Telafi çalışması, işyerinde zorunlu nedenlerle çalışmanın durması, işin önemli ölçüde azalması veya işçinin talebi üzerine izin kullanılması gibi durumlarda çalışılmayan sürelerin sonradan çalışılarak karşılanmasını sağlayan bir çalışma düzenidir.
İş Kanunu’nun 64. maddesinde düzenlenen telafi çalışması, fazla mesai niteliğinde olmayan ve belirli şartlar altında uygulanabilen özel bir çalışma türüdür. Bu yönüyle telafi çalışması, işyerinde üretim sürekliliğinin sağlanmasına imkân tanırken işçinin çalışma sürelerinin de kanuni sınırlar içinde kalmasını amaçlar.
Bu yazımızda telafi çalışmasını İş Kanunu m.64 çerçevesinde, hukuki şartları, süre sınırları ve fazla mesaiye dönüşen hallerle birlikte ayrıntılı olarak ele alıyoruz.
İçindekiler
1. Telafi Çalışması Nedir?
Telafi çalışması, işyerinde çeşitli nedenlerle çalışılmayan sürelerin daha sonra çalışılarak karşılanmasını sağlayan özel bir çalışma düzenidir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 64. maddesinde düzenlenen bu kurum, işyerinde üretim veya hizmetin aksadığı dönemlerde çalışılmayan sürelerin sonradan telafi edilmesine imkân tanır. Bu düzenleme sayesinde işveren, belirli şartların varlığı halinde işçilere ek çalışma yaptırarak işin sürekliliğini sağlayabilir.
1.1. Telafi Çalışmasının İş Kanunu m.64 Kapsamında Tanımı
İş Kanunu m.64’e göre telafi çalışması; zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatil günlerinden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi ya da işçinin talebi üzerine kendisine izin verilmesi gibi durumlarda çalışılmayan sürelerin daha sonra çalıştırılarak karşılanmasıdır. Kanuna göre bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz.
Telafi çalışması ancak belirli bir süre içinde yaptırılabilir ve günlük çalışma süresi bakımından kanunda belirlenen sınırların aşılmaması gerekir.
1.2. Telafi Çalışmasının Amacı ve Hukuki Niteliği
Telafi çalışmasının temel amacı, işyerinde çalışılmayan sürelerin üretim veya hizmet akışını aksatmadan sonradan karşılanmasını sağlamaktır. Bu yönüyle telafi çalışması, işverenin yönetim hakkı kapsamında değerlendirilen bir uygulamadır.
Ancak telafi çalışması sınırsız bir yetki değildir. İş Kanunu, hem telafi süresi hem de günlük çalışma süresi bakımından sınırlar getirerek işçinin çalışma koşullarını korumayı amaçlamıştır.
1.3. Telafi Çalışmasının Fazla Mesai Kavramından Temel Farkı
Telafi çalışması çoğu zaman fazla mesai ile karıştırılmaktadır. Oysa iki kavram hukuki açıdan farklıdır.
Fazla mesai, haftalık 45 saatlik çalışma süresini aşan çalışmalar için söz konusu olur ve işçiye zamlı ücret ödenmesini gerektirir. Telafi çalışması ise daha önce çalışılmayan sürelerin karşılanması amacıyla yapılan çalışma olup fazla çalışma sayılmaz ve kural olarak ek ücret gerektirmez.
Ancak telafi çalışması kanunda öngörülen süre ve sınırların dışında yaptırılırsa, bu çalışmalar hukuken fazla mesai olarak değerlendirilir ve işçiye fazla çalışma ücreti ödeme yükümlülüğü doğabilir.
2. Telafi Çalışmasının Şartları
Telafi çalışması, işverenin dilediği zaman başvurabileceği bir uygulama değildir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 64. maddesi telafi çalışmasının yapılabilmesi için belirli şartların varlığını aramaktadır. Bu şartlar gerçekleşmeden yaptırılan çalışmalar telafi çalışması olarak değil, fazla çalışma olarak değerlendirilebilir.
- Zorunlu Neden veya İşin Durması
Telafi çalışması yapılabilmesi için öncelikle işyerinde çalışmanın geçici olarak durmasına veya önemli ölçüde azalmasına neden olan bir durumun bulunması gerekir. Makine arızası, elektrik kesintisi, doğal afet, teknik aksaklık veya benzeri zorunlu nedenlerle işin durması bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bu tür durumlarda çalışılmayan süreler daha sonra telafi çalışması ile karşılanabilir.
- İşçinin Talebiyle İzin Kullanımı
Telafi çalışması, işçinin kendi talebiyle izin kullanması halinde de uygulanabilir. İşçinin kişisel nedenlerle izin alması durumunda çalışılmayan sürelerin daha sonra telafi edilmesi mümkündür. Ancak bu durumda işçinin talebinin bulunması ve işverenin bu talebi kabul etmesi gerekir.
- İşverenin Açık Talimatı
Telafi çalışmasının yapılabilmesi için işverenin bu yönde açık bir talimat vermesi gerekir. İşveren, telafi çalışmasının hangi günlerde ve hangi sürelerle yapılacağını işçilere önceden bildirmelidir. Bu uygulamanın işyerinde düzenli ve belirli bir plan çerçevesinde yürütülmesi gerekir.
- Telafi Süresinin 4 Ay İçinde Kullandırılması
İş Kanunu’na göre telafi çalışması, çalışılmayan sürelerin ortaya çıktığı tarihten itibaren en geç dört ay içinde yaptırılmalıdır. Bu süre içinde yaptırılmayan çalışmalar telafi çalışması niteliğini kaybeder. Bu durumda işçilere yaptırılan çalışmalar fazla çalışma olarak değerlendirilir ve buna bağlı olarak fazla mesai ücreti ödeme yükümlülüğü doğabilir.
3. Telafi Çalışmasının Süresi ve Günlük Sınırı
Telafi çalışması, kanunda belirlenen süre ve çalışma sınırları içinde yaptırılabilir. İş Kanunu m.64, telafi çalışmasının günlük süresi ve uygulanabileceği zaman bakımından bazı önemli sınırlamalar getirmiştir. Bu sınırlar, işçinin aşırı çalıştırılmasını önlemeyi ve çalışma sürelerinin makul seviyede kalmasını sağlamayı amaçlar.
- Günlük En Fazla 3 Saat Sınırı
İş Kanunu’na göre telafi çalışması günde en fazla üç saat yaptırılabilir. Bu süre, işçinin normal çalışma süresine ek olarak yaptırılabilecek azami telafi çalışması süresini ifade eder.
Örneğin günlük çalışma süresi 8 saat olan bir işçiye, telafi çalışması kapsamında aynı gün en fazla 3 saat daha çalışma yaptırılabilir. Bu durumda işçinin o günkü toplam çalışma süresi en fazla 11 saat olabilir. Üç saatlik sınırın aşılması halinde yapılan çalışmalar telafi çalışması sayılmaz ve fazla çalışma olarak değerlendirilir.
- Günlük 11 Saatlik Azami Çalışma Süresi
Telafi çalışması yaptırılırken İş Kanunu’nda öngörülen günlük 11 saatlik azami çalışma süresi de aşılmamalıdır. İşçinin bir gün içinde toplam çalışma süresi, telafi çalışması dahil olmak üzere 11 saati geçemez.
Dolayısıyla işçinin normal çalışma süresi ile telafi çalışması birlikte değerlendirilir ve toplam süre bu sınır içinde kalmalıdır.
- Hafta Tatilinde Telafi Çalışması Yapılabilir mi?
Telafi çalışmasının hafta tatili günlerinde yaptırılması mümkün değildir. İşçinin hafta tatili hakkı kanunen korunmuş bir dinlenme hakkıdır ve telafi çalışması gerekçesiyle bu hakkın ortadan kaldırılması mümkün değildir.
Bu nedenle hafta tatili gününde yaptırılan çalışmalar telafi çalışması sayılmaz ve fazla çalışma veya hafta tatili çalışması olarak değerlendirilir. Bu durumda işçiye ilgili ücretlerin ödenmesi gerekir.
Konuyla ilgili daha detaylı bilgi almak için Hafta Tatili Ücret Alacağı; Şartları, Hesaplama Yöntemi ve Dava Süreci başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
4. Telafi Çalışması Fazla Mesaiye Ne Zaman Dönüşür?
Telafi çalışması, İş Kanunu m.64’te belirlenen şartlar ve süreler içinde yaptırıldığı sürece fazla çalışma sayılmaz ve işçiye zamlı ücret ödenmesini gerektirmez. Ancak kanunda öngörülen sınırların aşılması halinde telafi çalışması niteliğini kaybeder ve yapılan çalışmalar fazla mesai olarak değerlendirilir. Bu durumda işveren, yapılan çalışmalar için fazla çalışma ücretini ödemekle yükümlü hale gelebilir.
Konuyla ilgili daha detaylı bilgi almak için Fazla Mesai Ücreti Alacağı; Şartları, Hesaplama Yöntemi ve Dava Süreci başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
- 4 Ay İçinde Yaptırılmaması
İş Kanunu’na göre telafi çalışması, çalışılmayan sürelerin ortaya çıktığı tarihten itibaren en geç dört ay içinde yaptırılmalıdır. Bu süre içinde yaptırılmayan çalışmalar telafi çalışması sayılmaz. Dört aylık sürenin aşılması halinde işçiye yaptırılan çalışmalar fazla mesai niteliği kazanır ve buna bağlı olarak fazla çalışma ücreti doğabilir.
- Günlük 3 Saat Sınırının Aşılması
Telafi çalışması kapsamında bir işçiye günde en fazla üç saat ek çalışma yaptırılabilir. Bu sınırın aşılması halinde aşan kısım telafi çalışması olarak kabul edilmez.
Günlük üç saatten fazla yaptırılan çalışmalar fazla çalışma sayılır ve işçiye zamlı ücret ödenmesi gerekir.
- Günlük 11 Saat Sınırının İhlali
Telafi çalışması yapılırken işçinin günlük toplam çalışma süresi 11 saati geçemez. Bu sınırın aşılması halinde yapılan çalışmalar telafi çalışması olarak değerlendirilemez.
Bu durumda işçi, fazla çalışma ücretine hak kazanabilir.
- Tatil Günlerinde Yaptırılması
Telafi çalışmasının hafta tatili veya ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yaptırılması mümkün değildir. Bu günlerde yaptırılan çalışmalar telafi çalışması sayılmaz.
Bu tür çalışmalar hafta tatili veya tatil günü çalışması olarak değerlendirilir ve işçiye buna uygun ücret ödenmesi gerekir.
5. Telafi Çalışmasına Uymamanın Sonuçları
Telafi çalışması, İş Kanunu m.64 kapsamında belirli şartlar altında uygulanabilen bir çalışma düzenidir. Ancak telafi çalışmasının hukuka uygun şekilde yapılması ve tarafların bu düzenlemeye uygun davranması gerekir. Telafi çalışmasına uyulmaması hem işçi hem de işveren bakımından çeşitli hukuki sonuçlar doğurabilir.
İşverenin telafi çalışmasını kanunda öngörülen şartlara aykırı şekilde yaptırması, işçi açısından haklı fesih sebebi oluşturabilir. Özellikle;
- Günlük 3 saat sınırının aşılması,
- Günlük 11 saatlik azami çalışma süresinin ihlal edilmesi,
- Hafta tatili veya tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılması,
- Telafi çalışmasının 4 aylık süre dışında yaptırılması
gibi durumlarda işçinin çalışma koşulları ağırlaştırılmış sayılabilir. Bu tür hallerde işçi, İş Kanunu m.24 kapsamında iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatına hak kazanabilir.
Telafi çalışması kanuna uygun şekilde planlanmış ve işçilere bildirilmiş olmasına rağmen işçinin haklı bir neden olmaksızın telafi çalışmasına katılmaması halinde işveren bazı yaptırımlar uygulayabilir.
İşçi, işverenin yönetim hakkı kapsamında verilen telafi çalışması talimatına uymadığında;
- disiplin yaptırımları uygulanabilir,
- durumun ağırlığına göre iş sözleşmesinin feshi gündeme gelebilir.
Ancak bu tür bir fesih değerlendirilirken somut olayın özellikleri, telafi çalışmasının hukuka uygun olup olmadığı ve işçinin davranışının işyerindeki çalışma düzenini ne ölçüde etkilediği dikkate alınır.
6. Telafi Çalışmasına İlişkin Dava Süreci
Telafi çalışmasının kanunda öngörülen şartlara aykırı şekilde yaptırılması halinde, işçi fazla mesai alacağı başta olmak üzere işçilik alacaklarını talep edebilir. Bu tür uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce izlenmesi gereken bazı usul kuralları bulunmaktadır.
6.1. Dava Şartı Arabuluculuk
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca işçi ve işveren arasındaki işçilik alacaklarına ilişkin davalarda arabulucuya başvuru dava şartıdır. Bu nedenle telafi çalışmasının fazla mesaiye dönüştüğü iddiasına dayalı alacak taleplerinde de dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur.
Arabuluculuk başvurusu yapılmadan doğrudan dava açılması halinde mahkeme, dava şartı yokluğu nedeniyle davayı usulden reddeder.
Arabuluculuk sürecinde taraflar anlaşmaya varırlarsa düzenlenen anlaşma belgesi ilâm niteliğinde belge sayılır ve doğrudan icra edilebilir.
6.2. Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Görevli Mahkeme: Telafi çalışmasından kaynaklanan fazla mesai ve diğer işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda İş Mahkemeleridir.
- Yetkili Mahkeme: Kural olarak, davalının yerleşim yeri mahkemesi veya işin yapıldığı yer mahkemesidir. İşçi, bu mahkemelerden herhangi birinde dava açabilir. İş Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri iş mahkemesi sıfatıyla bakmaktadır.
6.3. İspat Yükü
İşçilik alacaklarına ilişkin davalarda kural olarak fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işyerindeki çalışma düzeni, bordrolar, puantaj kayıtları, giriş-çıkış kayıtları ve tanık beyanları ispat bakımından önemli deliller oluşturur.
İşverenin çalışma sürelerine ilişkin kayıtları düzenli tutması ve telafi çalışmalarını açık şekilde belgelemesi, uyuşmazlıkların çözümünde belirleyici olabilir.
6.4. Zamanaşımı
Fazla mesai alacağı dahil olmak üzere işçilik alacakları için zamanaşımı süresi beş yıldır. İşçi, fazla çalışma ücretine ilişkin taleplerini bu süre içinde ileri sürebilir.
Zamanaşımı süresi kural olarak alacağın doğduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu nedenle telafi çalışması kapsamında yaptırıldığı iddia edilen çalışmaların tarihi, zamanaşımı hesabında önem taşır.

