Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, taşınmaz mülkiyetinin ileride devredilmesini amaçlayan ve taraflara tapu devri konusunda borç yükleyen resmi bir sözleşmedir. Ancak uygulamada sıklıkla, taşınmazı devretme borcu altına giren tarafın tapu devrinden kaçındığı veya yükümlülüğünü yerine getirmediği görülmektedir. Bu gibi durumlarda, alacaklı taraf mahkemeye başvurarak taşınmazın kendi adına tescil edilmesini talep edebilir.
Uygulamada “cebri tescil davası” olarak da adlandırılan tescile zorlama davası; özellikle gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda önemli bir hukuki koruma sağlamaktadır.
Bu yazımızda; gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tescile zorlama davasının şartlarını ve dava sürecini, ayrıntılı şekilde inceleyeceğiz.
Yazı İçeriği
- 1. Cebri Tescil Davası Nedir?
- 2. Tescile Zorlama (Cebri Tescil) Davası Hangi Durumlarda Açılır?
- 3. Cebri Tescil Davasının Şartları
- 4. Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesine Dayalı Cebri Tescil Davası
- 5. Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde Cebri Tescil
- 6. Miras Taksim Sözleşmesine Dayalı Tescil Talebi
- 7. Cebri Tescil Davasında Taraflar
- 8. Cebri Tescil Davasında Zamanaşımı
- 9. Cebri Tescil Davasında Yargılama Süreci
1. Cebri Tescil Davası Nedir?
Cebri tescil davası (tescile zorlama davası), taşınmazı devretme borcu altına giren kişinin tapu devrinden kaçınması halinde, taşınmazın mahkeme kararıyla davacı adına tescil edilmesi amacıyla açılan davadır.
Uygulamada bu dava; özellikle gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda gündeme gelmektedir.
Davanın kabulü halinde, mahkeme kararı tapu devri iradesinin yerine geçer ve taşınmazın davacı adına tesciline karar verilebilir.
1.1. Tescile Zorlama Davasının Hukuki Niteliği
Tescile zorlama davası, taşınmaz mülkiyetinin mahkeme kararıyla davacı adına geçirilmesini amaçlayan bir eda davasıdır.
Bu dava ile davacı, davalının yerine getirmediği tapu devri borcunun hâkim kararıyla yerine getirilmesini talep etmektedir. Dava sonucunda verilen karar kesinleştiğinde ayni etki doğurarak taşınmazın davacı adına tesciline imkan sağlar.
1.2. Tescile Zorlama Davasının Hukuki Dayanağı
Tescile zorlama davasının temel hukuki dayanağını Türk Medeni Kanunu’nun 716. maddesi oluşturmaktadır.
TMK m.716- Tescili isteme hakkı
Anılan hüküm uyarınca, mülkiyetin devrine ilişkin borç doğuran bir hukuki işleme dayanarak taşınmazın devrini isteme hakkını kazanan kişi, malik taşınmazı devretmekten kaçınırsa hâkimden taşınmazın kendi adına tesciline karar verilmesini talep edebilir.
Bunun yanında, gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri bakımından Türk Borçlar Kanunu, Tapu Kanunu ve Noterlik Kanunu hükümleri de önem taşımaktadır.
2. Tescile Zorlama (Cebri Tescil) Davası Hangi Durumlarda Açılır?
Tescile zorlama (cebri tescil) davası, taşınmaz mülkiyetinin devrini gerektiren geçerli bir hukuki ilişki bulunmasına rağmen, tapu devrinin yapılmaması halinde açılan davadır.
Bu dava ile amaçlanan, tapu devri borcu altındaki kişinin yerine getirmediği yükümlülüğün mahkeme kararıyla yerine getirilmesi ve taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesidir.
Uygulamada tescile zorlama davaları en sık gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ile kat karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanmaktadır. Bunun yanında, bazı miras paylaşımı ve taşınmaz devrine ilişkin özel hukuki ilişkilerde de tescil talepleri gündeme gelebilmektedir.
2.1. Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesine Dayanılarak
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, taraflardan birinin ileride taşınmaz mülkiyetini devretmeyi taahhüt ettiği resmi bir sözleşmedir.
Alıcının satış bedelini ödemesine veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen satıcının tapu devrinden kaçınması halinde, alıcı tarafından tescile zorlama davası açılabilmektedir.
Bu davalarda, satış vaadi sözleşmesinin noterlikte düzenleme şeklinde yapılmış olması büyük önem taşımaktadır. Resmi şekle uygun olmayan sözleşmeler kural olarak geçersiz kabul edilmektedir.
2.2. Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde
Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenici, belirli bağımsız bölümleri inşa etmeyi; arsa sahibi ise sözleşmede kararlaştırılan arsa paylarını veya bağımsız bölümleri devretmeyi üstlenmektedir.
Yüklenicinin sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmesine rağmen arsa sahibinin tapu devrini gerçekleştirmemesi halinde, yüklenici tarafından tescile zorlama davası açılabilmektedir.
Bu tür uyuşmazlıklarda özellikle inşaatın sözleşmeye uygun şekilde tamamlanıp tamamlanmadığı, iskân durumu, eksik ve ayıplı işlerin bulunup bulunmadığı önem taşımaktadır.
2.3. Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde, tarafların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen kararlaştırılan tapu devrinin yapılmaması halinde, hak sahibi tarafından taşınmazın mahkeme kararıyla kendi adına tescili talep edilebilmektedir.
Özellikle uygulamada, yükleniciye devredilmesi gereken arsa paylarının devredilmemesi veya bağımsız bölüm tapularının verilmesinden kaçınılması nedeniyle tescile zorlama davaları sıklıkla gündeme gelmektedir.
2.4. Miras Paylaşımı ve Devir Yükümlülüğünde
Miras paylaşımı sırasında mirasçılar arasında yapılan anlaşmalar kapsamında belirli taşınmazların devri kararlaştırılabilmektedir.
Taraflardan birinin paylaşım anlaşmasına rağmen tapu devrini gerçekleştirmemesi halinde, diğer mirasçılar tarafından tescile zorlama talebinde bulunulabilmektedir.
Özellikle miras taksim sözleşmeleri ve paylaşım protokollerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda bu tür davalar gündeme gelmektedir.
3. Cebri Tescil Davasının Şartları
Tescile zorlama (cebri tescil) davasının kabul edilebilmesi için, davacının taşınmazın kendi adına tescilini isteme hakkını hukuken kazanmış olması gerekir.
Bu nedenle mahkeme tarafından; taraflar arasında geçerli bir hukuki ilişki bulunup bulunmadığı, tapu devri borcunun doğup doğmadığı ve davacının kendi yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ayrıntılı şekilde incelenmektedir.
3.1. Geçerli Bir Hukuki İlişkinin Bulunması
Cebri tescil davasının açılabilmesi için öncelikle taraflar arasında taşınmaz devrini gerektiren geçerli bir hukuki ilişki bulunmalıdır.
Bu hukuki ilişki; gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, kat karşılığı inşaat sözleşmesi, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi veya miras paylaşım anlaşması gibi çeşitli hukuki işlemlerden kaynaklanabilmektedir.
Özellikle taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde resmi şekil şartına uyulmuş olması büyük önem taşımaktadır.
3.2. Tapu Devri Borcunun Doğmuş Olması
Tescile zorlama davası açılabilmesi için, davalı taraf bakımından tapu devri yükümlülüğünün doğmuş olması gerekir.
Başka bir ifadeyle, taşınmazın devrini gerektiren şartların gerçekleşmiş olması ve davalının artık tapu devrini yapmakla yükümlü hale gelmiş bulunması gerekir.
Henüz doğmamış veya şartları oluşmamış bir tapu devri borcu için kural olarak cebri tescil talebinde bulunulamaz.
3.3. Davacının Kendi Edimini Yerine Getirmesi
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, davacının da kendi yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir.
Örneğin gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinde satış bedelinin ödenmiş olması; kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde ise yüklenicinin inşaatı sözleşmeye uygun şekilde tamamlaması önem taşımaktadır.
Davacının kendi edimini yerine getirmediği durumlarda, tescile zorlama talebi reddedilebilmektedir.
3.4. Tescil Talebinin Muaccel Hale Gelmesi
Cebri tescil talebinin ileri sürülebilmesi için, tapu devri isteme hakkının muaccel hale gelmiş olması gerekir.
Başka bir ifadeyle, sözleşmede kararlaştırılan şartların gerçekleşmiş ve tapu devrinin artık talep edilebilir aşamaya gelmiş olması gerekmektedir.
Henüz vadesi gelmemiş veya belirli şartlara bağlanmış bir devir yükümlülüğü bakımından doğrudan tescile zorlama davası açılamaz.
3.5. Taşınmazın Belirli veya Belirlenebilir Olması
Tescile zorlama davasına konu taşınmazın belirli veya en azından belirlenebilir nitelikte olması gerekir.
Taşınmazın ada, parsel, bağımsız bölüm numarası veya diğer ayırt edici özelliklerinin belirlenebilir olmaması halinde, tescil talebinin yerine getirilmesi mümkün olmayabilir.
Özellikle kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde hangi bağımsız bölümlerin devredileceğinin açık şekilde belirlenmiş olması büyük önem taşımaktadır.
4. Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesine Dayalı Cebri Tescil Davası
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tescile zorlama davaları, uygulamada cebri tescil davalarının en sık karşılaşılan türlerinden biridir.
Bu davalarda alıcı, satış vaadi sözleşmesinden doğan tapu devri borcunun yerine getirilmediğini ileri sürerek, taşınmazın mahkeme kararıyla kendi adına tescil edilmesini talep etmektedir.
Mahkeme tarafından yapılacak incelemede; sözleşmenin geçerliliği, tarafların yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, tapu devri şartlarının oluşup oluşmadığı ve taşınmazın üçüncü kişilere devredilip devredilmediği değerlendirilmektedir.
4.1. Noterde Düzenleme Şartı
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için noterlikte düzenleme şeklinde yapılması zorunludur.
Türk borçlar Kanunu M. 237- Şekil
Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri,resmîşekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz.
Tescile zorlama davasında mahkeme öncelikle sözleşmenin resmi şekil şartına uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğini incelemektedir. Resmi şekil şartına uyulmaması halinde dava genellikle reddedilmektedir.
4.2. Satış Bedelinin Ödenmesi
Tescile zorlama talebinde bulunan alıcının, sözleşmeden doğan kendi yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir.
Bu kapsamda özellikle satış bedelinin tamamen veya sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde ödenmiş olması önem taşımaktadır.
Mahkeme tarafından banka kayıtları, dekontlar, makbuzlar ve diğer ödeme belgeleri incelenerek davacının edimini yerine getirip getirmediği değerlendirilmektedir.
4.3. Tapu Devrinden Kaçınılması
Satış vaadi sözleşmesine rağmen satıcının tapu devrini yapmaktan kaçınması halinde, alıcı tarafından tescile zorlama davası açılabilmektedir.
Özellikle satış bedelinin ödenmesine rağmen tapuda işlem yapılmaması, devrin sürekli ertelenmesi veya satıcının tapu işlemlerine katılmaması uygulamada sık karşılaşılan durumlardır.
Bu gibi hallerde mahkeme kararı, tapu devri iradesinin yerine geçebilmektedir.
4.4. Tapuya Şerhin Etkisi
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri tapu siciline şerh edilebilmektedir. Uygulamada noterlikler tarafından elektronik sistem üzerinden tapuya bildirim yapılabilmekle birlikte, şerhin tapu siciline işlenmesi ayrıca önem taşımaktadır.
Tapuya verilen şerh, satış vaadi alıcısının hakkını üçüncü kişilere karşı da koruyan önemli bir hukuki güvence sağlamaktadır.
Özellikle taşınmazın daha sonra başka kişilere devredilmesi halinde, tapuya şerh verilmiş olması büyük önem taşımaktadır.
4.5. Üçüncü Kişilere Devrin Sonuçları
Bazı durumlarda, satış vaadine konu taşınmaz dava açılmadan önce üçüncü kişilere devredilebilmektedir.
Bu gibi durumlarda üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı, satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edilip edilmediği ve devrin muvazaalı olup olmadığı önem taşımaktadır.
Özellikle tapuya şerh verilmiş satış vaadi sözleşmeleri bakımından, sonradan taşınmazı devralan kişilere karşı da tescil talepleri ileri sürülebilebilmektedir.
5. Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde Cebri Tescil
Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, uygulamada tescile zorlama davalarının en sık görüldüğü hukuki ilişkilerden biridir.
Bu sözleşmelerde yüklenici belirli bir inşaatı yapmayı; arsa sahibi ise sözleşmede kararlaştırılan bağımsız bölümleri veya arsa paylarını devretmeyi üstlenmektedir. Taraflardan birinin sözleşmeden doğan tapu devri yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, diğer taraf tarafından tescile zorlama davası açılabilmektedir.
5.1. Yüklenicinin Tescil Talebi
Yüklenicinin sözleşme kapsamındaki inşaatı kararlaştırılan şekilde tamamlamasına rağmen arsa sahibinin tapu devrinden kaçınması halinde, yüklenici tarafından tescile zorlama davası açılabilmektedir.
Bu davalarda özellikle inşaatın sözleşmeye uygun şekilde tamamlanıp tamamlanmadığı, bağımsız bölümlerin teslim durumu ve tarafların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği incelenmektedir.
5.2. Arsa Sahibinin Tescil Talebi
Bazı durumlarda yüklenici tarafından arsa sahibine devredilmesi gereken bağımsız bölümlerin tapu işlemleri yerine getirilmeyebilmektedir.
Bu gibi hallerde arsa sahibi de kendi adına tescil talebinde bulunabilmekte ve yükleniciye karşı tescile zorlama davası açabilmektedir.
5.3. İnşaatın Sözleşmeye Uygun Tamamlanması
Tescile zorlama talebinin kabul edilebilmesi için, yüklenicinin inşaatı sözleşmeye ve projeye uygun şekilde tamamlamış olması büyük önem taşımaktadır.
Mahkeme tarafından yapılacak incelemede; ruhsata uygunluk, inşaat seviyesi, teknik şartnameye uygunluk ve sözleşme hükümlerinin yerine getirilip getirilmediği değerlendirilmektedir.
5.4. İskân ve Bağımsız Bölüm Tesliminin Önemi
Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde iskân alınması ve bağımsız bölümlerin fiilen teslim edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Özellikle sözleşmede iskân alınmasının yüklenicinin borçları arasında düzenlendiği durumlarda, iskân eksikliği tescil taleplerinin değerlendirilmesinde etkili olabilmektedir.
Bunun yanında, bağımsız bölümlerin fiilen teslim edilmiş olması da tarafların edimlerini yerine getirip getirmediğinin tespitinde dikkate alınmaktadır.
6. Miras Taksim Sözleşmesine Dayalı Tescil Talebi
Miras bırakanın vefatı sonrasında mirasçılar arasında yapılan miras taksim sözleşmeleri ile, terekeye dahil taşınmazların hangi mirasçıya bırakılacağı kararlaştırılabilmektedir.
Mirasçılar arasında geçerli şekilde yapılan paylaşım anlaşmasına rağmen, taraflardan birinin tapu devri işlemlerini yerine getirmemesi halinde, hak sahibi mirasçı tarafından tescile zorlama davası açılabilmektedir.
Özellikle elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlarda, paylaşım konusunda anlaşma sağlanmasına rağmen tapuda gerekli işlemlerin yapılmaması uygulamada sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biridir.
Bu tür davalarda mahkeme tarafından;
- Miras taksim sözleşmesinin geçerliliği,
- Paylaşım iradesinin açık olup olmadığı,
- Taşınmazın hangi mirasçıya bırakıldığının belirli olup olmadığı,
- Tarafların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği
incelenmektedir. Geçerli bir miras paylaşım sözleşmesinin bulunması ve tapu devri yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde, taşınmazın mahkeme kararıyla davacı adına tesciline karar verilebilmektedir.
7. Cebri Tescil Davasında Taraflar
Cebri tescil davalarında taraf sıfatı, taşınmazın devrini gerektiren hukuki ilişkiye göre belirlenmektedir.
Bu davalarda davacı, tapu devrini isteme hakkını kazanan kişi; davalı ise taşınmazın devri yükümlülüğü altında bulunan kişi veya kişiler olmaktadır.
Özellikle tapu kayıtları, miras ilişkileri ve taşınmazın üçüncü kişilere devredilmiş olması gibi durumlar, taraf teşkili bakımından önem taşımaktadır.
7.1. Davacı Kim Olabilir?
Tescile zorlama davasını, taşınmazın kendi adına tescilini isteme hakkını hukuken kazanmış olan kişi açabilmektedir.
Bu kapsamda;
- Gayrimenkul satış vaadi alıcısı,
- Yüklenici,
- Arsa sahibi,
- Miras paylaşım sözleşmesiyle taşınmazı devralma hakkını kazanan mirasçı
gibi kişiler davacı sıfatına sahip olabilmektedir.
Davacının, taşınmazın devrini isteme hakkını geçerli bir hukuki ilişkiye dayanarak kazanmış olması gerekir.
7.2. Dava Kime Karşı Açılır?
Tescile zorlama davası, kural olarak tapu devri yükümlülüğü altında bulunan kişiye karşı açılmaktadır.
Bu kişi çoğu zaman tapuda malik görünen kişi olmakla birlikte, somut olayın özelliklerine göre mirasçılar, arsa sahipleri, yükleniciler veya taşınmazı sonradan devralan üçüncü kişiler de davalı konumunda olabilmektedir.
Özellikle taşınmazın dava açılmadan önce üçüncü kişilere devredilmiş olması halinde, tapu kayıt durumu ve üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı önem taşımaktadır.
8. Cebri Tescil Davasında Zamanaşımı
Cebri tescil davalarında zamanaşımı süresi, tescil talebinin dayandığı hukuki ilişkinin niteliğine göre değişebilmektedir.
Özellikle gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerine dayalı tescil taleplerinde, zamanaşımının başlangıç tarihi ve süresinin belirlenmesi uygulamada önem taşımaktadır.
Mahkeme tarafından yapılacak incelemede; taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi, tapu devri yükümlülüğünün hangi tarihte muaccel hale geldiği ve zamanaşımını kesen işlemler değerlendirmektedir.
8.1. Tescil Taleplerinde Zamanaşımı
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tescile zorlama davalarında, kural olarak Türk Borçlar Kanunu’ndaki genel zamanaşımı süresi uygulanmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu m.146
Buna göre, kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça alacaklar on yıllık zamanaşımına tabidir.
Bu nedenle, tapu devrini isteme hakkını kazanan kişinin, muacceliyet tarihinden itibaren on yıl içerisinde tescil talebinde bulunması gerekmektedir.
8.2. Zamanaşımının Başlangıcı
Zamanaşımı süresi, tapu devrinin talep edilebilir hale geldiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır.
Başka bir ifadeyle, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen şartların gerçekleşmesi ve tapu devri borcunun muaccel hale gelmesi gerekmektedir.
Örneğin satış bedelinin tamamen ödenmesi, inşaatın sözleşmeye uygun şekilde tamamlanması veya sözleşmede belirlenen sürenin dolması gibi durumlar zamanaşımının başlangıcı bakımından önem taşımaktadır.
8.3. Zamanaşımının Kesilmesi ve Durması
Borçlunun borcu ikrar etmesi, dava açılması, icra takibi yapılması veya taraflar arasında alacağın varlığını kabul eden işlemlerin gerçekleşmesi halinde zamanaşımı kesilebilmektedir.
Bunun yanında, kanunda düzenlenen bazı özel durumlarda zamanaşımı süresi durabilmektedir.
Zamanaşımının kesilmesi halinde süre yeniden işlemeye başlamakta olup, somut olayın özelliklerine göre mahkeme tarafından ayrıca değerlendirme yapılmaktadır.
9. Cebri Tescil Davasında Yargılama Süreci
Cebri tescil davaları, taşınmaz mülkiyetinin devrine ilişkin ayni sonuç doğuran davalardır. Bununla birlikte, bu davalarda yalnızca tapu kayıtları değil; taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi, tarafların yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve tapu devri şartlarının oluşup oluşmadığı da ayrıntılı şekilde incelenmektedir.
Bu nedenle yargılama sürecinde hem taşınmaza ilişkin resmi kayıtlar hem de taraflar arasındaki hukuki ilişki birlikte değerlendirilmektedir.
9.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Cebri tescil davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Yetki bakımından ise dava, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır ve bu mahkeme kesin yetkilidir. Bu nedenle davanın başka bir yerde açılması halinde mahkeme tarafından yetkisizlik kararı verilebilmektedir.
9.2. İhtiyati Tedbir Talebi
Cebri tescil davalarında en önemli usuli korumalardan biri, dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesidir. Bu nedenle dava açılırken veya yargılama sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Mahkeme, davacının iddiasını yaklaşık olarak ispat etmesi halinde, tapu kaydına satış ve devir yasağına ilişkin ihtiyati tedbir şerhi konulmasına karar verebilmektedir.
Bu tedbir, dava sürecinde taşınmazın el değiştirmesini önleyerek davanın sonucunun etkisiz hale gelmesini engelleyen önemli bir hukuki koruma sağlamaktadır.
9.3. Deliller ve İspat
Cebri tescil davalarında ispat yükü kural olarak davacıya aittir.
Bu kapsamda özellikle aşağıdaki deliller önem taşımaktadır:
- Gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri
- Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri
- Tapu kayıtları
- Banka kayıtları ve ödeme belgeleri
- Teslim tutanakları
- Taraflar arasındaki yazışmalar
- Tanık beyanları
- Bilirkişi raporları
- Keşif incelemeleri
Özellikle kat karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, inşaatın sözleşmeye uygun şekilde tamamlanıp tamamlanmadığının tespiti bakımından bilirkişi incelemesi büyük önem taşımaktadır.
9.4. Harç ve Yargılama Giderleri
Cebri tescil davaları kural olarak nispi harca tabi davalar arasında yer almaktadır. Bu nedenle dava açılırken, dava konusu taşınmazın değeri üzerinden hesaplanan harcın ödenmesi gerekmektedir.
Yargılama sürecinde ayrıca;
- Bilirkişi ücreti
- Keşif giderleri
- Tebligat giderleri
- Tanık giderleri
gibi çeşitli yargılama giderleri de ortaya çıkabilmektedir. Dava sonunda bu giderler kural olarak davayı kaybeden tarafa yükletilmektedir.
9.5. Vekâlet Ücreti
Cebri tescil davalarında vekâlet ücreti, dava sonunda mahkemece belirlenen taşınmaz değeri üzerinden nispi (oransal) olarak hüküm altına alınmaktadır.
Davayı kazanan taraf lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca karşı taraftan vekâlet ücreti tahsil edilmesine karar verilmektedir.
Bunun yanında, taraflar ile avukat arasında ayrıca kararlaştırılmış sözleşmesel vekâlet ücretleri de gündeme gelebilmektedir.
9.6. Kanun Yolları (İstinaf ve Temyiz)
Cebri tescil davalarında verilen kararlar, üst mahkemelerin denetimine tabidir.
- İstinaf Süreci: İlk derece mahkemesi kararına karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurulabilmektedir.
- Temyiz Süreci: İstinaf incelemesi sonucunda verilen kararlara karşı, kanuni şartların bulunması halinde Yargıtay nezdinde temyiz yoluna başvurulabilmektedir.
Cebri tescil kararları kural olarak kesinleşmeden tapuda infaz edilememektedir. Bu nedenle, mahkemece tescil kararı verilmiş olsa dahi; istinaf ve temyiz süreçleri tamamlanıp karar kesinleşmeden tapuda mülkiyet devri işlemleri gerçekleştirilememektedir.

