İcra ve İflas Hukuku

Alacaklıyı Zarara Uğratma Suçu ve Cezası

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu · Hukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu
Yayın: 11 Haziran 2025 · Son güncelleme: 1 Kasım 2026 · 17 dk okuma
Alacaklıyı Zarara Uğratma Suçu ve Cezası

Borçlunun, alacaklının haklarını boşa çıkarmak için malvarlığı üzerinde hileli işlemler yapması hem özel hukuk ilişkisini hem de kamu düzenini ilgilendirir. Kanun koyucu bu nedenle alacaklıya zarar verme kastıyla yapılan bazı tasarrufları suç olarak tanımlamıştır. Uygulamada muvazaalı devirler, mal kaçırma ve gerçekte olmayan borçların kabul edilmesi bu suçun en sık görülen biçimleridir.

Bu yazıda, halk arasında “alacaklıyı zarara uğratma” olarak bilinen ve İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 331. maddesinde düzenlenen suçu; unsurlarını, şikayet süresini, yargılama sürecini ve alacaklının ceza davasıyla birlikte kullanabileceği hukuki yolları ele alıyoruz. Yazı ağırlıklı olarak alacaklının bakış açısıyla yazıldı; borçluların dikkat etmesi gereken noktaları ayrı bir bölümde topladık.

Kısaca
Dayanağı nedir?
İİK m. 331. Türk Ceza Kanunu’nda bu adla ayrı bir suç yoktur.
Kim şikayet eder?
Borçlu hakkında haciz yoluyla takip yapan ve alacağını alamayan alacaklı.
Süre?
Fiili öğrenmeden itibaren 3 ay, her halde fiilden itibaren 1 yıl (İİK m. 347).
Cezası?
6 aydan 3 yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası.

Alacaklıyı zarara uğratma suçu nedir?

İİK m. 331’in kenar başlığı ve öğretideki adı “alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltme” suçudur. Kısaca şunu cezalandırır: haciz yoluyla takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlunun, alacaklısını zarara sokmak amacıyla mallarını elden çıkarması, yok etmesi, değerini düşürmesi, muvazaalı olarak başkasına geçirmesi, gizlemesi veya gerçekte olmayan borçları kabul ederek malvarlığını yapay biçimde azaltması.

Suçun oluşması için bir şart daha vardır: alacaklının, borçlu aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat etmesi. Borçlunun malvarlığını azaltması tek başına yeterli sayılmaz; bu azalmanın alacaklının tahsil imkanını fiilen ortadan kaldırmış olması gerekir.

Sık karıştırılan nokta

Türk Ceza Kanunu’nun 166. maddesi “bilgi vermeme” suçunu düzenler ve alacaklıyla ilgisi yoktur. Borçlunun alacaklıları zarara uğratmasına ilişkin TCK hükümleri hileli iflas (TCK m. 161) ve taksirli iflas (TCK m. 162) suçlarıdır; bunlar ancak borçlu hakkında iflas kararı verilmişse gündeme gelir. Bireysel icra takibinde mal kaçıran borçlu bakımından uygulanacak hüküm İİK m. 331’dir.

İcra ve İflas Kanunu’nun ceza hükümleri arasında, aynı amaca hizmet eden ama farklı durumlara uygulanan başka suçlar da vardır. Hangisinin söz konusu olduğunu doğru belirlemek, şikayetin hangi maddeye dayandırılacağını ve neyin ispat edileceğini belirler.

Suç Kim işler? Ne cezalandırılır? Yaptırım
İİK m. 331 Borçlu Takipten sonra veya önceki 2 yıl içinde malvarlığını hileli biçimde eksiltmek 6 ay-3 yıl hapis ve bin güne kadar adli para cezası
İİK m. 333/a Ticaret şirketinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisi olan kişi Alacaklıları zarara uğratma kastıyla şirket borçlarını ödememek 6 ay-2 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası
İİK m. 337/a Ticareti terk eden tacir İİK m. 44’e göre mal beyanında bulunmamak, eksik beyan, beyandan sonra tasarruf 3 ay-1 yıl hapis
İİK m. 338 Borçlu Gerçeğe aykırı mal beyanı 3 ay-1 yıl hapis
TCK m. 161 İflas eden kişi Hileli tasarruflarla iflasa yol açmak 3-8 yıl hapis; re’sen soruşturulur

Ticari işletmeyi usulsüz kapatan tacirin durumu için ticareti usulsüz terk suçu yazımıza, icra dairesinde verilen ödeme sözünün tutulmaması için ödeme taahhüdünü ihlal suçu yazımıza bakabilirsiniz.

Suçun unsurları

İİK m. 331’deki suç, unsurlarının tamamı bir arada bulunduğunda oluşur. Yargılamada mahkeme her unsuru ayrı ayrı araştırır; alacaklının şikayet dilekçesini bu unsurlara göre kurması gerekir.

  • Fail: Yalnızca borçlu bu suçu işleyebilir. Borçlu bir tüzel kişiyse ceza, fiili işleyen yetkili organ veya temsilci hakkında uygulanır. Üçüncü kişiler (malı devralan yakın, sahte senedi düzenleyen tanıdık gibi) ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.
  • Mağdur: Borçlu hakkında haciz yoluyla takip yapan alacaklıdır. Takip yapmamış bir alacaklının bu madde kapsamında şikayet hakkı yoktur.
  • Zaman şartı: Hileli işlem, haciz yoluyla takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde yapılmış olmalıdır. Daha önceki işlemler bu suçu oluşturmaz; ancak hukuk yoluyla iptali istenebilir.
  • Hareket: Malları mülkünden çıkarmak, telef etmek, kıymetten düşürmek, muvazaa yoluyla başkasına geçirmek, gizlemek veya asıl olmayan borçları ikrar etmek. Sayılan hareketlerden birinin yapılması yeterlidir.
  • Kast: Borçlunun alacaklısını zarara sokmak amacıyla hareket etmesi gerekir. Uygulamada bu, özel kast olarak değerlendirilir; olası kastla ya da yalnızca dikkatsizlikle işlenemez.
  • Objektif şart: Alacaklı, borçlu aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat etmelidir. Haciz sırasında haczedilecek mal bulunamadığını gösteren tutanak (geçici aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağı) uygulamada en sık kullanılan delildir.

Muvazaada irade birliği

Muvazaalı devirde borçlu ile malı devralan kişi, gerçekte bir satış yapmadıklarını bilerek görünüşte bir işlem kurarlar. Bu nedenle muvazaada iki tarafın anlaşması aranır. Borçlunun kendisinin dolandırılması sonucu malın elinden çıkması gibi tek taraflı durumlar, muvazaa kapsamına girmez.

Zarar ve ödeme gücü

Uygulamada zarar tehlikesinin yeterli olduğu düşünülse de madde metni bu konuda açıktır: suçun oluşması için alacaklının aciz belgesi alması veya alacağını alamadığını ispat etmesi aranır. Muvazaalı bir devir yapılmış olsa bile borçlunun alacağı karşılayacak başka malları varsa ve alacak bunlardan tahsil edilebiliyorsa suçun bu unsuru gerçekleşmez.

Hangi davranışlar suç oluşturur?

Kanunun saydığı hareketler, uygulamada farklı görünümlerle karşımıza çıkar. Belirleyici olan, işlemin borçlunun tahsil edilebilir malvarlığını gerçekten ve hileli biçimde azaltıp azaltmadığıdır.

Mal kaçırma ve gizleme

  • Taşınır malların, araçların veya makinelerin üçüncü kişilere devredilmesi ya da başka bir yere taşınarak saklanması.
  • Taşınmazların tapuda devredilmesi.
  • Banka hesabındaki paranın, hisse senedi veya fon gibi menkul değerlerin başka kişilerin adına veya hesabına aktarılması.

Malın fiziken başka bir yere götürülmesi veya gizlenmesi de suçun hareket unsurunu oluşturabilir. Önemli olan, alacaklının o mala haciz yoluyla ulaşma imkanının ortadan kalkmasıdır.

Muvazaalı işlemler ve sahte borçlar

  • Satış iradesi olmadan, yalnızca hacizden kurtarmak amacıyla yakın akrabaya veya güvenilen bir kişiye yapılan göstermelik devir.
  • Gerçekte borç ilişkisi bulunmayan bir kişiye senet verilmesi ve bu kişinin takip yaparak borçlunun mallarına önce haciz koydurması.
  • Gerçek değerinin çok altında gösterilen satışlar.

Bağış ve karşılıksız devirler

Hibe, bağış veya bedelsiz devir gibi karşılıksız işlemler de suç oluşturabilir. Borcun doğumundan veya takibin başlamasından sonra yapılan karşılıksız bir devir, mahkemelerce kastın varlığına ilişkin güçlü bir gösterge olarak değerlendirilir. Bununla birlikte kast, her olayda somut delillerle ortaya konmalıdır.

İflas, konkordato ve rehin halleri

İİK m. 331 yalnızca bireysel haciz takibiyle sınırlı değildir. Maddenin diğer fıkraları, aynı hareketlerin iflas ve konkordato süreçlerinde yapılmasını da kapsar ve rehinli alacaklıyı ayrıca korur.

m. 331/1Haciz yoluyla takipTakip talebinden sonra veya önceki 2 yıl içinde malvarlığını eksiltmek; aciz belgesi veya alacağın alınamaması ispat edilmeli.
m. 331/2İflasİflas takibinden veya doğrudan iflas hallerinde iflas talebinden önce aynı fiilleri işleyen borçlu hakkında da madde uygulanır.
m. 331/3KonkordatoKonkordato mühleti talebinden önceki 2 yıl içinde veya talepten sonra yapılan hileli eksiltmeler de kapsama girer.
m. 331/4Taşınmaz rehniİpotekli taşınmazın eklentisini rehin alacaklısına zarar vermek kastıyla taşınmaz dışına çıkaran zilyet, daha ağır cezayla (2-4 yıl hapis) cezalandırılır.

Konkordato sürecinde ayrıca İİK m. 332 (aczi doğurma veya artırma), m. 333 (oy karşılığı menfaat sağlama) ve m. 334 (alacaklıları ve komiseri yanıltma) suçları gündeme gelebilir. Borçlu hakkında iflas kararı verilmişse hileli iflas suçu (TCK m. 161) da araştırılır; bu suç şikayete bağlı değildir ve ağır ceza mahkemesinde görülür. İflas sürecinin işleyişini iflas davası yazımızda anlattık.

Şikayet: süre, merci ve dilekçe

İİK m. 331’deki suçlar alacaklının şikayeti üzerine kovuşturulur. Savcılığa suç duyurusunda bulunmak gerekmez; şikayet dilekçesi doğrudan icra ceza mahkemesine verilir veya sözlü olarak tutanağa geçirilir. Yetkili mahkeme, uygulamada takibin yapıldığı icra dairesinin bağlı olduğu icra ceza mahkemesidir.

Şikayet süresi kısadır. Şikayet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıl geçmekle düşer (İİK m. 347). Yargıtay uygulamasında, süre geçtikten sonra yapılan şikayette mahkemenin beraat yerine şikayet hakkının düşmesine karar vermesi gerektiği kabul edilir (aynı 347. madde süresi bakımından ticareti terk suçunda: Yargıtay 12. HD, 01.07.2019, 2019/7410 E., 2019/11549 K.).

Öğrenme tarihi çoğu zaman, haciz için borçlunun adresine gidildiği ve mal bulunamadığı gün ya da tapu veya araç kayıtlarının sorgulanarak devrin tespit edildiği gündür. Şikayet süresini düzenleyen hüküm İİK m. 347’dir.

  1. Takip ve haciz kayıtlarını toplayınÖdeme emri, takibin kesinleştiğini gösteren kayıt ve haciz tutanakları. Tutanakta haczedilecek mal bulunmadığı yazıyorsa bu belge aciz belgesi niteliğindedir.
  2. Hileli işlemi belgeleyinTapu devir kaydı, araç satış kaydı, banka dekontu, borçlu ile malı devralan kişi arasındaki yakınlığı gösteren nüfus kaydı, devir bedelinin gerçek değerin çok altında olduğunu gösteren emsal bilgiler.
  3. Dilekçeyi unsurlara göre yazınAlacak ilişkisini, takibi, borçlunun hangi işlemi ne zaman yaptığını, bu işlemin alacaklıyı nasıl zarara soktuğunu ve öğrenme tarihini açıkça belirtin. Alacağın dayanağını (ilam, senet, sözleşme) ekleyin.
  4. Doğru mahkemeye başvurunDilekçe icra ceza mahkemesine verilir. Şikayetçi, gösterdiği delillerle bağlıdır ve duruşmalara katılmalıdır; mazeretsiz gelmemek şikayet hakkının düşürülmesine yol açabilir.

Yargılama, ceza ve zamanaşımı

İcra ceza mahkemesi icra dosyasını, tapu ve araç kayıtlarını, banka kayıtlarını getirtir; gerektiğinde tanık dinler ve bilirkişi incelemesi yaptırır. Borçlunun savunması alınır. İşlemin gerçek bir satış mı yoksa göstermelik bir devir mi olduğu, bedelin ödenip ödenmediği ve tarafların yakınlığı bu aşamada belirleyicidir.

Ceza

Suçun cezası 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezasıdır. Hakim cezayı belirlerken hilenin derecesini, zararın büyüklüğünü ve kastın yoğunluğunu dikkate alır. Kısa süreli hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmesi veya ertelenmesi, TCK’nın genel hükümlerine göre ayrıca değerlendirilir.

Şikayetten vazgeçme ve borcun ödenmesi

İİK’nın ceza hükümlerine özgü bir kural vardır: şikayetten vazgeçilmesi veya borcun ödendiğinin sabit olması halinde dava ve bütün sonuçlarıyla birlikte ceza düşer (İİK m. 354). Vazgeçme kesin bir irade açıklamasıdır ve geri alınamaz.

Birden fazla alacaklının bulunduğu durumlarda her alacaklının şikayet hakkı kendisine aittir. Bir alacaklının vazgeçmesi veya yalnızca onun alacağının ödenmesi, diğer alacaklının şikayetiyle yürüyen yargılamayı kendiliğinden sona erdirmez.

Süre Uzunluk Dayanak
Şikayet süresi Öğrenmeden itibaren 3 ay, her halde fiilden itibaren 1 yıl İİK m. 347
Dava zamanaşımı 8 yıl TCK m. 66/1-e
Ceza zamanaşımı 10 yıl TCK m. 68/1-e
Kanun yolu Hükme karşı istinaf, CMK hükümlerine göre İİK m. 353

Zamanaşımının durması ve kesilmesi bakımından TCK m. 67’deki genel kurallar uygulanır.

Ceza davasının yanında alacaklının hukuki yolları

Ceza davası borçluyu cezalandırır, ancak kaçırılan malı alacaklıya kendiliğinden geri getirmez. Alacağın tahsili için hukuk yollarının da birlikte kullanılması gerekir. Uygulamada en etkili sonuç çoğu zaman tasarrufun iptali davasıyla alınır.

Tasarrufun iptali davası

Borçlunun alacaklıları zarara uğratan tasarruflarının alacaklı bakımından hükümsüz sayılmasını ve malın, üçüncü kişinin elindeyken haczedilip satılmasını sağlar (İİK m. 277 vd.). Davanın açılabilmesi için alacaklının elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunmalıdır. Kanunda üç ayrı iptal sebebi vardır:

  • Bağışlama ve ivazsız tasarruflar (m. 278): 7571 sayılı Kanun’la (RG 25.12.2025) geriye dönük süre 2 yıldan 1 yıla indirildi. Yakınlarla yapılan işlemler, gerçek değerine uygun bir karşılık ispatlanmadıkça bağış sayılır.
  • Aciz halindeki işlemler (m. 279): Borçlunun aciz içindeyken yaptığı bazı ödeme ve teminat işlemleri, 1 yıl geriye dönük olarak.
  • Zarar verme kastıyla yapılan işlemler (m. 280): Karşı tarafın bu kastı bildiği veya bilmesi gerektiği işlemler; bu sebep için ayrıca geriye dönük bir süre öngörülmemiştir.

Dava, tasarruf tarihinden itibaren 5 yıl içinde açılmalıdır (İİK m. 284). Ayrıntılar için tasarrufun iptali davası yazımıza bakabilirsiniz.

İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir

Borçlunun mal kaçırmaya hazırlandığı anlaşılıyorsa, takip veya dava sonuçlanmadan önce malvarlığının dondurulması gerekir.

  • İhtiyati haciz (İİK m. 257 vd.): Vadesi gelmiş ve rehinle güvence altına alınmamış para alacakları için istenir. Mahkeme çoğunlukla teminat ister. Karar verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde uygulanması istenmelidir (İİK m. 261); uygulandıktan sonra 7 gün içinde takip başlatılmalı veya dava açılmalıdır (İİK m. 264). Bu iki süre birbirinden ayrıdır: 10 günlük süre kararın uygulanmasını, 7 günlük süre ise takip başlatılmasını veya dava açılmasını kapsar. Ayrıntılar: ihtiyati haciz yazımız.
  • İhtiyati tedbir (HMK m. 389 vd.): Para alacağı dışındaki talepler veya tasarrufun iptali davasında devredilen malın yeniden devrinin önlenmesi için kullanılır. Tapuya şerh, devir yasağı gibi tedbirler verilebilir. Dava açılmadan alınan tedbirde, kararın uygulanmasının istenmesinden itibaren iki hafta içinde esas hakkında dava açılmazsa tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m. 397).
Yol Amaç Sonuç
İİK m. 331 şikayeti Borçlunun cezalandırılması Hapis ve adli para cezası; borç ödenirse ceza düşer
Tasarrufun iptali davası Devredilen malın haczedilebilmesi Mal, üçüncü kişideyken alacak oranında satılabilir
İhtiyati haciz Takip öncesi malvarlığını dondurmak Takip kesinleşince kesin hacze dönüşür
İhtiyati tedbir Devredilen malın elden çıkarılmasını önlemek Tapuya şerh, devir yasağı

Borçlu açısından dikkat edilmesi gerekenler

Borcunu ödeyemeyen her borçlu bu suçu işlemiş sayılmaz. Ödeme gücünün kalmaması, işlerin kötü gitmesi veya düzenli gelirin yalnızca emekli maaşından ibaret olması tek başına suç oluşturmaz. Suç, malvarlığının alacaklıdan kaçırmak amacıyla ve hileli biçimde azaltılmasıyla oluşur.

  • Takipten önce yapılan satışlar: Haciz yoluyla takip talebinden önceki iki yıldan daha eski işlemler bu suçu oluşturmaz. Borcun doğmasından önce, gerçek bedelle yapılmış bir satışta zarar verme kastının ispatı da çoğu zaman güçtür.
  • Taşınmak: Yerleşim yerini değiştirmek suç değildir. Ancak yeni adres bildirilmeden gizlenmek ve mallarla birlikte ortadan kaybolmak, hem bu suç hem de doğrudan iflas sebepleri bakımından değerlendirilebilir.
  • Küçük ödemeler: Dosyaya yapılan sembolik bir ödeme iyiniyetin göstergesi olarak değerlendirilebilir, ancak mal kaçırma eylemi varsa suçu ortadan kaldırmaz. Suçu düşüren, borcun tamamen ödenmesi veya şikayetten vazgeçilmesidir.
  • “Yakalama” tehditleri: Bu suç şikayete bağlıdır ve ancak icra ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonunda ceza verilebilir. Alacaklının yalnızca beyanıyla borçlu hakkında yakalama kararı çıkmaz.

Borcun ödenemediği durumda borçlunun hangi yükümlülükleri olduğunu icra borcu ödenmezse ne olur yazımızda anlattık.

Sık yapılan hatalar

  • Şikayeti savcılığa yapmak veya üç aylık süreyi kaçırmak.
  • Aciz belgesi ya da mal bulunamadığını gösteren haciz tutanağı olmadan şikayet etmek.
  • Takip talebinden iki yıldan daha önce yapılmış bir devir için ceza şikayetinde bulunmak; bu durumda doğru yol tasarrufun iptali davasıdır.
  • Yalnızca ceza davasına güvenip tasarrufun iptali davasını ve ihtiyati tedbiri ihmal etmek.
  • Duruşmalara katılmamak; şikayetçinin mazeretsiz gelmemesi şikayet hakkının düşmesine yol açabilir.
  • Hileli iflas, ticareti terk ve mal kaçırma suçlarını birbirine karıştırarak yanlış maddeye dayanmak.
Borçlunuz mallarını mı kaçırıyor?
Takip dosyanız ve tapu, araç, banka kayıtları üzerinden hangi yolların birlikte kullanılabileceğini online görüşmede değerlendirelim.

Sık sorulan sorular

Alacaklıyı zarara uğratma suçu için şikayet süresi ne kadar?

Fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay, her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıldır (İİK m. 347). Süre geçirilirse şikayet hakkı düşer.

Borçlu, borç doğmadan önce evini sattıysa bu suç oluşur mu?

Suç, haciz yoluyla takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde yapılan işlemleri kapsar. Daha eski işlemler bu suçu oluşturmaz. Borcun doğumundan önce gerçek bedelle yapılan bir satışta alacaklıyı zarara sokma kastının ispatı da zordur. Koşullara göre tasarrufun iptali davası değerlendirilebilir.

Kiracı imzasını inkar etti, imza ona ait çıktı. Bu suç mudur?

İmzanın haksız yere inkar edilmesi İİK m. 331’deki suçu oluşturmaz; çünkü bu suç malvarlığının hileli biçimde eksiltilmesini cezalandırır. İmza inkarının yaptırımları icra hukukunda ayrıca düzenlenmiştir (itirazın kaldırılması veya iptalinde tazminat ve para cezası gibi).

Tasarrufun iptali davasında dördüncü kişi konumundaki alıcı ne yapmalı?

Malı borçludan alan kişiden satın alan dördüncü kişi, ancak kötüniyetliyse veya edinim ivazsızsa davadan etkilenir. İyiniyetli ve bedel ödeyerek edindiğini gösteren belgeleri (ödeme dekontu, değer raporu, ilan kayıtları) saklaması önemlidir.

Borcu ödersem ceza davası düşer mi?

Evet. Borcun ödendiğinin sabit olması veya alacaklının şikayetten vazgeçmesi halinde dava ve bütün sonuçlarıyla birlikte ceza düşer (İİK m. 354).

Bu yazı, yayın ve güncelleme tarihindeki mevzuat ve kararlara göre genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
Yazı hakkında
Kulaçoğlu Hukuk Bürosu
İcra ve İflas Hukuku
Tamer KulaçoğluHukuki inceleme: Av. Tamer Kulaçoğlu, Kurucu Avukat

Büromuz 1993'ten bu yana aile hukuku, miras ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında dava ve danışmanlık hizmeti veriyor.

Online Görüşme Planla
Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Bize ulaşın; konunuzu doğru avukatla görüşmenizi sağlayalım.

Bize Ulaşın