Cezaların şahsiliği ilkesi gereğince kişinin ölümü hâlinde, daha önceden hükmedilmiş cezalar ortadan kalkmakta olup, herhangi bir cezanın mirasçılara intikalinden söz edilemez. Bu ilke uyarınca ceza sorumluluğu yalnızca fiili işleyen kişiye ait olup, mirasçılar murisin işlediği fiiller nedeniyle cezai sorumluluk altına girmezler.
Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38. maddesinde “ceza sorumluluğu şahsidir” hükmüne yer verilmiş olup, hiç kimsenin başkasının fiili nedeniyle cezalandırılamayacağı açıkça düzenlenmiştir. Bu anayasal ilke hem ceza hukuku hem de idari yaptırımlar bakımından temel koruma sağlamaktadır.
Bu nedenle mirasçılar, kural olarak mirasbırakanın adli para cezalarından, trafik para cezalarından, usulsüzlük cezalarından veya diğer idari para cezalarından sorumlu tutulamazlar.
Yazı İçeriği
1. Mirasçılar Ceza Borçlarından Sorumlu mudur?
Miras hukukunda kural olarak mirasbırakanın malvarlığına dahil hak ve borçlar mirasçılara geçmektedir. Ancak bu geçiş mutlak ve sınırsız değildir. Özellikle kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar ile cezai sorumluluk doğuran yükümlülükler bakımından farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
1.1. Tereke Borçları İle Şahsa Bağlı Borçlar Arasındaki Fark
Her borç mirasçılara geçmemektedir. Mirasçılara yalnızca terekeye dahil olan malvarlığına ilişkin borçlar intikal ederken, kişiye sıkı sıkıya bağlı bazı hak ve yükümlülükler ölümle birlikte sona ermektedir. Özellikle;
- Kişisel ceza sorumluluğu,
- Disiplin yaptırımları,
- Bazı idari yaptırımlar,
- Şahsa bağlı cezalar
mirasçılara geçmez. Buna karşılık ekonomik nitelik taşıyan ve terekeye dahil olan vergi borçları veya özel hukuk borçları kural olarak mirasçılara intikal etmektedir.
Bu ayrım uygulamada büyük önem taşımaktadır. Çünkü murise ait her kamu alacağı otomatik olarak mirasçılardan tahsil edilemez.
1.2. Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği İlkesi
Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri “ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38. maddesi uyarınca hiç kimse başkasının fiili nedeniyle sorumlu tutulamaz.
Bu ilke gereği cezai sorumluluk yalnızca fiili işleyen kişiye ait olup, kişinin ölümü hâlinde ceza sorumluluğu da sona ermektedir. Dolayısıyla mirasçılar;
- Adli para cezalarından,
- Trafik para cezalarından,
- Usulsüzlük cezalarından,
- İdari yaptırımlardan
kural olarak sorumlu tutulamazlar. Nitekim uygulamada ölümden sonra muris adına düzenlenmiş para cezalarının mirasçılardan tahsil edilmeye çalışılması hâlinde, mirasçıların dava ve itiraz hakları bulunmaktadır.
2. Adli Para Cezalarının Hukuki Niteliği
Adli para cezaları, ceza mahkemeleri tarafından hükmedilen ve ceza hukuku yaptırımı niteliği taşıyan para cezalarıdır. Uygulamada çoğu zaman vergi borçları veya idari para cezaları ile karıştırılmakta ise de, adli para cezalarının hukuki niteliği ve sonuçları farklıdır.
Özellikle miras hukukunda, adli para cezalarının tereke borcu sayılıp sayılmayacağı ve mirasçılardan tahsil edilip edilemeyeceği bakımından “ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesi belirleyici olmaktadır.
2.1. Adli Para Cezası Nedir?
Adli para cezası, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç karşılığında mahkemeler tarafından hükmedilen bir yaptırım türüdür. Bu ceza, belirli bir miktar paranın Devlete ödenmesini ifade etmektedir. Adli para cezaları;
- Doğrudan para cezası olarak,
- Kısa süreli hapis cezasına alternatif yaptırım olarak,
- Bazı suçlar bakımından seçimlik ceza şeklinde
uygulanabilmektedir. Bu cezalar yalnızca ceza mahkemeleri tarafından hükmedilebilmekte olup, idari makamlar tarafından verilen idari para cezalarından farklı hukuki niteliğe sahiptir.
2.2. Adli Para Cezalarının Şahsa Bağlı Olması
Adli para cezaları doğrudan suç işleyen kişinin cezalandırılmasına yönelik olduğundan, şahsa sıkı sıkıya bağlı ceza niteliği taşımaktadır.
Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan “ceza sorumluluğunun şahsiliği” gereği, bir kişinin işlediği suç nedeniyle üçüncü kişilerin sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu nedenle adli para cezaları:
- Tereke borcu niteliğinde kabul edilmez,
- Mirasçılara intikal etmez,
- Miras payı oranında dahi olsa mirasçılardan talep edilemez.
Dolayısıyla mirasçılar, murisin işlediği suç nedeniyle hükmedilmiş adli para cezalarından sorumlu tutulamazlar.
2.3. Ölüm Halinde Adli Para Cezalarının Düşmesi
Kişinin ölümü hâlinde adli para cezaları kural olarak ortadan kalkmaktadır. Çünkü cezai sorumluluk yalnızca fiili işleyen kişiye ait olup, ölümle birlikte ceza ilişkisinin devam etmesi mümkün değildir.
Nitekim ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği, muris hakkında kesinleşmiş olsa dahi adli para cezalarının mirasçılardan tahsil edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle;
- Kesinleşmiş adli para cezaları,
- İnfaz aşamasındaki adli para cezaları,
- Hapis cezasından çevrilen adli para cezaları
ölüm hâlinde sona ermektedir.
Uygulamada bazı durumlarda murisin ölümünden sonra mirasçılara ödeme emri gönderildiği görülebilmekteyse de, adli para cezası niteliğindeki alacaklar bakımından mirasçıların buna karşı itiraz ve dava hakları bulunmaktadır.
3. İdari Para Cezalarının Mirasçılara Etkisi
İdari para cezaları, kamu düzeninin korunması amacıyla idari makamlar tarafından uygulanan mali yaptırımlardır. Bu cezalar, niteliği gereği doğrudan hukuka aykırı fiili gerçekleştiren kişiye yönelik şahsi yaptırımlardır.
Ceza hukukundaki şahsilik ilkesi idari yaptırımlar için de aynen geçerli olduğundan, idari para cezalarının mirasçılara intikal etmesi hukuken mümkün değildir. Dolayısıyla, idari para cezasına muhatap olan kişinin ölümüyle birlikte bu cezalar kendiliğinden ortadan kalkar ve terekeden veya mirasçılardan hiçbir şekilde tahsil edilemez.
3.1. İdari Para Cezası Nedir?
İdari para cezası, kanunların verdiği yetki kapsamında idari makamlar tarafından uygulanan parasal yaptırımdır. Bu cezalar mahkemeler tarafından verilen adli para cezalarından farklı olup, çoğunlukla idarenin kararına dayanılarak uygulanmaktadır. İdari para cezaları;
- Trafik cezaları,
- Belediye cezaları,
- Çevre cezaları,
- Kabahatler kanunu kapsamındaki yaptırımlar,
- Ruhsat ve denetim ihlallerine ilişkin cezalar
gibi farklı alanlarda karşımıza çıkabilmektedir. Bu cezalar hukuka aykırı fiili gerçekleştiren kişiye yöneliktir.
3.2. Trafik Para Cezalarının Durumu
Uygulamada mirasçılar bakımından en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri trafik para cezalarıdır. Trafik para cezaları idari yaptırım niteliğinde olduğundan, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği sürücünün ölümü hâlinde bu cezaların mirasçılardan tahsil edilmesi mümkün değildir.
Trafik cezalarının araç plakasına düzenlenmiş olması da bu kuralı değiştirmez. Plakaya kesilen cezalar da idari para cezası niteliğindedir ve ruhsat sahibinin ölümüyle birlikte tamamen ortadan kalkar. Dolayısıyla mirasçılar, murisin ölümünden önce kesilmiş olan hiçbir trafik para cezasından sorumlu tutulamazlar.
3.3. Belediye ve Kabahat Para Cezaları
Belediyeler veya diğer idari kurumlar tarafından uygulanan kabahat niteliğindeki para cezaları da şahsi yaptırım niteliği taşımaktadır. Örneğin;
- İmar mevzuatına aykırılık,
- Çevre kirliliği,
- Ruhsatsız faaliyet,
- Belediye düzenlemelerine aykırılık
nedeniyle uygulanan idari para cezaları, fiili gerçekleştiren kişiye yöneliktir. Bu nedenle cezalandırılan kişinin ölümü hâlinde, söz konusu idari para cezalarının mirasçılardan tahsil edilmesi mümkün değildir.
Ancak belediyelerin uyguladığı idari para cezaları ile idarenin yaptığı somut masraflar birbirine karıştırılmamalıdır. Örneğin, kaçak bir yapının belediye tarafından yıkılması nedeniyle doğan yıkım masrafları veya çevre kirliliğini gidermek için harcanan temizlik giderleri birer ceza değil, idari masraftır. Bu tür fiili masraflar ceza sorumluluğunun şahsiliği kapsamında yer almadığından, ceza silinse dahi yapılan masraflar terekeden (miras kalan malvarlığından) tahsil edilir.
3.4. Vergi Cezaları ile Vergi Aslı Arasındaki Fark
Vergi cezaları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamında vergi yükümlülüklerinin ihlali nedeniyle uygulanan yaptırımlardır. Vergi ziyaı cezası, usulsüzlük cezası ve özel usulsüzlük cezası bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Vergi Usul Kanunu’nun 372. maddesinde açıkça “ölüm hâlinde vergi cezaları düşer” hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle murisin sağlığında kesilmiş olan veya ölümünden sonra yapılan inceleme sonucunda kesilecek vergi cezaları mirasçılara intikal etmez ve mirasçılardan tahsil edilemez.
Dolayısıyla mirasçılar;
- Vergi ziyaı cezalarından,
- Usulsüzlük cezalarından,
- Özel usulsüzlük cezalarından
Sorumlu tutulamazlar. Bu durum, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin vergi hukuku bakımından da kabul edilmiş olmasının bir sonucudur. Nitekim Anayasa’nın 38. maddesi uyarınca hiç kimse başkasının fiili nedeniyle cezalandırılamaz.
Ancak uygulamada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, vergi cezası ile verginin aslı arasındaki farktır. Murisin ölüm tarihinde mevcut olan vergi aslı, yani ana kamu borcu, ceza niteliğinde değildir. Aynı şekilde bu vergi borcuna bağlı olarak hesaplanan gecikme faizi ve gecikme zammı da hukuken ceza değil, fer’i mali yükümlülük niteliğindedir.
3.5. Ölüm Halinde İdari Para Cezalarının Durumu
Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği, kişinin ölümü ile birlikte idari para cezaları da ortadan kalkmaktadır. Dolayısıyla mirasçılar;
- Trafik para cezalarından,
- Belediye para cezalarından,
- Kabahat cezalarından,
- Şahsa bağlı idari yaptırımlardan
Sorumlu tutulamazlar. Ancak uygulamada ölümden sonra mirasçılara ödeme emirleri gönderilmesi veya haciz işlemleri uygulanması mümkündür. Bu gibi durumlarda takip konusu alacağın niteliğinin incelenmesi ve gerekli hâllerde dava veya itiraz yoluna başvurulması önem taşımaktadır.
Özellikle ceza niteliğindeki kamu alacakları ile vergi aslı veya masraf niteliğindeki kamu alacaklarının birbirinden ayrılması uygulamada büyük önem taşımaktadır.
4. Sonuç
Türk hukuk sisteminde, Anayasa’nın 38. maddesiyle güvence altına alınan “ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesi, hem ceza mahkemelerince verilen adli para cezaları hem de idari makamlarca kesilen idari para cezaları için amir hükümdür. Bu temel ilke uyarınca, hiç kimse başkasının fiili nedeniyle cezalandırılamayacağı gibi, cezai yaptırımların ölümden sonra mirasçılara intikal etmesi de hukuken mümkün değildir.
Özetlemek gerekirse; mirasbırakanın sağlığında kesinleşmiş veya ölümünden sonra tespit edilmiş olan;
- Adli para cezaları,
- Trafik para cezaları,
- Vergi usulsüzlük ve vergi ziyaı cezaları,
- Belediye ve imar para cezaları gibi tüm cezai yaptırımlar murisin ölümüyle birlikte kendiliğinden ortadan kalkar.
Mirasçılara intikal eden sorumluluk, yalnızca murisin ölüm tarihinde mevcut olan vergi asılları, Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV), idari masraflar veya özel hukuk borçları gibi ceza niteliği taşımayan saf mali yükümlülüklerdir.
Uygulamada, sistem hatası veya usul eksikliği nedeniyle ölüm tarihinden sonra mirasçılara bu tür cezalar için ödeme emri gönderildiği veya takip başlatıldığı sıklıkla görülmektedir. Mirasçıların, kendilerine tebliğ edilen ödeme emirlerinin içeriğini dikkatle incelemesi, silinmesi gereken bir “para cezası” ile karşılaştıklarında ise yasal süreleri kaçırmadan yetkili mahkemelerde dava açarak bu takipleri iptal ettirmeleri hayati önem taşımaktadır.


Sultanbeyli belediyesinde Encümen şefi olarak görev yapıyorum. Vatandaşın birine kaçak inşaat yaptığı için yapı tatil tutanağı düzenlenmiş ve Encümende para cezası verilmiş bu süreçte vadandaş vefat etmiş yapılan yerde vefat edenin oğlu oturuyor. Mirasçılar bu borcu öder mi? veya iptal için İdare mahkemesinin karar vermesi gerekir mi? Vefat dolayısıyla borç düşer mi?
(Mirascı oğlu kaçak yapılan yerde oturuyor.) Cezanın iptal olmaması durumunda belediye kayıtlarına göre oturulan daire sahibine ceza düzenlenebilir mi?