Performans düşüklüğü nedeniyle iş sözleşmesinin feshi ve bu feshin şartları 4857 sayılı İş Kanunu’nda açık ve ayrıntılı şekilde düzenlenmemiştir. Kanunda işverenin haklı nedenle fesih halleri sınırlı olarak sayılmış olmakla birlikte, geçerli nedenle fesih sebepleri bakımından çerçeve bir düzenleme yapılmış, somut olayın özelliklerine göre değerlendirme alanı bırakılmıştır.
Performans düşüklüğü, uygulamada çoğunlukla geçerli fesih nedeni olarak ileri sürülmektedir. Ancak bu gerekçe, işverene sınırsız ve keyfi bir fesih yetkisi tanımaz. Aksine, Yargıtay kararlarında işçi lehine yorum ilkesi doğrultusunda performans nedeniyle fesihte uyulması gereken objektif kriterler belirlenmiştir. Bu kriterler; performans ölçümünün somut verilere dayanması, objektif değerlendirme sisteminin bulunması, işçiye savunma hakkı tanınması ve feshin son çare olması gibi unsurları içermektedir.
Bu yazımızda, performans düşüklüğü nedeniyle iş sözleşmesinin feshi şartlarını, Yargıtay uygulamasını, ispat yükünü ve dava sürecini ayrıntılı olarak ele alacağız.
Yazı İçeriği
- 1. Performans Düşüklüğü Nedir?
- 2. Performans Düşüklüğü Haklı Fesih Sebebi midir?
- 3. Geçerli Fesih İçin Aranan Şartlar
- 4. Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
- 5. Performans Gerekçesiyle Fesihte İşçinin Hakları
- 6. Performans Nedeniyle Feshe Karşı Dava Süreci
- 7. Performans Feshi ile Disiplin Feshi Arasındaki Fark
1. Performans Düşüklüğü Nedir?
İş hukukunda performans, işçinin iş sözleşmesinden doğan iş görme borcunu, işveren tarafından belirlenen objektif kriterler ve makul beklentiler çerçevesinde yerine getirme düzeyini ifade eder. Performans değerlendirmesi; işin niteliği, işçinin görevi, hedefler, üretim miktarı, kalite standardı ve iş organizasyonuna uyum gibi ölçülebilir unsurlar üzerinden yapılmalıdır. Bu nedenle performans düşüklüğü, soyut ve subjektif kanaatlere değil, somut verilere dayanmalıdır.
Verimlilik ile Disiplin Kavramının Ayrımı
Performans düşüklüğü çoğu zaman disiplin ihlali ile karıştırılmaktadır. Oysa disiplin ihlali, işçinin davranışsal kusuruna dayanan ve çoğu durumda haklı fesih sebebi oluşturabilecek eylemleri ifade eder (örneğin devamsızlık, işyeri kurallarına aykırılık, güven sarsıcı davranışlar). Buna karşılık performans düşüklüğü, işçinin iyi niyetli olmasına rağmen beklenen verim düzeyine ulaşamaması hâlini ifade eder. Bu nedenle performans feshi genellikle haklı değil, geçerli fesih kapsamında değerlendirilir.
Yetersizlik – Davranış – Kusur Farkı
Performans düşüklüğü çoğunlukla “yetersizlik” kategorisinde ele alınır. Yetersizlik; işçinin bilgi, beceri, uyum veya kapasite bakımından işi gereği gibi yerine getirememesidir. Davranışsal nedenler ise işçinin bilinçli ve iradi eylemlerine dayanır. Kusur ise hukuki sorumluluk doğuran, işçinin iradi ve yükümlülüğe aykırı davranışını ifade eder.
Bu ayrım önemlidir; zira kusura dayanan fesihler haklı fesih kapsamında değerlendirilebilirken, yetersizlikten kaynaklanan performans düşüklüğü çoğunlukla geçerli fesih sebebi sayılmaktadır. Dolayısıyla fesih türünün doğru belirlenmesi, işçinin kıdem ve ihbar tazminatı hakları ile işe iade imkânı bakımından belirleyici olacaktır.
2. Performans Düşüklüğü Haklı Fesih Sebebi midir?
Performans düşüklüğü, uygulamada sıklıkla fesih gerekçesi olarak ileri sürülse de, her durumda haklı fesih sebebi oluşturmaz. Bu nedenle öncelikle 4857 sayılı İş Kanunu m.25 kapsamında değerlendirme yapmak gerekir.
İş Kanunu m.25 Kapsamında Değerlendirme
İş Kanunu m.25’te işverenin haklı nedenle derhal fesih halleri sınırlı şekilde sayılmıştır. Bu maddede; sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık halleri ile zorlayıcı sebepler düzenlenmiştir. Haklı fesihte işveren, bildirim süresi beklemeksizin ve kural olarak kıdem tazminatı ödemeksizin sözleşmeyi sona erdirebilir.
Performans düşüklüğü ise çoğu durumda işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı bir davranışını değil, yetersizliğini ifade eder. Bu nedenle salt performans düşüklüğü, m.25 kapsamında haklı fesih sebebi olarak değerlendirilmez.
Haklı Fesih ile Geçerli Fesih Ayrımı
Haklı fesih, iş ilişkisinin sürdürülmesini dürüstlük kuralı gereği derhal imkânsız hale getiren ağır ihlallerde söz konusu olur. Geçerli fesih ise işyerinin veya işin gereklerinden ya da işçinin yeterliliğinden kaynaklanan ve iş ilişkisinin makul ölçüler içinde devamını güçleştiren hallerde gündeme gelir.
Haklı fesihte işverenin tazminat ödeme yükümlülüğü doğmazken, geçerli fesihte işçi kural olarak kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanır ve şartları varsa işe iade davası açabilir. Bu nedenle fesih türünün doğru belirlenmesi, tarafların mali ve hukuki hakları bakımından son derece önemlidir.
Neden Çoğunlukla “Geçerli Fesih” Sayılır?
Performans düşüklüğü genellikle işçinin kusurlu bir davranışından değil, iş görme borcunu beklenen seviyede yerine getirememesinden kaynaklanır. Yargıtay uygulamasında da performans düşüklüğüne dayalı feshi, istisnai durumlar dışında haklı değil, geçerli fesih kapsamında değerlendirilmektedir.
Ancak performans yetersizliği; süreklilik arz etmeli, objektif kriterlere dayanmalı ve işçiye gerekli uyarı ile performansını iyileştirme fırsatı tanınmış olmalıdır. Bu şartlar gerçekleşmeden yapılan fesihler geçersiz sayılabilir ve işe iade sonucunu doğurabilir. Bu nedenle performans düşüklüğünün hangi koşullarda geçerli fesih oluşturduğunun dikkatle incelenmesi gerekir.
3. Geçerli Fesih İçin Aranan Şartlar
Performans düşüklüğüne dayalı fesihlerin geçerli sayılabilmesi için işverenin belirli objektif ve hukuki kriterlere uygun hareket etmesi gerekir. Yargıtay kararlarında bu kriterler açık şekilde ortaya konulmuştur. Aksi halde yapılan fesih, geçersiz sayılarak işe iade sonucunu doğurabilir.
3.1. Objektif Performans Kriterlerinin Belirlenmiş Olması
Performans değerlendirmesi, önceden belirlenmiş, işçinin görev tanımına uygun ve ölçülebilir kriterlere dayanmalıdır. İşverenin sonradan oluşturduğu, kişiye özgü veya keyfi kriterlere dayanarak fesih yapması hukuken korunmaz.
Hedefler açık, anlaşılabilir ve tüm çalışanlar bakımından eşit uygulanabilir olmalıdır. Performans kriterlerinin yazılı olarak belirlenmiş olması ve işçiye bildirilmiş bulunması, ispat açısından önem taşır.
3.2. Performans Ölçümünün Somut Verilere Dayanması
Salt “verimsizlik” veya “beklentiyi karşılamama” gibi soyut ifadeler fesih için yeterli değildir. Performans düşüklüğü; üretim miktarı, satış hedefi, hata oranı, kalite raporları, anahtar/temel performans göstergesi (KPI) sonuçları gibi ölçülebilir ve belgelenebilir verilere dayanmalıdır.
Yargıtay uygulamasında, performansın süreklilik arz etmesi ve belirgin bir düşüş göstermesi aranmakta; geçici dalgalanmalar fesih için yeterli görülmemektedir.
3.3. İşçiye Uyarı ve Savunma Hakkı Tanınması
İş Kanunu m.19 uyarınca, işçinin davranışı veya yeterliliğinden kaynaklanan sebeplerle fesih yapılmadan önce savunmasının alınması zorunludur. Savunma alınmaksızın yapılan fesihler şekil yönünden geçersiz kabul edilebilir.
Ayrıca performans düşüklüğü iddiası bulunan işçiye yazılı uyarı yapılması ve eksikliklerin açıkça bildirilmesi gerekir. İşçi hangi konuda yetersiz görüldüğünü ve hangi hedefleri karşılamadığını bilmelidir.
3.4. Eğitim ve İyileştirme Fırsatı Verilmesi
Performans düşüklüğü çoğu zaman bilgi, uyum veya organizasyon eksikliğinden kaynaklanabilir. Bu nedenle işveren, feshe başvurmadan önce işçiye gerekli eğitim, rehberlik ve uyum sürecini sağlamalıdır.
Yargıtay kararlarında, işçiye makul bir süre tanınmadan ve iyileştirme imkânı verilmeden yapılan fesihlerin geçerli sayılamayacağı vurgulanmaktadır. İşveren, performansın düzeltilmesi için samimi bir çaba göstermelidir.
3.5. Feshin Son Çare (Ultima Ratio) İlkesi
İş hukukunda fesih, başvurulabilecek en son tedbir olmalıdır. “Ultima ratio” olarak adlandırılan bu ilke gereği, işveren daha hafif önlemlerle sorunu çözme imkânı varken doğrudan feshe başvuramaz.
Örneğin;
- Görev değişikliği
- Pozisyon uyarlaması
- Ek eğitim verilmesi
- Performans iyileştirme planı uygulanması
gibi alternatifler değerlendirilmeden yapılan fesihler geçerli kabul edilmeyebilir.
Nitekim somut olayın özelliklerine göre bu unsurlardan bir veya birkaçının bulunmaması, performans düşüklüğüne dayalı feshin geçersiz sayılmasına ve işçinin işe iadesine karar verilmesine yol açabilir.
4. Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
Performans düşüklüğü nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde, işçinin sahip olduğu hakları kullanabilmesi belirli sürelerle sınırlandırılmıştır. Bu sürelerin kaçırılması, dava hakkının hak arama imkanının tamamen ortadan kalkmasına veya alacakların zamanaşımına uğramasına yol açabilir. Bu nedenle fesih sonrası sürelere dikkat edilmesi büyük önem taşır.
İşe İade Talebine İlişkin Süreler
4857 sayılı İş Kanunu m.20 uyarınca, iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk başvurusu işe iade davası bakımından dava şartıdır.
Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde işe iade davası açılması gerekir.
Bu süreler hak düşürücü süre niteliğindedir. Süresi içinde başvuru yapılmazsa işe iade talep etme hakkı tamamen ortadan kalkar. Mahkeme bu süreyi tarafların ileri sürmesine gerek olmaksızın re’sen dikkate alır.
İşçilik Alacaklarında Zamanaşımı
Performans düşüklüğü gerekçesiyle yapılan fesih geçerli sayılmış olsa dahi, işçi kural olarak:
- Kıdem tazminatı
- İhbar tazminatı
- Fazla mesai ücreti
- Yıllık izin ücreti
- Hafta tatili ve genel tatil ücretleri
gibi alacaklarını talep edebilir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca işçilik alacaklarında zamanaşımı süresi kural olarak 5 yıldır. Zamanaşımı süresi alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Kıdem ve ihbar tazminatında zamanaşımı, fesih tarihinden itibaren başlar. Ücrete bağlı alacaklarda ise her bir alacak kalemi bakımından zamanaşımı başlangıcı ayrı ayrı değerlendirilir.
5. Performans Gerekçesiyle Fesihte İşçinin Hakları
Performans düşüklüğü nedeniyle yapılan fesihler kural olarak geçerli fesih kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle, fesih haklı nedenle değil geçerli nedenle yapılmışsa işçinin bazı temel işçilik hakları korunmaya devam eder.
Ancak fesih geçersiz sayılırsa, işçinin hakları daha geniş kapsamda korunu; işçinin işe iade talep etme hakkı ve işçilik alacaklarına ilişkin talepleri eksiksiz olarak devam eder.
Performans düşüklüğü, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı bir davranışını içermediği sürece haklı fesih oluşturmaz. Bu nedenle en az 1 yıl kıdemi bulunan işçi, performans gerekçesiyle işten çıkarıldığında kıdem tazminatına hak kazanır.
Kıdem tazminatı, işçinin son brüt ücreti esas alınarak ve her tam yıl için 30 günlük ücret üzerinden hesaplanır.
Geçerli nedenle fesihte işveren, bildirim sürelerine uymak zorundadır. İşveren ihbar süresine uymadan derhal fesih yapmışsa işçi ihbar tazminatı talep edebilir.
Ancak işveren ihbar sürelerine uyarak veya ihbar tazminatını peşin ödeyerek fesih gerçekleştirmişse ayrıca bir ihbar alacağı doğmaz.
İşyerinde en az 30 işçi çalışıyor ve işçinin en az 6 aylık kıdemi bulunuyorsa, performans düşüklüğü gerekçesiyle yapılan fesih yargı denetimine tabidir.
İşçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurarak, anlaşma sağlanamazsa işe iade davası açabilir. Mahkeme, performans kriterlerinin objektif olmadığı, savunma alınmadığı veya fesihte son çare ilkesine uyulmadığı kanaatine varırsa feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verebilir.
İşe iade davasının kazanılması halinde, işçi süresi içinde işverene başvurur ve işveren işçiyi işe başlatmazsa Mahkeme tarafından;
- En çok 4 aya kadar boşta geçen süre ücreti,
- En az 4, en fazla 8 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı
ödenmesine karar verilebilir. Boşta geçen süre ücreti, işe iade kararının hukuki sonucu olup, işçi işe başlatılmasa dahi en fazla 4 aylık süreyle sınırlıdır.
6. Performans Nedeniyle Feshe Karşı Dava Süreci
Performans düşüklüğü gerekçesiyle yapılan fesihler, şekil ve esas yönünden yargı denetimine tabidir. İşçi, feshin geçersiz olduğunu düşünüyorsa işe iade davası açabilir veya işçilik alacaklarını talep edebilir. Ancak bu sürecin doğru ve süresinde yürütülmesi zorunludur; aksi halde hak kayıpları ve hak düşürücü süreler nedeniyle işçinin talepleri olumsuz etkilenebilir.
6.1. Dava Şartı Arabuluculuk
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu gereğince işe iade ve işçilik alacaklarına ilişkin davalarda arabulucuya başvuru dava şartıdır.
- Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulmalıdır.
- Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde dava açılmalıdır.
Bu süreler hak düşürücü niteliktedir. Süresi içinde başvuru yapılmaması halinde işe iade talep etme hakkı tamamen ortadan kalkar.
Arabuluculuk aşamasında tarafların performans değerlendirme belgeleri, savunma yazıları ve fesih bildirimi dikkatle incelenmelidir. Bu aşama çoğu zaman dava stratejisinin belirlendiği kritik süreçtir.
6.2. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Performans nedeniyle feshe karşı açılacak işe iade davalarında görevli mahkeme İş Mahkemesidir.
Yetkili mahkeme ise; davalının yerleşim yeri mahkemesi veya İşin yapıldığı yer mahkemesidir.
Yetki kamu düzenine ilişkin olmadığından ilk itiraz süresinde ileri sürülmelidir.
6.3. İşe İade Davasının Şartları ve Süresi
İşe iade davası açılabilmesi için:
- İş sözleşmesinin belirsiz süreli olması,
- İşyerinde en az 30 işçi çalışıyor olması,
- İşçinin en az 6 aylık kıdeme sahip olması gerekir.
Fesih bildiriminin yazılı yapılması ve fesih sebebinin açık ve kesin bir şekilde belirtilmesi zorunludur. Performans düşüklüğü soyut ifadelerle belirtilmişse veya gerekçe sonradan genişletilmeye çalışılmışsa, bu durum feshi geçersiz hale getirebilir.
Mahkeme, feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığını hem usul hem esas yönünden inceler.
6.4. Deliller ve İspat Stratejisi
Performans düşüklüğüne dayalı fesihlerde ispat yükü işverene aittir. İşveren, fesih sebebini somut ve objektif delillerle ortaya koymak zorundadır.
Mahkemeler özellikle şu hususları inceler:
- Performans kriterleri önceden belirlenmiş mi?
- Bu kriterler işçiye bildirilmiş mi?
- Ölçüm sonuçları objektif mi?
- İşçiye yazılı uyarı yapılmış mı?
- Savunması alınmış mı?
- İyileştirme fırsatı tanınmış mı?
- Fesih son çare olarak mı uygulanmış?
Salt tanık beyanları genellikle yeterli görülmez. Yazılı performans raporları, KPI sonuçları, hedef tabloları, yazılı uyarılar ve savunma metinleri belirleyici rol oynar.
İşçi açısından ise savunma stratejisi genellikle şu temellere dayanır:
- Performans kriterlerinin subjektif olduğu,
- Eşit uygulanmadığı,
- Gerçek fesih nedeninin farklı olduğu (örneğin sendikal neden, mobbing, ayrımcılık),
- İyileştirme süreci işletilmediği,
- Savunma alınmadığı.
Mahkeme, özellikle “feshin son çare olması” ilkesine büyük önem verir. Alternatif önlemler değerlendirilmeden doğrudan feshe gidilmişse, fesih geçersiz sayılabilir.
Sonuç olarak performans nedeniyle fesih dosyaları teknik ve delil yoğun dosyalardır. Usul kurallarına uyulmaması veya objektif kriterlerin bulunmaması halinde işveren aleyhine işe iade kararı verilmesi mümkündür. Bu nedenle hem işçi hem işveren açısından sürecin hukuki çerçevede dikkatle yönetilmesi gerekir.
7. Performans Feshi ile Disiplin Feshi Arasındaki Fark
Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, performans düşüklüğüne dayalı fesih ile disiplin (davranış) fesihlerinin birbirine karıştırılmasıdır. Oysa bu iki fesih türü hukuki nitelik, ispat yükü ve sonuçları bakımından önemli farklılıklar içerir.
Davranışsal Nedenler
Disiplin feshi, işçinin iradi ve kusurlu davranışlarına dayanır. İşyerinde kurallara aykırı hareket edilmesi, devamsızlık, işverene veya iş arkadaşlarına yönelik güven sarsıcı davranışlar, iş görme borcunun bilinçli ihlali gibi haller davranışsal nedenler kapsamında değerlendirilir.
Bu tür fesihlerde çoğu zaman 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II gündeme gelir ve şartları oluşmuşsa işveren haklı nedenle derhal fesih yapabilir. Haklı fesih halinde işçi kural olarak kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz.
Yetersizlik Nedenleri
Performans feshi ise çoğunlukla işçinin kusurlu davranışından değil, iş görme kapasitesinin beklenen seviyede olmamasından kaynaklanır. İşçinin iyi niyetli olmasına rağmen hedefleri tutturamaması, üretim standardına ulaşamaması veya iş organizasyonuna uyum sağlayamaması yetersizlik kapsamında değerlendirilir.
Bu nedenle performans düşüklüğü, istisnai durumlar dışında haklı fesih değil, geçerli fesih nedeni sayılır. Geçerli fesihte işçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanır ve şartları varsa işe iade davası açabilir.
Kusur Unsuru
İki fesih türü arasındaki en temel ayrım, kusur unsurudur.
- Disiplin feshi → Kusura dayanır.
- Performans feshi → Genellikle kusura değil, yetersizliğe dayanır.
Eğer performans düşüklüğü, bilinçli bir iş görmeme, işi savsaklama veya talimatlara uymama şeklinde ortaya çıkıyorsa, bu durum artık yetersizlik değil davranışsal ihlal olarak değerlendirilebilir.
Mahkemeler, fesih türünü belirlerken işçinin iradi davranışı olup olmadığını, kasıt veya ağır ihmal bulunup bulunmadığını ve olayın iş ilişkisini çekilmez hale getirip getirmediğini dikkate almaktadır.
Sonuç olarak performans feshi ile disiplin feshi arasındaki doğru ayrım, işçinin tazminat hakları ve işe iade imkânı bakımından belirleyicidir. Fesih gerekçesinin hukuki niteliği somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.


İyi günler bizim için hayati bir konuda değerli görüşlerinize çok ihtiyacımız var.
Eşim ……. Belediyesine sürekli işçi olarak epey zor bir süreç olan ; 6000 bin kişi içinde ilk kura daha sonra 650 kişinin içinden mülâkat ondan sonra da mülakatı geçen 350 kişinin içinden tekrar Asil 120 kişiden biri olarak atandı.
“Valilik Görüşü ” bahane edilerek işe başlayışı yapılmadı. Yürütmeyi durdurma davası açtık ve kazandık. İşe başlayışı yapıldı ama bu sefer de Performans Düşüklüğü bahane edilerek 59. gününde dün iş akdi feshedildi.
Bu süreçten sonra ne yapabiliriz?
Tekrar dava açarsak kazanma hakkımız var mı?
Değerli görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim.