükümlülüğü
İşveren, iş sağlığı ve güvenliği kapsamında alınan önlemlerin fiilen uygulanmasını sağlamak ve düzenli olarak denetlemekle de yükümlüdür. İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin yalnızca kağıt üzerinde alınması yeterli olmayıp, bu tedbirlerin işyerinde etkin şekilde uygulanması gerekir.
Bu kapsamda işveren; çalışanların iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uygun şekilde çalışıp çalışmadığını takip etmeli, gerekli durumlarda uyarı ve denetim mekanizmalarını işletmelidir. Ayrıca işyerinde kullanılan makine ve ekipmanların güvenli şekilde kullanıldığının kontrol edilmesi de işverenin sorumlulukları arasındadır.
İşverenin denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, işyerinde meydana gelen iş kazalarında işverenin kusurlu olduğu kabul edilebilmektedir. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin uygulanmasının sürekli olarak izlenmesi büyük önem taşır.
3. İş Kazası Meydana Geldiğinde İşverenin Yükümlülükleri
İş kazası meydana geldiğinde işverenin hem çalışanına karşı hem de kamu kurumlarına karşı yerine getirmesi gereken çeşitli yükümlülükleri bulunmaktadır. İşverenin bu yükümlülükleri, kazanın sonuçlarının azaltılması ve hukuki sorumluluğun doğru şekilde yerine getirilmesi açısından büyük önem taşır.
3.1. İşçiye Gerekli Sağlık Yardımının Sağlanması
İş kazası meydana geldiğinde işverenin ilk yükümlülüğü, kazaya uğrayan çalışanın gerekli sağlık hizmetlerine ulaşmasını sağlamaktır. İşveren, çalışanı en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırmak ve gerekli müdahalenin yapılmasını sağlamakla yükümlüdür.
Bu yükümlülük, işverenin işçiyi koruma ve gözetme borcunun bir uzantısıdır. İşverenin bu konuda gerekli özeni göstermemesi, meydana gelen zararın artmasına neden olabileceği gibi hukuki sorumluluğunu da artırabilir.
3.2. İş Kazasının SGK’ya Bildirilmesi
İşveren, meydana gelen iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bildirmek zorundadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca iş kazasının, kazanın meydana geldiği tarihten itibaren en geç üç iş günü içinde SGK’ya bildirilmesi gerekir.
İş kazasının süresi içinde bildirilmemesi halinde işveren hakkında idari para cezası uygulanabilir.
4. İşverenin Yükümlülüklerini İhlal Etmesinin İdari Yaptırımları
İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında çeşitli idari yaptırımlar uygulanabilir. Bu yaptırımların amacı, işyerlerinde çalışanların sağlık ve güvenliğinin korunmasını sağlamak ve işverenleri gerekli önlemleri almaya teşvik etmektir.
İş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı davranılması durumunda işveren hakkında idari para cezaları uygulanabileceği gibi, gerekli hallerde işin durdurulması gibi daha ağır idari tedbirler de söz konusu olabilir.
- İdari Para Cezaları
İş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi halinde işveren hakkında idari para cezaları uygulanabilir. 6331 sayılı Kanun’da, işverenin yerine getirmesi gereken birçok yükümlülük için ayrı ayrı idari yaptırımlar öngörülmüştür.
Örneğin;
- İşyerinde risk değerlendirmesi yapılmaması,
- Çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmemesi,
- Çalışanlara gerekli kişisel koruyucu donanımların sağlanmaması,
- İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmemesi,
- Meydana gelen iş kazasının süresi içinde bildirilmemesi
gibi durumlarda işveren hakkında idari para cezası uygulanması mümkündür. Bu cezalar, ihlalin niteliğine göre değişebilmekte ve bazı durumlarda her ay devam eden ihlal için ayrıca uygulanabilmektedir.
- İşin Durdurulması
İşyerinde çalışanların hayatı açısından ciddi ve yakın tehlike bulunması halinde, işyerinin tamamında veya tehlikenin bulunduğu bölümünde işin durdurulmasına karar verilebilir.
İşin durdurulması kararı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan denetimler sonucunda verilebilmektedir. Bu karar, işyerinde çalışanların hayatını tehlikeye düşüren durumların ortadan kaldırılmasına kadar devam eder.
İşveren, gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alarak tehlikeyi ortadan kaldırdıktan sonra işin durdurulması kararı kaldırılabilir. Ancak işverenin gerekli tedbirleri almaması halinde işyerinde faaliyetlerin devam etmesi mümkün olmayabilir.
5. İşverenin Yükümlülüklerini İhlal Etmesinin Hukuki Sonuçları
İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve bu nedenle bir iş kazasının meydana gelmesi halinde işverenin hukuki sorumluluğu da doğabilir. İş kazası sonucunda çalışan zarar görmüş veya hayatını kaybetmişse, işveren aleyhine tazminat davaları açılması mümkündür.
İş kazalarından doğan tazminat sorumluluğu, işverenin çalışanı koruma ve gözetme borcunun ihlal edilmesine dayanmaktadır. Bu kapsamda işveren, meydana gelen zararları gidermekle yükümlü tutulabilir.
- Maddi Tazminat
İş kazası sonucunda çalışan yaralanmışsa, uğradığı ekonomik zararların giderilmesi amacıyla maddi tazminat talep edilebilir. Maddi tazminat kapsamında;
- Çalışma gücünün azalması veya kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar,
- Tedavi giderleri,
- Geçici veya sürekli iş göremezlik nedeniyle oluşan gelir kayıpları
talep edilebilir.
- Manevi Tazminat
İş kazası nedeniyle çalışan fiziksel veya psikolojik zarar görmüşse, yaşanan acı ve elem karşılığında manevi tazminat talep edilmesi mümkündür.
Manevi tazminatın amacı, meydana gelen zararın tamamen giderilmesi değil; zarar gören kişinin yaşadığı üzüntü ve sıkıntının bir ölçüde hafifletilmesidir. Mahkeme, manevi tazminat miktarını belirlerken olayın ağırlığını, tarafların kusur durumunu ve olayın meydana geliş şeklini dikkate alır.
- Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
İş kazası sonucunda çalışanın hayatını kaybetmesi halinde, ölen kişinin desteğinden yararlanan yakınları destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.
Bu tazminat, ölen kişinin hayatta olması halinde ailesine sağlayacağı maddi desteğin kaybı nedeniyle doğan zararın giderilmesini amaçlar. Genellikle eş, çocuklar ve bazı durumlarda anne ve baba bu tazminatı talep edebilir.
Konuyla ilgili detaylı bilgi için İş Kazası Sonucu Maddi ve Manevi Tazminat Davaları isimli yazımızı inceleyebilirsiniz.
6. İşverenin Yükümlülüklerini İhlal Etmesinin Cezai Sorumluluğu
İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve bu nedenle bir iş kazasının meydana gelmesi halinde, işveren hakkında cezai sorumluluk da gündeme gelebilir. İş kazası sonucunda bir çalışanın yaralanması veya hayatını kaybetmesi durumunda, olayın niteliğine göre Türk Ceza Kanunu kapsamında ceza soruşturması yürütülebilir.
Bu kapsamda işveren veya işyerinde sorumluluğu bulunan kişiler hakkında aşağıdaki suçlar bakımından ceza yargılaması yapılması mümkündür.
- Taksirle Yaralama
İş kazası sonucunda çalışanın yaralanması halinde, gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayan işveren veya sorumlular hakkında taksirle yaralama suçu kapsamında ceza soruşturması başlatılabilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 89. maddesinde düzenlenen bu suç kapsamında, gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranış sonucu bir kişinin yaralanmasına neden olan kişiler hakkında hapis veya adli para cezası uygulanabilmektedir.
- Taksirle Ölüme Sebebiyet
İş kazası sonucunda çalışanın hayatını kaybetmesi halinde ise sorumlular hakkında taksirle ölüme sebebiyet verme suçu kapsamında ceza yargılaması yapılabilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesi uyarınca, taksirle bir kişinin ölümüne neden olan kişiler hakkında hapis cezası öngörülmektedir. Özellikle iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması, risk değerlendirmesinin yapılmaması veya gerekli denetimlerin gerçekleştirilmemesi gibi durumlar cezai sorumluluğun doğmasına neden olabilir.
Konuyla ilgili detaylı bilgi için Taksirle Ölüme Neden Olma Suçu ve Cezası – TCK 85 isimli yazımızı inceleyebilirsiniz.
- Ceza Yargılaması Süreci
İş kazası meydana geldiğinde olay genellikle Cumhuriyet savcılığı tarafından soruşturma konusu yapılır. Olayın meydana geliş şekli, işyerinde alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemleri ve tarafların kusur durumları bilirkişi incelemeleri ile tespit edilir.
Yapılan soruşturma sonucunda işveren veya sorumluların kusurlu olduğunun tespit edilmesi halinde ceza davası açılabilir ve yargılama sonucunda cezai yaptırımlar uygulanabilir.
