Kentsel dönüşüm sürecinde imzalanan sözleşmeler, kat maliklerinin taşınmaz üzerindeki haklarını ve gelecekte elde edecekleri bağımsız bölümlerin niteliğini doğrudan belirler. Bu nedenle sözleşme hükümlerinin adil, dengeli ve hakkaniyete uygun olması büyük önem taşır.
Ancak uygulamada bazı sözleşmelerde, maliklerin haklarını ağır şekilde sınırlayan veya yüklenici lehine açık bir dengesizlik yaratan hükümler bulunabilmektedir. Bu tür durumlarda sözleşmenin haksız şart içerdiği veya aşırı yararlanma (gabin) niteliği taşıdığı ileri sürülerek sözleşmenin tamamen veya kısmen iptali talep edilebilir.
Bu yazıda; kentsel dönüşüm sözleşmesinin hangi hallerde hakkaniyete aykırı sayılacağı, haksız şart ve aşırı yararlanma kavramlarının ne anlama geldiği ve sözleşmenin iptali davasının şartları ile hukuki sonuçları açıklanacaktır.
Yazı İçeriği
- 1. Kentsel Dönüşüm Sözleşmesi Nedir?
- 2. Haksız Şart Nedir?
- 3. Aşırı Yararlanma (Gabin) Nedir?
- 4. Hakkaniyete Aykırı Kentsel Dönüşüm Sözleşmesinin İptali Davasının Şartları
- 5. Davanın Tarafları ve Husumet
- 6. Dava Açma Süreleri (Hak Düşürücü Süreler)
- 7. Zorunlu Arabuluculuk Süreci
- 8. Kentsel Dönüşüm Sözleşmesinin İptali Davası Yargılama Süreci
1. Kentsel Dönüşüm Sözleşmesi Nedir?
Kentsel dönüşüm sözleşmesi, riskli yapı olduğu tespit edilen bir yapının yıkılarak yeniden yapılması ve ortaya çıkacak bağımsız bölümlerin paylaşımının belirlenmesi amacıyla kat malikleri ile yüklenici arasında imzalanan bir sözleşmedir. Bu sözleşme, maliklerin mevcut haklarını, yeni yapılacak yapıda elde edecekleri bağımsız bölümlerin niteliğini ve tarafların karşılıklı yükümlülüklerini düzenleyen temel hukuki belgedir.
Kentsel dönüşüm sürecinde imzalanan sözleşme, yalnızca inşaatın yapılmasına ilişkin teknik bir düzenleme olmayıp; aynı zamanda maliklerin mülkiyet haklarını, paylaşım oranlarını ve kullanım haklarını doğrudan etkileyen kapsamlı bir hukuki ilişkiyi ifade eder. Bu nedenle sözleşme hükümlerinin açık, dengeli ve hakkaniyete uygun olması büyük önem taşır.
1.1. Kentsel Dönüşüm Sözleşmesinin Hukuki Niteliği
Kentsel dönüşüm sözleşmesi, hukuki niteliği bakımından çoğu zaman arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine benzer bir yapı gösteren, birden fazla sözleşme unsurunu bünyesinde barındıran karma nitelikli bir sözleşmedir. Bu sözleşme kapsamında yüklenici, taşınmaz üzerinde yeni bir yapı inşa etmeyi; kat malikleri ise arsa paylarının belirli bir kısmını yükleniciye devretmeyi taahhüt eder.
Bu sözleşmenin en önemli özelliklerinden biri, çoğu zaman birden fazla kat malikinin birlikte taraf olduğu toplu bir sözleşme olmasıdır. Bu nedenle sözleşme, bireysel bir sözleşmeden ziyade, tüm maliklerin ortak menfaatlerini ilgilendiren ve sonuçları bakımından tüm paydaşları etkileyen bir hukuki işlem niteliği taşır.
Bu kapsamda kentsel dönüşüm sözleşmesi:
- Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine benzer bir yapı gösterir
- Karma nitelikli bir sözleşme özelliği taşır
- Kat maliklerinin birlikte taraf olduğu bir sözleşme niteliğindedir
1.2. Kentsel Dönüşüm Sözleşmesinin Amacı ve Kapsamı
Kentsel dönüşüm sözleşmesinin temel amacı, mevcut yapının yıkılarak yerine yeni bir yapının inşa edilmesi ve bu yeni yapıda tarafların haklarının nasıl paylaşılacağının belirlenmesidir. Bu sözleşme, yalnızca inşaatın yapılmasını değil; aynı zamanda bağımsız bölümlerin dağılımını, ortak alanların kullanımını ve tarafların mali yükümlülüklerini de düzenler.
2. Haksız Şart Nedir?
Haksız şart, bir sözleşmede taraflardan birinin haklarını ölçüsüz şekilde sınırlandıran veya diğer taraf lehine açık bir dengesizlik yaratan sözleşme hükümlerini ifade eder. Türk hukukunda sözleşme özgürlüğü temel bir ilke olmakla birlikte, bu özgürlük sınırsız değildir. Sözleşme hükümleri, dürüstlük kuralına ve hakkaniyet ilkesine aykırı şekilde düzenlenemez.
Türk Borçlar Kanunu’nun m.26 ve m.27 hükümleri uyarınca taraflar sözleşmenin içeriğini serbestçe belirleyebilmekle birlikte, sözleşme hükümlerinin emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmaması gerekir. Ayrıca TBK m.2 uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır.
Özellikle standart şekilde hazırlanan ve çok sayıda kat malikinin imzasına sunulan kentsel dönüşüm sözleşmelerinde, bazı hükümlerin maliklerin aleyhine olacak şekilde düzenlenmesi mümkündür. Bu durumda sözleşmede yer alan hükümler, TBK m.25 (genel işlem şartları) ve dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilir ve hakkaniyete aykırı hükümler haksız şart olarak kabul edilerek geçersiz sayılabilir.
2.1. Haksız Şartın Hukuki Dayanağı
Kentsel dönüşüm sözleşmelerinde haksız şartların hukuki değerlendirmesi, özellikle aşağıdaki kanun hükümleri çerçevesinde yapılmaktadır:
TBK m.2 — Dürüstlük Kuralı
Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzeni tarafından korunmaz.
TBK m.25 — Genel İşlem Şartları
Karşı tarafın menfaatlerine aykırı düşen ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde düzenlenen sözleşme hükümleri geçersiz sayılabilir.
TBK m.26 — Sözleşme Özgürlüğü
Taraflar sözleşmenin içeriğini kanunun çizdiği sınırlar içinde serbestçe belirleyebilir.
TBK m.27 — Kesin Hükümsüzlük
Emredici hukuk kurallarına, ahlaka veya kamu düzenine aykırı sözleşme hükümleri kesin olarak hükümsüzdür.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, kentsel dönüşüm sözleşmesinde yer alan bir hükmün geçerli sayılabilmesi için yalnızca taraflarca imzalanmış olması yeterli değildir; aynı zamanda bu hükmün dürüstlük kuralına uygun, dengeli ve hakkaniyete aykırı olmaması gerekir.
2.2. Kentsel Dönüşüm Sözleşmesinde Haksız Şart Sayılabilecek Durumlar
Sözleşme serbestisi ilkesi, taraflardan birinin (genellikle yüklenicinin) ekonomik üstünlüğünü kullanarak diğer tarafı ağır şartlar altına sokmasına izin vermez. Kentsel dönüşüm sözleşmelerinde “haksız şart” olarak nitelendirilebilecek ve yargı denetimine tabi tutulabilecek başlıca durumlar şunlardır:
Paylaşım Oranında ve Metrekare Dağılımında Adaletsizlik
Kentsel dönüşümün temel amacı, riskli yapının güvenli bir yapıya dönüştürülmesidir; ancak bu süreçte malikin mülkiyet hakkının özü zedelenmemelidir.
- Açık Orantısızlık: Emsal projelere ve arsa payı değerine göre malike fahiş düzeyde düşük metrekare verilmesi veya müteahhide aşırı kâr marjı sağlayan bir paylaşım modelinin dayatılması haksız şart teşkil edebilir.
- Şerefiye Kayıpları: Malikin mevcut dairesinin konumu (ön cephe, deniz manzarası vb.) korunabilecekken, hiçbir teknik gerekçe sunulmadan arka cephe veya zemin kat gibi ekonomik değeri düşük birimin verilmesi hakkaniyete aykırıdır.
Yüklenici Lehine Tek Taraflı Yetkiler
Dengeli bir sözleşmede hak ve borçlar karşılıklı olmalıdır. Sadece güçlü tarafı koruyan hükümler “genel işlem şartı” denetimine takılır.
- Tek Taraflı Değişiklik Yetkisi: Müteahhide, maliklerin onayı olmadan projede, mimari tasarımda veya malzeme kalitesinde tek taraflı değişiklik yapma yetkisi veren maddeler geçersiz sayılabilir.
- Fesih Hakkındaki Dengesizlik: Maliklerin sözleşmeyi feshetmesini imkansız kılan veya çok ağır cezai şartlara bağlayan, buna karşılık müteahhide kolayca çekilme imkanı tanıyan hükümler haksız şarttır.
Sorumluluğun Sınırlandırılması ve Süre Belirsizliği
Yüklenicinin asli borcu, yapıyı süresinde ve usulüne uygun teslim etmektir.
- Gecikme Tazminatından Muafiyet: İnşaatın geç teslim edilmesi halinde müteahhidin kira yardımı veya gecikme tazminatı ödemeyeceğini belirten ya da bu tazminatı sembolik rakamlara indiren maddeler dürüstlük kuralına aykırıdır.
- Ucu Açık Teslim Süreleri: Teslim süresinin “ruhsat alımından itibaren” denilerek ruhsat alımının da müteahhidin keyfiyetine bırakıldığı veya mücbir sebep hallerinin (ekonomik kriz vb.) aşırı geniş tutulduğu maddeler maliki belirsizliğe ittiği için haksız kabul edilir.
Cezai Şartlarda Adaletsizlik
Sözleşmeden dönme veya aykırılık hallerinde öngörülen cezai şartlar, her iki taraf için de makul ve dengeli olmalıdır.
- Tek Taraflı Cezai Şart: Malikin en küçük bir ihlalinde dairesini kaybetmesine veya ağır bedeller ödemesine yol açan, ancak müteahhidin benzer ihlalleri için hiçbir yaptırım öngörmeyen maddeler TBK m. 25 kapsamında haksız şart niteliğindedir.
3. Aşırı Yararlanma (Gabin) Nedir?
Aşırı yararlanma (gabin), bir sözleşmenin kurulması sırasında taraflardan birinin zor durumda, tecrübesiz veya düşüncesiz olmasından yararlanılarak, açık şekilde orantısız bir edim karşılığında sözleşme yapılması durumunu ifade eder. Bu durumda sözleşme görünüşte tarafların serbest iradesiyle yapılmış olsa da, gerçekte taraflar arasında ciddi bir güç, bilgi veya ekonomik denge farkı bulunur.
Türk Borçlar Kanunu’nun m.28 hükmü uyarınca, bir tarafın zor durumda kalmasından, tecrübesizliğinden veya düşüncesizliğinden yararlanılarak yapılan ve taraflar arasında açık bir orantısızlık bulunan sözleşmeler, aşırı yararlanma nedeniyle iptal edilebilir. Bu nedenle sözleşmenin geçerliliği yalnızca tarafların imza atmış olmasına değil, sözleşmenin kurulma koşullarının da adil ve dürüst olmasına bağlıdır.
Kentsel dönüşüm uygulamalarında aşırı yararlanma iddiası genellikle, maliklerin teknik veya hukuki bilgi eksikliğinden yararlanılması, aceleye getirilmesi veya baskı altında sözleşme imzalamaya zorlanması gibi durumlarda gündeme gelmektedir. Bu gibi hallerde sözleşmenin tamamen veya kısmen iptali talep edilebilir.
3.1. Aşırı Yararlanmanın Hukuki Dayanağı ve Unsurları
Aşırı yararlanma kavramı, Türk Borçlar Kanunu’nun m.28 hükmünde düzenlenmiştir. Bu hükme göre, aşırı yararlanmanın varlığından söz edilebilmesi için genellikle üç temel unsurun birlikte bulunması gerekir:
TBK m.28 — Aşırı Yararlanma (Gabin)
Bir sözleşmede taraflar arasında açık bir orantısızlık bulunması ve bu orantısızlığın, taraflardan birinin zor durumda olmasından, tecrübesizliğinden veya düşüncesizliğinden yararlanılarak meydana gelmesi halinde, sözleşmenin iptali talep edilebilir.
Bu kapsamda aşırı yararlanmanın temel unsurları şunlardır:
- Taraflar arasında açık ve belirgin bir orantısızlık bulunması
- Maliklerden birinin zor durumda, tecrübesiz veya düşüncesiz olması
- Karşı tarafın bu durumdan yararlanma iradesiyle hareket etmesi
Bu unsurların birlikte gerçekleşmesi halinde, sözleşmenin aşırı yararlanma nedeniyle iptali talep edilebilir.
3.2. Kentsel Dönüşüm Sözleşmesinde Aşırı Yararlanma Sayılabilecek Durumlar
Kentsel dönüşüm sürecinde Gabin (Aşırı Yararlanma) hükümlerine başvurulabilmesi için sözleşmedeki “açık orantısızlığın”, malikin zayıf bir anından faydalanılarak yaratılmış olması gerekir. Uygulamada bu durum genellikle şu şekillerde karşımıza çıkar:
- Zor Durum Halinin İstismar Edilmesi
Malikin binasının acilen yıkılması gerektiği, belediyeden tahliye tebligatı geldiği veya barınma ihtiyacının çok acil olduğu anlarda, müteahhidin bu baskıyı kullanarak malike normal şartlarda kabul etmeyeceği kadar düşük bir pay dayatmasıdır.
- Örnek: Çoğunluk sağlandığı için hissesinin satılmasından korkan yaşlı bir malike, piyasa rayicinin çok altında bir daire teklif edilerek imza alınması.
- Tecrübesizlik ve Bilgi Eksikliğinden Faydalanılması
Kentsel dönüşüm, teknik ve hukuki açıdan karmaşık bir süreçtir. Müteahhidin, malikin inşaat maliyetleri, emsal artışları veya bölgedeki şerefiye değerleri hakkındaki bilgisizliğini kullanarak onu yanıltmasıdır.
- Örnek: Müteahhidin, inşaat maliyetlerini kasten fahiş göstererek, malikin arsa payı karşılığında alması gereken 100 m2 yerine 60 m2 ye razı edilmesi.
- Edimler Arasındaki “Açık Orantısızlık”
Gabin’in en somut belirtisi, tarafların kazançları arasındaki kabul edilemez farktır.
- Hakkaniyete Aykırı Paylaşım: Bölgedeki benzer projelerde arsa sahiplerine %50-%60 oranında pay verilirken, hiçbir teknik gerekçe (zemin zorluğu, ekstra maliyet vb.) olmaksızın malikin payının %25’lerde tutulması “açık orantısızlık” karinesidir.
- Şerefiye ve Değer Farkı: Müteahhidin kendisine dükkanları ve lüks daireleri alıp, malike sadece bodrum kat veya gün ışığı almayan birimleri vermesi, ekonomik değerler karşılaştırıldığında Gabin’i tetikler.
- Yararlanma Kastının Varlığı
Yüklenicinin, malikin içinde bulunduğu bu darlık veya tecrübesizlik halini bilmesi ve bunu bilerek kendi lehine bir avantaj sağlamayı hedeflemesidir. Eğer müteahhit, malikin hak kaybına uğrayacağını bile bile sözleşmeyi bu şartlarla hazırlamışsa “yararlanma kastı” gerçekleşmiş sayılır.
4. Hakkaniyete Aykırı Kentsel Dönüşüm Sözleşmesinin İptali Davasının Şartları
4.1. Sözleşmede Açık ve Belirgin Bir Dengesizlik Bulunması
Kentsel dönüşüm sözleşmesinin iptal edilebilmesi için taraflar arasındaki edimler arasında açık ve belirgin bir dengesizlik bulunması gerekir. Bu dengesizlik, maliklerin taşınmazlarının gerçek değeri ile sözleşmede kendilerine tanınan haklar arasında ölçüsüz bir fark bulunması şeklinde ortaya çıkabilir. Özellikle bazı maliklere aşırı avantaj sağlanırken diğer maliklerin ciddi şekilde zarara uğratılması, sözleşmenin hakkaniyete aykırı olduğunun önemli bir göstergesidir.
4.2. Malik Bakımından Ölçüsüz veya Ciddi Bir Hak Kaybı Doğması
Sözleşmenin iptali için yalnızca teorik bir dengesizlik yeterli olmayıp, bu dengesizliğin malik bakımından somut ve ciddi bir hak kaybına yol açması gerekir. Örneğin malike verilecek bağımsız bölümün değerinin belirgin şekilde düşürülmesi, arsa payının azaltılması veya kullanım hakkının kısıtlanması gibi durumlar ciddi hak kaybı olarak değerlendirilebilir. Bu tür sonuçlar, sözleşmenin iptalini gerektirebilecek ölçüsüzlük olarak kabul edilir.
4.3. Sözleşmenin Dürüstlük Kuralına ve Hakkaniyete Aykırı Olması
Türk hukukunda sözleşmelerin geçerliliği, dürüstlük kuralına ve hakkaniyet ilkesine uygunluk şartına bağlıdır. Taraflar arasında yapılan kentsel dönüşüm sözleşmesi, maliklerin menfaatlerini açık şekilde zedeleyen veya hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuran hükümler içeriyorsa, bu sözleşme dürüstlük kuralına aykırı kabul edilebilir. Böyle bir durumda sözleşmenin iptali gündeme gelebilir.
4.4. İptal Talebinde Hukuki Yararın Bulunması
Bir sözleşmenin iptali talep edilebilmesi için davacının bu talepte hukuki yararının bulunması gerekir. Başka bir ifadeyle, sözleşmenin uygulanması nedeniyle davacı bakımından somut bir zarar doğmuş veya doğma ihtimali bulunmalıdır. Hukuki yarar bulunmadığı takdirde, mahkeme davayı esastan incelemeden reddedebilir.
5. Davanın Tarafları ve Husumet
Kentsel dönüşüm sözleşmesinin iptali davasında davacı, sözleşmenin tarafı olan ve sözleşmeden doğrudan etkilenen kat maliki veya paydaş olabilir. Maliklerden her biri, kendi hakkını korumak amacıyla tek başına dava açabilir.
Davada husumet genellikle yükleniciye (müteahhit) yöneltilmekle birlikte, somut olayın niteliğine göre sözleşmeye taraf olan diğer kat maliklerine de yöneltilmesi gerekebilir.
Kural olarak kentsel dönüşüm sözleşmesinin iptali davasında tüm maliklerin birlikte dava açması zorunlu değildir. Ancak sözleşmenin tamamen iptali talep ediliyorsa ve karar tüm
maliklerin haklarını doğrudan etkileyecek nitelikteyse, diğer maliklerin de davada taraf olarak gösterilmesi gerekebilir.
6. Dava Açma Süreleri (Hak Düşürücü Süreler)
Kentsel dönüşüm sözleşmesinin iptali davalarında dava açma süreleri, ileri sürülen hukuki sebebe göre değişiklik gösterebilir. Özellikle aşırı yararlanma (gabin) iddiasına dayanan iptal taleplerinde, Türk Borçlar Kanunu’nda belirlenen hak düşürücü sürelere uyulması zorunludur.
Türk Borçlar Kanunu’nun m.28 hükmü uyarınca, aşırı yararlanma nedeniyle sözleşmenin iptali talebi:
- Aşırı yararlanmanın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde
- Herhâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren en geç 5 yıl içinde
ileri sürülmelidir.
Bu süreler hak düşürücü süre niteliğinde olup, mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Sürelerin geçirilmesi halinde, sözleşmenin iptali talep edilemez.
Buna karşılık, sözleşmenin emredici hukuk kurallarına aykırı olması veya kesin hükümsüzlük (butlan) söz konusu ise, kural olarak belirli bir süre sınırlaması bulunmaz ve sözleşmenin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.
7. Zorunlu Arabuluculuk Süreci
Kentsel dönüşüm sözleşmesinin iptali davalarında kural olarak zorunlu arabuluculuk şartı bulunmamaktadır. Bu tür davalar, genellikle sözleşmenin geçerliliğine veya hükümlerinin iptaline ilişkin olduğundan, doğrudan mahkemede açılabilmektedir.
Ancak dava kapsamında tazminat veya para alacağı talebinin ileri sürülmesi halinde, uyuşmazlığın niteliğine göre zorunlu arabuluculuk dava şartı olarak gündeme gelebilir.
8. Kentsel Dönüşüm Sözleşmesinin İptali Davası Yargılama Süreci
8.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kentsel dönüşüm sözleşmesinin iptali davalarında görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Bu davalar çoğunlukla taşınmazın aynına veya sözleşmenin geçerliliğine ilişkin olduğundan, kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi görevli mahkemedir.
Yetkili mahkeme ise genel olarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Özellikle taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
8.2. İhtiyati Tedbir Talebi
Kentsel dönüşüm sözleşmesinin iptali davası açılması, tek başına inşaatın veya tapu işlemlerinin durmasını sağlamaz. Bu nedenle sözleşmenin uygulanmasının telafisi güç zararlara yol açma ihtimali bulunuyorsa, mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmesi mümkündür.
Mahkeme, dava konusu hakkın ciddi şekilde tehlikeye girmesi veya sonradan telafisi zor bir zararın doğma ihtimali bulunması halinde, geçici nitelikte koruyucu bir karar verebilir. Bu kapsamda özellikle aşağıdaki işlemlerin geçici olarak durdurulması talep edilebilir:
- İnşaat faaliyetlerinin başlatılması veya devam ettirilmesi
- Bağımsız bölüm dağılımının yapılması
- Tapu devri veya arsa payı değişikliği işlemleri
- Proje veya sözleşme hükümlerinin uygulanması
İhtiyati tedbir talebi, dava açılırken ileri sürülebileceği gibi dava devam ederken de mahkemeden istenebilir. Mahkeme, gerekli görmesi halinde tedbir talebinin kabulü için teminat yatırılmasına karar verebilir.
8.3. Deliller ve İspat
Kentsel dönüşüm sözleşmesinin iptali davalarında davacı, sözleşmenin hakkaniyete aykırı olduğunu veya aşırı yararlanma koşulları altında imzalandığını somut delillerle ispat etmek zorundadır. Bu davalarda en önemli husus, sözleşmede yer alan hükümler ile malikin uğradığı hak kaybı arasındaki ilişkinin açık şekilde ortaya konulmasıdır.
Uygulamada bu tür davalarda en sık başvurulan deliller şunlardır:
- Sözleşme metni ve ekleri
- Mimari proje ve bağımsız bölüm dağılım planı
- Tapu kayıtları ve arsa payı bilgileri
- Bilirkişi incelemesi ve değer tespiti raporları
- Keşif ve teknik inceleme
- Yazışmalar, toplantı tutanakları ve bilgilendirme belgeleri
Özellikle bağımsız bölüm alanı, arsa payı oranı veya şerefiye farkı gibi teknik konuların değerlendirilmesi çoğu zaman bilirkişi incelemesi ile yapılmakta olup, mahkeme kararında belirleyici rol oynamaktadır.
8.4. Harçlar, Yargılama Giderleri ve Vekâlet Ücreti
Kentsel dönüşüm sözleşmesinin iptali davasında ödenecek harç ve yargılama giderleri, davanın niteliğine ve talebin kapsamına göre belirlenir. Sözleşmenin iptali talebi genellikle nispi harca tabi olup, dava konusu edilen hakkın değeri üzerinden hesaplanır. Ancak bazı durumlarda dava tespit veya geçersizlik talebi niteliğinde ise, maktu harç uygulanması da söz konusu olabilir.
Yargılama sürecinde yapılan giderler arasında başlıca şu kalemler yer almaktadır:
- Başvuru ve peşin harç
- Tebligat giderleri
- Bilirkişi ve keşif ücretleri
- Tanık giderleri
- Dosya ve posta giderleri
Dava sonunda yargılama giderleri ve vekâlet ücreti, kural olarak davayı kaybeden taraf üzerinde bırakılır. Mahkeme, davanın tamamen veya kısmen kabul edilmesine göre giderlerin taraflar arasında paylaştırılmasına karar verebilir.
Ayrıca davada avukatla temsil edilen taraf lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca karşı taraftan tahsil edilmek üzere vekâlet ücretine hükmedilir. Bu vekâlet ücreti, taraflar arasında ayrıca kararlaştırılan avukatlık ücretinden bağımsızdır ve yargılama gideri niteliği taşır.
8.5. Kanun Yolları: İstinaf ve Temyiz
Kentsel dönüşüm sözleşmesinin iptali davasında verilen mahkeme kararlarına karşı, tarafların kanun yollarına başvurma hakkı bulunmaktadır. İlk derece mahkemesi kararına karşı öncelikle istinaf, belirli şartların varlığı halinde ise temyiz yoluna gidilebilir.
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ilgili Bölge Adliye Mahkemesine (istinaf) başvurulabilir. İstinaf incelemesinde kararın hem hukuka uygunluğu hem de maddi vakıalar yönünden değerlendirme yapılır.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararlar ise, kanunda öngörülen parasal sınırın aşılması halinde Yargıtay nezdinde temyiz edilebilir. Temyiz başvurusu da kural olarak kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde yapılmalıdır.
Bu nedenle kentsel dönüşüm sözleşmesinin iptali davasında verilen kararların kesinleşmesi, istinaf ve temyiz süreçlerinin tamamlanmasına bağlıdır.

