İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesinin kanunda öngörülen bildirim sürelerine uyulmaksızın feshedilmesi halinde, fesheden tarafın karşı tarafa ödemekle yükümlü olduğu tazminattır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca işçi veya işveren, iş sözleşmesini sona erdirmeden önce belirli bir süre önceden bildirim yapmak zorundadır. Bu sürelere uyulmadan yapılan fesihlerde, bildirim süresine ait ücret tutarında ihbar tazminatı doğar.
İhbar tazminatı, işçinin yeni bir iş bulabilmesi veya işverenin yeni bir çalışan temin edebilmesi için tanınmış olan geçiş süresinin mali karşılığıdır. Bu nedenle ihbar tazminatı yalnızca işçinin değil, şartları oluştuğunda işverenin de talep edebileceği bir haktır.
Bu yazımızda ihbar tazminatı uygulaması; şartları, hesaplama yöntemi, istisnaları ve dava süreciyle birlikte tüm yönleriyle ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
İhbar tazminatınızı hem net maaşınız hem de brüt maaşınız üzerinden kolayca hesaplamak için Kıdem ve İhbar Tazminatı Hesaplama başlıklı yazımızı ziyaret edebilirsiniz.
Yazı İçeriği
- 1. İhbar Tazminatı Nedir?
- 2. İhbar Süreleri Nelerdir? (İş Kanunu Madde 17)
- 3. İhbar Tazminatına Hak Kazanma Şartları
- 4. Hangi Hallerde İhbar Tazminatı Ödenmez?
- 5. İhbar Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
- 6. İhbar Süresinde Çalıştırma ve Peşin Ödeme
- 7. İhbar Tazminatı Davası Nasıl Açılır?
- 8. İhbar Tazminatında Zamanaşımı Süresi
1. İhbar Tazminatı Nedir?
- Tanım
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesinin kanunda öngörülen bildirim sürelerine uyulmaksızın feshedilmesi halinde, fesheden tarafın karşı tarafa ödemekle yükümlü olduğu tazminattır.
İhbar tazminatının hukuki dayanağı, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesidir. Kanun koyucu, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin sona erdirilmesinde taraflara kıdeme göre değişen bildirim süreleri öngörmüş; bu sürelere uyulmaması halinde karşı tarafa bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödenmesini zorunlu kılmıştır.
Bu düzenleme emredici niteliktedir. Taraflar sözleşme ile ihbar sürelerini artırabilir; ancak kanuni asgari sürelerin altına indirilemez.
İhbar tazminatı, yalnızca işçi lehine değil; şartları oluştuğunda işveren lehine de talep edilebilen karşılıklı bir haktır.
- Amaç (Bildirimli Fesih Sisteminin Korunması)
İhbar tazminatının temel amacı, iş ilişkisinin ani ve öngörülmeyen şekilde sona ermesini engellemektir.
- İşçi açısından: Yeni bir iş bulabilmesi için makul bir süre tanınması,
- İşveren açısından: Yerine yeni bir çalışan temin edebilmesi için hazırlık yapılabilmesi.
Bu yönüyle ihbar süresi, iş ilişkisinde denge ve öngörülebilirlik sağlar. İhbar tazminatı ise bildirimli fesih sisteminin yaptırım mekanizmasını oluşturur.
Haklı nedenle derhal fesih halleri (örneğin İş Kanunu m.24 ve m.25 kapsamındaki durumlar) söz konusu olduğunda ise ihbar tazminatı doğmaz.
2. İhbar Süreleri Nelerdir? (İş Kanunu Madde 17)
Belirsiz süreli iş sözleşmelerinde uygulanacak ihbar süreleri, işçinin işyerindeki kıdemine göre belirlenir. Bu süreler, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesinde düzenlenmiştir.
İhbar süreleri hem işçi hem de işveren bakımından karşılıklıdır. Sözleşmeyi fesheden taraf, karşı tarafa kanunda öngörülen süre kadar önceden bildirim yapmak zorundadır. Aksi halde, bildirim süresine ait ücret tutarında ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
2.1. Kıdeme Göre Bildirim Süreleri
Kanuna göre ihbar süreleri şu şekildedir:
| İşçinin Kıdemi | İhbar Süresi |
| 0 – 6 ay arası | 2 hafta |
| 6 ay – 1,5 yıl arası | 4 hafta |
| 1,5 yıl – 3 yıl arası | 6 hafta |
| 3 yıldan fazla | 8 hafta |
2.2. Bildirim Sürelerinin Artırılması
İhbar süreleri, 4857 sayılı İş Kanunu m.17 uyarınca asgari olarak belirlenmiştir. Kanuni sürelerin altına inilmesi mümkün değildir; ancak tarafların anlaşmasıyla bu sürelerin artırılması mümkündür.
Bildirim sürelerinin artırılması uygulamada üç şekilde karşımıza çıkar:
- Sözleşme ile Artırma
Bireysel iş sözleşmesinde, kanunda öngörülen ihbar sürelerinden daha uzun süreler kararlaştırılabilir.
Örneğin; 3 yıldan fazla kıdemi olan bir işçi için kanuni süre 8 hafta iken, sözleşme ile 10 veya 12 hafta olarak belirlenebilir.
- Toplu İş Sözleşmesi ile Artırma
Toplu iş sözleşmeleri ile de ihbar süreleri kanuni asgari sürenin üzerine çıkarılabilir. Toplu iş sözleşmesindeki düzenleme, bireysel iş sözleşmesine göre daha lehe ise uygulanır. Bu durumda ihbar tazminatı hesabı da toplu iş sözleşmesinde öngörülen süre üzerinden yapılır.
- Eşitlik İlkesi
İhbar süreleri artırılırken işverenin eşit davranma borcu gözetilmelidir. Aynı nitelikte ve benzer kıdeme sahip işçiler arasında keyfi şekilde farklı ihbar süreleri belirlenmesi, eşitlik ilkesine aykırılık oluşturabilir. Bu durumda işçi, ayrımcılık tazminatı veya diğer haklarını talep edebilir.
Öte yandan, objektif ve makul bir sebebe dayanan farklılaştırmalar (örneğin üst düzey yöneticiler bakımından daha uzun ihbar süresi öngörülmesi) hukuka uygun kabul edilebilir.
3. İhbar Tazminatına Hak Kazanma Şartları
İhbar tazminatı, her fesih halinde kendiliğinden doğan bir alacak değildir. Bu tazminatın talep edilebilmesi için kanunda öngörülen şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Feshin hukuki niteliği, sözleşmenin türü ve fesih sebebi, ihbar tazminatı bakımından belirleyici unsurlardır.
3.1. Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin Varlığı
İhbar tazminatı kurumu, yalnızca belirsiz süreli iş sözleşmeleri bakımından uygulanır.
Belirli süreli iş sözleşmeleri, sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona erdiğinden, kural olarak ihbar süreleri uygulanmaz ve ihbar tazminatı gündeme gelmez. Ancak belirli süreli sözleşmenin objektif bir nedene dayanmaksızın zincirleme biçimde yapılması ve fiilen belirsiz süreli bir çalışma ilişkisi yaratılması halinde, sözleşmenin hukuki niteliği belirsiz süreli kabul edilebilir. Bu durumda ihbar hükümleri uygulanır.
3.2. Bildirim Süresine Uyulmaksızın Fesih
İhbar tazminatının doğumu için, kanuni bildirim süresine riayet edilmemiş olması gerekir. Fesheden taraf;
- Bildirim süresini hiç kullandırmadan derhal fesih yapmışsa,
- Süreyi eksik kullandırmışsa,
ihbar süresine tekabül eden ücret tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.
Burada önemli olan husus, feshin karşı tarafa ulaştığı tarihten itibaren ihbar süresinin işlemeye başlamasıdır. Bildirim yapılmaksızın iş sözleşmesinin fiilen sona erdirilmesi, ihbar tazminatını doğurur.
İşverenin ihbar süresini çalıştırarak kullandırmak yerine, bu süreye ilişkin ücreti peşin ödemek suretiyle sözleşmeyi derhal sona erdirmesi mümkündür. Bu durumda ihbar süresi fiilen işlemez; ancak ihbar tazminatı hukuken ödenmiş sayılır.
3.3. Haklı Nedenle Derhal Fesih Halinin Bulunmaması (İş Kanunu Madde 24–25 İstisnası)
İhbar tazminatı, haklı nedenle derhal fesih hallerinde söz konusu olmaz. Bu istisna, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. ve 25. maddelerinde düzenlenen durumlar için geçerlidir.
- İşçi, m.24 kapsamında haklı nedenle fesih yapmışsa, ihbar tazminatı talep edemez; zira derhal fesih hakkını kullanmıştır.
- İşveren, m.25 kapsamında haklı nedenle fesih yapmışsa, işçiye ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğmaz.
Ancak uygulamada en sık görülen uyuşmazlık, fesih sebebinin gerçekten “haklı neden” teşkil edip etmediği noktasındadır. Mahkeme, ileri sürülen fesih sebebinin ağırlığını ve somut olayın özelliklerini değerlendirerek haklılık denetimi yapar. Haklı neden ispat edilemezse, fesih bildirim süresine uyulmamış sayılır ve ihbar tazminatı gündeme gelir.
3.4. Deneme Süresi İçinde Fesih
İş sözleşmesinde deneme kaydı kararlaştırılmışsa, deneme süresi içinde taraflar sözleşmeyi bildirim süresine uymaksızın ve tazminat ödemeksizin feshedebilir. Bu nedenle deneme süresi içinde yapılan fesihlerde ihbar tazminatı doğmaz.
Ancak deneme süresinin sona ermesinden sonra yapılan fesihlerde, artık genel ihbar hükümleri uygulanır. Deneme süresinin aşılması halinde, sözleşme tüm sonuçlarıyla birlikte devam eden bir belirsiz süreli sözleşme niteliği kazanır.
4. Hangi Hallerde İhbar Tazminatı Ödenmez?
İhbar tazminatı, bildirimli fesih sisteminin yaptırımıdır. Bu nedenle bildirimli fesih rejiminin uygulanmadığı veya uygulanmasının hukuken mümkün olmadığı hallerde ihbar tazminatı doğmaz. Aşağıdaki durumlar bu kapsamda değerlendirilir:
İşçi, 4857 sayılı İş Kanunu 24. Maddesi kapsamında haklı nedenle derhal fesih hakkını kullanmışsa ihbar tazminatı talep edemez. Haklı fesihte sözleşme, kanunun tanıdığı özel ve istisnai bir yetki çerçevesinde derhal sona erdirilmektedir. Bildirim süresi uygulanmadığı gibi, uygulanmamasının hukuka aykırılığı da söz konusu değildir.
Ancak uygulamada en çok uyuşmazlık, ileri sürülen sebebin gerçekten haklı neden oluşturup oluşturmadığı noktasında ortaya çıkar. Haklı neden ispat edilemezse, fesih haksız fesih sayılabilir ve ihbar tazminatı gündeme gelebilir.
İşverenin İş Kanunu 25. Madde kapsamında haklı nedenle fesih yapması halinde de ihbar tazminatı söz konusu olmaz. Haklı fesih, bildirimli fesih sisteminin istisnasıdır. Bu nedenle ihbar süresine uyulmaması hukuka aykırılık teşkil etmez.
Ancak işverenin ileri sürdüğü sebep mahkeme tarafından haklı bulunmazsa, fesih bildirim süresine uyulmadan yapılmış sayılır ve işçi ihbar tazminatına hak kazanabilir. Bu noktada ispat yükü ve fesih bildiriminin içeriği belirleyici olur.
- Belirli Süreli İş Sözleşmesi
Belirli süreli iş sözleşmeleri, sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona erdiğinden bildirimli fesih rejimi uygulanmaz. Dolayısıyla sözleşmenin süresinin sona ermesi halinde ihbar tazminatı doğmaz. Ancak belirli süreli sözleşmenin objektif nedene dayanmaksızın zincirleme yapılması ve gerçekte belirsiz süreli nitelik taşıması halinde ihbar hükümleri uygulanabilir.
- Ölüm
İşçinin ölümü halinde iş sözleşmesi kendiliğinden sona erer. Bu sona erme bir fesih değil, kanundan kaynaklanan objektif bir sona erme halidir. Bu nedenle ihbar süresi ve ihbar tazminatı uygulanmaz. İşverenin ölümü ise işin niteliğine göre değerlendirilir. İşin şahsa sıkı sıkıya bağlı olduğu hallerde sözleşme sona erebilir; aksi halde iş ilişkisi mirasçılarla devam edebilir.
- Emeklilik ve Askerlik (Özellikli Fesih Halleri)
İşçinin emeklilik hakkını kullanarak veya muvazzaf askerlik nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirmesi, işçi tarafından yapılan bir fesih işlemidir. Bu tür fesihlerde işçi kıdem tazminatına hak kazanabilir; ancak ihbar tazminatı talep edemez. Çünkü ihbar tazminatı, bildirim süresine uyulmaması halinde doğan bir yaptırımdır. İşçi kendi iradesiyle sözleşmeyi sona erdirdiğinde ihbar tazminatı söz konusu olmaz.
- İşçinin Haklı Nedene Dayanmayan İstifası
İşçi, haklı bir sebep olmaksızın istifa ederse ihbar tazminatı talep edemez. Bununla birlikte, işçi ihbar süresine uymadan işten ayrılırsa bu kez işveren, ihbar süresine karşılık gelen ücret tutarında tazminat talep edebilir. İhbar tazminatı karşılıklı bir yükümlülüktür ve tek taraflı bir işçi hakkı değildir.
5. İhbar Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
İhbar tazminatı, işçinin kıdemine göre belirlenen ihbar süresine karşılık gelen ücret tutarı üzerinden hesaplanır. Hesaplamada esas olan ücret türü ve ücrete dahil edilecek kalemlerin doğru tespitidir. Uygulamada en sık uyuşmazlık da bu noktada ortaya çıkar.
5.1. Hangi Ücret Esas Alınır?
İhbar tazminatının hesaplanmasında esas alınacak ücret, fesih tarihindeki son brüt ücrettir. Ancak burada yalnızca çıplak ücret değil, işçiye düzenli olarak sağlanan ve para ile ölçülebilen menfaatler de dikkate alınır. Bu nedenle hesaplama, çoğu durumda “giydirilmiş brüt ücret” üzerinden yapılır.
- Son Brüt Ücret
Fesih tarihindeki aylık brüt ücret esas alınır. Ücret artışı yapılmış ancak henüz bordroya yansımamışsa, fiili durum dikkate alınır.
- Giydirilmiş Ücret Kavramı
Giydirilmiş ücret; işçinin çıplak brüt ücretine ek olarak, süreklilik arz eden ve para ile ölçülebilen yan hakların da eklenmesiyle bulunan toplam brüt ücrettir.
Bu kavram özellikle kıdem ve ihbar tazminatı hesaplamalarında önem taşır.
5.2. Ücrete Dahil Edilen Kalemler
İhbar tazminatı hesabında süreklilik arz eden ve düzenli ödenen menfaatler dikkate alınır.
Aşağıdaki kalemler, şartları varsa giydirilmiş ücrete dahil edilir:
- Prim: Düzenli ve performansa bağlı olarak sürekli ödeniyorsa.
- Yol yardımı: Nakit olarak ödeniyorsa veya para ile ölçülebiliyorsa.
- Yemek yardımı: Nakit ödeme veya ölçülebilir menfaat niteliğindeyse.
- Düzenli ikramiye: Yılda belirli dönemlerde istikrarlı şekilde ödeniyorsa.
Buna karşılık arızi, tek seferlik veya süreklilik taşımayan ödemeler hesaplamaya dahil edilmez.
- İhbar süresi: 6 hafta (42 gün)
- Aylık brüt ücret: 40.000 TL
- Aylık düzenli prim: 5.000 TL
- Yol ve yemek yardımı (nakdi): 3.000 TL
6. İhbar Süresinde Çalıştırma ve Peşin Ödeme
İhbar süresi, iş sözleşmesinin feshedildiği ancak henüz sona ermediği geçiş dönemidir. Bu süre içinde tarafların hak ve borçları devam eder. İşveren, ihbar süresini iki şekilde uygulayabilir: işçiyi çalıştırarak ya da ihbar süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi derhal sona erdirerek.
Bu husus, 4857 sayılı İş Kanunu m.17 ve m.27 hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.
• Çalıştırarak Fesih
İşveren, ihbar süresini fiilen kullandırabilir. Bu durumda:
- İş sözleşmesi ihbar süresi boyunca devam eder.
- İşçi çalışmaya devam eder.
- Ücret ve tüm yan haklar aynen ödenir.
- SGK primleri yatırılmaya devam eder.
İhbar süresi sonunda sözleşme kendiliğinden sona erer. Bu yöntemde ihbar tazminatı doğmaz; çünkü bildirim süresine uyulmuştur.
- Peşin Ödeme ile Fesih
İşveren, ihbar süresini kullandırmak zorunda değildir. Kanun, ihbar süresine ait ücretin peşin ödenmesi suretiyle sözleşmenin derhal sona erdirilmesine imkân tanımaktadır. Bu durumda:
- İşçi ihbar süresi boyunca çalışmaz.
- İhbar süresine ait ücret topluca ödenir.
- Sözleşme ödeme anında sona erer.
Burada önemli olan, ödemenin ihbar süresine karşılık gelen tam ücret üzerinden yapılmasıdır. Eksik ödeme yapılması halinde, bakiye ihbar tazminatı talep edilebilir.
- İhbar Süresinde İzin Kullandırılması
İhbar süresi içinde işçinin yıllık izin kullandırılması uygulamada sıkça tartışma konusu olur. Kural olarak:
- İşveren, işçinin onayı olmaksızın ihbar süresini yıllık izin süresiyle mahsup edemez.
- İhbar süresi ile yıllık izin süresi farklı hukuki kurumlardır.
Ancak tarafların açık mutabakatı varsa, ihbar süresi içinde yıllık izin kullandırılması mümkündür.
Bunun dışında, ihbar süresi içinde işçiye günde en az 2 saat iş arama izni verilmesi zorunludur (m.27). İş arama izni kullandırılmadan çalıştırma yapılması halinde, işçi bu sürelerin ücretini zamlı olarak talep edebilir.
7. İhbar Tazminatı Davası Nasıl Açılır?
İhbar tazminatı alacağı, iş sözleşmesinin sona ermesinden kaynaklanan parasal bir işçilik alacağıdır. Bu nedenle dava süreci, iş hukuku ve usul hukuku kuralları birlikte değerlendirilerek yürütülmelidir. Aşağıda ihbar tazminatı davasının temel aşamaları yer almaktadır.
7.1. Dava Şartı Arabuluculuk
İhbar tazminatı, işçi ve işveren arasındaki işçilik alacağı niteliğinde olduğundan dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekir.
Bu zorunluluk, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 hükmünden kaynaklanır.
- Arabulucuya başvuru yapılmadan açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.
- Arabuluculuk son tutanağının “anlaşamama” şeklinde düzenlenmiş olması gerekir.
- Zamanaşımı, arabuluculuk sürecinde durur.
Uygulamada en sık yapılan hata, alacak kalemlerinin arabuluculuk başvurusunda açıkça belirtilmemesidir.
7.2. İhbar Tazminatı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli Mahkeme: İhbar tazminatı davalarında görevli mahkeme 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile belirlenmiştir. Buna göre görevli mahkeme İş Mahkemesidir.
Yetkili Mahkeme: Yetki bakımından ise davacının seçimlik hakkı bulunmaktadır. Buna göre;
- Davalının yerleşim yeri mahkemesi
- İşin yapıldığı yer mahkemesi
yetkilidir. Yetki kuralı kesin değildir; taraflar süresi içinde yetki itirazında bulunmazsa yetki kesinleşir.
7.3. İhbar Tazminatı Davası Belirsiz Alacak Davası Olarak Açılabilir mi?
İhbar tazminatı, hesaplamaya dayalı bir alacak olmakla birlikte çoğu durumda işçi tarafından tam olarak belirlenemeyebilir. Bu nedenle, ihbar tazminatı davası belirsiz alacak davası olarak açılabilir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur:
- Eğer ücret ve kıdem bilgileri net ve hesaplanabilir durumdaysa, mahkeme belirsiz alacak şartlarının oluşmadığı kanaatine varabilir.
- Belirsiz alacak davası açılması, faiz başlangıcı ve ıslah bakımından avantaj sağlayabilir.
Bu nedenle dava stratejisi somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
7.4. İhbar Tazminatı Davasında İspat Yükü
İhbar tazminatı davasında temel ispat konuları şunlardır:
- İş sözleşmesinin türü (belirsiz süreli olup olmadığı)
- İşçinin kıdem süresi
- Fesih tarihi
- Bildirim süresine uyulup uyulmadığı
- Haklı fesih iddiasının varlığı
Kural olarak;
- Haklı nedenle fesih iddiasında bulunan taraf, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
- İşveren ihbar süresine uyduğunu veya peşin ödeme yaptığını savunuyorsa, bunu belgelemelidir.
Uygulamada fesih bildiriminin yazılı olup olmaması ve içeriği belirleyici rol oynar.
7.5. İhbar Tazminatı Davası Harç ve Yargılama Giderleri
İhbar tazminatı davası nispi harca tabidir.
- Dava açılırken talep edilen miktar üzerinden peşin harç yatırılır.
- Belirsiz alacak davasında başlangıçta maktu harç alınır, artırılan kısım için ek harç ödenir.
Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti, davayı kaybeden tarafa yükletilir.
7.6. İhbar Tazminatında Faiz
İhbar tazminatı bir işçilik alacağıdır ve kural olarak yasal faiz uygulanır. Faiz başlangıcı bakımından:
- Fesih tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilebilir.
- İşverenin temerrüde düşürüldüğü tarih ayrıca değerlendirilebilir.
- Dava tarihi itibariyle faiz talep edilebilir.
Not: Faiz türü ve başlangıcı, dava dilekçesinde açıkça belirtilmelidir.
8. İhbar Tazminatında Zamanaşımı Süresi
İhbar tazminatı, iş sözleşmesinin sona ermesinden kaynaklanan bir işçilik alacağıdır. Bu nedenle zamanaşımı süresi, iş hukukuna ilişkin özel düzenlemeler çerçevesinde belirlenir.
- 5 Yıllık Zamanaşımı
İhbar tazminatı alacağı, 4857 sayılı İş Kanunu’nun ek 3. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir.
Bu süre, işçilik alacaklarının büyük çoğunluğu için geçerli olan genel zamanaşımı süresidir. Dolayısıyla işçi veya işveren, ihbar tazminatına ilişkin talebini fesih tarihinden itibaren 5 yıl içinde ileri sürmelidir.
Zamanaşımı süresi dolduktan sonra alacak ortadan kalkmaz; ancak borçlu taraf zamanaşımı def’inde bulunursa talep reddedilir.
- Sürenin Başlangıcı
İhbar tazminatında zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava açılması veya arabuluculuk başvurusu ile sürenin kesilip kesilmediği ayrıca değerlendirilir.
- Kesilme Halleri
Zamanaşımı bazı hallerde kesilir veya durur. Başlıca kesilme/durma halleri şunlardır:
- Zorunlu arabuluculuk başvurusu: Arabuluculuk sürecinde zamanaşımı durur.
- Dava açılması: Dava açılmasıyla zamanaşımı kesilir.
- Borcun ikrarı: Borçlu tarafın alacağı kabul etmesi zamanaşımını kesebilir.
Zamanaşımı kesildiğinde süre yeniden işlemeye başlar.
